1,721,012 research outputs found
Sıçanlarda safra kolesterol sekresyonunu kontrol eden ABCG5 ve ABCG8 genlerinin diosgenin ve taurodehidrokolik asit ile uyarılması
Bu çalısmanın amacı; hepatosit kanalikuler membranında safra kolesterol sekresyonunu sagladıkları gösterilen ABCG5 ve ABCG8 genlerini diosgenin ve TDHC ile uyararak, bu genlere ait mRNA düzeylerindeki degisimleri ortaya koymaktır. Diosgenin ve TDHC’in safra ve kolesterol metabolizmaları üzerindeki etkilerini anlamak için total kolesterol, HDL-kolesterol, trigliserid, total bilirubin, ALP ve GGT miktarları serum, karaciger ve safrada ölçüldü. Bir bitki sterolü olan diosgenin, safra kolesterolünde artışa neden olurken, hidrofilik bir safra asit analogu olan TDHC ise, safradaki lipid ve lizozomal materyallerde artısa neden olur. Kontrol, diosgenin, TDHC ve diosgenin ile TDHC’nin birlikte verildigi grup olmak üzere toplam 4 grup olusturuldu. Genlere ait mRNA düzeyleri Real-Time PCR ile biyokimyasal teshis parametreleri ise, ticari kitler ile otoanalizörde yapıldı. Diosgenin verilen sıçanlarda; karaciger ABCG5 geni (p_0,01), serum kolesterol (p_0,003), trigliserid (p_0,010), HDL-kolesterol (p_0,003) ve GGT (p_0,003) düzeyleri ile safra kolesterol (p_0,003), karaciger homojenizatında trigliserid (p_0,011) ve GGT (p_0,001) düzeylerine ait ortalamalar, kontrol sıçanlarıyla karşılaştırıldıklarında istatistiksel olarak yüksek bulunmustur. Yine aynı sıçanlara ait serum trigliserid (p_0,008) ve HDL-kolesterol (p_0,008) düzeylerinin ortalamaları, diosgenin ile TDHC’nin birlikte verildigi sıçanlarla karsılastırıldıgında, istatistiksel olarak yüksek iken safra total bilirubin (p_0,032) düzeylerinin ortalaması ise, istatistiksel olarak düşük bulunmustur.TDHC verilen sıçanlarda; karaciger ABCG5 geni (p_0,01), serum ALP (p_0,001) ve GGT (p_0,038) düzeylerinin ortalamaları, kontrol sıçanlarıyla karsılastırıldıklarında istatistiksel olarak yüksek bulunmustur. Buna karsılık aynı sıçanlarda, karaciger ABCG8 geni (p_0,015) ve serum trigliserid (p_0,014) düzeylerinin ortalamaları, yine kontrol sıçanlarla karsılastırıldıgında istatistiksel olarak düşük bulunmustur. Serum HDL-kolesterol (p_0,004) ve ALP (p_0,009), safra ALP (p_0,008) ve karaciger homojenizatlarındaki ALP (p_0,026) düzeylerinin ortalamaları ise diosgenin ile TDHC’nin birlikte verildigi sıçanlarla karsılastırıldıklarında istatistiksel olarak yüksek bulunmustur. Buna karsılık aynı sıçanlarda serum kolesterol (p_0,009), total bilirubin (p_0,003), trigliserid (p_0,030) ile safra kolesterol (p_0,008) ve karaciğer homojenizatlarındaki GGT (p_0,001) düzeylerinin ortalamaları, diosgenin ile TDHC’nin birlikte verildigi sıçanlarla karsılastırıldıklarında istatistiksel olarak düsük bulunmustur.Sonuç olarak; diosgenin ve TDHC’nin ABCG5 genini uyarmaları, istatistiksel olarak anlamlı önemli bulunurken, TDHC ise ABCG8 geninde inhibisyona neden olmustur. Dolayısıyla bu genlerin uyarılmaları, diosgenin ve TDHC ile düzenlenerek safra kolesterol sekresyonu kontrol altına alınabilir.SummaryThe aim of study is to induce ABCG5 and ABCG8 which are the genes, obtain biliary cholesterol secretion in hepatocyte canalicular membrane, by diosgenin and TDHC. The levels of total cholesterol, HDL-cholesterol, triglyceride, total bilirubin, ALP and GGT were determined in sera, livers and biles samples in order to indicate the effects of diosgenin and TDHC on bile and cholesterol metabolisms. Diosgenin, a plant sterol, leading an increase in biliary cholesterol and TDHC, a bile acid analogue, make an increase in lipid and lizozomal materials into bile. Four groups were formed and separated as control, diosgenin, TDHC and lastly the group, recived, diosgenin and TDHC in combination. The mRNA levels, belon to genes, were determined by Real- Time PCR, on the other hand, the biochemical diagnosis parameters were processed inautoanalyser via commercial kits.In diosgenin group (rats), the means of the level concerning ABCG5 gene of liver (p_0,01), serum cholesterol (p_0,003), triglyceride (p_0,010), HDL-cholesterol (p_0,003), GGT (p_0,003) and biliary cholesterol (p_0,003) and triglyceride (p_0,011) and GGT (p_0,001) in liver homogenisate were significantly higher than those in control group. However, in the same diosgenin group, the means of the levels, belonging to serum triglyceride (p_0,08) and HDL-cholesterol (p_0,08) were significantly higher and biliary total cholesterol (p_0,032) was significantly lower compared to the group that was received diosgenin and TDHC in combination.In TDHC group (rats), the means of the levels concerning ABCG5 gene of liver (p_0,01), serum ALP (p_0,001) and GGT (p_0,038) were significantly higher than those in control group. On the other hand, in the same TDHC group, the means of the levels, belonging to ABCG8 gene of liver (p_0,015) and serum triglyceride (p_0,014) were significantly lower compared to control group. However, the means of the leves concerning serum HDL-cholesterol (p_0,004) and ALP (p_0,009), biliary ALP (p_0,008) and ALP in liver homogenisate (p_0,026) were significantly higher than those in the group, received diosgenin and TDHC in combination. In the same TDHC group, the means of the levels, belonging to serum cholesterol (p_0,009), total bilirubin (p_0,003), triglyceride (p_0,030) and biliary cholesterol (p_0,008) and GGT (p_0,001) in liver homogenisate were significantly lower than those in the group, received diosgenin and TDHC in combination.Eventually, the induction of ABCG5 gene by diosgenin and TDHC was found statistically significant but TDHC led to an inhibition in ABCG8 gene. Therefore, biliary cholesterol secretion might be controlled by inducing these genes via diosgenin and TDHC
