405 research outputs found

    Mehmet İsmet Binark\u2019ın Anısına: \u201cNefes Alır Gibi Çalışmak\u201d

    No full text
    This article was written in memory of my father Mehmet Ismet Binark, who passed away on July 2, 2021. It is an attempt to look at the public sphere from his private sphere

    In Memory of My Mother Naile Binark: Making Her Labor Visible

    No full text
    In this article, the life of Naile Binark, a graduate of Ankara University, Faculty of Language, History and Geography, Department of Librarianship in the 1963-1964 academic year, and the Library Director of the Turkish Culture Research Institute, will be discussed in the context of her education in librarianship, her professional life, her publishing activities, her publications and the awards for service to culture presented to her

    “Women, Gender and Popular Culture: Turkey” Encylopedia of Women and Islamic Cultures. General Editor: Suad Joseph, Associate Editors: Afsaneh Najmabadi et.al. Leiden: Brill Academic Publishers.110-111. (2007). ISBN: 978-90-04-12821-7

    No full text
    Binark, M. “Women, Gender and Popular Culture: Turkey” Encylopedia of Women andIslamic Cultures.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; General Editor:Suad&nbsp; Joseph, Associate Editors: AfsanehNajmabadi et.al. Leiden: Brill Academic Publishers.110-111. (2007).ISBN: 978-90-04-12821-7</p

    Gazetecilik Alanında Etik Tartışmalar ve Ombudsmanlık: Türkiye Örneği

    No full text
    In Turkey, the economy began to apply neoliberal policies in the 1980s. Thus, structural transformations occurred in the field of journalism. Newspapers were organized as commercial enterprises, dependence on advertisements increased, and monopolization trends occurred in the field of journalism. As the economic capital required for entry into the journalism field increased, the intervention of the political field in the field of journalism became easier. The fact that the field of journalism, which is expected to be an autonomous area, has become dependent on the economic and political fields has deepened the “independence” crisis of the journalism field. The transformations in the field of journalism at the end of the 1990s, the decrease in trust in newspapers and journalists and the loss of reputation of the journalism profession have increased their search for self-control in the field of journalism. The purpose of self-regulation practices is to establish a self-regulation mechanism independent of state control and capital owners, and to ensure journalism in accordance with journalistic professional ethics. One of the self-regulation mechanisms implemented for this purpose is ombudsman. Different names such as reader editor, reader representative, reader advocate can be used for ombudsman practice in journalism. In Turkey, this practice is commonly referred to as reader representatives. In the field of journalism in Turkey, a self-regulatory mechanism that reads the representative application for the first time applied in the daily Milliyet in 1999, it has become widespread in years. The aim of this study is to examine the readers' experiences as to what kind of application the readership representative finds trying to institutionalize as an autonomous sub-field within the field of journalism. The aim of this research is to discuss both the dependency of the field of journalism with a heterogeneous quality to other fields and the problems faced by the readers' representatives. For this purpose, interviews were made with the representatives of the readers who were the representatives of Milliyet, Hürriyet, Sabah, and Cumhuriyet, and these interviews were evaluated in accordance with the purpose of the research. Keywords: journalism, ombudsman, reader representative, BourdieuTürkiye ekonomisinin 1980’li yıllarda neoliberal politikalara yönelmesi gazetecilik alanında yapısal dönüşümlere neden olmuştur. Gazeteler ticari işletmelere benzer biçimde işlemeye başlamış, reklamlara olan bağımlılık artmış, gazetecilik alanında tekelleşme eğilimleri yaşanmıştır. Gazetecilik alanına giriş için gerekli olan ekonomik sermaye hacmi arttıkça siyasal alanın gazetecilik alanına müdahalesi de kolaylaşmıştır. Özerk bir alan olması beklenen gazetecilik alanının ekonomik alana ve siyasal alana bağımlı duruma gelmesi gazetecilik alanının “bağımsızlık” krizini derinleştirmiştir. 1990’lı yılların sonunda gazetecilik alanında yaşanan dönüşümler, gazetelere ve gazetecilere olan güvenin azalması, gazetecilik mesleğinin itibar kaybetmeye başlaması gazetecilik alanında öz-denetim arayışlarını arttırmıştır. Öz-denetim uygulamalarının amacı devlet kontrolünden ve sermaye sahiplerinden bağımsız bir öz denetleme mekanizması ortaya koymak, gazetecilik meslek etiğine uygun gazetecilik yapılmasını sağlamaktır. Bu amaçla uygulamaya konulan öz-denetim mekanizmalarından biri de ombudsmanlıktır. Gazetecilik alanında ombudsmanlık uygulaması için okuyucu editörü, okur temsilcisi, okur savunucusu gibi farklı adlandırılmalar kullanılmaktadır. Türkiye’de ise bu uygulama yaygın olarak okur temsilcisi olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’de gazetecilik alanında bir öz-denetim mekanizması olan okur temsilciliği uygulaması ilk kez 1999 yılında Milliyet Gazetesi’nde uygulanmış, yıllar içerisinde yaygınlaşmıştır. Bu araştırmanın amacı gazetecilik alanı içerisinde özerk bir alt alan olarak kurumsallaşmaya çalışan okur temsilciliğinin nasıl bir uygulama alanı bulduğunu okur temsilcilerinin deneyimleri üzerinden incelemektir. Heteronom bir niteliğe sahip olan gazetecilik alanının başka alanlara olan bağımlılığının ve okur temsilcilerinin gazetecilik alanında yaşadıkları sınırlılıkların tartışıldığı bu çalışmada, Milliyet, Hürriyet, Sabah, Cumhuriyet gazetelerinde okur temsilciliği yapmış ve yapmakta olan okur temsilcileriyle görüşmeler yapılmış ve bu görüşmeler araştırmanın amacına uygun bir biçimde değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: gazetecilik, ombudsmanlık, okur temsilciliği, Bourdie

