81 research outputs found

    Supplemental Material - Exploring the plot patterns of the retail landscape: The case of the Helsinki Metropolitan area

    No full text
    Supplemental Material for Exploring the plot patterns of the retail landscape: The case of the Helsinki Metropolitan area by Hulusi Eren Efeoglu, Anssi Joutsiniemi and Skirmante Mozuriunaite in Environment and Planning B: Urban Analytics and City Science.</p

    Types and characters in Dârendevî Hulûsî Efendi Divan

    No full text
    Bir milletin kendi değer yargılarını öğrenmesi kültürel ve sanatsal açıdan hayati önem arzetmektedir. Bilindiği üzere millî kimlik bilincinin oluşması açısından ulusların edebiyatları vazgeçilmezdir. Toplumun davranış ve yapısını temsil eden tipler de bu düşünceden hareketle ele alınmalıdır. Böylece hem edebî eserlerin anlaşılması kolaylaşacak hemde toplumun değer yargıları daha iyi biçimlenecektir. Klasik Türk şiiri her dönem kendi bünyesinde anlaşılmaya ve anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Divan şiirinin remizlerle örülü dünyasını anlamak için metinlerin arka planını bilmek gerekir. Biz de bu amaçla çalışmamızın eksenini, toplumun taşıyıcı kodu formatında olan tip ve kişiliklere ayırdık. Ele aldığımız tip ve kişilikler, toplumdaki her bir ferde karşılık gelmekte, onların psikososyal durumunu yansıtmaktadır. Tip, toplumdaki belirgin davranışları temsil eder. Divan şiirinde belirgin davranışları temsil eden pek çok tip vardır. İncelemiş olduğumuz Hulûsî-i Dârendevî Divanı'ndaki bu tipler üç ana başlık altında değerlendirilmiştir. Bunlar âşık, mâşuk, rind, derviş, sâki gibi tahayyulî ve tasavvurî tipler; ağyâr, adû, rakip, zâhid gibi menfî tipler ile bülbül, gül, şem, pervâne gibi temsilî/sembolik tiplerdir. Kişilik ise, günlük hayatta sıklıkla karşılaşabileceğimiz insanları yansıtmaktadır. Zaman içerisinde değişebilirler, statik değillerdir. Dîvân'da tespit ettiğimiz kişilikler: Mutasavvıf kişilikler, Dinî kişilikler ve Tarihî/Efsanevî (Destanî/Mitolojik) kişilikler başlıklarından oluşmaktadır. Çalışmamıza konu olan Es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi, 1914-1990 yılları arasında Malatya'nın Dârende ilçesinde yaşamış Nakşibendi tarikatının mürşitlerinden birisidir. Hulûsî Efendi'nin; Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevi, Mektûbât-ı Hulûsî-i Dârendevî ve Şeyh Hamîd-i Velî Cami Minberinden Hutbeler adlı eserleri olmak üzere üç eseri vardır. Dîvân'daki şiirlerinin birçoğunda tasavvufî tip ve kişiliklere yer vermiştir. Bu çalışmada Osman Hulûsî Efendi'nin divanındaki beyitler üzerinden tip ve kişilikleri nasıl işlediği ve bunlara yüklediği roller incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Tip, Kişilik, Klasik Türk Şiiri, Divân-ı Hulûsî-i DârendevîIt is vital for anation to learn its own value judgments culturall y and artistically. As it is known, the literatures of nations are indispensable in terms of creating national identity awareness. The characters that represent the behavior and structure of the society should also be handled with this view. Thus, both the literary works will be easier to understandand the valuejudgments of the society will be better shaped. Classical Turkish poetry, has been tried to be understood and interpreted within it sown term. It is necessary to know the back ground of the texts in order to understand the world of Divan poetry adorned with symbols. For this purpose, we have separated the axis of our study into characters whic hare in the carrier code format of the society. The characters we analyze, correspond to each individual in the society and reflect their psychosocial status. Type represents pronounced behavior in society. There are characters in Divan poetry representing prominent behaviors. These characters in the 'Hulûsî-i Dârendevî Divanı which we have examined with great care, have been evaluated under three main titles. These characters are such as; imaginative and sufi characters: Âşık (Lover), Mâşuk, Rind, Derviş (Dervish) and Sâki; Negative characters: Ağyâr, Adû, Rakip and Zâhid; Figurative characters like: Bülbül (Nightingale), Gül (Rose), Şem (Candle), and Pervâne (Butterfly). The charecter reflects the people we can meet often in Daily life. They can change over time, they are not static. The characters we identified in Divân literature are as follows: Sufi characters, Religious characters and Historical/Legendary (Epic/Mythological) characters. Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi; who was the subject of our study, lived in the town of Darande in Malatya between 1914 and 1990 and he was one of the followers of the Naqshbandi tariqa. Hulûsî Efendi has three works. These work sare "Dîvân-ı Hulûsîi Dârendevi", "Mektûbât-ı Hulûsî-i Dârendevî" and "Şeyh Hamîd-i Velî Cami Minberinden Hutbeler". He has included sufi characters in many of his poems in his divan. In this study, how Osman Hulûsî Efendi handles the type and characters through the couplets on his Divan and the roles they have applied on couplets will be examined. Key Words: Type, Character, Classical Turkish Poem, Divân-ı Hulûsî-i Dârendev

