588 research outputs found
The mediation role of customer trust and customer satisfaction in the relationship between medical tourists' experiential quality perceptions and intent to recommend
Bu araştırmanın amacı, medikal turistlerin deneyimleme kalite algısı ile tavsiye etme niyeti arasındaki ilişkide müşteri güveni ve müşteri memnuniyetinin aracılık rolü olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın teorik kısmında literatür taramasına dayalı olarak medikal turizm konusu ayrıntılı bir şekilde ele alınmış olup araştırmanın ampirik kısmını oluşturan deneyimleme kalite algısı, müşteri güveni, müşteri memnuniyeti ve tavsiye etme niyeti değişkenleri detaylandırılmıştır. Literatürden elde edilen bilgiler doğrultusunda hipotezler geliştirilmiş ve bu temelde araştırma modeli oluşturulmuştur. Çalışmada kavramları ölçmek amacıyla daha önceden geliştirilmiş ve literatür tarafından desteklenen "Deneyimleme Kalitesi Ölçeği", "Müşteri Güven Ölçeği", "Müşteri Memnuniyet Ölçeği" ve "Tavsiye Etme Niyet Ölçeği" kullanılmıştır. Örnekleme yöntemi olarak yargısal örnekleme tercih edilmiş olup anket veri toplama aracı ile İstanbul havalimanında dönüş yolunda olan 450 uluslararası medikal turistten elde edilen veriler analiz edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, normallik testi, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi gibi analizlerin yanı sıra aracılık etkisini test etmek amacıyla PROCESS makrosu yazılımı kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, deneyimleme kalitesi ile tavsiye etme davranışı arasındaki ilişkide müşteri güveni ve müşteri memnuniyetinin aracı rolünün olduğu tespit edilmiştir.The purpose of this study is to reveal whether customer trust and customer satisfaction have a mediating role in the relationship between medical tourists' perception of experiential quality and intention to recommend. In the theoretical part of the study, the subject of medical tourism was discussed in detail based on the literature review, and the variables of experiential quality perception, customer trust, customer satisfaction and intention to recommend which constitute the empirical part of the study are detailed. Hypotheses were developed in line with the information obtained from the literature and a research model was created on this basis. "Experiential Quality Scale", "Customer Confidence Scale", "Customer Satisfaction Scale" and "Recommend Intention Scale" which were previously developed to measure the concepts and supported by the literature, were used in the study. Judicial sampling was preferred as the sampling method, and the data obtained from 450 international medical tourists who were on their way back from Istanbul airport were analyzed with the survey data collection tool. In the analysis of the data, analyzes such as descriptive statistics, normality test, explanatory and confirmatory factor analysis were used. PROCESS macro software was used to test the mediation effect. According to the results of the analysis, it has been determined that customer trust and customer satisfaction have an intermediary role in the relationship between experiential quality and recommend intention
EXAMINATION OF EVALUATION SCORES OF SCIENCE TEACHER CANDIDATES IN RELATION TO NEW GENERATION QUESTIONS AS PER DETERMINED VARIABLES
Bu araştırmanın amacı fen bilimleri öğretmen adaylarının final ödev puanlarının lisansta almış oldukları temel fen dersleri, alan eğitimi dersleri başarı düzeylerine ve okuyucu profiline göre değişimini ortaya koymaktır. Araştırmada fen bilimleri öğretmenliği son sınıfında okuyan 45 öğretmen adayının final ödevine ait dokümanlar incelenmiş ve araştırmacı tarafından geliştirilen Derecelendirilmiş Puanlama Tablosu(DPT) ile puanlanmıştır. Elde edilen puanlar üzerinden araştırmanın amacına yönelik uygun istatistiksel (ilişkisiz t testi, tek faktörlü varyans analizi ve betimsel) analizler yapılmıştır. Ayrıca katılımcıların konuya ilişkin görüşlerinin daha kapsamlı belirlenebilmesi için 9 gönüllü katılımcı ile de görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre DPT’den elde edilen puanlar, temel fen dersleri başarı değişkenine göre istatistiksel açıdan anlamlı bir fark göstermez iken; alan eğitimi dersleri başarı değişkenine göre anlamlı bir fark göstermektedir. Bu fark alan eğitimi başarı düzeyi yüksek olanların lehine gerçekleşmiştir. Yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlara göre ise bu tür yeni nesil fen sorularının formatıyla ilgili olarak katılımcılar bunları farklı (değişik), karışık ve çoklu bilişsel beceri gerektiren bir yapıda olduğunu dile getirmişlerdir. Bununla birlikte soruları kafa karıştırıcı (karışık) olarak betimleyen katılımcıların okur profilinin zayıf okuyucu olduğu gözlenmiştir. Yeni nesil fen soruları cevaplanırken en sık dile getirilen zorluklar; uygulama pratiğinin az olması, sorularda ki olay/olgu örneği ile onun temelinde olan bilimsel kavram/ açıklamaların yeterince ilişkilendirilememesi, lisanstaki bazı ders içeriklerinin soru içerikleri ile olan uyumsuzluğu şeklinde sıralanabilir
