1,720,964 research outputs found

    Effect of beet juice on anaerobic performance and fatigue in adolescent male swimmers

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim Dalı, Beslenme ve Diyetetik Bilim DalıAdölesan erkek yüzücülerde pancar suyunun anaerobik yüzme performansı, kan laktat düzeyi ve yorgunluk üzerine etkisini belirlemek amacıyla tek kör müdahale araştırması olarak planlanan bu araştırmayı Bursa ilinde spor kulüplerinde lisanslı 14 adölesan erkek yüzücü oluşturmaktadır. Yüzücüler sosyodemografik bilgileri, beslenme alışkanlıklarının değerlendirildiği ilk görüşmede 24 saatlik besin tüketim kayıtları sorgulanmış ve antropometrik ölçümleri kaydedilmiştir. Yüzücülere, çalışmanın ilk haftası herhangi bir içecek tüketmeden 8x100 metrelik maksimum eforlu yüzme performansı uygulandı. Çalışmanın ikinci haftasında her antrenmandan 2,5 saat önce (üç gün 2 x250 mL ve 3 gün 1 x250 mL) 0,6 mmol/250 mL NO3- içeren plasebo içecek tüketti. Çalışmanın son haftasında önceki hafta ile benzer şekilde fakat bu sefer 8 mmol/250 mL NO3- içeren pancar suyu tüketildi. Çalışmada her performans testi sonrası kan laktat ölçümü ve algılanan yorgunluk düzeyi kaydedildi. Egzersiz öncesi akut alınan pancar suyunun yüzmede performans süreleri üzerine etkisine bakıldığında 8x100 metre performansının genel derecelerinde son hafta olan süreleri ilk iki haftaya göre daha hızlı olsa da istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı fakat üçüncü 100 metre performans sürelerinde birinci ve üçüncü hafta arasında istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş gözlemlenmiştir (p<0.05). Çalışmamızda müdahale öncesi performans testi sonrasında kan laktat ortalaması 15,09±3,30 mmol/l, plasebo içecek sonrası 16,23±4,30 mmol/l ve pancar suyu alımı sonrası 15,21±4,01mmol/l saptamıştır (p<0.05). Müdahale öncesi, plesabo içecek ve pancar suyu tüketimi sonrası yüzücülerde algılanan yorgunluğun azaldığı tespit edilmiştir (p:0.019; p<0.05). Adolesan erkek yüzücülerde altı gün boyunca pancar suyu alımının performans sürelerinde ve kan laktat düzeyinde önemli bir iyileşme olmadığı fakat algılanan yorgunluk düzeyinde azalma neden olduğu görülmüştür.This study, planned as a single-blind intervention study to determine the effects of beetroot juice on anaerobic swimming performance, blood lactate level and fatigue in adolescent male swimmers, consists of 14 licensed adolescent male swimmers working in sports clubs in Bursa province. In the first interview where the sociodemographic information and nutritional habits of the swimmers were evaluated, 24-hour food consumption records were questioned and anthropometric measurements were recorded. The swimmers underwent a maximum effort swimming performance of 8x100 meters without consuming any beverages in the first week of the study. In the second week of the study, they consumed a placebo beverage containing 0.6 mmol/250 mL NO3- 2.5 hours before each training (2 x250 mL for 3 days and 1 x250 mL for 3 days). In the last week of the study, similar to the previous week, but this time containing 8 mmol/250 mL NO3-, beetroot juice was consumed. After each performance test in the study, blood lactate measurements and perceived fatigue levels were recorded. When the effect of acutely taken beetroot juice before exercise on performance times in swimming was examined, it was observed that although the times in the last week were faster than the first two weeks in the general degrees of 8x100 meter performance, there was no statistically significant difference, but a statistically significant decrease was observed in the third 100 meter performance times between the first and third weeks (p<0.05). In our study, after the performance test before the intervention, the mean blood lactate was 15.09±3.30 mmol/l, 16.23±4.30 mmol/l after placebo drink and 15.21±4.01 mmol/l after beetroot juice intake (p<0.05). It was determined that perceived fatigue decreased in swimmers after placebo drink and beetroot juice consumption before the intervention (p:0.019; p<0.05). It was observed that beetroot juice intake for six days in adolescent male swimmers did not cause a significant improvement in performance times and blood lactate levels, but it caused a decrease in the perceived fatigue level

    The effect of obesity awareness of adolescents on nutritional status, physical activity level and body mass index

