1,721,022 research outputs found

    The role of state in conventional and Islamic economics

    No full text
    Günümüzde ve çağımızda devlet kavramı, devletin yetki ve görevi ne olması gerektiği hususunda düşünüp, çözüm bulunması eski çağlara kadar uzanmaktadır. Devlet, gerek sosyal hayatımızda gerekse siyaset ve ekonomi hayatımızdan ayrılmayan bir parçadır. Tarihsel süreç içerisinde yaşayan sosyoekonomik değişim ve gelişimlere bağlı olarak devletin fonksiyon ve işlevleri de değişmiştir. Gerek Batıya göre, gerekse İslam'a göre, devlet her zaman, her çağda, her yerde hep var olmuştur ve var olacaktır. İslam düşünürlerin ve batı düşünürlerin düşüncelerini dikkate alınarak devletin ekonomideki yeri araştırılmıştır. Merkantilistler korumacı devleti, fizyokratlar doğal düzeni savunmuştur. Klasik iktisatçılar devletin ekonomiye müdahale etmemesini savunurken, Keynesyenler müdahaleci-sosyal refah devletini savunmaktadır. Neoliberal yaklaşımlar, devletin ekonomik rolünü azaltmak için büyük emek ve çaba harcamaktadır. İslam düşünürü İbn-i Haldun'a göre ekonomide Pazar devlettir. Ancak meşru yoldan elde edilen mülk ve servete devletçe el uzatılmamalıdır. Gazali ise, insanlar kendi kendine yeterli olmayacağı için devletin gerekliliğini tanımlamıştır. İbni Teymiyye, çeşitli mesleklerin halkın ihtiyaca göre teşkilatlandırılması devlete düştüğünü savunmuştur. İktisadi faaliyetlerin, İslam'ın ahlaki, sosyal ilkeleri ışığında cereyan etmesini sağlamak için, devlet her türlü yetkiye sahiptir. Maverdi ise devletin bazı alanlara müdahale edilmemesine yanadır. Bu çalışmamızda, Merkantilizmden günümüze, İslami ve İktisadi yaklaşımlar ve görüşler çerçevesinde devletin ekonomiye karışması veya karışmaması, karışacak ise ne gibi şart ve koşullar içinde olması gerektiği incelenmiştir.In these days the state terms, we have pondered over how the terms, authority and responsibility of the state and have evaluated previous historic states to find solutions of this. Whether in our social, political or economic lives, the state cannot be separated from us. Through history, there have been socio-economic changes as well as general developments that have led to the changes in the functions of the state. In the Western and İslamic perspective, the state is always prevalent in all eras and places and it will remain so. In this study, the perspectives of the Western and Islamic scholars have been taken into consideration. Mercantilists thought that the state is protective and Physiocrats defended the original role of the state in economy. Classical economists insisted that the state is not allowed to intervene in economic affairs, while the Keynesians were opposed to the idea that the state has to intervene in economic matters for social welfare. On the other hand, the Neoliberals opinion was that lesser the intervention of the state in economic affairs, the better. According to the Islamic philosopher İbn-Khaldun, the economic markets is the state no one be it a citizen or the state has the right to withhold property from citizen which has been earned legitimately. According to Farabi the most important factor in a society is justice and justice can only be achieved through the intervention of the state in economic affairs. In Gazali's opinion, people are unable to manage all of their affairs fairly, hence where the state has to intervene to balance these matters. İbn Teymiyye's opinion is that the state can create job opportunities for the people of the country end intervene for the sake of general welfare. The state can be given the authority to intervene in economic matters to secure the social foundations and ethics for the country and its people. The scholar Maverdi defends the idea that the state should not be allowed to intervene in all economic matters, only some segments. In this research, since the time of Mercantilism to these days, we studied the opinions of Muslims scholars, what they think about government intervention in the economy. On the other hand our research's goal is that the roll of the state in the economy, and if it does intervene what are the condition and procedures it has to follow.Konvansiyonel Ekonomide Devletin Yeri ve Görüşleri -- İslam Ekonomide Devletin Yeri -- Bazı Çağdaş İslam Düşünürler

    The Role of capital market in financing economic development: The case of Turkey

    No full text
    Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Politikası Ana Bilim DalıÖZET Ekonomik kalkınma, gayri safı milli hasılanın artırılması ve ekonomik- sosyal yapının değiştirilmesi için gösterilen gayretlerin tümüdür. Kişi başına düşen milli gelirin artırılması yanı sıra, adil gelir dağılımının sağlanması, eğitim ve kültür seviyesinin artırılması, gayri safı milli hasılanın sanayi ve hizmetler sektörü lehine değişmesi, ekonomik-sosyal yapının değişmesine birer örnektir. Ekonomik kalkınma, yurt içi tasarrufların artırılması ve bunların verimli alanlara yönlendirilmesi ile gerçekleşir. Tasarruflar, yatırımlar için en sağlam kaynaklardır. Kalkınmanın finansmanı, yurt içi kaynaklardan sağlanırsa; hem bu kaynakların değerlendirilmesi için en iyi seçim yapılmış, hem de geri ödemeler sonucunda kaynaklar yurt içinde kalmış olur. Sermaye piyasası bir yandan yatırım yapmak isteyenlerin fon ihtiyacını karşılar, diğer yandan tasarruf sahiplerinin tasarruflarına alternatif değerlendirme imkan verir. Hal böyle olunca, fon fazlası olanlar ile fon ihtiyacı olanları karşı karşıya getirerek, aracı maliyetini ortadan kaldırır. Bu fon alış-verişleri, menkul kıymetler aracılığı ile gerçekleştirilir. O halde sermaye piyasası, ekonomik kalkınma çabası içine girmiş az gelişmiş ülkeler için çok önemli bir kurumdur. Türkiye'de menkul kıymet arz yönünde, kamu sektörünün ağırlığı vardır. Bu durum crowding-out etkisi ile, özel sektöre akacak fonları (tasarrufları) sınırlandırır. Halbuki özel sektörün yapmış olduğu yatırımlar, kamu sektöründen fazladır. Hükümetler yeni yatırımlar için değil, daha önce alınmış olan borçların ana para ve faiz ödemeleri için menkul kıymet arz etmektedirler. Menkul kıymet talep yönünde ise, bankaların ağırlığı vardır. İhraç edilen menkul kıymetler, tasarruf sahibi gerçek kişilere ulaşamamaktadır. Dolayısı ile sermaye piyasası, gelir dağılımını daha da adaletsiz bir hale getirmektedir.SUMMARY Economic development is increase in per capita income and providing just distribution of income. Economic development is the provision of just income distribution with respect to GNP and so income per capita. The problem of economic development is not only a matter of developing countries their own but also a matter of others. Economic development can be achieved through an increase in domestic saving and through canalizing these funds into profitable fields. Savings are the healthiest resources of investment. The public sector is dominant in the security supply in Turkey. This situation restricts the flow of funds into private sector. However, the amount of investment done by the private sector is more than the public sector. The goverment supplies securities in order to pay the principles and interests of their depts rather than making new investment. The banking sector is dominanat an the security demand side dominance. Supplied securities are not able to reach real savers. Thus, the capital market makes the income distribution even more unjust

