744 research outputs found
UP 1948-2008: Uygulama Projesi Atölyesi kayıt defteri: MSGSÜ MF Mimarlık Bölümü Uygulama Projesi Atölyesi
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Uygulama Projesi Atölyesi, (UP)’nin elli yılı / Prof. Orhan Şahinler ;
Güzel Sanatlar Akademisi’nde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesine: Mimarlık Bölümü eğitim programlarında uygulama projesi atölyesi / Prof. Dr. Nesrin Dengiz, Yrd. Doç. Dr. Ayşegül Kuruç ;
1/100 ölçekli öğrenci çalışmaları (ön proje/kesin proje) ;
1/50 ölçekli öğrenci çalışmaları (uygulama projesi) ;
Ekler (Kurumsal yazışmalar-tablolar) ;
Kaynakla
Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Lisansüstü Eğitim-Öğretim Kılavuzu 2000
Sanat eğitimi alanında Türkiye'nin en eski yüksek öğretim kurumu
olan Mimar Sinan Üniversitesi; ressam, arkeolog ve müzeci Osman
Hamdi Bey tarafından 1882 yılında Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi adıyla kurulmuştur.
1928 yılında adı Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne dönüştürülen
Kurumumuz, o tarihten beri genç Türkiye Cumhuriyeti'nin ihtiyaç duyduğu
mimar ve sanatçı kadrolarının yetişmesi konusunda önemli bir görev
üstlenmiştir .
Üniversitemiz 1982 yılında Mimar Sinan Üniversitesi olarak yeni kompozisyonuna
kavuşmadan önce, mimarlık ve güzel sanatların tüm dallarında 5
yıl süreli diplomaya yönelik bir öğretim modeline sahipti. Lisans sonrası
"Doktora" ve "Sanatta Yeterlik" eğitimi ise kurumumuzda 1968 yılında yürürlüğe
giren 1172 sayılı Güzel Sanatlar Akademisi Kanunu ile başlamıştır
Serenat: takı sergisi = Jewelry exhibition, 24-31 Ekim 2018, MSGSÜ Bomonti Yerleşkesi, İstanbul
Kapak resmi: Leylek figürü, Sinop Kazısı, XVI no.lu mekandaki döşeme mozaiğinden ayrıntı. Geç Roma - Erken Bizans Dönemi (4-6. yüzyıl)
22. Uluslararası Orta Çağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu kapsamında, 24-31 Ekim 2018 tarihlerinde MSGSÜ Bomonti Yerleşkesi’nde yer alan Canan Alimdar’ın “Serenat” takı sergisi’ kataloğu olarak hazırlanmıştır.22. Orta Çağ ve Türk Dönemi Kazı ve Sanat Tarihi
Araştırmaları Sempozyumu kapsamında iki takı
sanatçısının gerçekleştirdiği Bir Tema İki Sanatçı Sergisi'nin konusu Sinop
Balatlar Kilise Kazısında gün ışığına çıkarılan Erken Bizans Dönemi'ne
( 5-6.yüzyıl) ait döşeme mozaikleridir. Mozaikler burada gömülmüş olan din
adamları ve kentin elitlerinin mezarlarının üzerini örtmektedir. Mozaiklerdeki
yazıtlar Balatlar'daki manastır mezarlığına gömülmüş olan kişilerin ismini,
kimler tarafından ve ne amaçla yaptırıldığını yansıtması açısından çok
önemlidir. Mozaiklerin konuları 5-6.yüzyıl sanat eserleri üzerinde sıklıkla
görülen Tanrıya adak sunmak, Kutsal ruhun inançlı insanların üzerine inmesi,
diriliş, ölümün son olmadığı, sonsuzluk, cennet ve çeşitli kuş figürleri birbirine
düğümlerle bağlanan madalyonlar içerisindedir. Meyveler ve bitki dalları
boşlukları doldurmaktadır.