    Yozgatlı Hüznî’nin Nasihat-nâmesine Değerler Perspektifinden Bir Bakış

    No full text
    Klasik Türk edebiyatinda farkli nazim sekilleriyle yazilmis birçok tür bulunmaktadir. Bunlardan biri de nasihat-nâmelerdir. Daha çok didaktik bir karakter arz eden bu tür, Türk edebiyatina Iran ve Arap edebiyatindan geçmistir. Nasihat-nâmelerde sairler okuyucuya sosyal, siyasi, dinî ve ahlaki konularda birtakim mesajlar verir. Temel kaynagi Kuran ve hadisler olan bu mesajlarin amaci birey ve toplumu irsad edip olgun insan yetistirmektir

    A Survey on The Work Named “Su’âl ve Cevâblı Tefeʾül-nâme Yâhûd Kolay Remiller” In The Context of The Tradition of Tefa’ul

    No full text
    Throughout history, people have been curious to learn the unknown. This curiosity led him to some activities in pursuit of knowing some events of the universe or his own future. The tradition of fortune-telling is one of these activities. With the word fortune-telling which defines all mysterious activities that aim to give information about the future and human character the tradition of tefa'ul, which means to tire of goodness and expresses rather optimistic expectations has emerged. The answer to the question of whether a job to be started, a wish to be realized or a journey to be embarked on is beneficial is sought with tefa'ul. Tefa'ul can be done with different methods such as horoscope, flower fortune, palmistry and sand fortune. However from the book, tefa'ul is the most frequently performed. After some rituals such as making ablution and praying, an answer is sought to the question of whether the intention is good or evil which is kept from some books such as the Holy Qur'an and Masnavi as well as some books such as Hafiz and Örfî divans and Sa'di's Gülistan. Apart from these there are also tefa'ul books written. The printed work named Su’âl ve Cevâbli Tefe'ül-nâme Yâhûd Kolay Remiller is one of them. In this study, the emergence of the tefa'ul tradition and its examples in Ottoman poetry will be discussed in general terms. Then the purpose of writing the work in question its form and content will be examined and at the end of the study the transcript of the work will be included.After some rituals such as making ablution and praying, an answer is sought to the question of whether the intention is good or evil which is kept from some books such as the Holy Qur'an and Masnavi as well as some books such as Hafiz and Örfî divans and Sa'di's Gülistan. Apart from these there are also tefa'ul books written. The work named Su’âl ve Cevâbli Tefe'ül-nâme Yâhûd Kolay Remiller is one of them. In this study, the emergence of the tefa'ul tradition and its examples in Ottoman poetry will be discussed in general terms. Then the purpose of writing the work in question its form and content will be examined and at the end of the study the transcript of the work will be included.Tarih boyunca insan, bilinmeyeni ögrenme meraki içinde olmustur. Bu merak onu evrenin kimi hadiselerini ya da kendi gelecegini bilme pesinde bazi faaliyetlere sürüklemistir. Fal bak(tir)ma gelenegi bu faaliyetlerin basinda gelmektedir. Özellikle gelecek ve insan karakteri hakkinda bilgi verme amaci tasiyan bütün gizemli faaliyetleri tanimlayan fal kelimesiyle, hayra yorma manasina gelen ve daha ziyade iyimser beklentileri dile getiren tefe’ül gelenegi ortaya çikmistir. Tefe’ül ile baslanilacak bir isin, gerçeklesmesi istenen bir dilegin ya da çikilacak seferin hayirli olup olmadigi sorusuna yanit aranir. Tefe’ül yildiz fali, çiçek fali, el fali ve kum fali gibi farkli metotlarla yapilabilmektedir; ancak kitaptan tefe’ül, en sik basvurulanidir. Abdest alip dua etme gibi birtakim ritüellerden sonra Kur’ân-i Kerîm ve Mesnevî basta olmak üzere Hâfiz ve Örfî divanlari ile Sa’di’nin Gülistân’i gibi bazi kitaplardan tutulan niyetin hayir mi ser mi oldugu sorusuna cevap aranir. Bunlarin disinda yazilmis tefe’ül kitaplari da bulunmaktadir. Su?âl ve Cevâbli Tefe?ül-nâme Yâhûd Kolay Remiller isimli matbu eser de bunlardan biridir. Bu çalismada önce tefe’ül geleneginin ortaya çikisi ve Osmanli siirindenki örnekleri genel hatlariyla ele alinacaktir. Daha sonra söz konusu eserin yazilis amaci, sekil ve muhteva hususlari incelenecek, çalismanin sonunda ise eserin transkribe metnine yer verilecektir

