27 research outputs found
Allegory In Hadiths
Ateş, Avnullah Enes (Bilecik, Author)Hz. Peygamber (s.a.v.) İslam’ı tebliğinde, içerisinde doğup büyüdüğü Arap toplumunun dil ve edebiyat becerilerini iyi bir şekilde kullanmıştır. Onları hakka davet ederken teşbih, mecaz, kinaye gibi birçok edebi üsluplarla meramını anlatmıştır. Etkili konuşma noktasında sözün büyüleyici bir etkisi olduğunu da yine kendileri dile getirmişlerdir. Bu nedenle Allah Resulünün (s.a.v.) sözlü davet yönünün ve hadislerinin doğru ve iyi anlaşılması o dönemin Arapça dil ve edebiyat yapısının bilinmesiyle mümkündür. Hadislerin bu yönde ele alınarak çalışılması bir zorunluluktur. Hadis şerhlerinde hadislerin edebi yönlerine değinilse de kimi zaman kavram kargaşası yaşanmaktadır. Özellikle kinaye terimi konusunda büyük problemler bulunmaktadır. Ayrıca bütün yönleriyle dağınık bir şekilde ele alınan hadislerin derli toplu ve tek bir meseleye yönelerek incelenmesi daha büyük bir yarar sağlayacaktır. Bundan dolayı bu çalışma, kinayenin şerhlerden tespitindeki bu problemi ele alacak, sonra da Allah Resulünün (s.a.v.) kinayeli kullanımlarına değinecektir
The effect of Arabic verbs on translations of the Qur'an
Kur’an’ı yaşayabilmenin ve dolayısıyla anlayabilmenin ön şartlarından biri, onu doğru bir şekilde anlama yeteneğine sahip olmaktır. Bu yeteneğin geliştirilmesi için dilbilgisi, yani sarf, nahiv, belâğat vb. alet ilimlerinin bilgilerine ihtiyaç duyulur. Bu ilimler Kur’an’ı anlama, yorumlama ve tercüme süreçlerinde önemli bir rol oynarlar. Bu çalışmada, konuya sarf ilmi özelinde bakılmıştır. Sarf ilmi, kelimenin yapısını, durumunu ve kurallarını inceleyen bir disiplindir. Ayrıca, fiillerin nasıl türetildiği, fiil baplarının özellikleri ve kullanım kuralları da sarf ilminin kapsamına girer. Fiiller, bir cümle içinde hayati bir rol oynarlar ve bu nedenle Kur’an âyetlerinin anlamını ortaya çıkarmada kritik bir öneme sahiptirler. Kur’an âyetleri söz konusu olduğunda, fiil baplarının taşıdığı anlam farklılıkları daha da önem kazanmaktadır. Arapçada fiil bapları, farklı anlam özelliklerini içerebilirler. Örneğin, “أَضَلَّ” (edalle) fiili “saptırdı” anlamında veya “sapmış halde/sapıtmış olarak buldu” anlamında kullanılabilir. İlk kullanımıyla ta‘diye (geçişlilik) anlamı vurgulanırken, ikinci kullanımıyla vicdân (bir hâl üzere bulma) anlamına ulaşılmaktadır. Bu örneğe göre, Bakara Suresi 26. âyette geçen “يُضِلُّ بِهِ كَثِيراً” ifadesi, iki şekilde tercüme edilebilmektedir: Birincisi, “(Allah) o (misâl) ile bir çok kişiyi saptırır” şeklindeki ta‘diye (geçişlilik) anlamıyla ve ikinci olarak da “(Allah) o (misâl) ile bir çok kişiyi sapmış halde bulur” şeklindeki vicdân (bir hâl üzere bulma) anlamıyla. Bu farklı anlam özellikleri, örnekten de anlaşıldığı gibi Kur’an’ın tercüme şeklini oldukça etkilemektedir. Bu yüzden Arapça fiil baplarının taşıdığı bu farklı anlam özellikleri, Kur’an’ın tercüme edilmesi sırasında özel bir dikkat gerektirir. Şu ana kadar, fiil baplarının anlam farklılıklarının Kur’an tercümesine olan etkisi üzerine yapılmış spesifik bir çalışmaya rastlayamadık. Bu boşluğu doldurmak amacıyla bu çalışmada, fiil baplarının taşıdığı farklı anlamlar verilerek, örnek âyetler üzerinden bu farklılıkların Kur’an tercümelerine olan etkisi incelenecektir. Neticede Kur’an’ı tercüme sürecinde Arapçaya vukûfiyetin ne denli önemli olduğu gözler önüne serilmeye çalışılacaktır.One of the prerequisites for living and therefore understanding the Qur’an is to have the ability to understand it correctly. In order to develop this ability, grammar, that is, grammar, syntax, rhetoric, etc. Knowledge of tool science is required. These sciences play an important role in the processes of understanding, interpreting