1,721,105 research outputs found

    The effect of lateral parietal cortex TMS stimulation on memory functions and brain connection in alzheimer patients

    No full text
    Alzheimer hastalığı (AH) tedavisinde kullanılan farmakolojik yaklaşımların etkin bir çözüm sunamaması tedavi için transkranyal manyetik stimülasyon (TMS) gibi invazif olmayan beyin uyarım yöntemlerinin hastalarda denenmesine yol açmıştır. Tez çalışmamızda, lateral parietal korteksin hippokampüsle kurduğu fonksiyonel bağlantısallıktan hareketle, episodik belleği güçlendirmek amacıyla, 20 Hz' lik uyarıcı protokolle 17 Alzheimer hastasına iki hafta boyunca TMS tedavisi uygulandı. TMS lokalizasyon koordinatı belirlenirken hippokampüse bir maske konup tohum tabanlı analiz yapılarak hippokampüsün kortekste hangi bölgeyle yüksek bağlantısallık kurduğu belirlendi. Değerlendirme için tedaviden önce ve tedaviden iki hafta sonra hastalardan dinlenim durumu fonksiyonel manyetik rezonans görürtüsü (fMRG), manyetik rezonans spektroskopisi (MRS) ve nöropsikometrik test (NPT) verileri alındı. fMRG analizleri sonucunda genel grup dışında hippokampal maskede aktivite artışı olan ve olmayan iki grupta da analizler gerçekleştirildi. Genel grupta fMRG ile MRS verilerinde anlamlı bir sonuç bulunmazken, NPT verilerinde saat çizim testi (p<0,05) anlamlı çıkmıştır. Hippokampal aktivite artışı olan grupta MRS verilerinde anlamlı bir sonuç çıkmazken, fMRG' de sol posterior singulat girus, anterior supramarjinal girus ve anterior parahippokampal girusta aktivite artışı görüldü (p<0.05). NPT verilerinde ise Oryantasyon, Mental Kontrol III Yanlış, Sözel Akıcılık Hayvan ve Sözel Akıcılık KAS skorlarında anlamlı artış bulundu. Hippokampal aktivite azalışı olan grupta, fMRG verilerinde subkallosal kortekste anlamlı artış, NPT verilerinde ise Sözel Akıcılık Meyve İsim ve SBST AB skorlarında ve MRS Cho/Cr oranında TMS sonrası düşüş görülmüştür. Çalışmanın sonucunda bellek fonksiyonlarında kayda değer bir iyilişme görülmezken, yürütücü işlevlerde iyileşme gözlenmiştir. Daha iyi bir değerledirme için lateral parietal korteksin hedeflendiği daha geniş araştırmalara ihtiyaç vardır.The inability to provide an effective solution to the pharmacological approaches used in the treatment of Alzheimer' s disease (AD) has led to the testing of noninvasive brain stimulation methods, such as transcranial magnetic stimulation (TMS), for the treatment of patients. In our study, TMS treatment was applied to 17 patients with AD for 20 weeks with a 20 Hz stimulating protocol in order to strengthen the episodic memory, based on the functional connectivity with the lateral parietal cortex with the hippocampus. When determining the TMS localization coordinate, a mask was placed on the hippocampus and a seed-based analysis was performed to determine which region had the highest correlation with the cortex in the hippocampus. Functional magnetic resonance imaging (fMRI), magnetic resonance spectroscopy (MRS) and neuropsychometric test (NPT) data were obtained from the patients before and two weeks after the treatment. As a result of fMRI analysis, analyzes were performed with two groups with and without activity increase in hippocampal mask. While there was no significant result in fMRI and MRS data in the general group, but clock drawing test (p <0.05) was significant in NPT data. In the group with increased hippocampal activity, there was no significant result in MRS data, however, fMRI showed increased activity in the left posterior cingulate gyrus, anterior supramarginal gyrus and anterior parahippocampal gyrus (p <0.05). NPT data showed a significant increase in Orientation, Mental Control III False, Verbal Fluency Animal and Verbal Fluency KAS scores. In the group with decreased hippocampal activity, fMRI data showed a significant increase in subcallosal cortex, and in NPT data Verbal Fluency Fruit Name and SBST AB scores and MRS Cho/Cr ratio decreased after TMS. As a result of the study, there was no significant improvement in memory functions, but improvement of executive functions was observed. Further research is needed to achieve a better evaluation of the lateral parietal cortex

    The effects of transcranial direct current stimulation (TDCS) on chronic disabling symptoms of multiple sclerosis

