70 research outputs found

    SOMA MADEN FACİASI KARİKATÜRLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: SALİH MEMECAN, MEHMET ÇAĞÇAĞ, OSMAN TURHAN VE BEHİÇ AK ÖRNEKLERİ

    Get PDF
    Karikatür kavramı, literatürde birbirinden farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Bu tanımların yaygın olanı, çizgiyle mizah yapma sanatıdır. Karikatür bir durumun özünü oluşturmakta, evrenseli hedefleyen ve gerçekliğin şemalaştırılmış halini temsil etmektedir. Az sözle ya da sadece çizgiyle okuyucuya sunulan karikatür, insanları güldürürken düşündürmeye sevk eder. Karikatürün insanları etkileme ve ikna etme yönü ise oldukça yüksektir. Karikatürün bu yönünü bilen yayın organları karikatüre sıkça yer vermeye başlamışlardır. Çalışmamızda, 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa'nın Soma İlçesi'nde gerçekleşen ve 301 maden işçisinin yaşamını yitirdiği maden faciasıyla ilgili çizilen karikatürler değerlendirilmiştir. Bu noktalardan hareketle, Sabah Gazetesi çizeri Salih Memecan, Habertürk Gazetesi çizeri Mehmet Çağçağ, Yenişafak Gazetesi'nden Osman Turhan ve Cumhuriyet Gazetesi'nden Behiç Ak, çizdikleri karikatürlerle çalışmamızda yer bulmuştur. Çalışmada, Türkiye'yi derinden etkileyen kazanın ulusal basında nasıl ele alındığını ve bu facianın karikatür bağlamında ne kadar yer tuttuğunu incelemek amaçlanmıştır. Karikatürleri değerlendirme aşamasında söylem analizinden yararlanılmıştır. Çalışmada facianın gerçekleştiği tarih ve sonrasındaki bir ay incelenmiştir. Çalışmanın bulguları, karikatüristlerin maden kazasına köşelerinde yer ayırdığını ve konuyu gündemlerinde tuttuğunu göstermiştir

    Extradition of criminals within the scope of law no. 6706 and international conventions

    No full text
    Bu tez çalışması, suçluların iadesi kurumunu hem Türk iç hukuku hem de uluslararası hukuk perspektifinden ele alarak kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Suçun sınır aşan özellik kazanması ve faillerin sınır ötesine kaçma olasılığı, devletler için ceza adaletinin sağlanmasında uluslararası iş birliğini zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda suçluların iadesi, suç ve suçlularla mücadele ile adil yargılanma hakkının sağlanması açısından temel bir araç haline gelmiştir. Tezin temel inceleme alanını 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu oluşturmaktadır. Bu kanun, Türkiye'nin suçluların iadesine ilişkin usul ve esaslarını ayrıntılı şekilde düzenlemekte ve yürütme ile yargı mercilerine kapsamlı yetkiler tanımaktadır. Ayrıca tez kapsamında, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler çerçevesinde devletin yükümlülükleri ve uygulamadaki yeri incelenmiştir. Çalışmada, suçluların iadesine dair uluslararası hukukta kabul edilen temel ilkeler hem 6706 sayılı Kanun hem de Türkiye'nin taraf olduğu suçluların iadesine ilişkin hükümler ihtiva eden uluslararası sözleşmeler çerçevesinde -örneğin çifte cezalandırılabilirlik, siyasi suç istisnası, ölüm cezası yasağı, vatandaşın iade edilmemesi gibi- ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Sonuç olarak, Türkiye'nin hem 6706 sayılı Kanunu etkin biçimde uygulaması hem de taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uyumlu hareket etmesi, ceza adaletinin sağlanmasında ve insan haklarının korunmasında kritik önem taşımaktadır. Suçluların iadesi kurumu, yalnızca teknik bir süreç değil aynı zamanda insan hakları, devlet egemenliği ve uluslararası güvenliğin kesiştiği çok yönlü bir hukuk alanıdır.This thesis provides a comprehensive analysis of the institution of extradition from both the perspective of Turkish domestic law and international law. The transnational nature of crime and the possibility of offenders fleeing across borders have rendered international cooperation indispensable for states in the pursuit of criminal justice. In this context, extradition has emerged as a fundamental mechanism for combating crime and criminals, as well as for ensuring the right to a fair trial. The primary focus of this study is Law No. 6706 on International Judicial Cooperation in Criminal Matters. This legislation meticulously regulates the procedures and principles governing extradition in Turkiye and grants extensive powers to both executive and judicial authorities. Additionally, the thesis examines the obligations of the state and the practical implementation of extradition mechanisms within the framework of international treaties to which Turkiye is a party. The study elaborates on the core principles recognized under international law concerning extradition—such as dual criminality, the political offence exception, the prohibition of the death penalty, and the non-extradition of nationals. These principles are analyzed in detail in light of both Law No. 6706 and the relevant international conventions to which Turkiye is a signatory. In conclusion, Turkiye's effective implementation of Law No. 6706 and its adherence to its international treaty obligations are of vital importance for the realization of criminal justice and the protection of human rights. The institution of extradition is not merely a technical procedure but a multifaceted legal field situated at the intersection of human rights, state sovereignty, and international security