and translating the Qur’an. In this study, the subject was examined specifically in the science of sarcasm. Sarf science is a discipline that studies the structure, situation and rules of the word. In addition, how verbs are derived, the characteristics of verb chapters and the rules of use are also within the scope of the science of ‘sharf’. Verbs play a vital role in a sentence and hence are of critical importance in revealing the meaning of the Qur’anic verses. When it comes to Qur’anic verses, the differences in meaning of verb chapters become even more important. In Arabic, verb chapters can contain different semantic features. For example, the verb “أَضَلَّ” (edalle) can be used in the sense of “leads astray” or in the sense of “finds/finds astray”. With its first use, the meaning of ta‘diye (transitability) is emphasized, while with its second use, the meaning of conscience (finding in a state) is reached. According to this example, the expression يُضِلُّ بِهِ كَثِيراً in verse 26 of Surah Al-Baqarah can be translated in two ways: Firstly, with its ta‘diye (transitive) meaning as “(Allah) leads many astray with that (example)” and secondly, In the sense of conscience (finding in a state), “(Allah) finds many people astray with that (example).” These different meaning features greatly affect the way the Qur’an is translated, as can be seen from the example. Therefore, these different semantic features carried by Arabic verb chapters require special attention when translating the Qur’an. So far, we have not been able to find a specific study on the effect of semantic differences of verb chapters on the translation of the Qur’an. In order to fill this gap, in this study, the different meanings of verb chapters will be given and the effect of these differences on Qur’an translations will be examined through sample verses. As a result, we will try to reveal how important knowledge of Arabic is in the process of translating the Qur’an
Hz. Omer's recitations (qiraats)
Kıraat olgusu; rivâyet ve dirâyet metoduyla telif edilen hemen hemen bütün tefsir
kaynaklarında vazgeçilmez bir konumda olmuştur. Bu tefsir kaynaklarında pek çok kişiden
kıraat nakilleri yapılmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm bize tevâtüren ulaşmış olduğu halde birçok
sahabeden şâz sayılan farklı okuyuşlar sâdır olmuştur. Kıraat nakledilen önemli sahabîlerden
biri de uzun süre Hz. Peygamber’in yanında bulunmuş, O’nun ikinci halifesi seçilecek kadar
önemli bir mevkide olan ve siyaset ile meşgul olmasına rağmen ilimde de kendi yetkinliğini
ortaya koymuş olan Hz. Ömer’dir. İşte bu çalışmamızda tefsir kaynaklarının Hz. Ömer’e nispet
ederek aktardığı kıraatler tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan incelemeler neticesinde
kendisinden aktarılan bu kıraatlerin bazısının sahih/mütevâtir olarak kabul edildiği, diğer pek
çok rivâyetin ise şâz olarak değerlendirildiği tespit edilmiştir. Bu kıraatlerden On Kıraat
İmamının okuyuşuna mutâbık olanlar ile şâz kabul edilenler ayrı ayrı başlıklar altında
değerlendirilmiş ve ihtilafa düşülen kelimenin köklerine inilerek aradaki farklılıkların mânaya
ne gibi bir etkisinin olduğu araştırılmıştır. Bu kıraat nakillerinin genelde tefsîrî bir mahiyette
olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda ayrıca konu hakkında değerlendirmelerde bulunan
âlimlerin görüşleri de mukayeseli bir şekilde aktarılmıştır. Gerekli görülen yerlerde
değerlendirmelerde bulunularak; kıraatler tahlil edilmiş ve tercihler yapılmıştır. Bu çalışmanın
ana gayesi; Hz. Ömer’in Hadis, Fıkıh ve Tefsir ilimlerinde olduğu gibi Kıraat ilminde de ne
kadar önemli bir yeri olduğunu ortaya koymaktır.The phenomenon of recitation has been in an indispens’Able position in almost all tafsir sources
