17 research outputs found
A grammatical study of kazakh on Saken Seifullin's poems named Asav Tulpar (Introduction-texts-index)
Bu çalışmamızda, XX. yüzyılda Kazak Sovyet edebiyatının önemli şair ve
yazarlarından biri olan Saken Seyfullin’in “Asav Tulpar” adlı şiir kitabı üzerinde
çalıştık. Saken, kırk dört yıllık kısa hayatına ve yirmi yıllık sanat hayatına birçok edebî
eser sığdırmış. Aynı zamanda Kazak edebiyatı ve folkloru ile ilgili çok sayıda bilimsel
eser de yazmıştır. S. Seyfullin’in 1922’de Orenburg’ta yayımlanan “Asav Tulpar”
kitabında, 1914-1922 yılları arasında yazdığı şiirler toplanmıştır.
Tez çalışması, Saken Seyfulin’in “Asav Tulpar” adlı eserinin metni üzerinde
yapılmış bir dil incelemesidir. Tezin giriş bölümünde, önce yazarın hayatı, eserleri ve
edebî kişiliği ele alınmıştır. “Metnin Dil Özellikleri” bölümünde ise metnin ses
özellikleri ve şekil özellikleri gösterilmiştir. “Metin” bölümünde “Asav Tulpar” eserinin
önce Arap harfli metnin Latin harfleriyle transkipsiyonu verilmiş, daha sonra da
Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıştır. Çalışmamızın “Dizin” bölümünde
transkripsiyonlu metine dayalı olarak, metinde yer alan bütün kelimelerin dizini
hazırlanmıştır. Yaptığımız çalışmanın değerlendirilmesi sonuç kısmında yer almaktadır.In this study, we have examined the poem book “Asav Tulpar” by Saken
Seyfullin, one of the most important poets and writers of the Kazakh Soviet Literature
in the 20th century. In his short forty years of life and twenty five years of art life, he
successfully managed to fit novels and poems. He has also written numerous scientific
works on Kazakh literature and folklore. In 1922 his book of poems “Asav Tulpar” was
published in Orenburg. In this poetry book of S. Seyfullin, he was collected poems
wrote between 1914-1922.
This thesis is a linguistic study on the text of “Asav Tulpar” by S. Seyfullin. In
the introduction part of the thesis, firstly are discussed the life, works and literary
personality of the author. Second part of the thesis focused on the phonetic and
morphology of the text. In the “Text” part of the work, first given the transcription of
the text of “Asav Tulpar”, which was Arabic to Latin aphabet, then transleted to Turkey
Türkish. In the final part of our thesis, the index of all words in the text was prepared
based on the transcribed text. In the conclusion part, we focus on the results obtained
from our thesis study
SENSITIVE DETERMINATION OF 3,4-DIHYDROXY-L-PHENYLALANINE BY A CLOUD FUNNEL MUSHROOM (Clitocybe nebularis (Batsch), P. Kumm.) HOMOGENATE-BASED AMPEROMETRIC BIOSENSOR
3,4-dihydroxy-L-phenylalanine (L-DOPA) is one of the precursor molecules for the biosynthesis of neurotransmitters in the brain. Monitoring of L-DOPA levels as a drug or biomolecule in biological fluids is crucial for the treatment of patients suffering from Parkinson's Disease. This study aimed to construct a cloud funnel mushroom (Clitocybe nebularis (Batsch), P. Kumm.) tissue homogenate-based biosensor for precise and sensitive detection of L-DOPA in artificial plasma and urine. For this purpose, in the fabrication of the biosensor, tissue homogenate of C. nebularis was immobilized into a carbon paste electrode by using graphite, mineral oil, gelatine and glutaraldehyde. The amperometric signals corresponding to 600 s were recorded as response current for each L-DOPA concentration. All amperometric measurements were carried out at.700 mV (versus Ag vertical bar AgCl). The present biosensor successfully detected L-DOPA with a linear dynamic range at 2.5-100 mu M and Limit of Detection (LOD) value as 0.76 mu M, as well as standard deviation as +/- 0.41 mu M and coefficient of variation as 0.82% (n=16). Additionally, the determination of L-DOPA spiked in artificial plasma and urine was carried out successfully. The present work would be the first study that utilized C. nebularis tissue as a biosensor component
