1,720,972 research outputs found
Diz patolojilerinde klinik muayene bulguları ile artroskopi bulgularının karşılaştırılması
Diz eklemi vücutta en sık travmaya maruz kalan eklemdir.Diz patolojilerinin teşhisi her zaman kolay olmamaktadır. Günümüzde uygun klinik muayene yapılmadan pahalı ve yorumu tecrübe gerektiren ileri tetkikler sıkça istenmektedir. Bu yüzden diz patolojilerinde klinik muayenenin geçerliliğini tesbit için bu çalışmayı yaptık. Kliniğimizde, 666 hasta prospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastaların hepsine klinik muayeneyi takiben artroskopi yapılmıştır. Klinik muayenenin, diz patolojilerini teşhisteki doğruluğu, duyarlılığı, özgüllüğü, pozitif ve negatif tahmini değerlendirmeleri hesaplanmış ve sonuçlar karşılaştınlmıştır. Menisküs lezyonlannın klinik muayenesinde ; duyarlılık ; % 81.1, özgüllük ; % 75.9, doğruluk ; % 78. 9, (+) tahmini değerlendirme ; % 82.4, (-) tahmini değerlendirme ; % 74.3 olarak tesbit edildi. Ön çapraz bağ lezyonlannın klinik muayenesinde ; duyarlılık ; %64.6, özgüllük ; % 99, doğruluk ; % % 91.4, (+) tahmini değerlendirme ; % 95, (-) tahmini değerlendirme ; % 90.8 olarak bulundu. Kıkırdak lezyonlannda ; duyarlılık ; % 44.6, özgüllük ; % 92.7, doğruluk ; 84.6, (+) tahmini değerlendirme ; % 96.7, (-) tahmini değerlendirme ; % 72.5 tesbit edildi. Diğerleri başlığı altında topladımız, plika sendromlan, sinovyal lezyonlar ve serbest eklem cisimlerinin klinik teşhisinde ; duyarlılık ; % 51.9, özgüllük ; % 92.7, doğruluk ; % 84.6, (+) tahmini değerlendirme ; % 63.5, (-) tahmini değerlendirme ; % 88.7 olarak elde edildi. Bu sonuçlara baktığımızda klinik muayenenin, menisküs lezyonlan ve ön çapraz bağ lezyonlannda teşhis değerinin yüksek olduğu, kıkırdak lezyonlan, plika sendromlan, sinovyal lezyonlar, serbest eklem cisimlerinde teşhis değerinin daha düşük olduğunu ve multipl lezyonlarda teşhis değerinin çok düşük olduğunu tesbit ettik
1989-1990 yılı Türkiye II.ligi Play-Off ve Gençler Türkiye birinciliğine katılan erkek-bayan basketbolcuların yaralanma nedenleri ve sıklıklarının araştırılması
Bu çalışma basketbolda görülen yaralanma nedenleri ve sıklıklarını araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışma genel olarak iki bölümde oluştu. Birinci bölümde yaralanma ile ilgili genel literatür bilgi verilirken, ikinci bölümde yapılan anket ile ilgili bulgular ve tartışma yer aldı. Çalışma 1989-1990 sezonu kulüplerarası Türkiye deplasmanlı 2. Basketbol ligi playy-off yarışmalarına katılan 7 erkek basketbol takımı oyuncuları ile, Kulüplerarası genç bayanlar birinciliğine katılan 7 bayan basketbol takımı oyuncuları arasında yapıldı. Çalışmaya toplam olarak 70 bayan, 70 erkek basketbol oyuncusu katıldı. Bunların ipinden yaralanmaya maruz kalan 37 bayan 55 erkek tespit edildi ve yaralanma ile ilgili bulgular saptandı. Anket bulguları kendi arasında istatistiki değerlendirmeye tabi tutularak, sorular ve cevaplar arasında ilişkiye bakıldı, ve korelasyon testi ile değerlendirildi. Çalışmaya katılan deneklerin yaş ortalamaları bayanlarda 17 (yıl) olurken erkekler de 22.6 (yıl) oldu. Elde edilen bulgularda çalışmaya katılan deneklerin büyük çoğunluğunun öğrenci olduğu (bayan %91.89, erkek %63.64) bu yüzden de yaralanmayı önleyici cihaz kullandıkları tespit edildi. Çalışmaya katılan tüm deneklerin 1989-1990 sezonunda en az bir kez yaralandıkları ve bu yaralanmaların 56 daha çok antrenmanda olduğu gözlendi (bayan %51.35, erkek %52,73). Buna karşılık yarışma sırasında yaralanma da düşük değildi. Çalışmada görüldü ki basketbolda görülen yaralanmalar daha çok alt extremitedeydi (bayan %89.19, erkek %69.09). Deneklerin yaralanmalarına neden olarak hazırlık döneminde ve yarışma döneminde aşırı yüklemeyi gösterdikleri gözlendi. Buna ek olarak hazırlık dönemi ve yarışma döneminde kuvvet, esneklik antrenmanı ve yetersiz genel antrenman sporcuların yaralanmalarına neden olarak gösterildi. Hazırlık döneminin ve yarışma döneminin gerekenden uzun tutulması ve oyun esnasında yorgunlukla birlikte oyunun uzaması