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim DalıBu çalışmada, adölesanlarda obezite farkındalıklarının beslenme durumu, fiziksel aktivite düzeyi ve beden kütle indeksi üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışma, Trabzon ilinde ikamet eden, 10-14 yaş arası 372 adölesan ile yürütülmüştür. Katılımcıların % 44,9'u erkek % 55,1'i ise kızdır. Çalışmaya katılan adölesanların vücut ağırlıkları, boy uzunlukları alınmış ve beden kütle indeksi değerleri hesaplanmıştır. Katılımcılara beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite alışkanlıklarına ilişkin sorular sorularak alışkanlıkları hakkında bilgi edinilmiştir. Ayrıca bir günlük besin tüketim kaydı alınmıştır. Besin tüketim kayıtlarından, enerji ve besin ögesi alımının gereksinmelerini karşılama durumları değerlendirilmiştir. Cinsiyetlere göre beden kütle indeksi persentil değerleri incelendiğinde cinsiyet ile beden kütle indeksi persentil değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir bağlantı bulunmamıştır (p = 0,521). Bununla birlikte beden kütle indeksi persentil değerlerine göre erkek adölesanların % 23,4'ü hafif şişman, % 24,6'sı şişmandır. Kız adöledanların ise % 22'si hafif şişman olup, % 20,5'i şişman bulunmuştur. Katılımcıların obezite farkındalık ölçeği puanları 57,53 ± 7,34 puan bulunmuştur. Obezite farkındalık ölçeği değerlendirmesine göre obezite farkındalık seviyeleri "iyi düzeyde" dir. Ölçek alt boyut puanları ise obezite farkındalık alt boyutu puanı 24,99 ± 3,68, beslenme farkındalığı alt boyutu puanı 18,03 ± 3,21, fiziksel aktivite farkındalığı puanı 14,51 ± 2,16 puandır tüm alt boyut puan değerlendirmesi de "iyi düzeyde" dir. Cinsiyete göre ölçek toplam puan ve alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde kızların obezite farkındalıkları erkeklerden daha fazladır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Adölesan, Beslenme Alışkanlıkları, Beden Kütle İndeksi, Obezite Farkındalık, ObeziteThis study aimed to investigate the effect of obesity awareness on nutritional status, physical activity level and body mass index in adolescents. The study was conducted with 372 adolescent individuals aged 10-14, residing in Trabzon. 44,9% of the participants are male and 55,1% are female adolescents. The body weight and height of the adolescents participating in the study were taken and the body mass index value was calculated. Participants were asked questions about their eating habits and physical activity habits to obtain information about their habits. Additionally, a daily food consumption record was taken. From food consumption records, energy and nutrient intake requirements were calculated. When body mass index percentile values were examined according to gender, no statistically significant connection was found between gender and body mass index percentile values (p = 0,521). However, according to body mass index percentile values, 23,4% of male adolescents are slightly obese and 24,6% are obese. Of the female adolescents, 22% were slightly obese and 20,5% were found to be obese. Obesity awareness scale scores of the participants were found to be 57,53 ± 7,34 points. According to the obesity awareness scale evaluation, obesity awareness levels are at a "good level". The scale sub-dimension scores are obesity awareness sub-dimension score 24,99 ± 3,68, nutrition awareness sub-dimension score 18,03 ± 3,21, physical activity awareness score 14,51 ± 2,16 points. All sub-dimension score evaluation is " is at a good level. When the relationship between the total score and sub-dimensions of the scale according to gender is examined, girls' awareness of obesity is higher than boys (p<0,05). Key Words: Adolescent, Nutritional Habits, Body Mass Index, Obesity Awareness, Obesit

    Assessment of nutritional status in adolescent swimmers according to the mediterranean diet quality index

