1,720,977 research outputs found

    Akut romatizmal ateş ve yenilikler

    No full text
    Akut romatizmal ateş, gelişmiş ülkelerde sıklığı ve önemi giderek azalmakla birlikte, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hala edinilmiş kalp hastalıklarının en önemli nedenini oluşturmaktadır. Herhangi bir toplumun % 3-6’sının romatizmal ateşe duyarlı olduğu düşünülmektedir. En sık 5-15 yaş arasında görülmekle birlikte beş yaş altındaki olgular toplam sayının % 3-5’ini oluşturmaktadır. Tanı son olarak 2003 yılında Dünya Sağlık Örgütünce yeniden gözden geçirilen Jones ölçütleri ile konulmaktadır. İlk atak sırasında geçirilmiş streptokok enfeksiyonu kanıtlandığında iki majör ya da bir majör+iki minör bulgunun birlikte bulunması romatizmal ateş tanısı için yüksek bir olasılıktır. Majör bulgular gezici poliartrit, kardit, kore, eritema marjinatum ve deri altı nodüller; minör bulgular ise 38 derecenin üzerinde ateş, artralji, akut faz belirteçlerinde artış (eritrosit çökme hızı >60mm/sa, C-reaktif protein (+)) ve elektrokardiyogramda PR aralığının uzamasıdır. Boğaz kültüründe etkenin üretilmesi, yüksek/artan ASO titresi, kızıl öyküsü geçirilmiş streptokok enfeksiyonu kanıtı olarak kabul edilir. Ekokardiyografinin tanıdaki rolü son yıllarda giderek artmıştır. Ekokardiyografi uygulanmadığında “subklinik” kapak yetersizlikleri atlanmakta, ileride romatizmal kapak hastalığı olarak karşımıza çıkabilmektedir. Yatak istirahati, antibiyotik tedavisi, antienflamatuvar tedavi, kalp yetersizliği tedavisi, kore’li hastalarda sedasyon ve cerrahi tedavi seçenekleri mevcuttur. Hastalığın seyrini değiştirdiği düşünülen tek girişim ikincil profilaksidir. Sonuç olarak akut romatizmal ateş değişik kılıklarda karşımıza çıkabilen ve ‘kalbi ısıran’ bir hastalık olma özelliğini sürdürmektedir

    Sudden death in athletes

    No full text
    Son yıllarda giderek artan sayıda çocuk ve ergen spor etkinliklerine katılmaktadır, ancak karşılaşma ya da antreman sırasında meydana gelen ani ölümler aile ve toplumda endişe yaratmaktadır. Ani ölümlerin %95'i kalbe ait nedenlerle meydana gelmektedir. En sık nedenler hipertrofik kardiyomiyopati, aritmojenik sağ ventrikül displazisi, doğuştan koroner arter anomalileridir. Tanı almış ya da tanı almamış kalp hastalıklarının yanısıra basan artırıcı maddelerin etkisinden de sözedilebilir. Ani ölümlerin önlenebilmesi için tüm sporculara standart tarama programlarının uygulanması gereklidir. İyi bir öykü, aile öyküsü ve fizik muayenenin yanısıra elektrokardiyografi ile değerlendirme birçok kalp hastalığının dışlanmasını sağlayacaktır.Increasing number of children and adolescents are involved in sportive activities in recent years. However, sudden death of some young athletes causes anxiety among the parents and the society. About 95% of sudden deaths are related to the cardiac causes. The most common disease states are hypertrophic cardiomyopathy, arrhythmogenic right ventricle displasia, and congenital abnormalities of the coronary arteries. In addition to heart disease whether diagnosed or not, the effect of performance enhancing substances must also be considered. In order to prevent sudden death, standard screening programs should be applied to all athletes. A detailed history including the family history, physical examination and electrocardiography would provide exclusion of many cardiac disorders