HepG2 hücrelerinde selenyum ve vitamin C'nin apoptozis üzerine etkileri
Kanser araştırmalarında yapılan çalışmalar apoptozisin kanser gelişiminde ve tedaviye cevapta önemli rol oynadığını ortaya koymaktadır. Uygulanan tedavi yönteminin apoptozisi başlatma mekanizması uyarana göre farklılık göstermektedir. Ancak bu mekanizmalar tam olarak aydınlatılmamıştır. Güçlü bir antioksidan olan Vit C ve antioksidan sistemde önemli bir yer tutan Se'un HepG2 hücrelerinde apoptozis üzerine etkilerinin incelenmesinin amaçlandığı bu çalışmada, hücre canlılık testi, sitokrom c, kaspaz 1, kaspaz 3 ve kaspaz 9 enzim aktivite analizleri yapılmıştır. Hücre canlılığında kontrol grubu hücrelerine göre azalmanın olduğu 31,3 mM Vit C, 234 µM L-Selenometiyonin, 100 µM SeO2 ve 1 µM Na2SeO3 yoğunluğu sitokrom c ve kaspaz enzim aktivite analizleri için uygulanacak doz olarak belirlenmiştir. Bunun yanında kontrol hücrelerine göre hücre çoğalmasında belirgin artışın gözlendiği 0,313 mM ve 3,13 mM Vit C yoğunlukları da sitokrom c, kaspaz 1, 3 ve 9 enzim analizler için uygulanacak dozlara dahil edilmiştir. HepG2 hücrelerinin 24 saat inkübasyonu sonucunda 31,3 mM Vitamin C, 234 µM L-selenomethionin, 100 µM SeO2 ve 1 µM Na2SeO3 dozlarında hücre canlılığında belirgin bir azalma görülmüştür (sırasıyla, %16, %12, %32 ve %26). Farklı dozlarda Vitamin C ve farklı formlarda Se uygulanan HepG2 hücrelerinde Kaspaz 1, 3 ve 9 enzim aktivitelerinde istatistik olarak önemli bir artış gözlenmemiştir. Ancak 0,313 mM and 31,3 mM Vit C (%53 ve %57) and 100 µM SeO2 (%63) uygulanan HepG2 hücrelerinde kaspaz 3 enzim aktivitesinde istatistik olarak önemli azalma meydana gelmiştir. Hücrelerde mitokondri iç ve dış zarları arasında lokalize olan sitokrom c, apoptotik uyarı ile sitoplazmaya salınmaktadır. 0,313 mM, 3,13 mM, 31,3 mM konsantrasyonlardaVitamin C, 234 µM L-selenomethionin, 100 µM SeO2 and 1 µM Na2SeO uygulanan HepG2 hücrelerinin sitoplazmik ve mitokondriyal sitokrom c düzeylerinde istatistik anlamda bir değişim gözlemlenmemiştir. Sonuç olarak, farklı dozlarda vitamin c ve farklı formlarda Selenyum uygulanan HepG2 hücrelerinde şekillenen hücre ölümü kaspaz bağımsız olarak şekillenmektedir. Meydana gelen hücre ölümünün mitokondriden bazı apoptotik proteinlerin sitoplazmaya salınımı ile şekillenen diğer hücre ölümleri ile ilişkilendirilmiştir. AbstractStudies in cancer research show that apoptosis plays a major role in both tumor formation and treatment response. The mechanisms for triggering apoptosis upon therapy may differ for individual stimuli and are only partially understood. In this study proliferation assay, cytochrome c, caspases 1, 3, and 9 enzyme activity analyses were performed to investigate the effects of Vitamin C and Selenium on apoptosis in HepG2 cells. Cell proliferation assay was evaluated by spectrophotometric measurement of formazan dye produced by viable cells. Caspases 1, 3, and 9 calorimetric assays were performed adding labeled substrate and cytochrome c determined by Western blotting. According to the results of cell proliferation assay, 31,3 mM Vitamin C, 234 µM L-selenomethionine, 100 µM SeO2 and 1 µM Na2SeO3 concentration which reduced the cell viability significantly. 3,13 mM and 0,313 mM Vitamin C concentrations which show significant increase of cell viability were determined as applied dose for measuring the caspases 1, 3 and 9 enzyme activity and cytochrome c analyses. There were significant loses of HepG2 cells viability, measured by Quick cell proliferation assay, 24 h after treatment with 31,3 mM Vitamin C, 234 µM L-selenomethionine, 100 µM SeO2 and 1 µM Na2SeO3 (16%, 12%, 32% and 26% respectively). There were no significant increase in caspases 1, 3 and 9 activity in vitamin c and Se treated HepG2 cells. However the caspases 3 activity decreased in HepG2 cells treated with 0,313mM and 31,3 mM Vit C (53% and 57% ) and 100 µM SeO2 (63%) significantly. Cytochrome c located between inner and outer membrane of mitocondria and releases from mitochondria to cytosol with apoptotic stimuli. No statistic changes was observed in cytoplasmic and mitochondrial cytocrome c levels in HepG2 cells treated with 0,313 mM, 3,13 mM, 31,3 mM Vitamin C, 234 µM L-selenomethionine, 100 µM SeO2 and 1 µM Na2SeO3 for 24 h. In conclusion, our results suggest that vitamin C and Selenium can induce caspases- independented cell death in HepG2 cells. It may be releated to release of some apopitotic protein from mitochondria to cytosol. The aim of the study is to investigate the effects of different doses of Vit C and Selenium on apoptosis in HepG2 cells