    Neyzen Salih Dede's Pesrev and Saz Semai Maqam Analysis

    No full text
    Bu çalışmada Türk müziğinin önemli bestekarlarından olan Neyzen Salih Dede’nin peşrev ve saz semailerinin makamsal açıdan analizini tespit etmek amaçlanmıştır. Neyzen Salih Dede’nin eserlerinin incelenmesinde nitel araştırma yöntemlerinden olan tarama modeli ve doküman inceleme teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın kavramsal çerçevesi kapsamında Neyzen Salih Dede’nin yaşamış olduğu XIX. yüzyıldaki mûsikî hakkında bilgiler verilmiş daha sonra Neyzen Salih Dede’nin hayatı ile birlikte peşrev ve saz semai formu hakkında bilgiler aktarılmıştır. Neyzen Salih Dede XIX. yüzyılın ilk çeyreğinde doğmuştur ve 1887-1888 tarihleri arasında vefat ettiği bilinmektedir. Yirmi bir adet peşrev ve saz semaisi günümüze kadar gelmiştir. Kendine has bir üslup ile makamı kullanmış eserlerinin içerisinde geçki ve motiflere bakıldığı zaman kendine has bir tavrı olduğu görülmüştür. Bestekarlık yönünü ustaca göstermiş, bestelediği eserlerinde geçki ve biçimsel olarak kendine has bir tavrı olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmanın ilk bölümünde Neyzen Salih Dede’nin yirmi bir adet peşrev ve saz semailerinin notaları farklı yazılı ve sesli kaynaklardan incelenerek notaların güvenirliği artırılmaya çalışılmıştır. Güvenirliği tespit edilen eserlerin notaları dijital ortama aktarılmış, eserler makamsal açıdan incelenerek analizleri yapılmış ve eserler üzerinde betimsel analiz yapılmıştır. Sonuç olarak; incelenen eserlerde, Neyzen Salih Dede’nin kendine has bir üslubunun olduğu, makamın geleneksel seyir özelliklerine bağlı kaldığı, az kullanılan makamlar ile eserler bestelemeye önem verdiği, bu makamları ustalıkla kullandığı ve bazı eserlerde geleneksel form yapısını geliştirici, yenilikçi bir anlayışa sahip olduğu görülmüştür.In this study, it is aimed to determine the maqam analysis of the pesrev and saz semais of Neyzen Salih Dede, one of the important composers of Turkish music. In the examination of Neyzen Salih Dede's works, scanning model and document analysis techniques, which are qualitative research methods, were used. Within the conceptual framework of the research, Neyzen Salih Dede lived in the XIX. Information about the music of the 19th century is given, then information about the life of Neyzen Salih Dede and the pesrev and saz semai form are given. Neyzen Salih Dede XIX. He was born in the first quarter of the century and it is known that he died between 1887-1888. Twenty-one peşrev and saz semais have survived to the present day. It is seen that he has a unique attitude when looking at the transitions and motifs in his works, which use the maqam with a unique style. He showed his composing side masterfully, and it has been determined that he has a unique style in his works that he composed. In the first part of this study, the notes of Neyzen Salih Dede's twenty-one peşrev and saz semais were examined from different written and audio sources and the reliability of the notes was tried to be increased. The notes of the works whose reliability was determined were transferred to the digital environment, the works were analyzed in terms of maqam, and a descriptive analysis was made on the works. As a result; In the works examined, it has been seen that Neyzen Salih Dede has a unique style, adheres to the traditional musical characteristics of the maqam, attaches importance to composing works with rarely used maqams, uses these maqams skillfully, and has an innovative understanding that develops the traditional form structure in some works