yaralanmaya neden olmakta ve yaralanma sıklığını arttırmakta olduğu bulundu (tablo 29, 3-16, 3-17, 3-18 değerleri). Yaralanmanın tedavisi ile ilgili bulgular incelendiğinde bayan deneklerin %45-95 oranında, erkek deneklerin %58.18 oranında tedavilerinin hekim tarafından yapıldığı, fakat buna rağmen yaralanmaların tekrarlandığı gözlendi (tablo 29, 3-23 değeri). Sonuç olarak, basketbol sporunda görülen yaralanma ve sıklıkları ele alındığında görüldü ki yetersiz antrenman, aşırı yorgunluk, uzayan antrenman periyodları ve diğer dış faktörler yaralanmayı arttırıcı etki yaratmaktadır. Bunu önlemek için bu konuda sporcu ve antrenörün bilgilenmesi buna göre antrenmanların yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Rehabilitasyon programlarında 57 bir spor hekiminin katılımı yaralanmanın tekrar etmemesi bakımından önemli olacaktır.The purpose of this study was to investigate the cause of injuries and the frequency of injuries in the basketball players. The subjects in this study were 70 female and 70 male basketball players. 35 fenale and 55 male players of them have been exposed to various injuries. In the study, questionaire has been applied and in that several choices, "yes", "no" or the multiple choices such as "a()", "b()", "c()", "d()" have been used in this way. The percentage and frequency of the findings have been taken. For the degree of relation of the variables in questionaire, statistical analysis of correlation coefficient was used. The 0.05 confidence level was accepted to test the significance of the study. At the end of this study, following results were found: The mean ages of the subjects was 17 years for female and 22.6 years for male. 91.89 % of the female subjects and 63.64 % of male subjects were students and most of them have been used protective apparatus. The subjects in this study generally have been exposed to injuries during training and the location of injuries were lower extremities (88.19 % of female, 69.09 X of male). The cause of injuries of subjects were overuse. In addition, in 59 pre-season and in-season, the lack of strength and streching training and the general traing were the causes of injuries. The number of injuries had been statistically significant in relation with the motivation, age of training, the number of training, the streching and strength training, number of training per day in pre-season and in-season and using of protective apparatus and finally the kind of medical treatment
Etibank SAS serbest güreş takımı ile ABD serbest güreş milli takımının fiziksel ve fizyolojik özelliklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı Uluslararası müsabakalarda bir çok ma dalya almış bir çok milli güreşçiyi kadrosunda bulunduran Eti bank SAS (Seydişehir Alüminyum Spor) Serbest Güreş Takımının fi ziksel ve fizyolojik karaterlerini belirlemek ve 1983 Serbest Güreş Dünya Kupasına katılan Amerika Birleşik Devletleri güreş Milli Takımının fizyolojik değişkenleri ile karşılaştırmaktır. Araştırma için; boy, yaş, ağırlık, vücut yağ oranı, vital kapasite, aerobik güç (Maxe), hız (36.56 m), 400 m. koşu, 2400 m. koşu, iki pençe kuvveti, kuvvetli pençe ve zayıf pençe ile ilgili fizyolojik özellikler seçildi. Testlere Etibank SAS Serbest Güreş Takımının 1990 I. güreş liginde II. olan takımın, (48-52-57-62-68-74-62-90- i 00 ve 130 kg) sikletlerinin en iyi birer güreşçiden olmak üzere toplam 10 gü reşçi katılmıştır. Etibank SAS Serbest Güreş Takımı ile ABD Serbest Güreş Ta kımı fizyolojik değerlerinin karşılaştırılmasında t değeri tek niği kullanıldı ve 0.05 önemlilik seviyesi kabul edildi. îki takımın fiziksel ve fizyolojik değerlerinin karşılaştı rılmasında; aerobik güç (Max V0e), 400 m. koşu ve 2400 m. koşu değerlerinde Etibank SAS Takımı aleyhine 0.05 önemlilik seviye sinde istat istikî bir fark bulunmuştur. Bu değerler; aerobik güç Etibank SAS güreşçilerinin (48.9 ± 3.79), Amerikalı güreşçileri nin (55.59 ± 4.28), 400 m. koşu Etibank SAS (71.6 ± 5.5), ABD Milli Takımı (63.37 ± 3.58), 2400 m. koşuda ise Etibank SAS (10s44. 