that have been compiled with the method of narration (riwayat) and perception (dirayat). Many
people in these tafsir sources make recitations. Although the Qur’an has reached us in tawatur,
different readings that are considered shaz from many companions have been found. One of the
critical personalities to whom the recitation is conveyed is Omar. He was with the Prophet for
a long time and was in such an important position to be chosen as his second caliph. In this
study, it has been tried to determine the recitations that the tafsir sources have attributed to
Ömer. As a result of the examinations, it has been determined that some of these recitations
conveyed from him are accepted as authentic/mutawatir, while many other narrations are
evaluated as shaz. Among these recitations, those that agree with the recitation of the Ten Qiraat
Imams and those that are accepted as shaz are evaluated under separate headings, and the effects
of the differences on the meaning are investigated by going down to the roots of the word that
is in dispute. It has been determined that these recitations are generally of an exegetical nature.
In our study, the opinions of scholars who made evaluations on the subject were also conveyed
in a comparative way. Evaluations were made where necessary, readings were analyzed, and
preferences were made. Although Omar was busy with politics, he also showed his own
competence in science. The primary purpose of this study is to reveal how important Omar has
in the science of Qiraat as well as in the sciences of Hadith, Fiqh, and Tafsir
Kur’an’da “Mâ” Edatının Farklı Kullanımları ve Yoruma Etkisi
Arap
Dilinin yapısı itibariyle cümlenin öğeleri bazı durumlarda farklı değerlendirilebilir.
Bu da anlamın farklılaşmasına sebep olur. Bu tür cümleler bazen sonuç
itibariyle birbirine zıt hükümlerin oluşmasına zemin hazırlar. Arap Dilinin bu
yapısından dolayı Kur’an ayetlerinin birbirinden farklı şekillerde tefsir
edilmesi söz konusu olur. Bu da İslam tarihi içerisinde farklı itikadi ve fıkhi
mezheplerin aynı ayetten farklı sonuçlar elde etmesiyle neticelenir. Bu makale,
İ‛râbu’l-Kur’ân ismiyle terimleşen bu olguyu “mâ” edatı örnekleminde ele alacak
ve doğurduğu sonuçları örnek ayetler üzerinden gösterecektir. Ayrıca bu
ayetlerin çevirileriyle ilgili oluşabilecek problemlere temas edilerek hem
çeviri önerileri sunulacak hem de bazı Türkçe mealler bu açıdan tetkik
edilecektir
The effect of Arabic verbs on translations of the Qur'an
Kur'an'ı yaşayabilmenin ve dolayısıyla anlayabilmenin ön şartlarından biri, onu doğru bir şekilde anlama yeteneğine sahip olmaktır. Bu yeteneğin geliştirilmesi için dilbilgisi, yani sarf, nahiv, belâğat vb. alet ilimlerinin bilgilerine ihtiyaç duyulur. Bu ilimler Kur'an'ı anlama, yorumlama ve tercüme süreçlerinde önemli bir rol oynarlar. Bu çalışmada, konuya sarf ilmi özelinde bakılmıştır. Sarf ilmi, kelimenin yapısını, durumunu ve kurallarını inceleyen bir disiplindir. Ayrıca, fiillerin nasıl türetildiği, fiil baplarının özellikleri ve kullanım kuralları da sarf ilminin kapsamına girer. Fiiller, bir cümle içinde hayati bir rol oynarlar ve bu nedenle Kur'an ayetlerinin anlamını ortaya çıkarmada kritik bir öneme sahiptirler. Kur'an ayetleri söz konusu olduğunda, fiil baplarının taşıdığı anlam farklılıkları daha da önem kazanmaktadır. Arapça'da fiil bapları, farklı anlam özelliklerini içerebilirler. Örneğin, "أَضَلَّ" (edalle) fiili "saptırır" anlamında veya "sapmış halde/sapıtmış olarak bulur" anlamında kullanılabilir. İlk kullanımıyla ta'diye (geçişlilik) anlamı vurgulanırken, ikinci kullanımıyla vicdân (bir hâl üzere bulma) anlamına ulaşılmaktadır. Bu örneğe göre, Bakara Suresi 