    Metin Türleri Bağlamında Az Gören, Görme Engelli ve Gören Öğrencilerin Yazılı İfade Becerilerinin İncelenmesi

    No full text
    Bu araştırmanın genel amacı metin türleri bağlamında az gören, görme engelli ve gören öğrencilerin yazılı ifade becerilerinin incelenmesidir. Bu genel amaç için öğrencilerin yazılı ifade becerileri uzunluk, süre, bağdaşıklık, tutarlılık ve kalite değişkenleri açısından incelenmiştir. Araştırma grubu 111'i az gören, 113'ü görme engelli ve 120'si gören, toplam 344 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilere anı, ikna edici ve bilgilendirici metin olmak üzere üç farklı türde metin yazdırılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Bu kapsamda, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Post-Hoc Scheffe Testi kullanılmıştır. Öğrencilerin yazma süreleri, metin türü açısından farklılaşmamıştır. Metin uzunluğunda da anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Bütün öğrenciler; en fazla süreyi anı, en az süreyi ise ikna edici metin yazarken kullanmıştır. Görme engelli ve az gören öğrenciler en fazla kelimeyi anı metninde kullanmışlardır. Gören öğrenciler ise en fazla kelimeyi bilgilendirici metinde kullanmışlardır. Metin türü açısından, görme engelli ve az gören öğrencilerin tutarlılık ve kalite puanları anlamlı farklılığa sahip değilken, gören öğrencilerin puanları anlamlı farklılığa sahiptir. Metin bağdaşıklığında, öğrenciler arasında farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmanın sonunda, bulgular, ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur

    Theoretical and experimental investigation of a vertical wall response to wave impact

    No full text
    The laboratory and field experiments so far have shown that when a wave breaks directly on a vertical faced coastal structure, the resulting impact pressures may become very severe in magnitude and short in duration. Some experimental evidence in the literature suggests that the structural response to the extremely high magnitude impact forces is only limited. This study is mainly concerned with the comparison of the theoretical and experimental results of a vertical wall response under the wave impact loading. In the dynamic analysis of the wall the classical elastic plate theory is used and the numerical results for the dynamic values of the transverse displacement are obtained by employing the method of finite elements. In the theoretical analyses the experimental pressure histories are used and the theoretical wall deflection histories are compared with the experimental results. The computational and experimental deflection histories exhibit similar patterns. The theoretical maximum wall deflections are mostly found to be slightly smaller than the experimental values. © 2002 Elsevier Science Ltd. All rights reserved.Alexander von Humboldt-Stiftung Alexander von Humboldt-StiftungThe experiments were conducted at the Leichtweiss-Institut für Wasserbau at the Technical University of Braunschweig, Germany, during a fellowship program of the second author sponsored by the Alexander von Humboldt Foundation. The analyses of the experimental data were partly carried out using the donated material of the AvH Foundation during and after the fellowship period. Therefore, the generous support of AvH Foundation is gratefully acknowledged

    Spor Alanındaki Yöneticilerin Etkileme Taktikleri ile İş Performansı Arasındaki İlişki