    Chest pain in children and adolescents

    No full text
    Çocuk ve ergenlerde göğüs ağrısı sık görülen ve çoğu kez kalp dışı nedenlerle ortaya çıkan bir yakınmadır. Kas-iskelet sistemi, akciğerler, sindirim sistemi, kalp, psikiyatrik nedenler ağrının kaynağı olabilir. Uzun süredir devam eden, tekrarlayan, batıcı, egzersizle ilişkisiz göğüs ağrıları genellikle iyi huyludur ve herhangi bir neden saptanamayabilir. Bunlar idiyopatik göğüs ağrısı olarak adlandırılır. Kalp kökenli nedenler nadir görülse de önemli bir hastalık ve ölüm ile ilişkili olduklarından ayırıcı tanıda dışlanmaları önem taşır. Göğüs duvarında orta hatta hissedilen, eforla ilişkili yanma ya da basınç hissi şeklindeki, sol kola ya da boyuna yayılan ağrılar daha çok kalp kökenli nedeni düşündürür. Aile öyküsünün pozitifliği, eşlik eden çarpıntı, senkop, efor kapasitesinde azalma, anormal fizik muayene ve elektrokardiyografi bulguları hastaların kalp açısından ayrıntılı olarak tetkikini gerektirir.Chest pain is a common complaint which is usually related to non-cardiac causes in children and adolescents. Musculoskeletal system, lungs, gastrointestinal system, heart, psychiatric causes may be the source of the pain. Long lasting, recurrent, sharp pain which is not related with exercise is usually benign and the cause of the pain can not be found in some patients. These are called as idiopathic chest pain. Despite the rarity of cardiac causes, exclusion of cardiac disease is important in the differential diagnosis since they can lead to mortality and morbidity. Cardiac chest pain must be considered in patients with exercise related, burning or squeezing pain over the sternum which can radiate towards the left arm or neck. Positive family history, accompanying symptoms such as syncope, palpitation, decreased exercise capacity, abnormal physical or electrocardiographic findings are indications for detailed cardiac investigation

    Electrocardiographic findings and QT dispersion in children with chest pain

    No full text
    Amaç: Göğüs ağrısı çocuklarda sık görülen, çoğunlukla nedenin gösterilemediği bir yakınmadır. Erişkin hastalarda göğüs ağrısının koroner arter hastalığı ile bilinen ilişkisi hastalar ve aileleri üzerinde endişe yaratmaktadır. Ciddi aritmi ve ani ölüm riskinin belirlenmesinde kullanılan QT dispersiyonu bu hasta grubunda çalışılmış ve bu hastaların kardiyak açıdan risk taşıyıp taşımadıkları araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Yaşları 5-15 arasında değişen ve göğüs ağrısı ile başvuran 10 kız ve 13 erkek, yaşları 5,5 ile 15 arasında değişen ve masum üfürüm nedeni ile başvuran 21 erkek ve 7 kız olguda (kontrol grubu) kalp hızı, RR mesafesi, RR “variyabilitesi”, PR aralığı, P dalga yükseklik ve genişliği, P aksı, QRS zamanı, QRS aksı, QT aralığı, düzeltilmiş QT aralığı, QT dispersiyonu, düzeltilmiş QT dispersiyonu 12 derivasyonlu EKG kayıtları üzerinde hesaplandı ve birbirleri ile karşılaştırıldı. Bulgular: Hasta ve kontrol grupları arasında kalp hızı, RR aralığı, PR aralığı, P dalgası genişliği, QRS süresi, QRS aksı, QT aralığı ve düzeltilmiş QT aralığı yönünden anlamlı fark bulunmazken P dalgası yüksekliği hasta grubunda 1,6±0,6 ile kontrol grubundaki 1,3±0,04 değerine göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0,03). QT dispersiyonu hasta ve kontrol gruplarında sırasıyla 65±23 msn ve 61±17msn, düzeltilmiş QT dispersiyonu da hasta ve kontrol gruplarında sırasıyla 106±2 msn ve 113±23 msn bulundu ve anlamlı fark saptanmadı. Tüm derivasyonlarda, sadece göğüs derivasyonlarında ve sadece ekstremite derivasyonlarında ölçülen QT dispersiyonu değerleri arasında iyi bir ilişki gözlendi (r=0,47, p<0,005 ve r=0,24, p<0,02). Çıkarımlar: Sonuç olarak; çocukluk çağında göğüs ağrısı ani ölüm ve ciddi aritmi riski açısından normal toplumdan farklılık göstermemektedir. P dalgası yüksekliğinin artmış olması bu hastalarda solunum işlevlerinin değerlendirilmesinin yararlı olacağını düşündürmektedir.Aim: Chest pain is common in childhood and the reason can not be found in most cases. Its known relation with coronary artery disease in adult patients causes anxiety in patients and parents. QT dispersion is studied in this group of patients and risk of sudden death and life threatening arrhythmia is investigated. Material and Method: The study group consisted of 10 girls and 13 boys aged between 5 and 15 years and the control group consisted of 21 boys and 7 girls aged between 5.5 and 15 years. Heart rate, RR interval, RR variability, PR interval, time and amplitude of P wave, P wave axis, QRS distance, QRS axis, QT interval, corrected QT (QTc), QT dispersion and QTc dispersion obtained from the surface electrocardiograms were compared. Results: A significant difference was not found between the groups regarding heart rate, RR interval, RR variability, PR interval, P wave and QRS axis, QRS interval and QT interval. P wave amplitude was higher in the patients with chest pain than the control group (1.6±0.6 and 1.3±0.04 respectively , p<0.03). QT dispersion in the patients and the controls were 65±23 msn and 61±17 msn. QTc dispersion in the patients and in the controls were 106±2 msn and 113±23 msn. QT dispersion values using 12 derivation electrocardiograms, precordial derivations and extremity derivations were correlated to each other ( r=0.47, p<0.005 and r=0.24, p<0.02). Conclusions: Children with idiopathic chest pain do not have an increased risk for life threatening arrhythmia or sudden death. Increased P wave amplitude suggests the need of evaluation for pulmonary dysfunction

    Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis

    Get PDF
    The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed

    Kawasaki disease in adolescence

    No full text
    Kawasaki hastalığı, erken çocukluk döneminde görülen, koroner arter tutulumu nedeniyle hastalık ve ölüme yol açan bir vaskülittir. Büyük çocuk ve ergenlerde nadir görülmesi tanının gecikmesine neden olarak koroner arter tutulumu için bir risk etmeni oluşturabilir. Kliniğimizde ergen yaşta Kawasaki hastalığı tanısı koyduğumuz koroner arter genişlemesi ve akciğer tutulumu da gözlenen bir olgumuzu sunuyoruz.Kawasaki disease is a vasculitis causing morbidity and mortality due to coronary artery involvement which is more frequent during infancy and early childhood. Since the disease is rare in older children and adolescents, the diagnosis may be delayed and the risk of coronary artery involvement may increase. We herein present a case of Kawasaki disease diagnosed in an adolescent patient, involving the coronary arteries and the lungs

    Variations on the Author

    Get PDF
    “Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship

    Appropriate Similarity Measures for Author Cocitation Analysis

    Get PDF
    We provide a number of new insights into the methodological discussion about author cocitation analysis. We first argue that the use of the Pearson correlation for measuring the similarity between authors’ cocitation profiles is not very satisfactory. We then discuss what kind of similarity measures may be used as an alternative to the Pearson correlation. We consider three similarity measures in particular. One is the well-known cosine. The other two similarity measures have not been used before in the bibliometric literature. Finally, we show by means of an example that our findings have a high practical relevance.information science;Pearson correlation;cosine;similarity measure;author cocitation analysis

    Evaluation of left ventricular functions and myocardial wall motion by using Doppler Tissue Imaging after arterial switch operation

