17,058 research outputs found
The life-works and art of Mustafa Balel
Mustafa Balel (1945- ) 1972'de Yeni Ortam'da başlayıp günümüze uzanan yazarlık hayatında toplumsal gerçekleri konu etmesi ve ayrıntıları sivriltmesi ile döneminin yazarlarından ayrılır. Sanat hayatı boyunca başta öykü olmak üzere roman, anlatı, gezi yazısı ve çocuk edebiyatı alanlarında eserler vermiştir. Balel, toplumdaki yapıyı eserlerinde okura sunmuştur. Bu bağlamda yazar, Türk toplumunun sanıldığı gibi ataerkil değil anaerkil bir yapıda olduğu görüşünü savunmaktadır. Bu durum eserlerinde baskın kadın tiplerini de beraberinde getirmiştir. Yazarlık hayatı boyunca hiçbir zaman realizmden kopmayan Balel, yaşamın kendisini eserlerine taşımıştır. Bunu yaparken de gerçekleri olduğu gibi söyleyen çocuk anlatıcılardan yararlanmıştır. Toplumdaki sosyoekonomik yapıya dayanan sınıf ayrımını eserlerinde vurgulayan yazar, toplumsal gerçekçi bir çizgiye sahiptir. Daha çok aile, şiddet, kadın hâkimiyeti, yalnızlık ve göç temalarını konu etmiştir. Ele aldığı toplumsal konulara paralel olarak dilde de halktan kopuk bir tutum izlemeyen Balel, daha çok halkın yöresel söyleminde yer edinen deyim ve atasözlerinden faydalanmıştır. Bu karakteristik özellikleri farklı edebî türlerde kaleme aldığı eserlerinin tamamında görülür.Mustafa Balel (1945- ) whose career as a novelist started with Yeni Ortam (New Circumstances) in 1972 and pursued up to now is distinguished from his contemporaries as depicted social realities and sharpened details. During his art career, he produced novels, stories, narration, itineraries and works in children?s literature. Balel has presented the social structure to readers. In this context, the author argues that Turkish society is not a patriarchal as supposed but matriarchal. This case has lead to dominant women characters in his works. Balel, who have always stuck to realism, reflected his own life in his works. While doing this, he made use of children narrators who tell the truth as it is. The author who emphasizes social stratification in his works which is based on socioeconomic structure follows a social realistic line. In his works, he mostly treated family, violence, women dominancy, loneliness and immigration. In parallel with social issues he handled, Balel used idioms and proverbs established in people?s local language and thus did not have a language style different from people. This characteristic is seen in all his works in different literature genres
The use of interactional metadiscourse : a comparison of articles on Turkish education and literature
This study aims to determine the use of interactional metadiscourse in articles from the domains of Turkish language and literature. The study employed a descriptive research model to examine 20 articles from the Mustafa Kemal University Journal of Social Sciences Institute (all articles were published between 2010 and 2015 and each has only a single author). Of these randomly selected articles, 10 were on Turkish language education and 10 were concerned with Turkish literature. Hyland and Tse's metadiscourse model was adopted to examine markers of interactional metadiscourse in all fundamental parts of these articles. For the evaluation of the obtained data, the content analysis technique and the Mann-Whitney U test were used to determine whether the interactional metadiscourse demonstrates any significant differences regarding the domains of Turkish language education and literature. Experts were consulted to ensure the reliability of the research. As a result, this study revealed that there is more use of interactional metadiscourse markers in the field of Turkish language education than in the field of literature, and this difference is significant, according to the Mann-Whitney U test. Further, it was found that hedges and boosters demonstrate a significant difference in studies on Turkish language education and literature; however, no significant difference in the uses of attitude markers, engagement markers, and self-mentions was observed.This study aims to determine the use of interactional metadiscourse in articles from the domains of Turkish language and literature. The study employed a descriptive research model to examine 20 articles from the Mustafa Kemal University Journal of Social Sciences Institute (all articles were published between 2010 and 2015 and each has only a single author). Of these randomly selected articles, 10 were on Turkish language education and 10 were concerned with Turkish literature. Hyland and Tse's