1,720,971 research outputs found

    Anonim ortaklıklarda şirket içi uyuşmazlıkların milletlerarası tahkime elverişliliği

    Get PDF
    Globalleşen dünyada ticaretin gittikçe milletlerarası boyut kazanması, milletlerarası ticaret alanındaki uyuşmazlıkların artmasını beraberinde getirmiştir. Tarafların devlet yargılamaları dışında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi arayışları, milletlerarası tahkim kurumuna olan ilgiyi her geçen gün arttırmaktadır. Bu kapsamda anonim ortaklıklardaki şirket içi uyuşmazlıkların da milletler arası tahkimde görülmeye elverişli olup olmayacağı sorusu doktrinde birtakım tartışmalara yol açmıştır. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, anonim ortaklıklardaki şirket içi uyuşmazlıklardan hangilerinin, ne gibi şartlar altında milletler arası tahkimde çözülmeye elverişli olduğunu incelemektir. Bu çalışma doktrindeki tartışmalar, Yargıtay kararları ve mukayeseli hukuk ışığında yapılmıştır. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde anonim ortaklıklar genel olarak anlatılmış ve anonim ortaklıktaki şirket içi uyuşmazlıkların neler olduğu derinlemesine incelenmiştir. İkinci bölümde genel olarak tahkimin ne olduğu anlatılarak milletler arası tahkim müessesi incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise bir ve ikinci bölümün sentezi olarak şirket içi uyuşmazlıkların hangi şartlar altında milletlerarası tahkime elverişli olduğu doktrindeki tartışmalarla beraber detaylıca anlatılmıştır.The increasing international trade in the globalizing world has brought an increase in disputes in the field of international trade. The search for alternative dispute resolution methods other than state proceedings, increases the interest in the international arbitration institution day by day. In this context, the question of whether in-company disputes in joint stock companies will also be suitable for international arbitration has led to some debates in the doctrine. The purpose of this study, which was prepared as a master's thesis, was to examine which of the intra-company disputes in joint stock companies are suitable for resolution in international arbitration and under what conditions they are suitable. This study was carried out in the light of discussions in the doctrine, Supreme Court of Appeal's decisions, and the comparative law. This study consists of three main parts. In the first part, joint stock companies are explained and in-company conflicts in joint stock companies are addressed. In the second part, arbitration and its historical background, and the institution of international arbitration are examined. In the last part, as a synthesis of the first and second parts, the conditions under which internal disputes are suitable for international arbitration are explained in detail, together with the discussions in the doctrine

