19 research outputs found
Sporcularda Yeni Tip Koronavirüse (COVID-19) Yakalanma Kaygı Düzeyi ve Nedenleri
Kaygı, bireyin tehlikeli ve tehdit edici olarak kabul ettiği olaylar karşısında kötü bir şeyin olmasını beklediği, hoş olmayan emosyonel bir deneyimdir. Optimal kaygı sporcuların performansını olumlu yönde desteklerken aşırı kaygı sporcularda düşünme ve karar alma yetisini olumsuz yönde etkiler. Kaygı düzeyini arttıran birçok faktör olabilir. Bunlardan biri de ilk kez Aralık 2019’un ikinci haftasında Çin’de ortaya çıkan ve çok geçmeden pandemi olarak ilan edilen yeni tip koronavirüstür. Henüz olası etkileri tam olarak anlaşılamamış olan Covid-19’un ne zaman biteceği de belirsizdir. Bu belirsizlik sporcular da dahil birçok kişide dönemsel olarak az ya da çok kaygı nedeni olmuş ve olmaya devam etmektedir. Son dönemde pandemi ile ilgili yapılan çalışmaların sayısı artarken farklı branştan sporcuların Kovid-19 ile enfekte olma kaygı düzeyini inceleyen çalışmalar da literatürde yerini almaya başlamıştır. Bu derlemenin amacı sporcuların Covid-19’a yakalanma kaygı düzeyine yönelik kanıtları sunmak ve kaygı düzeyine etki edebilecek olası nedenleri özetlemekti. Bu kapsamda incelenen çalışmalardan elde edilen sonuçlar sporcularda koronavirüse yakalanma kaygısının yaşandığını ve kaygı düzeyini tetikleyen birçok değişkenin olabileceğini gözler önüne sermiştir. Sporcularda Kovid-19’a yakalanma kaygısını etkileyen faktörler kabaca şu şekilde özetlenebilir; cinsiyet, yaş, eşlik eden kronik rahatsızlık, oynanan spor branşı, spor camiasında vakaların görülme sıklığının giderek artması, pandemi nedeniyle ertelenen veya iptal olan spor müsabakaları, virüsün çok hızlı yayılım göstermesi, toplu ortamlarda bulaş riskinin çok daha fazla olması, kesin tedavisinin henüz bulunamaması ve ölümlere sebep olabilmesidir. Sporcularda kaygı düzeyinin normal seviyelerde korunabilmesi için halk sağlığı kuruluşları, spor federasyonları/kulüpler ve sporcu sağlığı alanında çalışan uzmanlar spor organizasyonlarının daha güvenilir ortamlara dönüştürülmesi için iş birliği içerisinde olmalıdır
Düşük Medial Longitudinal Ark Yüksekliğine Sahip Adölesan Voleybol Oyuncularında Dinamik Bant® Uygulamasının Vertikal Sıçramaya Etkisi
Giriş: Sporcularda kinezyo ve rijit bantlamanın vertikal sıçrama ve MLA yüksekliği üzerine etkisini inceleyen çalışmalar mevcuttur. Fakat Dinamik® bantlamanın sporcuların sıçrama fonksiyonunu ve MLA yapısını değiştirmedeki etkisini inceleyen herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır.
Amaç: Bu çalışmanın amacı MLA düşüklüğü olan adölesan voleybol oyuncularında Dinamik® bant uygulamasının vertikal sıçrama ve MLA yüksekliği üzerine etkisini incelemekti.
Materyal Method: Çalışmaya 23 adölesan kadın (Yaş (ortalama ± ss)= 15.22±1.54 yıl; VKI (ortalama ± ss)= 19,66±1.74 kg/m²) voleybol sporcusu katıldı. Naviküler düşme miktarı naviküler düşme testi ile; vertikal sıçrama yüksekliği VERT® (VERT Classic; Mayfonk Athletic, Florida, USA) cihazıyla değerlendirildi. İlk gün bantsız olarak değerlendirilen sporculara ertesi gün Dinamik® bant uygulaması yapıldı. Daha sonra sporcular bantlı olarak yeniden değerlendirildi. Tüm sporcular sekiz farklı zeminde, önce ayakkabılı daha sonra ayakkabısız olarak sıçradı.