    No full text
    Multipl skleroz, merkezi sinir sisteminde immün reaksiyonlar sonucu plak oluşumuyla ve bu plakların yerleşimine göre semptom oluşturmasıyla karakterizedir. Bu araştırmanın amacı, invaziv olmayan bir nöromodülasyon aracı olan tDCS'in fronto-serebellar protokolde uygulandığında relapsingremitting multipl skleroz hastalarının kronik özürlülük oluşturan semptomları üzerindeki etkilerini araştırmaktır. tDCS'in sağlıklı ve hasta bireylerde çeşitli protokollerle uygulandığında fonksiyonel iyileşme sağladığı literatürde pek çok çalışmada bildirilmiştir. Çalışmamızda 10 günlük protokolde günde 20 dk. olmak üzere 2mA. akımlı tDCS uygulanmış olup uygulama öncesi ve sonrasında çeşitli değerlendirme yöntemleriyle hastaların performansları izlenmiştir. Nöropsikometrik değerlendirme kapsamında standardize mini mental test, sayı menzili, görsel bellek, mantıksal bellek, Öktem SBST, sözel akıcılık testi, Stroop test, yüz tanıma ve çizgi yönü belirleme testleri uygulanmıştır. Bunlar dışında kalan parametreleri değerlendirmek için kullanılan ölçekler ise EDSS, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Yorgunluk Şiddet Ölçeği (FSS), McGill Melzack Ağrı Formu ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği'dir. Nörogörüntüleme yöntemi olarak ise nöral aktivite belirtisi olan hemodinamik değişiklikleri ölçen fNIRS uygulanmıştır. Görüntüleme sırasında Renk-Kelime Stroop Testi yapılarak davranışsal ve hemodinamik yanıtlar kayıt altına alınmıştır. Sonuçta yürütücü işlevleri değerlendiren test skorlarında ve PFC hemodinamik yanıt haritasında anlamlı iyileşme görülmüştür.Multiple Sclerosis is characterized by symptomatic central nervous system plaques. Sysmptoms occur due to plaque localization. In this study, we aimed to research fronto-cerebellar transcranial direct current stimulation effects on relapsing-remitting MS patients' disabling symptoms. According to the literature, tDCS positively effect cognitive and neuromuscular functionality in healthy people and patients. In our study, we applied 2 mA. tDCS flow for 10 days and 20 minutes in a day. Before and after 10 days of stimulation we used neuropsychological evaluation methods and fNIRS neuroimaging to detect any change of functions. For neuropsychological tests, we used Turkish versions of mini mental test, digit span test, visual and logical memory tests, SBST which is a verbal memory test, verbal fuency tests, Stroop Test, face recognition test and judgement of line orientation test. Other than those, we used conventional sclaes to evaluate these situations: Disability (Expanded Disability Status Scale /EDSS), depression (Beck Depression Inventory), sleep quality (PSQI), fatigue (Fatigue Severity Scale), pain (McGill Melzack Pain Questionnare) and quality of life (Short Form-36). As neuroimaging assessment, we used fNIRS to observe hemodynamic changes which is an indicator of neural activation in brain. During fNIRS administration patients practised Color-Word Stroop task. As a result, the findings of our study demonstrate improvement of executive functions and hemodynamic response in prefrontal cortex

    The self and the autobiographical memory in individuals with autism

    No full text
    Bu çalışmanın amacı otizmli olan ve olmayan bireylerin otobiyografik bellek ile benlik bilincini ve arasındaki bağlantıyı araştırmak ve azalmış ben bilincinde ve otobiyografik bellekte rol oynayan nörobiyolojik yapıların aktivasyonunun değerlendirilmesi ve ben bilinci ve otobiyografik bellekle alakalı yapılardaki aktivasyona etkisini araştırmaktır. Çalışmaya 15-25 yaş arası otizm tanısı almış, konuşabilen 4 otizmli birey ve kontrol grubu olarak da aynı yaş aralığında 8 üniversite öğrencisi katıldı. Olgulara otobiyografik bellek incelemesi için Otobiyografik Bellek Taskı, ben bilinci için ileri düzey zihin kuramı testi ve yine ben bilinci ve hatırlama belleği incelemesi için giyilebilir kamera ve nörogörüntüleme yöntemi olarak fNIRS kullanıldı. Çalışmanın sonunda otizmli olguların ben bilinci farklı özellikler gösterdiği için, zihinselleştirme becerilerinin anlamlı farklılık gösterdiği (p<0.05), ben bilinci ve otobiyografik bellek bağlantısının insan gelişiminde birbirini besleyen yapılar olması dolayısı ile otizm grubu otobiyografik bellek özelliklerinin de kontrol grubuna göre anlamlı farklılık gösterdiği (p<0.05) ve bunun nörobiyolojik alt yapısında sosyal beyin ağı içerisinde yer alan prefrontal bölge, sağ ve sol temporal bölgeye ait alanlarda bulunan anlamlı aktivasyon değişikliklerinin (p<0.05) rol aldığı bulundu.The aim of this study is to investigate the autobiographical memory and the self-awareness and the connection between individuals with and without autism, and to evaluate the activation of neurobiological structures that play a role in decreased self-awareness and autobiographical memory, and to investigate the effect on activations related to self-awareness and autobiographical memory (ABM). The study included 4 individuals with a diagnosis of autism between the ages of 15 and 25, and 8 university students in the same age range as the kontrol group. We used Autobiographical Memory Task, advanced Theory of Mind task for the examination of memory and self, and an automatic camera, LiveCam, to investigate recognition memory for real-life events at a 36 hour retention interval. We combined the use of LiveCam with fNIRS to identify the neural substrates associated with self and autobiographical memory. At the end of the study, since the self of the individuals with autism showed differed characteristics, it was found that the mentalization skills differed significantly (p<0.05), and the ABM characteristics of the autism group differed significantly (p<0.05) compared to the control group because the self and ABM connection were the structures that fed each other. Additionally significant activation changes (p<0.05) in the prefrontal region, right and left temporal regions in the social brain network, were found to be involved in its neurobiological infrastructure