26. ayette geçen "يُضِلُّ بِهِ كَثِيراً" ifadesi, iki şekilde tercüme edilebilmektedir: Birincisi, "(Allah) o (misâl) ile bir çok kişiyi saptırır" şeklindeki ta'diye (geçişlilik) anlamıyla ve ikinci olarak da "(Allah) o (misâl) ile bir çok kişiyi sapmış halde bulur" şeklindeki vicdân (bir hâl üzere bulma) anlamıyla. Bu farklı anlam özellikleri, örnekten de anlaşıldığı gibi Kur'an'ın tercüme şeklini oldukça etkilemektedir. Bu yüzden Arapça fiil baplarının taşıdığı bu farklı anlam özellikleri, Kur'an'ın tercüme edilmesi sırasında özel bir dikkat gerektirir. Şu ana kadar, fiil baplarının anlam farklılıklarının Kur'an tercümesine olan etkisi üzerine yapılmış spesifik bir çalışmaya rastlayamadık. Bu boşluğu doldurmak amacıyla bu çalışmada, fiil baplarının taşıdığı farklı anlamlar verilerek, örnek ayetler üzerinden bu farklılıkların Kur'an tercümelerine olan etkisi incelenecektir. Neticede Kur'an'ı tercüme sürecinde Arapçaya vukûfiyetin ne denli önemli olduğu gözler önüne serilmeye çalışılacaktır.One of the prerequisites for living and therefore understanding the Quran is to have the ability to understand it correctly. In order to develop this ability, grammar, that is, grammar, syntax, rhetoric, etc. Knowledge of tool science is required. These sciences play an important role in the processes of understanding, interpreting and translating the Quran. In this study, the subject was examined specifically in the science of sarcasm. Sarf science is a discipline that studies the structure, situation and rules of the word. In addition, how verbs are derived, the characteristics of verb chapters and the rules of use are also within the scope of the science of 'sharf'. Verbs play a vital role in a sentence and hence are of critical importance in revealing the meaning of the Qur'anic verses. When it comes to Qur'anic verses, the differences in meaning of verb chapters become even more important. In Arabic, verb chapters can contain different semantic features. For example, the verb "أَضَلَّ" (edalle) can be used in the sense of "leads astray" or in the sense of "finds/finds astray". With its first use, the meaning of ta'diye (transitability) is emphasized, while with its second use, the meaning of conscience (finding in a state) is reached. According to this example, the expression "يُضِلُّ بِهِ كَثِيراً" in verse 26 of Surah Al-Baqarah can be translated in two ways: Firstly, with its ta'diye (transitive) meaning as "(Allah) leads many astray with that (example)" and secondly, In the sense of conscience (finding in a state), "(Allah) finds many people astray with that (example)." These different meaning features greatly affect the way the Quran is translated, as can be seen from the example. Therefore, these different semantic features carried by Arabic verb chapters require special attention when translating the Quran. So far, we have not been able to find a specific study on the effect of semantic differences of verb chapters on the translation of the Quran. In order to fill this gap, in this study, the different meanings of verb chapters will be given and the effect of these differences on Quran translations will be examined through sample verses. As a result, we will try to reveal how important knowledge of Arabic is in the process of translating the Quran
Solution methods of müskil verses in maverdi
Hamd, her türlü nimetin sahibi, kullarını indirdiği kitap vesilesiyle bu nimetlerden haberdar eden ve daha nicelerini de vâdeden Allah'a (c.c.) mahsustur. Salat selam onun biricik peygamberi, indirdiği kitabı eksiksiz ve noksansız olarak en güzel şekilde bize ulaştıran efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem'in ve onun âlinin ve ashabının üzerine olsun.