HepG2 hücrelerinde selenyum ve vitamin C'nin apoptozis üzerine etkileri
Kanser araştırmalarında yapılan çalışmalar apoptozisin kanser gelişiminde ve tedaviye cevaptaönemli rol oynadığını ortaya koymaktadır. Uygulanan tedavi yönteminin apoptozisi başlatmamekanizması uyarana göre farklılık göstermektedir. Ancak bu mekanizmalar tam olarakaydınlatılmamıştır.Güçlü bir antioksidan olan Vit C ve antioksidan sistemde önemli bir yer tutan Se’unHepG2 hücrelerinde apoptozis üzerine etkilerinin incelenmesinin amaçlandığı bu çalışmada,hücre canlılık testi, sitokrom c, kaspaz 1, kaspaz 3 ve kaspaz 9 enzim aktivite analizleriyapılmıştır. Hücre Çoğalama Testinde canlı hücreler tarafından oluşturulan formazanspektrofotometrik olarak ölçülmesiyle değerlendirildi. Kaspaz 1, 3 ve 9 analizleti işaretlenmişsubstrat ile kolorimetrik olarak ölçülmüş, sitokrom c düzeyleri Western Blot analizi ilebelirlenmiştir.Hücre canlılığında kontrol grubu hücrelerine göre azalmanın olduğu 31,3 mM Vit C,234 μM L-selenometiyonin, 100 μM SeO2 ve 1 μM Na2SeO3 yoğunluğu sitokrom c ve kaspazenzim aktivite analizleri için uygulanacak doz olarak belirlenmiştir. Bunun yanında kontrolhücrelerine göre hücre çoğalmasında belirgin artışın gözlendiği 0,313 mM ve 3,13 mM Vit Cyoğunlukları da sitokrom c, kaspaz 1, 3 ve 9 enzim analizler için uygulanacak dozlara dahiledilmiştir.HepG2 hücrelerinin 24 saat inkübasyonu sonucunda 31,3 mM Vitamin C, 234 μM Lselenomethionin,100 μM SeO2 ve 1 μM Na2SeO3 dozlarında hücre canlılığında belirgin birazalma görülmüştür (sırasıyla, %16, %12, %32 ve %26).Farklı dozlarda Vitamin C ve farklı formlarda Se uygulanan HepG2 hücrelerinde Kaspaz1, 3 ve 9 enzim aktivitelerinde istatistik olarak önemli bir artış gözlenmemiştir. Ancak 0,313mM and 31,3 mM Vit C (%53 ve %57) and 100 μM SeO2 (%63) uygulanan HepG2hücrelerinde kaspaz 3 enzim aktivitesinde istatistik olarak önemli azalma meydana gelmiştir.Hücrelerde mitokondri iç ve dış zarları arasında lokalize olan sitokrom c, apoptotik uyarıile sitoplazmaya salınmaktadır. 0,313 mM, 3,13 mM, 31,3 mM konsantrasyonlardaVitamin C,234 μM L-selenometiyonin, 100 μM SeO2 and 1 μM Na2SeO3 uygulanan HepG2 hücrelerininsitoplazmik ve mitokondriyal sitokrom c düzeylerinde istatistik anlamda bir değişimgözlemlenmemiştir.Sonuç olarak, farklı dozlarda Vitamin C ve farklı formlarda Selenyum uygulananHepG2 hücrelerinde şekillenen hücre ölümü kaspaz bağımsız olarak şekillenmektedir.Meydana gelen hücre ölümünün mitokondriden bazı apoptotik proteinlerin sitoplazmayasalınımı ile şekillenen diğer hücre ölümleri ile ilişkilendirilmiştir.Abstract Studies in cancer research show that apoptosis plays a major role in both tumor formation andtreatment response. The mechanisms for triggering apoptosis upon therapy may differ forindividual stimuli and are only partially understood.In this study proliferation assay, cytochrome c, caspases 1, 3, and 9 enzyme activityanalyses were performed to investigate the effects of Vitamin C and Selenium on apoptosis inHepG2 cells. Cell proliferation assay was evaluated by spectrophotometric measurement offormazan dye produced by viable cells. Caspases 1, 3, and 9 calorimetric assays wereperformed adding labeled substrate and cytochrome c determined by Western blotting.According to the results of cell proliferation assay, 31,3 mM Vitamin C, 234 μM Lselenomethionine,100 μM SeO2 and 1 μM Na2SeO3 concentration which reduced the cellviability significantly. 3,13 mM and 0,313 mM Vitamin C concentrations which showsignificant increase of cell viability were determined as applied dose for measuring thecaspases 1, 3 and 9 enzyme activity and cytochrome c analyses.There were significant loses of HepG2 cells viability, measured by Quick cellproliferation assay, 24 h after treatment with 31,3 mM Vitamin C, 234 μM Lselenomethionine,100 μM SeO2 and 1 μM Na2SeO3 (16%, 12%, 32% and 26% respectively).There were no significant increase in caspases 1, 3 and 9 activity in Vitamin C and Setreated HepG2 cells. However the caspases 3 activity decreased in HepG2 cells treated with0,313mM and 31,3 mM Vit C (53% and 57% ) and 100 μM SeO2 (63%) significantly.Cytochrome c located between inner and outer membrane of mitocondria and releasesfrom mitochondria to cytosol with apoptotic stimuli. No statistic changes was observed incytoplasmic and mitochondrial cytocrome c levels in HepG2 cells treated with 0,313 mM,3,13 mM, 31,3 mM Vitamin C, 234 μM L-selenomethionine, 100 μM SeO2 and 1 μMNa2SeO3 for 24 h.In conclusion, our results suggest that Vitamin C and Selenium can induce caspasesindependentedcell death in HepG2 cells. It may be releated to release of some apopitoticprotein from mitochondria to cytosol
Paraquat ile oluşturulmuş oksidatif stresin HepG2 hücrelerinde apoptozis üzerine etkisinin araştırılması