    Constructional survey of the urban transportation of newly established metropolitan municipalities: The evaluation of Balıkesir

    No full text
    Ulaşım konusu kentleşmenin en önemli unsurlarından biridir. Bu bağlamda kentlerimizde ulaşım alanında son dönemde önemli gelişmeler yaşanmaktadır. 2014 yılı itibariyle 6360 sayılı Kanun ile birlikte Türkiye'de 14 yeni büyükşehir belediyesi kurularak il özel idareleri, belde belediyeleri ve köy muhtarlıklarının tüzel kişilikleri kaldırılmış, ilçe belediyelerinin de ulaşım alanındaki yetkileri büyükşehir belediyelerine devredilmiştir. Yeni kurulan büyükşehir belediyeleri, ulaşım alanında 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu'nun 7. ve 9. Maddeleri gereğince yetkili kurum olarak; Ulaşım Koordinasyon Merkezleri ve Ulaşım Daireleri vasıtasıyla kentlerimizdeki ulaşım faaliyetlerini yürütmektedir. Ulaşım planlaması, toplu taşıma faaliyetleri, trafik hizmetleri ve otopark yönetimi gibi konularda yeni kurulan büyükşehir kentlerinde önemli değişiklikler gerçekleştirilmekle birlikte, uygulama aşamasında bazı sorunlar yaşanmaktadır. Bu bağlamda Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin ulaşım faaliyetleri ve yaşanan sorunlarla ilgili olarak, tez çalışması kapsamında;kent merkezi olarak kabul edilen Altıeylül ve Karesi ilçelerinin ulaşım sorunları ile ilgili olarak literatür taraması yapılarak, mevcut durum analizi ve sorun tespitleri yapılmıştır. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2015 yılında hazırlatılan "Balıkesir İli Toplu Ulaşım Ana Planı" incelenerek toplu ulaşım alanında yapılması planlanan düzenlemeler değerlendirilmiştir. Daha önceden büyükşehir tecrübesi bulunan kentlerimiz olan İstanbul, Kocaeli, Bursa kentleri ve bazı gelişmiş ülkelerden ise Londra, Paris, New York kentlerinin ulaşım yapısı incelenmiştir. Son olarak; Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin ulaşım yapılanması ve Balıkesir kent merkezinin ulaşım yönetimine dair proje incelemeleri ve çözüm önerileri kısa-orta ve uzun vadeli olarak değerlendirilerek, çözüm önerileri sunulmuştur.The subject of transportation is one of the most important components of urbanization. In this regard we witness important transportation developments in our cities in recent years. By year of 2014, after the establishment of Law No 6360, 14 new metropolitan municipalities are established and legal entity of the special provincial administrations, town municipality and villages are removed in accordance with the law no. 6360 that comes into force in 2014.. New established metropolitan municipalities carry out their activity by Transportation Coordination Centers and Transportation Departments in accordance with the article 7 and 9 of law no. 5216. There becomes changes in the areas of Transportation planning, public transportation, traffic services and auto park managements however some problems are still available. In this context, within the scope of the thesis, the transportation problems of Altıeylül and Karesi Districts have been analyzed with the literature search. "Balıkesir Provincial Public Transportation Master Plan" prepared by Balıkesir Metropolitan Municipality in 2015 was examined and the arrangements planned to be made in the area of public transportation were evaluated. In addition to this, management of the examples from old established metropolitan municipalities of Turkey, such as Istanbul, Kocaeli, Bursa and the other developed cities such as London, Paris and New York is studied. Finally, transportation structure and management survey of the projects of city center of Balıkesir, suggestions for the solutions to short-medium-long term problems are stated and evaluated.Kentiçi Toplu Ulaşım Modları -- Toplu Taşımacılık Kavramı -- Bazı Gelişmiş Ülkelerde Kentiçi Ulaşım -- Bazı Büyükşehir Belediyelerinde Kentiçi Ulaşım -- Çalışma Alanı ve Genel Bilgiler -- Balıkesir’de Kentiçi Ulaşım -- Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Yapılanması -- Balıkesir Ulaşım Yönetimine Dair Çözüm Öneriler