    No full text
    Bu araştırma, spor alanındaki yöneticilerin etkileme taktikleri ile iş performansı arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış; veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu ve etkileme taktikleri ile iş performansına yönelik ölçekler uygulanmıştır. Katılımcılar, Mardin il merkezinde ve ilçelerinde görev yapan spor yöneticileri ve personelden oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, yöneticilerin kullandığı bazı etkileme taktiklerinin (mantıksal ikna, danışma, kişisel yakınlık gibi) çalışanların algıladıkları iş performansı üzerinde anlamlı etkiler oluşturduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, cinsiyetin bireysel performans ölçeği üzerinde anlamlı bir fark yaratmadığını, lisansüstü eğitim alınmış katılımcıların performans puanlarının lisans mezunlarına göre daha yüksek olduğunu ve yöneticilik deneyimi olan bireylerin baskı yapma davranışına daha yatkın olduklarını göstermiştir. Yaş grupları arasında 41-50 yaş grubunun performansının diğer gruplara göre öne çıktığı ve mesleki deneyimi az olan katılımcıların çalışanlara yönelik olumlu davranışlarda daha yüksek puan aldığı belirlenmiştir. Sportif eğitim uzmanlarının bireysel performans puanlarının diğer meslek gruplarına göre anlamlı şekilde daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Korelasyon ve regresyon analizleri, çalışanlara yönelik etkilenen davranışlar ile bireysel performans arasında pozitif yönde anlamlı ancak zayıf bir ilişki bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgular, bireysel performansın artırılması için eğitim seviyesinin ve liderlik becerilerinin geliştirilmesi gerektiğini işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Spor Yöneticilerinin, Etkileme Taktikleri, İş PerformansıThis research was conducted to examine the relationship between the influence tactics of managers in the field of sports and their job performance. Quantitative research method was used in the research; demographic information form and scales for influence tactics and job performance were applied as data collection tools. Participants consisted of sports managers and personnel working in the city center and districts of Mardin. The obtained data were analyzed in SPSS program. As a result of the analysis, it was determined that some influence tactics used by managers (such as logical persuasion, consultation, personal closeness) had significant effects on the job performance perceived by employees. As a result, it was shown that gender did not create a significant difference on the individual performance scale, the performance scores of participants with postgraduate education were higher than those with undergraduate degrees, and individuals with managerial experience were more prone to pressure behavior. It was determined that the performance of the 41-50 age group stood out compared to other groups among age groups and that participants with less professional experience scored higher in positive behaviors towards employees. It was observed that the individual performance scores of sports training specialists were significantly higher than other professional groups. Correlation and regression analyses revealed that there was a positive, significant but weak relationship between the behaviors affected towards employees and individual performance. These findings indicate that the level of education and leadership skills should be developed in order to increase individual performance. Keywords: Sports Managers, Influence Tactics, Job Performanc

    Extradition Procedure between Türkiye and Northern Cyprus

    Get PDF
    Uluslararası adli yardımlaşma (istinabe), bir devletin yetkili bir adli makamının diğer bir devletin adli makamı adına yerine getirdiği işlemler bütünüdür. Suçluların iadesi (suçluların geri verilmesi) de uluslararası adli yardımlaşmanın önemli bir parçası olup, bir ülkede suç işlediği iddia olunan yargılanmakta veya cezasını çekmekte iken başka bir ülkeye kaçan kişilerin yargılanması veya hükmolunan cezayı çekmesi amacıyla, istem üzerine yabancı bir devlete teslim edilmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Suçluların iadesi müessesi ile suç işleyen kişilerin ödüllendirilmemesi ve suçlulukla etkin bir şekilde mücadele edilmesini amaçlanmaktadır. Çok sayıda vatandaşın yurt dışında yaşaması, ülkeler arasında yapılan vize muafiyeti anlaşmaları kapsamında ülkeler arasında rahat bir şekilde seyahat edilebilmesi ve yine yasadışı yollardan ülkeden çıkış yapılması nedeniyle Türkiye tarafından da suçluların iadesine sıklıkla başvurulmaktadır. Özellikle, Türkiye ile KKTC arasında bulunan tarihi bağ ve yakın siyasi ilişkiler çerçevesinde sağlanan seyahat özgürlüğü ve kolaylığından faydalanarak iki ülke arasında yer değiştiren şüpheli, sanık ya da hükümlünün çok sayıda olması uluslararası adli yardımlaşmayı ve suçluların iadesinin önemini daha da artırmaktadır. İşbu bildiride, yukarıda anılan nedenlerden Türkiye ile KKTC arasında suçluların iadesi müessesesi, her iki ülkenin bu konudaki iç hukuku ve yine iki ülke arasında bulunan adli yardımlaşmaya ilişkin ikili anlaşma çerçevesinde incelenmiştir. Öncelikle, uluslararası adli yardımlaşma ve önemli bir parçası olan suçluların iadesi hakkında genel bilgiler verilmiştir. Akabinde, suçluların iadesi süreci (mevzuat, iade sürecini yürüten kurumlar, geçici tutuklama, teslim aşaması, hususilik ilkesi gibi), iç hukuk ve ikili anlaşma kapsamında ele alınmıştır. Ayrıca, uygulamada suçluların iadesine alternatif olarak görülen ve uygulanan güvenlik tedbirlerinden “sınır dışı etme” konusuna da kısaca değinilerek bilgi verilmiştir. Son olarak, Türkiye ile KKTC arasında bulunan tarihi bağ ve yakın siyasi ilişkiler nedeniyle suçluların iadesi kurumunun önemine değinilmiş olup suç işlediği iddia olunan kişilerin yargılanması, cezasız kalmaması ve suçlulukla etkin bir şekilde mücadeleye son on yıla ait istatistikler çerçevesinde değinilmiştir

