1,720,974 research outputs found

    Necip Fazıl 30 Kitap 30 Konuşmacı

    Full text link
    KitapÜstadı son yıllarda daha önce olduğundan daha zengin, daha çoğul çalışmalarla hatırlamaya anmaya başladık. Tek tip, tek boyutlu övgülerin yerini çok boyutlu değerlendirmeler, analizler aldı. Üstad’ın bize bıraktıklarından daha farklı alanlarda faydalanmamızı sağlayacak bu yeni yönelim aynı zamanda onun düşüncesinin yeni nesillere aktarılmasını da sağlayacaktır. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde yapılan 30 Kitap 30 Konuşmacı etkinliklerine ait olan bu kitapla çok yönlü değerlendirme ve analizleri inceleme fırsatımız olacaktır

    A study on the works of abdulhaq hamid characters of whish consist of nonhuman creatures

    No full text
    Abdülhak Hamid Tarhan'in Tayflar Geçidi, Ruhlar, Arzîler, Bâlâdan Bir Ses adlı eserleri ve özellikle bu eserlerdeki şahıs kadrosu bu yazının içeriğini oluşturmaktadır. Yazar, adı geçen eserlerinde idareci, edebiyatçı, peygamber olarak tarihe mal olmuş şahsiyetlerin ruhlarını fantastik bir karşılaştırmakta ve konuşturmaktadır. Konuşmaların konusunu genel olarak insanlığın önünde hep bir sorunsal olarak kalmış kader, ölüm ve aşk ile Müslümanların güçlü olması, birlik ve beraberlik gibi konular oluşturmaktadır. Hamid'in, adı geçen eserlerinde ve genel olarak Dante, Şekspir ve Hugo gibi edebi şahsiyetlerin etkisinde kaldığı bilinmektedir. Bu bağlamda yazar, kendini gerçeğin somut sınırlarıyla kısıtlamak istemediğinden olmalı ki tabiat üstü aleme yönelmiştir.The literary works "Tayflar Geçidi, Ruhlar, Arziler, Baladan Bir Ses " by Abdülhak Hamid and the characters have been handled in this study. The author in the literary works aforementioned compares the souls of the historical characters such as administrators, literary men, prophets, and makes them talk in a fantastic way. The main idea in these conversations are destiny, death, love, etc. and the idea of solidarity and the power of the Muslims. It has been observed that in the works mentioned above Hamid has been under the influence of the literary men such as Dante, Shakespeare and Hugo. In this context, the author inclined to the metaphysics as he did not want to confine himself with the concrete borders of the trut

    Madencilik sektörünün gelişmesinde düzenlemeler, teşvikler ve vergilendirmenin etkinliği: Türkiye ve seçilmiş ülkeler için bir panel veri analizi

    Full text link
    Madencilik sektörü, ekonomik kalkınmanın, sanayi üretiminin ve bölgesel gelişmenin temel yapı taşlarından biri olarak büyük bir öneme sahiptir. Bu doktora tezinde, Türkiye ve seçilmiş ülkelerde madencilik sektörünün gelişmesini etkileyen düzenleme, teşvik ve vergilendirme politikalarının etkinliği analiz edilmiştir. Tezde ele alınan ilk model, sektörel düzenlemelerin ve sektöre yönelik teşviklerin etkisini incelemek için geliştirilen bir panel veri analizidir. Türkiye ve seçilmiş OECD ülkelerine ait 2000-2023 dönemine ait veriler kullanılarak, düzenlemelerin ve teşvik politikalarının sektörel büyüme üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Bulgular, etkin düzenlemelerin ve teşviklerin, madencilik sektörünün büyümesine ve sürdürülebilir kalkınmaya olan katkısını artırdığını göstermektedir. İkinci model ise, madencilik sektörü için uygulanan vergilendirme politikalarının sektörel büyüme ve rekabet gücü üzerindeki etkisini incelemektedir. Model sonuçlarına göre, adil ve şeffaf bir vergi sistemi, sektörde yatırımcı güvenini artırarak madencilik faaliyetlerinin daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına imkân vermektedir. Tezde ayrıca, Türkiye'nin zengin maden rezervlerinin sürdürülebilir bir şekilde değerlendirilmesi için ulusal madencilik politikalarının geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur. Türkiye'nin madencilik sektöründeki potansiyelini tam anlamıyla değerlendirebilmesi için etkin düzenlemelerin, teşviklerin ve çevresel sürdürülebilirlik hedeflerini dikkate alan bir vergi politikasının uygulanması gerektiği vurgulanmıştır.The mining sector is a cornerstone of economic development, industrial production, and regional growth, holding critical importance globally. This doctoral dissertation analyzes the effectiveness of regulatory, incentive, and taxation policies in the development of the mining sector in Turkey and selected countries. The study aims to evaluate the contribution of sectoral regulations to economic growth and competitiveness. The first model in this study examines the impact of sectoral regulations through a panel data analysis. Using data from Turkey and selected OECD countries for the period 2000-2023, the analysis evaluates the effects of regulations and incentive policies on sectoral growth. The findings indicate that effective regulations and incentives enhance the mining sector's growth and its contribution to sustainable development. The second model investigates the impact of taxation policies on sectoral growth and competitiveness. According to the results, a fair and transparent tax system fosters investor confidence, enabling mining activities to adopt a more sustainable framework. The dissertation also provides recommendations for developing national mining policies aimed at sustainably utilizing Turkey's rich mineral resources. It emphasizes that to fully realize its potential in the mining sector, Turkey must implement effective regulations, incentives, and tax policies aligned with environmental sustainability objectives