    Hadîkatü s-süedâ Etkisiyle Yazılan Bir Kerbelâ Mesnevisi: Hafîd Efendi nin Meşhed-i Mihr-i Cemâl i

    No full text
    Arap, Fars ve Türk edebiyatında Kerbelâ hadisesini konu alan çok sayıda eser kaleme alınmıştır. Maktelü’l-Hüseyn adıyla Arap edebiyatında verilen eserler, türün ilk örneklerini teşkil etmiştir. VII. yüzyılda Ebu’l-Esved Düvelî’nin (öl. 688) gazeli, ilk maktel örneği olarak kabul edilmektedir. Hüseyin Vâiz Kâşifî’nin (öl. 1505) eseri ise Fars edebiyatında yazılan makteller içerisinde en beğenileni olmuştur. Türk edebiyatında bilinen ilk maktel Yûsuf-ı Meddâh’ın (öl. XV. yy) Maktel-i Hüseyn’idir. Lamiî Çelebi’nin (öl. 1532) eseri tarihî olaylara daha uygun görülse de Fuzûlî’nin Hadîkatü’s-Süedâ’sı edebiyatımızda bu türün en beğenilen örneği olmuştur. Sonraki yüzyıllarda Anadolu sahasında manzum, mensur ve manzum-mensur olarak Kerbelâ hadisesini anlatan birçok eser kaleme alınmıştır. Bunlardan biri de Hafîd Efendi’nin Hadîkatü’s-Süedâ etkisinde mesnevi nazım şekliyle kaleme aldığı Meşhed-i Mihr-i Cemâl isimli eseridir. Bu çalışmada Hafîd Efendi’nin söz konusu eseri incelenmiştir. Şairin Malumat gazetesinde yayımladığı eserin tespiti için gazetenin tüm sayıları taranmış ve ulaşılabilen tüm bölümler bir bütünlük arz edecek şekilde bir araya getirilmiştir. Şekil ve muhteva yönüyle incelenen eserdeki Hadîkatü’s-Süedâ etkisi her iki eserden örneklerle ortaya konmuştur. Çalışmanın sonunda eser için yazılan takrizlerle birlikte Meşhed-i Mihr-i Cemâl’in transkribe metnine yer verilmiştir. Böylece Kerbelâ hadisesini anlatan bir eserin daha literatüre kazandırılması amaçlanmıştır. </jats:p