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim Dalı, Beslenme ve Diyetetik Bilim DalıAdölesan dönem, ergenlik belirtilerin ortaya çıkmasıyla başlayan, fizyolojik, psikolojik ve sosyal değişimle karakterize, çocukluktan yetişkinliğe kadar tanımlanan kademeli bir geçiş dönemidir. Optimum gelişme ve büyüme için adölesan dönemde atılan dengeli beslenmenin aşılanması oldukça önemlidir. Çalışmamız, İstanbul ilinde bulunan çeşitli spor kulüpleri ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi spor tesislerinde profesyonel yüzücülerle yürütülmüştür. Akdeniz diyet skorunun belirlenmesi ve antropometrik ölçümler ile beslenme alışkanlıkları arasındaki olası ilişkinin saptanması amacıyla keşitsel tipte gerçekleştirilmiş bir araştırmadır. Çalışma, 10-18 yaş grubundaki gönüllü 77 erkek (%52,4) ve 70 kız (%47,6) olmak üzere toplam 147 yüzücünün katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Anket formu araştırmaya katılan yüzücülerle yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Anket formunda demografik özellikler, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite durumu ve antropometrik ölçümlerden oluşan 34 sorudan oluşmaktadır. Adölesanların ortalama BKİ değeri 18,64±2,36 kg/m2'dir. Adölesan yüzücülerin %73,5'u yaşa göre normal, %15'i zayıf, %9,5'i hafif şişman ve %2,0'ı şişmandır. Kadın yüzücülerin günlük enerji alımı ortalama 1883,9±519,0 kkal/gün, erkeklerin ise 2071,15±604,76 kkal/gün olarak bulunmuştur. Yüzücülerin %39,46'sının düşük, %2,72'sinin yeterli enerji kullanılabilirliğine sahiptir. Kadınların KIDMED puanı 7,33±2,22, erkeklerin ise KIDMED puanı 7,12±1,99 bulunmuştur (p>0,05). Adölesan yüzücülerin %6,8'inin diyet kalitesi çok düşük, %49'unun orta ve %44,2'inin optimal diyet kalitesine sahip olduğu saptanmıştır. KİDMED ölçek puanı düşük olan yüzücülerin B1, B2, B12, folik asit, potasyum, omega-3 alım düzeyi diyet kalitesi optimal olanlara göre düşüktür (p0.05). It was determined that 6.8% of adolescent swimmers had very low diet quality, 49% had medium and 44.2% had optimal diet quality. B1, B2, B12, folic acid, potassium and omega-3 intake levels of swimmers with low KİDMED scale scores are lower than those with optimal diet quality (p<0.05). There is a difference between age, height, body weight and BMI values and KİDMED index. A statistically negative relationship was found (p<0.05). As a result, it is thought that the diet quality of adolescent swimmers is at an average level and it is important to improve the diet quality of athletes for optimal health and performance

    Evaluation of the relationship of emotional eating behaviors with food choice, depression and body mass index in adults

    Full text link
    ÖZET: Duygusal yeme ve obeziteyle bağıntılı olan depresyon ise oldukça önemli bir duygudurum bozukluğudur. Bu çalışmada, yetişkin bireylerde duygusal yeme davranışlarının besin seçimi, depresyon ve beden kütle indeksi (BKİ) ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışma, rastgele örneklem seçimi ile İstanbul’da yaşayan, 18-65 yaş arasında 208 yetişkin katılımcıyla yapılmıştır. Katılımcıların % 28’i erkek % 72’si ise kadındır. Beden kütle indeksi ile cinsiyet arasındaki ilişki incelendiğinde kadınların erkeklerden daha şişman oldukları belirlenmiştir (p<0,05). Zayıf bireyler; normal, hafif şişman, 1. ve 2. derece obez bireylerden daha düşük ağırlık kontrolü puan ortalamasına sahiptir (p<0,01). Zayıf bireylerin; normal, hafif şişman ve 1. derece obez bireylerden daha düşük kısıtlayıcı yeme davranışı gösterdikleri saptanmıştır (p<0,05). Zayıf, normal, hafif şişman ve 1. derece obez bireylerin, 2. derece obez bireylerden daha düşük duygusal yeme puan ortalamasına sahip bulunmuştur (p<0,05). Zayıf, normal, hafif şişman ve 1. derece obez bireylerin, 2. derece obez bireylerden daha düşük dışsal yeme puan ortalamasına sahip bulunmuştur (p<0,05). Bu araştırmada, besin seçim testine göre düzenli fiziksel aktivite yapanlar, yapmayanlardan daha yüksek sağlık, doğal içerik, ağırlık kontrolüne sahip olduğu bulunmuştur (p<0,05). Orta ve şiddetli depresyonu olan bireyler, minimal depresyonu olanlara göre daha yüksek duygusal yeme puan ortalamasına sahiptir (p<0,05). Minimal ve hafif depresyonu olanların kısıtlayıcı yeme davranışı puan ortalaması, şiddetli depresyonu olanlardan daha düşüktür (p<0,05). Ayrıca, minimal depresyonu olanların dışsal yeme davranışı puan ortalaması orta şiddette depresyonu olanlardan daha düşüktür (p<0,05). Sonuç olarak, depresyon varlığında duygusal, dışsal ve kısıtlayıcı yeme gibi psikolojik yeme davranışlarının bireylerin mevcut beslenme durumları üzerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır.ABSTRACT: Depression, which is associated with emotional eating and obesity, is a very important mood disorder. In this study, it is aimed to evaluate the relationship between emotional eating behaviors, food choice, depression and body mass index (BMI) in adults. The study was conducted with 208 adult participants between the ages of 18-65, living in Istanbul, with a random sample selection. 28% of the participants are male and 72% are female. When the relationship between body mass index and gender was examined, it was determined that women were more obese than men (p<0.05). Weak individuals; had a lower mean weight control score than normal, slightly obese, 1st and 2nd degree obese individuals (p<0.01). Weak individuals; It was determined that they exhibited less restrictive eating behavior than normal, slightly obese and 1st degree obese individuals (p<0.05). It was found that thin, normal, slightly obese and 1st degree obese individuals had lower emotional eating scores than 2nd degree obese individuals (p<0.05). Thin, normal, slightly obese and 1st degree obese individuals were found to have lower mean external eating scores than 2nd degree obese individuals (p<0.05). In this study, it was found that those who do regular physical activity according to the food choice test have higher health, natural content, weight control and total score averages than those who do not (p<0.05). Individuals with moderate and severe depression have a higher mean emotional eating score than those with minimal depression (p<0.05). The mean restrictive eating behavior score of those with minimal and mild depression was lower than those with severe depression (p<0.05). In addition, the mean external eating behavior score of those with minimal depression was lower than those with moderate depression (p<0.05). As a result, it was concluded that psychological eating behaviors such as emotional, external and restrictive eating in the presence of depression are effective on the current nutritional status of individuals