Her iki takı sanatçısı bu kompozisyonları yerinde görmüş ve kendi yorumlarını
katarak eserlerini yaratmışlardır. Ortak bir temanın, iki ayrı takı sanatçısının
üzerindeki etkileri, kendi bilinç ve hayal dünyalarıyla birleşerek sergide
gördüğümüz eserlerin doğmasına yol açmıştır
Kırsal alan planlaması tartışmaları 1999-2009
Ülkemizde planlama, uzun yıllar sanayileşme ve modernleşme süreciyle hızlı bir
değişime maruz kalan kentlerin büyüme sorunlarıyla baş etmeye çalışmış, kırsal
alanlar kentleşmenin sorunlarıyla ilgilenen bu meslek alanının gündemi dışında
kalmıştır. Geleneksel planlama pratiğinde tarım alanları, ormanlar, nehirler kentsel
yayılmanın önünde bir eşik olmanın ötesinde fazla yer almamıştır. Bölge ölçeğinde
planlar sanayileşmeye, kentsel merkezlere, kentsel gelişme akslarına odaklanmıştır.
Kırsal alanlar, “kentin dışında kalan her yer” olarak tanımlanmakta; değişmeyen,
toplumsal ve ekonomik olarak homojen alanlar olarak kabul edilmektedir.
Buna karşın kırsal alanları kısmen anlamaya kısmen de değiştirmeye yönelik çabalar
olmuştur. Cumhuriyet’in ilk yıllarında köyü modernleştirmek amacıyla hazırlanan
köy planları; 1940lı yıllarda köy enstitüleri; 1960lı yıllarda, başta Mübeccel
Kıray olmak üzere birçok araştırmacının Anadolu köylerinde toplumsal ve ekonomik
değişimi inceledikleri köy çalışmaları; 1970lerden sonra köylerden kente göçü
önlemek için geliştirilen köy-kent ve merkez köy uygulamaları ve 1990lardan sonra
köye dönüş projeleri, dönemsel de olsa kırsal alanların düşünüldüğünü, tartışıldığını
göstermektedir.
2000ler ise kırsal alanların yeniden dikkat çekmeye başladığı bir dönemdir. Daha
önce ekonomik gelişmeyi geriden takip eden ve hatta gelişmenin önünde engel teşkil
ettiği düşünülen kırsal alanlar, bu kez küresel ekonominin odağına yerleşmiştir.
Uluslararası tarım politikaları ve AB ile ilişkili süreçler, üretimi serbest piyasa içine
çekmekte, kırsal alanlar ulusal ve ulus-ötesi yatırımlar için cazip yerler olarak görülmektedir.
Ülkemizde de birkaç yıl arayla hazırlanan Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi
ve Kırsal Kalkınma Planı, kırsal alanların kurumsal düzeyde gündeme geldiğini
göstermektedir.
Planlamada kentin odak olduğu eski yaklaşımlar artık yerlerini, bölgesel, ulusal ve
ulus-ötesi bağlantılarıyla kır ve kenti birlikte ele alan ve mekânsal stratejilere kırsal
alanları da katan yeni yaklaşımlara bırakmak durumundadır. Kırlar, yalnız tarımsal
üretim için değil, altyapı ve hizmet yatırımları için de sermayeyi çeken yapısıyla
ekonomik değişmenin bir parçası olmuştur. Bu yeni koşullarda kırla ilgili yeni
sorun alanları da ortaya çıkmaktadır; kırsal yoksulluk, kırsal evsizlik, kırda kadın
emeğinin durumu, tarımdan dışlanan kesimlerin geleceği gibi konular ele alınmayı
beklemektedir.
Kırların yeniden tartışılmaya başlamasının bir nedeni de doğanın artık geri dönülmeyecek
biçimde bozulmakta olmasıdır. Kentlerin yarattığı kirlenmenin dışında,
kırsal alanlar üzerinde birçok tehdit vardır: Toprağın aşırı kullanımı; kimyasal girdilerle
suyun ve toprağın kirlenmesi; yolcu ve yük taşınması sırasında doğaya verilen
zararlar; turizmin yarattığı baskı; kentsel nüfusun kırlarda yerleşme eğilimi ve bunun getirdiği konut ve hizmet yatırımları; kentsel yaşam biçiminin ve tüketim
eğilimlerinin kırsal alanlara doğru yayılması; “rurbanisation” olarak adlandırılan
tersine bir nüfus hareketi. Kırsal alanların korunması artık dünyanın geleceği için
yaşamsal bir önem taşımaktadır.
Bu kitap, 1999-2009 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Şehir
ve Bölge Planlama Bölümü tarafından, kısmen kurumsal işbirlikleriyle gerçekleştirilmiş
olan “Kırsal Alan Planlaması Seminerleri”nin bir derlemesi niteliğindedir. Kırsal
alan seminerleri dizisi, 1999 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde
küçük bir konferansla başlamıştı; zamanla, kentin sorunlarına odaklanmış olan şehir
ve bölge plancılarına kırsal alanların varlığını hatırlatmanın yanı sıra, konuyla
ilgili meslek gruplarının plancılarla bir araya gelmesi için bir ortam oluşturdu.