    Investigation of effects of cognitive, balance and walking education with dual task training on fall risk in elderly

    No full text
    Düşme riskinin azaltılmasında; etkili egzersiz tipi ve dozu halen belirlenememiştir. Çalışmamızda yaşlı bireylerde çift görev eğitimiyle kognitif, denge ve yürüme eğitiminin kombinasyonunun düşme riski, kognitif performans, emosyonel durum, fonksiyonellik ve yaşam kalitesine etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 45 gönüllü (8 erkek, 39 kadın; yaş aralığı: 65-83 yıl) katılmış; kontrol (denge ve yürüme), çift görev eğitimiyle (denge ve yürümeyle eş zamanlı kognitif aktivite) farklı zamanlarda denge, yürüme ve kognitif eğitim (denge, yürüme ve kognitif eğitim) grupları oluşturulmuştur. Tüm deneklere 4 haftalık eğitim periyodunun öncesinde ve sonrasında, denge ve yürüme değerlendirmesi için; Süreli Kalk Yürü Testi, Tinetti’nin Düşme Etkinlik Ölçeği, Berg Denge Ölçeği, tek görev 10 metre yürüme hızı testi, çift görev 10 metre yürüme hızı testi, bilişsel işlevlerin değerlendirilmesi için; Standardize Mini Mental Test, Stroop testi, sözel akıcılık testleri, saat çizim testi, Luria testleri; beyin bölgesel kan akımı ölçümü için fNIRS; günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesi değerlendirilmesi için; Geriatrik depresyon ölçeği, Pittsburgh uyku kalitesi ölçeği, Yaşlılar için Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Modülü ve Lawton ve Brody enstrümantal günlük yaşam aktiviteleri anketi uygulanmıştır. Araştırmamız, düşme risk faktörleri, denge becerileri, bilişsel beceriler ve yaşam kalitesinde çift görev eğitimi ve farklı zamanlarda kognitif, denge ve yürüme eğitiminin etkili uygulamalar olduğunu göstermiştir. Hem klinik ölçekler, hem de fNIRS analizleri yoluyla nörobiyolojik olarak, farklı zamanlarda yapılan egzersiz ve kognitif görevlerin söz konusu parametreler üzerinde en fazla geliştirici etki gösteren yöntem olduğu gösterilmiştir. Ancak, söz konusu protokolün etkinliğinin desteklenmesi için geniş ölçekli ve uzun dönem etkilerini saptayabilecek çalışmalara ihtiyaç vardır.Dose and type of effective exercise to decrease fall risk has not determined yet. It is aimed to assess effects of dual task training and combination of cognitive, balance and gait training on fall risk, cognitive performance, emotional status, functionality and quality of life. Forty five volunteers were recruited (8 male; 39 female; age range 65-83 years). Control (balance and gait), dual task training (cognitive activity simultaneous with balance and gait), balance, gait and cognitive training at different times (balance, gait and cognitive training) groups were established. It was applied to all participants for assessing of balance and gait Timed up and Go test, Tinnetti's Fall Efficacy Scale, Berg Balance Scale, single task 10 meter gait speed test and dual task 10 meter gait speed test; for assessing of cognitive functions Standardized Mini Mental Test, Stroop test, Verbal Fluency Tests, Clock Drawing test and Luria tests; for assessing of local blood flow of brain fNIRS; for assessing of activities of daily living and quality of life Geriatric depression scale, Pittsburgh Sleep Quality Index, WHOQOL-OLD, Lawton and Brody instrumental daily living activities scale, before and after 4 weeks of interventions. Our research was showed that dual task training and cognitive, balance and gait training at the different times of day were effective interventions on risk factors of falls, balance abilities, cognitive functions and quality of life. It has been showed that cognitive, balance and gait training at the different times of day was the most improving methods on the parameters of subjects via both clinical scales and neurobiologically by fNIRS analysis. However, it is required to do the studies that can detect large-scale and long-term effects to support the effectiveness of the protocol