Bulgular: Sporcuların Dinamik® bantlama sonrası sağ ve sol ayak naviküler düşme miktarı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azaldı (p0,05).
Sonuç: Dinamik® bant, naviküler düşme miktarında artış olan asemptomatik adölesan sporcularda medial longitudinal arkı destekleyici, uygulaması kolay pratik bir tedavi ajanı olarak kullanılabilir. Vertikal sıçrama yüksekliğinde anlamlı bir farklılığın elde edilmemesi sporcuların sekiz ayrı zeminde peşpeşe sıçratıldığı için yorgunluktan kaynaklanmış olabilir. Ayakkabı kullanımının aynı zemin için sıçrama yüksekliğini anlamlı düzeyde değiştirmemesi ise sporcuların ayakkabıya kolay uyum sağladığını göstermektedir
A comparison of the anxiety levels of individual and team athletes to catch the new type of coronavirus
Amaç: Kaygı, kişinin tehdit edici olarak algıladığı durumlar karşısında olumsuz bir şeyin olmasını beklediği, hoş olmayan bir duygudur. Tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (covid-19) sporcular da dahil her bireyin yaşamında dönemsel olarak az ya da çok kaygıya neden olmuştur. Bu bağlamda yazarlar tarafından temasın artabileceği takım sporcularında ve daha izole alanlarda aktif olan bireysel sporcularda yeni tip koronavirüse yakalanma kaygı düzeyleri arasındaki anlamlı bir farklılık olup olmayacağı merak konusu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı bireysel ve takım sporcularında covid-19’a yakalanma kaygı düzeyini karşılaştırmaktı. Yöntem: Çalışmaya aktif spor yaşantısına devam eden bireysel (n=126, yaş=21,19±2,70 yıl) ve takım sporcuları (n=154, yaş=20,24±2,84 yıl) dahil edildi. Veri toplama aracı olarak online anket form kullanıldı. Sporcuların demografik ve klinik özellikleri, yürütücüler tarafından önceki literatür çalışmaları incelenerek oluşturulmuş ‘Kişisel Bilgi Formu’ na kaydedildi. Sporcuların yeni tip koronavirüse yakalanma kaygı düzeyini değerlendirmek için ‘Sporcuların Yeni Tip Koronavirüse (Covid-19) Yakalanma Kaygısı Ölçeği’ kullanıldı. Bulgular: Bireysel sporcuların yeni tip koronavirüse yakalanma kaygı düzeyi takım sporcularına göre daha yüksek seviyede bulundu (p=0,005). Sporcuların spor düzeyi, koronavirüs geçmişi, sosyal medyadan koronavirüs haberlerini takip etme durumu, COVID-19’dan maddi etkilenim seviyesi benzerdi (p>0,05). Sonuç: Bireysel sporcuların koronavirüse yakalanma kaygısı takım sporcularına göre daha yüksek seviyedeydi. Kaygı gibi hoş olmayan emosyonel deneyimlerle akran desteğinden yoksun mücadele etmek zorunda kalmaları
kaygıya yatkınlığı arttırmış olabilir
MESLEKİ UYGULAMA DERSLERİNE KATILAN VE KATILMAYAN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE COVID-19’A YAKALANMA KORKUSU, ANKSİYETE VE YAŞAM KALİTESİ DÜZEYİNİN İNCELENMESİ