    The relationship of nutritional behavior change model for diet implementation in adult individuals with nutritional status and anthropometric measurements

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim DalıBu araştırma, yetişkin bireylerde diyet uygulamaya yönelik beslenme davranış değişikliği modelinin beslenme durumu ve antropometrik ölçümlerle ilişkisini incelemek amacıyla Ocak 2023 – Ekim 2023 tarihleri arasında Kahramanmaraş Merkez' de yaşayan 18-65 yaş arası gönüllü olarak çalışmaya katılmayı kabul eden 400 yetişkin birey ile yapılmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için anket formu, 24 saatlik besin tüketim kaydı, besin tüketim sıklığı formu ve beslenme değişim süreçleri ölçeği (BDSÖ) kullanılmıştır. Katılımcıların % 50' si kadın (n=200), % 50' si erkektir (n=200). Kadınlarda BKİ 24,54 ± 5,39 kg/m2 iken erkeklerde 26,05 ± 4,36 kg/m2'dir. Kadınlarda BKO 0,8 ± 0,11 düşük risk değeri, erkeklerde 0,9 ± 0,07 yüksek risk değeri bulunmuştur (p0,05). Diyet geçmişi olan kadınların oranı %48 iken erkeklerin %27,5'dir (p0,05). Sonuç olarak beslenme değişim süreçlerinin cinsiyet, vücut ağırlığı, BKİ, diyet geçmişi gibi çeşitli faktörler ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bireylerin sağlıklı beslenme davranışlarını geliştirmelerini ve sürdürmelerini desteklemek amacıyla beslenme tedavisinde değişim süreçleri ölçeğinin etkili bir şekilde kullanılabileceği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Beslenme Davranışı, Beslenme Değişim Süreçleri, Beslenme Durumu, Davranış Değişikliği, ObeziteThis research was conducted with 400 adult individuals aged 18-65, living in Kahramanmaraş Center between January 2023 and October 2023, who voluntarily agreed to participate in the study, in order to examine the relationship of the nutritional behavioral change model for dieting in adult individuals with nutritional status and anthropometric measurements. A questionnaire form, 24-hour food consumption record, food consumption frequency form and nutritional change processes scale (BDSÖ) were used to collect the data of the study. Of the participants, 50% were female (n=200) and 50% were male (n=200). BMI was 24.54 ± 5.39 kg/m2 in women and 26.05 ± 4.36 kg/m2 in men. Waist-to-hip ratio was found to be low risk in women (0.8 ± 0.11) and high risk in men (0.9 ± 0.07) (p0.05). The rate of women with a diet history was 48%, while the rate of men was 27.5% (p0.05). As a result, it was observed that nutrition change processes were associated with various factors such as gender, body weight, BMI, diet history. It is seen that the nutritional change processes scale can be used effectively in nutrition therapy in order to support individuals to develop and maintain healthy eating behaviors. Keywords: Nutritional Behavior, Nutritional Change Processes, Nutritional Status, Behavior Change, Obesit