    In the Turkish Tax Law the judical dimension of the tax crimes and punishments

    No full text
    Bu tezin, veri tabanı üzerinden yayınlanma izni bulunmamaktadır. Yayınlanma izni olmayan tezlerin basılı kopyalarına Üniversite kütüphaneniz aracılığıyla (TÜBESS üzerinden) erişebilirsiniz.Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Ana Bilim DalıÖZET Çağdaş dünyada devlet, vatandaşlarının sağlık, eğitim ve güvenlik gibi bir takım temel ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Devlet bu hizmetleri yerine getirirken "vergi" adı verilen en önemli gelir kaynağından faydalanır. Vergi, kollektif ihtiyaçların karşılanması için devletin vatandaşlarının gelirlerinden belirli oranlar şeklinde transfer ettiği parasal kaynaktır. Ancak insanlar vergi vermek konusunda çok istekli değillerdir. Bu nedenle devlet vergi ödememeyi yasalarla suç kabul etmiş ve vergi ödememe eylemine karşı büyük cezalar öngören yasalar çıkarmıştır. Çünkü vergi ödememe, fertlerin değil toplumun hakkının gaspı anlamına gelmektedir. Türk Vergi Sistemi'nde, vergi suç ve cezaları asıl olarak Vergi Usul Kanunu (VUK) ile düzenlenmiştir. Ayrıca bazı vergi suçlarına ilişkin cezalar önemine göre Vergi Usul Kanunu'nun yanında Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında ele alınmıştır. Bu durum uygulamada idari cezalar ve adli cezalar şeklinde kendini göstermiştir. Çalışmanın esas konusu, vergi suç ve cezalarının yargısal boyutudur. Yargısal boyut iki durumda karşımıza çıkmaktadır; Birincisi, Vergi Yargılaması adı verilen vergi idareleri tarafından kesilen cezaların hukuka uygunluğunun denetimidir. Bu denetim Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi ve Vergi Mahkemesi tarafından yapılmaktadır. İkincisi, daha ağır düzeydeki bazı vergi suçlarının yukarıdaki yargılama boyutuna ilaveten Ceza Mahkemeleri'nce uygulanan yargılamadır ki bu yargılama Yargıtay, Ağır Ceza mahkemesi ve Asliye Ceza mahkemesi tarafından yapılmaktadır.SUMMARY In the modern world, state must meet to some basic requirements of citizens as health, education and security. While the state does these duties, it profits from the most important income source that calls "the tax". The tax is financial source for meets collective requirements that the state transfer from citizens incomes form of definite rate. But citizens are unwilling to pay tax. For this reason, not paying of tax has been approved as a crime with the law by the state and the state has promulagated the laws that require for great punishments against the not paying of the tax. Because the not paying of tax does not only mean the usurpation of right of individual but also right of society. In the Turkish Tax System, actually the crimes and punishments of tax have been organized by the Law of Precudure Tax (LPT) also according to importance, some tax punishments have been organized by Turkish Criminal Law (TCL) by the side of Law of Precedure Tax. This situation has showed form of administrative punishments and judicial punishments in the practive. The basic subject of the study is judicial dimension of the tax crimes and punishments. The judical dimension is two forms; Firstly, it calls Tax Trail that contrals confirmity of law that is punished by tax administrations. These controls are done by Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi and Vergi Mahkemesi. Secondly, in additional of above the trail dimension tries tax crimes of some more important level that is tried by Yargıtay, Ağır Ceza Mahkemesi and Asliye Ceza Mahkemesi

    Kamu ekonomisinde ilçe teşkilatlarının genel bir değerlendirmesi

    No full text
    Bu tezin, veri tabanı üzerinden yayınlanma izni bulunmamaktadır. Yayınlanma izni olmayan tezlerin basılı kopyalarına Üniversite kütüphaneniz aracılığıyla (TÜBESS üzerinden) erişebilirsiniz.Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Ana Bilim Dalıvra ÖZET Kamu ekonomisi toplumsal ihtiyaçtan karşılamak üzere devlet teşkilatı içerisinde merkezde ve taşradaki bütün kamu kurum ve kuruluşlarını kapsamaktadır. Genel olarak merkezden yönetim ağırlıklı "T.C. Devlet Anlayışı" doğrultusunda, bu yapının taşradaki uzantısı olan il ve ilçe teşkilatı Cumhuriyet'in başlangıcından, hatta belki daha evvelinden beri gerek ekonomik, gerekse siyasi bakımdan hep önemli bir odak noktası olmuştur. Kendilerine atfedilen bu önem doğrultusunda, ülkede her belde ilçe, belki her üçe de il olmak için Cumhuriyetten beri uğraş vermiş ve halen de bu mücadele devam etmektedir. Üçe teşkilatı ilk zamanlar hayli önemli işlevler üstlenmiş ve bunları ülkenin en ücra yerlerine kadar kamu hizmeti olarak götürmüş. Zaten sosyal ve toplumsal alt yapıdaki bu olumlu gelişmeler, komşu belde ve kasabaların da "bir gün ilçe olma" istek ve arzusunun en önemli sebebi olmuştur. Siyasi iradenin kararıyla, yani kanunla kurulan ilçe teşkilatı, özellikle seçim zamanlarında uygulanan "seçim ekonomisi" politikalarının iyi ve popülist bir insiyatif alam olarak görülmüş ve pazarlanmıştır. Bu yapılırken kamu ekonomisindeki fayda-maliyet analizleri yapılmadığı gibi, bürokrasideki verimlilik, etkenlik ve kamudaki insangücü ve diğer kamu kaynaklarının en iyi şekilde kullanımı gibi hususlar gözardı edilmiştir. Bu gelişme de zaman içinde ilçe sayısındaki artışla ters orantılı olarak, ilçe teşkilatlarının eski işlevlerinde azalma, kamu hizmetlerinin gereği gibi ifa edilememesi sonucunu doğurmuştur. Öte yandan kamu ekonomisinin bir birimi olarak, bütçenin cari harcamalarına ilave mali külfetler olarak, yatırımlara ayrılacak kamu kaynaklarının bu yolla israfına neden olmaktadır. Bu çalışmada kamu ekonomisinin bir hizmet üretme birimi olarak "ilçe teşkilatı" idari yapı içerisindeki işlevleri ile ele alınmıştır. Üçe örgütünün ifa ettiği kamu hizmetlerinin topyekün yıllar itibariyle maliyeti olan harcamaları çıkarılarak, "Kemah" örneğinden hareketle bir ilçenin kamuya maliyeti ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bunun yanında ilçenin ekonomik kaynaklan incelenerek, yıllar itibariyle ilçede toplanan kamu gelirleri tespit edilmiş ve bunların aynı yıllar için kamu giderlerim karşılama oram hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar da, ilçe teşkilatının hayli pahalı ve maliyetli olduğunu göstermiştir. Bu bulgular doğrultusunda kamu yönetimindeki yıllardan beri süregelen "idari reform" çalışmalarına bir de kamu ekonomisi yönünden değinilerek, mevcut yapıdaki aksaklık ve eksiklikler değerlendirilmiş ve bazı öneriler getirilmiştir.IX SUMMARY Public economy consist of all establishments and institutions both with in the center and local government bodies for the aim of meeting social needs. Cities and town in local areas as extended bodies of the center have been an important focused point since the beginning of republic or even earlier than that within the line of centerly weighted understanding of the republic of Turkey. Within the line of this importance referred to them every local place and every town have been struggling for becoming a town and a city respectively since the republic in the earlier time, towns have under taken significant functions and they have performed these function as a public service even to last point of the century. Thus, these positive development in social infrastructure have been the cause of desires by neighbors to the a town on a day in the future. Town which are established by political decisions, i.e.: by legislation have been seen as a populist playing ground of economic policies of have been marketed. While this was being done utility-cast analysis have not been carried out in addition efficient in bureauracy and human force in the public and efficient uses of public resources have been ignored with a disproportional rate the increase of town numbers. This development had caused the results of inability in performing public services as required over time. On the other hand as a unit of public economy It has been the cause of wasting resources which may be directed to investment as a additional loads to current expenditure of the budget. In this work, town structure as a service producing unit of public economy have been considered with in the administrative structure. By outlining the cost of public services given by a town and also with the example of "Kemah" a cots of a town public has been tried to be determined. In addition, public revenue gathered over time within the city has been specified and also the ratio of revenue / cost it has been calculated by investigating economic resources of the town. The results shows that the has been quiet costly to run. Under the highlights of these findings, disorders and in adequate have been evaluated and some recommendations have been forwarded as a contribution to the long planned administrative reform in public administration