Giriş: Koronavirüs Hastalığı Salgını (COVID-19), Dünya Sağlık Örgütü tarafından uluslararası öneme sahip ‘’halk sağlığı acil durumu’’ olarak ilan edilmiştir.COVID-19’a yakalanma korkusunun, doğrudan mental sağlık ile ilişkili olduğu ve mental sağlığın bozulmasının da bireylerde yaşam kalitesinin azalmasına neden olduğu gösterilmiştir. Bu korku anksiyete ve stres faktörünü de eş zamanlı tetiklemiştir. Amaç: Çalışmanın amacı örgün mesleki uygulama derslerine katılan ve katılmayan üniversite öğrencilerinde COVID-19’a yakalanma korkusu, anksiyete ve yaşam kalitesi düzeylerinin incelenerek karşılaştırılmasıydı. Yöntem: Çalışmaya benzer yaş grubuna sahip, hastane stajı, klinik uygulama stajı, müfredatta yer alan uygulama derslerinin belirli bir saatine katılım vb. gibi mesleki uygulama derslerine katılan (Uygulama Grubu, n=273, yaş=20,48±1,22 yıl) ve katılmayan (Kontrol Grubu, n=324, yaş=20,07±1,31 yıl) sağlık bilimleri alanında öğrenim gören toplam 597 üniversite öğrencisi dahil edildi. Veri toplama aracı olarak web tabanlı online anket kullanıldı. Katılımcıların demografik özellikleri yazarlar tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu’na kaydedildi. COVID-19’a yakalanma korkusu COVID-19 Korkusu Ölçeği ile, anksiyete düzeyi Koronavirüs Anksiyete Ölçeği ile, yaşam kalitesi SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ile değerlendirildi. Bulgular: Uygulama katılan ve katılmayan öğrencilerin COVID-19’ a yakalanma korkusu düzeyi, koronavirüse karşı oluşan anksiyete seviyesi ve SF-36 yaşam kalitesi ölçeğinin sekiz alt parametresinden altısı; fiziksel ve emosyonel rol güçlüğü, enerji/canlılık, ruhsal sağlık, ağrı benzerdi (p>0,05). Ölçeğin diğer iki alt parametresi; fiziksel fonksiyon (p=0,026) ve genel sağlık algısı (p=0,039) yüz yüze uygulama eğitimine katılmayan öğrencilerde daha yüksek bulundu. COVID-19’a yakalanma korkusu ile COVID-19’a bağlı anksiyete düzeyi arasında orta düzeyde (r=0,56, p=0,001) pozitif yönde korelasyon vardı. Sonuç: Pandemi sürecinde sağlık kuruluşlarından dolayısıyla hasta bireylerden izole ortamda devam eden üniversite hayatı öğrencilerin genel sağlık algısını olumlu yönde etkilemiş olabilir. Uygulama ve kontrol grubu arasında ölçek sonuçlarının benzer olması mezun olabilmek için zorunlu mesleki uygulama derslerinin sadece belirli bir kısmına katılımın geçerli sayılması ve öğrencilerin koronavirüs hastalığının etkileri hakkında tam farkındalık edinememiş olmalarından kaynaklanmış olabilir
Adölesan Voleybol Oyuncularında Medial Longitudinal Arkı Destekleyici Dinamik® Bant Uygulamasının Plantar Basınç Dağılımı Üzerine Etkisi
Giriş ve Amaç Literatürde medial longitudinal ark (MLA) düşüklüğünün ayağın yük dağılımını bozarak taban basınç dağılımını değiştirdiği, sporcularda overuse yaralanmalarını arttırdığı gösterilmiştir. Arkı destekleyici bantlama yöntemlerinin MLA’a geçici eksternal destek sağladığı, plantar basınç dağılımını etkilediği ve düşük MLA yüksekliğine bağlı yaralanan ve/veya ağrısı olan sporcularda iyi bir geçici tedavi yöntemi olduğu da belirtilmiştir. Bu çalışmanın amacı MLA yapısında düzleşme olan adölesan voleybolcularda Dinamik® bantlamanın plantar basınç dağılımı (PBD) üzerine etkisini incelemektir.