    Advertising ban in lawyers

    No full text
    Ülkemizde avukatlık mesleğinin tarihsel anlamda Batı'ya göre köklü bir geçmişi yoktur. Esas olarak Tanzimat Dönemi'nden itibaren gelişme gösteren avukatlık mesleğinde kamu hizmeti niteliği ağır basmış ve düzenlemeler de bu yönde yapılmıştır. Reklam yasağı da bu kapsamda yapılan düzenlemelerin başında gelmektedir. Avukatlığın; bağımsızlığı, kamu hizmeti niteliği, saygınlık ve onuru avukatlar arasındaki haksız rekabetin engellenmesi gibi hususlar gerekçe gösterilerek ve esas alınarak yapılan bu düzenlemeye ilişkin mevzuatımızda birtakım hükümler bulunmaktadır. Bu kapsamda esas olarak Avukatlık Kanunu'nun 55.maddesi reklam yasağı başlığı altında genel bir düzenlemeye sahiptir. Daha ayrıntılı düzenleme ise bu maddeye dayanılarak çıkarılan Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliğidir. Bu yönetmelik yasağı detaylandırmış ve somutlaştırmıştır. Bunlara ek olarak yine Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkarılan Meslek Kurallarında da özellikle 7, 8 ve 40. kurallar avukatlıkta reklam yasağına ilişkindir. Bu düzenlemelere aykırı eylemlere karşı Barolar ve Türkiye Barolar Birliği tarafından verilen disiplin cezalarıyla da yasak somutlaştırılmaya çalışılmıştır. Avukatlıkta reklam yasağı; düzenlemelere gerekçe olarak sunulan hususlar dikkate alınarak Doktrinde hukukçuların bazıları tarafından savunulmaktadır. Fakat bu yasak ve düzenlemeler doktrinin büyük çoğunluğu tarafından ise eleştirilmekte olup günümüz koşullarına uymadığı söylenmektedir. Ayrıca bu hukukçular yasağın diğer ülkelerde de yumuşatıldığını ve reklam yapmanın yasaktan ziyade hak olduğunu vurgulayıp buna yönelik kararların verildiğini de görüşlerine destek olarak sunmaktadırlar. Tez kapsamında da değerlendirmemizi yapmış olmakla birlikte kısaca söylemek gerekirse; yasağın günümüz koşullarına uymadığı ve yeterince de uygulanmadığı bu sebeple uygulama birliği sağlanmadığını da açık bir şekilde görmekteyiz. Bu sebeple avukatlıkta reklam yasağı uygulamasında günümüz koşullarına uygun bir şekilde gerekli iyileştirme ve düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.The legal profession does not have a long history in our country. In the legal profession, which has developed mainly since the Tazminat, the quality of public service predominates and regulations have been made for this. Advertising ban is one of the regulations made in this context. Attorneyship; some regulations were made as a result of this practice, which was based on issues such as independence, public service, dignity and honor, and prevention of unfair competition among lawyers. In this context, article 55 of the Attorneyship Law has a general regulation under the heading of prohibition of advertising. The more detailed regulation is the Turkish Bar Association Advertising Ban Regulation issued based on this article. This regulation detailed and concretized the prohibition. In addition of these, in the Professional Rules issued by the Union of Turkish Bar Associations, rules 7, 8 and 40 mainly relate to the prohibition of advertising in attorneyship. Which the disciplinary punishments given by the Bar Associations and the Union of Turkish Bar Associations against acts contrary to these regulations, the prohibition became concrete. Prohibition of advertising in the advocacy; It is defended by some lawyers, taking into account the issues presented as justification for the regulations. However, these prohibitions and regulations are criticized by most of the lawyers and it is said that they do not comply with today's conditions. In addition, this majority; They emphasize that the ban has been softened in other countries and that advertising is a right rather than a ban, and they support their views. Although we have made our evaluation within the scope of the thesis, we also clearly see that the ban does not comply with today's conditions and is not implemented sufficiently, therefore, there is no unity of application. For this reason, in our opinion, necessary improvements and arrangements in accordance with today's conditions

    Hekimlerin mesleki sorumluluğu

    Get PDF
    Hekimlik mesleğinin temel unsurunun insan olması, bu mesleğin geçmişinin çok eskilere dayanmasını sağlamaktadır. Tıp biliminin uygulayıcısı olan hekimlerin görevi, hastalıkları teşhis ve tedavi etmektir. Hekim, hastasını yeniden eski sağlığına kavuşturmak için çeşitli tıbbi müdahalelerde bulunur. Tıbbi müdahalenin amacı hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu, tıbbi açıdan zamanında gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedavi yöntemini de gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Bu durum da hekimin sorumluluğunu ortaya koymaktadır. Hekimlik mesleği gibi hekimin mesleki sorumluluğunun da kökeni çok eskilere dayanmakta olup bu çalışmamızda özellikle günümüz mevzuatı ve Yargıtay kararları eşliğinde hekimlerin mesleki sorumluluğunu ortaya çıkran hukuki durumlar, hukuki statüleri, şartları ve hukuki neticeleri detaylıca incelenmiştir. Özellikle tıbbi hatalı müdaheleye karşı Yargıtay'ın hangi bakış açısına sahip olduğunu kararları doğrultusunda incelediğimiz tezimizin son kısımda ülkemizde diğer mevzuat hükümlerine göre çok yeni sayılacak zorunlu mesleki sorumluluk sigortasına da değinilmiştir.The fact that the basic element of the profession of medicine is the human being ensures that the history of this profession dates back to ancient times. The task of physicians, who are the practitioners of medical science, is to diagnose and treat diseases. The physician performs various medical interventions to restore the patient to his/her former health. The purpose of medical intervention is to fulfill all professional conditions in order to prevent harm to the patient, to determine the patient's condition in a timely manner from a medical point of view, to take the measures required by the concrete situation in a complete manner, to determine and apply the appropriate treatment method without delay. The origins of the professional responsibility of the physician, like the profession of medicine, are very old and in this study, the legal situations, legal status, conditions and legal consequences of the professional responsibility of physicians have been examined in detail, especially in the light of today's legislation and the decisions of the Court of Cassation. In the last part of our thesis, in which we examine the point of view of the Court of Cassation against medical malpractice in line with its decisions, the compulsory professional liability insurance, which will be considered very new in our country compared to other legislation provisions, is also mentioned