The Determination Of The Nervous Level That Nursing Experience And The Factors That Cause Them To Be Nervous During Clinical Practices
Çalışma, hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama sırasında yaşadıkları kaygı düzeyleri ve kaygı yaşamasına neden olan faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışmanın evrenini, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Semra ve Vefa Küçük Sağlık Yüksekokulunda öğrenim gören 416 hemşirelik öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmamızda örneklem seçimine gidilmeyip 362 kişiye ulaşılmıştır. Veriler, anket formu ve Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma öncesinde, etik kurul onayı, kurum izni ve öğrencilerden yazılı onam alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ki-kare testi, t-testi, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testinden yararlanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğrencilerin %93.9'unun klinik uygulamalar sırasında kaygı yaşadığı, durumluk (40.8±6.0) ve sürekli kaygı (46.7±6.5) düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin yaş, sınıf, cinsiyet, kaygı yaşama durumu ile durumluk kaygı puan ortalaması arasında ve cinsiyet, aile tipi ile sürekli kaygı puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlılık olduğu saptanmıştır (p<0.05). Öğrencilerin klinik uygulamalar sırasında kaygı yaşamasına neden olan etmenlerin; %65.5'inin klinik uygulamadan kalma korkusunun kendinden kaynaklı, %44.2'sinin verilen ödevlerin öğretim elemanlarından kaynaklı ve %60.8'inin hata yapma korkusunun klinik uygulama alanlarından kaynaklı olduğu belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre kaygıya neden olan etmenlere yönelik öneriler getirilmiştir.The study was conducted as a descriptive study in order to determine the anxiety levels of nursing students and the factors causing anxiety. The population of the study consisted of 416 nursing students studying at Nevşehir Hacı Bektaş Veli University Semra and Vefa Minor Health School. In our study, 362 people were reached without sample selection. Data were collected by using questionnaire and State and Trait Anxiety Inventory. Prior to the study, ethics committee approval, institution permit and written consent were obtained from the students. In the evaluation of the data, number, percentage, mean, standard deviation, chi-square test, t-test, Kruskal Wallis and Mann Whitney U test were used. Significance level p<0.05 was accepted. According to the findings of the study, 93.9% of the students experienced anxiety during clinical practice, while the state (40.8±6.0) and trait anxiety (46.7±6.5) were found to be moderate. It was found that there was a statistically significant difference between age, class, gender, anxiety, and state anxiety scores and between gender, family type and trait anxiety scores (p<0.05). Factors causing students to experience anxiety during clinical practice; It was determined that the fear of internship (%65.5) was due to the lecturers (%44.2) and the fear of making mistakes due to clinical applications (%60.8). According to the results obtained from the study, suggestions for the factors causing anxiety were introduced.ra doldurulacaktı
The incidence of hemorrhoids in pregnancy, affecting factors and the effect on quality
Bu araştırma gebelikte hemoroid görülme sıklığı, etki eden faktörler ve yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evreni Nisan 2020 - Eylül 2020 tarihleri arasında Kayseri Şehir Hastanesi Kadın Doğum Polikliniğine muayene olmak amacıyla başvuran 15-49 yaş arası gebe kadınlar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi evreni belli olmayan örneklem genişliği formülüne göre araştırmaya alınacak örneklem sayısı 278 gebe kadın olarak belirlenmiştir. Araştırmaya dahil edilme ölçütlerine uyan 436 gebe ile çalışma tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, "Tanımlayıcı Bilgi Formu", "Hemoroid Belirleme Formu", "SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Hemoroid varlığı hekim tarafından hemoroid tanısı konulması ile belirlenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistiksel yöntemler olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, bağımsız nitel verilerin karşılaştırmasında ki kare t testi ve bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p <0.05 olarak alınmıştır. Araştırmaya başlamadan önce etik ve kurum izni alınmıştır. Araştırmaya katılan gebe kadınların yaş ortalaması 27.19±5.84'tür. Gebelerin %56.9'u ilköğretim mezunu, %33.3'ü sık kabızlık problemi yaşamakta ve daha önceden doğum yapan gebelerin %69.6'sına bir önceki gebeliğinde epizyotomi işlemi yapılmıştır. Çalışmamıza katılan gebelerin %14.9 unda açık kırmızı renkte kanama olduğu, %35.6 sında defakasyon sırasında ağrı olduğu, %31.2'sinde makat bölgesinde meme tarzında ele gelen şişlik olduğu, %28.9'unda makat bölgesinde kaşıntı olduğu tespit edilmiş. Araştırmaya katılan gebelerin %18.1'ine gebelik sürecinde doktor tarafından hemoroid