Yöntem: Çalışmaya, naviküler düşme miktarı (NDM) 8 mm ve üzerinde, yaş ortalaması 15.44 ± 1.68 yıl olan gönüllü 25 kadın voleybolcu dahil edildi. Katılımcıların NDM naviküler düşme testiyle, plantar basınç dağılımı baropodometri cihazıyla değerlendirildi. İlk ölçümler alındıktan sonra katılımcılara sertifikalı bir fizyoterapist tarafından MLA’ı destekleyici Dinamik® bant uygulandı. Banta uyumun sağlanması için ortalama 20 dk beklendi. Daha sonra sporcular aynı prosedürle yeniden değerlendirildi. İstatistiksel analiz için SPSS versiyon 22 analiz programı kullanıldı.
Bulgular: NDM değerleri (ortalaması±ss) sağ ayak için bantsız 9.32±1.70 mm, bantlı 8.12±1.36 mm; sol ayak için bantsız 9.64±1.60 mm, bantlı 7.88±1.50 mm bulundu. Her iki ayak için bantlama sonrası naviküler düşme miktarının anlamlı olarak azaldığı saptandı (p0.05).
Sonuç: Çalışma sonuçlarımız Dinamik® bantlamanın PBD’nı etkilemediğini ancak MLA yüksekliğini arttırmada etkili olabileceğini gösterdi. Direkt PBD üzerine etkisi gösterilememiş olsa da Dinamik® bant, asemptomatik adölesan sporcularda MLA’ı destekleyici, uygulaması kolay pratik bir tedavi ajanı olarak kullanılabilir
Fizyoterapi Programı Ön Lisans Öğrencilerinde Mesleki Uygulama Dersinin Verimliliği: Kapadokya Üniversitesi Örneği
Meslek Yüksekokullarında verilen mesleki uygulama dersi, mesleki beceri kazanmak, teorikte öğrenilenin pratiğe aktarılması ve mesleki iletişimi öğrenmek için gerekli ve yararlıdır. Öğrencilerin bu dersi zorunluluk olarak görmeyip verimli bir şekilde işlemeleri kişisel başarılarını arttırabilir. Literatür taramalarında fizyoterapi programı öğrencilerinde ilk yıl sonunda yapılan mesleki uygulama dersinin verimliliğinin araştırıldığı çalışmalara rastlanmamıştır. Çalışmanın amacı, Kapadokya Üniversite ile anlaşmalı/protokol imzalayan hastane veya fizik tedavi dal merkezlerinde yapılan mesleki uygulama dersinin fizyoterapi öğrencilerine olası katkılarını tespit etmek ve dersin verimliliğini ölçmekti. Fizyoterapi ön lisans öğrencilerine araştırmacılar tarafından literatür taramaları sonucu oluşturulan Mesleki Uygulama Verimlilik Anketi uygulandı. Elde edilen veriler SPSS 22.0 programıyla, yüzde ve frekans dağılımları yapılarak değerlendirildi. Çalışmaya 2017-2018 Akademik Yılı yaz döneminde alınan Mesleki Uygulama dersini başarıyla tamamlamış, yaş ortalaması 21,31 yıl olan 48 gönüllü öğrenci dahil edildi. Katılımcıların %89,6’sı mesleki uygulama yaptığı için genel olarak memnun olduğunu belirtti. Yarıdan fazlası ders saatlerinin artmasını isteyerek memnuniyetlerini dolayısıyla dersin kendileri için verimli olduğunu ifade etti. %33,3’ü derste öğrenilenlerle sahada yapılan uygulamaların birbiriyle örtüşmediğini dile getirdi. Bu sonuç öğrencilerin henüz elektroterapi cihazlarını öğrenmemiş olmalarıyla ilgili olabilirdi. Çalışma sonucunda araştırmacıların ortak gözlemi Mesleki Uygulama dersi sayesinde öğrencilerin mesleklerini daha iyi tanıyabildikleri, ikinci sınıf pratik derslerinde kullanacakları cihazlarla ilgili ön tecrübe kazandıkları, derslere daha motive gelecekleri ve pratik uygulama ile teorik bilgilerini karşılaştırabilme becerisi kazanmış olmalarıydı. Çalışmamızda Kapadokya Üniversite ile protokol imzalayan hastane veya fizik tedavi dal merkezlerinde mesleki uygulama yapan Fizyoterapi ön lisans öğrencileri tarafından mesleki uygulamanın önemi ve gerekliliğinin anlaşıldığı; dersin verimliliğin üst düzey olduğu sonucuna varıldı