    Merkez Bankası’nın bağımsızlığı

    No full text
    Bu tezin, veri tabanı üzerinden yayınlanma izni bulunmamaktadır. Yayınlanma izni olmayan tezlerin basılı kopyalarına Üniversite kütüphaneniz aracılığıyla (TÜBESS üzerinden) erişebilirsiniz.Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Ana Bilim DalıÖZET Fiyat istikran ve merkez bankasının bağımsızlığının ele alındığı bu çalışmada, konu üç bölüm halinde incelenmiştir. Para ve kredi sisteminde merkez bankalarının ve merkez bankacılığının ortaya çıkışının ve çeşitli ülkelerde gösterdiği gelişimin tarihsel bir çerçevede ele alındığı Birinci Bölüm altı alt başlıkta toplanmıştır. İlk olarak merkez bankalarının ortaya çıkışının genel bir tasviri yapılarak, kamu makamlarının kredi ihtiyacını karşılayacak bir bankaya olan ihtiyaçları üzerinde durulmuştur. İkinci alt başlıkta ise banknot ihracının düzenlenmesinde uygulanan sistemler hakkında bilgiler verilmiştir. Diğer alt başlıklarda ise İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve Türkiye'de merkez bankalarının doğuşu ve gelişimi incelenmiştir. İkinci Bölümde ise para politikası ve merkez bankasının para politikasındaki yeri üzerinde durulmuştur. İlk olarak para politikası ile ulaşılmak istenen hedefler ve bunlar arasında ortaya çıkan çatışmalar incelenmiştir. Para politikası araçlarının ele alındığı ikinci alt başlığı, para politikasının etkinliğinin ele alındığı üçüncü alt başlık izlemektedir. Nihayet para politikası uygulamasında merkez bankasının rolü üzerinde durulmuş; bu çerçevede merkez bankasının hazine ve bankacılık sistemi ile olan ilişkileri ele almaştır. Üçüncü Bölümde de bağımsızlık kavramı ve merkez bankasının bağımsızlığının anlamı üzerinde durulmuş ve bağımsızlığı belirleyen faktörler ve bazı ülke merkez bankalarının bağımsızlıklarının tarihsel gelişimi ele alınmıştır. Ayrıca bağımsızlığın politik, ekonomik, yasal ve fiili Ölçümlerini konu alan çalışmalar ele alınarak, Türkiye de dahil olmak üzere ülkeler itibariyle karşılaştırmalar yapılmıştır.ABSTRACT This thesis deals with price stability and central bank's independence in three chapters. First chapter in which the arising of central banks and central banking in the money and credit system and its progress studied in the historical frame is constituted as six subheadings. Firstly the beginning of central banking is described in general and it is emphasized the loan needs of public authorities at then. Secondly it is given information about the currency issuing systems and dealed with the central banks' history in the United Kingdom, the United States, Germany and Turkey and their progress. Second Chapter is concerned with the monetary policy, the formulation role of central bank and central banks' application of it. In this chapter the goals and tools of monetary policy, the conflicts between the goals and the effectiveness of it are examined, it is also dealed with the relaion between the treasury and the central bank. The independence concept and the meaning of central bank independence is studied with the factors which determines the independence and historical progress of central banks in some countries. Furthermore, the studies about the political, economic, legal and de facto independence of central banks are analysed and made some comparison among the various countries including Turkey