metadiscourse model was adopted to examine markers of interactional metadiscourse in all fundamental parts of these articles. For the evaluation of the obtained data, the content analysis technique and the Mann-Whitney U test were used to determine whether the interactional metadiscourse demonstrates any significant differences regarding the domains of Turkish language education and literature. Experts were consulted to ensure the reliability of the research. As a result, this study revealed that there is more use of interactional metadiscourse markers in the field of Turkish language education than in the field of literature, and this difference is significant, according to the Mann-Whitney U test. Further, it was found that hedges and boosters demonstrate a significant difference in studies on Turkish language education and literature; however, no significant difference in the uses of attitude markers, engagement markers, and self-mentions was observed
Distributions of total fruit yield, harvest period and monthly yield cultivated in different production places of some strawberry genotypes
Amaç: Bu çalışmanın amacı, yetiştirme lokasyonlarınınçilek çeşitlerinde derim süresi ve verim dağılımıüzerindeki etkilerini belirlemektir.Yöntem ve Bulgular: Araştırma 2014-2015 yetiştirmesezonunda Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat FakültesiBahçe Bitkileri Bölümünde, Antakya (117.6 m), Şakşak(755.1 m) ve Urumu (443.5 m) lokasyonlarında dörtçilek çeşidi (Camarosa, Rubygem, Albion ve SanAndreas) ile yaz dikim yöntemi kullanılarakyürütülmüştür. Çalışmada ilk derim tarihleri, derimsüreleri ve aylık verim dağılımı ve bitki başına toplamverimler değerlendirilmiştir.Genel Yorum: İlk hasatler en erken Albion ve SanAndreas çeşitlerinde ve Antakya lokasyonunda nisanayının ilk haftasında kaydedilmiştir. Derim süreleri,çeşitler ve lokasyonlara göre 41.7-78.3 gün arasındadeğişim göstermiştir. Verimin aylara dağılımıbakımından ilk ürünlerin genotiplere göre değişmeklebirlikte her üç lokasyonda da nisan ayında alındığıgörülmektedirŞakşak lokasyonunda temmuz ayındaürün alınmaya devam ederken, Antakya ve Urumu lokasyonlarında verim alınamamıştır. Bitki başına enyüksek verim Rubygem (473.6 g/bitki) ve Camarosa(417.1 g/bitki), çeşitlerinden elde edilmiştir. En düşükverimler Albion çeşidinde (277.4 g/bitki) alınmıştır.Çalışmanın Önemi ve Etkisi: Çilek yetiştiricilikalanlarında çeşit faktörünün oldukça önemli olduğubelirlenmiştir. Yetiştiricilik alanlarının belirlenmesindeöncelikli olarak çeşit faktörünün dikkate alınmasıgereklidir.Aims: This study aims to determine the effects of growing locations on harvest time and yield distribution in strawberry varieties. Methods and Results: This study was conducted during 2014-2015 growing season at Mustafa Kemal University Agriculture Faculty Horticulture Department on Antakya (117.6 m), Şakşak (755.1 m) and Urumu (443.5 m) locations using four strawberry cultivars (Camarosa, Rubygem, Albion, and San Andreas). In the study, the first harvest dates, harvest period and monthly yield distribution and total yields per plant were investigated. Conclusions: The earliest first harvest was recovered from Albion and San Andreas cultivars. Among locations were given in the first week of April from Antakya. According to cultivars and location harvest period has changed between 41.1 and 78.3 days. The highest yield was recovered from Rubygem (473.6 g/plant) and Camarosa (417.1 g/plant). The lowest yields were recovered from Albion (277.4 g/plant). There was no effect on the yields of locations. Significance and Impact of the Study: While the first harvests were taken from the low altitude location, the harvest time was longer in the high altitude location. No effect of the locations on the yields has been determined
Heft Meclis Mustafa Âli of Gallipolli
XVI yy. Osmanlı aydın ve tarihçilerinden olan Gelibolulu Mustafa Âlî’nin tarihi konuda verdiği eserlerinden birisi olan Heft Meclis Kânûnî Sultan Süleyman’ın son seferi olan Sigetvar’ı ve II. Selim’in cülûsunu anlatmaktadır. Tarih bakımından ehemmiyeti olan bu eserin, edebi yönden de büyük kıymet iktiza ettiğini söylemek gerekir. Çünkü eseri incelerken olaylardan fazla olayların aktarılışının ön planda olduğunu görmek mümkün. Bilinen birçok şeyin edebi bir dille, özen ve itina ile anlatıldığı hem edebi hem de tarihi yönden birçok kıymete haiz bu eser, H.980 (14 Mayıs 1572-2 Mayıs 1573) tarihinde Mustafa Âlî tarafından kaleme alınmış ve Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’ya sunulmuştur.