    Reflections of The Concept of Flaneur on The Turkish Novel Between 1950-1980

    Full text link
    Yüksek Lisans TeziTürk edebiyatında flanör düşüncenin arkeolojisini yaptığımız bu çalışma, temelde aylak ve flanör kavramlarının edebiyatımıza yansımalarına yeni bir bakış açısı getirmek amacıyla Aylak Adam romanına giden sürecin öncüllerini belirlemekte ve devamlarını belirli bir süreye tâbi kalarak soruşturmaktadır. Çalışmamızda, "flanör" kavramının tarihsel olarak ortaya çıkış sürecini ve dolayısıyla modernite ile olan ilişkisini, bunun yanı sıra "flanör" düşünce için önemli amillerden olan "yabancılaşma", "çalışma hayatı" ve "yürüyüş" ile olan bağlantıları ortaya koyarak "aylak" ve "flanör" kavramları arasındaki ayrılığa değindik. Çalışmamızı "aylak" yerine "flanör" kavramı etrafında şekillendirmemizin sebebi, özellikle 1950 sonrası Türk romanında rastladığımız karakterler için "aylak" nitelemesinin yetersizliğidir. Türk romanının modernleşme sürecinin ilk figürlerinden olan "aylak" ve "züppe" tipler; Türk toplum düzeninin ve kentlerin geçirdiği dönüşümü yansıtmaktadırlar. Ayrıksı kimi örnekler bir kenara bırakılırsa "aylak" üzerinden bir öteki kimliği inşa etmiş ve onun karşıtlığı vasıtasıyla bir ideal özlemini dile getirmiş görülen Türk edebiyatı, zamanla onu kendi özgürlüğü/bireyselliği içerisinde anlamaya/anlatmaya başlamış, bu ise "aylak"tan ziyade "flanör" tipininin edebiyatımızda boy göstermesiyle aynı döneme rastlamıştır. Bunda, hızlı bir kentleşme süreci ile birlikte flanörlüğün sağladığı imkânları gerek kendi yaşantıları gerekse de eserleri söz konusu olduğunda göz ardı edemeyen edebiyatçıların büyük rolü vardır. Nitekim ele aldığımız yazarlar da kendi hayatlarında bir nevi flanördürler. Türk romanında Huzur'la birlikte ilk izleri görülmeye başlayan bu düşünce, Aylak Adam ile birlikte flanör duyarlılığın zirvesine ulaşmıştır.This study, in which we do the archeology of "flaneur" thought in Turkish literature, determines the precursors of the process leading to the Aylak Adam novel and investigates its continuations, subject to a certain period, in order to bring a new perspective to the reflections of the concepts of "idleness" and "flaneur" in our literature. In our study, we examined the historical emergence of the concept of "flaneur" and therefore its relationship with modernity. In addition to this, we touched on the distinction between the concepts of "idleness" and "flaneur" by revealing their connection with "alienation", "working life" and "walking", which are important factors for the concept of "flaneur". The reason why we have shaped our study around the concept of "flaneur" instead of "idleness" is the inadequacy of the term "idleness" for the characters we encounter, especially in post-1950 Turkish novels. The transformation of "idle" and "snobby" types, which one of the first figure of the modernization process of Turkish novel, also reflects the transformation of Turkish society and cities. If exceptional examples aside, Turkish literature, which constructs the identity of the "other" over the concept of "idleness" and thus expresses its longing for an ideal, has started to understand/describe it in its own freedom/individuality over time. This situation coincides with the appearance of the "flaneur" type rather than the "idle" type in Turkish literature. Literary writers, who cannot ignore the opportunities provided by the "flaneur" as a result of a rapid urbanization process, have a great role in this. As a matter of fact, the authors whose works we have examined are also "flaneur" in their own lives. This idea, the first traces of which were seen in Turkish literature with Huzur, reached its peak with Aylak Adam

