50 research outputs found

    Şehba Yazıcı’nın İmâmiyye Şîası’nda Sahâbe Tasavvuru İsimli Kitaba Yazdığı Kitap İncelemesindeki Eleştirilerine Kitabın Yazarının Cevabı

    Get PDF
    Büyük emek ve uzun soluklu bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkan, Türkiye’nin alanında en saygın olan hocalarının önünde başarı ile savunulan ve Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları tarafından basılan çalışmamıza Sayın Şehba Yazıcı’nın hazırladığı kitap incelemesinde esere yapılan bazı eleştiriler kitabın değerine ve emeğe halel getirebileceği endişesi bu nameyi yazmayı gerekli kılmıştır. Bu mektup onun bazı tenkitlerine cevap verme hüviyetine sahiptir

    A study on the workers employed at adapazarı-hendek forest nursery

    Get PDF
    Bu çalışmada Adapazarı Hendek Orman Fidanlığında (HOF) çalışan fidanlık işçilerinin çalışma koşulları irdelenmiştir. Araştırma kapsamında fidanlıkta çalışan toplam 19 işçiden 17’si ile görüşülmüş ve yüz yüze anket uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; fidanlık işçilerinin % 7’sinin okuma yazma bilmediği, % 64’ünün ilköğretim mezunu, % 29’unun da lise mezunu olduğu; işçilerin yaş ortalamasının 42, % 82’sinin evli ve sahip oldukları çocuk sayısının ise 1 ile 5 arasında değiştiği; işe başlamadan önce yapacakları işlerle ilgili herhangi bir eğitim almadıkları tespit edilmiştir. Bunun yanında; işçilerin günde ortalama 9 saat aktif olarak çalıştıkları, gün içerisinde oturarak, ayakta, yürüyerek, uzanarak, eğilerek, oturak kullanarak ve yük taşıyarak çalıştıkları, çalışma sırasında çoğunlukla kazma, kürek, makas, bıçak, çapa vb. gibi araç-gereçleri kullandıkları belirlenmiştir.In this study, the working conditions of nursery workers employed at Adapazarı Hendek Forest Nursery (HOF) has been examined. Within the scope of this study, 17 of the 19 workers at nursery have been interviewed and face-to-face interview has been applied. As a result of the study, it has been determined that 7% of the workers were illiterate, 64% were elementary school graduates, and 29% were high school graduates; that their average age was 42; that 82% were married and with 1 to 5 children, and that before starting to work they received no training related to the work. In addition to this, it has also been found out that the workers actively labour 9 hours a day in average, that they work by sitting, standing, walking, laying, bending, using a bedpan, and carrying load etc. during the day, and that they mostly use such tools as diggers, shovels, scissors, knives, hoes etc

    Diasporada Sünni ve Şii Kimliklerin Silikleştiği Mezheplerüstü Yaklaşıma Bir Örnek Olarak Amerikan “Make Space” Topluluğu

    Get PDF
    Amerika’da İslam’ın tarihi 17. yüzyılda Afrika’dan köle olarak getirilen Müslümanlarla başlamıştır. Müslümanlar geldikleri bu yeni ülkenin çok dilli, çok kültürlü “çoğulcu” yapısının etkisiyle temelde Sünni-Şii ayrışmasına dayanan yerel tartışmalarını bu coğrafyaya getirmek konusunda istekli olmamışlardır. Bunun yerine “Müslüman” çatı kavramı altında kendi aidiyetlerini pekiştirmeyi tercih etmişlerdir. Hem kendi yerel kültürlerini korumak hem de Amerikalı olmak arasında tek bir aidiyeti ifade eden “Muslim American” kimliğini geliştirmişlerdir. Ancak bu kimlik 11 Eylül saldırıları gibi nedenlerle süreç içerisinde negatif bir içeriğe sahip olmuştur. Bu durum da Müslümanları, topluma entegre oldukları yönlerini, “Amerikalı”lıklarını ön plana çıkarmak zorunda bırakmıştır. Müslümanlıklarını vurgulayan “Muslim American” kavramından “American Muslim” kavramına geçiş yaşanmaya başlamıştır. Bu geçişle birlikte hem Batılı hem de İslami perspektifle yetişmiş genç Amerikalı Müslüman topluluklar oluşturulması amaçlanmıştır. Amerika Virginia merkezli Make Space de böyle bir idealin sonucu ortaya çıkmıştır. Make Space, Amerika’nın “özgürlük” ortamında yetişen genç Müslümanların, kendi mezhepsel, kültürel ve kimliksel farklılıklarıyla gelebildikleri mezhepler üstü bir alan düşüncesiyle kurulmuş bir topluluktur. Amerika’nın “çoğulcu” kimliğinin bir Müslüman topluluğa yansımış halidir. Bu çoğulcu yapı Make Space’nin mezhebi taassuplara dayanmayan, dışlayıcı olmayan kapsayıcı bir din söylemini benimsemesine ve “ılımlı İslamcı” bir kimliğe sahip olmasına zemin hazırlamıştır. Make Space’i çoğunluğu oluşturan diğer Müslüman topluluklardan farklılaştıran hatta kimliğini kazandıran yönleri ise Amerikan hayatının doğal parçası olan faaliyetleri kendi müfredatında temel esas olarak uygulamasından kaynaklanmıştır. Bu makalede de “American Muslim” bir topluluk örneği olan Make Space isimli bu topluluk incelenmektedir