    No full text
    Büyük damarların transpozisyonunda anatomik bir düzeltme sağlayan arteriyel "switch" operasyonu sonrasında sol ventrikül fonksiyonları ve koroner arterlerin taşınmasına bağlı miyokard hareketlerinde gelişebilecek bozukluklar halen araştırılmaktadır. Doppler "tissue imaging" yöntemi ile hareket eden dokulardaki hızların ölçülmesi ve miyokard kontraktilitesinin değerlendirilmesi mümkün olmaktadır.Çalışmamızda yaşları 3-65 ay arasında değişen 21 arteriyel "switch" operasyonu geçirmiş çocukta ve yaşları 7 -58 ay arasında değişen 16 normal çocukta iki boyutlu, m-mode, Doppler ve renkli Doppler ekokardiyografi ile sol ventrikül büyüklüğü ve fonksiyonları değerlendirildi ve Doppler "Tissue Imaging" yöntemi ile sistolik ejeksiyon fazında interventriküler septum ve sol ventrikül arka duvarında mid-miyokardiyal hız ölçümleri yapıldı. Sol ventrikül hacmi hastalarda ortalama 43.82 ± 12.2 ml ile kontrol grubundaki ortalama 37.72(7.66 ml değerine göre daha yüksekti ( p<0.05). Sol ventrikül kitlesi de hasta ve kontrol gruplarında sırası ile 81.55±17.94g ve 59.49(13.94g bulundu ve ikisi arasındaki fark da istatistiksel olarak anlamlı idi ( p<0.0005). Sol ventrikül kitlesi iki aşamalı operasyon geçiren hastalarda belirgin olarak fazla idi. Arteriyel "switch" operasyonu geçiren hastalarda kısalma fraksiyonu genel olarak normal sınırlar içinde olmakla birlikte hastalarda ortalama %33.71±4.17 ile kontrol grubundaki % 39.66±5.14 değerine göre daha düşüktü (p < 0.005). Ejeksiyon fraksiyonu ve kalp hızına göre düzeltilmiş çevresel kısalma fraksiyonu da arteriyel "switch" yapılan hastalarda daha düşüktü. CW Doppler ile aort akım trasesinden elde edilen akselerasyon zamanı, ejeksiyon zamanı , ortalama akselerasyon ve akselerasyon zamanı/ejeksiyon zamanı parametrelerinin normal çocuklardan farklılık göstermediği tesbit edildi. Hastaların 12'sinde hafif, 3'ünde orta derecede neo-aortik kapak yetersizliği tespit edildi. Orta derecede yetersizlik görülen hastaların tümü iki aşamalı operasyon geçirmişti. Doppler Tissue Imaging yöntemi ile 10 hastada sistol sırasında interventriküler septumun ters yönde hareket ettiği, sol ventrikül arka duvar hızının normal çocuklardan daha yüksek olduğu gösterildi. Sonuç olarak, arteriyel "switch" operasyonlarından sonra klinik sonuçların yüz güldürücü olmasına karşın ventrikül fonksiyonları ve duvar hareketlerinde normal çocuklara göre bazı farklılıklar olabileceği, Doppler "Tissue Imaging" yönteminin bu hasta grubunda miyokard fonksiyonlarının değerlendirilmesinde yararlı olabileceği düşünüldü.Although arterial switch operation has become the first choice of treatment in patients with transposition of great arteries, left ventricular function and myocardial wall motion abnormalities due to the transportation of coronary arteries are still under investigation. Doppler tissue imaging can be used for evaluation of myocardial wall motion and contractility in various disease states. We investigated left ventricular size and function by using two dimensional, M-mode, Doppler and color Doppler echocardiography and measured the mid-myocardial velocity of interventricular septum and left ventricular posterior wall during systolic ejection phase by Doppler tissue imaging in 21 patients, between 3 and 65 months, who had gone to arterial switch operation and in 16 normal children between 7 and 58 months. Left ventricular volume was larger in patients (43.82±12.2 ml) than the normal children (37.72±7.76 ml) (p<0.05). Left ventricular mass was 81.5±17.2 g and 59.5±13.49 g in patients and normal children, respectively and the difference was significant (p<0.0005). This difference was more striking in patients who had two-stage operation. Left ventricular shortening fraction was within the normal range in most of the patients, and the mean value being 33.7±4.1% which was less than the control group (39±5%) (p<0.005). Ejection fraction and left ventricular circumferential shortening were also less than the control group. Acceleration time, ejection time, mean acceleration, acceleration time/ejection time ratio measured from the aortic Doppler flow were not different in patients and normal children. Twelve patients had mild and three had moderate neo-aortic valve regurgitation and all the patients with moderate regurgitation had two-stage operation. Interventricular septal motion was found to be paradoxical in 10 of the patients by Doppler tissue imaging and the velocity of the posterior wall was greater than the normal children.In conclusion, although the clinical results of arterial switch operations are promising, there may be some differences of left ventricular function and myocardial motion compared to normal children. Doppler tissue imaging is beneficial in this group of patients for detection of myocardial wall motion abnormalities
    corecore