    Legal liability of board members in joint stock companies

    No full text
    Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu" konusunu ele alan bu tez çalışması, Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalında yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. Tez çalışmasına konu olan kavramlar ticaret hukuku açısından önemli reformlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Anonim şirketin yönetim ve temsil yetkisini elinde bulunduran yönetim kurulunun üyelerinin görev ve yükümlülüklerini yerine getirirken bunları ihlal eden davranışlar sergilemeleri mümkündür. Dolayısıyla bu ihlal içeren davranışların şirket, şirket pay sahipleri ya da şirket alacaklılarının mal varlıklarında zarara yol açma ihtimaline istinaden, yönetim kurulu üyelerinin dikkat ve özen yükümlülüklerini yerine getirmeleri adına bir takım hukuki yaptırımla karşı karşıya bırakılmaları sonucu ortaya çıkmaktadır. Kanun koyucu bir taraftan yöneticileri özenli davranmaya yönlendirmeyi diğer taraftan da olası zararlara sebebiyet verenleri sorumlu tutmayı amaçlamaktadır. Bu tez üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde genel olarak "Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu" açıklanmış, ikinci bölümde "Anonim Şirketlerde yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu" kavramı açıklanarak sorumluluğa neden olacak haller değerlendirilmiş, üçüncü ve son bölümde ise "Sorumluluk Davası" kavramının şartları ve özellikleri ele alınmıştır. Bu tezde; bilimsel çalışmalar, doktrindeki farklı görüşler, yüksek mahkeme kararları ışığında bir inceleme ve değerlendirme yapılması yoluna gidilmiştir.This thesis, which deals with the subject of "Legal Liability of Board Members in Joint Stock Companies", was prepared as a master's thesis in Dicle University, Institute of Social Sciences, Department of Private Law. The concepts that are the subject of the thesis work appear as important reforms in terms of commercial law. It is possible for the members of the board of directors, who hold the management and representation authority of the joint stock company, to act in violation of these while fulfilling their duties and obligations. Therefore, it arises as a result of the fact that the members of the board of directors are faced with a number of legal sanctions in order to fulfill their obligations of attention and care, based on the possibility that these infringing behaviors may cause damage to the assets of the company, company shareholders or company creditors. On the one hand, the legislator aims to direct the managers to act with care, and on the other hand, to hold responsible those who cause possible damages. This thesis consists of three main parts. In the first part of the study, "Board of Directors in Joint Stock Companies" is explained in general, in the second part the concept of "Legal Responsibility of the Members of the Board of Directors in Joint Stock Companies" is explained and the situations that may cause liability are evaluated, in the third part, the terms and characteristics of the concept of "Liability Litigation" are discussed. In this thesis; In the light of scientific studies, different views in the doctrine, and high court decisions, an examination and evaluation was made

    Bad banks: eigene gıftmülldeponie für banken oder garant für eine erholung des bankensektors?