0 ± 52.97), ABD Milli Takımı (8s49. 5 ± 27. 37)'dir. Diğer 49 fizyolojik değerler arasında 0.05 önemlilik seviyesinde istatis tik bir fark bulunamamıştır. Et i bank SAS Takımı güreşçilerinin yaş, boy, ağırlık, vücut yağ oranı ve vital kapasitelerinin normal sınırda olduğu görül mektedir. Aerobik güç (Man VDe>, iki pençe kuvveti, kuvvetli pençe, zayıf pençe, hız (3S. 56 m. koşu), 400 m. koşu ve £400 m. koşu değerleri, Türkiye içinde yeterli olmasına rağmen yabancı güreşçilerin literatür değerlerinden düşük olduğu görülmekte dir. Bu sonuçlar Türk güreşçilerinin yabancı elit güreşçilere oranla daha az çalıştıklarını ve antrene oldukları gerçeğini or taya çıkarmaktadır.The purpose of this study was to establish the physiological characteri stics of the Etibank SAS Free Style Wrestling team wrestlers an to compare the physiological chara cteristics of the Eti bank SAS Free Style Wrestling team wrestlers and USA National Free Style World Cup Wrestling team Wrestlers. The percent body fat was measured by using Skinfold techniques. The Vital Capacity was measured by Using Spirometer. The aerobic power (Max VOs:) was measured by using 12 min. Run test. The grip strength was measured by using hand grip tensiometer (Dynamometer). The speed by using 36. 56 m. <40 Yard) ditffih. The endurance was measured by using 400 m. dash and £400 m. Run tests. in The comparative study Etibank SAS Free Style Wrestling team wrestlers were significantl
Knee prosthesess complications
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda Ekim 1992- Eylül 2006 tarihleri arasında 319 hastanın 376 dizine total diz artroplastisi uygulanmıştır. Total diz artroplastisi sonrası gelişen komplikasyonlar retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların 252'si kadın (%78.99), 67'si erkekti(%21.01). Hastaların yaş ortalaması 67.7 idi (35-87). Hastaların 125'inin sağ dizine, 137'sinin sol dizine, 57 hastanın ise her iki dizine de total diz protezi uygulandı. Her iki dizine de total diz protezi uygulanan hastaların 12'si aynı seansta uygulandı. Ortalama takip süresi 32.6 ay (4-92) dır. Knee Society klinik değerlendirme formuna göre ameliyat öncesi diz skoru ortalama 46.7 (35-60), ameliyat sonrası ortalama 91.3 (80-100), fonksiyon skorları ise ameliyat öncesi ortalama 39.4 (10-60), ameliyat sonrası ortalama 81.9 (40-100) olarak bulundu. Ameliyat öncesi hastaların ortalama eklem hareket açıklığı 108.3° (70-135) iken, ameliyat sonrası ortalama 113.2° (70-140) olarak bulundu. Görülen komplikasyonlar; 11 hastada (%3.4) erken enfeksiyon, 5 hastada (%1.5) yara komplikasyonu, 4 hastamızda kronik enfeksiyon (%1.2), 2 hastada (%0.6) peroneal sinir arazı, 1 hastamızda(%0.3) safen sinirin infrapatellar dalında nöroma, 5 hastada (%1.5) derin ven trombozu, 2 hastada (%0.6) ekstensör mekanizma komplikasyonu, 2 hastada (%0.6) hareket kısıtlılığı, 2 hastada (%0.6) aseptik gevşeme, 1 hastada (%0.3) periprostetik kırık, instabilite ise 1 hastamızda (%0.3) gözlendi. 3 hastamız ameliyat sonrası ex oldu. Sonuç olarak total diz artroplastisi, başarılı sonuçlarına rağmen, oluşabilecek komplikasyonlar cerrah ve hasta için üzücü problemlere neden olabilmektedir. Bu komplikasyonları en aza indirebilmek için ameliyat öncesi iyi bir hazırlık, titiz bir cerrahi uygulama ve dikkatli bir ameliyat sonrası bakım gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Diz protezi komplikasyonları.At Selcuk University Meram Faculty of Medicine, in Orthopaedics and Traumatology Department between October 1992 and Septamber 2006, 376 total knee arthroplasties were performed in 319 patients. Postoperative complications were evaluated retrospectively. There were 252 women (%78.99) and 67 man (%21.01). The averageage of the patients was 67.7 (35-87) years. Total knee prostheses were applied to 125 right knees, 137 left knees and 57 were bilateral. Bilateral aplications were done in the same sessions in 12 patients. The average follow up time was 36.2 months. According to Knee Society clinic evaluation