Müellifin bu eseri adından (Heft) da anlaşılacağı üzere yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci Meclis; Besmele, hamdele salvele, gazaların önemi, övgüler ve dualar ile başlamış; İkinci Meclis; Padişahın sefere hareketi ve ilk mola yeri hakkında; Üçüncü Meclis; Vezirlerin alayları ve savaşın başındaki görüşleri hakkında; Dördüncü Meclis; Savaşın başlaması, kızışması düşmanların mağlup edilmesi hakkında; Beşinci Meclis; Padişahın vefat etmesi ve Sigetvar’ın fethi vezir-i ‘âzamın padişahın vefatını saklamsı; Altıncı Meclis; II.Selim’in saltanata geçmesi, askerin Sigetvardan geri dönüşte padişahla buluşması hakkında; Yedinci Meclis; Eserin yazılma sebebi ve müellifin arz u hali hakkındadır.In XVI century. one of the writings as an Ottoman intellectual and historian Mustafa Âlî of Gallipolli left is Heft Meclisi tells Sigetvar the last campaign of Kanuni Sultan Süleyman (Lawmaker Solomon) and accession of Selim II. We should say that this writing which has historical importance has also literary value. That is why it is possible to recognize the style is in the foreground than the events while examining the writing. This book which told lots of known things in a strong literary language with a big care was written in, 980 H. (14 May 1572-2 May 1573) by Mehmed Âlî and in the same year was presented to Grand Vizier Sokullu Mehmed Pasha.
Author’s book named as (Seven) is consisted of seven sections. First Assembly: is started with the name of God, thanksgiving, praising Muhammad and prayer; Second Assembly: is about the march of the sultan and first stop point; Third Assembly: is about regiments of viziers and their views about the campaign; Fourth Assembly: is about the start of campaign, proceeding and defeating of enemy; Fifth Assembly: is about death of Sultan, conquest of Sigetvar and hidden death news by grand vizier; Sixth Assembly: is about ascension of Selim II. to throne and meeting of soldiers and sultan during the return from Sigetvar; Seventh Assembly: is about the reason of this work and request of author
Reforms of Mustafa Kemal Ataturk
Šā darba saturs ir veltīts biogrāfijai, personiskai dzīvei, kara karjerai un reformām Turcijā Mustafa Kemala Ataturka valdes laikā.
Galvenā uzmanība ir pievērsta viņa reformām Turcijā.
Teorētiskā daļā autors apraksta Mustafa Kemala Ataturka īsu biogrāfiju, viņa personisko dzīvi, kara karjeru, piedalīšanos pirmā pasaules kara gados, politiskas karjeras sākumu un viņa dzīves beigas. Analītiskā darba daļa ir veltīta viņa reformu aprakstam.
Pētījuma rezultātā autors atnāk pie secinājuma, ka Mustafa Kemala Ataturka uzdevums tika noslēgts izmaiņās un iekšējas valsts uzlabojumā.
Uz izdarīto secinājumu bāzes autors var apgalvot, ka šis cilvēks pie dzīves bija dižens reformators.
Šo darbu var izmantot Mustafa Kemala Ataturka dzīves ceļa un valsts darbības studēšanā.The content of this work is devoted to the biography, a private life, military career and reforms in Turkey during board Mustafy Kemalja Atatjurka.
The main attention is given to its reforms in Turkey.
In a theoretical part the author describes brief biography of Mustafa Kemal Atatjurk , its private life, military career, participation within the first world war, the beginning of political career and the end of its life. The analytical part of work is devoted to the description of its reforms.
