314 research outputs found
Alzheimer Hastalarına Bakım Veren Bireylerin Bakım Yükü ve Depresyon Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Alzheimer Hastalarına Bakım Veren Bireylerin Bakım Yükü ve Depresyon Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Hasan Semih Doğan , Vildan Mevsim Dokuz Eylül Üniversitesi Aile Hekimliği Giriş : Alzheimer hastalığı bunama yapan hastalıklar içinde en sık izlenen bozukluktur. Bu hastalık yeni bir hastalık olmasa da hastaların sayısı giderek artmaktadır. Çünkü hastalık ile ilgili en önemli risk faktörü yaştır ve yaşlanma kaçınılmaz bir durumdur. 65 yaş üstü 100 kişiden 8'inde Alzheimer hastalığı görülmektedir. Günümüzde Türkiye’de 300 bin civarında Alzheimer hastası olduğu düşünülmektedir. Alzheimer beyinde bazı bölgelerde nöron kaybı ve metabolik aktivitede azalma ile birlikte hatırlamayı, konuşmayı ve duyguları etkileyen ilerleyici dejeneratif bir hastalıktır. Bellek bozukluğu ile başlayan hastalık mental işlevlerin yerine getirilememesi, kişilik değişiklikler i ile ilerlemekte ve son evrede hastalar sözel ve motor becerilerini kaybetmiş tam bağımlı bireyler haline gelmektedir. Alzheimer hastalarına bakım veren bireylerle yapılan niteliksel ve niceliksel çalışma sonuçlarına göre bakım verme, zamanının büyük bir kısmını hastasına ayırması nedeniyle bakım verenlerin stres düzeyinin artmasına, zorlanma, anksiyete, depresyon, sosyal izolasyon gibi psikolojik sorunların yaşanmasına ve fiziksel sağlığın bozulmasına neden olmaktadır. Bu araştırmanın amacı; Alzheimer hastalarına bakım veren bireylerin bakım yükü ve depresyon düzeylerini arasındaki ilişkinin saptanmasıdır.Yöntem: Çalışma analitik kesitsel modelde planlanmıştır. Çalışmaya Dokuz Eylül Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalına bağlı Demans polikliniğine ve Geriatri Bilim Dalına bağlı Geriatri polikliniğine herhangi bir nedenle başvuran Alzheimer tanılı hastaların bakım verenleri dahil edilecektir. Araştırmada toplam 126 katılımcı incelenecektir. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği kullanılarak toplanacaktır. İstatistiksel analizlerde tanımlayıcı analizler, khi kare , t testi ve regresyon analizi yapılacaktır. Bulgular: Ana bağımsız değişken Zarit bakım verme yükü skoru olup diğer bağımsız değişkenler yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, hasta ile yakınlık ilişkisi, medeni durum, günlük bakım verilen saat, hastayla birlikte yaşayıp yaşamama durumu olarak belirlenmiştir.Ana bağımlı değişken Beck depresyon skoru olarak belirlenmiştir. Sonuç : Araştırma fikir aşamasındadır. </p
Birinci Basamakta Klinik Değerlendirmenin Gücü : Olgu Sunumu
BİRİNCİ BASAMAKTA KLİNİK DEĞERLENDİRMENİN GÜCÜ: OLGU SUNUMU Mekan AY, Şeyma DELİBAŞ, Vildan MEVSİM Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi, İzmir Giriş: İdrar yolu enfeksiyonları (İYE), kadınlarda sık görülen, genellikle tipik semptomlarla seyreden enfeksiyonlardır. Ancak bazı olgular klasik dizüri, pollaküri gibi yakınmalar olmaksızın, yalnızca bulantı gibi nonspesifik şikâyetlerle başvurabilir. Bu tür durumlarda, özellikle ikinci basamakta tanıya ulaşmak için çok sayıda ileri tetkik yapılabilmekte; bu ise hem zaman, hem maliyet kaybına hem de hasta memnuniyetsizliğine yol açabilmektedir. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin temel ilkeleri arasında yer alan ilk temas, bütüncül yaklaşım ve kaynakların etkili kullanımı, bu gibi durumlarda tanıya daha hızlı ve sade bir şekilde ulaşılmasını sağlar. Bu olgu, klinik bilgiyle desteklenmiş basit bir idrar tahlili sayesinde, ikinci basamakta gereksiz tetkiklere ihtiyaç duyulmadan doğru tanıya ulaşılabileceğini göstermektedir. Olgu Sunumu: 53 yaşındaki kadın hasta, iki aydır devam eden, özellikle sabahları artan bulantı şikâyetiyle başvurdu. Kusması yoktu. Gebelik testi negatifti. Daha önce gastroenterolojiye yönlendirilmiş; batın USG’si normal bulunmuş, endoskopi planlanmış ve antiemetik tedavi başlanmıştı. Ancak semptomlarda düzelme olmamıştı. Aile hekimi tarafından yapılan muayene doğaldı. Yapılan tam idrar tahlilinde lökosit esteraz (+++), lökosit 10–15 görülmesi üzerine İYE ön tanısıyla antibiyotik başlandı. Beş gün sonra bulantı tamamen gerilemişti. Sonuç: Bu olgu, birinci basamakta basit ve hedefe yönelik bir