    Parkinsonian apathy; Functional connectivity features and it's relation with cognitive functions

    No full text
    Apati Parkinson Hastalığında (PH) sık görülen motor olmayan bulgulardan biridir. Şimdiye kadarki çalışmalar parkinsoniyen apatinin prefrontal-basal ganglia fonksiyonel bağlantısallığındaki disfonksiyonu ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Ancak apatinin güncel modellerinde lateral parietal korteksin yeri de tartışılmaya başlanmıştır. PH'da görülen apatinin dinlenim durumu ağ aktivitesini ve bilişsel korelatlarını inceleyen çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmada parkinsoniyen apatinin altında yatan fonksiyonel ve bilişsel özelliklerin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla sağlıklı kontroller, apatisi olan PH hastaları ve apatisi olmayan PH hastalarının dahil edildiği grupların fMRG aracılığı ile dinlenim durumu fonksiyonel bağlantılılıkları ve bilişsel işlevleri kıyaslanmıştır. Çalışmaya demografik özellikler bakımından eşlenmiş 16 apatisi olan PH hastası, 22 apatisi olmayan PH hastası ve 15 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Nöropsikometrik verilerin analizi sonucunda PH grubunda yürütücü işlev çekirdekli vizuo-spasyal/konstrüktif ve bellek işlevlerinin de dahil olduğu çok-alanlı bir bilişsel bozukluk tablosu gözlenirken, parkinsoniyen apatide bu tablonun üzerine set inhibisyonu becerilerinde bozulma gibi çalışma belleği güçlüklerinin geliştiği gözlenmiştir. fMRI verilerinin analizi sonucuda ise PH hastaları gruplarında dinlenim durumu ağlarında sağlıklı kontrollere göre Posterior Cingulate kortekste, Precuneus'ta, sol Inferior frontal gyrus'ta azalmış fonksiyonel bağlantılılık gözlemlenmiştir. Apatisi olan PH hastaları ve apatisi olmayan PH hastaları grupları karşılaştırıldığında da sağ Inferior parietal lobülde Angular gyrus'ta apatisi olan PH grubunda azalmış fonksiyonel bağlantılılık gözlemlenmiştir. Bu bölgenin fonksiyonları arasında davranışa başlangıçtaki niyetin oluşması ve kişinin kendinin farkındalığı gibi benlik ile ilişkili süreçler gösterilmiştir. Bu fonksiyonlar ve bulgularımız beraber ele alındığında, bu bölgenin fonksiyonunda bozulmaların apatinin oluşumunda altta yatan mekanizmalarda rol oynadığını söylemek mümkün olabilir.Apathy is one most frequently reported non-motor symptoms of Parkinson's Disease. Most studies showed a correlation between apathy and the disruption of functional connectivity between prefrontal areas and basal ganglia. Even though the focus of these research was on the prefrontal-basal ganglia pathways, recent studies have begun to discuss the role of inferior parietal lobule (IPL) in current models of apathy. But still, there is a lack of neuroimaging studies examining neural correlates of apathy, especially in PD. In this study, we aimed to find the resting state functional connectivity signatures of apathy and its correlation with cognitive functions by comparing PD patients with apathy with healthy controls and PD patients without apathy. Fifteen (15) healthy controls - HC, sixteen (16) PD patients with apathy – phAp and twenty-two (22) PD patients without apathy – phNonAp were included. Participants of each of the three groups were matched for age, sex, and education levels. To examine functional connectivity differences between groups, group ICA based rs-fMRi analysis has been conducted. Cognitive functions of participants were assessed with an extensive neuropsychometric battery. Both PD groups exhibited disrupted cognitive functions with executive function core, including visuospatial and memory performance. PhAp group had worse performance on working memory and inhibition related tasks on top of this disruption. Functional connectivity differences of both PD groups between HC showed a wide disruption to resting-state networks including areas from Precuneus, posterior cingulate cortex, and inferior frontal gyrus. One of the more important findings of the study was found between functional connectivity patterns of phAp and phNonAp. phAp showed decreased functional connectivity in right IPL, angular gyrus. Functions of this area include creating intention to act, volition, and self-related concepts like sense of agency. Considering these functions and our findings together; we can presume that disruption of IPL functions, combined with already disrupted frontal functional connectivity in PD, plays a role in the underlying mechanisms of apathy

    The neurophysiological processes lying under thinking and emotions in sign and spoken language: Nirs and eeg research