    Çağdaş Bir Anakronizm Örneği: Ehl-i Hadis Ekolü Temsilcilerinden İhsan İlâhî Zahîr’in Şîa Karşıtlığı Üzerine Bir İnceleme

    Get PDF
    Ehl-i Hadis ekolünün savunucularından biri olan İhsan İlâhî Zahîr, 20. yüzyıl Hint alt kıtasının siyasi tarihinde birçok önemli olaya şahit olmuş, kırk iki yıllık ömründe gerek yazılarıyla gerekse faaliyetleriyle aktif bir şekilde rol almış önemli bir isimdir. Zahîr, çalışmalarını Mezhepler Tarihi, Çağdaş İslâm Akımları üzerine yapmış, bid`at olarak gördüğü fırkaların ve grupların ümmeti böldüğü endişesinden hareketle görüşlerini çoğunlukla nassı esas alarak desteklemiş, bazen de şahsi muhakemesini kullanmıştır. Görüşlerini ortaya koyarken, bilimsel ve mümkün olduğu kadar objektif olmaktan ziyade Ehl-i Hadis ekolünü kurtuluşa eren tek fırka kabul ederek, diğer mezhep ve fırkalara karşı savunmacı ve reddiyeci bir üslûpla yaklaşmıştır. Çalışmalarının büyük bir kısmını Şîilik üzerine kaleme alan Zahîr, Şiîliğin ortaya çıkışını, Hz. Osman döneminde İslâm tarihinde ilk fitne olayları olarak geçen hadiselerin müsebbibi olarak gördüğü İbn Sebe ile irtibatlandırmıştır. Ona göre, Şiîliğin bâtınî eğilimli düşünce ve din anlayışının temeli İbn Sebe’nin görüşleri çerçevesinde oluşmuştur. İlk Şiî mezhebinin Sebeiyye olduğunu ve ondan sonra ortaya çıkan diğer Şiî mezheplerinin de İbn Sebe’nin aşırı görüşlerine dayandığını iddia etmiştir. Ona göre Şiîler, Kur’an ve sünnetin dışına çıkmış, imamlarına beşer üstü vasıflar yükleyerek onları ilahlaştırdığı için küfre girmişlerdir. Zahîr, Şiîliğin doğuş zamanını ve zeminini, ortaya çıkan hadiseleri anlam ve bağlamından uzak, fikir-hadise irtibatını göz önüne almadan, anakronik yorumlarla, Ehl-i hadis anlayışındaki temel kabullerine binaen ideolojisini ispatlamaya eğilimli bir şekilde ele almıştır. Zahîr, eserlerinin çoğunu Arapça yazmış, yazılarında ve yaptığı konuşmalarında özellikle Şiîler, Kâdiyânîler ve Birelvîler hakkında yaptığı eleştiriler, bu kesimlerin düşmanlığına neden olmuş ve 1987 yılında Minâr-ı Pâkistan’a yakın bir yerde yaptığı bir konuşma esnasında suikasta uğrayarak ağır yaralanmış ve tedavi için götürüldüğü Riyad’daki hastanede vefat etmiştir. Çalışmamızda öncelikle Zahîr’in hayatı, eserleri ve faaliyetlerinden kısaca bahsettikten sonra onun Şiîlik eleştirisini ele aldık. Zahîr’in konuyla ilgili görüşlerini verirken yazmış olduğu kaynakları esas alarak, onun kaynaklarında atıf yaptığı Şiî ve Sünnî müelliflerin anakronik mahiyetteki yorumlarını aktarıp, konuya dair diğer müelliflerin yorumları ile karşılaştırmalı analiz yapmaya çalıştık. İhsan İlâhî Zahîr üzerine ülkemizde kayda değer herhangi bir çalışmanın olmaması, eserlerini daha çok İtikadî ve Siyasî İslâm Mezhepleri ve Çağdaş İslâm Akımları üzerinden ele alması bizi bu konu üzerinde araştırma yapmaya sevk etmiştir