tanısı konulduğu tespit edilmiştir. Gebelerde öğrenim düzeyi, kabızlık, epizyotomi ve defekasyon alışkanlığı ile hemoroid varlığı arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p <0.05). SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalamaları; fiziksel fonksiyon 54.54±25.01, fiziksel rol güçlüğü 26.89±36.83, ağrı 64.62±22.83, genel sağlık 55.74±15.06, canlılık 37.52±17.60, sosyal fonksiyon 67.88±27.30, emosyonel rol güçlüğü 38.60±42.34, ruhsal sağlık 55.17±13.72 olarak bulunmuştur. Hemoroidi olan gebelerin, olmayanlara göre SF 36 yaşam kalitesi ölçeğinin ağrı ve canlılık alt boyutlarından aldıkları puan ortalamalarının daha düşük olduğu ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (p <0.05). Antenatal bakım veren sağlık personelleri gebelikte görülen rahatsızlıklardan hemoroid bulgu ve semptomlarını ayrıntılı olarak sorgulamalı, gerekli eğitim ve bakımları sağlayarak gebelerin yaşam kalitelerini yükseltmeleri, gebelik sürecinde kabızlığın önlenmesine ve tedavisine yönelik ve vajinal doğumlarda epizyotomiyi azaltmaya yönelik girişimlerde bulunulması önerilmektedir.This research is investigated as a descriptor to determine frequency of haemorrhoids during pregnancy and the effect on quality of life. Pregnant women between the ages of 15-49 who consulted to get examined to Obstetrics Clinic of Kayseri City Hospital between April 2020 and September 2020 formed the population of the research. Abide by unspecified sample size, the sample number to be included in the study was determined and the study was completed with 436 expectant who met the inclusion criteria. Research data is accumulated by using "Defining Information Form", "Determining Haemorrhoid Form", "SF-36 Life Quality Scale" . Who are diagnosed as haemorrhoid by doctor, was accepted as "Have Haemorrhoid". In data evaluating, defining statically methods, in unattached qualitative data comparing, chi square t test and unpaired t test was used. Level of significance enshrined as p<0.05. Before starting research, ethical and institution approval was taken. The average age of the pregnants participating in research is 27.19±5.84 . 56.9% of pregnants are primary school graduates, 33.3% of them experience constipation problem and 69.6% of the pregnants who previously gave birth, episiotomy was performed. It is detected that 14.9% of pregnants who participated in our study had light red bleeding, 35.6% had ache during defecation, 31.2% had palpable swelling like udder in breech area, 28.9% had itching in breech area. It was determined that %18.1 of the pregnant participated in the research were diagnosed as haemorrhoid by the doctor during pregnancy. Statistically significant difference found between education level, constipation, defecation familiarization and presence of haemorrhoids and episiotomy in pregnant (p<0.05). The average score of SF36 Life Quality Scale was found ; 54.54±25.1 physical function, 26.89±36.83 physical role difficulty, 64.62±22.83 tortion, 55.74±15.06 general health, 37.52±17.60 liveliness, 67.88±27.30 social function, 38.60±42.34 emotional role difficulty, 55.17±13.72 emotional health. It was found that pregnant who have haemorrhoid have lower average scores from the SF 36 life quality scale's ache and exhilaration lower dimensions than whose do not, and there is a statistically significant difference between them (p<0.05). It is recommended that health personnel providing antenatal care should query in detail the signs and symptoms of haemorrhoid, one of diseases seen in pregnant, improve pregnant's life quality by providing required practice and nursing, attempts should be made to prevent costiveness during pregnancy and to treat and to reduce episiotomy in vaginal delivery
Position of Minstrel Bayrami Yaşar Polat in the tradition of minstrelsy
Âşıklık geleneğinin Anadolu sahasındaki başlangıcı 15. yüzyıla kadar gitmekle birlikte, bu gelenek, kendisini besleyen ozan baksı geleneğinin dönüşümüyle oluştuğu ve onun bir devamı sayılabileceği düşünülmüştür. Bu yüzyıldan günümüze kadar âşıklık geleneği, âşık adı verilen sanatçılar tarafından temsil edilmiş, kültürel etmenlerin farklılaşmasıyla özü aynı kalmak üzere değişerek günümüze ulaşmıştır. Bu çalışmada âşıklık geleneğinin bir temsilcisi olarak düşünülen Âşık Bayramî Yaşar Polat?ın hayatı, sanatı ve şiirleri hakkında bilgi verilip âşıklık geleneği içindeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, Âşık Bayramî Yaşar Polat?ın gelenek içinde gücü, temsil yeteneği, sanat ve icra özelliklerinin tespiti ve değerlendirilmesinin yanında icra ettiği şiirlerinin kaydedilerek kaybolmasının engellenmesidir. Bu bağlamda hazırlanan bu çalışmanın inceleme kısmı beş bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde konu, amaç, araştırmanın niteliği ve gerekçesi, kuramsal çerçevesi ve yöntemi hakkında bilgi verilmiş; âşıklık geleneğinin oluşumu ve tarihi seyri aktarılmış ve âşıklık geleneği üzerine yapılan çalışmalar değişik yönleriyle tartışılmıştır. Çalışmanın inceleme bölümlerinde Âşık Bayramî Yaşar Polat?