değerlendirme ile, ikinci basamakta yapılabilecek zaman alıcı ve maliyetli tetkiklerin önüne geçilebileceğini göstermektedir. Non-spesifik yakınmalarla başvuran hastalarda, aile hekiminin temel araçlarla etkili tanıya ulaşabilme kapasitesi, birinci basamağın sağlık sistemindeki değerini bir kez daha ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: birinci basamak, idrar yolu enfeksiyonu, non-spesifik şikayetlerTHE POWER OF CLINICAL ASSESSMENT IN PRIMARY CARE: A CASE REPORT Mekan AY, Şeyma DELİBAŞ, Vildan MEVSİM Dokuz Eylul University Introduction: Urinary tract infections (UTIs) are common infections in women, typically presenting with classic symptoms. However, some cases may present without typical complaints such as dysuria or increased frequency, instead manifesting solely with non-specific symptoms like nausea. In such situations, especially in secondary care, numerous advanced investigations may be conducted to reach a diagnosis; this can lead to both time and cost inefficiencies, as well as patient dissatisfaction. The fundamental principles of primary healthcare, including first contact, a holistic approach, and effective use of resources, enable a quicker and more straightforward path to diagnosis in such cases. This case demonstrates that, supported by clinical knowledge and a simple urinalysis, an accurate diagnosis can be achieved without the need for unnecessary investigations in secondary care. Case Presentation: A 53-year-old female patient presented with a two-month history of nausea, particularly worsening in the mornings. She had no vomiting. A pregnancy test was negative. She had previously been referred to gastroenterology; her abdominal ultrasound was normal, endoscopy was planned, and antiemetic treatment was initiated. However, her symptoms did not improve. Examination by the family physician was unremarkable. A complete urinalysis revealed leukocyte esterase (+++) and 10–15 leukocytes per high-power field, leading to a preliminary diagnosis of UTI, and antibiotics were initiated. Five days later, the nausea had completely resolved. Conclusion: This case illustrates that a simple and targeted assessment in primary care can prevent timeconsuming and costly investigations that might be conducted in secondary care. In patients presenting with nonspecific complaints, the capacity of the family physician to reach an effective diagnosis using basic tools once again highlights the value of primary care within the healthcare system. Keywords: Primary Care, Urinary Tract Infection (UTI), Non-specific Symptoms</p
Obezitesi olan Covid19 hastalarında Pnömoni Sıklığının İncelenmesi
Obez Covid19Hastalarında Pnömoni Sıklığının İncelenmesiAyşegül YILDIZ,Vildan MEVSİMDokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile HekimliğiAnabilim DalıGiriş1 Aralık 2019 tarihinde Çin'in Hubei bölgesinin başkenti olan Vuhan'da ortaya çıkan virüs,30 Ocak 2020'deDünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından bir halk sağlığı acil durumu olarak ilanedildi. 11 Mart 2020'de DünyaSağlık Örgütü tarafından küresel salgın ilan edildi.23 Ekim 2020 tarihi itibarıyle dünyada 42.169.196onaylanmış vaka, 31.268.238 iyileşen varken virüs nedeniyle 1.144.930 hasta hayatınıkaybetti. COVID-19 hastalarının çoğunluğu hafif semptomlarla veya asemptomatikolmakla birlikte, bazı hastalarda şiddetli pnömoni, akut solunum sıkıntısısendromu (ARDS), çoklu organ yetmezliği ve ölüm gelişir.Obezite, bir bireyin enfeksiyonlaraduyarlılığını artırarak, kronik inflamasyon durumu ve azalmış bağışıklıksistemi ile ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle, obezite COVID-19'un kötüilerlemesi için bağımsız bir risk faktörü olarak gösterilmektedir.Bu çalışmanın amacı ;Obezcovid19 hastalarında pnömoni sıklığının incelenmesidir.YöntemÇalışma analitik kesitselmodelde planlanmıştır.Çalışmaya Dokuz Eylül Üniversitesi Enfeksiyon Hastalılarıve Klinik Mikrobiyoloji Anabilimdalına bağlı hizmet veren Pandemi polikliniğine1 Nisan 2020 ve 20 Ekim 2020 tarihlerinde başvuran Covid+ ve vücut kitleindeksi 30 ve üzeri olan hastalar dahil edilecektir.Araştırmada toplam 300katılımcı incelenektir.Araştırma verileri Türkiye Endokrinoloi ve MetabolizmaDerneği Bki ‘ye göre andropometrik değerlendirme tablosuna göre Bmi>30 covid+ hastalar ,bilgisayarlı tomografi ve akciğer grafisine göre pnömoni değerlendirmeverileri alınacaktır.İstatiksel analizlerdetanımlayıcı analizler,ki kare,t testi ve regresyon analizi yapılacaktır.BulgularAna bağımsız değişken vücutkitle indeksi olup diğer bağımsız değişkenler yaş,cinsiyet,komorbithastalıklar(DM,HT,Kardiyovasküler Hastalıklar)SonuçAraştırma fikiraşamasındadır. </p