    Alev Alatli's thought of locality in novels

    Full text link
    Yüksek Lisans TeziBu çalışmada, Alev Alatlı'nın 2016 yılına kadar yayımlanmış İşkenceci, Yaseminler Tüter mi Hâlâ?, Kadere Karşı Koy A.Ş., Or'da Kimse Var mı? (Yaşasın Ölüm), Nuke Türkiye, Valla Kurda Yedirdin Beni, O.K Musti Türkiye Tamamdır, Beyaz Türkler Küstüler, Schrödinger'in Kedisi: Kâbus, Schrödinger'in Kedisi: Rüya, Gogol'un İzinde: Aydınlanma Değil Merhamet, Gogol'un İzinde: Dünya Nöbeti, Gogol'un İzinde: Eyy Uhnem! Eyy Uhnem! adlı eserleri yerlilik düşüncesi (yerlilik kavramı, yabancılaşma) açısından incelenmiştir. Romanlarda, kahramanların yabancılaşmaya verdikleri tepki ve yerlilik hakkındaki düşünce ve davranışları ele alınmıştır.In this thesis, Alev Alatlı's İşkence which has been published until 2016, Yaseminler Tüter mi Hala?, Kadere Karşı Koy A.Ş., Or'da Kimse Var mı?, Viva La Muerte (Yaşasın Ölüm), Nuke Türkiye, Valla Kurda Yedirdin Beni, O.K Musti Türkiye Tamamdır, Beyaz Türkler Küstüler, Schrödinger'in Kedisi: Kabus, Schrödinger'in Kedisi: Rüya, Gogol'un İzinde: Aydınlanma Değil Merhamet, Gogol'un İzinde: Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!, Gogol'un İzinde: Dünya Nöbeti has been studied in the way of conception of localism. (Localizm term, alienation) Our thesis which we have prepared whit the reference to Alev Altalı's novels, we are at least in the belief that this thesis's small contribution to the Turkish novelty in our society which has experienced a lot of chages in behalf of modernism

    The reflection of the military coups and memorandums in the Republican period on the Turkish short stories

    No full text
    Doktora TeziBu araştırmada, Cumhuriyet dönemi askerî darbe ve muhtıralarının Türk öykücülüğüne yansıması konu edilmiştir. İncelemede biçime değil, içeriğe dönük değerlendirme yapılmış, söz konusu süreçlere ilişkin politik gelişmelerin, toplumsal olayların, şahısların, yaşanan mağduriyetlerin öykülerdeki tezahürü ana hatlarıyla tespit edilmeye çalışılmıştır. Bulgulara örneklik etmesi için çalışmamızda değindiğimiz öyküler, bir edebiyat verimi olduğu kadar hafıza mekânı olma niteliği de taşımaktadır. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerinde toplumun, bireyin durumu bu metinler ile açığa çıkmakta ve yarınlara taşınmaktadır. Darbe süreçlerinin öykülere yansımasında bazı konuların kesişen bir küme oluşturduğu da tespit edilmiştir. Bunlar; "gözaltı, işkence ve uzun tutukluluk süreleri", "yasaklanan ve yakılan kitaplar", "kaçaklar ve sürgün hayatlar", "travma sonrası yaşantılar", "ideallerden kopuş değinmeleri", "toplumsal duyarsızlık eleştirisi", "darbelerin sürekli tekrar edişi" olarak özetlenebilir. Darbelerin politik bir konu olması, bu süreçleri içkin eserlerin büyük oranda ideolojik angajmanın etkisinde kaleme alınmasını da beraberinde getirmiştir. Bu durum, nesnel gerçekliğin edebî eserin sanat prizmasından geçerken uğradığı dönüşümde kendini gösterdiği kadar neyin konu edilip neyin edilmediği bahsinde de açığa çıkmaktadır.The current research examines the reflection of military coups and memorandums during the Republican era on Turkish fiction. It focuses on content rather than form, aiming to identify the manifestations of political developments, social events, individuals, and experienced victimizations within the stories. The stories subjected to analysis not only represent literary production but also serve as memory spaces. The conditions of society and individuals during the periods of May 27, March 12, September 12, and February 28 are revealed and preserved for future generations through these texts. The research yielded that certain themes intersect in the reflection of coups in the stories. These include "arrest, torture, and long periods of detention," "banned and burned books," "fugitives and lives in exile," "post-traumatic experiences," "references to detachment from ideals," "critique of societal indifference," and "repetition of coups". The political nature of coups has led to the creation of works heavily influenced by ideological engagement. This influence manifests itself both in the transformation of objective reality as it passes through the artistic prism of the literary work and in the discussion of what is being addressed and what is not