    Social Criticism in Âsaf's “Kaht-ı Ricâl” Kaside

    No full text
    Muhtevası büyük ölçüde gelenekten beslenen divan şiirinde genel olarak aşk, şarap, ayrılık ve hüzün gibi konular işlenmiştir. Ancak zaman zaman geleneğin çizdiği sınırlar dışına çıkıldığı da yadırganamaz bir gerçektir. Genellikle kaside nazım şeklinin muhtevasını oluşturan eleştiri bu konulardan biridir. Divan şairleri toplumsal birey olma refleksiyle reel hayatta gördükleri bireysel, sosyal ya da siyasal kimi olumsuzlukları eleştirmekten geri durmamıştır. Divan şiirinin öteden beri, sosyal hayattan kopuk ve hayaller üzerine kurulu bir şiir olduğu öne sürülür. Ancak sahip olduğu kültürel arka plan irdelendiğinde, divan şiirinin muhteva itibariyle çok yönlü bir niteliğe sahip olduğu görülecektir. Bu anlamda, sosyal hayata ayna tutması da divan şiirinin çok yönlülüğüne bir örnektir.19. yüzyılda yaşayan ve aynı zamanda divan sahibi bir şair olan Mahmud Celâleddin Paşa, Âsâf mahlasıyla şiirler yazmıştır. Onun “der-şikâyet-i kaht-ı ricâl” başlıklı kasidesi, divan şiirinin dikkat çekici tenkit örneklerinden birisi olarak gösterilebilir. Hanedanın bir üyesi olarak genç yaşlarda vezirlik ve adliye nazırlığı görevlerinde bulunmuş olması, Mahmud Paşa’nın mezkûr şiirini önemli kılmaktadır. O, devletin içinde bulunduğu durumdan rahatsız olmuş, başta devlet ricali olmak üzere toplumun hemen her kesimine yönelik eleştirilerini ve çözüm önerilerini sıralamıştır. Bu çalışmada dönemin sosyal, siyasal ve toplumsal hayatı Âsâf’ın söz konusu şiirine yansıyan yönüyle ele alınacaktır

    The First Poems Of The 'Nev-Heves' Poet: Dânişî-zâde Şevket Gavsi's Poetry Journal named "Bahâr-ı Hevesim"

    No full text
    19. asrın ikinci yarısında doğan Mahmud Şevket Gavsî Bey, Osmanlının son dönem şairlerindendir. Neyzenlik yapan, musiki ile de yakından ilgilenen Şevket Bey klasik edebiyatın son döneminde Gavsî mahlasıyla şiirler yazarak geleneğin devamına katkı sağlamıştır. Bahâr-ı Hevesim, Şair Dâniş Bey ve Gülzâr-ı Şebâb, onun hayatının farklı dönemlerinde kaleme aldığı Türkçe manzumelerini bir araya getirdiği eserleridir. Bunlardan Bahâr-ı Hevesim, şairin ilk eseri olmasıyla dikkat çeker. Eser, 1308/1891’de Gavsî’nin çocukluk yıllarına rastlayan bir tarihte tertip edilmiştir. Mecmua niteliğindeki eserde farklı nazım şekilleriyle yazılan 15 manzume bulunur. Kendisini “nev-heves” bir şair olarak niteleyen şair, şiir yazma hevesine yenik düşerek mecmuasındaki şiirleri kaleme aldığını ifade etmektedir. Bu çalışmada Şevket Gavsî’nin Bahar-ı Hevesim adlı eseri ele alınmıştır. Eserde bulunan şiirler önce şekil yönünden bir incelemeye tabi tutulmuş, ardından bunların muhteva yönüyle değerlendirmesi yapılmıştır. Böylece şairin edebî şahsiyetine dair bilinenlere katkılar sunmak ve bir eserin daha literatüre kazandırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın sonunda ise eserin transkribe metnine yer verilmiştir

