578 research outputs found

    Gerçeküstü Kodlar Üzerinden Reha Erdem Sinemasına Bakmak

    No full text
    Gerçeküstücü akım önce sanatta ve ardından sinemada, modernizmin boşa çıkan vaatlerinin etkisiyle gelişen bir akımdır. Gerçekliğin çizgisel ilerleme nosyonuna başkaldıran gerçeküstücü sanatçılar, gerçeğin sistem tarafından belirlenmiş tanımlarına değil, insanın varlık itibariyle hiçbir denetim olmaksızın sahip olduğu duyguları ve düşünceleri ortaya çıkarmakla ilgilenmiştir. Gerçeküstücü sinema, Bunuel’in etkisiyle tüm dünyada sinemayı etkisi altına almıştır ve gerçeküstücülük akımının öne çıkan temsilcileri Andre Breton, Louis Aragon, Paul Eluard ve Pierre Unik olarak bilinir. Bugün hala pek çok yönetmenin filmlerinde gerçeküstücü akımın izlerini görmek mümkündür. Bu çalışmada gerçeküstücü akımın ortak kodları üzerinden Reha Erdem sineması ele alınmıştır. Bu çalışmanın Reha Erdem’in sinemasını gerçeküstücü olarak ele alma iddiası bulunmamaktadır. Çalışma, Reha Erdem filmlerinde gerçeküstü öğelerin saptanması ve bu öğelerin özgün bir anlatı içinde nasıl yapılandığını incelemektedir. Reha Erdem’in yönettiği uzun metrajlı filmlerden yedi tanesi amaçlı örneklem olarak seçilmiş ve bu filmler üzerinden gerçeküstü sinemanın sıklıkla kullandığı ögelerin Reha Erdem sinemasında nasıl yer bulduğu sorusunun yanıtları aranmış, seçilen filmlerde gerçeküstü kodların okunması ve saptanması hedeflenmiştir

    Tayyâr-Zâde Atâ'nın Kayıp Eseri: Fülkü'l-Me'ânî Fî Medîhi's-Sultânî

    No full text
    According to the biographical sources Tayyar-zade Ata was born in Istanbul in H.1225 (AC.1810-1811). In the very begining of his early life he started to be educated, and being an officer he served at numerous govermental positions and institutions of the era. He, his father and grandfather were employed as instructor at the palace and Enderun. For this reason he had got much knowledge about Enderun. As a result of erudition, he narrates the Tarih-i Ata which includes overall historical knowledge about Enderun. Being a weighty historical book, this work, especially the 4. and 5. volume, hold the key for the Turkish Literature. Rather known by this work, at the same time he owns a Divan. He has got another separate booklet named Fulku'l-Me'ani fi Medihi's-Sultani which is a small book and announced in resources as written by Tayyar-zade Ata but couldn't be identified so far. This paper aims at introducing this work of the author to science world which is unknown so far. It has got 143 verse and is the only ode that written to praise the Sultan of the era Abdulaziz. He didn't make his meaning plain in the work but in the readers mind it can be raised a feeling that as if he wrote this ode to have a new govermental position. In this study after a brief information about Tayyar-zade Ata and his works, we will examine the Fulku'l-Me'ani and add the full text end of the study

    AN AESTHETIC APPROACH TO NESIMI'S SENDEN DONMEZEM (I DON'T RETURN FROM YOU) GHAZAL WITH RHYME

    No full text
    Classical Turkish literature is a literature known for its aesthetic wealth. In the rhymed ghazal I don't return from you of Nesimi who is the pioneer poet of the field of Azerbaijani and ecole of Hurufism in the 14th century, Nesimi skillfully used all characteristics and poetic themes that belong to beauty of our classical poetry in his poems. He added the emotion of indispensability and resistance to this skillful usage with the declamation I don't return from you. The poem proves its worth as the significant aesthetic role model in terms of reflecting the rich accumulation in classical poetry. This poem of Nesimi reveals the substantial aesthetic world of our classical poetry if analyzed either in terms of formal study or aesthetic appearances of the content. In this manner the poem in question has been analyzed both formally and aesthetically in view of the fact that the substantial world of the meaning, and in this way aesthetics accumulations of Nesimi and our classical poetry have been depicted as possible

