1,720,968 research outputs found
The Composition Style in Sâdullah Ağa’s Zencîr Bestes and Makam’s Effect on Form
Hayatı hakkında detaylı bilgiye sahip olamadığımız Sâdullah Ağa günümüze ulaşmayı başaran eserleriyle geleneksel Türk müziğinin önemli bestecileri arasında sayılmaktadır. Eserlerinin araştırma kapsamında verimli denklemler oluşturması ve hakkında yazılmış kısıtlı literatüre katkı yapılması gereği Sâdullah Ağa’nın eserleri incelenecek besteci olarak seçilmesinde belirleyici olmuştur. Makalede bestecinin Zencîr usûlünde ve beste türündeki eserleri biçim yönünden incelenmiştir. Eserlerin usûllerinin, ve güfte vezinlerinin araştırmada sabit tutulmasıyla makam değişkeninin eser biçiminde etki sahibi olup olmadığı değerlendirilmiştir. Eserlerin yüksek doğrulukta veriler üretecek şekilde incelenebilmesi için nüshaları arasından seçim yapılmış veya nüshalar karşılaştırılarak kolektif bir nüsha oluşturulmuştur. Güfte biçimleri, müzik cümleleri ve bu cümleleri teşkil eden yapı birimleri, biçim kurguları ve vezin yerleşimleri araştırılmıştır. Sonuç olarak bestecinin üslûbuna dair çeşitli bilgiler Zencîr besteleri kapsamında üretilmiş ve makamın beste biçimine bazı etkileri tespit edilmiştir. Eserlerde kullanılan çeşni ve geçkilerin ana makamla olan yakınlığı azaldıkça bu değişimlerin müzik cümleciği kurgularında genişleme ve özgünleşmeye sebebiyet verdiği, bestelerin genelinde ise makamların niseb-i şerîfeleri (makamsal etki çeşitliliği) arttıkça müzik cümlelerinin kurgularının sadeleştiği, müzik cümleciklerinin benzeştiği anlaşılmıştır. Ayrıca müzik cümleciklerinin başlangıç ve bitişlerinin Zencîr usulünü teşkil eden usûllerin bağlantılarına konumlandırılmasıyla geçkiler oluşmasının önlendiği ve usûle özgün bir nitelik kazandırıldığı görülmüştür
BESTECİLİKTE FANTAZMAGORYA: GELENEKSEL TÜRK MÜZİĞİNDE BESTECİLİĞİN BAZI ZİHİNSEL VE TOPLUMSAL DİNAMİKLERİ
Sinemanın icadından önce “büyülü fener” olarak adlandırılan optik bir makine aracılığıyla illüzyonlar üretilmesine imkân veren bir teknoloji geliştirilmişti. Zamanla bu teknolojinin sayesinde hayaletlerin, iskeletlerin, ölülerin… hareketli illüzyonlarının sergilendiği, fantazmagorya adıyla bilinen korku gösterileri Avrupa’da popülerlik kazandı. Bu gösterilerin yaygınlaşmasının ardından sosyoloji, felsefe, psikoloji, edebiyat ve müzik gibi birçok alanda fantazmagorya kavramı metaforlaşmış, zihinsel işleyiş mekanizmalarını, nesnelerin sosyal görünümlerini, mimetik ezgileri betimler şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Makalede fantazmagorya kavramının metaforik anlatım kapasitesi kullanılarak, bestecilikte rastlanılan bazı zihinsel ve toplumsal dinamikler geleneksel Türk müziğine ait örnekler üzerinde açıklanmıştır. Yöntem olarak, müzik inceleme, kavram analizi, ekolojik sistemler kuramı, kimyasal denge, autopoiesis ve Le Chatelier prensipleri kullanılarak Platonik diyalektikle, bu çalışmada inşâ edilen haliyle fantazmagorya kavramının ne ve nasıl olduğu, neler olmadığı açıklanmıştır. Kavrama yüklenen yeni anlamları örneklendirebilmek için eser olarak Tanburi Cemil Bey’in Şedaraban Sazsemaisi’nin, bazı diğer besteciler üzerinde; Şevki Bey, Hacı Ârif Bey ve Hüseyin Fahreddin Dede’nin kendi bestecilikleri özelinde tespit edilen çeşitli fantazmagorik durumlar açıklanmıştır. Bestecilikte fantazmagorya kavramının mimetik fantazmagoryalar ve “müzikal şey” fantazmagoryaları olmak üzere iki çeşidi tanımlanmıştır. Müzikal şey fantazmagoryaları ise doğrudan fantazya ürünü olan, uzun süre maruz kalmak sonucu gelişen, ekosistem etkileriyle gelişen alt türlere ayrılmak üzere sınıflandırılmıştır