Apoptozisin spesifik olarak kanser hücrelerinde indüklenebilmesi, apoptoziste meydana gelen biyokimyasal değişikliklerin ortaya konulduğu zamandan beri ilgi odağı olmuştur. Uygun zamanda gerçekleşmeyen apoptozis çok sayıda hastalığın etiyolojisinde yer almaktadır. Kaspaz aktivasyonunun kontrolü, apoptoziste kilit rol oynamaktadır. Çünkü kaspazlar apoptoziste meydana gelen biyokimyasal değişikliklerde birincil öneme sahiptir. Kanser gibi yetersiz apoptozisin meydana geldiği hastalıklarda ya da sendromlarda kaspaz aktivasyonunun sağlanabilmesi tedavi için gerekli bir adımdır.Paraquat (PQ), bipyridyl yapısında, herbisit olarak kullanılan, toksik etkileri insanlarda ve hayvanlarda iyi tanımlanmış bir kimyasaldır. Paraquat uygulaması sonrası gözlenen hücresel hasar P450 redüktaza bağımlı olarak reaktif oksijen türlerinin oluşması sonucu meydana gelir. Oksidatif stres sırasında meydana gelen membran lipidlerinin peroksidasyonu, apoptozisin başlatılmasında potansiyel bir hedeftir.Bu çalışmanın amacı, paraquat ile oluşturulmuş oksidatif stresin HepG2 hücre hattında kaspaz bağımlı apoptozis üzerine etkilerini incelemek, sitokrom c düzeylerindeki değişimi ve DNA kırıklarının oluşumunu ortaya koymaktır.MTT hücre canlılık testi, farklı PQ yoğunluklarında ve zaman periodlarında uygulandı. HepG2 hücreleri için 24 saat inkubasyon süresinde PQ'ın IC50 10mM olarak belirlendi. Lipid peroksidasyonunun belirteci olarak malondialdehit düzeyleri TBA testi ile analiz edildi. Kaspaz 3 ve kaspaz 9 düzeyleri, paraquat inkubasyonunun 6., 12. ve 24. saatlerinde kolorimetrik olarak tesbit edildi. Aynı zaman aralıklarında sitokrom c düzeyleri ELISA ile belirlendi. DNA laddering testi, DNA fragmentasyonunu gösterebilmek amacıyla gerçekleştirildi.Sonuç olarak, inkubasyonun 6. ve 12. saatlerinde kaspaz 3 değerleri kontrol ve deneme grupları arasında istatistiksel olarak fark önemli bulunmazken, 24. saatte fark önemli bulundu. Diğer taraftan kaspaz 9 düzeyinde inkubasyonun 12. ve 24. saatlerinde kontrol ve deneme grupları arasında istatistik olarak önemli fark bulundu. Bütün gruplarda ve inkubasyon sürelerinde sitokrom c düzeyleri arasında fark bulunamadı. Ayrıca DNA fragmantasyon analizi sonucunda, kontrol ve deneme gruplarında DNA kırıkları belirlenemedi.HepG2 hücre hattında paraquat ile oluşturulan oksidatif stres sonucunda kaspaz aktivasyonu gözlenmekle birlikte DNA laddering ve sitokrom c salınımı belirlenememiştir. AbstractThe capacity to specifically induce apoptosis in cancer cells by manipulating components of the apoptotic pathway has been a goal since this pathway was first described. Inappropriate apoptosis clearly underlies the etiology of several human diseases. The control of caspases, as a key and central component of the biochemical pathway that mediates apoptotic cell death, is an attractive first step in modulating this process. Caspase activation for the treatment of disorders as cancer where insufficient apoptosis occurs.Paraquat (PQ), a bipyridyl herbicide, toxic effects of which have been well described in both humans and animals. The mechanisms of cellular damage after PQ involve the P-450 reductase-dependent formation of reactive oxygen species which have been implicated in the final common pathway that triggers apoptosis; peroxidation of membrane lipids during oxidative stress represents one potential target for signaling apoptosisThe goal of the current study was to evaluate paraquat induced oxidative stress on caspase dependent apoptosis, cytochom c levels and DNA laddering pattern in hepatocellular carcinoma cell line.MTT cell viability and proliferation assay were performed different PQ concentrations and time periods. 24h 10mM paraquat treatment was settled as IC50 for HepG2 cell line. Malondialdehyde, a marker of lipid peroxidation was estimated with TBA method. Caspase 3-9 were analyzed at 6., 12. and 24.h as apoptosis indicator with colorimetric assay. Cytochrom c levels also estimated same time periods. DNA laddering assay performed to evaluate DNA frangemtation during apoptosis.The results indicated that there was no statistically significant after 6.h and 12.h but significant increase in 24.h for caspase 3. On the other hand statistically significant increase has been found 12. and 24.h for caspase 9 compare to control group. In all groups and time periods cytocrom c leves has been found at the same level. DNA fragmentation pattern hasn?t been found in control and experiment groups
Sıçanlarda safra kolesterol sekresyonunu kontrol eden ABCG5 ve ABCG8 genlerinin diosgenin ve taurodehidrokolik asit ile uyarılması
