1,720,967 research outputs found
Ekspresyonist biçemin Türk resmindeki yansımaları ve uygulamalarım
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1998.Kaynakça var.[Abstract Not Available
Yabancı cennet
Tez (Sanatta Yeterlilik) -- Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1992.Yabancı Cennet (Özet) *"Din. sözcük itibarı ile ilk tarifinin yapıldığı 'Zendavesta'da: Tann'ya ve- yaTann yerine kabul edilmiş olan mistik kuvvetlere ve varlıklara karşı saygıyla karışık bir bağlılık duygusudur..." Din. işte bu temel ışığında in sanoğlunun hem sosyal, hem de kültürel gelişimi içerisinde değişmez bir faktör olmuştur. Aydınlanma çağının büyük 'Reformation' hareketinin et kileri ile gücünün kırılmaya başlanmış olmasına rağmen, dini konuların tasfir edilmesi, kiliselerin sanatçılar için vazgeçilmez hamilerden biri ol ma özelliğini 17. vüzvıla kadar sürdürmelerine olanak sağlamıştır. Kiliseler, iyiler için vaadedilen cennetin ve kötüler için kaçınılmaz dedik leri cehennemin, ancak sanatçıların yapıtları aracılığıyla geniş halk yığın larına benimsetilebileceğini görebilmişler, yaradılışı ve hayatın başlangı cım, yine sanatçılar aracılığı ile yandaşlarına ulaştırabilmişlerdir. (Okuma vazma oranının cok düşük olduğu 2öz önünde buludurulursa. en ideal yönteminde bu olduğu görülmektedir.) Bu da dinin, dolavısı ile de kilise- lerin egemenlik alanlarının geniş ve canlı tutulmasına neden olmuştur. Kutsal kişiler. Miehelangelo'da ilahi tasvirlerin uzağında, ete ve kemiğe bürünmüş, Caravaggio'da sanatçı ile kilise arasındaki çatışmalar sanatçı nın tavizkar olmadığını ortaya koymuştur. 17. yüzyıl Hollanda sanatına, günlük yaşam sahnelerinin girmesi: sıradan konuların da insan gerçeğinin aynası olduğunu ortaya koymuş, 18. yüzyıl da JJ. Rouesseau'nun 'Doğa Düşüncesi' ile romantik hareketin ortava cık- ması, doğaya yönelişi başlatmıştır. Delacroix'nin Fas gezisinin de etkileri ile Realizm ve Barbizon Okulu, doğanın keşfini tam olarak gerçekleştir meye çalışmışlardır. Hollandalı sanatçılar Hobbema. Ruvsdeal; İnailiz Constable. Fransız acık 3 * W J hava ressamlarının önünü açmışlar: sanatçılar, yeryüzünün keşfi ile ilahi cennetin verine, vervüzü cennetini kovmava başlamışlardır. *Cemil Sena, Hz Muhammed'in Felsefesi, savfa 22
1970’ den günümüze Türk resminde eleştiri
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1995.Kaynakça var.[Abstract Not Available
Gelenek ve çağdaşlık bağlamında Cumhuriyet dönemi Türk resmi
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2005.Kaynakça var.[Abstract Not Available
Resimde şiddet imgeleri : kültürel şiddet ve anti-estetik yapı
Tez (Sanatta Yeterlilik) -- Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2003.Kaynakça var.Resimde Şiddet İmgeleri; şiddetin sanata yansımalarını ortaya koyar. Temel amacı; şiddetin estetize edilmesinin görsel tarihini sunarak, resim sanatının çağıyla belirlenen anti-estetik bir obje olduğunu ortaya koymaktı. Çünkü şiddet zamana ve topluma göre değişen bir kavram. Sanatın ve şiddetin birbiriyle örtüştürülmesi; şiddetin ve sanatın bir iletişim biçimi olmasından kaynaklanmaktadır. Şiddet, eylem olarak iletişim kurmanın aşırı bir biçimini sergilerken, sanat çağının sessiz bir tanığı olarak varlık kazanmakta. Tanımlayabildiğimiz ilk bulgu şudur; sanatçı çağının tanığıdır ve tanık olma durumunu us'sal bir etkinlik olan sanat aracılığı ile estetik bir iletişime dönüştürür
Sembolik yansımalar
Tez (Sanatta Yeterlilik) -- Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1988.Kaynakça var.Sanat tarihinde çok kısa bir dönemi içeren sembolizm hareketinin sınırlarını belirlemek oldukça güçtür. Üzerinde önemle durulmayan Sembolizm hareketini bazı sanat tarihçileri Ekspresyonizm ve Sürrealizm akımları içinde bir Fantazi olarak değerlendirmiştir.