ın doğumundan itibaren hayatı ile ilgili kimlik ve aile bilgilerine yer verilmiş, âşıklığını hazırlayan etmenler ve âşıklık geleneği içindeki yeri hakkında bilgi verilmiştir. Ardından aşığın şiirlerinin şekil yapısı üzerinde durularak, dil, üslup ve anlatım özellikleri açıklanmış, kelime kadrosu ve muhteva özellikleri incelenmiştir. Sonuç bölümünde Âşık Bayramî Yaşar Polat?ın şiirleri üzerine yapılan incelemelerden yola çıkarak onun gelenek içindeki yeri ve geleneğe katkıları tespit edilmiş, âşıklık geleneğinin günümüzdeki değişim ve dönüşümleri hakkında söz konusu âşıktan hareketle değerlendirmelere gidilmiştir. Ekler bölümünde ise âşığa ait birkaç fotoğrafa ve âşıklığı boyunca kazandığı ödüllerin fotoğraflarına yer verilmiştir. Derleme sonucu yazıya geçirilen şiirler hece ölçülerine ve ilk dörtlüğünün son dizesindeki son harfe göre bir tasnife tâbi tutup alfabetik sıraya uygun olarak şiirler bölümünde toplu halde verilmiştir.The beginning of minstrelsy tradition reaches up to 15. Century and this tradition is thought to be as a continuation of ``poet and baskı?? tradition. Up to now minstrelsy which is performed by artists called minstrel, has been changed with the effects of changing cultural elements. In this research, it is stated to specify the position of Minstrel Bayramı Yaşar Polat in the tradition and as a representative of this tradition some information about his life, art and poems are provided. Beside the protection of his poetry by recording, the aim of this research is to define and analyze the power of Minstrel Bayrami in the tradition, his art, and ability of representation. In this context, research has five major parts. In the introduction part, information about subject, aim, characteristics of the research, theoretical frame and method is given then formation of this tradition and its historical background is provided. Also some researches based upon minstrelsy tradition are discussed. In the analyzing part some information about Minstrel Bayrami Polat?s life starting with his birth and his family background, factors that pushes him to be an minstrel. After that we analyzed the word list, content and his language while analyzing physical structure of his poets. In conclusion part, with reference to Minstrel Bayrami Polat and his position in minstrelsy tradition, this paper provides some analysis about the changes and formations in the tradition. At the attachments section there are some pictures of minstrel and his awards. The compiled poems are given in total and alphabetically classified in accordance with syllabic meter and the last letter in the fourth row
The effects of organizational mindfulness and perceived organizational politics on behavioral indicators of attachment in hospitality businesses
Günümüzde küresel pazarlarda işe devamsızlık ve işten ayrılma niyeti göstergeleri, konaklama işletmelerinde performansın en önemli boyutlarından biri olarak kabul görmektedir. Konaklama işletmelerinde konuda görgül araştırmalar olmasına karşın örgütsel farkındalık ve algılanan örgütsel politika ile ilişkili olarak işgörenlerin işe devamsızlığı ve işten ayrılma niyetleri üzerine yeterli sayıda araştırmaya rastlanmamaktadır. Bu çalışma alandaki bulgu eksikliğini gidermek için algılanan örgütsel politika aracı değişken olduğunda örgütsel farkındalığın çalışanların işe devamsızlıklarını ve işten ayrılma niyetlerini nasıl ve ne yönde etkilediğini ortaya koymaya odaklanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, örgütsel farkındalığın ve algılanan örgütsel politikanın davranışsal bağlanma göstergeleri olan işe devamsızlık ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkilerini ortaya koymak ve örgütsel farkındalık ile bu iki gösterge arasındaki ilişkide algılanan örgütsel politikanın aracı rolü oynayıp oynamadığını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini, Nevşehir ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmeleri çalışanları oluşturmaktadır (n=377). Araştırmada veriler, Vogus tarafından (2011) geliştirilen örgütsel farkındalık ölçeği, Kacmar ve Ferris'in (1991) geliştirdiği algılanan örgütsel politika ölçeği, Paget, Lang ve Shultz (1998) tarafından tasarlanan işe devamsızlık ölçeğinin yanı sıra Polat ve Meydan'ın (2010) Türkçe'ye uyarladığı işten ayrılma niyeti ölçeğini kapsayan bir anket formuyla toplanmıştır. Araştırmanın model ve hipotezlerini test etmek maksadıyla bu veriler, Doğrulayıcı Faktör Analizi, Yapısal Eşitlik Modellemesi ve Hayes'in Process Makrosu vasıtasıyla analize tabi tutulmuştur. Araştırma bulgularına göre; örgütsel farkındalığın hem işe devamsızlık hem de işten ayrılma niyeti üzerinde negatif etkiye sahip olduğu, fakat algılanan örgütsel politikanın hem işe devamsızlık hem de işten ayrılma niyeti üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte örgütsel farkındalığın algılanan örgütsel politika üzerinde negatif etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Diğer yandan bulgular, algılanan örgütsel politikanın gerek örgütsel