Sıçanlarda safra kolesterol sekresyonunu kontrol eden ABCG5 ve ABCG8 genlerinin diosgenin ve taurodehidrokolik asit ile uyarılması Bu çalışmanın amacı; hepatosit kanalikuler membranında safra kolesterol sekresyonunu sağladıkları gösterilen ABCG5 ve ABCG8 genlerini diosgenin ve TDHC ile uyararak, bu genlere ait mRNA düzeylerindeki değişimleri ortaya koymaktır. Diosgenin ve TDHC'in safra ve kolesterol metabolizmaları üzerindeki etkilerini anlamak için total kolesterol, HDL-kolesterol, trigliserid, total bilirubin, ALP ve GGT miktarları serum, karaciğer ve safrada ölçüldü. Bir bitki sterolü olan diosgenin, safra kolesterolünde artışa neden olurken, hidrofilik bir safra asit analoğu olan TDHC ise, safradaki lipid ve lizozomal materyallerde artışa neden olur. Kontrol, diosgenin, TDHC ve diosgenin ile TDHC'nin birlikte verildiği grup olmak üzere toplam 4 grup oluşturuldu. Genlere ait mRNA düzeyleri Real-Time PCR ile biyokimyasal teşhis parametreleri ise, ticari kitler ile otoanalizörde yapıldı. Diosgenin verilen sıçanlarda; karaciğer ABCG5 geni (pâ ¤0,01), serum kolesterol (pâ ¤0,003), trigliserid (pâ ¤0,010), HDL-kolesterol (pâ ¤0,003) ve GGT (pâ ¤0,003) düzeyleri ile safra kolesterol (pâ ¤0,003), karaciğer homojenizatında trigliserid (pâ ¤0,011) ve GGT (pâ ¤0,001) düzeylerine ait ortalamalar, kontrol sıçanlarıyla karşılaştırıldıklarında istatistiksel olarak yüksek bulunmuştur. Yine aynı sıçanlara ait serum trigliserid (pâ ¤0,008) ve HDL-kolesterol (pâ ¤0,008) düzeylerinin ortalamaları, diosgenin ile TDHC'nin birlikte verildiği sıçanlarla karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak yüksek iken safra total bilirubin (pâ ¤0,032) düzeylerinin ortalaması ise, istatistiksel olarak düşük bulunmuştur. TDHC verilen sıçanlarda; karaciğer ABCG5 geni (pâ ¤0,01), serum ALP (pâ ¤0,001) ve GGT (pâ ¤0,038) düzeylerinin ortalamaları, kontrol sıçanlarıyla karşılaştırıldıklarında istatistiksel olarak yüksek bulunmuştur. Buna karşılık aynı sıçanlarda, karaciğer ABCG8 geni (pâ ¤0,015) ve serum trigliserid (pâ ¤0,014) düzeylerinin ortalamaları, yine kontrol sıçanlarla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak düşük bulunmuştur. Serum HDL-kolesterol (pâ ¤0,004) ve ALP (pâ ¤0,009), safra ALP (pâ ¤0,008) ve karaciğer homojenizatlarındaki ALP (pâ ¤0,026) düzeylerinin ortalamaları ise diosgenin ile TDHC'nin birlikte verildiği sıçanlarla karşılaştırıldıklarında istatistiksel olarak yüksek bulunmuştur. Buna karşılık aynı sıçanlarda serum kolesterol (pâ ¤0,009), total bilirubin (pâ ¤0,003), trigliserid (pâ ¤0,030) ile safra kolesterol (pâ ¤0,008) ve karaciğer homojenizatlarındaki GGT (pâ ¤0,001) düzeylerinin ortalamaları, diosgenin ile TDHC'nin birlikte verildiği sıçanlarla karşılaştırıldıklarında istatistiksel olarak düşük bulunmuştur. Sonuç olarak; diosgenin ve TDHC'nin ABCG5 genini uyarmaları, istatistiksel olarak anlamlı önemli bulunurken, TDHC ise ABCG8 geninde inhibisyona neden olmuştur. Dolayısıyla bu genlerin uyarılmaları, diosgenin ve TDHC ile düzenlenerek safra kolesterol sekresyonu kontrol altına alınabilir.AbstractThe expression of ABCG5 and ABCG8 genes that control bile cholesterol secretion by diosgenin and taurodehyrocholic acid in rats. The aim of study is to induce ABCG5 and ABCG8 which are the genes, obtain biliary cholesterol secretion in hepatocyte canalicular membrane, by diosgenin and TDHC. The levels of total cholesterol, HDL-cholesterol, triglyceride, total bilirubin, ALP and GGT were determined in sera, livers and biles samples in order to indicate the effects of diosgenin and TDHC on bile and cholesterol metabolisms. Diosgenin, a plant sterol, leading an increase in biliary cholesterol and TDHC, a bile acid analogue, make an increase in lipid and lizozomal materials into bile. Four groups were formed and separated as control, diosgenin, TDHC and lastly the group, recived, diosgenin and TDHC in combination. The mRNA levels, belon to genes, were determined by Real- Time PCR, on the other hand, the biochemical diagnosis parameters were processed in autoanalyser via commercial kits. In diosgenin group (rats), the means of the level concerning ABCG5 gene of liver (pâ ¤0,01), serum cholesterol (pâ ¤0,003), triglyceride (pâ ¤0,010), HDL-cholesterol (pâ ¤0,003), GGT (pâ ¤0,003) and biliary cholesterol (pâ ¤0,003) and triglyceride (pâ ¤0,011) and GGT (pâ ¤0,001) in liver homogenisate were significantly higher than those in control group. However, in the same diosgenin group, the means of the levels, belonging to serum triglyceride (pâ ¤0,08) and HDL-cholesterol (pâ ¤0,08) were significantly higher and biliary total cholesterol (pâ ¤0,032) was significantly lower compared to the group that was received diosgenin and TDHC in combination. In TDHC group (rats), the means of the levels concerning ABCG5 gene of liver (pâ ¤0,01), serum ALP (pâ ¤0,001) and GGT (pâ ¤0,038) were significantly higher than those in control group. On the other hand, in the same TDHC group, the means of the levels, belonging to ABCG8 gene of liver (pâ ¤0,015) and serum triglyceride (pâ ¤0,014) were significantly lower compared to control group. However, the means of the leves concerning serum HDL-cholesterol (pâ ¤0,004) and ALP (pâ ¤0,009), biliary ALP (pâ ¤0,008) and ALP in liver homogenisate (pâ ¤0,026) were significantly higher than those in the group, received diosgenin and TDHC in combination. In the same TDHC group, the means of the levels, belonging to serum cholesterol (pâ ¤0,009), total bilirubin (pâ ¤0,003), triglyceride (pâ ¤0,030) and biliary cholesterol (pâ ¤0,008) and GGT (pâ ¤0,001) in liver homogenisate were significantly lower than those in the group, received diosgenin and TDHC in combination. Eventually, the induction of ABCG5 gene by diosgenin and TDHC was found statistically significant but TDHC led to an inhibition in ABCG8 gene. Therefore, biliary cholesterol secretion might be controlled by inducing these genes via diosgenin and TDHC