Yıllar içinde konunun öneminin artması ve yavaş da olsa plancıların ilgi alanına
girmesiyle birlikte seminer konuları çeşitlendi, katılım arttı. Bugün kırsal alanlar
önümüzde geniş bir çalışma alanı olarak giderek daha belirgin hale gelmektedir.
Bu kitapta, geriye doğru bir bakışla son on yılda kırsal alanlarla ilgili değişen gündemin
izlenmesi mümkündür. Başlangıçta köy-kent ya da köy ölçeğinde yapılan iyileştirme
çalışmaları gibi konular ele alınmıştı. Daha sonra kırsal alanlarımızda yapısal
değişimlere neden olan ve uluslararası anlaşmalarla belirlenen tarım politikaları
ve AB ilişkileri üzerinde seminerler yapıldı Son dönemlerde ise doğal alanların korunması,
havza ölçeğinde planlama konuları ele alındı. Son seminer, kırsal alanlarla
ilgili ulusal strateji ve planların hazırlandığı, kırsal planlamaya yönelik kurumsal
yapılanmaların oluşturulduğu bir dönemde, kırsal yerleşimlerin planlamasına dair
farklı ülke örneklerinin ele alındığı uluslararası bir toplantı şeklinde oldu.
Kırsal Alan Planlaması Seminerleri’nin ortaya çıkmasında olduğu kadar, kırsal planlamanın
Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde bir eğitim ve araştırma konusu olarak
geliştirilmesinde en büyük pay kuşkusuz dönemin Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet
ÇUBUK’a aittir. Kendisine teşekkür ediyoruz. Bu süre içinde seminerlerin gerçekleşmesinde
verdikleri destekler için Prof. Dr. Aykut KARAMAN’a, Prof. Dr. Güzin
KONUK’a, Prof. Dr. Rahmi AKSUNGUR ve Prof. Dr. İsmet Vildan ALPTEKİN’e teşekkür
ediyoruz. Ayrıca ilk konferansların düzenlenmesinde emekleri geçen Prof. Dr.
Nazmi YILDIZ’a da teşekkürü bir borç biliriz.
Bugüne kadar yapılan seminerlerin organizasyonunda yer alan ekip olmasaydı,
kuşkusuz bu kitap da ortaya çıkmayacaktı. Bu birikimin oluşmasına büyük katkıda
bulunan, isimleri ve katkıları kitapta zikredilen tüm arkadaşlarımıza çok şey borçluyuz.
Birlikte son derece verimli seminerler düzenlediğimiz Çevre ve Orman Bakanlığı,
Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı; Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi;
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğü’ne
ve bu kurumların birlikte çalıştığımız temsilcilerine teşekkür etmek istiyoruz.
Bu kitabın son şeklini almasında, 1999-2004 yılları arasındaki bildirilerin bir cd’de
toplanarak erişilebilir hale getirilmiş olması, kuşkusuz büyük kolaylık sağlamıştır. Bu süreçte emeği geçen arkadaşlarımıza ve özellikle titiz ve özenli derleme çalışması
için Maya ARIKANLI ÖZDEMİR’e teşekkür ediyoruz.
En önemlisi de seminerlere yaptığımız davetleri mütevazı şartlarımıza rağmen kabul
eden, değerli katkılarını bizden esirgemeyen bildiri sahiplerine fikirlerini, tecrübelerini,
önerilerini hepimizle paylaştıkları için şükran borçluyuz. Kitabın hazırlanması
uzun bir zaman sonra gerçekleştiği için bazı bildiri sahiplerine ulaşılamamış,
paneller ve tartışmalar kitapta yer alamamıştır. Bu konudaki eksiklikler için özür
diliyor ve yapılan her türlü katkının basılmamış olsa bile bu seminerlere çok şey
katmış olduğunu belirtmek istiyoruz.