Suzidil Makamındaki İki Ağır Semainin Karşılaştırmalı İncelenmesi
Bestelenmiş bir müzik eserinin üslubuna dair araştırmalar her ne kadar soyut ve betimsel bir zemin üzerinde düşünülmeye yatkınsa da, bir bestenin biçim ve bileşenlerinin özgün nitelikleri üzerinden üsluba dair bilgiler üretmek mümkündür. Biçim, makam, usul ve vezin gibi gelenek içinde doğal bir seçilime tabi tutularak günümüze gelen sabit unsurlar, yorumlanabilir ve kısmen değiştirilebilir öz niteliklere sahiptir. Bestecilerin bu unsurlar üzerinde gösterdikleri üslup özellikleri kolayca fark edilebilir olsalar da, bunların bestecilerin kendi üretimleri mi oldukları, yoksa gelenekten nakledilen özellikler mi oldukları problemine kesin cevap sunmak oldukça zordur. Bunların haricinde kalan diğer besteleme davranışları ise üsluba dair daha belirleyici etkenler olarak rol oynayabilir. Bahsedilen probleme cevap aramak ve varsayımı sınamak için bu makalede aynı tür, makam, usul ve biçimde, farklı bestecilere ait, çeşitli sanatçıların yorumlarıyla “benzer” üslupları taşıdığı düşünülen iki Suzidil ağır semai incelenmiştir. Metin merkezli yapısal inceleme yöntemi eserler üzerinden tek tek uygulandıktan sonra işlevsel incelemeler yapısal veriler üzerinden karşılaştırmalı olarak yürütülerek iki eserin dinleyicilerde oluşturduğu üslup benzerliği algısının hangi müzikal etkenlerle meydana geldiği açıklanmıştır. Makalede müzikal tecrübelerle varlığı anlaşılan bir üslup birliğinin akademik yöntem ve unsurlar aracılığıyla detayları araştırılmıştır. Ayrıca bazı üslup özelliklerinin makamlarda yerleşik olarak bulunabileceği gibi bir diğer sonuca da ulaşılmıştır
Geleneksel Türk Müziği Usullerinde Denge
Geleneksel Türk müziğinde kullanılan usullere dair yapılan çalışmalar genellikle bu usullerin hangi bileşenlerden oluştuğuna dair önermeler ve darplarının/velvelelerin nasıl düzümlendiğine dair tespitler gibi bağlamlarda şekillendirilmiştir. Oysa özellikle büyük usullerin başlı başına bütünlük taşıyan müzikal fikirler oldukları göz önünde bulundurulursa bu müzikal fikirler üzerinde yapısal ve işlevsel araştırmalar sayesinde daha detaylı bilgiler mümkün hale gelecektir. Makamlara dair bazı nitelikleri açıklayabilmek adına oluşturulmuş niseb-i şerife kuramı gibi usuller ve usul bileşenlerine dair kıyasa veya orana dayalı yöntemlerle çözümlenebilecek bazı sistematik bulgulara ulaşacak kuramlar üretmek bu imkânlar dâhilindedir. Bu makalede bahsi geçen konuya zemin hazırlamak amacıyla geleneksel Türk müziği dağarında bulunan küçük ve büyük usullerin kuvvetli zaman - zayıf zaman ve kuvvetli darp - zayıf darp unsurlarının belirli bir dengeyle kullanılıp kullanılmadığı, yüksek, orta veya düşük dengeli tasarımlarda ne gibi ilişkilerin bulunduğu gibi sorulara cevaplar aranmıştır. Araştırmanın örneklemi geleneksel Türk müziğinde kullanılan usullerin büyük usuller ve küçük usuller olarak ikiye ayrıldığı sınıflandırmayla belirlenmiştir. Makalede belirlenen varsayımlar ve parametreler büyük ve küçük usuller üzerinde tatbik edilip değerlendirildikten sonra usullerin tümü üzerinde süreç tekrar edilerek geleneksel Türk müziğinde kullanılan usuller hakkında oran ve kıyasa dayalı yeni bilgilere ulaşılmış ve
sonuç olarak bu alanda kullanılabilecek yeni bir yöntem önerilmiştir
The Journey of a Musical Idea: An Investigation into a Musical Form Through Society and Time
