1,720,966 research outputs found

    Sporcularda Yeni Tip Koronavirüse (COVID-19) Yakalanma Kaygı Düzeyi ve Nedenleri

    No full text
    Kaygı, bireyin tehlikeli ve tehdit edici olarak kabul ettiği olaylar karşısında kötü bir şeyin olmasını beklediği, hoş olmayan emosyonel bir deneyimdir. Optimal kaygı sporcuların performansını olumlu yönde desteklerken aşırı kaygı sporcularda düşünme ve karar alma yetisini olumsuz yönde etkiler. Kaygı düzeyini arttıran birçok faktör olabilir. Bunlardan biri de ilk kez Aralık 2019’un ikinci haftasında Çin’de ortaya çıkan ve çok geçmeden pandemi olarak ilan edilen yeni tip koronavirüstür. Henüz olası etkileri tam olarak anlaşılamamış olan Covid-19’un ne zaman biteceği de belirsizdir. Bu belirsizlik sporcular da dahil birçok kişide dönemsel olarak az ya da çok kaygı nedeni olmuş ve olmaya devam etmektedir. Son dönemde pandemi ile ilgili yapılan çalışmaların sayısı artarken farklı branştan sporcuların Kovid-19 ile enfekte olma kaygı düzeyini inceleyen çalışmalar da literatürde yerini almaya başlamıştır. Bu derlemenin amacı sporcuların Covid-19’a yakalanma kaygı düzeyine yönelik kanıtları sunmak ve kaygı düzeyine etki edebilecek olası nedenleri özetlemekti. Bu kapsamda incelenen çalışmalardan elde edilen sonuçlar sporcularda koronavirüse yakalanma kaygısının yaşandığını ve kaygı düzeyini tetikleyen birçok değişkenin olabileceğini gözler önüne sermiştir. Sporcularda Kovid-19’a yakalanma kaygısını etkileyen faktörler kabaca şu şekilde özetlenebilir; cinsiyet, yaş, eşlik eden kronik rahatsızlık, oynanan spor branşı, spor camiasında vakaların görülme sıklığının giderek artması, pandemi nedeniyle ertelenen veya iptal olan spor müsabakaları, virüsün çok hızlı yayılım göstermesi, toplu ortamlarda bulaş riskinin çok daha fazla olması, kesin tedavisinin henüz bulunamaması ve ölümlere sebep olabilmesidir. Sporcularda kaygı düzeyinin normal seviyelerde korunabilmesi için halk sağlığı kuruluşları, spor federasyonları/kulüpler ve sporcu sağlığı alanında çalışan uzmanlar spor organizasyonlarının daha güvenilir ortamlara dönüştürülmesi için iş birliği içerisinde olmalıdır

    Düşük Medial Longitudinal Ark Yüksekliğine Sahip Adölesan Voleybol Oyuncularında Dinamik Bant® Uygulamasının Vertikal Sıçramaya Etkisi

    No full text
    Giriş: Sporcularda kinezyo ve rijit bantlamanın vertikal sıçrama ve MLA yüksekliği üzerine etkisini inceleyen çalışmalar mevcuttur. Fakat Dinamik® bantlamanın sporcuların sıçrama fonksiyonunu ve MLA yapısını değiştirmedeki etkisini inceleyen herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Amaç: Bu çalışmanın amacı MLA düşüklüğü olan adölesan voleybol oyuncularında Dinamik® bant uygulamasının vertikal sıçrama ve MLA yüksekliği üzerine etkisini incelemekti. Materyal Method: Çalışmaya 23 adölesan kadın (Yaş (ortalama ± ss)= 15.22±1.54 yıl; VKI (ortalama ± ss)= 19,66±1.74 kg/m²) voleybol sporcusu katıldı. Naviküler düşme miktarı naviküler düşme testi ile; vertikal sıçrama yüksekliği VERT® (VERT Classic; Mayfonk Athletic, Florida, USA) cihazıyla değerlendirildi. İlk gün bantsız olarak değerlendirilen sporculara ertesi gün Dinamik® bant uygulaması yapıldı. Daha sonra sporcular bantlı olarak yeniden değerlendirildi. Tüm sporcular sekiz farklı zeminde, önce ayakkabılı daha sonra ayakkabısız olarak sıçradı. Bulgular: Sporcuların Dinamik® bantlama sonrası sağ ve sol ayak naviküler düşme miktarı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azaldı (p0,05). Sonuç: Dinamik® bant, naviküler düşme miktarında artış olan asemptomatik adölesan sporcularda medial longitudinal arkı destekleyici, uygulaması kolay pratik bir tedavi ajanı olarak kullanılabilir. Vertikal sıçrama yüksekliğinde anlamlı bir farklılığın elde edilmemesi sporcuların sekiz ayrı zeminde peşpeşe sıçratıldığı için yorgunluktan kaynaklanmış olabilir. Ayakkabı kullanımının aynı zemin için sıçrama yüksekliğini anlamlı düzeyde değiştirmemesi ise sporcuların ayakkabıya kolay uyum sağladığını göstermektedir