Çocukluk Çağında Kronik Seyirli Büllöz İmpetigo: Olgu Sunumu
Çocukluk Çağında Kronik Seyirli Büllöz İmpetigo: OlguSunumuŞeyma Delibaş, Vildan MevsimDokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Aile hekimliği Ana Bilim Dalı, İzmir,TürkiyeAmaç: Büllöz impetigo, özellikle çocuklarda sık görülen,Staphylococcus aureus kaynaklı, epidermisin yüzeyel tabakasında büllerlekarakterize, bulaşıcı bir deri enfeksiyonudur. Klinik olarak özellikle eller,ayaklar ve yüz gibi travmaya açık bölgelerde içi sıvı dolu kabarcıklar (büller)ile seyredebilir. Bu olgu sunumunda, yaklaşık iki yıldır tekrarlayan büllözlezyonlar nedeniyle başvuran bir çocuk hastada tanı ve yönlendirme sürecinindeğerlendirilmesi amaçlanmıştır.Yöntem: Olgu sunumuBulgular: On iki yaşında kız hasta, ellerde ve ayaklarda içi sıvı dolukabarcıklar şikayeti ile aile sağlığı merkezine başvurdu. Şikayetlerin yaklaşıkiki yıldır ara ara ortaya çıktığı, dönemsel olarak azalıp arttığı öğrenildi.Daha önce fusidik asit kullanımı ile lezyonların kısmen gerilediği, ancaktamamen düzelmediği bildirildi. Ateş, eklem ağrısı, kilo kaybı, gece terlemesive sık enfeksiyon öyküsü yoktu. Sistem muayeneleri normaldi; ağız içi lezyon,genital ülser, lenfadenopati ve hepatosplenomegali saptanmadı.Hastanın ifadesine göre bu süreçte skabies tedavisi (%5 permetrin losyon veşampuan) uygulanmış ancak lezyonlarda düzelme olmamıştı. Fizik muayenedeellerde birkaç adet intakt bül, çok sayıda ekskoriye papül, üzeri krutlualanlar ve yer yer erozyonlar görüldü; ayaklarda benzer özellikte, daha sınırlılezyonlar mevcuttu. Eller dışında aktif döküntü izlenmedi.Dermatoloji polikliniğine yönlendirilen hastadan biyopsi alındı. Histopatolojikinceleme sonucu “fokal parakeratoz ve hiperkeratoz içeren yüzeyel epidermaldoku fragmanı” olarak raporlandı. Burun kültüründe S. aureus üremesi olmadı.Sedim: 14 mm/saat, serolojik incelemede antirubella IgG (+), IgM (-); EBV EBNAIgG (+), IgM (-); anti-CMV IgG (+), IgM (-) bulundu. Diğer hematolojik vebiyokimyasal parametrelerde özellik yoktu. Hastanın dermatoloji polikliniğindetakibi ve tedavisi devam etmektedir.Sonuç: Bu olgu, kronik seyirli, tekrarlayıcı büllöz deri lezyonları ilebaşvuran çocuk bir hastada büllöz impetigo tanısına birinci basamakta dikkatlianamnez, fizik muayene ve uygun yönlendirme ile nasıl ulaşılabileceğinigöstermektedir. Atipik yerleşimli, tedaviye dirençli döküntülerde skabiyes gibiyaygın tanıların yanı sıra impetigo gibi diğer diferansiyel tanıların da gözönünde bulundurulması önemlidir. Birinci basamak hekimlerinin bu tür hastalıktablolarını tanıma, izleme ve yönlendirme konusundaki becerileri, çocukhastalarda gereksiz tedavi ve hastane başvurularını azaltabilir.Anahtar Kelimeler: Birinci basamak sağlıkhizmeti, Büllöz impetigo, Çocukluk çağı deri enfeksiyonları</p
A Simple Skin Lesion or Something More? Early Diagnosis of Basal Cell Carcinoma in Primary Care : A Case Report
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Aile Hekimliği Anabilim Dalı,İzmir, TürkiyeGİRİŞ:Bazalhücreli karsinom(BCC), en sık görülen deri kanseri olup genellikle yavaşbüyüyen, invaziv ancak metastaz yapma riski düşük bir tümördür. Erken tanı vetedavi ile prognozu iyi seyreder. Aile hekimleri, deri lezyonlarının erkentespitinde ve uygun yönlendirilmesinde kritik bir rol oynar. Bu olgu sunumu,aile hekimliği pratiğinde nadir görülen bir BCC olgusunu ele almaktadır. OLGU SUNUMU:Bilinenhastalığı olmayan 72 yaşındaki kadın hasta, 1 aydır burnun sağ medialinde şişlikve kızarıklık şikayeti ile başvurdu. Fizik muayenede 1x1cm büyüklüğünde, hafifkabarık, eritemli, palpabl ve telanjiektazik görünümde bir lezyon tespitedildi. Hasta BCC ve SCC ön tanıları ile ileri tetkik açısından dermatolojiyesevk edildi. Yapılan biyopsi sonucunda BCC saptandı. Lezyonun eksizyonu içinplastik cerrahiye yönlendirildi ve eksizyonu yapıldı . Hastaya güneştenkorunmasının önemi