105 research outputs found
Radyant ısıtma sistemlerinin termal konfor performansının incelenmesi: farklı ısıtma yüzey konfigürasyonlarının karşılaştırılması
This thesis is an experimental-numerical study for the thermal comfort assessment of radiant heating system for different heating configuration such as from a wall, ceiling and combination of both that is installed in a test room with dimensions of 4m x 4m x 3m. Comfort evaluation was done by using the PMV (The Predicted Mean Vote) - PPD (Predicted Percentage of Dissatisfaction) index developed by Fanger [1]. In addition, for each heating scenario, human body exergy balance was calculated and the effect of exergy consumption rate on thermal comfort was evaluated. The data generated during the tests are used in numerical model for the validation of it. Numerical model is used to investigate the air temperature distribution, velocity fields for different cases. Three different heating configurations were evaluated in numerical model as same as experimental study. Wall heating, ceiling heating wall and ceiling heating scenarios were explored in terms of PMV thermal comfort index and human body exergy balance approach. All the numerical analysis studies were conducted using the Academic version of ANSYS 17.1, which is a commercial package program for numerical modelling. It contains special modules for different stages of the modelling process. After the three-dimensional room geometry was created in the Design Modeler module, the meshing module was subjected to decomposition using the finite volume method. Numerical solutions were made in Fluent, a widely used computational fluid dynamics module. The temperature and velocity fields were visually inspected using CFD-Post software as the final processor program. The natural convection was modelled using the Boussinesq approach, and the standard k-ε model which is a common numerical solution was picked to model turbulence. A Discrete Ordinates model with no scattering was used for radiative heat transfer. Numerical solution results were compared with different mesh numbers and mesh independence was observed. Radiant panels have been investigated to provide and maintain thermal comfort at different surface set temperatures. In the given set values, temperature distribution in the vertical and horizontal direction, mean radiant temperature and air velocity values in the room were examined. It has been observed that the exergy consumption values in the radiant heating system are close to the lowest values stated in the literature. Also, the temperature distribution in the room is considerably lower than all conventional systems. This demonstrates that radiant systems using low quality energy sources provide efficient, environmentally-friendly comfort solutions. It should be stated that it is a preliminary study for the location-based heating technologies and this method can be an innovative solution for heating / cooling industry. Therefore, it can be further evaluated in future research studies.Bu tez çalışmasında boyutları 4m x 4m x 3m olan bir odanın duvar ve tavan radyant panellerle ısıtması ve ikisinin bir arada olduğu ısıtma konfigurasyonları için deneysel ve sayısal konfor değerlendirmesi yapılmıştır. Bu tezde Fanger [1] tarafından geliştirilen standart termal konfor değerlendirme ölçeği olarak kabul edilen Tahmini Ortalama Konfor Oylaması (PMV- The Predicted Mean Vote) ve Tahmini Memnuniyetsizlik Oranı (PPD- Predicted Percentage of Dissatisfaction) değerleri her bir durum için hesaplanmıştır. Ayrıca her senaryo için insan vücudunun ekserji dengesi hesaplanarak, vücudun tükettiği ekserji değerinin konfora olan etkisi araştırılmıştır. Sayısal model, test odasında oluşturulan deneysel veriler ile doğrulanmıştır. Belirlenen senaryolar, PMV-PPD termal konfor indeksi ve insan vücudu ekserji dengesi yaklaşımı kullanılarak değerlendirilmiştir. Sayısal model yardımıyla oda içerisinde farklı durumlar için hava sıcaklık dağılımı ve hava hızı dağılımı incelenmiştir. Sayısal analiz çalışmaları, dünya genelinde yaygın olarak kullanılan bir ticari paket program olan ve arayüzünde farklı modelleme araçları bulunan ANSYS 17.1'in akademik versiyonu kullanılarak yapılmıştır. Odanın geometrisi Design Modeler modülünde tasarlanmıştır. Sonrasında yazılımın Meshing modülünde sonlu hacimler metodu kullanılarak ayrıklaştırma