    No full text
    Finans piyasalarını etkileyen kriz nedeniyle bir çok enstitünün - özelliklede kapsamlı sermaye piyasası işlemleri yapanların - risiko durumları daha vahim hale gelmiştir. Böyle bir ortamda, krizden etkilenen bankalar rizikolarını kendi bilançolarından aktarmak çabası içine girmiştir. Değersiz ve likit olmayan mali araçların bir „Bad Bank" ya aktarılması yoluyla özsermayenin rahatlatılması, bilançonun temizlenmesi ve somut durumlarda kamusal garanti ve kefaletlerden yararlanabilmesi için gerekli olan temel dayanak sağlanabilir. Krizden etkilenen iş alanlarının, başka bir deyimle portföylerin direkt olarak satılamadığı veya kısa vadeli olarak tasfiye edilemediği durumlarda, yeni kurulan harici bir şirkete yapılan aktarım, maliyet ve rizoko azaltımlarında mantıklı ve stratejik bir eylem seçeneği olabilir. Böylelikle bir bankanın günlük işlemlerimden ayrı bir şekilde portföy tasfiyesi gerçekleştirilebilir

    The business judgment rule in light of Delaware Supreme Court decisions: Shield of protection or weapon of liability?

    No full text
    İşadamı Kararı İlkesi (Business Judgment Rule-BJR), Amerikan hukukunda karar vericilerin sorumluluğunu sınırlayan bir mekanizma olarak öne çıkmaktadır. Bu ilkeye göre, şirketin yönetim organları başarı sağlama yükümlülüğüne sahip değildir; yalnızca özen yükümlülüğüne aykırı hareketlerinden dolayı sorumlu tutulabilirler. Dolayısıyla, yönetim organlarına karar alma sürecinde belirli bir takdir yetkisi tanınmakta ve bu hareket alanı Amerikan hukukundaki BJR kavramıyla da ilişkilendirilmektedir. BJR’nin temel amacı, girişimci riskin doğrudan şirkette kalmasını sağlamak ve bu riskin tek tek organlara yüklenmesini önlemektir. Ayrıca, yönetim organlarının, potansiyel zarara yol açabilecek olsa da şirketin çıkarı açısından gerekli olan kararları alma konusunda teşvik edilmesi hedeflenmektedir. Eğer bir yönetim organı sürekli tazminat davası riski altında olursa, gerekli ancak riskli davranışlarda bulunma isteği azalacak ve bu durum, şirketin faaliyetlerinde tıkanmalara yol açacaktır.The Business Judgment Rule (BJR) emerges in American law as a mechanism designed to limit the liability of corporate decision-makers. Under this principle, the management organs of a company are not obligated to guarantee success; they are liable only for actions that breach their duty of care. Accordingly, management is granted a certain degree of discretion in decisionmaking, a scope of action that aligns with the concept of BJR in American corporate law. The primary purpose of the BJR is to ensure that entrepreneurial risk remains with the corporation itself and is not transferred onto individual officers or directors. Moreover, the rule aims to encourage management to undertake decisions that, while potentially involving risk, are essential for the interests of the company. If a management body constantly faces the threat of liability claims, its willingness to engage in necessary but risky actions diminishes, potentially resulting in paralysis of the corporation’s operational activities

    Die virtuelle hauptversammlung in aktiengesellschaften

    Get PDF
    Teknolojik gelişmelere paralel olarak son yıllarda Avrupa Birliği'nin değişik organlarında internetin genel kurul toplantılarının yapılmasında kullanılmasının mümkün hale getirilmesi üzerinde durulmuştur. Avrupa ülkelerindeki yoğun hukuki tartışmalara karşın Türk hukuk öğretisinde anonim şirket genel kurul toplantılarının kısmen veya tamamen internet ortamında yapılması konusunun yeterince tartışıldığı söylenemez. Bu çalışmamızda gerek ülkemizde gerekse yabancı ülkelerde öngörülen düzenlemeler ışığında genel kurul toplantılarının tamamen elektronik ortamda yapılmasının hukuki mevzuat çerçevesinde mümkün olup olmadığı incelenecektir.Parallel zu technologischen Fortschritten in den lezten Jahren wird in verschiedenen Organen der Europäischen Union darüber debatiert, weshalb der Zugang zur Benutzung des Internets in Hauptversammlungen allen Aktionären zu ermöglichen ist. Trotz heftiger rechtswissenschaftlichen Debatten in dieser Hinsicht in Europäischen Ländern kann nicht gesagt werden, dass man sich in türkischen rechtswissenschatlichen Lehre mit dem Thema genügend auseinandergesetzt hat. In dieser Arbeit wird versucht, in Hinblick auf die Regelungen in der Türkei und fremden Ländern zu klären, ob die Einberufung einer virtuellen Hauptversammlung im Rahmen der gesetzlichen Regelungen möglich ist