    Functions of mutal funds and investment trust in Turkey

    No full text
    Bu tezin, veri tabanı üzerinden yayınlanma izni bulunmamaktadır. Yayınlanma izni olmayan tezlerin basılı kopyalarına Üniversite kütüphaneniz aracılığıyla (TÜBESS üzerinden) erişebilirsiniz.Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Ana Bilim DalıÖZET Gelişmekte olan ülkelerin sanayileşme yolunda karşılaştıkları en büyük engellerden biri, sermaye yetersizliği sorunudur. Ayrıca varolan sermayenin ve yaratılan yeni kaynakların etkin ve rasyonel kullanılmaması da, gelişmeyi engelleyici önemli bir etkendir. Bu olumsuzluğun giderilebilmesi ise, mevcut sermayenin ve bu arada tüm fon kaynaklarının ekonomi içinde rasyonel dağıtımını sağlayan organize olmuş bir mali piyasanın varlığına bağlıdır. Böyle bir piyasa tasarrufların doğrudan yatırımlara kanalize olmasını sağlar, sermaye oluşumunu hızlandırır, servet ve gelir dağılımını düzenler, ekonomide fon akımının sektörler ve bölgeler arasında dengeli dağılımını olumlu yönde etkiler. Az gelişmiş ülkelerde bu piyasanın yapısında, kısa vadeli fon arz ve talebinin karşılandığı para piyasaları önemli bir yere sahipken, gelişmiş ülkelerde, orta ve uzun vadeli finansman ihtiyaçlarının karşılandığı sermaye piyasaları büyük önem arz etmektedir. Sermaye piyasasının olmadığı ve yeterince gelişmediği ekonomilerde, ekonominin ihtiyaç duyduğu fonların önemli bir bölümünün dış tasarruf kurumlarından sağlanması gerekmektedir. Dış fonlar ise, etkin kullanılmadığı ölçüde milli ekonomi üzerinde menfi etki meydana getirmekte ve sonuçta dış borç sarmalının oluşmasına yol açmaktadır. Türkiye'de tasarruf- yatırım kısır döngüsünün aşılması amacıyla 1980'li yıllardan itibaren mali sistem içerisinde sermaye piyasasının kurulmasına başlanmış, sözkonusu piyasanın etkin bir şekilde işleyebilmesi için gerekli olan düzenlemeler yapılmaya çalışılmıştır. İşte bu düzenlemeler çerçevesinde ortaya çıkan kurumlardan ikisi yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıdır. IIIYatırım fonları ve ortaklıkları, ihraç ettikleri katılma belgeleri veya hisse senedi karşılığı topladıkları paralarla, esas olarak hisse senetleri ve tahvillerden oluşan menkul kıymetler portföyü kurup, yöneten kurumsal yatırımcılardır. Böylece, bireysel yatırımcılar, doğrudan kendilerinin yatırıma yönelmelerine göre, daha geniş bir portföy çeşitlemesi, daha düşük risk, işlem maliyeti ve profesyonel portföy yöneticiliği elde edebilmektedirler. Hukukumuza 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile giren yatırım fonları ve ortaklıkları, bu Kanunda değişiklik yapan 3794 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. Söz konusu değişiklikle yatırım fonları yasal dayanağını Sermaye Piyasası Kanununun 37. ve 38. maddeleri ve Sermaye Piyasası Kurulu' nun 19.12.1996 tarih Seri:VII, No:10 sayılı tebliği ile yatırım ortaklıkları ise yine aynı Kanunun 35. ve 36. maddeleri ve Kurulun 31.07.1992 tarih, Seri: VI, No:4 sayılı Tebliğinden almaktadır. Yatırım fonları, Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri uyarınca, halktan katılma belgesi karşılığı toplanan paralarla, belge sahipleri hesabına, riskin dağıtılması ilkesi ve inançlı mülkiyet esaslarına göre sermaye piyasası araçları ile ulusal piyasalarda ve uluslararası borsalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenlerden oluşan portföyü işletmek üzere kurulan mal varlığıdır. Fonun tüzel kişiliği yoktur, ancak mal varlığı kurucunun mal varlığından ayrıdır. Kurucu fonu, katılma belgesi sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsil eder. Yatırım ortaklıkları ise, sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda veya borsa dışı organize piyasalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek üzere anonim ortaklık şeklinde ve kayıtlı sermaye esasına göre kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır. ivYatırım ortaklıklarının kuruluş amacı portföy yönetmek olduğundan, hisse senetlerini satın aldıkları ortaklıkların sermaye ve yönetimine hakim olma amacı güdemez ve çıkarılmış sermaye ve yedek akçeleri toplamının % 10' undan fazlasını altın ve kıymetli madenlere yatıramazlar. Ülkemizde yatırım fonları ile yatırım ortaklıkları arasındaki farklılık hukuki statüden kaynaklanmakta olup, Batıdaki uygulamasında kapalı uçlu yatırım fonları ülkemizdeki yatırım ortaklıklarına, açık uçlu fonlar yatırım fonlarına benzer bir yapı arzetmektedir. Yatırım ortaklıklarının tüzel kişiliğinin olmasına karşın, yatırım fonlarının tüzel kişiliğinin olmaması ve yatırım ortaklığının portföyünü her an küçültüp büyütememesine karşın yatırım fonlarının, kayıtlı pay sayısı sınırları içinde, portföylerini her an küçültüp büyütebilmeleri en önemli farklılıktır. Aynı finansal hedefleri paylaşan kişi ve kurumlardan toplanan paralarla, yine bu kişi ve kurumların yararına portföy işletmeciliği yapan yatırım fon ve ortaklıklarının sayıları son yıllarda ülkemiz sermaye piyasasının gelişmesine paralel olarak artmakta, finansal piyasalarda gereksinim duyulan kurumsal yatırımcı açığının önemli bir bölümünü karşılamaktadır. Bu itibarla ülkemizde Eylül 1996 itibariyle faaliyette bulunan yatırım fonlarının sayısı 111, yatırım ortaklıklarının sayısı ise 13'olmuştur. Türkiye'de son yıllarda kamu kesimi borçlanma araçlarına uygulanan faiz oranlarının yüksek olması, yatırım fonları portföylerinin büyük oranda bu araçlardan oluşmasına yol açmıştır. Ancak, portföyünün en az %25' i hisse senetlerinden oluşan A tipi fonlara tanınan bir takım vergi kolaylıkları ile fonların hisse senedine yatırım yapmaları teşvik edilmektedir. Yatırım ortaklıklarının portföy yapıları ise, kuruculara göre farklılık göstermektedir. Kurucusu aracı kurum olan yatırım ortaklıklarının vportföylerinin hemen hemen tamamı hisse senetlerinden oluşmakta iken, kurucusu banka olan yatırım ortaklıklarında portföylerindeki hisse senedi oranı %50'nin altındadır. Yatırım fonlarının portföyleri, Seri VII, No. 10 sayılı tebliğ öncesinde kurucu tarafından yönetilmekte ve' saklanmakta idi. Ancak, sözkonusu tebliğ ile fon kurucusu, yöneticisi ve saklayıcısı birbirinden ayrılmaktadır. Bu karar ile, fonların daha profesyonel bir şekilde ve rekabet ortamı içinde yönetileceği, bu itibarlada kendilerinden beklenen kurumsal yatırımcılık fonksiyonunu daha iyi gerçekleştirecekleri tahmin edilmektedir. Yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarının piyasadan koparılmadan piyasa içinde yer almaları sağlanmalı ve yeni girişlerle rekabet ortamı geliştirilmelidir. Böylece birer kurumsal yatırımcı olan sözkonusu fon ve ortaklıklar, portföy yönetimini gerçekleşebilecek, dolayısıyla da piyasalarda istikrar sağlama fonksiyonlarını yerine getirebileceklerdir. VISUMMARY The capital deficiency problem is one of the greatest barrier for the developing countries to realize their industrialization process. In addition, another important problem, inhibiting the development, is