en-Nüket ve'l-uyûn isimli tefsir, büyük İslâm âlimi, fakih, siyasetçi, imam Ebû'l-Hasan el-Basrî el-Mâverdî'nin (öl. 450/1058) telif ederek İslâm dünyasında kendinden önce gelen âlimlere hayırlı halef olduğunu gösterdiği güzide tefsiridir. İmam bu eserinde birçok Kur'ân ilmine yer vermiş ve böylece okuyucular için âzamî istifadenin elde edilmesini amaçlamıştır.
Bu çalışmamızda ise bu ilimlerden biri olup Kur'ân'daki kapalılıkların giderilmesine vesile olan Müşkilü'l-Kur'ân ilmi incelenmektedir. Giriş ve üç bölüm olarak hazırlanan çalışmanın giriş bölümünde, çalışmanın konusu, kapsamı, amacı, önemi ve ilgili literatüre dair bilgiler verilmektedir. Böylece bu çalışmaya olan ihtiyaç tespit edilmeye çalışılmıştır.
Birinci bölümde Mâverdî'nin hayatı, ilmî kişiliği, hocaları, talebeleri ve eserleri ile ilgili bilgiler verilmiş ve onun ilim dünyasındaki yeri ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Müşkilü'l-Kur'ân ilmiyle ilgi olarak bu ilmin ne olduğundan ana hatlarıyla bahsedilmiştir. Ardından bu ilmin doğuş süreci ve tarihi seyri anlatılarak kavramın okuyucunun zihnine iyice yerleşmesi amaçlanmıştır. Daha sonra müşkil sebeplerinin neler olduğuna değinilmiş ve bunların nasıl çözülebileceğine dair kaynaklarımızda verilen bilgiler aktarılmıştır.
Son bölümde öncelikle Mâverdî'nin tefsirinde müşkil olarak görerek açıklamalarda bulunduğu âyetler tespit edilmiş daha sonra bunları Mâverdî'nin ne şekilde çözdüğü incelenmiştir. Bu incelemenin ardından Mâverdî öncesi döneme ait kaynaklar taranarak bu müşkil çıkarımının Mâverdî'nin kendi çıkarımı olup olmadığı tespit edilmiştir. Kaynakları Mâverdî'ye ait olan müşkil çözümlerinde ise onu bu çözüme vardıran saiklerin tespiti hususunda gayret gösterilmiştir. Ardından Mâverdî sonrası dönem ana hatlarıyla incelenerek yine Mâverdî sonrasında kendinden etkilenen müfessirler tespit edilmiştir. Aynı zamanda bu müfessirlerin de Mâverdî'den yaptıkları alıntılarda kaynak gösterip göstermediklerine bakılmış ve Mâverdî'nin getirdiği müşkil çözümleri üzerine farklı açıklamalar yapıp yapmadıkları tespit edilmeye çalışılmıştır.