anlatıldı. Yara bakımı ve yara iyileşmesinin desteklenmesiiçin sigara ,alkolden uzak durması, nüksün engellenmesi için sağlıklı beslenmeve stresten uzak durmanın önemi anlatıldı. Hasta 6 ayda bir cilt muayenesi içinaile sağlığı merkezine çağırıldı.SONUÇ:Bazal hücreli karsinom, en yaygın cilt kanseri türüdür. Aile hekimleri, ciltkanserinin erken tespiti, zamanında yönlendirilmesi ve önlenmesinde kilit birrol oynamaktadır. Bu olgu, birinci basamak sağlık hizmetlerinde şüpheli ciltlezyonlarını tanımanın önemini vurgulamakta ve aile hekimlerinin hasta eğitimi,takibi ve nüksü önlemek için güneşten koruma gibi danışmanlık vermedeki rolünüöne çıkarmaktadır. ANAHTARKELİMELER: Bazalhücreli karsinom, erken tanı, aile hekimliğiA Simple Skin Lesion or Something More? EarlyDiagnosis of Basal Cell Carcinoma in Primary Care : A Case Report BusraGurses¹, Ozan EmreEliacik¹, Vildan Mevsim¹¹Department of Family Medicine, Dokuz Eylul University Faculty of Medicine,Izmir, Turkey INTRODUCTION:Basal cellcarcinoma (BCC) is the most common skin cancer, characterized by slow growthand a low risk of metastasis. While early diagnosis improves prognosis,atypical presentations may delay detection. Family physicians play a crucialrole in identifying suspicious lesions and ensuring timely referrals. This casehighlights the significance of early recognition and management in primarycare.CASEPRESENTATION:A72-year-old female with no known medical conditions presented with a one-monthhistory of swelling and erythema on the tip of her nose. On examination, a 1 ×1 cm slightly raised, erythematous, palpable lesion with telangiectasia wasnoted. The patient was referred to dermatology with a preliminary diagnosis ofBCC and squamous cell carcinoma (SCC). A biopsy confirmed BCC, and she wasreferred to plastic surgery for excision, which was successfully performed. Shereceived counseling on sun protection and preventive measures. To support woundhealing, she was advised to avoid smoking and alcohol consumption. The patientwas scheduled for follow-up every six months at the family health center formonitoring.CONCLUSION:Familyphysicians are essential in early detection, referral, and prevention of skincancer. Recognizing suspicious lesions and educating patients on sun protectioncan reduce recurrence. Regular skin examinations in primary care help preventdelays in diagnosis and improve patient outcomes.KEYWORDS: Basal cell carcinoma, earlydiagnosis, primary care </p
Osmanlı Modern Dönem tefsir usûlü örneği: Debreli Vildan Faik Bey (1853-1925) ve el-Multeḳaṭ fî Usûli’t-Tefsîr adlı eseri
Bu çalışmanın amacı, Debreli Vildan Faik Bey’in el-Multeḳaṭ fî usûlü’t-tefsîr adlı eseri örneği üzerinden Osmanlı modern dönemi tefsir usulü anlayışına dair fikir sahibi olmak ve daha önce üzerinde çok fazla bir çalışma yapılmamış müellifi ve eserini gün yüzüne çıkarmaktır. Konu seçiminde Vildan Faik Bey’in Osmanlı İlmiye Teşkilatındaki konumu, sosyal yönü ve müellifin üzerinde araştırma yaptığımız eserinin görev yaptığı medresede tefsir usûlü derslerinde kaynak olarak kullanılması, etkili olmuştur.Araştırmanın önemi, konusu ve araştırma sürecinde takip edilen yöntemle ilgili bilgiler, çalışmanın giriş kısmında verilmektedir.Birinci bölüm, eserin müellifi Debreli Vildan Faik Bey’e ayrılmıştır. Burada müellifin hayatı, eğitimi, ilmî şahsiyeti ve müfessir kimliğiyle Osmanlı İlmiye Teşkilatı içerisindeki konumu hakkında bilgi verilmektedir. Ayrıca bu bölümde kısaca müellifin sosyal ve siyasal ilişkileri de incelenmiştir.İkinci bölümde ise Vildan Faik Bey’in eseri el-Multeḳaṭ fî usûlü’t-tefsîr, mercek altına alınmaktadır. Burada öncelikle eserin tefsir usûlü tarihindeki yerine değinilmiş ve bu bağlamda “Usûlü’t-Tefsîr” ve “Ulûmu’l-Kur’ân” kavramları arasındaki ilişki incelenmiştir. Buradan hareketle eserin isimlendirilme meselesine öncelik verilmiştir. Daha sonra el-Multeḳaṭ’ın belirlenen kaynakları zikredilmiş ve bunlar arasında müellifin kendisinden en fazla istifade ettiği ana kaynakları tespit edilmiştir. Eserin yapısal özellikleri hakkında gerekli bilgiler aktarıldıktan sonra içerik özelliklerine geçilmiştir. İkinci bölümün son başlığı olan bu kısım, aynı zamanda araştırmamızın da en vurgulu yeridir. Burada el-Multeḳaṭ’ın klasik Kur’ân İlimlerine