farkındalık ile işe devamsızlık arasındaki ilişkide gerekse örgütsel farkındalık ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide aracı rolü oynadığını ortaya koymuştur. Son olarak bu araştırmanın bazı sınırlılıklarına yer verilmiş, bu çalışmadaki tespitlerden yola çıkarak yöneticilere ve konaklama işletmelerine yönelik bazı öneriler sunulmuş ve gelecekte konu ile ilgili araştırmacılara yönelik bazı önerilere yer verilmiştir.Today, absenteeism and turnover intention indicators are accepted as one of the most important dimensions of performance in hospitality businesses in global markets. Although there are empirical studies on the subject in hospitality businesses, there is not enough research on employee absenteeism and turnover intentions in relation to organizational mindfulness and the perceived organizational politics. In order to eliminate the lack of findings in the field, this study focuses on revealing how and in what direction organizational mindfulness affects employees' absenteeism and turnover intention when perceived organizational politics are mediating variable. The aim of this research is to reveal the effects of organizational mindfulness and the perceived organizational politics on behavioral attachment indicators such as absenteeism and turnover intention and to determine whether perceived organizational politics play a mediating role in the relationship between organizational mindfulness and these two indicators. The sampling of this study consists of employees in hospitality businesses being in service in the province of Nevsehir (n=377). In the study, the data were obtained with the help of a questionnaire including organizational mindfulness scale developed by Vogus (2011), the perceptions of organizational politics scale of Kacmar and Ferris (1991), absenteeism scale designed by Paget, Lang and Shultz (1998), as well as turnover intention scale adapted to Turkish by Polat and Meydan (2010). In order to test the models and hypotheses of the research, these data were analyzed by means of Confirmatory Factor Analysis, Structural Equation Modelling and Hayes' Process Macro. According to the research findings; It was observed that organizational mindfulness had a negative effect on both absenteeism and turnover intention, but the perceived organizational politics had a positive effect on both absenteeism and turnover intention. However, it was determined that organizational mindfulness had a negative effect on the perceived organizational politics. On the other hand, the findings revealed that the perceived organizational politics play a mediating role both in the relationship between organizational mindfulness and absenteeism, and in the relationship between organizational mindfulness and turnover intention. Finally, some limitations of this research are given, some suggestions for managers and hospitality businesses are presented based on the findings in this study, and some suggestions for researchers related to the subject in the future are given
Girîdî Resmî Ali Baba's Uyûnu'l Hidaye
Resmî Ali Baba 18. asırda yaşamış önemli Bektaşi şeyhlerinden biridir. Bu çalışmada Resmî Baba‟nın meşhur eseri Uyûnu‟l-Hidâye ele alınmıştır. Eser hakkında çalışmamızın amacı önceki çalışmaların yetersiz oluşu ve 18. yüzyılda Bektaşi tarikatının inanç yapısına birinci elden bakma imkânı bulmamızdır. Bu sebeple gerekli olan literatür çalışması yapılmış ve nüshalar belirlenerek toplam 3 nüsha karşılaştırmalı olarak çevrilmiştir. Ana nüshamızın h. 1198 (m. 1784) tarihli olması, müellif nüshası olması ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Müellif nüshası olmasa bile eser, henüz Ali Baba hayattayken istinsah edildiği ihtimalini de vermektedir. Amacımız metin üzerinde dil çalışması yapmak olmadığından transkripsiyon alfabesi kullanmadık. Amacımız 18. yüzyılda Bektaşiliğin inanç yapısını incelemek olduğundan metin incelemesinde özellikle Alevilik-Bektaşilik ile ilgili verilere odaklandık. Eser genel hatları itibariyle vahdet-i vücut inancını, insanın kemâle ulaşmasını ve bunun için yapması gerekenleri, Ehl-i Beyt sevgisini barındırmaktadır. Tezimizi dört kısıma ayırdık. Giriş ksımında Seyyid Ali Sultan ve Girit‟e Bektaşiliğin girişi ile ilgili kısaca bilgiler verdik. İnceleme kısmında ise Ali Baba‟nın hayatı ve eserleri hakkında bilgi verip Uyûnu‟l-Hidâye‟yi inceledik. Daha sonra, eserin çevrilmiş halini verdik ve sonuç yazısı ile çalışmamızı noktaladık.Resmî Ali Baba is one of the important Bektashi sheikhs who lived in the 18th century. In this study, the famous work of Resmî Ali Baba, the "Uyûnu'l-Hidâye" is discussed. The purpose of our study on the work is that previous studies were insufficient and we had the opportunity to have a first-hand look at the belief structure of the Bektashi order in the 18th century. For this reason, the necessary literature study has been done and the copies have been determined and a total of 3 copies have been translated comparatively. The fact that our main copy is dated 1198 (hijri) strengthens