595 research outputs found

    MULTİMOORA Yöntemi İle Lojistik Sektöründe Faaliyet Gösteren İşletmelerin Performans Analizi

    No full text
    Artan rekabet ortamında işletmeler, faaliyetlerini devam ettirebilmek için müşteri istek ve ihtiyaçlarını zamanında ve tam olarak karşılamak durumundadırlar. Bu doğrultuda lojistik hizmetleri müşteri taleplerine beklenen zaman ve kalitede karşılık vermede en temel rolü üstlenmektedir. Lojistik hizmetlerinin kesintisiz olarak sağlanabilmesi için firmaların performanslarının yüksek seviyede olması gerekmektedir. Bu çalışmada, 2019 yılı için “Fortune Türkiye” dergisinin açıkladığı ilk 500 firma içerisinde yer alan ve depolama, taşımacılık ve lojistik hizmetler alt sektöründe faaliyet gösteren 13 firmanın finansal performansları açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Analizde Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden MULTIMOORA yöntemi kullanılarak net satış, faiz vergi öncesi kar, aktif toplam, özkaynak, ihracat miktarı ve çalışan sayısı olmak üzere toplam altı kriter çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada kriter ağırlıkları ENTROPI, CRITIC ve SD yöntemleri ile hesaplanmış ve her bir ağırlık yöntemi ile hesaplanan ağırlık değerleri MULTIMOORA yöntemi ile analiz edilerek firmalar finansal performansları açısından sıralanmıştır. Bu sayede kriter ağırlıklarının performans sıralamaları üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu analiz edilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda üç yönteme göre en iyi finansal performansı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü göstermiştir. ENTROPI ve CRITIC yöntemlerine göre yapılan analizlerde son sırada yer alan firma Kühne+Nagel Nakliyat olurken, SD yöntemine göre son sırada yer alan firma Horoz Lojistik olmuştur

    Helal Lojistik

    No full text
    Günümüz dünyasında teknolojideki gelişim ile birlikte rekabetin şiddetlenmesi bütün işletme süreçlerinde dönüşüme neden olmuştur. Bu süreçte işletmelerin faaliyetlerini gerçekleştirirken lojistik süreçlerde başarılı olmaları giderek önemini artırmaktadır. Birçok sektörle karşılaştırıldığında lojistik sektörü çok daha dinamik bir yapıya sahip olduğundan işletmeler tarafından rekabet üstünlüğü sağlamak amacıyla yeni stratejiler geliştirmeyi zorunlu kılmaktadır. Özellikle son yıllarda lojistik sektöründeki değişimler modern dünyayla sektörü uyumlu hâle getirmeye zorlamaktadır. Buradan hareketle çevreye duyarlı üretim sistemleri, sürdürülebilirlik, teknolojik gelişimler, e-ticaretteki dönüşümler, toplumsal fayda gibi kavramlar lojistik sektörü açısından üzerinde durulması gereken konular olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kitap, lojistikte güncel konuların detaylı bir şekilde incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda çalışmamızda “Akıllı Lojistik”, “Lojistikte Açıklanabilir Yapay Zekâ”, “Omni Kanal Lojistik”, “Otonom Lojistik”, “Supergrid Lojistik”, “Paylaşım Ekonomisi Lojistiği”, “Adil ve Sorumlu Lojistik”, “Yenilenebilir Enerji Lojistiği”, “Helal Lojistik”, “Soğuk Zincir Lojistiği”, “Yeşil Lojistik”, “Şehir Lojistiği” ve “Afet Lojistiği” konu başlıkları kavramsal açıdan detaylı bir şekilde incelenmiştir