    ÇALIŞANLARIN ÖRGÜTSEL KİMLİK ALGILARININ VATANDAŞLIK DAVRANIŞI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, çalışanların örgütsel kimlik algılarının örgütsel vatandaşlık davranışını ne şekilde etkilediğini ortaya koymaktır. Araştırmada üniversite görev yapan akademisyenler hedef kitle olarak seçilmiş ve dağıtılan 500 anketten 180 adedi geri alınarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda çalışanların örgütsel kimlik algılarının örgütsel vatandaşlık davranışını pozitif yönde etkilediği bulunmuştur. Ayrıca örgütsel vatandaşlığın alt boyutları tek tek modele katılarak elde edilen sonuçlar incelendiğinde örgütsel kimlik algılarının en çok örgütsel vatandaşlığın alt boyutlarından nezaket üzerinde etkili olduğu görülmektedir. Daha sonra sırasıyla sivil erdem, diğergamlık, centilmenlik boyutu üzerinde etkili olduğu ortaya konmuştur. Çalışanların örgütsel kimlik algılarının en az etkiyi verdiği boyut vicdanlılık olarak ortaya çıkmıştır. Bu sonuçların yanı sıra uygulamaya yönelik çeşitli değerlendirmeler ve öneriler sunulmuştur

    ÇALIŞANLARIN ÖRGÜTSEL KİMLİK ALGILARININ VATANDAŞLIK DAVRANIŞI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, çalışanların örgütsel kimlik algılarının örgütsel vatandaşlık davranışını ne şekilde etkilediğini ortaya koymaktır. Araştırmada üniversite görev yapan akademisyenler hedef kitle olarak seçilmiş ve dağıtılan 500 anketten 180 adedi geri alınarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda çalışanların örgütsel kimlik algılarının örgütsel vatandaşlık davranışını pozitif yönde etkilediği bulunmuştur. Ayrıca örgütsel vatandaşlığın alt boyutları tek tek modele katılarak elde edilen sonuçlar incelendiğinde örgütsel kimlik algılarının en çok örgütsel vatandaşlığın alt boyutlarından nezaket üzerinde etkili olduğu görülmektedir. Daha sonra sırasıyla sivil erdem, diğergamlık, centilmenlik boyutu üzerinde etkili olduğu ortaya konmuştur. Çalışanların örgütsel kimlik algılarının en az etkiyi verdiği boyut vicdanlılık olarak ortaya çıkmıştır. Bu sonuçların yanı sıra uygulamaya yönelik çeşitli değerlendirmeler ve öneriler sunulmuştur

    ULUSLARARASI İLİŞKİLER DİSİPLİNİNİN SOY KÜTÜĞÜ

    No full text
    Modern anlamda uluslararası ilişkilerin (ui) miladı olarak kabul edilen 1648 Westphalia Antlaşması’ndan günümüze, uluslararası ilişkiler hem kapsadığı alan hem de ilişkiyi anlamlı kılan kurucu özneleri bakımından daha geniş bir yelpazede anlam ifade etmektedir. Özellikle XX. yüzyıl ile özdeşleştirilen kırılmaların da etkisi ile uluslararası ilişkileri açıklamak giderek zorlaşırken birim, yapı ve süreç arasındaki ilişkileri analiz etmek de güçleşmiştir. Uluslararası ilişkilerin daha karmaşık bir hal alması ile bu ilişkilerin mantığının anlaşılması adına teorik zemin de belirmeye başlamıştır. Ancak, bu dönüşüm sosyal bilimlerin diğer alanları ile karşılaştırıldığı zaman daha geç hayat bulmuş ve Uluslararası İlişkiler disiplini I. Dünya Savaşı sonrasında özerkliğini kazanabilmiştir. Bununla birlikte, disiplinin özerkliğine rağmen hâlâ tam anlamı ile özgün olamadığı tartışılmaktadır. Bu tartışmaları anlamak adına öncelikle disiplinin tarihini iyice özümsemek ve disiplinin epistemik zemini ile formasyonunu etkileyen unsurları kavramak gerekir. Bu çalışmada, bir ilişki türü olarak uluslararası ilişkilerin tanımlanmasına yönelik sorunlara değinilerek disiplinin ne zaman doğduğu sorusuna yanıt aranacaktır. Ayrıca, disiplinin “görece zengin” teorik alt yapısına ve “Büyük Tartışmalar”ına vurgu yapılacaktır