Bu kitap, kırsal alanları planlamanın gündemine taşıma yönünde on yılı aşkın bir
çabanın bir ürünüdür. Aynı zamanda kat edilmesi gereken uzun bir yolun başlangıcı
olarak da değerlendirilebilir. Kitabın kırsal alanlar üzerine düşünen, tartışan,
yazan kişiler için olduğu kadar, konuyla ilk defa karşılaşan öğrenciler için de yararlı
bir kaynak olması en büyük dileğimizdir
Mimarlık medya sanat = Architecture media art
Üniversitemiz Mimarlık Bölümü, Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı’nın 24-26 Kasım 2010 tarihleri arasında gerçekleştirmiş olduğu Uluslararası Mimarlık-Medya_Sanat Sempozyumu/International Architecture_Media_Art Symposium, mimarlık ve sanat arasındaki ilişkiyi, bu ağ içerisinde yer alan çeşitli dinamikler aracılığıyla sorgulamayı amaçlayan bir sempozyumlar dizisinin ilkiydi.
Bugün, yerli ve yabancı katılımcılara ait bildirilerin yanı sıra çağrılı konuşmacıların sunumlarıyla zenginleşerek söz konusu kavramlar ve disiplinler arası bir iletişim platformu oluşturmayı başaran bu sempozyumun elinizde bulundurduğunuz kitabını, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi yayınları arasında görmenin mutluluğunu sizlerle paylaşıyoruz.SUNUŞ 7
Prof. Yalçın Karayağız
GİRİŞ 9
INTRODUCTION 11
AÇIŞ KONUŞMASI 13
Doç. Dr. Aylâ Antel
OPENING SPEECH 15
Doç. Dr. Aylâ Antel
Sokaktan Çıkan Medya Sokağa Taşan Medya-Gerilla Pazarlama 17
Gizem Erdoğan
“Eksik Sizsiniz Hanfendi”: Televizyon Reklamlarında Yaratılan
Mutfak Mekânları ve Cinsiyetleri 28
Sevinç Alkan
Açalya Allmer
Rumour, Denunciation or Advertisement? Description and Criticism of
Architecture in the Aspect of Educational Pole of the Press 38
Agnieszka Marek
Meta, Mimarlık ve Sanat 46
Şehriban Çelebi
Bir Tüketim Nesnesi olarak Konut: Kapalı Yerleşmeler ve Tüketim Kültürü İlişkisinin Medya Üzerinden İncelenmesi 59
A. Nilay Evcil
S. Selhan Yalçın Usal
The Relationship Between Architecture and the Socio-Cultural Structure and Social Perception With an Example of Istanbul City 69
İsmet Şahin
Re-discovering the City Centers under Suburban Rules: A Celluloid Quest 84
Phevos Kallitsis
Çağdaş Sanatta Mekânda Işık Etkeni 94
Lebriz Rona
Recognition of Affecting Factors in Creative Architectural Phototography 102
Hedayat Shahbazi
Mohammad Reza Khakza
Farnaz Montazer
6
Sinema Filmlerindeki Mimarî Mekânlarda Kullanılan Kamera Hareketleri 111
Fatih Us
Art and Architecture in Media: The Representation of City, Design and
Behaviour in Science Fiction Movies 125
Sigrun Prahl
Tasarım Sürecinde Bilgisayar Destekli Çizim Programları; Eskizler Üzerinden Bir Değerlendirme 131
Selin S. Karaibrahimoğlu
Mimarlığın Yeni Kimliğinin Oluşmasında Hesaplamalı Bilimin Rolü 142
Deniz A. Yazıcıoğlu
Media, Computer Images and Gothic Architecture 152
Zeynep Aygen
Marina Hauer
Mağaza Tasarımında Geçicilik ve Süreklilik 164
S. Selhan Yalçın Usal
A. Nilay Evcil
Architecture Media Art: Towards the Dynamics of Production Tools and
Techniques in Nigerian Universities 175
Bankole Ojo
O. F. Kayode
Gbenga Fashuyi
Theory and Practice of Dispersion: Architecture and Interdisciplinarity 184
Eduardo Kairu
Gündüz Gökçe, Yükselen Ayaydın, Özer Erenman, Aydan Özgen armağanı: yapıda yenilikçi yaklaşımlar
Önsöz
Yapı üretimi bağlamında, mimarlığın teknolojik, çevresel, tarihsel ve tasarım
disiplinlerini yapısal açıdan ele alan bölümleri içeren bu kitap, Mimar Sinan Güzel