Eski Mısır, Yunan, Çin, Japon, Afrika, Hint ve Avrupa'da özellikle orta çağda kilisede kullanılan sembolün plastik sanatlarda tarihçesi oldukça eskidir.
Başlangıçtan günümüze yaklaştıkça Bosch, Goya, William Blake v.b. Sanatçıların anlatımı güçlendirmek için Sembollerden sıkça yararlandıklarını görmekteyiz.
Sosya-Ekonomik politik ve kültürel aksiyonların da etkisiyle 19. Y.Yılda Fransa'da edebiyatta bir ekol olarak ortaya çıkan Sembolizm hareketinin plastik sanatlarda da etkisi görülmeye başlar.
Gerek Plastik Sanatlarda gerekse edebi Sanatlarda Sembolizmi kullanmaktaki amaç; tüm insanı duyguların en gerçekçi biçimde betimlemesini sağlamaktır. Öte yandan Gustave Moreau, Puvis de Chavines, Paul Gauguin, O. Redon gibi sanatçılar Sembolizmin yeniden anlaşılmasında ve gelişmesinde önemli etkenler arasında oldular.
Burada sanatçılar sanatsal anlayışları doğrultusunda ilk dönemlerde önce dini, tarihi, mitolojik ve edebi anlatımlara ağırlık vermişlerdir. Giderek modern sanat hareketlerinin ortaya çıkışıyla biçime daha çok yönelen sanatçılar yapıtlarında işaret ve mecaz araştırmaya başlayarak belirli bir sadeliğe ve soyutlamaya ulaşırlar.
Bu çalışma kısa ve sınırlı Filistin sanat hareketini araştırmak ve ortaya koymak içindir. Araştırmam yalnızca Filistin insanının genel yaşamını (Sosyo-Politik, Ekonomik ve Kültürel) belirli bir görüş dahilinde gerçekleştirmektir.
Kaynakların az oluşu ve Filistin Sanatçılarının yaşamlarını değişik Ülkelerde sürdürmeleri konunun rahatça toparlanmasına ve net olarak sunulmasına engel olan nedenlerdendir. Fakat buna karşın araştırmam Filistin Sanatında ve Sanatçılarında Sembollerin ortaya çıkış nedenlerini etkilerini derinlemesine ortaya koymaya yönelik olmuştur
Ruhsal armoni
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1992.Kaynakça var.[Abstract Not Available
Portrede ifade ve renk arasındaki bağlantı
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1987.Kaynakça var.[Abstract Not Available
İnsan bedeni ile resmin ilişkisi
Tez (Sanatta Yeterlilik) -- Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2000.Kaynakça var.Hücreyi oluşturan en küçük birimden insan bedenine; atomu meydana getiren moleküllerden evrene kadar, gözümüzle görebildiğimiz ya da göremediğimiz her yerde ve her şeyde aslında var olan uyum, denge ve düzenli alışverişin, ancak bilimin doğrularıyla paralel yürütülen bilgi ve araştırmalar kapsamında değerlendirilerek ispat edilebilmesi mümkündür.
Bunun yanında, bilimi oluşturan her dalın sanata ne yönde hizmet ettiğini ve yansıdığını kavrayabilmek; her ikisinin odak noktasını teşkil eden insan bedeninden hareket ederek (hücre-insan-evren) bütünlüğü içerisinde ele almakla olur. İnsan bedenini oluşturan hücre-doku-organ ve sistemler topluluğuna Anatomi, Fizyoloji, Histoloji vs. bilimleri ışığında bakıldığı zaman, kendi kendini devamlı yenileyen, koruyan ve (renk-ses-ısı) yönünden daima dengede tutan (homeostasis) bir düzenle donatılmış bir organizma görülür. İnsan organizmasında olduğu gibi tabiatta da tümüyle hakim olan, bu değişmez denge ve düzen varoluştan bu yana hep aynı sistemle çalışır ve korunur.
Bütünün parçaları tek tek ele alınıp incelense ve kendi içlerinde aynı sistemin varlığı gözlemlense bile, aslında vücut içindeki hiçbir organ, sistem vs. diğerinden üstün değildir. En doğrusu, sadece bir bütünün parçaları olarak değerlendirilmeleridir
- …