In the story and reconstruction of cultural traditions, active notions such as individual memory and social memory play a significant role. It is widely accepted that the various elements constituting a tradition must have been produced or practiced by an individual first before they are spread around the society they are related to. It follows that this product or practice can only start to be rooted in its place within the related tradition through other individuals’ conscious memory, before it takes roots deeper into the unconscious levels of both the individuals and the society. Accordingly, a musical idea generated by Hacı Arif Bey, who is generally accepted as the founder of “the song reform”, is identified, analyzed, and traced down throughout the modern age of a reconstructed/reformed traditional Turkish art music in this essay. The solution he found for composing a specific vezin (mef’ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün/fa’lün) with the usul Türk Aksağı which is scaled with a 5/8 rhythmic structure is the main element of this study and is analyzed structurally and functionally. Hypothetically, this musical idea is accepted as ‘the origin’, because no similar ideas have been found in a scan of traditional Turkish art music repertoire. This musical idea is investigated throughout the meşk chain (or other musical relations), which is the teacher-student sequence. The spread of the musical idea is also analyzed to explain how the continuity of the meşk chain’s is achieved. As a result of this study, a demonstration of a musical idea that gets transferred throughout the generations is made, and as a side result, structural plans of the songs constructed with the usul Türk Aksağı and the vezin ‘mef’ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün/fa’lün’ are given
SESTEN NOTAYA: SÛZİNÂK İLÂHÎ, “AŞKIN İLE ÂŞIKLAR” ÖRNEĞİ
Geleneksel Türk müziğinde meşk sisteminin zayıflamasıyla, bu müzik kültürünün repertuvar, bestecilik, icrâcılık ve eğitimcilik gibi alanlarında bir takım boşluklar oluşmuştur. Bu durumda geleneksel repertuvarın korunması maksadıyla eserler notaya alınarak yazıya aktarılmıştır. Eserlerin unutulmaması amacına odaklanan söz konusu nota yazılarında müzikal detaylara ait bazı bilgilerin ihmâl edilmesi, meşk sonrası dönemin müzisyenlerinin bu bilgilerden ve bu bilgilerin pratiklerinden mahrum kalmasına sebebiyet vermiştir. Bu makalede, günümüze ulaşan nota yazıları üzerinden yapılacak incelemelerinin bahsi geçen sorunların olumsuz etkilerinin indirgenmesinde fayda sağlayabileceği önermesi ile yola çıkılmıştır. Makalede, Sûzinâk makamındaki ve Yunus Hz.’ne ait “Aşkın ile âşıklar” ve “Taştı rahmet deryâsı” güfteleriyle okunan bir ilâhînin beş farklı yazılı nüshası karşılaştırılmıştır. Nüshalar arasında dikkat çeken farklılıkların daha çok usûl çerçevesinde gerçekleşmiş olması; sözlü olarak yaratılan, daha sonra sözlü kültür ortamında belli bir süre aktarılarak değişimini sürdüren eserin yazıya geçirilmesi sürecinde aksaklıklar yaşandığına işaret etmektedir. Makalede; eserin güfte ve beste özellikleri usûl-vezin-ezgi ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmiş, özellikle ritm kesitleri ve sözlerin beş nüshada sergilediği ilişkiler saptanarak altıncı bir nüsha oluşturulmuştur. İnceleme sonucunda; eserin mevcut nüshalardan farklı bir usûl ile yazılması durumu tartışılarak bu konuda bir öneri getirilmiştir. Geleneksel Türk sanat müziğinde nota yazımında usûllerin mertebeleriyle ilgili bazı sorunların da altı çizilmiştir
AHMED AVNİ KONUK’UN DİLKEŞİDE ESERLERİ KAPSAMINDA BESTECİLİK ÜSLUBU