Steptozotosin ile deneysel olarak diabet oluşturulan ratlarda koenzim Q10'un bazı kan parametrelerine etkileri
Diabet bir metabolizma hastalıgıdır. Diabetlilerde pankreas çok az insülin üretir veya hiç üretmez ya da üretilen insüline hücreden yanıt gelmez. Kanda glukoz artar. Koenzim Q10 oksidatif fosforilasyonda elektron tasıyıcı görevi olan vitamin benzeri bir maddedir. Koenzim Q10'un redükte formu, hidrokinon ( ubiqinol denir) potansiyel lipofilik bir antioksidandır. Diabette olusan oksidatif strese karsı koenzim Q10'un antioksidan etkisinin izlendigi bu çalısmada serum lipid profili ve plazma MDA düzeylerindeki degisime bakılması amaçlanmıstır. Diabette etkilenen organlardan biri olan böbregin fonksiyonlarının degerlendirilmesi amacıyla serum üre ve kreatinin degerleri incelenmistir. Kan seker düzeyindeki degisimlerle diyabet tanısı ortaya konularak, serum insulin miktarlarına da bakılmıstır. Bu çalısmada 31 rat kullanılmıstır ve ratlar 4 gruba ayrılmıstır. Kontrol grubu, 7 ratdan olusmustur ve 3 haftalık deneme boyunca standart yemle beslenmistir. Q10 grubu da yine 7 ratdan olusmustur ve deneme boyunca standart yemle beslemenin yanında 10mg/ml sıvı yag konsantrasyonundaki CoQ10 her gün sonda ile dogrudan midelerine verilmistir. Diabet grubundaki hayvanlara diabet olusturmak için streptozotosin 65mg/kg canlı agırlık hesabı tek doz enjeksiyonu intraperitonal verilmistir. Diabet + Q10 grubunda, CoQ10 ile birlikte hayvanlara diabet olusturmak için streptozotosin 65mg/kg canlı agırlık hesabı tek doz enjeksiyonu ile intraperitonal verilmistir. Çalısmada tüm gruplarda kanda glukoz, insülin, kolesterol, trigliserit, HDL-C,LDL-C, üre, kreatinin ve malondialdehit seviyelerine bakılmıstır. Ratların lipid profilinde ise, kolestrol, trigiliserid, HDL-C ve LDL-C düzeylerine bakılmıstır. Kontrol grubu kolestrol, trigiliserid, HDL-C ve LDL-C düzeyleri sırasıyla 43 ± 2.2; 40 ± 7.2; 36 ± 2.4 ve 20 ± 2.2 mg/dl olarak bulunmustur. Q10 grubunun sırasıyla 48 ± 2.6; 39 ± 9.5; 31 ± 1.1 ve 16 ± 2.9 mg/dl; Q10+diabet grubunun 55 ± 4.5; 54 ± 29.5; 29 ± 2.1 ve 16 ± 1.2 mg/dl; diabetli grubun ise 49 ± 4.1; 26 ± 5.1; 24 ± 1.9 ve 16 ± 3.8 mg/dl olarak bulunmustur. Serum HDL-C düzeyleri diabetli diger gruplara göre daha düsük bulunmustur (p< 0.05). Kontrol, Q10, Q10+diabet ve diabetli ratlara ait plazma MDA sonuçları sırasıyla 8.8 ± 0.5 nmol/ml; 8.4 ± 0.5 nmol/ml; 7.9 ± 1.1 nmol/ml ve 8.0 ± 0.9 nmol/ml olarak ölçülmüstür. MDA düzeyleri arasında bir farklılık bulunmamıstır. Açlık kan sekerleri çalısma sonunda (21.gün) Kontrol 97 ± 2.2, Q10 101 ± 2.9, Q10+Diabet grubu 492 ± 20.5, diabet grubunda ise 538 ± 12.7 mg/dl olarak bulunmustur ve istatistik önem tasımaktadır. (p<0.001). Sonuç olarak, streptozotosin uygulamasından sonra diabet olusan ratlarda deneme boyunca polifaji, polidipsi, poliüri ve stabil hiperglisemi gözlenmistir. Analiz edilen parametrelerden serum üre düzeyleri diabet ve Q10+diabet gruplarında canlı agırlık kayıplarıyla uyumlu olarak artıs gözlenmistir. Q10 verilen grupta diabetli gruba göre canlık agırlıktaki düsme ve HDL kolesteroldeki düsme daha azdır. Q10'un diabette serum insülin ve glukoz düzeyleri üzerine bir etkisi yoktur.AbstractDiabetes is a disorder of metabolism. In people with diabetes, however, the pancreas either produces little or no insulin, or the cells do not respond appropriately to the insulin that is produced. Glucose builds up in the blood, overflows into the urine, and passes out of the body in the urine. Thus, the body loses its main source of fuel even though the blood contains large amounts of glucose. Coenzyme Q (CoQ) is a vitamin-like substances with an essential function as an electroncarrier in oxidative phosphorylation process. CoQ10 in its reduced form as the hydroquinone (called ubiquinol) is a potent lipophilic antioxidant. The aim of the study was to test the hypothesis that Q10 can lower blood glucose concentrations and/or diminish insulin requirements in patients with Type 1 DM and in addition to investigate whether Q10 has any impact on lipid profile, and/or the wellbeing of the diabetic patients. Kidney is one of the organs effected from diabetes oto determine the function of the kidneys, serum urea and creatinine levels were investigated. Rats divided into 4 groups, control group consists 7 rats. All rats were fed with standart rodent feed throughout the study. Q10 group consists of 7 rats. Besides standart feed this group were fed with Q10 in the concentration of 10 ng/ml oil through gavage. In diabetes group 65 mg/kg STZ administered by intraperitoneal injection. In diabetes+Q10 group, besides daily Q10 a single dose of 65 mg/kg STZ administrate intraperitoneally. In all groups levels of glucose, insulune, cholesterol, triglyceride, HDL-C, LDL-C, urea, creatinine and MDA were analysed. Lipid profile of rats, cholestrol, trigilyseride, HDL-C and LDL-C levels were analysed. Control group is cholestrol, trygilyserid, HDL-C