işlemi gerçekleştirilmiştir. Bir hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) yazılımı olan Fluent yazılımı kullanılarak sayısal çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen analizlerin sonuçları, CFD-Post yazılımında detaylı görseller ve hesap fonksiyonları ile birlikte incelenmiştir. Sıcaklık ve hız dağılımı, bu bölümde incelenmiştir. Doğal taşınımda Boussinesq yaklaşımı, türbülansın modellenmesinde standart k-ε modeli ve radyasyonla ısı transferi için Discrete Ordinates modeli saçılma dahil edilmeden kullanılmıştır. Sayısal çözüm sonuçları farklı mesh sayılarında kıyaslamıştır ve mesh bağımsızlığının olduğu gözlenmiştir. Panellerin ayarlanan yüzey sıcaklıklarında termal konforu sağlayıp sağlamadıkları incelenmiştir. Verilen set değerlerinde oda içerisinde düşey ve yatay yöndeki sıcaklık dağılımı, ortalama ışınımsal sıcaklık ve hava hızı değerleri incelenmiştir. Radyant ısıtma sisteminde ekserji tüketim değerlerinin literatürde belirtilen en düşük değerlere yakın olduğu gözlemlenmiştir. Bu da radyant sistemlerin düşük kalitede (low-ex) enerji kaynaklarını kullanarak, klasik sistemlere göre daha çevreci ve ekonomik bir iklimlendirme çözümü olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tez içerisinde yer alan farklı konumlardan ışınım ile ısıtma yapılması hususu, gelecekte kullanıcıya sunulabilecek yenilikçi bir yöntemdir ve konum bazlı ısıtma-soğutma çözümleri için bir ön çalışma niteliğinde olduğu belirtilmelidir
Some characterizations for Legendre curves having proper mean curvature vector in Lorentz-Sasakian manifolds
Biharmonic Frenet and non-Frenet Legendre curves in 3-dimensional normal almost paracontact metric manifolds
Disturbed endometrial NF-?B expression in women with recurrent implantation failure
OBJECTIVE: This study was planned to investigate whether expression levels of endometrial NF-?B1 and NF?B p65 changes in women with recurrent implantation failure (RIF). PATIENTS AND METHODS: The study group consists of 30 RIF patients having at least three previous failed IVF cycles. The control group comprises of 30 patients having one or no previous failed attempt. Endometrial samples were obtained from all participants during hysteroscopy at the late follicular phase. Samples underwent ELISA analysis and immunohistochemical staining. The semi-quantitative H-Score method was used for analyzing the intensity of endometrial NF-?B p65 expression. RESULTS: The concentrations of endometrial NF-?B1 were found to be significantly increased when compared to control subjects. Likewise, significantly increased NF-?B p65 immunoreactivity was detected in the cytoplasm of luminal and glandular epithelial cells. The H-Score of NF- ?B p65 in RIF women was found to be significantly increased when compared to control group. CONCLUSIONS: Increased levels of NF-?B1 and NF-?B p65 in the endometrium of RIF women can disturb physiological inflammation which is known to be positive modulator of endometrial receptivity
Aiming for ultra-scalable ePortfolio distribution using peer-to-peer networks
08.07.13 KB. Ok to add published version to Spiral. EIfEL says author can use as please without restriction.In this paper the authors discuss how peer-to-peer technology offers a practical solution to building highly scalable Europe-wide and worldwide ePortfolio networks over existing network infrastructures.This solution also offers the effect of empowering individuals through moving the management and storage responsibilities onto the portfolio owners, decoupling users from any single institutional ePortfolio service provider The authors do not present this solution as the single way forward, but as an alternative to what is seen as a mainly client-server and Web-based approach to ePortfolio development, and to encourage developers to explore the possibilities for ePortfolio integration with emerging and relatively immature technologies. A prototype implementation is reported and future developments described
1995-2019 Yılları Arasında Türkiye’nin Yolsuzluk Düzeyi ile Kurumlar Vergisi Arasındaki İlişki