    The effect of black cumin seed oil supplementation on biochemical and anthropometric parameters in adult individuals with hyperlipidemia

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim DalıBu araştırmada, hiperlipidemi tanısı alan bireylerin, beslenme alışkanlıklarında Amerikan Kalp Derneği (AHA) diyet önerileri doğrultusunda, 8 hafta boyunca, düzenli olarak günde 2 kez 900 mg çörek otu (Nigella Sativa) yağı tüketiminin biyokimyasal ve antropometrik parametreler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 64 kişi katılmış ve bireyler rastgele 'kontrol' (n:32, yaş:47,9 ± 13,9 yıl, K:%65,6, E:%34,4) ve 'müdahale' (n:32, yaş:49,1 ± 11,2 yıl, K:%68,8, E:%31,2) grubuna ayrılmıştır. Katılımcıların günlük enerji ve besin ögeleri alım düzeylerinin belirlenmesi için 24 saatlik besin tüketim kaydı, aktivite durumlarının değerlendirilmesi için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Form (IPAQ) uygulanmış ve vücut kompozisyonları biyoelektrik impedans cihazı ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonunda bireylerin %84,4'ünün inaktif ve %15,6'sının ise minimal aktif olduğu saptanmıştır. Çalışma öncesi ve sonrası iki grubun vücut ağırlıkları ve kompozisyonları benzer bulunmuştur (p>0,05). Müdahale grubunun (1094,1 ± 347,3 kkal) müdahale öncesi günlük enerji alım ortalaması kontrol grubundan (1291,2 ± 324,3 kkal) istatistiksel önemli düşüktür (p=0,022). Çalışma sonunda, AHA önerileri doğrultusunda diyet uygulayan kontrol grubu ile diyete ilave 2x900 mg çörek otu yağı takviyesi alan müdahale grubu bireylerin her ikisinde de total kolesterol ve trigliserit seviyeleri benzer şekilde ve önemli oranda düşürmektedir (p0.05). The average daily energy intake of the intervention group (1094.1 ± 347.3 kcal) was statistically significantly lower than the control group (1291.2 ± 324.3 kcal) (p = 0.022). At the end of the study, total cholesterol, LDL cholesterol and triglyceride levels were reduced similarly and significantly in both the control group, which followed a diet in line with AHA recommendations, and the intervention group, which received 2x900 mg black seed oil supplements in addition to the diet (p<0.05). In particular, the decrease in the average triglyceride level of individuals in the intervention group (41.84 ± 52.03 mg/dl) compared to before the study (16.81 ± 32.83 mg/dl) was found to be statistically significant (p = 0.022). . As a result, it was concluded that the use of black cumin oil along with a low-fat, low-cholesterol diet for 8 weeks in overweight or obese, inactive individuals diagnosed with hyperlipidemia had a positive effect on biochemical parameters, but this effect was not statistically significant compared to the group that followed the diet alone

    The relationships between nutritional knowledge level, nutritional status and physical activity level with metabolic syndrome risk in adult individuals