the existing capital and produced resources which are not utilized effectively and rationally. Solution of this problem is depended on the existence of an organized financial market which provides rationally distribution of all funds and existing capital within the economy. Such a market provides the savings to be oriented directly to investments, facilities the capital production, regulates the distribution of incomes and wealth, and has positive effects on the balanced distribution of the fund flow of economy between sectors and regions. In the developed countries, is very important for a capital market to meet medium and long-term financing needs while it is very important for a capital market to meet a short-term fund supply and demand needs in the underdeveloped countries. For the economies which has not capital markets or has immature finance markets, most of the funds required by the economy must be supplied from foreing financing institutions. Foreign funds has negative effects on the national economies as long as they are not utilized effectively, and then produces a spiral of foreign debts. In Turkey, it is started to establish a finance market within the financial system since 1980s to solve the wishes circle of savings-investment, which improves the capital market, and tried to provide any required arrangements to have the market effectively operated. Thus, mutual funds and investment trusts are the two bodies formed within such arrengements. The Mutual Funds and Investment Trusts are the institutional investors who establish portfolios of stocks basicly comprised of VIIsecurities and bonds with utilization of the sums they collect in return for participation instruments or securities they issue, in this manner, individual investors are enabled to have a portfolio diversification in a wider range with lower risk and transaction costs in direct accordance with their specific trends toward certain types of investment and to receive a professional portfolio management. The mutual funds and investment trust which are introduced to our national law by virtue of the Act No: 2499 on the Capital Market have been rearranged by the Law No: 3794 which provided some modifications to the former. The mutual funds having been amended by the afore mentioned modification have their legal basis from the Clauses 37 and 38 of the Act on Capital Market and the Offical Bulletin of the Capital Market Board issued on 19.12.1996 with Serial VII and No. 10 while the investment companies found their legal basis under Clauses 35 and 36 of some Law and in the Offical Bulletin of the Capital Market Board issued on 31.07.1992 with Serial VI and No:4. The mutual funds are the assets established to manage the portfolios which consist of gold and other precious metals subjected to deal both at the national market place and international stock exchanges created with the monies collected from the public in return for application forms, by means of the capital market in accordance with the principles öf " dissemination of risk " and " Trusted Ownership " acting solely for and on behalf of the form witholders. The fund is not a legal entity but the property assets are separete from the property assets of the founder. The founder represents the fund in a way to protect the rights of the witholders of the application forms. The investment trusts, on the other hand, are the capital market institutions established in the form of an incorporation basing on their V1I1registered capital in order to manage portfolios of gold and other precious metals subject to deal both at the national market place and international stock exchanges or in any street markets by using the capital market instruments. As the main goal of association is to manage portfolios, these institutions may not seek for the purpose to possess the management and capital of the companies the shares of which they acquire through purchase and they may not invest any sums exceeding 10% of the total of registered capital and capital reserves on gold and other precious metals. In our country, the difference between the mutual funds and the investment trusts is only in the legal state of these two and when the common implementation in Europe is taken into consideration. The mutual funds shows a structure corresponding to the Closed End Investment Trusts and the investment trust correspond the Open End Fund. Despite the fact that the investment trusts are legal -entities in contradiction to mutual funds which have not got any such public grant, and that the investment trusts are unable to reduce or extend their portfolios in size at any time required, the investment trust capability of reducing or enlarging their portfolies at any time at their own discretion within the limits set concerning the number of registered shares is the most significant difference. In recent years, the physical number of investment funds and companies operating in portfolio management for the interests and in the beneficiary of both real and legal persons who have lended monies to these bodies and sharing identical financial goals, has drastically elevated as the local capital market developed and they meet up a major part of the deficit of institutional investors which are rewuired at the financial markets. IXBy this way, the total number of mutual funds are 111 and of the investment trust are 13 as of September 1996. In Turkey, most of the mutual fund portfolios consists of public borrowing instruments since higher interest rates are applied for such instruments during last years. However, it is tried to encourage the funds to make investment for share-bonds by providing some facilities for Type A funds having portfolios at least 25% of which are share- bonds. The portfolio structures of the Type A investment trusts changes according to their founders. While almost all of the portfolios consist of share-bonds for the investments partipations established by intermediary institutions, the share-bonds covers less then 50% of the portfolios for the investment trusts established by banks. Portfolios of the mutual funds were managed and saved by the founder before the Communique No. 10, Serial VII. However, the founder, manager and saver of the funds are separated each other by this Communique. By this resolution, it is expected that the fund shall be managed in an more professional manner within a competition atmosphere, thus shall realize their expected investment function of institutional investors. It must be provided that the mutual funds and investment trusts to be placed within the market without separated from the market, and the competition atmosphere should be improved by new entrances. By this way, as being institutional investors, such funds and participations could perform their function to provide stability for markets, by realizing portfolio management