As a result of research the author comes to conclusion, that problem Mustafa Kemal Atatjurk has been concluded in variation and improvement of internal state schedules.
This work can be used in studying a vital way and state activity Mustafa Kemal Atatjurk
Mustafa Aslıer
Taha Toros Arşivi, Dosya No: 60-Mustafa Aslıer.
Not: Sergi, 7 - 28 Mayıs 1991 tarihleri arasında düzenlenmiştir
Effect of different growth media on germination and seedling quality of sage (Salvia officinalis L.) seeds
Amaç: Bu çalışmanın amacı, farklı altlık kullanılarak oluşturulan yetiştirme ortamlarının adaçayı (Salvia officinalis L.) tohumlarında çimlenme performansı ile fide kalitesi üzerine olan etkilerini belirlemektir.Yöntem ve Bulgular: Araştırma 2020 yılında Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Bitkisel Üretim ve Teknolojileri Bölümü’ne ait uygulama serasında yürütülmüştür. Çalışma tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak kurulmuş; yetiştirme ortamı olarak torf (%100), toprak (%100), perlit (%100), kum (%100), torf + toprak (1:1), torf + perlit (1:1), torf + kum (1:1), torf + toprak + kum + perlit (1:1:1:1) olacak şekilde sekiz farklı uygulama yer almıştır. Toprak (%100), perlit (%100) ve kum (%100) ortamlarında sağlıklı fide gelişimi sağlanamamıştır. Çalışmada torf (%100) uygulaması en yüksek çimlenme oranı (%88.83) ve en kısa çimlenme gün sayısı (26.60 gün) değerlerini vermiştir. Ayrıca, torf uygulaması en yüksek fide uzunluğu (20.37 cm), yaprak klorofil içeriği (36.63), fide yaş ve kuru ağırlığı (3.48g ve 0.57 g) ile kök yaş ve kuru ağırlığı (3.48 g ve 0.84 g) değerlerine sahip olmuştur.Genel Yorum: Adaçayında yetiştirme ortamı olarak kullanılan torfun diğer ortamlara kıyasla çimlenme ve fide gelişimi açısından daha etkili altlık materyali olduğu belirlenmiştir.Çalışmanın Önemi ve Etkisi: Çalışmada elde edilen sonuçlara göre; farklı yetiştirme ortamlarının tohumların çimlenme ve fide-kök gelişimi üzerine etkisinin olduğu, bu nedenden dolayı sağlıklı ve kaliteli adaçayı fidesi üretmek için uygun ortamların belirlenmesinin önem arz ettiği ve en uygun yetişme ortamının torf olduğu çalışmada tespit edilmiştir. Sağlıklı ve kaliteli adaçayı fidesi üretmenin yüksek verimlilik adına önemli olması ve uygun ortamın belirlenmesi bu konuda çalışan üreticilere ve dolayısıyla tarımsal üretime katkı sağlayacaktır
The effect of calcium (Ca+2) applications on R/S values in tomato and pepper rhizosfer soils
Amaç: Bu araştırma, farklı kalsiyum (Ca+2) dozu uygulamaları altında yetiştirilen domates ve biber
bitkilerinin kök bölgesi topraklarının bazı mikrobiyal aktivitelerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Biber ve
Domates bitkileri, Hatay tarımında özellikle örtüaltı yetiştiriciliğinde önemli bir yere sahip olup, kuraklık ve
susuzluk streslerinden olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Yöntemler ve Bulgular: Sera koşullarında yürütülen bu araştırma için rizosfer (R) ve rizosfer dışından alınan topraklarda (S), Ca uygulamalarının mikrobiyal aktivitelere etkilerini belirlemek için, toprak solunumu (CO2), dehidrogenaz enzim aktivitesi (DHA) ve mikrobiyal biyomas karbon (MBC) içeriği analizleri ile birlikte kök biyomas ağırlıkları (g/bitki), pH (1:5) ve EC (S/cm) analizleri de yapılmış ve her iki bitki için Rizosfer etkisi (R/S) değerleri hesaplanmıştır. CO2, DHA ve MBC analizleri yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, biber