forms average knee points was 46.7 (35-60) before the operations. The average after the operations was 91.3 (80-100). Functional points were 39.4 (10-60) preoperatively and 81.9 (40-100) postoperatively. Before the operation the range of motion (ROM) was 108.3° (70-140), it was found to be 113.2° after the operation. The complications were: 11 (%3.4) early infection, 5 (%1.5) wound problems, 4 (%1.2) chronic infections, 2 (%0.6) nerve palsies, 1 (%0.3) neuroma of the infrapatellar branch of the saphenous nerve, 5 (%1.5) deep vein thrombosis, 2 (%0.6) extensor mechanism disfunctions, 2 (%0.6) ROM restictions, 2 (%0.6) aseptic loosening, 1 (%0.3) periprosthetic fractures, 1 (%0.3) instability, 3 patients died after the operation. As a result, in spite of high success rates following the total knee arthroplasty, complications that occur can cause serious problems to, the patients and surgeon. To minimize these complications, a good preoperative preparation of the patient, meticulous surgery and a good postoperative care are needed. Key Words: Knee prostheses complication
K-Pt-K otogrefti kullanılarak yapılan ÖÇB renkonstruksiyonunda sonuçların değerlendirilmesi
Dizin stabilitesinde önemli rol oynayan oluşumlar içinde sayılan ÖÇB, diz eklemi travmalarında menisküslerle birlikte en sık yaralanan anatomik yapılardan birisidir. ÖÇB yetmezliği, diz eklemi kinematiğini bozarak, instabilite, ağrı ve dejeneratif değişikliklere zemin hazırlamaktadır. Bu çalışmada Ocak 1994- Aralık 2002 yıllan arasında S.Ü.Meram Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji kliniğinde 38 K-Pt-K oto grefti kullanılarak artrotomi ile yapılan ÖÇB rekonstrüksiyonuna ait sonuçlar sunulmuştur. Yaralanmaların çoğu sportif aktivite sırasında oluşmuş olup, düşme ve normal günlük aktivite sırasında oluşan ÖÇB rüptürü bunu izlemektedir. Hastaların tümü aktif yaşam süren erkekler olup, ortalama yaş 26.6(18-39 yaş) idi. 23 sağ, 15 sol dize rekonstrüksiyon yapıldı. Hastalarda ÖÇB rüptürü ile birlikte menisküs lezyonlan ve kondral lezyonlar mevcuttu. Bütün hastalara rekonstrüksiyon öncesi artroskopik girişim yapılarak ek patolojilerin tedavisi yapılmıştır. Kontroller sırasında 1 hastada (%2.6) yüzeyel yara enfeksiyonu, 1 hastada (%2.6) dizde boşalma hissi devam ediyordu; ki bu hasta daha sonra greft rüptürü ile baş vurdu. 9 hastada (%23.6) 1 cm ve üzerinde kuadriseps atrofîsi, 7 hastada (%18.4) günlük aktiviteler sırasında, 4 hastada (%10.5) herhangi bir aktiviteden sonra ağrı olduğu tespit edildi. Amelyat öncesi ortalama 74.7 olan Lysholm diz skoru amelyat sonrası ortalama 87.3 bulunmuştur. Yine Lysholm'un gerek fonksiyonel, gerekse de sübjektif değerlendirme kriterlerine göre 32 hastada(%84.2) iyi ve çok iyi, 4 hstada (%10.5) orta, 2 hastada (%5.2) kötü sonuç elde edilmiştir. Ortalama takip süresi 4.6 yıl (8ay- 8.5 yıl) dır. K-Pt-K grefti sıkça tercih edilen otojen doku olmakla birlikte teknik; patella kırığı, patellar tendon rüptürü, patellar tendinit, patellar subluksasyon, femoral tünelin posterior duvarının kırılması, vidanın posteriora kayması, vidaların konverjansı ve tandonun vidalar tarafından kesilmesi gibi ciddi sorunları da bünyesinde barındırmaktadır. Kurallara uygun olarak gerçekleştirilen ameliyatlar ile bu komplikasyonlarla karşılaşma olalsılığını azaltmak mümkündür. Nitekim çalışmamızda hiç bir hastada sayılan bu komplikasyonlar görülmemiştir. Bütün bunların ışığında kemik bloklu patellar tendon kullanımı, günümüzde hala altın standarttır
Açık kırıklar