    Water management privatization in the World and their applicability in Turkey

    No full text
    Su, yaratılışın ve yaşamın kaynağıdır… Vazgeçilemez, ikame edilemez… Bu değerli kaynağın kullanımında ve yönetiminde gerekli özen gösterilmediği taktirde, suyun gelecek nesillere sağlıklı olarak aktarılmasından söz edilemez. Dünya'da ki herkesin suyu eşit koşullarda erişim ve kullanma hakkına sahip olması gerekliliği ve bu nedenle de yapılan her değişikliğin bu hak korunarak yapılması gerektiği vurgulanmalıdır. Sürdürülebilir kalkınmanın temelindeki en önemli ihtiyaçlardan birini oluşturan tatlı su arzı ve bu arzdaki kalite; ekonominin suya bakışını değiştirerek, onu piyasa malı haline getirmektedir. Bu noktada önem kazanan kaliteli ve sürdürülebilir su yönetiminde özel sektörün, daha başarılı olacağı düşüncesi küresel kuruluşlar ve şirketler tarafından bir öneri veya bazı noktalarda şart olarak ileri sürülmektedir. Mali yüklerin hükümet bütçesinden çıkarılması ihtiyacı, hizmet kalitesinin verimsizliği, hizmetin genişletilememesi, yönetimlerdeki yetersizlikler; su yönetiminde özelleştirmenin tercih edilmesinin temelini oluşturmaktadır. Su yönetiminde özelleştirmeler; farklı yöntemler kullanılarak dünyada gerçekleştirilirken buna bağlı sonuçlarda gözlemlenmektedir. Bu tezde, dünya'da ki su yönetimi özelleştirme ve yönetim modellerinde, çeşitli ülke örnekleri incelenmiştir. Bu incelemelerde ülkelerdeki yasal düzenlemeler, kuruluşlar, fiyatlandırma, tarife düzenlemeleri, müşteri hizmetlerine yer verilirken dünya'nın su yönetiminde özelleştirmeye bakışı irdelenmiştir. Ülkemizin özelleştirmeye bakışındaki son durum ve su yönetiminde örneklem seçilen İstanbul ili örneğinde Türkiye'de su yönetimi yapılanmasına yer verilmektedir. Dünya'daki su konulu hukusal ve yönetimsel mevzuatlardaki son değişiklikler onun yönetimindeki yeni koşulları düzenlemektedir. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinde çevre konulu uyması gereken ön koşullardan birisi entegre havza yönetimidir. Ülkemizde su yönetiminde mevzuat değişiklikleriyle, kurumlar arasındaki diyalog eksikliği giderilmek istenmekte ve yeni kurulacak kurumlarla su yönetiminde etkinliğin ve verimliliğin arttırılması hedeflenmektedir. Bu çerçevede tezde, dünyadaki su yönetimi özelleştirme örneklerine ve sonuçlarına bakılmakta ve Türkiye'deki uygulanabilirliği incelenmektedir. Bu incelemelerde su hakkı temel alınarak, sonuç bölümündeki ülke incelemelerinde örneklem olan İngiltere, Fransa, Güney Kore durum analizi yapılmaktadır. Bu durum analizine göre; örneklem ülkelerin başarılı bulunan yönlerinin ülkemiz su yönetimine uygulanabilirliği analiz edilmektedir.Water is the source of creation and life ... It is Indispensable, irreplaceable. It is not possible to say that water can be transferred to future generations in a healthy way, Unless necessary care is taken in the use and management of this valuable source. It is important to emphasize that everybody in the world has equal rights in term of use and access to water, due to this reason it must be stated that every modification in term of water must be done considered by protecting this right. The most important basis of sustainable development constitute of freshwater supply and the quality of this supply. By changing the way the economy looks, it makes it marketable. The idea of qualified and sustainable water management can be provided by private sector more successfully has been asserted as a condition in some points or a recommendation by global organizations and companies. The need to derive financial burdens from the government budget, the inefficiency of service quality, the inability to expand service, the inadequacies of governance; are the basis for the preference of privatization in water management. Privatization in water management is carried out in different parts of the world using different methods. In this thesis, examples of various countries in water management privatization and management models in the world are examined. In this study; legal regulations in the countries organization, pricing, tariff setting, customer services in the countries, the view of privatization in the world water management has been examined. In this thesis, the latest view of privatization in Turkey has been analyzed and Istanbul is selected as as an example of water management and its water management structure has been examined. The recent changes in the water and governmental legislation on the world regulate the new conditions in its administration. One of the preconditions on Turkey to comply with the environment in the European Union accession negotiations is an integrated water basen management. By changing the legislation in the water management in our country, it is aimed to eliminate the lack of dialogue between the institutions and to increase efficiency and productivity in the water management with the institutions to be newly established. In this context this thesis examines the example of the privatization of water management in the world and the results of these examples. These study also focus on the applicability of these examples in Turkey. This study, based on the water right in its analyses and examples. In the final section of the thesis UK, France, South Korea are analyses in according to their water management and privatization and the feasibility of successful sampling directions of sample countries to the water management of our country is analyzed.Dünya’da Su Piyasası Genel Durumu -- Su Hakkı -- Dünya Nüfusu’nun Su Piyasasına Etkisi -- Su Piyasası Hizmet Biçimleri -- Suyun Fiyatlandırılması -- Dünya’da Su Fiyatları -- Suyun Fiyatlandırılmasına Etki Eden Faktörler -- Dünya’da Suya Erişim Kolaylığı ve Fiyat Denges

    Housing quality and user satisfaction in mass housing administration (TOKI) sites