    Sabahattin Ali's novel character in Jungian type categories

    No full text
    Yüksek Lisans TeziPsikolojide tipler üzerine yaptığı çalışmasında Jung, insanlık tarihinde daha önce de üzerine çok düşünülmüş bir konu olan, insana hâkim olan temel tutumları belirleme ve buna dayanarak farklı insan kişiliklerini belli sınıflara ayırma çabasına girmiş ve başarılı olmuştur. Bunun için Jung öncelikle ayırdedici özellikleri ortaya koyan “tutum ve işlev tipleri”ni belirlemiştir. Baskın olan tutum ve işlev tiplerinin birleşmesi sonucu ortaya sekiz tip çıkmaktadır. Jung “Psikolojide Tipler” adlı eserinde bu tipleri detaylı olarak inceler ve geçmişte yapılmış tasniflerle karşılaştırır. Jung’un çalışmasından roman karakterlerini tahlil etmek ve kişilik tiplerini belirlemek için de faydalanılabilir. Böylece karakterlerin davranışlarını şekillendiren kişilikleri tespit edilebilir ve karakterlerin kişilik tiplerinin romandaki işlevine dair çıkarımlar yapılabilir. Bu sayede roman karakterlerine daha derinlikli bir bakışla bakmak mümkün olacaktır. Bu çalışmada, aynı amaçla Sabahattin Ali’nin roman karakterleri Jung’un “Psikolojik Tipler” adlı çalışmasında sunduğu bilgilere uygun olarak incelenmiş ve tahlil edilmiştir. Sonuçta Sabahattin Ali’nin roman başkişilerinin hepsinin içedönük olduğu görülmüştür. Dışadönük olanlar yalnızca yan kişilerdir. Roman karakterlerinin kişilikleri belirlendikten sonra kişilik tiplerinin romandaki işlevine dair çıkarımlar yapılmıştır. Çalışmamızın son bölümünde ise S.Ali’nin kişilik tipi ve roman karakterlerinin kişiliği ile kendi kişiliği arasındaki ortaklıklar belirlenmeye çalışılmıştır.His work on types in psychology is one of the Carl Gustav Jung’s greatest contributions to the science of psychology. İn this work of his, Jung tried to determine the basic attitudes that dominates human being, which has been a subject that has been much thought before in history of humanity, and to classify the human personality based on this, and it was successful. For this Jung firstly determined the attitude and function types that reveal distinctive features. Eight types emerge as a result of the combination of dominant attitude and function. İn his work, “Psycological Types” Jung, examine these types in detail and compare them with the classifications that made in the past. Jung’s work can also be used to analyzing novel characters and identify their personaly type. Thus the personalities that determine the behavior of the characters can be understood and inferences can be made about the functions of characters personalities in the novel. İn this way, it will be possible to look at the characters of the novel with a more in-depth look. With the same aim, in this study, the novel characters of Sabahattin Ali were examined and analyzed in accordance with the information presented by Jung in his work named “Psycological Types”. As a result, it has been seen that all of Sabahattin Ali’s protagonists are introverted. The ones who are extroverted are only the antagonists. After analizing the personality type of novel characters, the inferences were made about the function of personality types in the novel. İn the final chapter of our work, S.Ali’s personality type and the differences between his personality type and his novel characters personality type has been determined

    An investigation on The Hece Magazine (1997-2002)