Açık kırıklar travmatolojinin ençok uğraşılan dallarından biridir. Açık kırıkların tedavisindeki amaç hastanın ekstremitesini en kısa sürede ve optimum düzeyde kullanılır hale gelmesini sağlamaktır. Birçok tedavi metodu ve aracı kullanılmış ve olmasına rağmen hala ideal bir tedavi yaklaşımı belirlenememiştir. Bu çalışmada 1985-1995 yıllan arasında kliniğimizde tedavi edilen toplam 857 açık kırıklı hasta incelenmiştir. Açık kırıklı hastalar üzerine uygulanan tedavi şekilleri ve bunların sonuçlan gözden geçirilmiştir. İncelenen hastalardan 451'i serviste yatarak (113 çocuk, 339 yetişkin, ortalama yaş 33.4), 406'sı ayakta tedavi görmüştür (95 çocuk, 311 yetişkin, ortalama yaş 32.6). Kırıkların lokalizasyonlarına göre dağılımı; El falanks kırıkları 1 72, metakarp kırıkları 62, radius cisim 18, radius ve ulna cisim 55, ulna cisim 20, dirsek bölgesi 42, humerus cisim 48, femur proksimal 12, femur cisim 51, femur alt uç 31, patella 27, tibia proksimal 9, tibia cisim 237, ayakbileği 34, ayak 59 şeklindeydi. Travma sebebi olarak yetişkinlerde trafik kazası % 67, yüksekten düşme % 14, iş kazası % 15, ateşli silah % 3, diğer % 1 şeklindeydi. Çocuklarda ise trafik kazası % 63, düşme % 28, iş kazası % 5, ateşli silah % 2, diğer % 2 şeklindeydi. Açık kırık sınıflaması Gustillo-Anderson'a göre yapıldı.Oranlar, yatarak tedavi görenlerde tip I % 9, tip II % 38, tip HI % 53, ayaktan takip edilenlerde tip I % 63, tip II % 33, tip III % 4 şeklindedir. Tüm açık kırıklı hastaların % 57.71 sine (512 hasta) konservatif tedavi uygulanmış. % 42.3' ne (345 hasta) cerrahi tedavi uygulanmıştır. Enfeksiyon gelişmesi durumunda en fazla izole edilebilen patojen S.aureus % 43.2, Pseudomonas % 26.1, Streptokok % 15.7, Enterokok % 15 şeklindedir. Tedavi sonuçlan değerlendirildiğinde Tip I açık kınklann tüm ekstremitelerde daha az oranda komplikasyonlara sahip olduğu, Tip III açık kınklann ise tüm ekstremitelerde daha fazla komplikasyona sahip olduğu görülmüştür. Tibia ve femûr açık kırıklarında komplikasyonlar daha fazla, el ve ayak kemikleri açık kırıklarında ise daha az görüldüğü dikkat çekmektedir
İlizarov eksternal fiksatör uygulamaları
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında Şubat 1996 ile Mart 1999 tarihleri arasında Ilizarov yöntemi ile tedavi edilen 52 hastaya 61 Ilizarov uygulaması yapılmıştır. Yapılan Ilizarov ugulamalannın dağılımı: 30 kırık, 15 psödoartroz, 5 deformite, 5 yumuşak doku kontraktürü, 3 kısalık ve 3 genel amaçlı eksternal fiksasyon şeklinde idi. Çeşitli Ortopedik ve Travmatolojik nedenler ile uygulanan yöntem sonucunda 4 kırık ve 3 psödoartrozda başarısızlık oldu. Bunlarda biri tedavi sırasında ortaya çıkan komplikasyona bağlıydı. Diğer vakalarda tekniğin doğru uygulanmasına rağmen başarı sağlanamadı. Tüm uygulamalar değerlendirildiğinde komplikasyon oranı %85.2 idi. Bunların içerisinden çok az bir bölümü sonucu etkiledi. Komplikasyonlann çoğunluğu tedavi sırasında düzeltilebildi. Ilizarov metodu diğer geleneksel cerrahi tedavi metodlanna göre daha az invaziv olması, ameliyat sonrası erken hareket ve tam yük vermeye müsaade etmesi nedeniyle kırıklarda deformitelerde, ekstremite uzatmada, enfekte ya da enfekte olmayan psödoartrozlarda güvenle kullanılabilecek bir tedavi metodudur
Comparison of functional and clinical outcomes of patients with fixed-bearing andmobile-bearing knee prostheses
Hareketli polietilen insertli ya da sabit polietilen insertli diz protezi uygulanan hastaların fonksiyonel ve klinik sonuçlarının değerlendirilmesi Dr. Numan Atılgan, Uzmanlık Tezi, Konya, 2018. Amaç. Gonartroz, dizde eklem kıkırdağında progresif yıkım, osteofit oluşumu ve subkondral skleroz ile karakterize dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Tedavide amaç ağrı kontrolü ve fonksiyonel düzelmedir. Total diz artroplastisi son evre osteoartriti olan ve konservatif tedavi seçeneklerinden fayda görmeyen hastalarda uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bu amaçla kullanılan farklı protez tiplerinden ikisi sabit ve hareketli insert kullanılan protezlerdir. Literatürde bu insertler arasında küçük farklılıklar görülse de etkinlikleri ve uzun dönemdeki farklılıklarına yönelik kesin bulgular mevcut değildir. Bu çalışmanın amacı prospektif takiplerde bu farkların daha net olarak ortaya konabilmesini sağlamaktır. Yöntem. Meram Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji polikliniğine başvurup gonartroz tanısı alan ve total diz artroplastisi planlanan hastalar hareketli ya da sabit insert gruplarına ayrılmış, postoperatif 3-6-12. ay