Investigation of the effects of sulfur oxides on deaths in the city of center Kirklareli
YÖK Tez: 638643Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde küresel bir sorun haline gelen hava kirliliği, yarattığı olumsuz sağlık sorunları nedeniyle önemli çevresel bir halk sağlığı sorunudur. Hava kirleticilerin etki süreleri, konsantrasyonu ve karakterizasyonlarına bağlı olarak insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi bulunmaktadır. Buna bağlı olarak bu tezde hava kirleticilerinden kükürt oksitlerin 01.02.2014- 31.01.2019 tarihleri arasında konsantrasyonları ve bu konsantrasyonlara bağlı olarak Kırklareli İli Merkezi'ndeki ölümlerle arasındaki ilişkiyi saptamak amaçlanmıştır. Araştırma 01.02.2014- 31.01.2019 yılları arasını kapsayan ekolojik ve kesitsel tiptedir. Araştırmanın evrenini kurumdan elde edilen 18-65 yaş arasındaki 478 ölüm oluşturmuştur. Hava kirliliği parametresi SO2 verileri ilgili bakanlığın internet sitesinden sağlanmıştır. SPSS 24 programı ile SO2 ölçüm yapılamayan günlerin tamamlanması için ortalama atanma işlemi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiş ve ANOVA testi yapılarak analizi yapılmıştır. Araştırma analiz sonuçlarında 2014-2019 yılları içinde kış ayları SO2 konsantrasyon ortalamalarında artış gözlenmiş ve SO2 düzeyi yıllara göre anlamlı farklılık göstermemektedir. SO2 (µg/m³) düzeyinin yıllara göre değişimi 18-65 yaş grubunda göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Önümüzdeki yıllarda Kırklareli Merkez'de kurulması düşünülen yeni fabrikalar ve düzenlenen kent planında hava kirliliği ve yaratacağı sağlık sorunlarını düşünerek destekleyici politikalar ve yatırımların uygun olması gerekmektedir.Air pollution, which has become a global problem in developed and developing countries, is a major environmental public health problem due to the negative health problems it creates. Air pollutants have a negative impact on human health depending on their duration of action, concentration and characterizations. Accordingly, this thesis aims to determine the concentrations of sulfur oxides from air pollutants between 01.02.2014- 31.01.2019 and the relation between these concentrations with the deaths in the city center of Kırklareli. The research is of ecological and cross - sectional type covering the period between 01.02.2014-31.01.2019. 478 deaths between the ages of 18 and 65 from the institution accounted for the universe of the research. Air pollution parameter SO2 data is provided from the website of the relevant ministry. With the SPSS 24 Program, average assignment was performed for the completion of days without SO2 measurement. The significance level was determined as p<0.05 and ANOVA was tested and analyzed. The results of the research analysis showed an increase in SO2 concentration averages during the winter months of 2014-2019 and SO2 levels did not differ significantly over the years. The change in SO2 (µg/m3) levels by years does not differ significantly in the age group of 18-65. In the coming years, new industrial factories at the city center of Kırklareli are planned to be established and organized in the city plan, air pollution and health problems will be created by considering supporting policies and investments should be appropriate
Antioxidant effects of phenolic compounds, vitamin and mineral contents of Yakutboleti (Hortiboletus rubellus) mushroom extracts under in vitro conditions.