    ÜLKELERİN LOJİSTİK PERFORMANSLARINA GÖRE ULUSLARARASI DEMİRYOLLARI İSTATİSTİKLERİ AÇISINDAN KÜMELENMESİ

    No full text
    Lojistik, uzun yıllar boyunca, ilkel tarımsal ekonomi döneminden modern endüstriye kadar çok sayıda değişime uğramıştır. Bu değişimin sebebi, lojistik kapasite, lojistik hizmet ve sürecin gelişimi için ürün ve ihtiyaçların farklılaşması, gelişmesi gerekliliğidir. Yeterli lojistik kapasitesi olmayan ve yeterli lojistik hizmeti sağlayamayan toplumlar üretim faktörlerini tam verimle kullanamaz ve dış ticarete entegre olamazlar. Demiryolu yük taşımacılığı da bu noktada başta düşük maliyet olmak üzere çok fazla avantaja sahiptir. Demiryollarının bu avantajları sayesinde uzun zamandır lojistik hizmetlerin önemli bir parçası olmayı sürdürmektedir. Demiryolları özellikle dış ticaret faaliyetlerinde oldukça tercih edilen bir ulaştırma seçeneği olmaktadır. Bu yüzden ülkelerin lojistik performanslarında demiryolları faaliyetleri önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada da Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü (TCDD)’nin İstatistik Yıllığı’nda yer alan ülkeler dikkate alınmıştır. Ülkeler TCDD’nin yayımladığı 2016-2020 İstatistik Yıllığı’ndan alınan verilerle uluslararası demiryolu istatistikleri açısından kümelere ayrılmıştır. WEKA programıyla yapılan analizde en ideal sonuçları Beklenti Maksimizasyonu algoritması vermiştir. Algoritmaya göre ülkeler 4 kümeye ayrılmıştır. Ülkeler aynı zamanda Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden PSI yöntemi ile sıralanarak analiz edilmiştir. Elde edilen sıralama ile ülke kümeleri incelenmiştir. Ülkelerin ait olduğu kümelere ve sıralamalarına bakıldığında büyük çoğunlukla yakın sonuçlar elde edilmiştir. PSI yönteminde en iyi performans gösteren ilk beş ülkenin 3’ü aynı kümede yer almıştır. Bu durumla iki farklı analizin sonuçlarının güvenirliğini test ederken literatüre farklı bir bakış açısı kazandırmak istenmiştir. Sonuç olarak, kümeleme analizi sonuçları ile PSI yöntemi sonuçlarının birbirlerine oldukça yakın ve birbirini destekler nitelikte olduğu görülmüştür

    ÜLKELERİN İNOVASYON PERFORMANSINA GÖRE KÜMELENMESİ; ENTROPI, COPRAS VE ARAS YÖNTEMLERİYLE DEĞERLENDİRİLMESİ

    No full text
    Hızla değişen ve teknolojinin günden güne önemini artırdığı küresel rekabet ortamında ülkelerin rekabet gücünü artırabilmeleri ve sürdürebilmelerinde yenilik önemli bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Yenilik ve AR-Ge faaliyetlerine yapılan yatırımlar ve iyileştirmeler ülkelerin kalkınmaları üzerinde de etkin bir rol oynamaktadır. Bu yüzden gerek mikro ve gerekse makro düzeyde yenilik performansı ölçümü önem arz etmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada Küresel İnovasyon İndeksi (Kİİ) (2021)’nde yer alan 132 ülke 7 kritere göre COPRAS ve ARAS yöntemlerine göre sıralanmıştır. Yenilik performansına göre ülkelerin sıralanmasında öncelikle ENTROPİ ağırlıklandırma yönteminden faydalanılmıştır. Yenilik performansı sıralamasının ardından indekste yer alan 132 ülke inovasyon göstergeleri açısından kümelere ayrılmıştır. Kümeleme analizi WEKA programı aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler doğrultusunda COPRAS ve ARAS yöntemlerine göre inovasyon göstergeleri açısından en iyi sıralamaya sahip ülkeler İsviçre, İsveç ve ABD olurken son sırada yer alan ülkeler ise Benin, Gine ve Angola olarak tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu ülkelerin WEKA programı ile yapılan kümeleme analizi sonrasında 8 kümeye ayrıldığı tespit edilmiştir

    Ülkelerin Rekabet Edebilirliklerinin Entropi Temelli WASPAS ve PROMETHEE Yöntemleriyle Değerlendirilmesi