    No full text
    İşitme duyarlılığının azalması sonucu kişinin gelişim, uyum ve iletişim becerilerinin kısıtlanması işitme kaybı olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada işitme kaybında ortaya çıkan duyusal modalite kaybının düşünce ve emosyona ilişkin nörofizyoljik süreçlerde yarattığı değişikliğin İşlevsel Yakın Kızılaltı Spektroskopisi (fNIRS)ve Elektroensefalografi (EEG) ile incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında doğuştan ileri derecede işitme kaybı olan ve işaret dili bilen 3 kişi deney grubunu, 3 sağlıklı katılımcı da kontrol grubunu oluşturmuştur. Katılımcılardan içten konuşma görevi esnasında fNIRS kaydı alınmış ve beyindeki fonksiyonel değişiklikleri değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda işitme kaybı olan katılımcılarda kontrol grubuna kıyasla daha lokalize ve sınırlı bir aktivite kaydedilirken; kontrol grubunda ön dil alanı odaklı yaygın bir hemodinamik yanıt izlenmiştir. Deneyin ikinci aşamasında doğuştan ya da dil ediniminden önce ileri derecede işitme kaybı olan ve işaret dili bilen 8 kişi deney grubunu, 8 sağlıklı katılımcı ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Emosyonal süreçlerin değerlendirilmesinde kızgın, mutlu ve nötral olmak üzere 3 farklı yüz ifadesi gösterilmiş ve uyaranlara verilen elektrofizyolojik yanıtlar EEG ile kaydedilmiştir. Beynin dinamik cevaplarının analizi, Olaya İlişkin Salınımlar (OİS) yaklaşımı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda, hedef uyaranlara karşı verilen delta, teta ve alfa yanıtlarının elektrot bölgesinin lokalizasyonuna göre farklılıklar gösterdiği bulunmuştur (p<0.05). Ayrıca sağ hemisferde izlenen alfa yanıtının sol hemisferden daha yüksek genlikte olduğu görülmüştür (p<0.05). Bu bulgular beynin çok boyutlu dinamik yapısına vurgu yaparak, modalite kaybında beynin farklı bilişsel ve emosyonel görevler için farklı stratejiler geliştirdiği yönünde yorumlanmıştı.Hearing loss is defined as having a limited capacity of development, adaptation and communication as a result of decrease in hearing sensitivity. The main aim of this study is investigation of changes in thinking and emotions processes lead by hearing loss via fNIRS and EEG. At the first stage of the study, 3 deaf and sign language speaker participants who have innate hearing loss and 3 healthy participants constitute the experimental group and the control group respectively. fNIRS recording is done while participants were performing inner speech task and the functional changes in brain were assessed. As a result of the study, a more associated and limited activation has been obsereved in participants with hearing loss than the control group; whereas control group showed a widespread hemodynamic response at anterior language area. . At the second stage of the study 8 deaf and sign language speaker participants who have innate hearing loss or acquired hearing loss before language acquisition and 8 healthy participants constitute the experimental group and the control group respectively. To assess the emotional processes, 3 images of different face expressions; angry, happy and neutral; are shown to the participants and the electro-physiological responses are recorded by EEG. The analysis of the dynamical responses of the brain is done via Event Related Oscilasions (ERO) approach. It is found as a result of the study that delta, teta, alfa responses to targeting stimulus, change accordance to the localization of the electrode region. Moreover, right hemisphere alfa response has a higher amplitude than the right hemispheres' (p<0.05).These findings are interpreted by putting emphasize on "multi dimentional structure" of the brain as the brain has the capacity of developing vast strategies for different cognitive and emotional duties when undergoing modality loss

    The research on the effects of transcranial magnetic stimulation on isolating of symtoms of frontotemporal dementia