dair on dört konu başlığı incelenmektedir. Bu inceleme, eserin ana kaynağı olarak tespit ettiğimiz Suyûtî’nin el-İtkân’ı ile mukayeseli bir şekilde yürütülmüştür. Eserde var olan on dört konu başlığının incelenmesi sonucunda el-Multeḳaṭ’ın Kur’ân ilimlerine dair özgün bir eser olmadığı ve dolayısıyla Osmanlının, son dönemine kadar medrese bünyesinde yürüttüğü tefsir eğitiminde klasik usûlden vazgeçmediği belirlenmiştir. Sonuç başlığında ise araştırma sonucunda ulaşılan tespitlere kısaca yer verilmektedir.AbstractThe aim of the study is to figure out the modern period Ottoman tafsir approach by means of Debreli Vildan Faik Bey’s el-Multeḳaṭ fî usûlü’t-tefsîr and to make known the work and its author who hasn't been analysed carefully so far. While we were choosing the topic, the position of Vildan Faik in Ottoman Ulama Union, his social aspect directed us to this theme. The fact that the work we study in this study is being used as a reference in the madrasah he works have an effect on our decision. The importance and the topic of the study, method and approach are being mentioned in the introduction section of the study. The first part was reserved for the author of the work, Debreli Vildan Faik Bey. In this section, the life of the author, educational background have been operated. Moreover, his social and political life have been worked out. In the second part, the work of Debreli Vildan Faik Bey, el-Multeḳaṭ fî usûli’t-tefsîr were projected. Firstly, the position of the work in the tafsir approach history was expressed and in this context, the relation between “Usûlü’t-Tefsîr” and “Ulûmu’l-Kur’ân” were treated. From this perspective, the naming process of the work was prioritised. Then, the resources of el-Multeḳaṭ were defined and the ones which were used were listed. After the constitutional aspect was analysed, the content of it was begun to work out. This act is the last title of our study and constitutes the basic section of the work. In this section, four theme on el-Multeḳaṭ’s classical Kur’ân Sciences were analysed. This work were worked out comparatively via Suyûtî’s el-İtkân which is the main resource of the study. After the analyses of these four themes, it can be said that el-Multeḳaṭ is not an unique work on Kur’ân Sciences. Therefore, it can be said that classical approach was continued on tafsir training until the last period of Ottoman Empire. In the result part, the achievements are being discussed
Vildan Faik Bey, One of the Ottoman Mudarris of the Last Period with His Scientific and Social Personality
Debreli Vildan Faik Bey, (1853-1925) Osmanlının siyasi, kültürel ve ilmî açıdan devrim niteliğinde değişim ve hareketlenmelerin olduğu bir döneminde yaşamış ilim adamlarından biridir. Müellif, gerek ilmî şahsiyeti gerekse içtimâî yönüyle yıkılmaya yüz tutmuş 600 yıllık bir devletin son dönemlerinde önemli görevler üstlenmiştir. Özellikle üst düzey medreselerdeki görevi ve padişah huzurunda yapılan tefsir sohbetlerinin adı olan huzur derslerindeki vazifeleri, kendisinin ilmiye teşkilatındaki değerine dair öne çıkan örneklerdendir. Bu araştırma, eğitim hayatını ailesiyle birlikte göç etmek zorunda kaldığı İstanbul’da tamamlayan müellifin ilmî ve içtimâî şahsiyetini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda müellifin eğitim hayatı mercek altına alınırken sadece bilgi paylaşımıyla yetinilmemekte, ayrıca İslam medeniyetinin yüzlerce yıllık geleneğinden tevarüs edilen dönemin klasik medrese bünyesindeki eğitim anlayışı da dikkate alınmaktadır. Benzer yaklaşım Vildan Faik Bey’in ilmî şahsiyeti incelenirken de benimsenmiştir. Bu kapsamda müellifin medrese bünyesinde yerine getirdiği vazifeler, Osmanlı’nın modern dönem ilmiye teşkilatı açısından incelenmektedir. Dolayısıyla medeniyet tarihinde kalıcı bir iz bırakan Osmanlı imparatorluğunun ilmiye teşkilatı da müellif özelinde değerlendirilmektedir. Vildan Faik Bey’in ilmî şahsiyetinin yanı sıra siyasi ve sosyal yönü de ele alınmaktadır. Bu kapsamda üstlendiği içtimâî görevler ve devlette yaşanan siyasi dönüm noktalarındaki konumu mercek altına alınmaktadır. Özellikle ilmiye teşkilatında yaşanan bürokratik değişiklerden etkilenmesi farklı açılardan değerlendirilmektedir.Debreli Vildan Faik Bey (1853-1925) was