    Arbeitnehmer-Mitbestimmung in der Europäischen Aktiengesellschaft (SE)

    No full text
    Avrupa Anonim Şirketi`nde çalışanlara katılım hakkının tanınıp tanınmayacağı hususu, söz konusu şirket tipinin yaratılması sürecinde karşılaşılan ve aşılması gerekli en büyük engellerden birini teşkil etmiştir. Çalışanların yönetime katılım hakkının bulunduğu üye ülkelerde, çalışanların bu haklarını güvence altına almak amacıyla 8 Ekim 2001 tarihinde “İşçilerin Yönetime Katılması Hususunda Avrupa Anonim Şirketi`nin Statüsünün Tamamlanmasına İlişkin 2001/86 sayılı Direktif“ kabul edilmiştir. Direktif uyarinca, Avrupa Anonim Şirketi`ndeki çalışanların katılım haklarına ilişkin hususlar, kural olarak, bir Avrupa Anonim Şirketi`ndeki çalışanları temsil eden özel müzakere komisyonu ile o şirketin yetkilileri arasında yapılacak müzakereler yoluyla belirlenir. Müzakereler sonucunda herhangi bir anlaşma sağlanamadığı takdirde, direktifte belirtilmiş olan standart (referans) kuralları kendiliğinden uygulamaya geçecektir

    A legal assessment of the Cjeu's Judgment of 29 September 2022 (C-633/20) on insurance intermediation in the context of group insurance shemes

    No full text
    Avrupa Adalet Divanı (ABAD), 29 Eylül 2022 tarihli ve C-633/20 sayılı kararında, bir hizmet sağlayıcısının müşterilerini, kendi adına daha önce yaptırdığı grup sigortasına katılmaya teşvik etme yönündeki faaliyetinin, sigorta aracılığı kavramı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Kararında esas olarak ücret ve aracılık faaliyeti unsurlarına odaklanan ABAD sigorta dağıtımının yalnızca sözleşmenin kurulmasıyla sınırlı olmayıp, sigorta sözleşmelerine ilişkin danışmanlık sunma, öneride bulunma, sözleşme hazırlıklarını yürütme ya da sözleşmenin yönetimi ve uygulanmasına katkıda bulunma gibi işlemleri de kapsadığını belirtmiştir. Divan, “ücret” kavramını geniş biçimde yorumlayarak, aracılık faaliyeti karşılığında elde edilen her tür maddi veya maddi olmayan menfaati bu kapsamda değerlendirmiş ve dolayısıyla hizmet sağlayıcısının ekonomik bir fayda sağladığı her ödemenin ücretli aracılık olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. ABAD ayrıca, sigorta ettirenlerin sigorta teminatını bireysel poliçe aracılığıyla mı yoksa grup sigortası kapsamında mı elde ettiklerine bağlı olmaksızın, tüm sigortalılar açısından eşit bir koruma düzeyinin sağlanması gerektiğini vurgulamıştır.In its judgment of 29 September 2022 in Case C-633/20, the Court of Justice of the European Union (CJEU) held that the activity of a service provider who encourages its clients to join a group insurance policy previously taken out in its own name must be regarded as falling within the scope of the concept of insurance intermediation. Focusing primarily on the elements of remuneration and intermediary activity, the Court clarified that insurance distribution is not limited to the mere conclusion of a contract but also encompasses activities such as providing advice on insurance contracts, making recommendations, carrying out preparatory work for the conclusion of such contracts, and contributing to their management and performance. Furthermore, the Court adopted a broad interpretation of the concept of “remuneration,” considering it to include any form of material or immaterial benefit received in return for intermediation activity. Accordingly, any payment from which the service provider derives an economic advantage should be regarded as remuneration for intermediary services. The CJEU also emphasized that an equivalent level of protection must be ensured for all insured persons, irrespective of whether they obtain insurance coverage through an individual policy or as part of a group insurance scheme
    corecore