the possibility that it is an author copy. Even if the author does not have a copy, the work also gives the possibility that it was copied while Ali Baba was still alive. Since our aim is not to study language on the text, we did not use the transcription alphabet. Since our aim is to examine the belief structure of Bektashism in the 18th century, we especially focused on the data related to Alevism-Bektashism in the text analysis. In general terms, the work contains the belief of "Waḥdat al-Wujūd (unity of existence)", the achievement of perfection and the things to do for it, and the love of the Ahl al-Bayt. We have divided our thesis into four parts. In the introduction, we gave brief information about Seyyid Ali Sultan and the entrance of Bektashism to Crete. In the review part, we gave information about Ali Baba's life and works and examined Uyûnu'l-Hidâye. Later, we gave the translated version of the work and ended our work with the result text
A treatise belonging to Koçu Baba Ocağı (Transcription text-analysis-facsimile)
Anadolu'da yer alan Alevi-Bektaşi Ocaklarından olan Koçu Baba Ocağı'na XIX. yüzyılda hediye edilmiş bir el yazması, çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır. Tezin birinci bölümünde Araştırmanın amaç, kapsam ve yöntemini açıkladıktan sonra Alevilik, Bektaşilik ve Kızılbaşlık hakkında verdiğimiz bir ön bilgiyle Alevilikte Ocaklar ve Koçu Baba Ocağı hakkındaki bilgileri de aktarmaktayız. Koçu Baba hakkında sözlü gelenekte ve tarihsel süreçte birçok tanımlama bulunmasının yanı sıra türbesinin önünde yer alan kitabesindeki bilgilerden Seyit Hasan Gazi olarak Hacı Bektaş Veli'nin amcasının oğlu olduğu ayrıca Abdal Musa'nın ve Mehemmed Abdal'ın babası olduğu şeklinde kayıtlar da mevcuttur. Hacı Bektaş Veli Dergâhına bağlı bir ocak olarak geçmişten bugüne Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde Koçu Baba soyundan gelen dedelerin talipleriyle cem ibadeti yaptığı bilinmektedir. Bu açıdan Koçu Baba Ocağı, bir ocak olarak veli kültü özelliği göstermesi, postnişinlerinin seyit olması ve taliplerinin yer alması bakımından Alevi-Bektaşi Ocak araştırmalarında da bilinen özelliklere sahip bulunmaktadır. Bu ocağa hatıra olarak emanet edilmiş eserin yazarı olan Muhammed Hamdullah Çelebi, Hacı Bektaş Veli Çelebilerindendir. Bu sebepten dolayı eserin yazarı olan Hamdullah Çelebi'nin tarihî kişiliği hakkında da araştırmamızda bilgiler sunmaya çalıştık. Araştırmalarımız esnasında tarihsel verilerin ve arşiv belgelerinin karşılıklı incelenmesi de tarihsel gerçekliğe ışık tutacağı için son derece önemlidir. Tezin ikinci bölümünde Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan el yazmasının Latin alfabesiyle yazımı ve günümüz Türkçesine aktarımını yapmış bulunmaktayız. 1814 yılında yazılmış olan eser, Hacı Bektaş Veli Dergâhının 1824 tarihinde Postnişini olduğu bilinen Şeyh Feyzullah Efendi'nin oğlu Muhammed Hamdullah Çelebi imzasını taşımaktadır. Söz konusu risalede erkânnâme ve tasavvufî konularına yer verilmektedir. Eserin son kısımlarında Hamdullah Çelebi'ye ait olduğunu düşündüğümüz şiirler yer almaktadır. Eserin bazı sayfalarının eksik olduğunu sayfaların sonundaki belirleyici kelimelerin bir sonraki sayfanın başında yer almaması ve metin bağlamındaki kopukluklardan anlamaktayız. Üç farklı sayfada yer alan mühürlerdeki "Abdühü's-Seyyid Muhammed Hamdullah" ifadesinden dolayı mühürlerin Muhammed Hamdullah Çelebi'ye ait olduğunu düşünmekteyiz. Nitekim üslubundan da anlaşılacağı üzere tarihsel manada yol gösterici olduğunu düşündüğümüz bir eseri çevirmiş bulunmaktayız. Yöntem olarak metinlerde geçen Arapça ifadelerin harf ve işaretlerini metne bağlılık esasına dayanarak olduğu haliyle yazmış bulunmaktayız. Bunun yanında Aleviliğin yol bilgisi olarak önemsediğimiz bazı konuların açıklayıcı bir şekilde sunulmasına özen gösterilmiştir.Koçu Baba Ocağı, one of the Alevi-Bektashi Ocaks in Anatolia, dates back to the 19th century. A manuscript given as a gift in the 19th century constitutes the main subject of our study. In the first part of the thesis, after explaining the purpose, scope and method of the research, we provide preliminary information about Alevism, Bektashism and Qizilbashism, and also provide information about Alevi ocaks and Koçu Baba Ocağı. In addition to the many descriptions about Koçu Baba in the oral tradition and historical process, there are also records from the information in the inscription in front of his tomb that he is the son of Haci Bektas Veli's uncle as Seyit Hasan Gazi and that he is the father of Abdal Musa and Mehemmed Abdal. As an ocak affiliated with the Haci Bektas Veli Dervish Lodge, it is known that the grandfathers from the Koçu Baba lineage have performed cem worship with their disciples in various regions of Anatolia from past to present. In this respect, Koçu Baba Ocağı has characteristics that are also known in Alevi-Bektashi Ocaks research in terms of its saint cult characteristics as an ocak, its postnishins being seyyids and its suitors. Muhammed