    No full text
    Ülkelerin sürdürülebilir kalkınmaları, verimlilikleri, etkinlikleri ve performans göstergelerindeki artışlar rekabet edebilirliklerine bağlıdır. Bu yüzden ülkelerin rekabet edebilirlikleri ve mevcut durumlarının belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu bağlamda bu çalışmanın temel amacı ülkelerin rekabet edebilirlik faktörlerinin WASPAS ve PROMETHEE yöntemleri kullanılarak değerlendirilmesidir. Çalışma kapsamında Yönetim Geliştirme Enstitüsü (International Institute of Management Development- IMD)’nün 2022 yılında yayımladığı Dünya Rekabet Edebilirlik Raporu’nda yer alan 63 ülke; ekonomik performans, kamu etkinliği, iş etkinliği ve altyapı olmak üzere 4 kritere göre sıralanmıştır. Ülkelerin rekabet edebilirliklerine göre sıralanmasında öncelikle kriterler Entropi yöntemi ile ağırlıklandırılmıştır. Hesaplanan ağırlıklar doğrultusunda 63 ülke WASPAS (Weighted Aggregates Sum Product Assessment) ve PROMETHEE (Preference Ranking Organization Method for Enrichment Evaluation) yöntemlerine göre sıralanarak IMD Dünya Rekabet Edebilirlik Raporu (2022) ile karşılaştırılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre rekabet edebilirlik açısından IMD Dünya Rekabet Edebilirlik Raporu (2022), WASPAS, PROMETHEE olmak üzere her üç durumda da en iyi performansa sahip olan ülkenin Danimarka, en iyi ikinci performansı gösteren ülkenin İsveç, son sırada yer alan ülkenin ise Venezuela olduğu tespit edilmiştir

    Diurnal Spikes of Intraocular Pressure in Uveitic Glaucoma: A 24-hour Intraocular Pressure Monitoring Study

    No full text
    Purpose The aim of this study was to document diurnal changes in intraocular pressure (IOP) in uveitic glaucoma (UG) and compare it with primary open angle glaucoma (POAG) patients. Methods Eight patients with UG and seven patients with POAG were included in this study. The patients were matched for age, gender, and glaucoma medications. None of the patients experienced angle closure, uveitis attack, and ocular surgery, and were not under steroid or immunomodulatory therapy within the last three months. The 24-hour IOP fluctuations were recorded with the help of a contact lens sensor (Sensimed Triggerfish (R), Switzerland). The diurnal IOP fluctuations were modeled with best-fit lines and statistical comparisons between the longitudinal responses of the two groups were determined with nonlinear regression. Results The comparison of mean 24-hour contact lens sensor (CLS) amplitudes revealed a significant difference between the fluctuation levels of UG and POAG groups (213 +/- 160 millivolt equivalents (mVeq) vs. 162 +/- 168 mVeq, respectivelyp= .003). The top level of the best-fit curves was significantly higher in the UG group (266 +/- 143 mVeq) compared to the POAG group (159 +/- 162 mVeq,p< .001). Both curves had their top levels between 5:00 PM and 8:00 AM. The longitudinal regression analysis revealed that the amplitudes of the 24-hour fluctuation waves were significantly different (p= .041). Conclusions This study demonstrated for the first time that the diurnal variation in IOP was significantly higher in UG patients. This difference was also more distinct between 5:00 PM and 8:00 AM clock-hours. The uveitis and glaucoma specialists should consider this potential for higher IOP fluctuations, while tailoring the glaucoma treatment in uveitic patients

    Clustering and Investigation of Changes the Performance of Deposit Banks by Provinces: Covid-19 Pandemic Period

    No full text
    This book is the academic studies of Strategic Researches Academy (SRA). It is printed with the academic and financial support from SRA. The papers are first reviewed by the independent reviewers, and then proof-read and edited by the editor(s). The opinions and views expressed in papers are not necessarily those of this book editor(s) and SRA. All parts of this publication are protected by copyright. Any utilization outside the strict limits of the copyright law, without the permission of the publisher, is forbidden and liable to prosecution. This applies in particular to reproductions, translations microfilming, and storage and processing in electronic retrieval systems. This publication has been peer reviewed