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Ana Bilim DalıBu araştırmada, yetişkin bireylerin beslenme bilgi düzeyleri, beslenme ve fiziksel aktivite durumları ile metabolik sendrom riski ilişkisi incelenmiştir. Araştırma, Ekim-Kasım 2023 tarihlerinde İstanbul ilinde yaşayan ve yaş ortalamaları 33,01±9,88 yıl olan 389 yetişkin bireyin katılımıyla yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanması için bireylerin sosyodemografik özellikleri, sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri ve 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kayıtları sorgulanmış ve anket formuna kaydedilmiştir. Bireylerin beslenme bilgilerini ölçmek için Yetişkinler İçin Beslenme Bilgi Düzeyi (YETBİD) Ölçeği, metabolik sendrom risk düzeylerini ölçmek için Metabolik Sendrom Araştırma Formu (MSAF) ve fiziksel aktivite düzeylerini ölçmek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) kullanılmıştır. Bireylerin, %60,7'sinin temel beslenme bilgisinin ve %54,5'inin metabolik sendrom riskinin orta düzeyde olduğu, %76,6'sının minimal aktif düzeyde olduğu belirlenmiştir. Kadın bireylerin yaşları ile MSAF toplam puanları arasında pozitif korelasyon saptanmış (p<0,05) ve MSAF toplam puanları erkek bireylere göre anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin beden kütle indeksi (BKİ) ortalama 25,37±4,66 kg/m2'dir ve BKİ düzeyi arttıkça beslenme bilgisinin ve fiziksel aktivite düzeylerinin azaldığı, metabolik sendrom riskinin arttığı saptanmıştır (p<0,05). Erkek katılımcıların enerji (kkal) ve karbonhidrat (g) değerleri ile (p<0,01), kadın katılımcıların ise karbonhidrat (%) değerleri ile metabolik sendrom risk düzeyleri arasında istatistiksel olarak pozitif korelasyon bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların temel beslenme bilgisi, besin tercihi bilgisi ve fiziksel aktivite düzeyleri arttıkça MSAF toplam puanlarının düştüğü görülmüştür (p<0,01). Sonuç olarak metabolik sendrom riskinin yaş, cinsiyet, antropometrik ölçümler, beslenme bilgisi, fiziksel aktivite ve beslenme durumları ile ilişkili olduğu görülmüştür.This study investigated the relationship between the nutritional knowledge levels, dietary and physical activity status, and the risk of metabolic syndrome of adult individuals. The research was conducted with the participation of 389 adult individuals living in Istanbul province in October-November 2023, with an average age of 33.01 ± 9.88 years. Socio-demographic characteristics, health information, dietary habits, anthropometric measurements, and 24-hour retrospective dietary intake records of the individuals were queried and recorded in a questionnaire form to collect research data. The Nutrition Knowledge Level Scale for Adults (YETBİD), the Metabolic Syndrome Investigation Form (MSAF) to measure metabolic syndrome risk levels, and the International Physical Activity Questionnaire (IPAQ) to measure physical activity levels were used. It was determined that 60.7% of the individuals had moderate basic nutrition knowledge, 54.5% had a moderate level of metabolic syndrome risk, and 76.6% were minimally active. A positive correlation was found between the ages of female individuals and the total MSAF scores (p<0.05), and the total MSAF scores were significantly higher in female individuals compared to male individuals (p<0.05). The mean body mass index (BMI) of the individuals was 25.37 ± 4.66 kg/m2, and it was observed that as BMI levels increased, nutritional knowledge and physical activity levels decreased, and metabolic syndrome risk increased (p<0.05). There was a statistically significant positive correlation between the energy (kcal) and carbohydrate (g) values of male participants (p<0.01), and the carbohydrate (%) values of female participants with metabolic syndrome risk levels (p<0.05). It was observed that as the basic nutritional knowledge, food preference knowledge, and physical activity levels of the participants increased, the total MSAF scores decreased (p<0.01). In conclusion, it was found that metabolic syndrome risk is associated with age, gender, anthropometric measurements, nutritional knowledge, physical activity, and dietary status

    Evaluation of Diet Quality, Work Stress and Anxiety Status of White and Blue Collar Industrial Workers