and LDL-C levels were 43 ± 2.2; 40 ± 7.2; 36 ± 2.4 and 20 ± 2.2 mg/dl. Q10 group?s were 48 ± 2.6; 39 ± 9.5; 31 ± 1.1 and 16 ± 2.9 mg/dl; Q10+diabetes group?s were 55 ± 4.5; 54 ± 29.5; 29 ± 2.1 and 16 ± 1.2 mg/dl; diabetes group?s were 49 ± 4.1; 26 ± 5.1; 24 ± 1.9 and 16 ± 3.8 mg/dl. The diabetic groups HDL-C levels were lower than other groups. The MDA levels of Control, Q10, Q10+diabetes and diabetes group were 8.8 ± 0.5 nmol/ml; 8.4 ± 0.5 nmol/ml; 7.9 ± 1.1 nmol/ml and 8.0 ± 0.9 nmol/ml. There is no differences between groups of MDA levels. The end of the study (21.day) blood glucose levels were control group 97 ± 2.2, Q10 group 101 ± 2.9, Q10+Diabetes gruop 492 ± 20.5, diabetes group 538 ± 12.7 (p<0.001). As conclusion, after administration of STZ in diabetic rats throught the study the clinical signs of poliphagia, polydypsia, polyuria and stable hyperglycemia were observed. In diabet and diabet+Q10 groups the parameters of urea levels elevated in correlation with loss of body weights. In Q10 groups loss of body weigths and increases of HDL cholestrol is less than other groups. And there is no effect of serum insuline and glukoz concentration of diabetes
The effects of rutin flavonoid on toxicity and antitumor activity of 5-florourasil and oxaliplatin in CACO 2 cells
Rutin is a strong antioxidant molecule and it has advantageous over other flavonoids since it is a nontoxic and nonoxidizable molecule. The concept of dual therapy of anti-cancer drugs with natural compounds has become a very promising approach in new strategy to treatment. The aim of this study was to evaluate the antiproliferative, apoptotic and anti-inflammatory effects of rutin flavonoids and its efficacy in enhancing the anticancer effects of 5-FU (5-fluorouracil) and oxaliplatin against colon cancer cells. Caco-2 human colon adenocarcinoma cells were used. Caco-2 human colon cancer cells were treated with rutin and/or anticancer drugs (5-FU and oxaliplatin). Cell viability, apoptosis and inflammation parameters were examined. The antiproliferative effects of rutin in Caco-2 cells were detected by MTT assay. Apoptotic and inflammation markers were determined using specific enzyme-linked immunosorbent assay kits. Caspase-8 and caspase-9 were analyzed by colorimetric activity assay kit. DNA fragmentation was analyzed by agarose gel electrophoresis. The exposure of Caco-2 human colon cancer cells to rutin, 5-FU and oxaliplatin resulted growth inhibition in a dose- and time-dependent manner. Cell viability assay shows that rutin inhibiting growth of Caco-2 cells at high concentrations (over 1000 µM). Combination with rutin markedly enhanced 5-FU and oxaliplatin growth inhibiting effects on Caco-2 cells. Results suggested that rutin had significant anticancer abilities; such rutin were capable of causing multifold decreases in the half maximal inhibitory concentration IC50 value of 5-FU and oxaliplatin. This flavonoid increased the levels of proteins associated with apoptotic cell death (cleaved caspase 3 and cleaved PARP) alone and combination. The activities of caspase 8 and caspase 9 were stimulated by the combination treatment of rutin and oxaliplatin then alone. Rutin suppresses inflammation by inhibiting NfKB and COX-2 activities. DNA fragmentation was observed only on combination treatment. Combined treatment with rutin and anticancer drugs (5-FU and/or oxaliplatin) is more effective than the individual treatments of drugs at inhibiting growth of Caco-2 cells. The use of lower 5-FU and oxaliplatin doses, with similar effects, could be also useful to reduce possible adverse effects of these drugs.Rutin, diğer flavonoidlere göre oksitlenmemesi ve toksik olmaması ile avantajlara sahip kuvvetli bir antioksidan moleküldür. Doğal bileşiklerin anti-kanser ilaçlarla tedavide ikili kullanımı, yeni tedavi stratejisinde umut verici bir yaklaşım haline gelmiştir. Bu çalışmada rutinin kolon kanser hücrelerinde anti-proliferatif, apoptotik ve anti-enflamatuar etkilerinin ve antikanser ilaçlardan 5-FU ve oksaliplatinin etkilerini artırmadaki etkinliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Caco-2 human kolon adenokarsinom hücreleri kullanılmıştır. Rutin ve/veya anti-kanser ilaçlar (5-FU ve oksaliplatin) ile muamele edilen Caco-2 hücrelerinde hücre canlılığı, apoptozis ve inflamasyon belirteçlerine bakılmıştır. Rutinin Caco-2 hücrelerinde anti-proliferatif etkisi MTT analizi ile belirlenmiştir. Apoptotik ve inflamasyon belirteçleri spesifik ELISA kitleri ile tespit edilmiştir. Kaspaz-8 ve kaspaz-9 düzeyleri kolorimetrik kitlerle analiz edilmiştir. DNA fragmantasyonu ise agar jel elektroforez ile gösterilmiştir. Rutin, 5-FU ve oksaliplatine maruz kalan Caco-2 insan kolon kanser hücrelerinde doza ve zamana bağlı büyümede inhibisyon gözlenmiştir. Hücre canlılığı testi, rutinin yüksek konsantrasyonlarda (1.000 μM üstünde) Caco-2 hücrelerinin büyümesini inhibe ettiğini göstermiştir. 