    Kadın ve resim sanatı: Eren Eyüboğlu

    No full text
    Ankara : İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Tarih Bölümü, 2019.This work is a student project of the Department of History, Faculty of Economics, Administrative and Social Sciences, İhsan Doğramacı Bilkent University.The History of Turkey course (HIST200) is a requirement for all Bilkent undergraduates. It is designed to encourage students to work in groups on projects concerning any topic of their choice that relates to the history of Turkey. It is designed as an interactive course with an emphasis on research and the objective of investigating events, chronologically short historical periods, as well as historic representations. Students from all departments prepare and present final projects for examination by a committee, with 10 projects chosen to receive awards.Includes bibliographical references (pages 29-30).Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan ve yapıtlar veren kimselere sanatçı denir. Sanatçılar içinde bulundukları toplumları ve toplumdaki kişileri genelden farklı bir bakış açısıyla gözlemler ve icra ettikleri sanat dallarında gözlemlerinin kişisel görüş ve yetkileriyle beraber dışa vurumunu yaparlar. Ataerkil bir ulus olarak süregelmiş Türk toplumunda kadınlar, diğer meslek ve uğraşlarda da olduğu gibi çeşitli sanat dallarında da erkeklerden sonra ve erkeklerden daha güçlü bir şekilde ses getirilmişlerdir. Türkiye'de yaşayan Romen asıllı bir kadın sanatçı olarak Eren Eyüboğlu'nun başka bir sanatçı olan Bedri Rahmi Eyüboğlu ile evlenip Türkiye'ye yerleşmeden önceki yaşantısını, yetiştiği ailenin yapısını, büyüdüğü çevreyi, eğitim ve öğrenim hayatını anlamak, Türkiye'deki kadın sanatçıların karşılaştığı zorlukları öğrenmek ve o dönemdeki Türk toplumunun yapısının sanata etkilerini analiz etmek açısından önemlidir. Bu araştırmada, Eren Eyüboğlu'nun bir kadın sanatçı olarak sanat eserlerinde kadın figürünü nasıl işlediği, dönemindeki Türk toplumunda sanata, kadın sanatçıya ve kadınlara bakış açısının nasıl olduğu, torunundan alınan özel bilgilerle ve Eren Eyüboğlu ile ilgili en ayrıntılı araştırmayı yaptığını öne süren değerli tarihçi Ömer Faruk Şerifoğlu ile yapılan röportajla Eren Eyüboğlu'nun özel yaşantısı da konu alınarak anlatılmıştır. Ayrıca, dönemin başka bir kadın sanatçısı olan Gülseren Südor ile yapılan röportaj sonucu farklı bir sanatçının bakış açısıyla da Cumhuriyet Dönemi sanat akımları ve Türkiye'deki kadın sanatçıların yeri hakkında bilgi edinilmiştir. Böylece dönemi yaşayan ve o dönemde sanat icra eden farklı bir kadın sanatçının da tecrübe ve yaşanmışlıklarından faydalanılmıştır.People who have creativity in any branch of Fine Arts and who give works are called artists. Artists observe the societies they are in, and also the people in the society from a different perspective and express their observations with their personal views and abilities in the branches of art they perform. In Turkish society, which has continued as a patriarchal nation, women have been able to become popular in a more difficult way than men in various arts, as they have in other professions and pursuits. It is important to understand Eren Eyüboğlu's life as a Romanian-born female artist who lived in Turkey, before she got married and settled in Turkey with another artist, Bedri Rahmi Eyüboğlu, the structure of the family she grew up in, the environment she grew up in, her educational life, to learn about the challenges faced by women artists in Turkey and to analyze the effects of Turkish society's structure to art. In this research, it is explained how Eren Eyüboğlu, as a female artist, handled the female figure in her works of art pieces. Also, Eren Eyüboğlu's perspective on art, women artists and women was explained in the sense of Turkish society during her time with the help of an interview with valuable historian Ömer Faruk Şerifoğlu is discussed. Additionally, with special information taken from his grandson about Eren Eyüboğlu's private life is given. In addition to all of this information mentioned, as a result of an interview with Gülseren Südor, another female artist of the period, about the Turkish Republican period art movements and the place of women artists in Turkey has given from the point of view of a different female artist. Thus, the experience of a different female artist who lived the period and performed art in that period was benefited during the research.by İbrahim Mert Öztürk