    No full text
    Amaç: Bu çalışma, endüstriyel kuruluşlarda farklı pozisyonlarda çalışan bireylerin beslenme kalitesi, iş stresi ve kaygıları arasındaki ilişkiyi incelemek için yürütülmüştür. Gereç ve Yöntemler: İstanbul’da endüstrilerde çalışan, yaşları 18-65 arasında değişen toplam 132 gönüllü değerlendirildi. Çalışmada, iş stresi ve kaygı ölçümleri için İş Stresi Ölçeği ve Beck Anksiyete Envanteri, diyet kalitesi için ise Sağlıklı Yeme İndeksi-2015 (HEI-2015) kullanılarak 24 saatlik yemek kayıtları kullanılmıştır. Bulgular: Bu araştırmada beyaz yakalı çalışanların %48,9'u, mavi yakalı çalışanların ise %49,4'ü yüksek düzeyde iş stresi yaşadığı bulunmuştur (p>0,05). Beyaz yakalı çalışanların %48,9'unda, mavi yakalı çalışanların ise %39,1'inde kaygı tespit edilmiştir (p>0,05). Beyaz yakalı çalışanların %75,6'sının, mavi yakalı çalışanların ise %72,4'ünün beslenme kalitesi kötü bulunmuştur. Beck Anksiyete Envanteri ve HEI-2015 sonuçları ile iş stresi karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (sırasıyla p=0,005 ve p=0,030). Mavi yakalı sanayi işçileri, beyaz yakalı işçilere (enerji 1979,1 kkal; karbonhidratlar 261,2±78,61 g/gün) kıyasla daha yüksek günlük enerji (2277,3 kkal) ve karbonhidrat (295,5±77,50 g/gün) alımı olduğu belirlenmiştir (p=0,015). İş stresini etkileyen dikkat çekici beslenme alışkanlıkları arasında atıştırmalıkların ve öğle yemeğinin atlanması yer almıştır (pAims: This study examines the relationship between nutritional quality, work stress, and anxiety of individuals working in different positions in industrial organizations. Material and Methods: A total of 132 volunteers, aged 18-65, employed in industries in İstanbul, underwent assessments. The study employed the Work Stress Scale and Beck Anxiety Inventory for work stress and anxiety measurements and the Healthy Eating Index-2015 (HEI-2015) for diet quality, using 24-hour food records. Results: In this research, 48.9% of white-collar employees and 49.4% of blue-collar employees experience high levels of job stress (p>0.05). Anxiety was found in 48.9% of white-collar workers and 39.1% of blue-collar workers (p>0.05). The diet quality of 75.6% of white-collar workers and 72.4% of blue-collar workers was poor. Statistically significant differences were identified when comparing job stress with the Beck Anxiety Inventory and HEI-2015 results (p=0.005 and p=0.030, respectively). Blue-collar industrial workers reported higher daily energy intake (2277.3 kcal) and carbohydrates (295.5±77.50 g/day) compared to white-collar workers (energy 1979.1 kcal; carbohydrates 261.2±78.61 g/day), with significant differences in calorie and carbohydrate consumption (p=0.015). Noteworthy dietary habits influencing work stress included skipping snacks (

    THE EFFECT OF INTERMITTENT FASTING DIET ON ANTHROPOMETRIC PARAMETERS IN ADULT FEMALES

    No full text
    Amaç: Bu araştırmada aralıklı açlık diyetinin yetişkin kadınlarda zaman kısıtlaması olmayan diyete kıyasla antropometrik parametrelere etkisinin araştırılması amaçlandı. Yöntem: Araştırma Şubat-Mart 2022 tarihlerinde Denizli’de özel bir beslenme danışmanlığı merkezine başvuran ortalama yaşı 39.4±11.2 yıl olan, hafif şişman ve obez gönüllü 54 yetişkin kadın birey ile yürütüldü. Bireyler, aralıklı açlık diyeti uygulayan müdahale grubu (n=27) ve zaman kısıtlaması olmadan diyet uygulayan kontrol grubu (n=27) olmak üzere randomize olarak 2 gruba ayrıldı ve tüm gruplara 6 hafta boyunca oluşan sağlıklı zayıflama diyeti uygulandı. Araştırmanın başlangıcında sosyodemografik özellikleri, hastalık bilgisi ve beslenme alışkanlıkları sorgulanarak anket formuna kaydedildi. Katılımcıların sirkadiyen ritim özelliklerini belirlemek için Sabahçıl-Akşamcıl Ölçeği ve fiziksel aktivite alışkanlıklarını belirlemek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) uygulandı. İlave olarak, araştırmanın başında ve 6. haftasında bireylerin antropometrik o?lc?u?mleri ve 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kayıtları değerlendirildi. Bulgular: Katılımcıların sirkadiyen ritimleri; %46.2’si ara tip, %29.6’sı sabahçıl ve %27.8’i akşamcıl tipe yakın bulundu (p>0.05). Toplam vücut ağırlığı kaybı kontrol grubunda ortalama 4.97±1.97 kg iken, müdahale grubunda 5.13±1.98 kg bulundu (p>0.05). Müdahale öncesi ve sonrasında antropometrik ölçümler ile vücut kompozisyonlarındaki değişim gruplar arasında istatistiksel olarak önemli bulunmadı (p>0.05). Müdahale ve kontrol grubunda başlangıca göre 6 hafta sonunda günlük ortalama karbonhidrat (p=0.001; p=0.019), protein (p=0.003; p=0.001) alımları önemli olarak daha yüksek olduğu belirlendi. Diyet müdahalesi sonrası, gruplar arasındaki enerji ve besin ögeleri alım düzeyleri değişimleri açısından istatistiksel önemli farklılık bulunmadı (p>0.05). Sonuç: Bu çalışmada, kısa süreli uygulanan enerji kısıtlı aralıklı açlık diyeti ile zaman kısıtlaması olmayan geleneksel diyet modellerinin antropometrik ölçümlere olan etkisinin benzer olduğu görüldü