one of the scientists who lived during a period of revolutionary changes and movements in the political, cultural and scientific aspects of the Ottoman Empire. He undertook important tasks in the last periods of a 600-year-old state that was facing destruction both in terms of its scientific personality and in terms of his social features. Especially his duties in high-level madrasas and in Huzur Dersleri (lessons in the presence of sultan), which are the name of Tafsir conversations, are prominent examples of his value in the organization of science. This research aims to reveal the scientific and social personality of the author, who completed his educational life in Istanbul, where he was forced to emigrate with his family. In this context, it is taken into account of that the educational life of the author is not only satisfied with the exchange of information, but also the understanding of education within the classical Madrasa of the period, which was tevarus from the hundreds of years of tradition of Islamic civilization. A similar approach was adopted when examining the scientific personality of Vildan Faik Bey. In this context, the duties performed by the Vildan Faik Bey within the madrasa are examined from the point of view of the modern Ilmiye Organization of the Ottoman Empire. Therefore, the Ilmiye Organization of the Ottoman Empire, which left a permanent mark on the history of civilization, is also evaluated in the life of Vildan Faik Bey. Vildan Faik Bey's scientific personality as well as his political and social aspect are discussed. In this context, the social duties he undertook and his position at the political turning points in the state are examined closer. In particular, the impact of bureaucratic changes in the Ilmiye Organization is evaluated from different points of view
Üniversite Öğrencilerinde Fiziksel Aktivite Düzeyi ile Sağlıklı Beslenme Tutumu Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Üniversite Öğrencilerinde FizikselAktivite Düzeyi ile Sağlıklı Beslenme Tutumu Arasındaki İlişkinin İncelenmesiYusufÇalışkan, Mehmet Yeral, Vildan MevsimDokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı, İzmirGirişDünya Sağlık Örgütü, enerji harcaması gerektiren iskeletkasları tarafından üretilen herhangi bir vücut hareketini fiziksel egzersizolarak tanımlar. Bunlar yürüme, koşma, bisiklet sürme, yüzme ve çeşitli sporetkinliklerini içerebilir. Düzenli fiziksel egzersiz iyi bir sağlık durumununkorunması ve çeşitli kronik hastalıkların riskinin azaltılması için önemlidir.Yapılan çalışmalarda kronik hastalıkların %15’ininhareketli bir yaşam ile önlenebilir olduğu açıklanmıştır. WHO,yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta yoğunluklu veya 75 dakika yüksekyoğunluklu aerobik fiziksel aktivite yapmasını veya her ikisinin birkombinasyonunu yaparak önemli sağlık faydaları elde etmelerini önermektedir.Sağlıklı beslenme genellikle iyi sağlık ve iyilik hali içingerekli besinleri, vitaminleri ve mineralleri sağlayan dengeli ve besleyici biryeme planını ifade eder. Sağlıklı beslenme, sağlıklı bir kilo koruması, kalphastalığı, diyabet ve kanser gibi kronik hastalıkların önlenmesi ve genelsağlık için önemlidir. Gelişen toplumlarda, hastalıklar ve sağlık ile ilişkiligelişmelerde, hastalık tedavisinden daha çok sağlık halinin korunmasına önemverilmesi, toplum sağlığında beslenmeyi çok önemli bir hale getirmiştir vekoruyucu hekimliğin önemi daha da artmıştır. Üniversite eğitimi alan öğrenciler, biyopsikososyal gelişimsüreçleri gereği, genç erişkinlik döneminde yer almaktadır. Ergenlik dönemisonrası kimlik arayışının olgunlaşmaya başladığı, bireysel ve toplumsalsorumluluk bilincinin geliştiği bir dönemdir. Bu dönemde sağlıklı beslenme,egzersiz yapma, etkili iletişim ve stresle baş etme yöntemleri gibi yaşam boyugeliştirilmesi gereken yaşam biçimi davranışlarının kazanılması ileri yaşlardakibireylere göre daha kolaydır. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivitedüzeyi ile sağlıklı beslenme tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesiamaçlanmaktadır.YöntemAraştırma kesitsel analitik bir araştırma olarakDokuz Eylül Üniversitesi öğrencilerinde yürütülecektir. Küme örneklemyöntemiyle her fakülteden seçilen sınıflardaki öğrencilere uygulanacaktır.Örneklem sayısı olarak en az 384 kişiye ulaşılması hedeflenmektedir. Veritoplama aracı olarak sosyodemografik veri anketi ,”Uluslararası FizikselAktivite Anketi” ve “Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği” uygulanmasıplanlandı. İstatikselanaliz olarak tanımlayıcı istatistikler, t testi,ki-kare, korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılacaktır.Bulgular/SonuçAraştırma fikir aşamasındadır.Tartışma Soruları1.Dahil edilme ve dışlama kriterleri açısından önerilerinizvar mı?2.Örneklem büyüklüğü konusunda önerileriniz nelerdir?3.Bağımsız değişkenler için önerileriniz nelerdir?</p