ve domates için rizosfer topraklarında (R) tespit edilen CO2, DHA ve MBC ortalama sonuçları sırasıyla, 71.98-68.74 g CO2-C.gkt-1, 12.84-12.48 g TPF.10 gkt-1 , 53.00-39.24 g.gkt-1 olarak belirlenirken aynı toprakların ortalama S değerleri sırasıyla 58.64-59.54 g CO2-C.gkt-1 , 1.55-1.57 g TPF.10 gkt-1
, 25.43-25.94 g.gkt-1 olarak belirlenmiştir. Bu sonuçlara göre oluşturulan R/S değerleri ise biber ve domates için sırasıyla, 1.23-1.17 CO2, 8.19-8.06 DHA ve 2.09-1.52 MBC olarak belirlenmiştir. Genel Yorum: Biber rizosfer mikrobiel aktivitesinin domatese göre azda olsa daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ca uygulamalarının artan dozları biber ve domates rizosfer CO2 ve DHA değerlerinin düşmesine
neden olurken MBC değerlerinde artışlara neden olmuştur. Kök ağırlığı değerleri her iki bitki için, artan Ca
dozları ile artışlar göstermiştir. pH değerleri Ca uygulamalarından önemli derecede etkilenmezken, EC
değerleri biber ve domates bitkisi için önemli düzeyde farklılıklar göstermiştir. Çalışmanın Önemi ve Etkisi: Antakya sera koşullarında önemli bir yeri olan domates ve biberde görülen bazı fizyolojik hastalıkların neden olduğu verim ve kalite sorunlarını çözmek için Ca uygulamaları çözüm olabilir. Meyvedeki çiçek burnu çürüklüğünün ana nedeni, toprakta kalsiyum eksikliği veya mevcut kalsiyumun birçok etmenin etkisiyle topraktan alınamamasıdır. Meyveye kalsiyumun (Ca) alınamaması sonucunda meyvenin çiçek burnundaki hücre ve dokular ölmekte, çökük ve batık bir alan oluşmakta ve daha sonra bu alan genişlemektedir. Yapılan bu araştırma ile sera koşullarında, domates ve biber bitkisinde, çiçek burnu
çürüklüğüne karşı uygulanan Ca’un, rizosfer bölgesi topraklarında mikrobiyal aktivitelere etkileri
belirlenmiştir.Aims: The aim of this study was to determine some microbial activity of the tomato and pepper plant rhizosfer soils under different doses of Calcium (Ca+2) applications. Pepper and tomato plants could be adversely affected by drought and water stress have an important place in Hatay agriculture especially greenhouse plant production. Rhizosphere (R) and out of the rhizosphere soil (S) were used for the research that carried out under greenhouse conditions. Methods and Results: In order to determine the effects of Ca applications in conditions to pepper and tomato production on soil microbial activities, soil
respiration (CO2 produce), dehydrogenase enzyme activity (DHA) and microbial biomass carbon (MBC) content some biological analyzes were performed. In addition, root biomass weights (g plant-1
), pH (1:5) and EC (S cm-1) analyzes were performed and R/S values were calculated for both
plants. Results of CO2, DHA and MBC values in rhizosphere soils (R) for pepper and tomato were determined as 71.98-68.74 g CO2-C.gkt-1 , 12.84-12.48 g TPF.10 gkt-1
, 53.00-39.24 g.gkt-1 and the average S values of the the soils were determined as 58.64-59.54 g CO2-C.gkt-1 , 1.55-1.57 g TPF.10 gkt-1, 25.43-25.94 g.gkt-1, respectively. R/S values calculated
according to these results were 1.23-1.17 CO2, 8.19-8.06 DHA and 2.09-1.52 MBC for pepper and tomato, respectively. Conclusions: Increasing doses of Ca applications resulted in reductions in CO2, DHA values for pepper and tomato, while increasing MBC values. Root weight values showed increases with increasing doses of Ca for both plants. While the pH values were not significantly affected by the applications, EC values differed significantly for pepper and tomato plants. Significance and Impact of the Study: Ca applications may be the solution to solve the yield and quality problems caused by some physiological diseases seen in tomatoes and peppers which have an important place in Antakya