değerlendirmelerinde klinik ve radyolojik sonuçları karşılaştırılmıştır. Bulgular. Çalışmaya yaş ortalaması 64 yıl (47-87 yıl) olan toplam 63 hasta dahil edildi. Bunlardan 32 hastaya sabit, 31 hastaya hareketli insertli diz protezi uygulandı. Postoperatif dönemde WOMAC ve diz cemiyeti değerlendirme ölçeklerine göre ağrı ve fonksiyonlarda hem sabit hem hareketli insert gruplarında anlamlı düzelme sağlandı. Sabit ve hareketli insert grupları karşılaştırıldığında WOMAC ağrı skorlarının benzer olduğu, WOMAC fonksiyonel skorların postop 6 ay ve 1 yılda hareketli insert grubunda daha iyi olduğu; WOMAC sertlik skorlarının postop 1 yılda sabit insert grubunda daha düşük olduğu, diz cemiyeti ağrı skorlarının postop 3 ayda hareketli insert grubunda daha iyi olduğu, diz cemiyeti fonksiyonel skorların postop 6 ayda hareketli insert grubunda daha iyi olduğu tespit edildi. Ayrıca, takip değerlendirmelerinde gevşemeye yönelik radyolojik değerlendirmelerin, enfeksiyon gelişim oranlarının ve komplikasyon oranlarının sabit ve hareketli insert grupları arasında benzer oldukları belirlendi. Sonuç. Çalışmamızda hem sabit hem hareketli insert kullanımının hastaların ağrı ve fonksiyonlarında genel bir düzelme sağladıkları görülmüştür. Bu iki insert tipi birbiri ile karşılaştırıldığında ise fonksiyonel düzelme ve ağrı azalması bakımından hareketli insertin bir miktar daha üstün olduğu yönünde bulgular elde edilmiştir. Daha uzun takipli çalışmalar ile her iki insert tipi arasındaki farklar daha net şekilde ortaya konabilir. Anahtar Kelimeler. Total diz artroplastisi, sabit insert, hareketli insert, diz protezi, osteoartrit, gonartrozComparison of functional and clinical outcomes of patients with fixed-bearing and mobile-bearing knee prostheses Numan Atılgan, MD., Dissertation, Konya, 2018. Aim. Gonarthrosis is a degenerative joint disease that characterized with progressive destruction of cartilage, osteophyte formation, and subchondral sclerosis. The aim of the treatment is pain control and functional improvement. Total knee arthroplasty is a surgical treatment procedure for patients with osteoarthritis who did not benefit from conventional therapies. The two prosthesis types among knee prostheses include fixed- and mobilebearing prostheses. Literature data suggests that there are several minor differences between these two types, but there are no certain differences shown. The aim of this study is to evaluate the potential differences of these prostheses during prospective follow-ups. Method. The patients that diagnosed with gonarthrosis at Meram Medical Faculty, Orthopedics and Traumatology Department were assigned to fixed- and mobile-bearing total knee arthroplasty groups. Clinical and radiological outcomes were compared at the 3rd, 6th, and 12th months follow-ups. Results. A total of 63 patients with a mean age of 64 years (47-87 years) were included in the study. Thirty-two of them had fixed-bearing, and 31 had mobile-bearing prosthesis. Pain and functional scores of WOMAC and knee society assessment scales were significantly improved in both groups. Between-group comparisons revealed that WOMAC pain scores were similar, WOMAC function scores at postoperative 6th and 12th months were better in mobile-bearing group, WOMAC stiffness scores at 12th month were lower in fixed-bearing group, knee society pain scores at 3rd month were better in mobile-bearing group, and knee society functional scores were at 6th month were better in mobile-bearing group. The clinical and radiological assessments, and complication rates were not significantly different between study groups. Conclusion. Both fixed- and mobile-bearing knee prostheses were found to significantly improve the pain and functional status of the patients. The comparisons between these prostheses showed that mobile-bearing devices are slightly better than fixed-bearing devices. Studies with longer follow-up periods may provide more definite differences between these prostheses. Keywords. Total knee arthroplasty, fixed-bearing, mobile-bearing, knee prosthesis, osteoarthritis, gonarthrosi