    ULUSLARARASI İLİŞKİLER DİSİPLİNİNİN SOY KÜTÜĞÜ

    No full text
    Modern anlamda uluslararası ilişkilerin (ui) miladı olarak kabul edilen 1648 Westphalia Antlaşması’ndan günümüze, uluslararası ilişkiler hem kapsadığı alan hem de ilişkiyi anlamlı kılan kurucu özneleri bakımından daha geniş bir yelpazede anlam ifade etmektedir. Özellikle XX. yüzyıl ile özdeşleştirilen kırılmaların da etkisi ile uluslararası ilişkileri açıklamak giderek zorlaşırken birim, yapı ve süreç arasındaki ilişkileri analiz etmek de güçleşmiştir. Uluslararası ilişkilerin daha karmaşık bir hal alması ile bu ilişkilerin mantığının anlaşılması adına teorik zemin de belirmeye başlamıştır. Ancak, bu dönüşüm sosyal bilimlerin diğer alanları ile karşılaştırıldığı zaman daha geç hayat bulmuş ve Uluslararası İlişkiler disiplini I. Dünya Savaşı sonrasında özerkliğini kazanabilmiştir. Bununla birlikte, disiplinin özerkliğine rağmen hâlâ tam anlamı ile özgün olamadığı tartışılmaktadır. Bu tartışmaları anlamak adına öncelikle disiplinin tarihini iyice özümsemek ve disiplinin epistemik zemini ile formasyonunu etkileyen unsurları kavramak gerekir. Bu çalışmada, bir ilişki türü olarak uluslararası ilişkilerin tanımlanmasına yönelik sorunlara değinilerek disiplinin ne zaman doğduğu sorusuna yanıt aranacaktır. Ayrıca, disiplinin “görece zengin” teorik alt yapısına ve “Büyük Tartışmalar”ına vurgu yapılacaktır

    Incorporating Environmental Education in English Language Teaching through Bloom’s Revised Taxonomy

    No full text
    It has become undeniable that language learners should be aware of global problems. One of the most serious problems of our globe today is the environmental degradation and education practices should have a contribution to ecological conservation. Environmental education, which is a developing field of study, aims to equip learners with the skills to identify and take action against ecological problems. In order to be able to take part in this solution process, English language learners should especially have critical thinking and critical reading skills. This paper suggests using Bloom’s Revised Taxonomy in an environmental education framework for fostering English language learners’ skills required for critical reading of authentic texts related to ecology and increasing their environmental awareness. In this respect, first, an application of the taxonomy in Monroe & Andrews et al.’s (2007) Environmental Education Strategies Framework is presented. Then, in order to exemplify the use of the taxonomy with an environmental education perspective, a set of reading questions which can be used for the critical reading of an authentic text is suggested. Our Iceberg is Melting: Changing and Succeding Under Any Conditions (2005), written by John Kotter and Holger Rathgeber as a fable, has been chosen as the sample authentic text. It is concluded that environmental education practices can be incorporated in English language teaching by fostering critical reading skills with the suggested approach and authentic texts on ecological issues can be used as classroom material for this purpose
    corecore