    Full text link
    Yüksek Lisans TeziEdebiyatımızda dergi, fikir ve metinlerin doğuşuna aracılık eden merkezlerdir. Bu çalışma, 1990’lı yıllarda Türk edebiyatının en önemli dergilerinden biri olan Hece dergisini merkeze almaktadır. Çalışma aynı zamanda İbrahim Çelik yönetimindeki derginin Ocak 1997’den Ocak 2002’ye kadar olan 61 sayılık külliyatının biçim ve içerik açısından incelenmesini kapsamaktadır. Hâlen yayın hayatına devam eden Hece, Türk edebiyatına kazandırdığı nitelikli yazarlar ve yazılarıyla edebiyat ortamında var olmaya devam etmiştir. Çalışmamız dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Hece’nin çıkışı sırasında dünyada ve Türkiye’de yaşanan olaylar anlatılarak dönemin edebiyat ortamı incelenecektir. İkinci bölümde derginin biçimsel yönden iç ve dış özellikleri anlatılacaktır. Üçüncü bölümde dergide yayımlanan şiir, öykü, deneme, eleştiri / inceleme, mektup ve söyleşi gibi türlerin künye dökümü verilecektir. Dördüncü bölümde ise dergi içerisinde yayımlanan metinlerin yazarlar ve türler bakımından tasnifi yapılacaktır. Sonuç olarak Türk edebiyatına yeni şair, hikâyeci ve eleştirmenler kazandıran Hece dergisi kendisine has bir edebiyat ekolü meydana getirmiştir. Bu ekolün içerisinden gelen yazarların bugün başka dergiler kurarak dergicilik alanına yeni sayfalar kazandırması Hece dergisini bugün daha önemli kılmıştır.In our literature, magazines are the centers that mediate the birth of ideas and texts. This study focuses on one of the most important periodicals of Turkish literature, Hece magazine. The study also includes a review of the 61-volume corpus of the journal under the direction of İbrahim Çelik from January 1997 to January 2002 in terms of form and content. Hece, which still continues its publication life, continued to exist in the literary environment with the qualified writers and writings he gained in Turkish literature. Our study consists of four main sections. During the syllable out in the first part of the events in Turkey and the world's literature explaining medium term it will be examined. In the second part, internal and external features of the journal will be explained. In the third part, the imprint of the genres published in the journal such as poetry, story, essay, criticism / review, letter and interview will be given. In the fourth section, the texts published in the journal will be classified in terms of authors and genres. As a result, Hece magazine, which gained new poets, storytellers and critics to Turkish literature, created its own school of literature. The fact that the writers coming from this school set up new magazines in the field of journalism by establishing other magazines has made Hece magazine more important today