greenhouse conditions. The main cause of rotten flower rot in the fruit is the lack of calcium in the soil or the lack of existing calcium due to many factors. As calcium (Ca) cannot be taken into the fruit, the cells and tissues in the flower nose of the fruit die, a collapsed and submerged area is formed and
then this area is enlarged. In this research, the effects of Ca on tomato and pepper plant rot against rhinosphere in microsial activities in greenhouse conditions were determined
Determination of rhizobial potentials in legume cultivation areas in Hatay
Amaç: Toprak verimliliğinin ve sürdürülebilirliğinin korunması, tarımsal uygulamalarda kimyasal madde ve mineral gübre kullanımının azaltılması ile mümkün olabilmektedir. Tarımsal alanların sahip olduğu doğal ve ekolojik potansiyellerinden biri olan, toprak mikrobiyal aktiviteleri, doğru şekilde kullanıldığında, mineral gübre ve kimyasal madde kullanımı önemli oranlarda azalır. Bu araştırma, Hatay baklagil ekim alanlarında, rhizobial potansiyelleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntemler ve Bulgular: Serinyol, Kırıkhan, Kumlu, Reyhanlı, Altınözü, Amik Ovası, Samandağ, Anayazı, Karaali bölgelerinde geniş bir sörvey çalışması yapılarak, bakla, bezelye, yerfıstığı, barbunya, fasulye ve nohut bitkilerinde nodülasyon durumları incelenmiştir. Bitki örneklemeleri, araştırma bölgelerindeki bitkilerin çiçeklenme dönemlerine göre, her bitki için farklı tarihlerde yapılmıştır. Bitki kök örneklemeleri ile birlikte kök bölgesi toprak örneklemeleri de yapılmıştır. Nodülasyon parametrelerinden, nodül sayısı, nodül ağırlığı ve etkili nodül ağırlığı değerleri belirlenmiştir. Kök bölgesi topraklarında, mikrobiyal aktiviteleri belirlemek amacıyla, CO2 üretimi (g CO2-C gkt-1 24sa-1 ), dehidrogenaz enzim aktivitesi (DHA g TPF gkt-1 ) analiz edilmiştir. Bununla beraber toprakların pH (1:5 sulandırma) ve EC (S cm-1 ) değerleri de tespit edilmiştir. Genel Yorum: Araştırma sonuçlarına göre, sıfır hariç, en düşük ve en yüksek nodül sayısı değerleri (adet bitki-1 ), 5 ile 596 olarak bulunmuştur. Tüm örneklere göre ortalama nodül sayısı değeri, 83 olarak belirlenmiştir. En düşük nodülasyon sonuçları, yerfıstığı bitkisinde ve Reyhanlı tarım alanlarında belirlenirken, en yüksek değerler ise, Amik Ovası tarım alanlarında, bakla bitkisinde belirlenmiştir. Reyhanlı, yerfıstığı tarım alanlarında, nodül bulunmamıştır. Genel ortalama sonuçlarına göre en düşük ve en yüksek CO2 değerleri sırasıyla 57 (Kumlu-bezelye) ve 328 (Serinyol-bakla) g CO2-C gkt-1 24sa-1 olarak bulunurken, DHA değerleri ise 4.633 (Kumlu-bezelye) ve 27.368 (Serinyol-bezelye) g TPF gkt-1 olarak belirlenmiştir. pH değerleri, 8.16 (Amik Ovası-bakla)-8.67 (Kırıkhan-bezelye), EC değerleri ise 200 (Serinyol-bakla) - 538 (Amik Ovası-bakla) S cm-1 değerleri arasında değişimler göstermiştir. Çalışmanın Önemi ve Etkisi: Araştırma sonuçlarına göre, yüksek nodül sayısı tespiti yapılan bazı baklagil ekim alanlarında kullanılan azotlu gübrelerin azaltılmasının ve düşük nodül sayısı değerlerine ulaşılan baklagil ekim alanlarında ise rhizobial aşılama yapılmasının ekolojik ve ekonomik kazançlar sağlayacağı belirlenmiştir.Aims: This research was carry out to determine rhizobial potentials in Hatay legume