    Meydan, H., Aybey, S., Dikmen, F. & Dikmen, S. (2018). Sosyal medya ve gençlik değerleri: Zonguldak’ta liselerde öğrenim gören gençler üzerine bir inceleme. Türkiye Din Eğitimi Araştırmaları Dergisi, 7, 125-143.

    No full text
    Bu araştırma, Zonguldak örnekleminde liselerde öğrenim gören gençlerin sahip oldukları değerleri sosyal medya ile olan ilişkileri bağlamında belirlemeyi ve farklı değişkenler açısından incelemeyi hedeflemektedir. Çalışma betimsel-ilişkisel modelde yapılandırılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen aileye ilişkin tutum ve aile değerleri ölçeği, hayatın amacı ölçeği, gelecek için eğitimine ve yeteneklerine güven ölçeği, sosyal medyaya güven ölçeği kullanılmıştır. Veriler, 2018-2019 yılı güz döneminde Zonguldak’taki farklı lise türlerinde öğrenim gören 429 öğrenciye anket uygulanarak toplanmıştır. Verilerin analizinde t-testi ve ANOVA’dan yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda gençlerin büyük çoğunluğunun (%80) günde en az 1 saat sosyal medyada vakit geçirdiği; en çok kullandıkları sosyal medya platformlarının ise fikir, düşünce paylaşımından ziyade görsel, hareketli ve anlık durum paylaşımlarına odaklanan platformlar olduğu tespit edilmiştir. Bulgular sosyal medyada fazla vakit geçirenlerin, daha az vakit geçirenlere oranla hayatı amaçsız olarak değerlendirme eğilimlerinin daha fazla olduğunu göstermiştir. Eğitim kalitesinin daha yüksek olduğu (bilinen) okullarda öğrenim gören öğrencilerin sosyal medyaya daha az güvendiği, hayata bakışının daha idealist ve amaçlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır

    İlköğretim 6. Sınıf Öğrencilerinin Yazılı Anlatımlarında Kullandıkları Zaman Ekleri Üzerine Bir İnceleme

    No full text
    Bu çalışmada ilköğretim 6.sınıf öğrencilerinin yazılı anlatımlarında kullandıkları zaman ekleri tespit edilerek bunların kullanım sıklıkları ve kullanım oranları hesaplanmıştır. Böylece ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin hangi zaman eklerini, ne sıklıkla ve hangi oranlarda kullandıkları ortaya çıkarılmıştır. Dolayısıyla Türkçe öğretiminde yardımcı ve destekleyici bir alan olan dil bilgisi öğretiminde zaman eklerinin sistematik bir biçimde öğretilebilmesi için kılavuzluk edebilecek sonuçlara ulaşmak amaçlanmıştır. Araştırmada Ankara ilinden beş ilköğretim okulunda 150 öğrenciye yazılı anlatım çalışması yaptırılmıştır. Sonuç olarak, bazı zaman eklerinin, öğrencilerin yazılı anlatımlarında ya çok az kullanıldığı ya da hiç kullanılmadığı görülmüştür. Buna bağlı olarak da dil bilgisi öğretiminde zaman eklerinin öğrencilere kavratılmasına yönelik bazı önerilerde bulunulmuş ve Türkçe ders kitaplarına alınacak metinlerde zaman ekleriyle ilgili dikkat edilmesi gereken hususlar vurgulanmıştır