    Society, human and nature in the Divan of Adile Sultan

    No full text
    Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim DalıOsmanlı Devletinin son yüzyılı olan 19. asır; sosyal hayattan devlet kurumlarına kadar gerilemenin yaşandığı, sıkıntıların olduğu bir dönemdir. Bu sorunlar, dönemin edebiyatına da yansımıştır. Devletin değişim ve batılılaşma kimliğine bürünmesi, divan edebiyatına da sıçramış ve edebiyatta değişimler bu dönemde baş göstermiştir. Böyle bir ortamda şair olmak, üstelik hanedanın içinden kadın bir şair olmak çok da kolay olmamıştır. Dönemin ve devletin sorunları Âdile Sultan üzerinde etkiler yaratmış, bu da onun kalemine yansımıştır. Bu çalışmanın amacı Âdile Sultan Divan'ını tahlil metodu ile ele alıp Divan'da geçen unsurları izah etmek; Osmanlı hanedanın bir üyesi ve aynı zaman kadın bir şair olan Âdile Sultan'ın duygu ve düşüncelerini anlamaktır. Çalışmamız giriş, üç bölüm, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Giriş kısmında tezin amacı ve Âdile Sultan'ın hayatı ile edebî kişiliği yer almaktadır. Birinci bölümde "Cemiyet", ikinci bölümde "İnsan", üçüncü bölümde ise "Tabiat" başlıkları incelenmektedir. Her bölüm kendi içinde alt başlıklara ayrılmakta ve her madde kendi özelinde ele alınıp açıklanmaktadır. Sonuç bölümünde elde edilen bulgular sıralanmıştır. Çalışmamızın sonunda ise kaynakça yer almaktadır.The 19th century, which was the last century of the Ottoman Empire and was also in crisis, was a century of decline and troubles from social life to state institutions. These problems were also reflected in the literature of the period. The state's transformation and westernization identity also spread to divan literature, and changes in literature began in this period. It was not easy to be a poet in such an environment, and even more so, to be a female poet from within the dynasty. The problems of the period and the state also affected Âdile Sultan and this was reflected in her writings. The aim of this study is to analyze the Divan of Adile Sultan and explain the elements in the Divan; To understand the feelings and thoughts of Adile Sultan, a member of the Ottoman dynasty and also a female poet. Our study consists of an introduction, three chapters, conclusion and bibliography. The introduction includes the purpose of the thesis and the life and literary personality of Adile Sultan. In the first part, the headings "Society", in the second part, "Human", and in the third part, "Nature" are examined. Each section is divided into subheadings and each item is discussed and explained on its own. The findings obtained are listed in the results section. At the end of our study, there is a bibliography