Geleneksel Türk müziğinin yaşaması ve geleceğe aktarılabilmesi için kritik öneme sahip olan bestecilik, bestecilerin gelenekten gelen bir üslup ile özgün karakterlerini özdeşleştirerek besteledikleri çeşitli eserler aracılığıyla günümüze kadar gelebilmiştir. Bu geleneğin geçiş noktalarından birinde besteci olarak yer alan Ahmed Avni Konuk, Zekâi Dede’den aldığı derslerle başladığı mûsiki çalışmalarını ömrünün sonuna kadar devam ettirmiştir. Besteciliğinin yanı sıra hocasından meşk ettiği dinî ve din dışı formdaki eserleri en küçük ayrıntısına kadar hâfızasında koruyup öğrencilerine aktarmıştır. Bu eserlerin gelecek nesillere aktarılmasında sağlam bir köprü vazifesi görmüştür. Geleneksel Türk müziğinin geniş hacimli beste türlerinden biri olan kar-ı natık türünde, 119 makamı örnekleyerek bu türde gelenekteki benzerleri arasında en çok makamı anlatan eseri bestelemiştir. Bazı eserlerini yalnızca edvar kitaplarından edindiği bilgilerle ve buradan öğrendiği makamlarla bestelemiştir. Birçok tür ve biçimde bestelediği eserlerindeki üslubu ile dönemi içerisindeki önemli besteciler arasında yerini almış, çeşitli çevrelerce Itri ekolünün son temsilcisi olarak kabul edilmektedir. Bestecilik alanında yapılan araştırma ve çalışmaların henüz akademik literatürde detaylandırılmaması, sayıca az olması gibi sebeplerle ve geleneksel Türk müziğinin akademik literatürüne bestecilik alanına katkı sağlanması bu araştırmada iv amaçlanmıştır. Gelenekten gelen üslubu bestecinin kendi içinde özümsemesiyle ortaya çıkan eserlerindeki üslubu araştırılmıştır. Çalışmada bestecinin hayatıyla ilgili bilgilerin belirsizliğini ortadan kaldıracak bilgiler, yaşamı boyunca çeşitli form ve türlerde bestelemiş olduğu eserlerin usul-vezin, sözel yapı ve ezgisel yapı ilişkileri karşılaştırmalı olarak inceleme yöntemleriyle açığa çıkarılmıştır. Eserlerin yapısal ve fonksiyonel analizleri yapılmış ve bu incelemeler doğrultusunda edisyon kritik yöntemiyle nüshalar yeniden yazılmıştır. Bestecinin kendi terkibi olan Dilkeşide makamını nasıl irdelediği ve bu çerçevede oluşan eserlerinin dokusu araştırılmıştır. Bestecilik alanındaki eğitim veren kurum ve kuruluşların yararlanabilmesi amaçlanmıştır
HÂŞİM BEY’İN ŞEHNÂZ İLÂHÎSİ VE UNUTULAN ŞEHNÂZ MEVLEVÎ ÂYÎN-İ ŞERÎFİ
Türk müzik târihinin önemli şahsiyetlerinden biri olan Hâşim Bey, Hamâmîzâde İsmâil Dede Efendi’nin meşk silsilesinin bir halkası olmasıyla, hocalığıyla, bestekârlığıyla, saray hizmetleriyle ve yazdığı mecmuayla meşhur olmuş bir sanatkârdır. Mevlevîlik ve Bektâşîlik yollarına müntesîb olduğunu bildiğimiz bestekârın müellifi olduğu mecmuaya dâhil ettiği edvârında aktardığı müzik ve insan vücudu hakkındaki ezoterik bilgiler de kendisinin tasavvuf zevk-i mânevîsine bağlı olduğu fikrini pekiştirmektedir. Buna rağmen bugün geleneksel TSM repertuvarımızda bestekârın müzik yapıtları arasında tek bir Şehnâz eser hâriç ilâhî bulunmamaktadır. Sanatkârın eserleri âyîn, beste, ağır semâî, yürük semâî, köçekçe ve şarkı olarak karşımıza çıkmaktadır. Çeşitli kaynaklarda çokça Bektâşî nefesi bestelediği fakat bu tasavvuf yolunun gizliliği dolayısıyla bestekâr isminin saklanması sebebiyle eserlerin meçhulleştiği, ayrıca bestelediği iki Mevlevî âyîn-i şerîfin de mevlevîhânelerde icrâdan men edildiği ve bunlardan Şehnâz makâmında bestelenmiş olanın zamanla unutulduğu kaydedilmiştir. Sûzinâk makâmında bestelenmiş olan diğer âyînin eski kaynaklar kendi zamanlarında bilindiğini kaydetmişse de, günümüzde Mevlevî âyînleri alanında yapılan çalışmalarda bu âyînin de bestesine rastlanmamıştır. Bu çalışmada müzikal biçim üzerinde yoğunlaşan bir incelemeyle, sanatkârın günümüze ulaşan tek ilâhîsi ve günümüze ulaşamamış olan Şehnâz Mevlevî âyîni araştırılmış ve aralarındaki ilgi tespit edilmiştir