International Cappadocia Congress of Epidemic Times Book of Proceedings
Covid-19 Pandemisi’nin neden olduğu değişimi akademik bir bakış açısıyla anlamak ve pandeminin gelecekteki etkilerine dair bir öngörü geliştirmek amacıyla 31 Mayıs-2 Haziran 2021 tarihleri arasında Kapadokya Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Uluslararası Kapadokya Salgın Dönemleri Kongresi”nde, multidisipliner bir katılımcı grubu tarafından sunulan bildiriler yer almıştır. Kongre kapsamındaki bildirilerin özet metinlerinin yer aldığı bu çalışmanın, içinden geçtiğimiz süreci bilimsel bilgi temelinde anlama çabası olan herkese fayda sunması dileğiyle
INTERNATIONAL CAPPADOCIA CONGRESS OF EPIDEMIC TIMES - ABSTRACT BOOK
Covid-19 Pandemisi’nin neden olduğu değişimi akademik bir bakış açısıyla anlamak ve pandeminin gelecekteki etkilerine dair bir öngörü geliştirmek amacıyla 31 Mayıs-2 Haziran 2021 tarihleri arasında Kapadokya Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Uluslararası Kapadokya Salgın Dönemleri Kongresi”nde, multidisipliner bir katılımcı grubu tarafından sunulan bildiriler yer almıştır.
Kongre kapsamındaki bildirilerin özet metinlerinin yer aldığı bu çalışmanın, içinden geçtiğimiz süreci bilimsel bilgi temelinde anlama çabası olan herkese fayda sunması dileğiyle
Mesleki Uygulama Derslerine Katılan ve Katılmayan Üniversite Öğrencilerinde COVID-19 a Yakalanma Korkusu, Anksiyete ve Yaşam Kalitesi Düzeyinin İncelenmesi
Amaç: Bu araştırmada, mesleki uygulama derslerine katılan ve katılmayan sağlık programı öğrencilerinde COVID-19’a yakalanma korkusu, anksiyete ve yaşam kalitesi düzeyinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.
Yöntem: Araştırmaya toplam 597 üniversite öğrencisi katıldı. Veri toplama aracı olarak COVID-19 Korkusu Ölçeği, Koronavirüs Anksiyete Ölçeği ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanıldı.
Bulgular: Mesleki uygulama derslerine devam eden ve etmeyen öğrencilerin COVID-19’a yakalanma korkusu (p=0,144) ve anksiyete düzeyi benzerdi (p=0,861). SF-36 Ölçeği’ne ait fiziksel fonksiyon (p=0,003) ve genel sağlık algısında (p=0,020) gruplar arası anlamlı farklılık vardı. COVID-19’a yakalanma korkusuyla anksiyete düzeyi arasında orta düzey pozitif yönde ilişki bulundu (r=0,559, p=0,001). Koronavirüse bağlı yakınları vefat eden öğrencilerin COVID-19’ a yakalanma korkusu ile anksiyete seviyesinin, yakınları vefat etmeyen öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görüldü (p=0,001). COVID-19 geçiren öğrencilerde koronavirüsle ilişkili anksiyete düzeyinin daha fazla olduğu saptandı (p=0,033).
Sonuç: Araştırma sonuçları koronavirüs salgınının, üniversite öğrencilerin