    A comparison of the anxiety levels of individual and team athletes to catch the new type of coronavirus

    Get PDF
    Amaç: Kaygı, kişinin tehdit edici olarak algıladığı durumlar karşısında olumsuz bir şeyin olmasını beklediği, hoş olmayan bir duygudur. Tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (covid-19) sporcular da dahil her bireyin yaşamında dönemsel olarak az ya da çok kaygıya neden olmuştur. Bu bağlamda yazarlar tarafından temasın artabileceği takım sporcularında ve daha izole alanlarda aktif olan bireysel sporcularda yeni tip koronavirüse yakalanma kaygı düzeyleri arasındaki anlamlı bir farklılık olup olmayacağı merak konusu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı bireysel ve takım sporcularında covid-19’a yakalanma kaygı düzeyini karşılaştırmaktı. Yöntem: Çalışmaya aktif spor yaşantısına devam eden bireysel (n=126, yaş=21,19±2,70 yıl) ve takım sporcuları (n=154, yaş=20,24±2,84 yıl) dahil edildi. Veri toplama aracı olarak online anket form kullanıldı. Sporcuların demografik ve klinik özellikleri, yürütücüler tarafından önceki literatür çalışmaları incelenerek oluşturulmuş ‘Kişisel Bilgi Formu’ na kaydedildi. Sporcuların yeni tip koronavirüse yakalanma kaygı düzeyini değerlendirmek için ‘Sporcuların Yeni Tip Koronavirüse (Covid-19) Yakalanma Kaygısı Ölçeği’ kullanıldı. Bulgular: Bireysel sporcuların yeni tip koronavirüse yakalanma kaygı düzeyi takım sporcularına göre daha yüksek seviyede bulundu (p=0,005). Sporcuların spor düzeyi, koronavirüs geçmişi, sosyal medyadan koronavirüs haberlerini takip etme durumu, COVID-19’dan maddi etkilenim seviyesi benzerdi (p>0,05). Sonuç: Bireysel sporcuların koronavirüse yakalanma kaygısı takım sporcularına göre daha yüksek seviyedeydi. Kaygı gibi hoş olmayan emosyonel deneyimlerle akran desteğinden yoksun mücadele etmek zorunda kalmaları kaygıya yatkınlığı arttırmış olabilir

    MESLEKİ UYGULAMA DERSLERİNE KATILAN VE KATILMAYAN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE COVID-19’A YAKALANMA KORKUSU, ANKSİYETE VE YAŞAM KALİTESİ DÜZEYİNİN İNCELENMESİ

    No full text
    Giriş: Koronavirüs Hastalığı Salgını (COVID-19), Dünya Sağlık Örgütü tarafından uluslararası öneme sahip ‘’halk sağlığı acil durumu’’ olarak ilan edilmiştir.COVID-19’a yakalanma korkusunun, doğrudan mental sağlık ile ilişkili olduğu ve mental sağlığın bozulmasının da bireylerde yaşam kalitesinin azalmasına neden olduğu gösterilmiştir. Bu korku anksiyete ve stres faktörünü de eş zamanlı tetiklemiştir. Amaç: Çalışmanın amacı örgün mesleki uygulama derslerine katılan ve katılmayan üniversite öğrencilerinde COVID-19’a yakalanma korkusu, anksiyete ve yaşam kalitesi düzeylerinin incelenerek karşılaştırılmasıydı. Yöntem: Çalışmaya benzer yaş grubuna sahip, hastane stajı, klinik uygulama stajı, müfredatta yer alan uygulama derslerinin belirli bir saatine katılım vb. gibi mesleki uygulama derslerine katılan (Uygulama Grubu, n=273, yaş=20,48±1,22 yıl) ve katılmayan (Kontrol Grubu, n=324, yaş=20,07±1,31 yıl) sağlık bilimleri alanında öğrenim gören toplam 597 üniversite öğrencisi dahil edildi. Veri toplama aracı olarak web tabanlı online anket kullanıldı. Katılımcıların demografik özellikleri yazarlar tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu’na kaydedildi. COVID-19’a yakalanma korkusu COVID-19 Korkusu Ölçeği ile, anksiyete düzeyi Koronavirüs Anksiyete Ölçeği ile, yaşam kalitesi SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ile değerlendirildi. Bulgular: Uygulama katılan ve katılmayan öğrencilerin COVID-19’ a yakalanma korkusu düzeyi, koronavirüse karşı oluşan anksiyete seviyesi ve SF-36 yaşam kalitesi ölçeğinin sekiz alt parametresinden altısı; fiziksel ve emosyonel rol güçlüğü, enerji/canlılık, ruhsal sağlık, ağrı benzerdi (p>0,05). Ölçeğin diğer iki alt parametresi; fiziksel fonksiyon (p=0,026) ve genel sağlık algısı (p=0,039) yüz yüze uygulama eğitimine katılmayan öğrencilerde daha yüksek bulundu. COVID-19’a yakalanma korkusu ile COVID-19’a bağlı anksiyete düzeyi arasında orta düzeyde (r=0,56, p=0,001) pozitif yönde korelasyon vardı. Sonuç: Pandemi sürecinde sağlık kuruluşlarından dolayısıyla hasta bireylerden izole ortamda devam eden üniversite hayatı öğrencilerin genel sağlık algısını olumlu yönde etkilemiş olabilir. Uygulama ve kontrol grubu arasında ölçek sonuçlarının benzer olması mezun olabilmek için zorunlu mesleki uygulama derslerinin sadece belirli bir kısmına katılımın geçerli sayılması ve öğrencilerin koronavirüs hastalığının etkileri hakkında tam farkındalık edinememiş olmalarından kaynaklanmış olabilir