cultivation areas. A wide survey study was carried out in Serinyol, Kırıkhan, Kumlu, Reyhanlı, Altınözü, Amik Plain, Samandağ, Anayazı and Karaali regions to investigated nodulation conditions of broad bean, peas, peanuts, kidney beans, beans and chickpeas plants. Methods and Results: Plant samples were made on different dates for each plant according to the flowering periods of the plants in the research areas. In addition to the root samples of the plant root samples were made in the soil. The nodule number, nodule weight and effective nodule weight were determined for nodulation parameters. In order to determine microbial activity in rhizosphere soil, CO2 production (g CO2-C gkt-1 24sa-1 ), and dehydrogenase enzyme activity (DHA g TPF gkt-1 ) were analyzed. However, soil pH (1: 5 dilution) and EC (S -1 cm) values were also determined. Conclusions: According to the results of the study, the lowest and highest number of nodule values (nodüle number plant-1 ), except for zero, were found to be between 5 and 596. The average nodule count value was 83 according to all samples. The lowest nodulation results were determined in the peanut plant and in Reyhanlı agricultural areas, while the highest values were determined in Amik Plain in broad bean plants. However nodules were not found in Reyhanli peanut agricultural areas. According to the overall average results, the lowest and highest CO2 values are 57 (Kumlu-pea) and 328 (Serinyol-broad bean) g CO2-C gkt-1 24h-1 respectively while DHA values are determined as 4.633 (Kumlu-pea) and 27.368 (Serinyol-pea) g TPF ds-1 . pH values were measured as 8.16 (Amik Plain-pods) - 8.67 (Kirikhan-pea), and EC values were measured as 200 (Serinyol- broad bean) - 538 (Amik Plain-bakla) S cm-1 . Significance and Impact of the Study: According to the results of the research, it is determined that reducing nitrogenous fertilizers used in some legume planting areas with high nodule counts and applying rhizobial inoculation in legume planting areas where low nodule number values are reached will provide ecological and economic gains.research, the effects of Ca on tomato and pepper plant rot against rhinosphere in microsial activities in greenhouse conditions were determined
Mustafa Kutlu Life-Art-Works
Mustafa Kutlu Türk Edebiyatının yaşayan önemli kalemlerinden birisidir. Yazdıklarıyla Türk hikâyeciliğine yeni bir soluk getirmiş, insanımızın sesi olmuş, yazın dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur. Yarım asırdır eserler veren Kutlu, eserleriyle adeta yaşadığı toplumun panoramasını çizmiştir. Eserlerinin bir ayağı geçmişte, bir ayağı günümüzdedir. Mustafa Kutlu, geçmişi hâl diliyle günümüze taşımış bir yazardır. Eserlerinde seçtiği konular; bu konuları bize sunarken kullandığı dil tamamıyla yerli ve millidir. Her eserinde bizi anlatır, her eseri bizdendir. Bizim insanımızı, bizim türkülerimizi, bizim geleneklerimizi, bizim mimarimizi, bizim kültürümüzü sunar bizlere, kitaplarında hep kendimizi buluruz. Kutlu’nun her cümlesi buram buram Anadolu kokar. Kutlu, bu topraklarda ondan bu kadar çok sevilmiş, bu kadar çok okunmaktadır.
Mustafa Kutlu nevi şahsına münhasır bir şahıstır. Hâlâ hikâye yazıyor, hâlâ kendisinin de “uzun hikâye”si devam ediyor. Onun bu kadar verimli bir yazı hayatı nasıl oluyor, nelerden besleniyor, kimlerden etkilendi, eserlerini verirken amacı ne, neyi düşünerek yazıyor bu metinleri? Bu ve daha birçok soruya cevap bulacağız bu çalışmamızda.