    Effectiveness of energy policy in Turkey

    Full text link
    Türkiye'de enerji politikalarının etkin olup olmadığı hususunda yapılan bu araştırmada, bu politikaların ekonomik kalkınmaya, büyümeye, iklim ve çevre mücadelelerine önemli katkıları olduğu bilgisinden yola çıkılmıştır. Bu çalışmada, politika etkinliğini temsilen enerji verimliliğinin seçilmesinin en önemli nedenlerden biri, bu değişkenin, enerji politikalarının bütün amaçlarına hizmet etmesidir. Türkiye için enerji verimliliğini iyileştirme çalışmaları, ekonomik faaliyetlere bağlı olarak doğrudan yabancı yatırımlardan, sanayi katma değerinden, çevre vergisinden, ticari dışa açıklıktan ve reel GSYH etkilenmektedir. Verimliliğin en önemli nicel temsilcisi birincil enerji yoğunluğudur. Türkiye'de enerji politikalarının etkinliğinin incelenmesi amacını taşıyan bu tez çalışmasında; 1994-2019 dönemine ait yıllık verilerden faydalanılarak, doğrudan yabancı yatırımların, sanayi katma değerinin, çevre vergilerinin, ticari dışa açıklığın ve reel GSYH'nın enerji yoğunluğuna etkileri ARDL Sınır Testi kullanılarak incelenmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar ile ilgili literatürde daha önce yapılan çalışmaların sonuçları arasında benzerlikler olduğu gözlenmiştir. Buna göre, kısa ve uzun dönemli ARDL tahmini ve varsayım testleri sonucuna göre; doğrudan yabancı yatırımların enerji yoğunluğu üzerinde hiçbir etkisinin olmadığı görülürken, sanayi katma değeri, çevre vergileri ve ticari dışa açıklığın enerji yoğunluğunu arttırdığı ve dolayısıyla enerji verimliliğini azalttığı, reel GSYH'nın ise enerji yoğunluğunu azalttığı ve dolayısıyla verimliliği arttırdığı sonucuna varılmaktadır. Söz konusu ekonometrik yöntemler, kullanılan modeller ve bunların içerdiği değişkenler çerçevesinde, Türkiye'de enerji politikalarının etkin olmadığına işaret etmektedir. Bununla beraber, son 5-10 yılda, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanmak üzere yapılan yatırımlar ve Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'nin inşasındaki ilerlemeler gelecek için umut vericidir.In this study, we investigated whether energy policy is effective in Turkey considering the fact that these policies have important contributions to economic development, growth, climate and environmental struggles. One of the most important reasons for choosing energy efficiency to represent policy effectiveness is that this variable serves all the purposes of energy policies. In Turkey energy efficiency improvement efforts are affected by foreign direct investment, industrial added value, the environmental tax, the trade openness and real GDP depending on the economic activities. The most important quantitative representative of efficiency is primary energy density. In this thesis study, which aimed to assess the effectiveness of energy policies in Turkey; using annual data for the period 1994-2019 the effects of foreign direct investments, industrial value added, environmental taxes, trade openness and real GDP on energy intensity were analyzed with the ARDL Boundary Test. It has been observed that there are similarities between the results obtained in this study and the results of previous studies in the literature. As a conclusion, according to the results of short and long term ARDL estimation and hypothesis tests it is observed that foreign direct investments have no effect on energy intensity whereas industrial value added, environmental taxes and commercial openness increase energy intensity and thus reduce energy efficiency and it is concluded that real GDP decreases energy intensity and thus increases efficiency. Econometric methods discussed here verifies that energy policy in Turkey is not effective. According to econometric analysis and models, it seems that the efficiency of energy policies in Turkey is not effective. Recent Investments in nuclear santrals in Turkey creates a potential hop for Turkey in terms of energy efficiency in the future

    A review on Defter Magazine

    Full text link
    Yüksek Lisans TeziBu tez, 1987-2002 yılları arasında yayınlanan Defter dergisini merkeze almaktadır. Defter, Metis Yayınları'nın bünyesinde çıkan bir edebiyat, tarih, politika ve felsefe dergisidir. Toplam 45 sayı yayınlanmış olan dergide çeşitli disiplinlerden isimlerin çeşitli metinleri yer almaktadır. Çalışmada öncelikli olarak derginin içine doğduğu döneme, derginin oluşumuna ve amacına değinilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde derginin konularına göre genel tasnifi yapılmıştır. Tasnif temelde "Edebiyat Dışı Konular" ve "Edebiyat" başlıkları altında ikiye ayrılmıştır. Bu iki başlığa eklenen alt başlıklarla tasnif tamamlanmıştır. Çalışmanın asıl unsuru olan ikinci bölümde ise edebiyat metinleri temalarına/konularına göre tasnif edilmiş ve değerlendirilmiştir. Kısa denebilecek yayın hayatına rağmen Defter dergisi hem telif hem de tercümeleriyle Türk fikir ve edebiyat dünyasında kendisine bir yer edinmeyi başarabilmiştir. Defter'de yayınlanan metinlerin daha sonra kitaplara geçerek kalıcı hâle gelmesi bunun ispatlarından biridir.This thesis focuses on the Journal of Defter, which was published between 1987-2002. "Defter" is a journal published by Metis Publishing, covering the subjects of literature, history, politics and philosophy. A total of 45 issues published in the journal, and there are various texts of persons from various disciplines. In the study, first of all, the period in which the magazine was born, the formation and purpose of the magazine were mentioned. In the first part of the study, the general classification of the journal was made according to its subjects. The classification is basically divided into two title of "Non-Literary Subjects" and "Literature". The classification is completed with the sub-titles added to these two titles. In the second part, which is the main element of the study, literary texts are classified and evaluated according to their themes/subjects. Despite its short-term publication life, "Defter" has succeeded in taking a place in the Turkish intellectual and literary world with both copyrighted texts and translated texts. The fact that the texts published in the "Defter" were later published as a book and became permanent is one of the proofs of this
    corecore