    Analysis of the behavior of piled raft foundations with finite element method

    No full text
    2019 yılı başında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğiyle temeli kazıklı olan binalarda kazıkların deprem etkisi altında analizi zorunlu hale getirilmiştir. Yönetmelikte Ortak sistem yaklaşımı ve Altsistem yaklaşımı olmak üzere iki yaklaşım benimsenmiştir. Ortak sistem yaklaşımında yapı-kazık-zemin bir bütün olarak analiz edilmektedir. Altsistem yaklaşımında ise kinematik etkileşim denilen temel-kazık-zemin sistemi için ayrı, eylemsizlik etkileşimi denilen temel-yapı sistemi ayrı olmak üzere iki aşamada analiz yapılmaktadır. Bu aşamalar için, zemin ve bina özelliklerine göre üç yöntem önerilmektedir. Bu tez çalışmasında, diğer iki yönteme göre deprem riski daha az olan koşullarda yapılması öngörülen ve daha çok Geoteknik anabilim dalı kapsamına giren Yöntem III-Kinematik Etkileşim analizleri işlenmektedir. Analizlerde, zemin yayları (yük transfer eğrileri) tespitleri MS Excel yazılımı ile, zemin davranış analizleri DEEPSOIL yazılımı ile, artımsal nonlineer statik analizler ise SAP2000 yazılımı ile yapılmaktadır. Bu kapsamda, sabit ve belirli koşullar altında, kazık çapı değişiminin, kazık uzunluğu değişiminin, kazık grubunda grup etkisinin, farklı deprem datalarının, zemindeki anakaya derinliğinin, farklı kil ve kum zeminlerin sürtünme kazıklarından oluşan kazıklı temel davranışına etkisi, kinematik etkileşim analizleri sonucunda elde edilen kazık iç kuvvetleri ve deplasmanları üzerinden araştırılmaktadır. Çalışma sonunda yukarda sıralanan değişkenler üzerinden kazıklı temel davranışı, kazık normal kuvvetleri, momentleri, kesme kuvvetleri ve kazık başlığı deplasmanları belirlenerek yorumlanmaktadır. Analizler sonucunda, kinematik etkileşim analizlerinde deprem datası seçiminin çok önemli olduğu ve kazıklı temel davranışında en etkili veri olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.By Turkey Building Earthquake Regulation enacted at beginning of 2019, analysis of piled raft foundations under earthquake forces has been made compulsory. Two approaches adopted in the regulation, namely common system approach and subsystem approach. In the common system approach, the structure-pile-soil is analyzed as a whole. Subsystem approach, on the other hand, is analyzed in two stages: foundation-pile-soil system called kinematic interaction and foundation-structure system called inertial interaction. In the subsystem approach, three methods are proposed for these stages according to the soil and building characteristics. In this thesis, Method III-Kinematic Interaction analysis, which is anticipated to be performed in conditions with less earthquake risk compared to the other two methods, and which is mostly within the scope of the Geotechnics department, is studied. In the analysis, soil springs (load transfer curves) are determined with MS Excel software, site response analyzes are performed with DEEPSOIL software and incremental nonlinear static analyzes performed with SAP2000 software. In this context, under fixed and specific conditions, the effect of pile diameter variation, pile length variation, group effect in pile group, different earthquake data, bedrock depth in the soil, different clay and sand soils to the behavior of friction piled raft foundation has been investigated through pile internal forces and pile head displacement obtained as a result of kinematic interaction analysis. At the end of the study, piled raft foundation behavior is interpreted determining pile normal forces, moments, shear forces and pile head displacements through the variables listed above. As a result of the analysis, it was concluded that the selection of earthquake data in kinematic interaction analysis is very important and it is the most effective data in piled raft foundation behavior
    corecore