    No full text
    Frontotemporal lobar demans, çeşitli alt tipleri ve nöropatolojileri içeren ilerleyici bir beyin hastalığıdır. Halen FTD'nin etkin bir tedavi yöntemi söz konusu değildir. Bu nedenle alternatif tedavi seçeneklerinden olma potansiyeli olan TMU tekniği oldukça önem kazanmıştır. Bu tez çalışmasında öncelikle FTD'nin fokal başlangıçlı iki alt tipi olan 1 PPA ve 4 KBD'li erken dönem hastada klinik ve davranışsal envanterler ve nöropsikometri ile değerlendirilen klinik ve davranışsal tablonun, istirahat durumu beyin aktivitesi EEG ve PET kaydı ile beyinin fonksiyonel durumu ile ilişkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında, hastalara bireysel olarak planlanan nöronavigasyonlu tTMU tedavisi uygulanmış ve tedavinin sonuçları başlangıçta kullanılan klinik ve labratuvar enstrumanlar kullanılarak yeniden değerlendirilmiştir. EEG analizinde; tTMU öncesi hastalarda teta güç yoğunluğu patolojiyi yansıtır biçimde yükselmiş bulunmuşken, tTMU sonrası teta aktivitesinin frontal, santral ve parietal bölgelerde düştüğü izlenmiştir. Bu durum davranışsal ve nöropsikometrik test skorlarında tTMU uygulaması sonrası istatististik anlamlılığa ulaşmamakla birlikte, özellikle yürütücü işlevleri ve davranışsal bulguları ölçen test skorlarında izlenen belirgin düzelme ile paralellik göstermiştir. Benzer biçimde PET verilerinin analizi, tTMU tedavisinin hipometabolizma alanlarını, uygulama bölgesine yakınlık ile ilişkili olarak azalttığını ve bir kısım hipometabolizma alanlarını yeniden tamamen normal sınırlara ulaştırdığını göstermektedir.Frontotemporal lobar dementia is a progressive brain disorder which involves various sub types and neuropathologies. At present, an effective treatment method of FTD still does not exist. Therefore, having the potential to be one of the alternative treatment options, the rTMS method gained much importance. The aim of this thesis study is to evaluate the relationship of the EEG brain activity in relaxation state and PET record with the clinical and behavioural condition considered with clinical and behavioural inventories and neuropsychometry, especially on early period patients with 1 PPA and 4 CBD which are two subtypes of focal onset of FTD. On the next stage of the study, the neuronavigational rTMS treatment that was intended individually for patients was administered and the results of the treatment were re-evaluated by employing the initially used equipments of clinic and laboratory. In EEG analysis; while the theta power density on pre-rTMS patients was found to be increased and representing pathology, the post-rTMS theta activity was found to be decreased on frontal, central and parietal areas. Apart from not achieving any significancy after the rTMS administration in behavioural and neurophyschometric test scores, this condition shows parallelism with observed evident recovery in test scores that measure especially the executive functions and behavioural findings. Similarly, the analysis of PET data shows that rTMS treatment decreases the hypometabolism areas regarding the proximity to administration area and transmits some hypometabolism areas to completely normal levels again

    An alternative therapy approach in parkinson's disease with freezing of gait; transcranial magnetic stimulation on presupplementary area

    No full text
    Parkinson Hastalığı (PH), genellikle motor semptomlar ile karakterize kronik, ilerleyici bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır. Donma atakları, sahip olduğu gizemli patofizyolojisiyle Parkinson hastalarında kardinal bulgulardan bağımsız şekilde ortaya çıkan motor bozukluktur. Transkranyal Manyetik Stimulasyon (TMS), farmakolojik tedaviye ilaveten kullanılabilecek alternatif tedavi yöntemidir. Çalışmamızda farmakolojik tedaviye ilaveten donma ataklı Parkinson hastalarının sol Presuplementer alan (pre-SMA) üzerine TMS uygulamasının donma fenomeni başta olmak üzere hastalığın motor, bilişsel, davranışsal semptomları üzerine etkisinin araştırılması amaçlandı. Donma atakları yaşayan Parkinson hastalığı tanısı almış 9 hasta çalışmaya dahil edildi. TMS, sol pre-SMA'a 2 hafta boyunca, hafta içi birbirini takip eden 5 gün, 5 Hz frekanslı tekrarlayıcı TMS (rTMS) tedavisi şeklinde uygulandı. Bireylerin tedavi öncesi ve sonrasında, motor semptomları, kognitif işlevleri, nöropsikiyatrik ve davranışsal durumları, hastalığın motor olmayan semptomları ile yaşam kalitelerindeki değişiklikler değerlendirildi. Ayrıca tedavi öncesi ve sonrası elektroensefalografi incelemesi yapıldı. Tedavi sonrasında kişilerin genel olarak yaşadıkları donma atakları ile birlikte bir kısım motor semptomlarında, kognitif becerilerinde, davranışsal semptomları ve motor olmayan belirtilerinde istatistiksel olarak anlamlı iyileşme ile yaşam kalitelerinde yükselme olduğu görüldü. Ayrıca TMS uyarımı sonrası beyin dalga frekanslarından alfa, beta ve teta bandlarında istatistiksel açıdan anlamlı olmasa da aktivite artışı olduğu, bireylerin sağlıklı akranlarına yakın frekans değerlerine yaklaştığı görüldü. Sonuç olarak bu bulgular, farmakolojik tedaviye ilaveten uygulanan yüksek frekanslı rTMS tedavisinin 'multimodal' terapötik yaklaşımda etkin bir tedavi seçeneği oluşturabileceğini düşündürmektedir.Parkinson's Disease (PD) is a chronic progressive central nervous system disease characterized by motor symptoms. Freezing is a motor disorder with mysterious pathophysiology that occur independently of cardinal symptoms in Parkinson's patients. Transcranial Magnetic Stimulation (TMS) is an alternative treatment method that can be used in addition to pharmacological treatment. In our study, it was aimed to investigate the effect of TMS on pre-Supplementary area on motor, cognitive and behavioral symptoms of the disease, especially freezing phenomene in addition to pharmacological treatment in PD with freezing of gait. 9 Parkinson's patients with freezing of gait were included in the study. TMS was administer5 Hz repeated TMS (rTMS) treatment was applied to the left Presupplementary area for consecutive 5 days a week for 2 weeks. Before and after treatment, individuals were assessed for motor symptoms, cognitive functions, neuropsychiatric and behavioral status, non-motor symptoms of the disease and quality of life. In addition electroencephalography examination was performed before and after treatment. After treatment, it was found that the subjects were generally improved in their freezing episodes, motor symptoms, cognitive skills, behavioral symptoms and non-motor symptoms. And subjects were improved in their quality of life. In addition, brain vawe frequencies after TMS treatment were found not to be statitically significant but to increase activity in alpha, beta and theta bands. It was seen that individuals reached frequency values close to their healthy peers. In conclusion, these findings suggest that high frequency rTMS therapy, in addition to pharmacological treatment, may be an effective treatment option for the 'multimodal'therapeutic approach