    Adölesan Voleybol Oyuncularında Medial Longitudinal Arkı Destekleyici Dinamik® Bant Uygulamasının Plantar Basınç Dağılımı Üzerine Etkisi

    No full text
    Giriş ve Amaç Literatürde medial longitudinal ark (MLA) düşüklüğünün ayağın yük dağılımını bozarak taban basınç dağılımını değiştirdiği, sporcularda overuse yaralanmalarını arttırdığı gösterilmiştir. Arkı destekleyici bantlama yöntemlerinin MLA’a geçici eksternal destek sağladığı, plantar basınç dağılımını etkilediği ve düşük MLA yüksekliğine bağlı yaralanan ve/veya ağrısı olan sporcularda iyi bir geçici tedavi yöntemi olduğu da belirtilmiştir. Bu çalışmanın amacı MLA yapısında düzleşme olan adölesan voleybolcularda Dinamik® bantlamanın plantar basınç dağılımı (PBD) üzerine etkisini incelemektir. Yöntem: Çalışmaya, naviküler düşme miktarı (NDM) 8 mm ve üzerinde, yaş ortalaması 15.44 ± 1.68 yıl olan gönüllü 25 kadın voleybolcu dahil edildi. Katılımcıların NDM naviküler düşme testiyle, plantar basınç dağılımı baropodometri cihazıyla değerlendirildi. İlk ölçümler alındıktan sonra katılımcılara sertifikalı bir fizyoterapist tarafından MLA’ı destekleyici Dinamik® bant uygulandı. Banta uyumun sağlanması için ortalama 20 dk beklendi. Daha sonra sporcular aynı prosedürle yeniden değerlendirildi. İstatistiksel analiz için SPSS versiyon 22 analiz programı kullanıldı. Bulgular: NDM değerleri (ortalaması±ss) sağ ayak için bantsız 9.32±1.70 mm, bantlı 8.12±1.36 mm; sol ayak için bantsız 9.64±1.60 mm, bantlı 7.88±1.50 mm bulundu. Her iki ayak için bantlama sonrası naviküler düşme miktarının anlamlı olarak azaldığı saptandı (p0.05). Sonuç: Çalışma sonuçlarımız Dinamik® bantlamanın PBD’nı etkilemediğini ancak MLA yüksekliğini arttırmada etkili olabileceğini gösterdi. Direkt PBD üzerine etkisi gösterilememiş olsa da Dinamik® bant, asemptomatik adölesan sporcularda MLA’ı destekleyici, uygulaması kolay pratik bir tedavi ajanı olarak kullanılabilir

    International Cappadocia Congress of Epidemic Times Book of Proceedings

    Get PDF
    Covid-19 Pandemisi’nin neden olduğu değişimi akademik bir bakış açısıyla anlamak ve pandeminin gelecekteki etkilerine dair bir öngörü geliştirmek amacıyla 31 Mayıs-2 Haziran 2021 tarihleri arasında Kapadokya Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Uluslararası Kapadokya Salgın Dönemleri Kongresi”nde, multidisipliner bir katılımcı grubu tarafından sunulan bildiriler yer almıştır. Kongre kapsamındaki bildirilerin özet metinlerinin yer aldığı bu çalışmanın, içinden geçtiğimiz süreci bilimsel bilgi temelinde anlama çabası olan herkese fayda sunması dileğiyle

    INTERNATIONAL CAPPADOCIA CONGRESS OF EPIDEMIC TIMES - ABSTRACT BOOK

    No full text
    Covid-19 Pandemisi’nin neden olduğu değişimi akademik bir bakış açısıyla anlamak ve pandeminin gelecekteki etkilerine dair bir öngörü geliştirmek amacıyla 31 Mayıs-2 Haziran 2021 tarihleri arasında Kapadokya Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Uluslararası Kapadokya Salgın Dönemleri Kongresi”nde, multidisipliner bir katılımcı grubu tarafından sunulan bildiriler yer almıştır. Kongre kapsamındaki bildirilerin özet metinlerinin yer aldığı bu çalışmanın, içinden geçtiğimiz süreci bilimsel bilgi temelinde anlama çabası olan herkese fayda sunması dileğiyle

    Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis

    Get PDF
    The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed

    Variations on the Author

    Get PDF
    “Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship
    corecore