Bu çalışma Mustafa Kutlu’nun hayatını, sanatını, eserlerini detaylı olarak incelediğimiz monografik bir çalışmadır. Mustafa Kutlu ile ilgili olarak bugüne kadar yapılan çalışmalarda genellikle yazarın sadece belirli yönleri ele alınarak, onlar üzerinde durulmuştur. Bunlar da onun eserlerinden yola çıkılarak yapılmış olan analizlerdir. Mustafa Kutlu hakkında, toplu olarak, onun her yönünü kapsayan bütüncül bir çalışma yapılmamıştır. Biz burada Mustafa Kutlu’yu tüm hayatından hikâyeciliğine, denemeciliğinden dergiciliğine kadar tüm yönleriyle bir bütün olarak ele aldık. Türk edebiyatının son yarım asırdır içerisinde hep var olan, hemen hemen her yıl bir eseriyle yayın dünyasına katkıda bulunan bu kutlu insanın önce hayatını kaleme alıp, sonrasında bu hayat içerisinde ortaya koyduğu sanatı, fikirleri ve eserlerinden yola çıkarak tezimizi şekillendirdik. Yazar ile görüşüp birinci kaynaktan yani kendinden hayat hikâyesini dinleyip, eserleri ve sanatı ile de bilgi aldıktan sonra tezimizde de bunları değerlendirdik.
Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mustafa Kutlu’nun hayatı, ikinci bölümde yazarın bütün eserlerinin incelenmesi ve genel bir değerlendirmesi yer alır. Üçüncü bölüm Kutlu’nun sanat ve edebiyat görüşlerini kapsamaktadır. Ekler bölümünde ise Mustafa Kutlu ile yaptığımız görüşme “Kendi Anlatımı İle Mustafa Kutlu’nun Hayatı” ve “Arkadaşlarının Gözünden Mustafa Kutlu” başlıkları altında yer almaktadır.
Türk Edebiyatı ve sanatının son elli yılında eserleriyle mühim bir yeri olduğunu düşündüğümüz Mustafa Kutlu üzerine hazırlanan bu çalışmanın yazarla ilgili bir boşluğu dolduracağını umuyoruz.Mustafa Kutlu is one of the most prominent living author in Turkish literature. With his writings, he has brought a new breath to Turkish storytelling, becoming the voice of our people and making significant contributions to the literary world. Kutlu, who has been producing works for half a century, has drawn a panorama of the society he lives in with his works. His works have one foot in the past and one foot in the present. Mustafa Kutlu is a writer who has carried the past to the present with the language of the state. The subjects he chooses in his works, and the language he uses to present these subjects to us, are entirely local and national. In each of his works, he reflects us; each work belongs to us. He presents our people, our folk songs, our traditions, our architecture, and our culture, and we always find ourselves in his books. Every sentence of Kutlu smells of Anatolia. That is why Kutlu is so beloved and widely read in these lands. Mustafa Kutlu is a unique character. He is still writing stories; his “long story” continues. How does he lead such a productive writing life? What nourishes him? Who has influenced him? What is his aim in writing these texts? What does he consider while writing them? We will find answers to these and many more questions in this study.
This study is a monographic study covering Mustafa Kutlu's life, art, and works. In the studies conducted about him so far, only certain aspects of the author have been discussed and emphasized. These are analyses based on his works. There has not been a holistic study on Mustafa Kutlu covering all aspects of him. Here, we have dealt with Mustafa Kutlu as a whole, with all his aspects from his life to his storytelling, from his essay writing to his magazine publishing. We first penned down the life of this blessed person who has always existed in Turkish literature for the last half century and contributed to the publishing world with a work almost every year. Then we shaped our thesis based on his art, ideas, and works that he put forward in this life. After interviewing the author and listening to his life story first-hand, and gathering information about his works and art, we evaluated them in our thesis.
Our study consists of three parts. The first part is the life of the author; the second part is the examination and general evaluation of all of Mustafa Kutlu's works. The third part covers the author's views on art and literature. In the appendices section, the interview we conducted with Mustafa Kutlu is presented under the titles "Mustafa Kutlu's Life with His Own Words" and "Mustafa Kutlu through the Eyes of His Friends. "
We hope that this study, prepared on Mustafa Kutlu, whom we consider to have an important place in Turkish literature and art over the past fifty years, will fill a gap regarding the author
- …