Sanatlar Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Yapı Bilgisi Bilim Dalı
Öğretim Üyeleri tarafından hazırlanmıştır. Hiç kuşkusuz yüksek öğretim kurumlarının
gelişmesi ve varlığını sürdürebilmesinde, kuruluşlarından itibaren görev yapan
hocaların katkısı önemli rol oynamaktadır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi,
Mimarlık Fakültesi bünyesinde yer alan, Mimarlık Bölümü, 1883 yılında Mekteb-i
Sanayi-i Nefise-i Şâhâne’nin kuruluşundan bugüne 132 yıldır eğitim faaliyetini
sürdürmektedir. Mimarlık Bölümü’nün ilk ders yılı 1882-1883 olarak bilinmekte
olup
1
, Yapı Bilgisi, o tarihten günümüze kadar mimarlık eğitiminin omurgasını
oluşturan temel disiplinlerden biridir. Bugün, Mimarlık Bölümü, Yapı Bilgisi Anabilim
Dalına bağlı bulunan Yapı Bilgisi Bilim Dalı tarafından lisans ve lisansüstü düzeyde
yürütülen dersler ile devam eden Yapı Bilgisi disiplini, Sanayi-i Nefise-i Şâhâne’nin ilk
müfredatında yer alan Fenn-i Mimari dersi kapsamında verilmekteydi. Fenn-i Mimari,
Tanzimat ile birlikte eğitime atfedilen özel önemin etkisiyle mimarlık bilgisi ve pratiği
ile ilgili yeni bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Alexandre Vallaury tarafından verilen
Fenn-i Mimari dersleri, bugünkü Yapı Bilgisi derslerinin başlangıcını oluşturur. Prof.
Dr. Zeki Sönmez’e göre; “Osman Hamdi Bey, Sanayi-i Nefise-i Şâhane Mektebi’nin öğretim
kadrosunu kurarken, Batı’da iyi bir teknik öğretim gördüğü anlaşılan ve İstanbul’da sürekli
mimari uygulamalar yapan A. Vallauri’yi Fenn-i Mimari öğretmeni olarak atamada fazla
tereddüt göstermemiştir. Yapılarının birçoğu günümüzde de kullanılan A. Vallauri, Sanayi-i
Nefise Mektebi’ne 2 Mart 1883 de atanmış ve istifa tarihi olan 10 Ağustos 1908 e kadar Fenn-i
Mimari Muallimi olarak görev yapmıştır
2
.”
Akyürek’e göre Sanâyi’-i Nefîse Mektebi’nde sanat tarihi dersi veren Sakızlı Ohannes
Paşa’nın 1308/1892-3’te basılmış olan Fünûn-i Nefîse Târihi Medhali’nde Fen kavramı
şöyle açıklanmaktadır: “Mimarlıkta iki ayrı cihet vardır ki bunlar ayrı ayrı şeyler ise de her
mimarda içtima etmesi lazımdır. Biri yapı, yahud kalfalık, diğeri fen cihetidir. Yapıcılık, yâhûd
kalfalık sıfatiyle mi’mâr lüzûm ve ihtiyâc cihetlerine sarf-ı zihn eder…”
Buna göre yapının teknik ve estetik boyutuna ilişkin hususlar Fenn-i Mimari kavramı
içinde yer almaktadır
4
. O dönemde Sanâyi’-i Nefîse Mektebi’nde mimarlığa ait teknik ve
bilimsel kuralların verildiği Fenn-i Mimari dersleri Philippe Bello’nun eğitim kadrosuna
katılması ile devam etmiştir. Aynı zamanda sırasıyla G. Mongeri, Mimar Vedat Bey, Asım Kömürcüoğlu ve Mimar Kemalettin Bey tarafından yürütülen atölye dersleri
mimarlık bilgisinin uygulamaya yönelik yapı bilgisini de kapsamaktaydı. Behçet Ünsal
bir makalesinde 1920 yılında mimari sınıfının ikinci yılının teferruat’ı mimariyye sınıfı
olduğundan bahseder. Muallim Mimar Kemalettin mimari prensipleri anlatmakta;
başlık, kemer gibi yapı elemanlarına ait çizimler yaptırmaktadır.
Atatürk’ün kültür devrimi programı içinde 1928’de Sanayi-i Nefise Mektebi’nin adı
Güzel Sanatlar Akademisi olarak değiştirilmiştir. Güzel Sanatlar Akademisi, Türkiye’de
“akademi” adını ve statüsünü elde eden ilk sivil yükseköğretim kurumudur. Sedad
Hakkı Eldem’in 1966 yılında yayınlanan Yapı kitabındaki Önsözünde Güzel Sanatlar
Akademisi’nde Yapı Kürsüsü’nün 1930 yılında kurulduğu, Kürsüye ilk olarak Prof.