Sonuç kısmında Mâverdî'nin müşkilleri incelerken nasıl bir tutum izlediği, tefsirinde rivâyetlere ne kadar bağlı kaldığı ve bunlar arasında tercihte bulunup bulunmadığıyla ilgili değerlendirmeler serdedilmiş ve bu çalışmanın sonucunda varılan kanaatler ifade edilmiştir.All praise is due to Allah, the Owner of all blessings, who has made His servants aware of these blessings through the Book He has sent down, and who has promised many more. Peace and blessings be upon His beloved Prophet Muhammad (peace and blessings of Allah be upon him and his family and companions) who conveyed the Book to us in the most beautiful way, complete and complete.
en-Nuketh ve'l Uyûn is the distinguished tafsir of the great Islamic scholar, jurist, politician, Imam Abu al-Hasan al-Basrî al-Mâverdî, who died in 450 AH, and who was a good successor to his predecessors in the Islamic world and a light that dispelled the darkness for those who came after him. The Imam included many Qur'anic sciences in this work and thus aimed to achieve maximum benefit for the readers.
In this study, the science of Mushkil al-Qur'an, which is one of these sciences and is instrumental in eliminating the obscurities in the Qur'an, is examined. In the introduction part of the study, which is prepared as an introduction and two chapters, information about the subject, scope, purpose, importance and related literature is given. Thus, the need for this study was tried to be determined. In the first part, information about al-Mâverdî's life, scholarly personality, teachers, students and works is given and his place in the world of science is tried to be revealed. In the last chapter, first of all, what this science is in relation to the science of Mushkil al-Qur'an was mentioned in outline. Then, the birth process and historical course of this science is explained and the concept is aimed to be well established. Afterwards, the reasons of mushkil were mentioned and the information given in our sources on how to solve them was conveyed.
In the second part of the second chapter, the verses that al-Mâverdî saw as mushkil and explained in his tafsir were first identified and then examined how al-Mâverdî solved them. After this examination, the sources belonging to the pre-Mâverdî period were first scanned to determine whether or not al- Mâverdî's inference was his own. As for the solutions of al-Mâverdî's solutions to the problems whose sources belong to al-Mâverdî, an effort has been made to determine the motives that led him to this solution. Then, the post- Mâverdî period was analyzed in its main outlines, and the commentators who were influenced by him after al- Mâverdî were identified. At the same time, whether these commentators cited al-Mâverdî in their quotations from al-Mâverdî was examined and whether they made different explanations on al-Mâverdî's solutions to the difficulties was tried to be determined.
In the concluding part, information is given about al-Mâverdî's attitude and way of examining the obscurities, how much he adhered to the narrations in his tafsir, and whether he made a preference between them
Fiil Baplarının Anlam Farklılığının Kur’an Yorumuna Etkisi