    Fâtımî-Midrârî Siyasî ve Askerî ilişkileri (297-362/909-973)

    Get PDF
    Kurulduğu andan itibaren yayılmacı bir politika izleyen Fâtımîler, kısa süre içerisinde Mağrib’in genelini ele geçirme başarısı göstermiştir. Bölgede bulunan hanedanlıklardan biri olan Mağribü’l-Aksâ’daki Sicilmâse merkezli Hâricî Midrârîler, Fâtımîlerin yayılmacı politikasının etkisi altında kalmıştır. Fâtımîlerin kurulmasından önce bağımsız hareket eden Midrârîler, Fâtımîlerin tarih sahnesine çıkmalarıyla siyasî ve askerî olarak geri plana düşmüşlerdir. Midrârîler, Fâtımîlerin ilk halifesi Ubeydullâh el-Mehdî’nin Mağribü’l-Aksâ’da hâkimiyet kurma teşebbüsleri neticesinde Fâtımî vasalı haline gelmişlerdir. Çok geçmeden Mağrib’in farklı bölgelerinde arka arkaya meydana gelen iç isyanlar, Fâtımîlerin hâkimiyet altına aldığı hanedanlık ve emirlikleri kontrol altında tutmasını zorlaştırmıştır. Bu durum, kısa sürede Endülüs Emevî Devleti’nin Mağrib coğrafyasına müdâhil olmasına sebebiyet vermiştir. Fâtımîler ile Endülüs Emevî Devleti arasında Mağrib’de süren iktidar mücadelesinin şiddetlenmesiyle Midrârî Hnedanlığı, iki taraf arasındaki mücadelenin etki alanına dâhil olmuş ve çok geçmeden Endülüs Emevî Devleti’nin nüfuzu altına girmişlerdir. Daha sonra Midrârîler halifelik ilân ederek Fâtımîlere karşı açıktan düşman olduklarını göstermişlerdir. Ancak bu adımları Fâtımîler tarafından bir kez daha itaat altına alınmalarına sebebiyet vermiştir. Yarım asırdan daha uzun bir süre devam eden ikili ilişkiler hem hanedanların birbiriyle etkileşimini göstermesi açısından hem de Mağrib gibi zor bir coğrafyada hızlı değişen dengeleri ortaya koyması açısından dikkat çekici nitelikte olmuştur. Bu çalışmada Şiî ve Hâricî iki ayrı mezhebî geleneğe mensup hanedanlığın birbirleriyle mücadelesi incelenmiştir. Konu, Mağrib’de Şiî-Hâricî ilişkileri hakkında ortaya konulan çalışmaların niceliği ve yetersizliği dolayısıyla önem arz etmekte olup özgündür. Bununla birlikte tespit edebildiğimiz kadarıyla her iki tarafın mezhebî aidiyetlerinin doğrudan bir çekişme zemini teşkil ettiğine dair kaynaklarda malumat bulunmamasından ötürü ikili ilişkilerin siyasî ve askerî yönü ve bunların yansımaları ele alınmıştır. Çalışmanın hedefi aslî kaynaklar ışığında Fâtımî-Midrârî ilişkilerinin çerçevesini ortaya koymaya yönelik olacaktır. Ayrıca ilgili dönemde Mağrib’in genel durumu hakkında da bilgi sahibi olmamıza imkân tanıyacaktır

    Analyzing the Interaction between Islam and Ideology in the Political Thought of Hassan al-Banna and Ayatollah Khomeini