Artificial Intelligence in Primary Care
THE ROLE AND FUTURE OF ARTİFİCİAL INTELLİGENCE İN PRİMARY HEALTH CARE İclal Kasap1,Volga Kaymakçı1,Merve Sevindi1,Vildan Mevsim2 1. 1) Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Aile HekimliğiAnabilim Dalı, Arş. Gör. Dr., İzmir 2. 2) Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Aile HekimliğiAnabilim Dalı, Prof. Dr., İzmir Abstract The rapid evolution of technology has positioned Artificial Intelligence(AI) at the forefront of innovation in various sectors, notably in healthcare.This review explores AI's current and future roles in primary healthcare,highlighting its transformative impact and the challenges that accompany itsintegration. AI currently aids healthcare practitioners in a myriad of ways. Diagnosticprocedures have been revolutionized by AI algorithms capable of analysingmedical images with precision. Administrative tasks, such as patient schedulingand record-keeping, have become more efficient due to AI's streamliningcapabilities. Predictive analytics, a critical AI feature, plays a pivotal rolein pre-empting health complications by analysing extensive patient data.Additionally, AI has significantly advanced telemedicine, offering wider accessto healthcare, a crucial development amidst global health emergencies. Moreover, AI contributes substantially to personalized medicine, analysinglarge-scale data, including genetic information, to tailor treatment plans. Itsintegration into Electronic Health Records (EHR) systems enhances dataprocessing, improving treatment outcomes and operational efficiency. Despite these advancements, challenges persist. Data privacy concerns,potential erosion of the human element in patient care, difficultiesintegrating AI with existing systems, and the risk of over-reliance ontechnology are pressing issues that require careful management. Ethicalconsiderations, including algorithmic transparency and accountability, alsopose significant challenges. Looking ahead, AI's trajectory in primary healthcare is geared towardsfurther advancements, with an emphasis on ethical implications and maintaininga balance between technology and human-centred care. The potential of AI toenhance areas like chronic disease management and mental health care is vast.As we approach an AI-driven era in primary healthcare, this review underscoresthe importance of merging technological innovation with empathetic patientcare. Keywords: Artificial Intelligence, family medicine, primary healthcare </p
AİLEVİ AKDENİZ ATEŞİ OLAN HASTANIN APENDEKTOMİ ÖYKÜSÜ: OLGU SUNUMU
AİLEVİ AKDENİZATEŞİ OLAN HASTANIN APENDEKTOMİ ÖYKÜSÜ:OLGU SUNUMUŞeyma DELİBAŞ, VildanMEVSİMDokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Aile hekimliğiAna Bilim Dalı, İzmir, Türkiye Amaç:Ailevi Akdeniz Ateşi tekrarlayıcı, kendinisınırlayan poliserözit ve ateş atakları ile karakterize otozomal resesifgeçişli bir inflamatuar hastalıktır. Uzun dönemde hastalığın en önemlikomplikasyonu, kolşisin tedavisi almayan yaklaşık dört hastadan birinde gelişenamiloidozdur. Amiloid birçok organda birikmekle birlikte morbidite vemortaliteye neden olmaktadır. Bu olgu sunumunun amacı, tekrarlayan ateş, karınağrısı, artrit veya artralji ya da izole erizipel benzeri döküntüsü olançocuklarda FMF ön tanısının akla gelmesini sağlamak ve hastalığın erkentanımlanıp yaşam kalitesinin iyileştirilmesinin önemini vurgulamak Yöntem: OlgusunumuBulgular: 23yaşında erkek hasta, polikliniğimize 2 yıldır başlayan aralıklı karın ağrısışikayeti ile başvurdu. Hasta ataklarının genelde 2-3 gün sürdüğünü ve ateşineşlik ettiğini belirtti. Eşlik eden travma öyküsü veya öncesinde