    Screening for Retinopathy of Prematurity in a Tertiary Ophthalmology Department in Turkey: Incidence, Outcomes, and Risk Factors

    No full text
    BACKGROUND AND OBJECTIVE: The aim of this study is to determine the incidence of retinopathy of prematurity (ROP), the number of preterm infants requiring treatment for ROP, and the factors influencing the development of ROP requiring treatment in a Turkish population. PATIENTS AND METHODS: Data on 1,252 infants who were screened for ROP in an ophthalmology department were retrospectively reviewed. Infants with a gestational age (GA) of no more than 28 weeks (n = 157) were designated group 1, those between 29 and 32 weeks (n = 572) were assigned to group 2, and those between 33 and 37 weeks (n = 523) were assigned to group 3. RESULTS: In group 1, ROP was detected in 70.0% of infants, 17.8% of whom required therapy. In group 2, ROP was detected in 41.4%, and 4.0% of those required therapy. In group 3, 18.1% were diagnosed with ROP, with 0.8% requiring treatment. CONCLUSION: Retinopathy of prematurity occurs, even among more mature infants, at a frequency that merits astute screening within parameters that reflect socioeconomic differences that appear to have an effect on the incidence

    Seller's liability for defected goods under the Turkish Code of Obligations and the Vienne Sales Convention and particularly buyer's right to claim damages under the Vienne Sales Convention

    No full text
    Bu çalışma, Özyeğin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. Tezde araştırılan konu, Viyana Satım Sözleşmesi ve Türk Borçlar hukuku açısından ayıplı ifadan dolayı alıcının sahip olduğu seçimlik haklar ve özellikle Viyana Satım Sözleşmesi'ne göre önemli bir hak olan tazminat hakkıdır. Giriş bölümünde konunun seçimindeki etkenler ve inceleme tarzı, terminoloji tercihi ele alınmıştır. Birinci bölümde Viyana Satım Sözleşmesi'nin uygulama alanı, yer bakımından, maddi bakımdan ve zaman bakımından ele alınmış ve sonrasında Türk Borçlar Kanunu ile Viyana Satım Sözleşmesi uyarınca ayıptan doğan sorumluluk karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. İkinci bölümde, alıcının Viyana Satım Sözleşmesi uyarınca ayıplı ifa sonucu tazminat talep etme hakkı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Sonuç bölümündeyse, tezde araştırılan konular ve yapılan çıkarımlar bir arada sunulmuştur. Anahtar Kelimler: Viyana Satım Sözleşmesi, VSS, Ayıptan Doğan Sorumluluk, Tazminat.This study is prepared as a Master of Laws thesis for the Institute of Social Sciences at Ozyegin University. This thesis focuses on the buyer's remedies against seller for product liability, particularly the right to compensation according to the United Nations Convention on Contract for the International Sale of Goods as well as the Turkish Code of Obligations. The introduction focuses on the main reasons and influences that led to the selection of this research subject as well as the research methods that were used within this study and explains the preference of terminology. The first chapter consists of the analysis of the ratione materiae and ratione temporis scopes of the UN Convention on Contract for the International Sale of Goods as well as a comparative analysis as regards to the liability for defective products according to the Turkish Code of Obligations and the UN Convention on Contract for the International Sale of Goods. The second chapter assesses in great detail the buyer's claim for compensation in cases of product liability according to the UN Convention. Lastly, the conclusion provides a holistic evaluation consisting of the research subjects within this study as well as the final deductions and notes of the author of this thesis. Keywords: The United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods, CISG, Product Liability, Buyer's Remedies, Claim for Compensation
    corecore