Hayat rehberimiz olan Kur’an’ı yaşayabilmek öncelikle onu doğru anlayabilmemize bağlıdır. Onu doğru anlayabilmenin de bazı şartları bulunmaktadır. Bu anlamda sarf, nahiv, belağat vb. alet ilimlerinin bilinmesi gerekmektedir. Bu ilimlerden biri olan sarf ilmi, kelime durumlarını ve kelimeyle ilgili kuralları incelemektedir. Fiillerin türetilmesi ile ilgili kaideler ve fiil baplarının özellikleri de sarf ilmi altında tetkik edilir. Fiil, cümlede çok önemli bir öğeyi teşkil ettiği için cümleyi anlamada büyük bir öneme sahiptir. Kur’an ayetleri söz konusu olduğunda bu önemin daha fazla artacağında kuşku yoktur. Arapça fiil bapları kendi içinde farklı anlam özelliklerini barındırmaktadır. Fiil baplarının taşıdığı anlam farklılıklarının Kur’an yorumuna kaçınılmaz bir etkisi bulunmaktadır. Söz gelimi أَغْفَلَ “ağfele” fiili “gafil kıldı” anlamında da değerlendirilebilmektedir; “gafil buldu” anlamında da takdir edilebilmektedir. İlkinde ta‘diye (geçişlilik) mânası ortaya çıkarken, diğerinde vicdân (bir hâl üzere bulma) mânasıyla anlaşılabilmektedir. Buna göre Kehf 28’inci âyette geçen,وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَن ذِكْرِنَا ifadesinde ilgili fiil, iki şekilde tercüme edilebilir: “Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız kimseye itaat etme” şeklindeki ta‘diye anlamıyla ve “Kalbini zikrimizden gafil bulduğumuz kimseye itaat etme” şeklindeki vicdân anlamıyla. Dolayısıyla Arapça fiil baplarının farklı anlam özellikleri taşıması nedeniyle tefsir veya tercüme faaliyetine etkisi olmaktadır. Bu nedenle de muhtemel mânalardan hangisinin, hangi nedenle tercih edileceği hususu önem kazanmaktadır. Örneğin Mehmet Ülkar’ın “Arap Dilinde Mezîd Fiiller ve Bakara Sûresi İncelemesi” isimli yüksek lisans çalışması, sadece Bakara Sûresi bağlamında mezid fiil baplarını ele almış ve bunların tercümeye etkisi üzerinde durulmamıştır. Bünyamin Arvasi’ye ait “Sarf İlminde İf‘âl Babı ve Taşıdığı Anlamlar” isimli makale de İf‘âl babını taşıdığı anlamlar üzerinden değerlendirmiştir. Ancak fiil baplarının anlam farklılıklarının Kur’an tercümesine etkisine dair herhangi spesifik bir çalışma bulunmamaktadır. Bu alandaki boşluk sebebiyle bu çalışmamızda, fiil baplarının taşıdığı anlamlar verilerek, konuya örnek teşkil edecek bazı âyetler üzerinden bu anlam farklılıklarının Kur’an yorumuna etkisi incelenmeye çalışılacaktır. Böylece Kur’an’ı yorumlamada kaynak dile vakıf olmanın ehemmiyeti nazara verilmiş olacaktır
Fasil and Vasil in the Interpretation of the Quran
Arap dili ve belâgati Kur’ân’ın doğru anlaşılması ve yorumlanmasında en önemli etkenlerdendir. Apaçık Arapça olarak inen Kur’ân bu dilin en beliğ ve fasih kullanımlarını içerisinde barındırmaktadır. Dili ve kullanımları bilinmeyen bir kitabın doğru anlaşılması mümkün değildir. Bu nedenle Kur’ân’ın doğru anlaşılıp yorumlanması adına birçok çalışma Arap Dili ve Belâgati konularına tahsis edilmiştir. Bu çalışma belâgat ilminin me‛ânî başlığı altında ele alınan fasıl ve vasıl konusunu Kur’ân yorumuna etkisi açısından inceleyecektir. Ardı sıra gelen cümlelerin birbirleriyle ilişkisini konu edinen fasıl ve vasıl, bu cümlelerin hangi durumlarda birbirinden ayrılması, hangi durumlarda bitişik olarak getirilmesi gerektiğini ve bunların sebeplerini ortaya koyar. Bunların üzerine hangi anlamların ortaya çıktığını ifade etmesi yönüyle de Kur’ân yorumu açısından son derece önem arz eder. Özellikle de ayetlerin birbiriyle ilişkisine dair sonuçları olması bakımından ayetler arası münasebet konusunun da ilgi alanına girer. Çalışmada öncelikle fasıl ve vasıl kavramları tarif edilecek, sonrasında da örnek ayetler üzerinden bunların Kur’ân yorumuna etkisi ortaya konulacaktır