    Belediye Çalışanlarının İş Stresi Düzeylerinin Beslenme Durumu, Diyet Kalitesi ve Beden Kütle İndeksi Üzerine Etkisi

    No full text
    2021-20034-69This study, conducted from January to May 2022, investigated the impact of work-related stress among 384 adult municipal employees (average age: 29.60±7.90 years) in various departments of Zeytinburnu Municipality on their nutritional status, diet quality, and body mass index (BMI). Data collection included participants' sociodemographic details, 24-hour dietary records, anthropometric measurements, and surveys conducted via face-to-face interviews. The surveys utilized the Mediterranean Diet Quality Index (KIDMED) to assess diet quality and the Job Stress Scale (JSS) to evaluate work stress. Results indicated that 58.9% of participants experienced moderate work stress, while 39% reported high levels of stress. The average KIDMED score was 7.76±3.36 points. Notably, female participants scored 7.59±3.00 on the KIDMED, while males scored 8.20±4.17 (p=0.006). On average, female participants had a BMI of 21.57±3.28 kg/m2, while males had a BMI of 26.40±3.04 kg/m2. Among municipal employees, 10.4% were underweight, 56.8% were normal weight, 26.6% were slightly overweight, and 6.3% were obese. Daily energy intake averaged 1624.30±485.03 kcal for women and 1638.14±493.36 kcal for men. The study identified a weak positive association between the job stress scale and KIDMED scores; however, no significant relationship was found between the job stress scale and BMI (r: 0.163, p=0.001; r:0.032, p=0.529). In summary, the research revealed that municipal employees experienced medium to high levels of work-related stress. Additionally, while there was a positive, albeit weak, correlation between Mediterranean diet quality and high work stress levels.Bu araştırmada, belediye çalışanlarının iş stres düzeylerinin beslenme durumu, diyet kalitesi ve beden kütle indeksi üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma Zeytinburnu Belediyesi’nin farklı birimlerinde görevli, yaş ortalaması 29,60±7,90 yıl olan gönüllü 384 yetişkin birey ile Ocak 2022-Mayıs 2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Bireylerin sosyodemografik özellikleri, 24 saatlik besin tüketim kayıtları ve antropometrik o¨lc¸u¨mleri, diyet kalitesini saptamaya yönelik Akdeniz Diyet Kalitesi İndeksi (KIDMED), iş stresini belirlemeye yönelik ise iş stresi ölçeği (İSÖ)’den oluşan anket formu yüz yüze görüşme yöntemiyle sorgulanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %58,9’unun orta ve %39’unun yüksek düzeyde iş stresine sahip olduğu belirlenmiştir. Akdeniz diyeti kalite indeksi (KIDMED) ortalama 7,76±3,36 puandır. Kadın bireylerin KIDMED puan ortalamasının 7,59±3,00; erkek bireylerin puan ortalamasının 8,20±4,17 olduğu saptanmıştır (p=0,006). Kadın bireylerin BKİ ortalaması 21,57±3,28 kg/m2, erkek bireylerin ise 26,40±3,04 kg/m2’dir. Belediye çalışanlarının %10,4’ü zayıf, %56,8’i normal, %26,6 hafif şişman ve %6,3’ü obez olduğu belirlenmiştir. Bireylerin günlük enerji tüketimi kadınlarda 1624,30±485,03 kkal ve erkeklerde 1638,14±493,36 kkal’dir. İş stresi ölçeği ile KIDMED arasında pozitif yönde düşük düzeyde ilişki saptanmış; ancak, BKİ ile arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (r: 0,163, p=0,001; r:0,032, p=0,529). Bu araştırmanın sonucunda, belediye çalışanlarının iş stres düzeylerinin orta ve yüksek düzeyde olduğu; Akdeniz diyet kalitesi ile yüksek iş stres düzeyinin pozitif yönde, ancak düşük düzeyde ilişkili olduğu bulunmuştur
    corecore