    Children and education themes in the works of Talip Apaydin

    No full text
    Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Türkçe Eğitimi Ana Bilim DalıÇocuk edebiyatı, geçmişten beri toplumların küçük ve genç bireylerinin yetişkinleri ile aralarında bulunan sosyal, duygusal ve dil farklılıklarından ileri gelen bir gerekçeyle küçük bireylerin edebi- estetik zevklerinin doyurulması amacıyla yaratılmış yazılı ve sözlü ürünlerin tamamını kapsayan bir edebiyat dalıdır. Çeşitli uzmanların çocukluğu 2- 14 yaş aralığında sınırlandırmaları, çocuk edebiyatının da sınırlarını bu yaşlar olarak çizmiştir. Bu bakımdan çocuklar için üretilen eserlerin belirtilen yaş dönemi özellikleri gözetilerek oluşturulmaları, onların hedef kitle üzerindeki etkinliliklerinin derecesinde belirleyici olacaktır.Çocuk edebiyatı, gelişimini yüzyıllar öncesine dayandıran ve zaman içinde toplumların geçirdiği siyasi çalkantılar odaklı zihniyet değişimlerince kendi boyutunu yakalamış ve özellikle Tanzimat dönemi ve sonrasında bugünkü şeklini almıştır. Tanzimat dönemi Türkiye'sinin edebiyat sahasında Batı'dan koparıp yurtta uyguladıkları, Cumhuriyet dönemi ve sonrasındaki harf devrimiyle farklı bir boyut kazanacaktır. 1970'lere kadar yaratılan birçok iyi niyetli eserler görülse de Çocuk edebiyatı bu zaman sonrasında asıl kimliğini kazanacaktır.İletisinin niteliği, öğreticilik gayesinin sınırlandırılması, çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemi özelliklerinin edebiyat ürünlerine yansıması gereği, kullanılan dilin milliliği ve estetiği çocuk edebiyatının bugünkü gereklerinden bazıları olarak kabul edilmektedir.Çocuklar için 1960, 1970, 1980 ve 1990'lı yıllarda ürettiği eserleriyle ön plana çıkan yazarlardan biri de Talip Apaydın'dır. Yazar, yetiştiği Köy Enstitüsü kurumlarının kişiliğinde oluşturdukları ve yurdun çeşitli yörelerinde yaptığı öğretmenlik mesleğinden biriktirdiklerini eserlerine yansıtmış ve ?iyi insan?, ?iyi toplum? hedeflerini çocuklara yönelik olarak kaleme aldığı eserlerde sunmuştur.Onun eserlerinde çocuklar dönem Anadolu'sunu kuşları, böcekleri, dağları, ovaları, bitkileriyle tanırken yine dönem Anadolu'sunun içerisinde bulunduğu ya da bırakıldığı yalnızlık ve cehalete dair de farkındalıklar kazanacaktır.ÖZETÇocuk edebiyatı, geçmişten beri toplumların küçük ve genç bireylerinin yetişkinleri ile aralarında bulunan sosyal, duygusal ve dil farklılıklarından ileri gelen bir gerekçeyle küçük bireylerin edebi- estetik zevklerinin doyurulması amacıyla yaratılmış yazılı ve sözlü ürünlerin tamamını kapsayan bir edebiyat dalıdır. Çeşitli uzmanların çocukluğu 2- 14 yaş aralığında sınırlandırmaları, çocuk edebiyatının da sınırlarını bu yaşlar olarak çizmiştir. Bu bakımdan çocuklar için üretilen eserlerin belirtilen yaş dönemi özellikleri gözetilerek oluşturulmaları, onların hedef kitle üzerindeki etkinliliklerinin derecesinde belirleyici olacaktır.Çocuk edebiyatı, gelişimini yüzyıllar öncesine dayandıran ve zaman içinde toplumların geçirdiği siyasi çalkantılar odaklı zihniyet değişimlerince kendi boyutunu yakalamış ve özellikle Tanzimat dönemi ve sonrasında bugünkü şeklini almıştır. Tanzimat dönemi Türkiye'sinin edebiyat sahasında Batı'dan koparıp yurtta uyguladıkları, Cumhuriyet dönemi ve sonrasındaki harf devrimiyle farklı bir boyut kazanacaktır. 1970'lere kadar yaratılan birçok iyi niyetli eserler görülse de Çocuk edebiyatı bu zaman sonrasında asıl kimliğini kazanacaktır.İletisinin niteliği, öğreticilik gayesinin sınırlandırılması, çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemi özelliklerinin edebiyat ürünlerine yansıması gereği, kullanılan dilin milliliği ve estetiği çocuk edebiyatının bugünkü gereklerinden bazıları olarak kabul edilmektedir.Çocuklar için 1960, 1970, 1980 ve 1990'lı yıllarda ürettiği eserleriyle ön plana çıkan yazarlardan biri de Talip Apaydın'dır. Yazar, yetiştiği Köy Enstitüsü kurumlarının kişiliğinde oluşturdukları ve yurdun çeşitli yörelerinde yaptığı öğretmenlik mesleğinden biriktirdiklerini eserlerine yansıtmış ve ?iyi insan?, ?iyi toplum? hedeflerini çocuklara yönelik olarak kaleme aldığı eserlerde sunmuştur.Onun eserlerinde çocuklar dönem Anadolu'sunu kuşları, böcekleri, dağları, ovaları, bitkileriyle tanırken yine dönem Anadolu'sunun içerisinde bulunduğu ya da bırakıldığı yalnızlık ve cehalete dair de farkındalıklar kazanacaktır.Children Literature is a branch of literature that contains all of the written and spoken products aimed to satisfy literary and aesthetic delight of little individuals and it is also formed as a reason of social,emotional and language differences between little and young individuals with their adults in societies since past.Because of various experts limit the childhood as a range of 2-14 ages, the boundaries of children literature are described between these ages. In this regard,the works that produced for children formed by considering the characteristic of this specified age will determine their effectiveness on the target audience.The development of Children Literature is based upon the centuries, and has its own scale with the mindset of the time that focused political unrest of the societies in the course of time and takes its current shape especially in Tanzimat Period and after it. The field of literature taken from West and applied at home in Tanzimat Period in Turkey, will take different range with revolution of letters in Republic Period and after it. Although many well-intentioned works created until the 1970s, Children Literature will get its actual identity after this time.The traits of messages, limiting the aim of instruction, the necessity of reflection the characteristics of developmental period that childrens in to the literary products, aesthetic and domestic of the language used are regarded as some of today?s necessities of children literature.For children Talip Apaydın is one of the authors who comes out to the fore with his works that produced in the 1960, 1970, 1980 and 1990s.The author reflects his works the traits of his personality, some of them forms in the Rural Institude, and his accumulations from teaching profession held in various regions of country and presents his goals; `good man? , `good society? in his works written out children oriented.In his works, while children recognize the term of Anatolia with its birds,mountains, insects, plains and plants, they will also gain awareness about loneliness and ignorance
    corecore