Mustafa Öztürk’ün Kur’an Vahyinin İnzâliyle İlgili İddiasının Değerlendirilmesi
Kur’an’ın Allah’ın kelamı olmadığı, onu Hz. Peygamber’in ürettiği yönündeki iddialar ilk olarak Mekkeliler tarafından ileri sürülmüştür. Onlar bu iddialarında Kur’an diye kendilerine sunulan metnin hem mana hem de lafız olarak bütünüyle Hz. Peygamber’in ürünü olduğunu söylüyorlardı. Bu iddialar, Kur’an’ın, benzerini getirme noktasındaki bir meydan okumasıyla izale edildi. Klasik dönemde de bazı Müslüman ilim adamları Kur’an’ın mana olarak Allah’a ait olduğunu, lafzının ya Cibril ya da Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından lafza döküldüğünü ileri sürdüler. Bu iddialarına birtakım delilleri mesnet olarak sundular. Ancak ilim camiası içerisinde kahir ekseriyetle bu görüş reddedilerek Kur’an’ın hem lafız hem de mana olarak Allah’a ait olduğu düşüncesi savunuldu. Günümüzde de bu tartışma Mustafa Öztürk tarafından gün yüzüne çıkarıldı ve Kur’an lafzının Allah’a aidiyetinin bir sorunsalı beraberinde getireceği iddia edildi. Allah’ın kendisini sürekli övmesi, dilinden gazap ve lanetin düşmemesi, Kur’an’da değişken bir üslubun belirgin bir şekilde hissedilmesi uluhiyetle bağdaştırılamaz görüldü. Buradan hareketle Kur’an’ın mana olarak Hz. Peygamber’e vahyedildiği, onun da kendi psikolojisi, yaşadığı sosyoloji ve çevreye göre bu manaları kalıba döktüğü söylendi. Bu çalışmada ilgili iddia delilleriyle ele alınacak ve bunun çok daha büyük inanç problemlerini beraberinde getirdiği gösterilecektir. Ayrıca Kur’an’ın hem lafız hem de mana olarak Allah’a aidiyeti delilleriyle gösterilmeye çalışılacaktır.</jats:p
Lam Al Akiba in the Translations of the Quran
Arap dilinde kelime türlerinden biri olan harfler cümlede tamamlayıcı bir unsur olarak kullanılır. Sahip oldukları anlamlar kullanıldıkları isim veya fiille birlikte ortaya çıkar. Hangi harfin ne anlama geldiği ve kullanıldığı yerde nasıl bir manayı ortaya çıkardığı önemlidir. Zira harflerin birden çok anlamı olabilmekte ve kullanıldığı fiil veya isme göre bu farklılık arz edebilmektedir. Cer harfleri de bahsi geçen niteliklere sahip harflerdendir. Sahip oldukları anlamları ilişkili oldukları fiil ve isimlere taşımaktadırlar. Farklı birçok anlama gelebilen bu harfler içerisinde, Kur’an çevirisi noktasında sorun teşkil edebilecek bazı harfler bulunur. Bunlardan biri lâm harfidir. Lâm harfinin genel kullanımında temlik, ihtisas ve ta‘lil (gerekçe) anlamları bulunur. Ayrıca bu harf, bazen bir eylemin ileride netice verecek olduğu durumu ifade etmek için de kullanılabilmektedir. Lâm harfi bu anlamda kullanıldığında kendisine akıbet lâmı denilir. Akıbet lâmı, görünüşte ta‘lil gibi algılanabildiğinden birçok hatalı çeviriye sebep olabilmektedir. Durum bazen aklen izahı mümkün olmayan çevirilerle karşılaşılmasına kadar varmaktadır. Bazı Türkçe meallerde karşımıza çıkan bu çeviri sorununa bu çalışmada dikkat çekilecek ve soruna çözüm önerileri sunulacaktır. İlgili harfin tanımı ve örnekleri ortaya koyulduktan sonra Kur’an ayetlerindeki kullanımları bazı Türkçe mealler çerçevesinde incelenecektir. Sorunlu görülen çevirilerin düzeltilmesi adına alternatif çeviriler ortaya koyulacaktır