Bu çalışmanın amacı, Yaz aylarında kayın ve meşe ormanlarında nadir rastlanan Yakutboleti mantarının (Hortiboletus rubellus) fenolik bileşik, vitamin ve mineral içeriklerinin yanı sıra in vitro koşullardaki antioksidan etkilerinin araştırılmasıdır. Bu türe ilişkin literatürde sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Ağustos 2022'de Istıranca Ormanları'ndan (Kırklareli) toplanan ve -80 °C'de saklanan mantar örnekleri, dondurularak kurutma (liyofilizasyon) işlemine tabi tutuldu. Etanol, metanol, dimetilsülfoksit (DMSO), fosfat tamponu ve etil asetat çözücüleri kullanılarak ekstraksiyon yapıldı. Ekstraksiyon süreci homojenizasyon (45 dakika), çalkalama (125 rpm, 24 saat) ve santrifüjleme (10.000 rpm, 20 dakika, 10 °C) adımlarını içerdi. Toplam fenolik madde (Folin-Ciocalteu, gallik asit eşdeğeri - GAE), toplam flavonoid madde (Al³? kompleksleşme, kuersetin eşdeğeri - QE) ve serbest radikal giderme aktivitesi (DPPH radikal süpürme, BHA/BHT standart) spektrofotometrik olarak analiz edildi. Fenolik profil ve vitamin içeriği LC-MS ile, element profili ICP-MS ile, biyoaktif metabolitler QTOF-MS ile karakterize edildi. Lakkaz aktivitesi kinetik ölçümlerle değerlendirildi. Çalışmada toplam fenolik madde tayini için Folin-Ciocalteu reaksiyonu esas alınmıştır. En yüksek toplam fenolik madde (11.57 mg GAE/g) ekstraktında belirlendi. Toplam flavonoid madde miktarı, flavonoidlerin alüminyum iyonu (Al³?) ile kompleks oluşturması prensibine dayanan spektrofotometrik yöntemle analiz edilmiş ve sonuçlar v kuersetin eşdeğeri (QE) cinsinden raporlanmıştır. En yüksek flavonoid içeriği 1.45 mg QE/g değeri ile metanol ekstraktında saptanmıştır. Serbest radikal giderme aktivitesinin belirlenmesinde, Blois tarafından geliştirilen ve DPPH radikali süpürme esasına dayanan yöntem kullanılmıştır. Standart çözelti olarak BHA (bütillenmiş hidroksianizol) ve BHT (bütillenmiş hidroksitoluen) tercih edilmiştir. Metanol ekstraktı (%39,64 inhibisyon, 1000 µg/mL) en yüksek serbest radikal süpürme aktivitesini gösterdi. LC-MS ile yapılan Fenolik madde profili belirleme analizinde, liyofilize Yakutboleti mantarı ekstraktlarında dikkat çekici fenolik profil tespit edilmiştir. Hidrolize edilmemiş ekstrakta ait kısımda İndol-3-Asetik Asit bileşiği 9489,16 ?g/g ile yüksek konsantrasyonda saptanmıştır. Hidroliz sonrasında ise Protokateşik Asit konsantrasyonu 907,92 ?g/g değerine ulaşarak 16 kat artış göstermiştir. Ayrıca hidroliz işlemi sonucunda Jaseosidin (67,95 ?g/g) ve İzorhamnetin (61,51 ?g/g) gibi yeni biyoaktif bileşiklerin açığa çıktığı belirlenmiştir. QTOF-MS analizi ile, Yakutboleti mantarının farmakolojik potansiyel taşıyan kritik metabolitlerini ortaya çıkarıldı. Pozitif iyon modunda, antikanser aktivite gösteren Brefeldin A ve nöroprotektif antioksidan ergotionin saptanmıştır. Aynı zamanda, süt ve süt ürünlerinde de bulunan ve trans bir bir yağ asidi olan vaksenik asit tespit edilmiştir. Negatif iyon modunda ise metal şelasyonu ile nörodejenaratif etki gösteren kinolin-8-ol bileşiği belirlenmiştir. Bu bulgular, mantarın terapötik uygulamalara kaynak oluşturabilecek biyoaktif çeşitliliğini kanıtlamaktadır. Yakutboleti mantarının yağda çözünen vitamin içeriği, LC-MS ile analiz edilmiştir. Çalışmada, Vitamin D? bileşiği 512,68 µg/kg (ppb) konsantrasyonda tespit edilmiştir. B vitamini profili, LC-MS ile analiz edilmiştir. En yüksek konsantrasyon 2326,08 µg/kg (ppb) ile nikotinik asitte (B3) belirlenmiştir. Yakutboleti mantarının element profili, ICP-MS (İndüktif Eşleşmiş Plazma Kütle Spektrometresi) ile analiz edilmiştir. En yüksek konsantrasyonlar sırasıyla fosfor (775.921,41 µg/kg) ve potasyum (1.005.692,17 µg/kg) olarak belirlenmiştir. Dikkat çekici seviyede arsenik (601,34 µg/kg) tespit edilirken; demir (12.046,98 µg/kg) ve çinko (52.630,00 µg/kg) vi gibi esansiyel minerallerin birikimi öne çıkmıştır. Toksik metal kadmiyumun düşük kalması (14,09 µg/kg) olumlu bulgu olarak kaydedilmiştir. Ekstraktlarının lakkaz aktivitesi, kinetik ölçümlerle değerlendirilmiştir. En yüksek enzim aktivitesi 0,22 U/L ile etanol ekstraktında tespit edilmiş olup, bu değer metanol (0,12 U/L) ve DMSO (0,11 U/L) ekstraktlarından