5-FU ve oksaliplatinin Caco-2 hücreleri üzerinde büyümeyi inhibe edici etkileri, rutin ile kombinasyonlarında belirgin olarak artmıştır. Sonuçlar rutinin önemli antikanser etkilerinin olduğunu ve 5-FU ve oksaliplatinin IC50 değerlerinde düşmeye sebep olduğunu göstermiştir. Bu flavonoid tek başına ve kombinasyonları ile apoptotik hücre ölümü proteinlerin seviyelerini (cleaved kaspaz-3 ve cleaved PARP) artırmıştır. Kaspaz-8 ve kaspaz-9 aktiviteleri rutin ve oksaliplatin kombinasyonlarında tek başlarına göre uyarıldığı görülmüştür. Rutin NFkB ve COX-2 aktiviteleri inhibe ederek enflamasyonu inhibe etmiştir. DNA fragmantasyonu sadece kombine uygulamalarda görülmüştür. Rutinin anti-kanser ilaçlar (5-FU ve / veya oksaliplatin) ile kombine uygulanması, Caco-2 hücrelerinin büyümesinin inhibisyonunda, ilaçların ayrı ayrı uygulamalarına göre daha etkilidir. 5-FU ve oksaliplatinin rutin ile düşük dozlarda kullanımı, benzer etkilere sahip olarak, bu ilaçların olası yan etkilerini azaltmak için önerilebilir
Effect of trail and rutin on cell viability in prostate cancer cells
Rutin bir glikozid flavonoiddir , antioksidan ve antiinflamatuvar özellikleriyle bilinmektedir. Apoptozla ilişkili tümör nekroz faktör indükleyici ligand (TRAIL) tümör hücrelerinde apoptozu uyarır ve normal hücreler üzerinde önemli bir toksik etkisi yoktur. TRAIL umut vadeden antikanserojen bir ajan olmasına rağmen TRAIL direnci, etkin bir kanser tedavisi için büyük bir engel oluşturmaktadır. Bu çalışma, prostat kanser hücrelerinde rutin ve TRAIL'in kombine kullanımının yararını incelemek için yapılmıştır. Deneylerde , PC-3 ve DU-145 prostat kanser hücrelerine rutin (1-1000uM) ve/veya TRAIL (20ng/ml) uygulanmış, hücre canlılığı ve göçü incelenmiştir. Hücre canlılığı trypan blue sayımı ve MTT hücre canlılık testi ile belirlenmiştir. Hücre göçü wound healing testiyle belirlenmiştir. Ayrıca besi yerinin laktat dehidrogenaz (LDH) seviyeleri hücre canlılığının biyokimyasal markerları olarak belirlenmiştir. Prostat kanser hücrelerine 24 ve 48 saatlik inkübasyonda rutin uygulanmış ve 24 saatlik inkübasyon için PC-3 ve DU-145 prostat kanser hücrelerinin IC50 dozu 750 µM konsantrasyon üzerinde görülmüştür. Rutin+TRAIL ile yapılan uygulamada PC-3 hücreleri DU-145 hücrelerinden daha duyarlıdır. Rutin ve rutin+TRAIL doza bağlı şekilde prostat kanser hücrelerinin büyümesini inhibe etmiştir. TRAIL' le yapılan uygulamada PC-3 ve DU-145 prostat kanser hücrelerinin büyümesinde inhibe edici etki yoktur. Rutin ve TRAIL kombinasyonu PC-3 ve DU-145 prostat kanser hücreleri üzerinde sinerjistik antitumor etkiyi ortaya çıkarmıştır. Kontrol ve TRAIL gruplarına göre LDH aktivitelerinin rutin ve rutin+TRAIL uygulama gruplarında önemli bir artışı vardır. Mevcut veri, rutinin prostat kanser hücrelerinde TRAIL'in etkisini etkili biçimde artırdığını göstermektedir. Rutin ve rutin+TRAIL'in kombine kullanımı prostat kanser hücrelerinin büyümesinin inhibe edilmesinde TRAIL'ın tek başına uygulanmasından daha etkili olmuştur. Fakat, bulgularımızı desteklemek için moleküler düzeyde ek çalışmalar gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Antitümör aktivite, DU-145 ve PC-3 hücre hattı, Prostat kanser, Rutin, TRAIL.Rutin is a glycosided flavonoid and known to have antioxidant and anti-inflammatory properties. Tumor necrosis factor related apoptosis inducing ligand (TRAIL) induces the apoptosis of tumor cells and has no significant toxic effect on normal cells. Although TRAIL is a promising anticancer agent, TRAIL resistance is a major barrier to effective cancer therapy. This study was conducted to examine the utility of the combined use of rutin and TRAIL in prostate cancer cells. PC-3 and DU145 prostate cancer cells were treated with rutin (1-1000uM) and/or TRAIL (20 ng/ml), cell viability and migration were examined.Cell viability was determined by trypan blue exclusion and MTT assay. Cell migration was determined by wound healing assay. Furthermore, lactate dehydrogenases (LDH) levels of medium were determined as biochemical markers of cell viability. Prostate cancer cells were treated with rutin for 24 and 48 h incubation and IC50 doses for 24 h incubation were determined 750µM. Treatment with rutin+TRAIL, PC-3 cells is more sensitive than DU145 cells. Rutin and rutin plus TRAIL inhibit prostate cancer cell growth in a dose-dependent manner. Treatment with TRAIL has no effect at inhibiting growth of PC-3 and DU145 prostate cancer cells. The combination of rutin and TRAIL elicit a synergistic antitumor effect on PC-3 and DU145 prostate cancer cells. There is a significant increased in rutin and rutin+TRAIL treatments group of LDH activities with respect to control and TRAIL group. Present data show that rutin efficiently enhanced TRAIL effects in prostate cancer cells. Combined treatment with rutin and TRAIL is more effective than the individual treatments of TRAIL at inhibiting growth of prostate cancer cells. Howeves, further studies at molecular level are required to suppert our findings. Key words: Antitumor activity, DU-145 ve PC-3 cell line, Prostate cancer, Rutin, TRAIL
Subklinik mastitisli ineklerde süt ve serum protein elektroforezi ve haptoglobin düzeyleri
Proje -- Kırıkale Üniversitesi02/09-01-0187042
- …