geçirilmişenfeksiyon öyküsü yoktu. Hasta şikayetlerinin artması nedenli birkaç kez acilservise başvurduğunu belirtti. En son acile bu şikayetlerle başvurduğunda hastanın yapılan batın muayenesinde batındistandü, defans verebound pozitif bulunmuş. Acil servisteki tetkiklerinde CRP:236 WBC:12.400olduğu saptanmış. Hastanın kliniği akutbatını taklit ettiği için abdomen BTçekildiği, akut apandisit ile uyumlu olduğu ve apendektomi olduğunu belirtti.Hasta apendektomi sonrası ataklarının devam ettiğini ve bu nedenle tarafımızabaşvurduğunu belirtti. Poliklinikteki başvurusunda batın muayenesi rahattı,defans rebaund yoktu. Hastadan atak dönemi ve atağının olmadığı dönemde kantetkikleri, grafileri istendi. Grafilerinde ek patoloji görülmedi. Hastanın atakdışında ESH: 3 mm/h, CRP: 2.8 mg/L olduğu görüldü. Bu sırada FMF gen analizindeM680I ve V726A heterozigot pozitifolarak sonuçlandı. Bu nedenle tedavisine kolşisin 2*1 başlandı. Klinik düzelmesi olan hastanınailesine yönelik genetik tarama önerildi. Takiplerine devam edildi.Sonuç: Ülkemizdesık rastlanılan bir hastalık olması nedeniyle birinci basamakta FMF’lihastalara uygun klinik yaklaşımın nasıl yapılacağının hekimlerimizce bilinmesioldukça önem arz etmektedir. Bu olgu, ayırıcı tanıda FMF’ i aklımıza getirmeyi ve erken tanıkonmasını sağlayarak “amiloidoz” komplikasyonunu engellemeyi vurgulamaktadır.Erken tanı hastaların hayat kalitelerinin artmasının ve gereksiz operasyon öykülerininönüne geçilmesini sağlayacaktır.AnahtarKelimeler: Ailevi Akdeniz Ateşi, apendektomi, erkentanı APPENDECTOMY HISTORY IN A PATIENT WITHFAMILIAL MEDITERRANEAN FEVER: A CASE REPORTŞeyma DELİBAŞ, Vildan MEVSİMDokuz Eylül University Faculty of Medicine, Department of Family Medicine,İzmir, TürkiyeObjective:Familial Mediterranean Fever (FMF) is an autosomal recessive inflammatorydisease characterized by recurrent, self-limiting episodes of polyserositis andfever. One of the most significant long-term complications of the disease isamyloidosis, which develops in approximately one in four patients not receivingcolchicine treatment. Amyloid can accumulate in multiple organs and leads toboth morbidity and mortality. The aim of this case report is to highlight theimportance of considering FMF in children with recurrent fever, abdominal pain,arthritis or arthralgia, or isolated erysipelas-like rash, and to emphasize theimportance of early diagnosis and improved quality of life.Method:Case reportFindings:A 23-year-old male patient presented to our outpatient clinic with complaintsof intermittent abdominal pain for the past two years. He reported that hisattacks typically lasted 2–3 days and were accompanied by fever. There was nohistory of trauma or prior infection. The patient mentioned that he had visitedthe emergency department multiple times due to worsening symptoms. During hismost recent visit, physical examination revealed abdominal distension withpositive guarding and rebound tenderness. Emergency investigations showed CRP:236 and WBC: 12,400. Due to clinical findings mimicking acute abdomen,abdominal CT was performed, which was interpreted as compatible with acuteappendicitis, and the patient underwent appendectomy. However, the attackspersisted after surgery, prompting his visit to our clinic. At his outpatientvisit, abdominal examination was normal, with no guarding or rebound.Laboratory tests and radiographs were requested during and outside of attacks.No pathology was seen on imaging. His labs outside the attack period showedESR: 3 mm/h and CRP: 2.8 mg/L. FMF genetic analysis revealed heterozygouspositivity for M680I and V726A mutations. As a result, colchicine 2×1 wasinitiated. The patient's clinical condition improved, and genetic screening wasrecommended for his family. He continues to be followed up.Conclusion:Since FMF is commonly seen in our country, it is crucial for primary carephysicians to understand how to approach such patients appropriately. This caseunderscores the need to consider FMF in differential diagnosis and to ensureearly diagnosis to prevent complications such as amyloidosis. Early diagnosiscan improve patient quality of life and help avoid unnecessary surgicalprocedures.Keywords:Familial Mediterranean Fever, appendectomy, early diagnosis </p
- …