Usul As a Musical Idea: The Case of The Usul Zencir
Evaluating the fundamental components of traditional Turkish music, particularly the concepts of "usul" (rhythmic composition) and "makam" (musical mode), as well as their significance in the composition and performance of works, has been a focus not only in musical practice but also in academic music studies. Nevertheless, certain issues pertaining to the functional analysis of rhythms, especially the larger rhythmic cycles, such as what they inherently represent in musical reality, how they are utilized, comprehended, and what roles they play in the composition and performance processes, have not been thoroughly discussed in academic literature. This study delves into the concept of "usul" beyond its role as a rhythmic composition, exploring how it exists as an independent musical idea within the context of tradition, and addressing its importance, function, and definition. The usul "Zencir"s rhythmic pattern, with its temporal complexity and the homogeneous elements within its compound structure, i.e., its ability to combine various constituent usules into an integrated usul, is selected as a focal point for investigation due to its potential to provide valuable insights in this regard. The compositions in the "Zencir" usul by three different composers from various periods (Itrî, Hacı Sadullah Ağa, Tanbûrî Ali Efendi) are examined within the context of this study. Comparative text-based structural and functional analysis methods are employed as the primary tools for examining these compositions. The data is visualized through various tables, and these visuals are used to derive new insights or present findings that could potentially serve as evidence for certain propositions. Cooperative relationships between subunits of usul, melody, and lyrics are explored to provide a deeper understanding of rhythmic patterns. In order to shed light on the role of the usul "Zencir" in shaping musical phrases and motives, forming the thematic content of a composition, and its impact on the syllabic structure of lyrics within the context of composition and performance processes, this study aims to investigate how the concept of "usul" functions as a musical idea within a traditional Turkish music piece. In conclusion, this research provides a detailed and novel perspective on the significance, structural characteristics, and functional attributes of the unique larger rhythmic patterns in traditional Turkish music, particularly within the framework of the usul "Zencir", in the composition and performance processes.Başta "usul" ve "makam" kavramları olmak üzere, geleneksel Türk müziğinin temel bileşenlerini ve bunların eserlerin bestelenmesi ve icrasındaki önemini değerlendirmek, sadece müzik pratiğinde değil, akademik müzik çalışmalarında da odak noktası olmuştur. Bununla birlikte, ritimlerin, özellikle de büyük ritmik döngülerin, müzikal gerçeklikte özünde neyi temsil ettikleri, nasıl kullanıldıkları, anlaşıldıkları, besteleme ve icra süreçlerinde ne gibi roller oynadıkları gibi işlevsel analizlerine ilişkin bazı konular akademik literatürde derinlemesine tartışılmamıştır. Bu çalışma, "usul" kavramını ritmik bir kompozisyon rolünün ötesine taşıyarak, gelenek bağlamında bağımsız bir müzikal fikir olarak nasıl var olduğunu araştırmakta ve önemini, işlevini ve tanımını ele almaktadır. "Zencir" usulünün ritmik kalıbı, zamansal karmaşıklığı ve bileşik yapısındaki homojen unsurlar, yani çeşitli kurucu usulleri