Hans Poelzig’in başkanlık ettiği bilgisi yer almaktadır. Poelzig’in vefatından sonra Prof.
M. Schneer kürsüye başkanlık etmiştir
5
. Aynı dönemlerde, 1933 yılında yurt dışından
akademiye dönen Nazimi Yaver Yenal ise, Guinter adındaki bir iç mimari (tefrişat)
hocasının asistanı olarak göreve başlamıştır. Nazimi Yaver Yenal’ın bir yıl sonra hocası
olduğu bu ders kapsamında öğrencilere mobilya ve ince yapı detayları öğretiliyordu
6
.
1936 yılında Sedad Hakkı Eldem Yapı Kürsüsünün başkanı olmuştur. 1930-1966 yılları
arasında sırasıyla Hamdi Şensoy, M. Ali Handan, Maruf Önal, Muhteşem Giray, Turgut
Cansever, Utarit İzgi, Ferzan Baydar, Mahmut Bir, İlhan Türegün, Nüzhet İldeniz,
Vahit Erhan, Gündüz Gökçe, Tan Oral, Öktem İren, Özer Erenman ve Aydan (Akoba)
Özgen kürsüde görev yapmışlardır. 1941 yılında İnce Yapı ismiyle kaplama ve doğrama
konularını ele alan ikinci bir kürsü kurulmuş, kürsüye önce M. Ali Handan daha sonra
Utarit İzgi başkanlık etmiştir
7
.
Güzel Sanatlar Akademisi, Mimarlık Bölümü’nün basılı kaynak olan ilk müfredatı
1960-1961 Öğretim Yılına aittir. Bu belgeye göre o dönemde Yapı dersleri Sedad Hakkı
Eldem ve Hamdi Şensoy tarafından yürütülmekteydi. İki yıl süren derslerin içeriği ise
“Temeller, taşıyıcı duvarlar, açıklıklar, bacalar, kanallar, tonozlar, kubbeler, döşemeler,
ahşap inşaat, merdivenler, çatılar, örtü malzemeleri, teras çatılar, dereler, oluklar,
betonarme iskelet inşaat, cam duvarlar, tavanlar, ileri teknikli malzeme ile kaplamalar,
duvarlar “ olarak açıklanmaktadır. Aynı öğretim yılında üç yarıyıl olarak verilen İnce
Yapı dersleri ise Utarit İzgi tarafından yürütülmüştür. Dersin içeri ise “Binalarda çeşitli
tesirlere karşı koruma (izolasyon), doğramalar, kaplamalar, boya ve badana işleri” olarak
tanımlanmıştır. Yürütülen derslerde öğrencilere yapı elemanı detayları çizdirilmekte,
bunların dosya halinde teslimi istenmekteydi. Yapı ve İnce Yapı derslerinin bu
müfredatı 1973 yılına kadar devam etmiştir.
Sedad Hakkı Eldem’in başkanlığındaki dönemde öğrencilere yönelik bir Yapı kitabı
yayımlanmıştır. Bu kitap 1967’de basılmış olup, yapı atölyelerinin çalışma örneklerini
içeren detaylı çizimlerden oluşmaktadır. Kitabın önsözünde Sedad Hakkı Eldem
mimarlık eğitiminde yapı bilgisinin önemini şu şekilde vurgulamıştır: “Bir mimarın uvvetli bir yapı tekniği bilgisine sahip olması lüzumuna inananlardanım. Hatta daha ileri
giderek ve bilhassa memleketimizin durumunu göz önünde tutarak mimarın her şeyden evvel
iyi bir inşaatçı olması gerektiği fikrini savunduğumu belirtmek isterim. Modern metotlar kadar
daha ilksel ve dolayısıyla geleneksel metotlara hakim olunması lüzumu üstünde de durulmalıdır.
İyi bir mimarın ancak salim ve sağlam bir yapı tekniğine dayanabileceği en fazla bizim için
unutulmaması lâzım gelen bir gerçekti." İçeriğinde basit ve geleneksel yapı detaylarına
yer verilmiş olan Yapı kitabı mimarlık eğitiminde uzun yıllar boyunca bir kaynak kitap
olarak yerini korumuştur.