Hamdullah Celebi, the author of the work entrusted to this ocak as a souvenir, is one of the Haci Bektas Veli Celebis. For this reason, we tried to provide information in our research about the historical personality of Hamdullah Celebi, the author of the work. During our research, mutual examination of historical data and archive documents is extremely important as it will shed light on historical reality. In the second part of the thesis, we transcribed the manuscript written in Ottoman Turkish with the Latin alphabet and translated it into modern Turkish. The work, written in 1814, bears the signature of Muhammed Hamdullah Celebi, the son of Sheikh Feyzullah Efendi, who is known to have been the Postnishin of Haci Bektas Veli Dervish Lodge in 1824. In the treatise in question, the subjects of virtues and Sufism are included. The last parts of the work include Hamdullah Celebi's poems. We understand that some pages of the work are missing from the fact that the defining words at the end of the pages do not appear at the beginning of the next page and from the breaks in the context of the text. We think that the seals belong to Muhammed Hamdullah Celebi due to the phrase "Abdühü's-Seyyid Muhammed Hamdullah" on the seals on three different pages. As a matter of fact, as can be understood from its style, we have translated a work that we think is historically guiding. As a method, we have written the letters and signs of the Arabic expressions in the texts as they are, based on the principle of adherence to the text. In addition, care has been taken to present some issues that we consider important as the path information of Alevism in an explanatory manner
Epic transformation in Murat Başekim's novels
Günümüz yazarlarından Murat Başekim (1975-), şimdiye kadar kaleme aldığı üç roman olan İskit (2014), Karanlık Çağ (2016) ve Sefer (2017) adlı kitaplarında, tarihsel gerçekliğin yanı sıra postmodern tarihyazımına bağlı olarak mitolojik, epik ve fantastik ögelere yer vermektedir. Aynı anda, hem anlatı kişilerinin ruhsal durumlarını derinlikli bir şekilde çizmeye önem vererek çok boyutlu ve biricik karakterler kurgulamakta hem de onları içinde bulundukları topluluğun temsilcisi kılarak yolculuk izleği çerçevesinde kahramanlaştırmaktadır. Bu çalışmada, Başekim'in tarihsel gerçekliği şimdiki zamanda nasıl yorumladığını aydınlatmak amacıyla, romanlarında kurguladığı anlatı kişilerine odaklanılarak metinler yapısal açıdan çözümlenmiştir. Öncelikle, romanlardaki farklı anlatı katmanları, sözlü edebî türler ile roman ilişkisi bağlamında tartışılmış ve gösterilmiştir. Söz konusu katmanların romanlardaki işlevi ve tarihle bağı ortaya koyulduktan sonra şimdiki zaman ile nasıl ilişkilendirildikleri irdelenmiştir. Ardından, başkarakterlerin "kahraman" nitelikleri ve üç romana da egemen olan yolculuk izleği, Joseph Campbell'ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu adlı çalışmasında geliştirdiği yaklaşım başta olmak üzere, sözlü ve basılı kültür ilişkisini konu edinen kuramcıların görüşleri çerçevesinde sorgulanmıştır. Aynı zamanda, yeri geldiğince psikanalitik eleştiriden yararlanılarak karakterlere kazandırılan çağdaş boyut ortaya koyulmuştur. Sonuçta, Başekim'in mit, destan ve efsane gibi sözlü kültüre ait anlatı türlerini kullanmakla birlikte, hem karakter yaratma teknikleri hem de metinlerdeki zamanın yönetimi açısından günümüzle sıkı bir bağı olan metinler ürettiği ortaya koyulmuştur. Bunun da yazarın başarılı bir şekilde uyguladığı ve burada "epik dönüşüm" olarak adlandırılan yöntem sayesinde gerçekleştirildiği öne sürülmüştür. Yazarın ayrıca, kimlik ve tarihin dille inşa edilmiş oluşuna yaptığı vurgu aracılığıyla, yazma edimine dikkat çekerek romanlarında üstkurmaca katmanları yarattığı gözlemlenmiştir. Roman kişilerinin kahramanlaştırılması, kahramanların ödüllendirilmesi ve karşıtlarının cezalandırılması yoluyla da, yazarın teknik açıdan postmodernist olmakla birlikte, romantik bir tavır sergilediği öne sürülmüştür.Murat Başekim (1975-), a contemporary novelist, places his narratives in historical settings while employing mythological, epic and fantastic elements along the lines of postmodern historiography. In all of the three novels he has so far put down to pen, namely İskit (2014), Karanlık Çağ (The Dark Age, 2016) and Sefer (The Voyage, 2017), he not only constructs multidimensional and unique characters by paying attention to drawing their psychological states in depth, but also simultaneously fashions them as heroes by treating them as representatives of their communities within the framework of the journey theme. This study analyzes Başekim's novels structurally by focusing on his characterization in order to illuminate how he interprets historical reality in the present. It first discusses and reveals the narrative layers in the novels in the context of the relationship between oral literary genres and the novel. After investigating the function of these layers and their association with historiography, it examines how the author