    No full text
    Tarihsel süreç içinde ülkelerin ekonomik sistemlerinde meydana gelen değişim, dönüşüm ve bütünleşme politikaları toplumları siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda doğrudan etkilemiştir. Toplumsal hayatta ortaya çıkan bu dinamikler ile birlikte girişimciler emek, sermaye ve doğal kaynakları bir araya getirerek, başkalarının ihtiyaçlarını karşılayacak farklı nitelik, büyüklük ve donatı alanlarına sahip konutlar inşa etmeye başlamıştır. Konut sektörünün en kârlı yatırım alanlarından biri haline dönüşmesi ve sermayenin de bu alana kayması ile birlikte, daha prestijli, kaliteli ve kullanıcı memnuniyetini dikkate alan yeni yaşam alanları oluşmuştur. Etrafı çevrilmiş bu yaşam alanları literatürde kapalı konut olarak tanımlanmaktadır. Bu tezde, İstanbul Başakşehir ilçe sınırları içinde yer alan ve Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından Kayaşehir bölgesinde yapılan konutlarda ikamet eden kullanıcıların konut kalitesi ve memnuniyetlerinin belirlenmesine yönelik bir alan araştırması yapılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "5'li Likert Anket Tekniği" kullanılmıştır. Ölçeğin puanlaması "1" (Kesinlikle Katılmıyorum), "2" (Katılmıyorum), "3" (Kararsızım), "4" (Katılıyorum), "5" (Kesinlikle Katılıyorum) arasında derecelendirilmiştir. Araştırmada kullanılan anketin birinci bölümünde katılımcıların demografik özellikleriyle ilgili 8 soru, ikinci bölümde ise konut kalitesi ve memnuniyetle ilgili 12 faktörün altında 51 soru yer almaktadır. 2018 Temmuz ve Ağustos aylarında 368 kişiyle yüz yüze görüşerek anketler uygulanmıştır. Toplam da 38 anket analize dâhil edilmemiştir. Bu anketlerin analize dâhil edilmeme sebebi, geçerlilik, güvenirliliği sağlayamamalarıdır. Böylece geriye kalan 330 anketten elde edilen verileri SPSS 18.00 paket programına yükleyerek gerekli istatistiksel analizler yapılmıştır. Analizlerde, katılımcıların ankette yer alan sorulara verdikleri cevapların faktörler bazında demografik değişkenlere göre %95 güven aralığında ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olup olmadığı hipotezinin cevabı aranmıştır. Verilerin normal dağılım göstermesinden dolayı, cinsiyet değişkenine Bağımsız İki Örnek T-Testi uygulanmıştır. İkiden fazla olan diğer demografik değişkenlere ise Tek Yönlü Varyans (Anova) testi kullanarak istatistiksel sonuçlara gidilmiştir. Yapılan analizler sonucunda katılımcıların sahip olduğu medeni durum ve doğum yeri değişkenleri hariç diğer demografik değişkenlerde bazı faktörlerde katılım düzeylerinin ortalamaları arasındaki farkı istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Tez çalışmamızın ana amacını teşkil eden konut kalitesi ve kullanıcı memnuniyetiyle ilgili 12 faktörlü 51 sorudan oluşan anketin sonucunda, konut sakinlerinin katılım düzeylerinin ortalaması gerek faktör bazında gerekse demografik değişkenler bazında 2 ile 4 aralığında olduğu ortaya çıkmıştır. Elde edilen bu sonuca göre katılımcıların konut kalitesi ve memnuniyetlerinin orta seviyede olduğunu söylemek mümkündür.In the historical process, the change of transformation and integration policies in the economic systems of the countries have affected the societies in the political, social, cultural and economic fields. Together with these dynamics that emerged in social life, entrepreneurs gathered labor, capital and natural resources and began to build houses with different qualities, sizes and reinforcement areas to fulfill the needs of others. With the transformation of capital into one of the most profitable investment areas and the shift of capital to this area, new living spaces have been formed which take more prestigious, high quality and user satisfaction into consideration. These enclaved living spaces are defined as closed houses in the literature. In this thesis, a field study was conducted in order to determine the housing quality and satisfaction of the users residing in the houses built by the Housing Development Administration of Turkey (TOKI) in the districts of Istanbul Başakşehir. "5-point Likert Survey Technique" was used as the data collection tool. The scoring of the scale is 1 " I'm Strongly Disagree," 2 " I'm Disagree," 3 "I'm Undecided," 4 " I'm Agree, ıy 5" I'm Strongly Agreeed. In the first part of the survey, 8 questions about the demographic characteristics of the participants and in the second part, there are 51 questions under 12 factors related to housing quality and satisfaction. In July and August 2018, 368 people were interviewed face to face and questionnaires were applied. 38 questionnaires were not included in the analysis. The reason why these surveys are not included in the analysis is that they cannot provide validity and reliability. Thus, the data obtained from the remaining 330 questionnaires were uploaded to SPSS 18.00 package program and the necessary statistical analyzes were made. In the analysis, it was searched for the hypothesis that the difference between the averages of the participants' answers to the questions given in the questionnaire according to the demographic variables on the basis of the factors in the 95% confidence interval was significant. Because of the normal distribution of data, two independent samples T-Test was applied to the gender variable. Other demographic variables, which are more than two, were analyzed using the One-Way Variance (Anova) test. As a result of the analyzes, it was determined that the difference between the averages of the participation levels in some factors was statistically significant in the other demographic variables except the marital status and the place of birth. As a result of the survey consisting of 51 questions with 12 factors related to housing quality and user satisfaction, which constitute the main purpose of our thesis study, the average of the participation levels of residents has been found to be between 2 and 4 on the basis of both factor and demographic variables. According to this result, it is possible to say that the quality of the housing and satisfaction of the participants is varage.Kent ve kentleşme kavramıKapalı konut kavramı ve gelişimiKullanıcı (müşteri) ve müşteri memnuniyeti kavramı ve etkileyen faktörlerToplu konut idaresi (TOKİ) sitelerinde konut kalitesi ve kullanıcı memnuniyetinin belirlenmesine yönelik bir araştırmaToplu konut idaresi (TOKİ)’nin tarihçesi görev ve faaliyet alanlar
    corecore