    Hate speech on video sharing sites: The case of YouTube

    No full text
    This thesis focuses on the hate speech circulated via video sharing sites as a medium of new media. Characteristics of new media enable users to produce content and circulate this content through the Internet. Along with several positive instances, there are some negative instances of user generated contents such as the contents that contain hate speech. Thus, it?s needed to pay attention to the discourses of user generated hate contents. Furthermore, the videos on the web can reach out a number of users through different new media applications. Both risks and opportunities of new media can be found on video sharing sites. This thesis examines which discourse practices are used in the user generated hate contents which are basically one of the risksFor this purpose, new media environment and the characteristics of this environment has been evaluated in Chapter One, and the concept of video and the characteristics of video sharing sites as a new media application studied in Chapter Two. Hate speech has been defined by putting an emphasis on discourse?s importance on the delivery process of ideas and ideologies in Chapter Three. And in Chapter Four, discourse analysis has been conducted on the user generated hate videos. In the conclusion, new media literacy has been suggested in order to struggle on hate speech on new media.Bu tezde, yeni medya ortamlarından video paylaşım ağlarında dolaşıma sokulan nefret söylemi incelenmektedir. Yeni medyanın özellikleri, kullanıcıların içerik üretmelerine ve bu içerikleri İnternet üzerinden dolaşıma sokmalarına olanak tanımaktadır. Kullanıcıların ürettikleri bu içerikler arasında olumlu pek çok örneğin yanı sıra olumsuz örnekler olarak nefret söylemi barındıran içerikler de bulunmaktadır. Bu durum, kullanıcı türevli nefret içeriklerindeki söylemlere dikkat vermeyi gerektirmektedir. Diğer taraftan ağ üzerinde bulunan videolar, farklı yeni medya uygulamaları üzerinden de çok sayıda kullanıcıya ulaşabilmektedir. Bir yeni medya uygulaması olan video paylaşım ağlarında, yeni medyanın risk ve olanaklarının her ikisi de bulunmaktadır. Risklerden biri olan kullanıcı türevli nefret içeriklerinin, hangi söylemsel pratiklerle dolaşıma girdiği bu çalışmanın temel inceleme konusudur.Bu amaçla, Birinci Bölüm'de yeni medya ortamı ve bu ortamın özellikleri değerlendirilmiş, İkinci Bölüm'de video kavramı ve bir yeni medya uygulaması olan video paylaşım ağlarının özellikleri incelenmiştir. Üçüncü Bölüm'de, fikir ve ideolojilerin yayılmasında söylemin önemi üzerinde durularak nefret söylemi tanımlanmış, Dördüncü Bölüm'de ise kullanıcı türevli nefret videolarına söylem analizi uygulanmıştır. Sonuç bölümünde ise, yeni medya ortamındaki nefret söylemiyle mücadele için yeni medya okuryazarlığı önerilmiştir