    The association between ventricular and sulcal atrophy that are observed in magnetic resonance imaging (MRI) through visual analogue scale and cognitive situation and behavioral findings of parkinson patients with and without cognitive impairment

    No full text
    Bu çalışmada; kantifiye yapısal MR analizlerine başvurmadan, sadece görsel olarak yapılan değerlendirmenin sınırlılık dezavantajına rağmen klinisyen tarafından kolayca uygulanabilecek yapılandırılmış bir vizüel analog değerlendirme skalası yoluyla Parkinson hastalarında ventriüler ve sulkal atrofinin değerlendirilmesi ve normal bilişsel durumdan demansa uzanan süreç içerisinde hastalığın bilişsel seyrinin takip edilme olasılığı araştırılmıştır. Bunun için; yaşları 50-80 arasında olan bilişsel açıdan normal (PDNC) 13 pür Parkinson hastası,9 Hafif Bilişsel Bozukluk gösteren Parkinson hastası (PDMCI), 5 demans tanısı almış Parkinson hastası (PDD) ile 11yaş ve cins bakımından eşleştirilmiş sağlıklı kontrol katılımcılar ile çalışılmıştır. Hastaların klinik özellikleri UPDRS ile değerlendirilmiş, Hoehn-Yahr skalası ile dereceledirilmştir. Hastaların davranışsal özelliklerini belirlemek için Nöropsikiyatri Envanteri (NPI) kullanılmıştır. Ayrıca, verbal ve nonverbal bellek, dikkat, yürütücü işlevler, görsel algısal işlevleri kapsayan ayrıntılı nöropsikometrik batarya uygulanmıştır. Hastaların bilişsel açıdan durumları, bu test sonuçları ve Klinik Demans Derecelendirme Ölçeği (CDR) kullanılarak yukarıda belirtilen gruları oluşturacak şekilde sınıflandırılmıştır. Hasta ve kontrol gruplarının ventrikler ve sulkal atrofi düzeyleri, Manyetik Rezonans (MR)'da aksiyal kesitte T1 ağırlıklı görüntüler üzerinden bir görsel analog skala yardımıyla değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonuçları, özellikle vetriküler atrofi skorlarının Parkinson Hastalığı'nda kognitif bozulma ve demansiyel süreç ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Buna karşı sulkal atrofi skorları, Parkinson Hastalığı'nda ortaya çıkan kogntif yıkımla ilişkili bulunmamıştır. Bu bulgu Parkinson Hastalığı'nda ortaya çıkan ve demansa ilerleyen kognitif bozulma sürecinin var olan literatür ile uyumlu biçimde ağırlıklı olarak "subkortikal atrofi" ile ilişkili olduğunu göstermektedir.In this study, we investigated the assessment of ventricular and sulcal atrophy in patients with Parkinson's Disease by using visual analogue scale. Although visual assessing is restricted, clinicians could apply this scale easily without a need to utilize any quantitative structural MR analyse. In addition, we investigated the observation possibility of disease progress from normal cognition to dementia. Our participats were from 50 to 80 years old. We had 4 groups consist of normal control (n=11), pure Parkinson patients with normal cognition (n=13),Parkinson patients with mild cognitive impairment (n=9), Parkinson's patients with dementia (n=5). Clinical symptoms of patients were assessed with UPDRS and rated with Hoehn-Yahr scale. Neuropsychiatric Inventory (NPI) was used to determine the behavioral symptoms of patients. In addition, detailed Neuropsychometric battery was applied that includes verbal and nonverbal memory, attention, visual perceptual functions, executive functions. Cognitive situations of patients were classified by utilizing CDR and assessing scores of Neuropsychometric tests. Ventricular and sulcal atrophy scores of normal control and patients were assessed by using visual analogue scale with T1 weighted images from MRI. results of our study showed that ventricular atrophy is associated with cognitive impairment and progress of dementia in Parkinson's Disease. In contrast, scores of sulcal atrophy aren't associated with cognitive impairment in Parkinson's Disease. This finding shows that progressing cognitive impairment to dementia in Parkinson's Disease is associated with "subcortical atrophy" consistent with literature