    Get PDF
    The purpose of this study is to analyze the relationship between Islam and ideology through the thoughts and works of Ayatollah Khomeini and Hassan al-Banna, who led Islamic movements. To achieve this aim, the study will examine the fundamental elements of their political thoughts, ideological approaches, and social impacts. Specifically, it will explore how Khomeini used Shia theology to garner support from both religious and secular communities during the revolution and his efforts to export the regime post-revolution. Additionally, it will assess Khomeini’s efforts in three crucial areas—nationalism, Islamism, and anti-imperialism—to reinstate Iran’s Shia values and ideology. Similarly, the study will analyze al-Banna’s evaluation of Islam as a "system" and his contributions through the Muslim Brotherhood organization. Al-Banna’s ideological foundation includes anti-imperialist principles and the argument that there is no separation between religion and the state, advocating for an approach where Islam encompasses all aspects of life. This research will be conducted using a qualitative method, focusing on the works and discourses of these two intellectuals. The study aims to provide an in-depth examination of how both thinkers established the relationship between Islam and ideology and the impact of this relationship on contemporary Islamic movements

    Gulât-ı Şîa’nın Ehl-i Beyt Taraftarlığının Sosyopolitik Nedenleri

    Get PDF
    İslam düşünce tarihinin iki ana kutbunu oluşturan Ehl-i sünnet ve Şîa temel inanç ve uygulamalarda birbirine oldukça yakındır. Bu yönüyle İslam geleneği mezhebi farklılaşmayı hiçbir zaman din farklılaşması, Hristiyanlık ve sair dinler düzeyinde tecrübe etmemiştir. Özü itibarıyla Hz. Peygamber dönemi sonrası İslam toplumunun liderlik sorunu etrafında şekillenen Sünnîlik ve Şiîlik farklılaşması zamanla bünyesine farklı unsurlar ve yaklaşımlar katarak farklı siyasi ve kelâmi oluşumlara doğru evrilmiştir. Şiiliğin siyaset problemini dini bir zeminde ele alıp kendi kelam geleneğinin kurucu unsuru haline getirmesiyle beraber konu oldukça girift bir hale gelmiştir. Şiî gelenek siyaset/imâmet hususunda birbirinden farklı çok sayıda yorum ve yaklaşım geliştirmiştir. Zeydiyye ve İsnaaşeriyye nispeten mutedil ve ilmi bir zeminde sistemlerini inşa ederken Gulât-ı Şiâ olarak adlandırılan kesimler birbirinden farklı uç yorumlar geliştirmişlerdir. Erken dönemde Ehl-i beyt’in hilâfet hakkının gasbı, masum imam ve Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer karşıtlığı olarak şekillenen gulât hareketleri dinî, siyasî, sosyokültürel ve ekonomik sâiklerle tezlerini temellendirmeye çalışmışlardır. Bu hareketler halkın desteğini kazanmak için kendilerini Ehl-i beyt’ten bir şahsa isnat etmekte bir sakınca görmemişlerdir. Araştırmanın amacı, Gulât-ı Şîa’nın Ehl-i beyt taraftarlığının sosyopolitik nedenlerini bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymaktır

    Lübnan’ın Cebel-i Âmil Bölgesinde Şiî İlim Geleneğinin Oluşumu

    Get PDF
    Cebel-i Âmil bugün Güney Lübnan olarak bilinen bir bölgedir. Bazı Şiî alimler, bu bölgede Şiîliğin yayılmasını Ebû Zer’e (öl. 32/653) dayandırmaktadır. Bu görüşün desteklenmesi oldukça zor olup bölgede Şiîliğin ne zaman yayıldığı ise tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte toplumun Şiî görünümünün 4./10. asırdan itibaren belirginleştiği söylenebilir. Şehîd-i Evvel lakabıyla bilinen Muhammed b. Mekkî el-Âmilî (öl. 786/1384), Cizzîn merkezli olarak yürüttüğü faaliyetlerle Cebel-i Âmil bölgesinin ilmî ve kültürel açıdan gelişmesine katkı sağlamıştır. Ondan önce bölgede yetişen bazı âlimler olmakla birlikte Şehîd-i Evvel, Cebel-i Âmil bölgesinde ilim geleneğinin kurucusu olarak kabul edilmiştir. Görüşleri ve telif etmiş olduğu eserleri ile bir ekol haline gelmiştir. Cebel-i Âmil bölgesi Şehîd-i Evvel’den sonraki süreçte en önemli Şiî merkezlerinden biri olmuştur. Bu çalışmada kaynaklardan elde edilen bilgiler çerçevesinde Cebel-i Âmil bölgesinde Şiîliğin yayılması, ilmî hareketliliğin ortaya çıkışı ve Şehîd-i Evvel ile birlikte kurulmaya başlayan medreseler bağlamında Şiî ilim geleneğinin oluşum süreci ele alınmaktadır