    Film Festivalleri 3

    No full text
    Bu çalışma Prof. Dr. Mutlu Binark’ın yürütücülüğünü üstlendiği, Arş. Gör. ToygarErcan’ın araştırmacı olarak görev aldığı 20488 ID numaralı Hacettepe ÜniversitesiBilimsel Araştırma Projeleri Tez Projeleri tarafından desteklenmiştir.özTürkiye’de ilk uzun metrajlı kurgu filmini çeken ya da çekecekolan yönetmen adaylarının adaylıktan mezun olarak “yönetmenlik”konumuna adım attıkları alan film festivalleridir. Yönetmen adaylarıKültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafındanverilen “İlk Uzun Metrajlı Kurgu Film Yapım Desteği” kategorisinebaşvurmaya hazırlandıklarından itibaren bir “rüşt ispatlama” çabasıve sürecine girerler. Bu süreç onların daha deneyimli yönetmenlerdenfarklı bir bağımlılık ilişkisi ile karşılaşmalarına yol açar. Sinemaendüstrisinde kalıcılıkları ile doğrudan bağlantılı olan bu bağımlılıkilişkisi öncelikle söz konusu “İlk Uzun Metrajlı Kurgu Film YapımDesteği” ile, sonrasında ise film festivalleri ile kurulur ve daha deneyimliyönetmenlere göre yönetmen adayları hem bakanlık desteklerinehem de film festivallerine endüstride var olabilmek için dahabağımlı konumdadır.</p

    Energetska varnost v času krize: študiji primera Bolgarije in Srbije

    No full text
    This thesis aims to assess the EU’s external energy policy and to what degree it has been embraced by small states during the energy crisis by posing the question, “How does European Union membership influence the external energy policy decisions of small states within the foreign policy dimension during energy security crises?”. To answer this, the research is taking Bulgaria and Serbia as case studies due to their similar population sizes, GDP, and energy consumptions. This research conceptualizes energy security and energy diplomacy to understand how diplomacy and energy dependencies are interrelated and how this relationship can be utilised as a tool in international relations. Through supporting the qualitative work on foreign policy analysis with the quantitative analysis of the energy industry structures and energy dependencies of Serbia and Bulgaria in a comparative manner, this research is conducting mixed research on the issue. The comparison of Bulgaria and Serbia enables the author to analyse and understand the role of EU membership

    The relationship between daily life practices and trade union participation of women who are trade union members: A case study of Eğitim Sen (Education and Science Workers? Union)

    No full text
    The objective of this study focusing on women?s trade union participation is to reveal that women?s trade union participation is low because of family and household responsibilities such as child care and housework etc. women are expected to carry out in their daily lives because of traditional gender roles. Within this scope, the study attempts to shed light on the relationship between women?s daily life practices and their trade union participation by analyzing the interviews conducted with women who are EĞİTİM SEN (Education and Science Workers? Union) members.Çalışma, Türkiye'de Eğitim Sen'li kadınların sendikal faaliyetlere katılımını gündelik yaşam üzerinden incelemektedir. Kadınların sendikal faaliyetleri üzerine odaklanan bu çalışmanın temel saikı kadınların sendikal faaliyetlere katılımlarının gündelik yaşamda çocuk bakımı, ev işleri gibi toplumsal olarak kendilerinden gerçekleştirmeleri beklenen toplumsal cinsiyet rollerinden ötürü düşük olduğunu ortaya koymaktır. Bu kapsamda seçilen Eğitim Sen'e üye olan kadınlarla yapılan derinlemesine yarı yapılandırılmış görüşmeler çerçevesinde gündelik yaşamda gerçekleştirilen pratiklerin sendikal faaliyetlere katılım üzerindeki etkisi analiz edilmektedir
    corecore