Kurumlar vergisi, tüzel kişilerden ve sermaye şirketlerinin kurum kazançları üzerinden alınan bir vergidir. Kurumlar vergisinin başlangıcı 1909 yılı olmasına rağmen özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrasında bu vergi önem kazanmıştır. Uluslararası Şeffaflık Örgütü, ülkelerin kamu kesiminde algılanan yolsuzluğu 1995 yılından itibaren anketler yardımıyla ölçmekte ve yolsuzluk algılama endeksi olarak yıllık bazda yayınlamaktadır. Endeks ülkelerdeki yoksulluk seviyelerini 2012 yılına kadar 0-10 arasında, 2012 yılı sonrasında ise 0-100 arasında değerlendirmektedir. Ülkelerdeki endeks değerlerinin sıfıra yaklaşması yolsuzluğun arttığı anlamına gelmektedir. Çalışmamızda, Türkiye’nin 1995-2019 yılları arasındaki kurumlar vergisi oranları, kurumlar vergisi gelirleri, kurumlar vergisi gelirlerinin GSYH içindeki payı ile yolsuzluk algılama endeksi arasındaki ilişki, yıllık veriler kullanılarak granger nedensellik analizi yardımıyla analiz edilmiştir. Ülkemizdeki kurumlar vergisi oranları referans yılları içinde değişiklik göstermesi nedeniyle kurumlar vergisi gelirlerinde ve kurumlar vergisi gelirlerinin GSYH içindeki payında değişikliğe neden olmaktadır. Vergi oranlarındaki değişikliğin bu olumsuz etkisini ortadan kaldırmak amacıyla referans yıllardaki vergi oranlarının ortalaması alınarak kurumlar vergisi gelirleri ve gelirlerin GSYH içindeki payı yeniden hesaplanarak analize dahil edilmiştir. Sonuç olarak, değişkenler arasında ilişki olmadığı tespit edilmiştir
Secondary School 5th Grade Students' Perceptions of Water Subject in the Videos They Prepared
Araştırmada öğrencilerin hazırladıkları videolardan hareketle su konusundaki bakış açılarının ve sürece yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması temelinde yürütülmüştür. Köy, ilçe ve il merkezinde 5. sınıfta öğrenim görmekte olan 53 öğrenci çalışmaya dâhil edilmiştir. Veriler, öğrencilerin hazırlamış oldukları videolar ve görüşme formuna verdikleri yanıtlar aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi birlikte kullanılmıştır. Öğrenciler hazırlamış oldukları videolarda su tasarrufu, suyun önemi, su kaynaklarının temizliği, su kirliliği ve suda yaşam konularına yer vermişlerdir. Öğrencilerin bir kısmı ele aldığı konuya ilişkin doğrudan bilgilendirmeler yaparken bir kısmı ise belirli senaryolar oluşturarak ilgili konuyu hikâyeleştirerek izleyicisine sunmuştur. Video içeriklerini zenginleştirmek için öğrencilerin görsel araçlardan faydalandıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin görüşleri gerekçe, mesaj ve yönlendirme başlıkları altında değerlendirilmiştir. Su konusunda verilecek olan eğitimlerde ilgili konunun günlük yaşamla daha fazla ilişkilendirilerek tüm boyutlarıyla ele alınması ve okul dışı öğrenme ortamlarından faydalanılması önerilmiştir
Helicobacteria pylori seorpositiveness in hyperemesis gravidarum
Amaç: Bu çalışma da Helicobacteria pylori ile hiperemezis gravidarum arasındaki ilişkinin ortaya konması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 82 hiperemezis gravidarum tanısı almış gebe ile 98 gebe kontrol grubu olarak alındı. ELİSA tekniği ile 180 hastanın Helicobacteria pylori IgG, H. pylori Cytotoxin associated gene A (Cag A) pozitifliğine bakıldı. Bulgular: Hiperemezis gravidarum ve kontrol grubunda Helicobacteria pylori seropozitifliği açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı. Literatürde bu konuda kısıtlı sayıda çalışmaların çelişkili sonuçlar vermesi gebelikte Helicobacteria pylori taraması yapmak Türkiye koşullarında hem pratik değil hem de oldukça masraflı görünmektedir. Sonuç: Helicobacteria pylori ye karşı oluşmuş spesifik antikorların yüksek oranda pozitif olması nedeniyle,risk faktörü taşıyan kadınlara (önceki gebeliklerinde şiddetli hiperemezis gravidarum öyküsü veya gastrointestinal yakınmaları olanlar)bir sonraki gebeliklerinden önce Helicobacteria pyloritaramasının yapılması ve pozitif çıkanlara tedavinin verilmesi, hem gebelikteki şikayetlerinin azalmasında hemde risk faktörü taşıyan grubun aile fertlerininde taranarak, tedavisi, Helicobacteria pylori eleminasyonu açısından önerilebilir.Objective: In our study, we tried to present the relation of Helicobacteria pylori and hyperemesis gravidarum. Material and Method: 82 pregnancies complicated with hyperemesis gravidarum and 98 pregnancies controls were studied. In both groups Helicobacteria pylori IgG and Helicobacteria pylori Cytotoxin-associated gene A (Cag A) were studied by ELISA. Results: As a result we did not find any statistical significancy of seropositivity between hiperemezis gravidarum and control groups. In Turkey it seems to the non practical and expensive to scan or eradicate Helicobacteria pylori. Conclusion: In high risk population (previous hyperemesis gravid arum or evident gastrointestinal symptoms), on the other hand, Helicobacteria pylori specific antibody scanning and appropriate therapy before pregnancy and follow up the family may be feasible