    The Shiism Dimension in Iran's Relations with Europe: The Example of Germany-France-United Kingdom

    Get PDF
    The phenomenon of religion appears as a multidimensional element in terms of individual, society and state. It has effects on people individually as well as in the context of social and international relations. In terms of states, religion appears as a phenomenon that affects and determines the domestic and foreign policies of states. Especially in the 21st century, we see that religion has begun to affect international relations in various areas. Another area where International Relations has begun to establish relations in recent years has been religion. Especially when foreign policy decision-making processes are examined, it is seen that religious beliefs, religion-based organizations and non-governmental organizations are effective in the decision-making processes of state administrators. The issue of Islamic Sects, and Shi’ism in particular, has been a much-discussed phenomenon in recent years due to its global and regional effects. Along with the Persian perspective inherited from the Persian Empire, Shi'ism has significantly influenced and continues to influence the geopolitical and geocultural education of today's Iran. With its politicization, Shiism has become one of the factors that play an important role in the creation and preservation of Iran's national identity, perhaps the most important. In this context, Iranian Shiism, which creates a socio-cultural system different from other civilizations around it, has become the main determinant on the security and foreign policy of today's Iran by intertwining with Persian nationalism since the reign of Shah Ismail. Iran has influenced Shiite communities in various regions - the Middle East, Africa - Central Asia - through its Shiite proxies, or has worked to Shiite the promising masses in the political field. Iran also has an influence on Shiite Muslims in Europe. Its relationship with the Shiite communities here appears as an important element in Iran's relations with European countries in the context of foreign policy. Shiite activities in Germany are carried out through an association in Hamburg, where Iranian business people have been living for many years. The Islamic Center of Hamburg describes itself as the "case representative" of the Shiites in Europe, especially in Germany. The concentration of Shiites and organizations in Germany in a single center is entirely in line with Iran's aim of "uniting the Shiites of the world under its rule and spreading Shiism (the belief in velayat-e faqih) from a single center". Approximately 200,000 Shiites live in France. Ten associations and cultural centers, which have been identified as carrying out religious activities on the basis of Shiism, are active in the country on behalf of Iran. Shiites currently constitute 10% of the total number of Muslims in the UK. Persian community centers have been established in the UK since the 1980s. Iranian individuals have established associations in the UK in many fields such as trade, health, culture and religion. It is estimated that these associations aim to spread Shiism among Muslim communities in the UK. Iran is trying to be active in Europe through these groups and Shiism is an important element in its relations with Europe

    Examining Ja'farī Jurisprudence: The Incorporation of the Leonine Clause in Partnership and Company Contracts

    Get PDF
    The Leonine clause, a topic relatively underexplored, holds substantial importance within the context of partnership and company contracts. This research aims to analyze this clause through the lens of Ja'farī jurisprudence, shedding light on the diverse perspectives presented by Shia jurists. To achieve this goal, a series of preliminary discussions were initiated. Initially, the discourse delved into defining the Leonine clause and its legal status across various jurisdictions. Subsequently, we explored the concept of contractual partnerships, the requirements of partnership contracts, and the classification of conditions in Islamic law, distinguishing between valid, invalid, and nullifying conditions. Our primary focus revolved around the Leonine clause within partnership contracts as interpreted through Ja'farī jurisprudence. We elucidated the contrasting viewpoints expressed by Shia jurists regarding this specific condition. Furthermore, we analyzed the placement of the Leonine clause in contemporary company contracts, considering its validity and consequential impact on such agreements. Ultimately, drawing from the perspectives of both early and contemporary Shia jurists, we argued for the invalidity of the Leonine clause and its nullifying effect on company contracts
    corecore