associates them with the present time. It then questions the "heroic" qualities of the protagonists and the journey theme that dominates all three novels, with respect to the views of theorists who focus on the relationship between oral and print culture, and especially according to the system developed by Joseph Campbell in his work entitled The Hero with a Thousand Faces. At the same time, it illuminates the contemporary dimension invested in the characters by using psychoanalytic criticism where appropriate. As a result, it demonstrates that Başekim's novels are closely related to the present in terms of both characterization techniques and temporal management, while also dependent on narrative genres of oral culture such as myth, epic and legend. It asserts that this is achieved by a method of "epic transformation" that the author successfully applied. It also claims that the author creates layers of metafiction in his novels by drawing attention to the act of writing, via his emphasis on the construction of identity and history through language. It also argues that Başekim, although technically a postmodernist, exhibits a romantic attitude by molding his characters into heroes, by rewarding them, and by punishing their opponents
Discourse analysis in Mustafa Necati Sepetçioğlu's "Today's Turkey" series novels
Mustafa Necati Sepetçioğlu, tarihî romanları ile bilinen Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en üretken yazarlarından biridir. Sepetçioğlu, kendine özgü üslubu ve konusunu tarihten alan farklı türde eserleriyle dikkat çekmiştir. Yazarın bu eksende kaleme aldığı Bugünki Türkiye dizisi romanları da konusu itibarıyla önemli eserleri arasındadır. Bu çalışmada, devir romanı olarak nitelendirilen Bugünki Türkiye dizisi romanları Cevahir ile Sadık Çavuş'un Buğday Kamyonu, Karanlıkta Mum Işığı ve Güneşin Dört Köşesi'nin söylem analizi yaklaşımıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Söz konusu edebî eserlerin disiplinlerarası bir yaklaşım olan söylem analizi ile ele alınması metnin derin yapısına ilişkin çözümlemeler yapılmasını sağlamaktadır. Böylece kurgusal metin unsurlarından elde edilen verilerin söylem analizi ışığında farklı bağlamlardan haraketle incelenmesi özgün ve geniş çaplı bir çalışma alanı sunmaktadır. Bu tezde ilk olarak çalışmanın konusu, amacı ve yöntemine dair bilgiler verilmiş; tezin bölümleri hakkında açıklamalar yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde söylemin kavramsal tanımına ve söylem analizinin farklı bağlamlarda kullanımına yer verilerek anlatma esasına bağlı metinlerde söylem analizine dair fikirler tartışılmıştır. Ardından tezin ikinci bölümünde yazar ve yazarın romancılığı hakkındaki bilgiler ele alınmıştır. Daha sonra çalışmaya konu olan romanların kurgusal metin sınırlılıkları içerisinde söylem analizi çözümlemesi yapılmıştır. Sonuç olarak incelenen romanlarda tespit edilen söylemler belli başlıklar altında örnekler verilerek açıklanmıştır. Eserlerde siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve dinsel düzlem çerçevesinde oluşturulan fikirler kurgusal metin bağlamında yorumlanmıştır.Mustafa Necati Sepetçioğlu is one of the most prolific writers of the Republican period Turkish literature, known for his historical novels. Sepetçioğlu has attracted attention with his unique style and different types of works that take their subject from history. The novels of Today's Turkey series, written by the author on this axis, are also among his important works in terms of their subject. In this study, it is aimed to examine the novels of Today's Turkey series, which are described as revolution novels, with the discourse analysis approach of Cevahir ile Sadık Çavuş'un Buğday Kamyonu, Karanlıkta Mum Işığı ve Güneşin Dört Köşesi. The handling of these literary works with discourse analysis, which is an interdisciplinary approach, enables analyses of the deep structure of the text. Thus, the examination of the data obtained from the fictional text elements from different contexts in the light of discourse analysis offers a unique and wide-ranging field of study. In this thesis, firstly, information about the subject, purpose and method of the study has been given; explanations have been given about the sections of the thesis. In the first part of the study, the conceptual definition of discourse and the use of discourse analysis in different contexts are included and the ideas about discourse analysis in texts based on narration have been discussed. Then, in the second part of the thesis, the information about the author and the author's novelism has been discussed. Then, discourse analysis has been made within the fictional text limitations of the novels subject to the study. As a result, the discourses identified in the examined novels has been explained by giving examples under certain headings. In the works, the ideas formed within the framework of political, social, economic, cultural and religious planes were interpreted in the context of the fictional text
- …