anlamlı derecede yüksektir. Fosfat tamponu ve etil asetat ekstraktlarında ise ölçülebilir lakkaz aktivitesi saptanmamıştır. Bu kapsamlı analizler, Yakutboleti mantarının çeşitli biyoaktif fenolik bileşikler (İndol-3-Asetik Asit, Protokateşik Asit, Jaseosidin, İzorhamnetin), farmakolojik potansiyel taşıyan metabolitler (Brefeldin A, ergotionin, kinolin-8-ol) tespit edilmesi dikkat çekmektedir, özellikle metanol ekstraktının belirgin antioksidan kapasitesi ve etanol ekstraktının lakkaz aktivitesi, bu nadir mantar türünün fonksiyonel gıda ve biyoteknolojik uygulamalar için potansiyelini işaret etmektedir.The aim of this study
Development of biosensor systems for determination of some cancer biomarkers
Doktora TeziKanser biyomarkerları, kanser hücrelerinde yüksek miktarlarda sentezlenip kana karıştığından kanserin erken teşhisinde görüntüleme ve patolojik yöntemlere yardımcı olur. Siklooksigenaz-II (COX-II), pankreas, kolon, özafagus ve meme gibi pek çok dokudaki katı tümör oluşumunda hücre içi ekspresyonu artan bir enzimdir. Siklooksigenaz-II?ye spesifik antikor, 12-merkaptododekanoik asit, PAMAM, EDC/NHS çifti gibi kimyasallar kullanılarak kovalent immobilizasyon yöntemi ile elektrot yüzeyine immobilize edildi. Geliştirilen biyosensör ile siklooksigenaz-II, 1 saat gibi bir tayin süresinde 50-250 pg/mL konsantrasyonu aralığında tayin edilebilmiştir. Kalretinin ise özellikle kötü huylu mezotelyoma gibi akciğer tümörlerinde, ameloblastoma gibi neoplazma tümörlerinde ve nöroblastoma gibi beyin tümörlerinde sentezinin fazlalaşmasından dolayı serum ve beyin-omurilik sıvısında seviyeleri artan kalsiyum bağlayıcı bir proteindir. Kalretinine spesifik antikor; 6-merkaptohekzanol, epiklorohidrin, etanolamin gibi kimyasallar kullanılarak kovalent immobilizasyon yöntemi ile elektrot yüzeyine immobilize edildi. Gelişitirilen biyosensör ile kalretinin, 1 saat gibi bir tayin süresinde 1-5 ng/mL konsantrasyonu aralığında tayin edilebilmiştir.AbstractCancer biomarkers help radiological and patological monitoring in early diagnosis of cancer, which are highly expressed in cancer cells and leak to blood stream. Cyclooxygenase-II is an enzyme those expression is increased in the cell at the formation of solid tumors in many tissues such as pancreas, colon, eusophagus and breast. A novel biosensor system was developed for detection of Cyclooxygenase-II by immobilisation of antibody spesific to Cyclooxygenase-II onto electrode surface via covalent immobilisation techniques by using mercaptododecanoic acid, PAMAM, and EDC/NHS couple. This biosensor system had detection time “one hour” and detection range “50-250 pg/mL” cyclooxygenase concentration. Calretinin is a calcium binding protein, whose levels in blood and cerebrospinal fluid are increased, since its expression is increased lung tumors such as Malignant mesothelioma, neoplasmic tumors such as ameloblastoma, brain tumors such as nouroblastoma. A novel biosensor system was developed for detection of Calretinin by immobilisation of antibody spesific to Calretinin onto electrode surface via covalent immobilisation techniques by using mercaptohexanol, epichlorohydrin, and ethanolamin. This biosensor system had detection time “one hour” and detection range “1-5 ng/mL” calretinin concentration
Altın elektrot yüzeyinde tek tabaka oluşumuna dayalı çift enzimli biyosensör sistemi geliştirilmesi
Bu tezin amacı, alkol oksidaz ve glukoz oksidazın etanol ve glukoz tayini için aynı elektrot (Au) yüzeyine immobilizasyonunu temel alan çift enzimli bir biyosensör sistemi gelistirmektir. Biyosensör olusturulmasında enzimler ve mediyatör (TTF), sisteaminle tek tabaka olusturulmus Au elektrot yüzeyine tutturularak ve glutaraldehit ile çapraz baglama yapılarak immobilize edilmistir. Etanol ve glukoz derisimi TTF’nin indirgenme potansiyelindeki (0,1 V) akım farklanmalarının gözlenmesi ile tayin edilmistir. Biyosensör cevabı etanol için 1,0 – 10 mM, glukoz için 0,1 mM – 1,0 mM derisimleri arasında dogrusallık göstermistir. Gelistirilen biyosensörün optimizasyonu amacıyla optimum pH, optimum sıcaklık, enzim miktarı, TTF derisiminin etkisi ve tek tabaka olusma süresi gibi parametreler için deneysel çalısmalar yapılmıstır. Tekrarlanabilirlik denemelerinde ise 5,0 mM etanol için (n=6) ortalama deger =5,000 mM, standart sapma (S.S) ± 0,252 mM ve varyasyon katsayısı % 4,95; glukoz için (n=7) ortalama deger =0,510 mM, standart sapma (S.S) ± 0,009 mM ve varyasyon katsayısı % 1,82 olarak bulunmustur