Surgical treatment of femoral neck fractures and the results in the elderly patients
Bu çalışmada artroplasti ile tedavi edilen femur boyun kırıklı ileri yaştaki hastaların kısa dönem fonksiyonel sonuçları değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde, 2004?2008 yılları arasında femur boyun kırığı nedeni ile başvuran 61 hasta değerlendirildi. Bunlardan 29'u erkek (%47.5), 32'si kadındır. (%52.5). 56 hasta artroplasti ile tedavi edildi. Ameliyat ettiğimiz andaki ortalama yaşları 74,9 olup en genç hastamız 51 en yaşlısı ise 97 idi. 36 hastada sağ (%59), 25 hastada sol (%41) tarafta femur boyun kırığı mevcuttu. Hastaların preoperatif ve postoperatif olarak fonksiyonel sonuçları; Harris'in Kalça Fonksiyonlarını Değerlendirme Skalasına göre değerlendirilip puanlandı. Bulgular: Kırıkların Garden Sınıflandırmasına göre değerlendirilmesinde 17'si (%28) Garden Tip 2, 29'u (%47) Garden Tip 3 , 15'i (%25) Garden Tip 4 idi. Kırıkların Pauwels sınıflamasına göre yapılan değerlendirmesinde 17'sinde (%28) Tip 2, 44'ünde (%72) Tip 3 idi. Hastaların 8'ine Thompson endoprotez, 41'ine bipolar endoprotez ve 7'sine de total kalça protezi yapıldı. Hastaların yaş ortalaması Thompson endoprotez yapılan grupta 83 yaş, bipolar endoprotez yapılan grupta 76 yaş ve total kalça protezi yapılan grupta 69 yaş idi. Bipolar endoprotez uygulanan hastalardan 27'sine çimentolu, 14'üne çimentosuz artroplasti, TKP uygulanan hastalardan 1'ine çimentolu, 6'sına çimentosuz artroplasti yapıldı. Hastalarımızın en kısa takip süresi 20 ay, en uzun takip süresi ise 61 ay ortalama takip süresi ise 29 aydı. Sonuç: Yeterli takibi yapılabilen toplam 50 hasta Harris kalça sayısal değerlendirme cetveline göre değerlendirildiğinde; yaş aralıkları 51-97 olan %24'ünde mükemmel, %30'unda çok iyi, %10'unda iyi ve %13'ünde orta ve % 23'inde kötü Harris kalça değeri elde edildi.In this study, short term functional results of elderly patients with femoral neck fractures that were treated with artroplasty were evaluated. Materials and Methods: In Selcuk University Meram Faculty of Medicine at the Clinic of Orthopedics and Traumatology, 61 patients applying with the reason of femoral neck fracture between the years of 2004 and 2008 were evaluated. Of these , 29 were male(%47.5), 32 were female (%52.5). 56 patients were treated with arthroplasty. The average age of them was 74.9 at the time of operation, our youngest patient was 51 and the oldest one was 97. In 36 patients (%59), the femoral neck fracture was present on the right side and in 25 patients (%41), the femoral neck fracture was present on the left side.The preoperative and postoperative functional outcomesof patients were evaluated and graded according to Haris Hip Scale. Findings: In the evaluation of fractures according to Garden Classification, 17 (%28) of them were Type 2, 29 (%47) of them were Type 3, 15 (%25) of them were Type 4. In the evaluation of fractures according to Pauwels Classification, 17 (%28) of them were Type 2, 44 (%72) of them were Type 3. To 8 patients Thompson Endoprothesis, 41 patients Bipolar Endoprothesis, 7 patients Total Hip Prothesis were applied.he average age of patients was 83 in the group with Thompson Endoprothesis, 76 in the group with Bipolar Endoprothesis, 69 in the group with Total Hip Prothesis. Of the patients to whom Bipolar Endoprothesis was applied, cemented was applied to 27 of them, noncemented was applied to 14 of them; of the patients to whom THA was applied, cemented was applied to 1 of them, noncemented was applied to 6 of them. The fallow up period of our patients was 20-61 months (mean 29). Conclusion: When the total 50 patients whose adequate follow up could be achieved were evaluated according to Haris Hip Scale, in the range of 51-97 ages, in %24 exelent, in %30 very good, in %10 good, in %13 average and %23 bad Harris hip value was obtained
Surgical treatment of femoral neck fractures and the results in the elderly patients