1973-1979 yılları arasında Yapı Kürsüsü kadrosunda yer alan öğretim üyeleri Hamdi
Şensoy, Rebii Gorbon, Yükselen Ayaydın ve Gündüz Gökçe, asistanlar ise M. Emin
Demirkan, F. Özer Erenman, Aydan Özgen, Bora Altay İsman ile Öğr. Gör. Akif Kutay’dır.
Bu dönemde Yapı dersleri dört yarıyıl ve haftada altışar saat olarak yürütülmüştür.
Müfredat aslına sadık kalınarak güncellenmiştir. Ayrıca bu dönemde ileri teknikli
yapım sistemlerinin anlatıldığı Seçime Bağlı Yapı dersi müfredata koyularak, iki yarıyıl
ve haftada 2 saat olmak üzere yürütülmüştür.
1980’li yıllardan 2015 yılına kadar olan süreçte sırasıyla, Suat Çakır, Saadet Aytıs, Erhan
Tömekçe, Ömer Ş. Deniz, Ayşe Elagöz, Aydın Yüksel, Gültekin Korucuklu, Gürbüz
Öke, İlkay Koman, Özlem Eren, Berrin Şahin Diri, Ayşin Sev, Murat Ünal, N. Volkan
Gür, Emre Osmanoğlu, Savaş Ekinci, Halit Can Görgülü, Duygu Kolbay, Yeliz Tülübaş
Gökuç, Bahar Başarır, Lory Zakar, Ebru Doğan, Görkem Arslan Kılınç ve Havva Aksel
kadrolu öğretim üye ve elemanları olarak görev almışlardır.
Bugünkü Yapı Bilgisi Bilim Dalı’nın geçmişi, daha önce açıklandığı gibi, 1930 yılında
Yapı Kürsüsü’nün kuruluşuna dayanmaktadır. Bu bağlamda yazarlar o tarihten
günümüze yapı disiplinini yürüten 4. ve 5. kuşağı temsil etmektedir. Bu kitap, mimarlık
eğitiminde oynadıkları rol kadar, yazarların akademik kariyerlerine de yön veren, 1962
yılından itibaren Yapı Bilgisi Bilim Dalı’nın güçlü yapısını korumasında büyük rol
oynayan, Prof. Gündüz Gökçe, Prof. Dr. Yükselen Ayaydın, Prof. Dr. F. Özer Erenman
ve Prof. Aydan Özen’e armağan olarak hazırlanmıştır.
Kitabın hazırlanması sırasında, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Mimarlık
Bölümü Yapı Bilgisi Bilim Dalı öğretim üyelerinden katkıları talep edilmiştir. Kendilerine
herhangi bir konu sınırlaması getirilmemekle birlikte, konuların “yenilikçilik” teması
üzerinden ele alınması istenmiştir. Bu kitap ve onun için seçilen tema, Yapı Bilgisi Bilim
Dalı emekli öğretim üyeleri Prof. Gündüz Gökçe, Prof. Dr. Yükselen Ayaydın, Prof.
Dr. F. Özer Erenman ve Prof. Aydan Özgen’in temel yapı bilgisi konularını günümüze
taşıyan gelenekçi tavırlarındaki kararlılıklarının yanı sıra, Yapı Bilgisi Bilim Dalı’nda
yürüttükleri derslerde ve akademik çalışmalarındaki “yeniliklere açık bakış açılarını”
da yansıtmaktadır
Endüstriyel yapıların yeniden işlevlendirilmesinin Museum Der Arbeit (Almanya) ve Santral İstanbul (Türkiye) örneği üzerinden değerlendirilmesi
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019.[Abstract Not Available
Hakkâri ve çevresinde geleneksel halk oyunları ve bunların müziksel özellikleri
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019.[Abstract Not Available
XX. yüzyıl sanatının kuramsal dili: anlamsal sorgulamalar
Sorgulama, öncelikle geleneksel formların dışlanması açısından kendini gösterdiğinden, çalışmanın ilk bölümü, geleneğin kırılışında etkili olan ve radikal düşünceleriyle XX. yüzyıl sanatçılarını etkileyen Nietzsche'nin görüşlerine ayrılmıştır. Son bölümde de modern sanatı alımlayıcı bağlamında yorumlayan düşünürlerin görüşlerine yer verilmiştir
21. yüzyıl Hollywood sinemasında eleştirel distopya
Tez (Yüksek Lisans) -- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019.[Abstract Not Available
- …