bütünleşik bir usulde birleştirme yeteneği ile bu konuda değerli bilgiler sağlama potansiyeli nedeniyle araştırmanın odak noktası olarak seçilmiştir. Farklı dönemlerden üç farklı bestekârın (Itrî, Hacı Sadullah Ağa, Tanbûrî Ali Efendi) "Zencir" usûlündeki besteleri bu çalışma kapsamında incelenmiştir. Karşılaştırmalı metin tabanlı yapısal ve işlevsel analiz yöntemleri, bu kompozisyonları incelemek için birincil araçlar olarak kullanılmaktadır. Veriler çeşitli tablolar aracılığıyla görselleştiriliyor ve bu görseller yeni içgörüler elde etmek veya belirli önermeler için potansiyel olarak kanıt görevi görebilecek bulgular sunmak için kullanılıyor. Usul, melodi ve güfte alt birimleri arasındaki işbirlikçi ilişkiler, ritmik kalıpların daha derinlemesine anlaşılmasını sağlamak için araştırılmaktadır. Bu çalışma, besteleme ve icra süreçleri bağlamında "Zencir" usulünün müzikal cümle ve motiflerin şekillenmesindeki rolüne, bir bestenin tematik içeriğini oluşturmasına ve güftenin hece yapısına etkisine ışık
tutmak amacıyla, "usul" kavramının geleneksel bir Türk müziği eserinde müzikal bir fikir olarak nasıl işlev gördüğünü araştırmayı amaçlamaktadır. Sonuç olarak bu araştırma, geleneksel Türk müziğindeki özgün büyük ritmik kalıpların, özellikle "Zencir" usulü çerçevesinde, besteleme ve icra süreçlerindeki önemine, yapısal özelliklerine ve işlevsel niteliklerine ilişkin ayrıntılı ve yeni bir bakış açısı sunmaktadır
MUHAMMES VE HAFİF PEŞREVLERİN USUL GERÇEKLEŞMELERİ BAKIMINDAN AYIRT EDİCİ UNSURLARI
Geleneksel Türk müziğinde usul kavramı, icra, eğitim, beste ve repertuvar aktarımı açısından temel bir yapı taşı olmasına rağmen, tarih boyunca daha çok sözlü kültür ve meşk sistemi aracılığıyla aktarılmış; yazılı kültürde ve akademik literatürde ise yeterince derinlikli bir şekilde yer bulamamıştır. Özellikle büyük usuller olarak tanımlanan yapıların tarihsel süreç içerisindeki değişimleri, uygulama biçimleri ve besteleme sürecindeki işlevleri üzerine yapılan çalışmalar sınırlıdır. Bu bağlamda, tez çalışması kapsamında eş süreli, 32 zamanlı Muhammes ve Hafif usullerinin ağır olmayan mertebeleri, peşrev türünde bestelenmiş eserler örneğinde karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada, usul-ezgi ilişkisi yapısal ve işlevsel inceleme yöntemleriyle ele alınmış; amaçlı örneklemle seçilen peşrevlerin birinci hane ve teslim bölümleri detaylı biçimde incelenmiştir. Peşrevlerin müzik cümlesi yapıları, motif bölütlenmeleri ve hane/teslim oranları arasında belirgin benzerlikler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ezgisel yapıların usulün darp gruplarına göre şekillendiği, usul-ezgi ilişkisinin motif algısını doğrudan etkilediği sonucuna ulaştırmıştır. Başlangıç cümlecikleri ve karar kısımları, usulün temsili açısından en güçlü konumlar olarak ön plana çıkmıştır. Tarihsel kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda, Muhammes ve Hafif usullerinin kökenleri ve adlandırmaları incelenmiş, Safiyyüddin Urmevî’nin tanımlamalarıyla bu iki usul arasında eş zamanlılık olsa da mertebe farklılığı ilişkisi iv olabileceği değerlendirilmiştir. Çalışma bulguları, söz konusu usullerin yalnızca ritmik değil, aynı zamanda ezgisel biçimleniş açısından da ayrıştığını ortaya koymuştur. Usulü belli olmayan bir eserin usulünün tespitinin veya bu usullerde besteleme süreçlerinin gerektirdiği durumlarda, bu tezde sunulan yapısal ve işlevsel bulgular eser analizi sırasında destekleyici bir işlev göreceği öngörülmektedir. Aynı zamanda bu bulgular icra sırasında motiflerin, cümleciklerin, kararların… nasıl ifade edileceğine dair bir teori şekillendirmeyi de mümkün kılmaktadır
- …