Development of a functional impedimetric immunosensor for accurate detection of thyroid-stimulating hormone
Thyroid-stimulating hormone (TSH), which regulates the synthesis of thyroid gland hormones affecting the whole metabolism, is a pituitary hormone. Determination of TSH is crucial for monitoring thyroid gland-related disorders and some metabolic diseases. In this study, a nonlabeled immunosensor based on covalent immobilization of anti-TSH antibody by using the formation of self-as-sembled monolayers (SAM) of 4-mercaptophenylacetic acid (4-MPA) and functionalization of carboxyl ends with 1-ethyl-3-(3-dimetilaminopropil) carbodiimide (EDC)/N-Hydroxysuccinimide (NHS) was fabricated for detection of TSH. Immobilization steps including the concentration of 4-MPA, the concentration of anti-TSH antibody, and duration of anti-TSH antibody incubation were optimized by utilizing electrochemical impedance spectroscopy. Under optimal conditions, a sensitive, rapid, and accurate determination of TSH at a concentration range between 0.7 and 3.5 mIU/L was accomplished with a notable linearity and LOD value of 0.034 mlU/L, as well as reproducibility and repeatability. Moreover, for comparison, linear range experiments were also carried out by using other electrochemical methods, including linear sweep voltammetry, cyclic voltammetry, and capacitance spectroscopy. Finally, the constructed immunosensor was used for analyzing TSH levels spiked in the artificial serum samples
The Investigation of the Effect of Sulfur Dioxide Levels on Deaths in the City Center of Kırklareli
Hava kirliliği, çeşitli kimyasal süreçler sonucunda oluşan ürünler tarafından havanın doğal bileşiminin bozulmasıdır. Bu bozulma biyolojik çeşitliliği ve doğal yaşamı olumsuz yönde etkilemektedir. Hava kirliliğine sebep olan hava kirleticilerinin maruz kalma süresi, derişim ve kimyasal özelliklerine bağlı olarak insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı; hava kirliliğine sebep olan moleküllerden biri olan kükürt dioksitin Kırklareli il merkezindeki ölümler üzerine etkisinin incelenmesidir. Araştırma örneklemini, Kırklareli il merkezindeki 01.02.2014-31.01.2019 tarihleri arasında gerçekleşen, 18-85 yaş arasındaki 1381 bulaşıcı olmayan doğal ölüm vakası oluşturmuştur. Kükürt dioksit (SO2) seviyelerine ilişkin veriler Çevre ve Şehircilik Bakanlığının hava kalitesi izleme ağının internet sitesinden sağlanmıştır. Kükürt dioksit seviyelerinin, belirtilen tarihlerdeki aylara göre dağılımı ve ölüm sayıları ile olan bağıntısının saptanması SPSS 22.0 yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın analiz sonuçlarında 2014-2019 yılları arasındaki bazı aylarda kükürt dioksit (SO2) düzeyleri Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) belirlediği sınır değerinin üzerinde olsa da yıllık ortalamaların sınır değerlerinin altında kaldığı açıkça gözükmektedir. Ölüm sayılarının yıllara göre değişimi ile yıllık ortalama kükürt dioksit seviyeleri arasındaki bağıntının değerlendirilmesi, yorumlanması ve kıyaslanması bu sınır değerleri göz önüne alınarak yapılmıştır.Air pollution is the deterioration of the natural composition of air by products that are formed as a result of various chemical processes. This deterioration adversely affects biological diversity and natural life. Air pollutants which cause air pollution have negative effects on human health depending on their exposure time, concentration and chemical properties. The aim of this study is to investigate the effect of the levels of sulfur dioxide, which is one of the molecules that cause air pollution, on deaths in the city center of Kırklareli. The research sample has been constituted of 1381 non-contagious natural death cases between the ages of 18-85, which took place on the dates between 01.02.2014 and 