    Investigation of the processing of metaphor language in alzheimer and frontotemporal dementia using event related potentials and hemodynamic response

    No full text
    Bu çalışmanın amacı Alzheimer (ALZ) ve Davranışsal varyant Frontotemporal Demans (dFTD) hastalarında gözlenen soyut düşünce bozukluğunu metafor dilini kullanarak değerlendirmek ve bu bozulmaya eşlik eden elektrofizyolojik ve hemodinamik yanıtların sağlıklı kontrol (SK) grubu ile olan farklılaşmasını ortaya koymaktır. Çalışmaya 12 ALZ, 12 dFTD ve 11 SK dahil edilmiştir. Eş zamanlı olarak 13 kanal Elektroensefalografi (EEG) ve 48 kanal İşlevsel Yakın Kızılaltı Spektroskopisi (İYKAS) çekimi alınmıştır. Dört tür uyaran cümlesi (düz dil, kalıplaşmış metafor, yeni metafor ve anormal dil) gösterilmiştir. EEG datasında, uyarana zaman kitli olarak Olaya İlişkin Potansiyeller (OİP) tepe latans ve ortalama genlik analizi, İYKAS datasında ise uyaran türüne bağlı oksihemoglobin konsantrasyon değişimi analiz edilmiştir. Başlıca bulgular şöyledir: OİP; erken N400'de uyaran türleri (F(3, 96) = 5.502, p < .01) ve lokasyon*hemisfer*grup (F(8,128=2.471, p < .05); geç N400'de grup (F(2,32) = 3.922, p < .05); P600'de grup (F(2,32) = 3.794, p < .05) farkı gözlenmiştir. İYKAS; SK'da grupta kalıplaşmış metafor dili düz dil (p < .05) ve anormal dilden (p < .05, p < .05) sağ primer somatosensoryde (PSS) daha yüksek aktivasyon göstermiştir. Kavramsal metafor dilinde ALZ ve dFTD'ye SK'ya kıyasla sPSS'de azalmış aktivasyon göstermiştir.ALZ'da OİP sonuçları dile dair genel bir bozulma gösterir. Bu bozulma erken ve geç N400'te artmış negativite, P600'de azalmış pozitivite ile karakterizedir. İYKAS sonuçları, hem ALZ hem dFTD için genel bir dil bozulması gösterir. Bununla birlikte bu bozulma kavramsal metafor dilinde sağ PSS'te aktivasyon azalması ile Kavramsal Metafor Teorisini destekler niteliktedir. EEG ve İYKAS bütünleşik çekimi farklı patolojilerde metafor dili araştırmaları için birbirini tamamlayan sonuçlar sunmaktadır.The purpose of this study is to evaluate the abstract reasoning disorders that are being observed in Alzheimer Disease (AD) and Behavioral Frontotemporal Dementia (bvFTD) patients by making use of the metaphorical language and to prove the differentiation of disorder-induced electrophysiological and hemodynamical responses from those of the healthy control group. 12 AD, 12 bvFTD patients and 11 healthy volunteers have been included in this research. Electroencephalography (EEG, 13 channels) and functional Near Infrared Spectroscopy (fNIRS, 48 channels) have been used simultaneously. Four different types of sentences (literal language, conventional metaphor, novel metaphor and abnormal language) have been presented. EEG: Mean amplitudes and peak latencies were evaluated. fNIRS: Stimulus-dependent changes in oxyhemoglobin concentration have been analyzed. Main finds are as follow: ERP; differences in early N400 stimulus types (F(3, 96) = 5.502, p < .01) and location*hemisphere*group (F(8,128 = 2.471, p < .05); differences of group in late N400 (F(2,32) = 3.922, p < .05); differences of group in P600 (F(2,32) = 3.794, p < .05) have been observed. fNIRS; the in-group conventional metaphor language has demonstrated a higher activity in the right primary somatosensory area (rPSS) than the direct language (p < .05) and the abnormal language (p < .05, p < .05). In the conceptual metaphorical language AD and bvFTD have demonstrated a reduced activity in comparison to the healthy control group. ERP results shows a general disorder of language processing in AD. That disorder characterized with the increased negativity in the early and late N400 and decreased positivity in P600. fNIRS results indicate a general language disorder for both ALZ and bvFTD. Nevertheless, activity reduction in rPSS in the conceptual metaphorical language supports the Conceptual Metaphorical Theory. Simultaneous acquisition of EEG and fNIRS complementary results to understand metaphor language in AD and bvFTD
    corecore