Bu çalışmada artroplasti ile tedavi edilen femur boyun kırıklı ileri yaştaki hastaların kısa dönem fonksiyonel sonuçları değerlendirilmiştir.Gereç ve Yöntem: Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde, 2004?2008 yılları arasında femur boyun kırığı nedeni ile başvuran 61 hasta değerlendirildi. Bunlardan 29'u erkek (%47.5), 32'si kadındır. (%52.5). 56 hasta artroplasti ile tedavi edildi. Ameliyat ettiğimiz andaki ortalama yaşları 74,9 olup en genç hastamız 51 en yaşlısı ise 97 idi. 36 hastada sağ (%59), 25 hastada sol (%41) tarafta femur boyun kırığı mevcuttu.Hastaların preoperatif ve postoperatif olarak fonksiyonel sonuçları; Harris'in Kalça Fonksiyonlarını Değerlendirme Skalasına göre değerlendirilip puanlandı.Bulgular: Kırıkların Garden Sınıflandırmasına göre değerlendirilmesinde 17'si (%28) Garden Tip 2, 29'u (%47) Garden Tip 3 , 15'i (%25) Garden Tip 4 idi. Kırıkların Pauwels sınıflamasına göre yapılan değerlendirmesinde 17'sinde (%28) Tip 2, 44'ünde (%72) Tip 3 idi. Hastaların 8'ine Thompson endoprotez, 41'ine bipolar endoprotez ve 7'sine de total kalça protezi yapıldı. Hastaların yaş ortalaması Thompson endoprotez yapılan grupta 83 yaş, bipolar endoprotez yapılan grupta 76 yaş ve total kalça protezi yapılan grupta 69 yaş idi. Bipolar endoprotez uygulanan hastalardan 27'sine çimentolu, 14'üne çimentosuz artroplasti, TKP uygulanan hastalardan 1'ine çimentolu, 6'sına çimentosuz artroplasti yapıldı. Hastalarımızın en kısa takip süresi 20 ay, en uzun takip süresi ise 61 ay ortalama takip süresi ise 29 aydı.Sonuç: Yeterli takibi yapılabilen toplam 50 hasta Harris kalça sayısal değerlendirme cetveline göre değerlendirildiğinde; yaş aralıkları 51-97 olan %24'ünde mükemmel, %30'unda çok iyi, %10'unda iyi ve %13'ünde orta ve % 23'inde kötü Harris kalça değeri elde edildi.Anahtar Kelime: Artroplasti, femur boyun kırığı, ilkeri yaş, kırık tipi, Harris kalça skoru.İn this study, short term functional results of elderly patients with femoral neck fractures that were treated with artroplasty were evaluated.Materials and Methods: In Selcuk University Meram Faculty of Medicine at the Clinic of Orthopedics and Traumatology, 61 patients applying with the reason of femoral neck fracture between the years of 2004 and 2008 were evaluated. Of these , 29 were male(%47.5), 32 were female (%52.5). 56 patients were treated with arthroplasty. The average age of them was 74.9 at the time of operation, our youngest patient was 51 and the oldest one was 97. In 36 patients (%59), the femoral neck fracture was present on the right side and in 25 patients (%41), the femoral neck fracture was present on the left side.The preoperative and postoperative functional outcomesof patients were evaluated and graded according to Haris Hip Scale.Findings: In the evaluation of fractures according to Garden Classification, 17 (%28) of them were Type 2, 29 (%47) of them were Type 3, 15 (%25) of them were Type 4. In the evaluation of fractures according to Pauwels Classification, 17 (%28) of them were Type 2, 44 (%72) of them were Type 3. To 8 patients Thompson Endoprothesis, 41 patients Bipolar Endoprothesis, 7 patients Total Hip Prothesis were applied.he average age of patients was 83 in the group with Thompson Endoprothesis, 76 in the group with Bipolar Endoprothesis, 69 in the group with Total Hip Prothesis. Of the patients to whom Bipolar Endoprothesis was applied, cemented was applied to 27 of them, noncemented was applied to 14 of them; of the patients to whom THA was applied, cemented was applied to 1 of them, noncemented was applied to 6 of them. The fallow up period of our patients was 20-61 months (mean 29).Conclusion: When the total 50 patients whose adequate follow up could be achieved were evaluated according to Haris Hip Scale, in the range of 51-97 ages, in %24 exelent, in %30 very good, in %10 good, in %13 average and %23 bad Harris hip value was obtained.Keywords: Arthroplasty, femoral neck fracture, elderly age, fracture type, Harris Hip Score
- …