31.01.2019 in the city center of Kırklareli. Data about sulfur dioxide (SO2) levels were obtained from the air quality monitoring network website of the Ministry of Environment and Urbanization. Determination of the distribution of sulfur dioxide levels by months in stated dates and their relation with the number of deaths have been carried out by using SPSS 22.0 software. It is obviously seen from the research results that although the sulfur dioxide (SO2) levels in some months between 2014 and 2019 were above the limit value set by the World Health Organization (WHO), the annual averages remained below those limit values. The evaluation, interpretation and comparison of the relationship between the changes in the number of deaths by years and the annual average sulfur dioxide levels have been accomplished by considering these limit values
Altın elektrot yüzeyinde tek tabaka oluşumuna dayalı çift enzimli biyosensör sistemi geliştirilmesi
Araştırma Projesi -- Ege Üniversitesi, 2009Bienzimik biyosensör, etanol, glukoz, kendiliginden olusan tek tabaka, tetrathiafulvalene.;Bienzymic biosensor, ethanol and glucose detection, SAM formation, TTF.;Bu projenin amacı, alkol oksidaz ve glukoz oksidazın etanol ve glukoz tayini için aynı elektrot (Au) yüzeyine immobilizasyonunu temel alan çift enzimli bir biyosensör sistemi gelistirmektir. Biyosensör olusturulmasında enzimler ve mediyatör (TTF), sisteaminle tek tabaka olusturulmus Au elektrot yüzeyine tutturularak ve glutaraldehit ile çapraz baglama yapılarak immobilize edilmistir. Etanol ve glukoz derisimi TTF'nin indirgenme potansiyelindeki (0,1 V) akım farklanmalarının gözlenmesi ile tayin edilmistir. Biyosensör cevabı etanol için 1,0 - 10 mM, glukoz için 0,1 mM - 1,0 mM derisimleri arasında dogrusallık göstermistir. Gelistirilen biyosensörün optimizasyonu amacıyla optimum pH, optimum sıcaklık, enzim miktarı, TTF derisiminin etkisi ve tek tabaka olusma süresi gibi parametreler için deneysel çalısmalar yapılmıstır. Tekrarlanabilirlik denemelerinde ise 5,0 mM etanol için (n=6) ortalama deger x-=5,000 mM, standart sapma (S.S) ± 0,252 mM ve varyasyon katsayısı % 4,95; glukoz için (n=7) ortalama deger x-=0,510 mM, standart sapma (S.S) ± 0,009 mM ve varyasyon katsayısı % 1,82 olarak bulunmustur
A novel impedimetric disposable immunosensor for rapid detection of a potential cancer biomarker
A specific and sensitive biosensor was developed successfully for quantitative detection of human epidermal growth factor receptor by electrochemical impedance spectroscopy. Anti-human epidermal growth factor receptor antibody was covalently immobilized onto a screen-printed carbon electrode modified with a carbon nanotube. Immobilization steps were characterized by cyclic voltammetry (CV), electrochemical impedance spectroscopy (EIS), and scanning electron microscopy (SEM). After human epidermal growth factor receptor ligates with anti-human epidermal growth factor receptor immobilized onto an electrode surface, charge transfer resistance changes considerably. This electrochemical response was correlated with human epidermal growth factor receptor concentration. Under optimal conditions, the proposed biosensor could detect human epidermal growth factor receptor 2 fg/mL with a linear range from 2 to 14 fg/mL, showing high sensitivity. Kramers-Kronig Transform was performed on the experimental impedance data. Meanwhile, in a biosensor system, the Single Frequency Impedance technique was first used for characterization of interaction between human epidermal growth factor receptor and anti-human epidermal growth factor receptor. Eventually, the proposed biosensor was applied to artificial serum samples spiked with human epidermal growth factor receptor. (C) 2014 Elsevier B.V. All rights reserved.TUBITAK (The Scientific and Technological Research Council of Turkey)Turkiye Bilimsel ve Teknolojik Arastirma Kurumu (TUBITAK) [109T 172]Support from TUBITAK (The Scientific and Technological Research Council of Turkey, Project number: 109T 172) is greatly acknowledged. Also we are grateful to Namik Kemal University Scientific and Technological Research Center (NABILTEM)