Türkiye’de nonvalvüler atriyum fibrilasyonlu hastalarda vitamin K antagonisti ve yeni oral antikoagülan kullanımı uygulamalarını değerlendirmek için epidemiyolojik çalışma - AFTER*-2 çalışması dizaynı
Amaç: Atriyum fibrilasyonu (AF) önlenebilir iskemik inmenin en sık nedenlerinden biri olup artmış kardiyovasküler morbidite ve mortaliteyle ilişkilidir. Ülkemizde yeni oral antikoagülan kullanım sıklığı, vitamin K antagonisti kullanan hastalarda Uluslararası Düzeltme Oranı’nın (INR) etkin düzeyde kalma oranı ve AF tedavi yönetimi ile ilgili büyük bir çalışma mevcut değildir. Bu çok merkezli çalışmada amacımız nonvalvüler AF hastalarında epidemiyolojik verilerin analizi, takibi ve değerlendirilmesidir. Çalışma planı: Kırk iki merkezden elektrokardiyografisinde en az bir defa AF atağı tespit edilmiş ardışık 4100 erişkin hasta çalışmaya alınacaktır. Romatizmal mitral darlığı ve protez kapak hastalığı olan AF hastaları çalışmaya alınmayacaktır. Hastalar birinci yılın sonunda majör kardiyak sonlanım noktaları (ölüm, geçici iskemik atak, inme, sistemik tromboembolizm, majör kanama ve hastane yatışı) açısından değerlendirilecektir. Bulgular: İlk sonuçlar Haziran 2015 yılında bekleniyor. Majör kardiyak sonlanım noktaları açısından veriler Ocak 2016’da elde edilecektir. Sonuç: AFTER-2 çalışması ile ülkemizdeki non-valvüler AF hastalarının oral antikoagülan tedavi kullanım sıklığı ve çeşidi, varfarin alan hastalarda etkin INR düzeylerinde kalma oranı ve benimsenen tedavi yönetimi belirlenecektir. Ayrıca, ülkemizde AF’li hastalarda majör istenmeyen olay sıklığı ve bu olayların bağımsız belirteçleri de ortaya çıkarılacaktır (AFTER-2 Study ClinicalTrials.gov number, NCT02354456). Anahtar Kelimeler: Antikoagülan ilaç; atriyum fibrilasyonu/epidemiyoloji; ilaç kullanımı; elektrokardiyografi; uluslararası düzeltme oranı; varfarin.Objectives: Atrial fibrillation (AF) is one of the most common causes opreventable ischemic stroke and is related to increased cardiovasculamorbidity and mortality. There is a lack of data in Turkey on the use onew oral anticoagulants (NOACs), and time in therapeutic INR range (TTR) in vitamin K antagonist users and AF management modalityIn this multi-center trial, we aimed to analyze, follow and evaluate the epidemiological data in non-valvular AF patients. Study design: Four thousand one hundred consecutive adulpatients from 42 centers with at least one AF attack identified on electrocardiography will be included in the study. Patients with rheumatic mitral valve stenosis and prosthetic valve disease will be excluded from the study. At the end of one year, the patients will be evaluated in terms of major cardiac end points (death, transient ischemic attack, strokesystemic thromboembolism, major bleeding and hospitalization). Results: First results are expected in June 2015. Data about majocardiovascular end-points will be available in January 2016. Conclusion: The rates and kind of oral anticoagulant use, TTR in vitamin K antagonist users and main management modality applied in non-valvular AF patients will be determined by AFTER-2 studyIn addition, the rate of major adverse events (MACEs) and the independent predictors of these MACEs will be detected (AFTER-2 Study ClinicalTrials.gov number, NCT02354456.)
Premature progesterone elevation does not affect pregnancy outcome in high-responder patients undergoing short-interval coasting in IVF cycles
WOS: 000399157000040PubMed ID: 26634938Background: We aimed to present the relationship between premature progesterone elevation (PPE) and clinical outcomes in high-responder patients who had a coasting period of 4000 pg/ml and/or > 20 follicles each >= 10 mm in diameter and at least 20% 3 15 mm) and who were coasted for = 1.3 ng/ml on the day of human chorionic gonadotropin (hCG) administration, designated in this study as PPE, does not appear to be related to adverse effects in terms of clinical outcomes in high-responder patients undergoing coasting < 4 days due to their high risk of developing OHSS treated with a long-acting GnRH-a protocol in IVF-embryo transfer cycles
- …
