1,720,960 research outputs found

    MUKADDİMETÜ’L EDEB’İN YOZGAT NÜSHASINDA MESLEK ADLARI

    No full text
    Türk yazı dilinin iki ana kola ayrılmadan önceki geçiş dönemi olarak kabul edilen Harezm Türkçesi döneminde Oğuz-Kıpçak dil özelliklerinin bir arada bulunduğu pek çok edebî eser ve içerisinde çeşitli dilleri barındıran sözlükler yazılmıştır. Bu sözlüklerden biri de Arapça öğrenmek isteyen Harezmşah hükümdarı Atsız b. Muhammed’in isteği üzerine Zemahşerî tarafından kaleme alınan Mukaddimetü’l Edeb adlı eserdir. Arapça kısa cümlelerden ve isimler, fiiller, harfler, isim ve fiil çekimleri olmak üzere beş bölümden oluşan sözlüğün günümüze ulaşmış pek çok nüshası vardır. Bu nüshaların en eskisi 1257 yılında istinsah edilen Yozgat nüshasıdır. Bu çalışmada Mukaddimetü’l Edeb’in Yozgat nüshasının içerisindeki meslek adları Eski Türkçeyle karşılaştırmalı bir şekilde köken, yapı ve anlam açısından incelenmiş ve eserdeki mesleklerin Türkiye Türkçesindeki durumu değerlendirilmiştir.</jats:p

    Z KUŞAĞININ TÜRKÇEYE KAZANDIRDIĞI YENİ BİR TABİR: “BOŞ YAPMAK” ÜZERİNE

    No full text
    Öz: Genel olarak 2000 yılından sonra doğanları ifade etmek için kullanılan Z kuşağı adlandırması, son yıllarda toplumun farklı kesimleri tarafından sıklıkla dile getirilen bir tabirdir. Dijital nesli bir şekilde yakalamak, onların dikkatini çekmek için siyasetçisinden sanatçısına kadar pek çok meslek grubu farklı uğraşlar vermektedir. Son yirmi yılda ana akım medyanın yerini hızla sosyal medyanın almasıyla beraber insanların düşüncelerini sınırlı sayıda karakterle ifade etme zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Başta Z kuşağı olmak üzere dijital çağa ayak uydurmak isteyen herkes için bu sınırlamalara karşı pratik çözümler geliştirme gerekliliği doğmuştur. Bu pratik çözümler, gündelik dilde de birtakım yeni sözcüklerin, yeni tabirlerin doğmasına yol açmıştır. Bu çalışmada son yıllarda sıklıkla kullanılan boş yapmak tabiri incelenecek ve söz konusu tabirin Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’ne girmesi teklif edilecektir. Anahtar kelimeler: Birleşik sözler, boş yapmak, deyim, sosyal medya, Z kuşağı.</jats:p

    Geçmişten Günümüze Bir Saygı İfadesi Olarak "Tensipleriyle"

    No full text
    Tensip sözcüğü Türkiye Türkçesinde özellikle resmî yazışmalarda ve dilekçelerde kullanılan, Osmanlı Türkçesinden günümüze miras kalmış bir terimdir. Bu terim, özellikle hiyerarşik yapılarda, üst makamlara hitap eden yazışmalarda sıkça kullanılır. Kökeni Arapça nasaba نَسَبَ “uygun gelmek” fiili olan sözcük tef’il babında Türkçede türetilmiştir. Arapçada tensip sözcüğü yoktur. 19. yüzyıldan itibaren Osmanlı Türkçesinde bürokratik dilde görülen bir saygı ve nezaket ifadesi olarak tensibiyle ve tensipleriyle şeklinde kullanılan sözcük, Cumhuriyet’in ilk yıllarında da resmî yazışmalarda görülmüş, ardından kullanım sıklığı gittikçe azalmıştır. 2010’lu yıllardan itibaren sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla resmî kurum ve kuruluşlar ile siyasetçi ve bürokratların sosyal medya platformlarında yer alması sözcüğü daha görünür hâle getirmiştir. 2018 yılından itibaren bürokrasideki üst düzey atamaların hepsinin Cumhurbaşkanı tarafından yapılması tensipleriyle “bir işi veya durumu üst mertebedeki bir kişinin uygun görmesi ve onaylaması” ifadesinin tekrardan kullanım sıklığın artmasına neden olmuştur. Bu yazıda tensipleriyle sözcüğünün kökeni, yapısı ve bir saygı ve nezaket ifadesi olarak kullanılma işlevi üzerinde durulacak ve sözcüğün sözlükselleşme durumu incelenecektir.</jats:p

    Eski Türkler Yemek Çubukları Kullanıyor muydu?

    No full text
    MS I. yüzyıldan itibaren Çin’de buğdayın daha çok tüketilmesi, buğdaydan elde edilen erişte, makarna, mantı gibi yiyeceklerin çeşitlenmesi ve bunları kaşıkla yemenin zor olması yemek çubuklarının kullanım alanlarını genişletmiştir. III. yüzyılda değirmen taşının sadece buğday öğütmede kullanılan bir alet olmadığını fark eden Çinliler kanolayı da öğütüp yağını elde etmişlerdir. Kanola yağının elde edilmesiyle yeni bir pişirme yöntemi ortaya çıkmıştır: Kızartma. Yağda kızartılan yiyecekler lokma büyüklüğünde kesildiğinden bunların yemek çubuklarıyla yenmesi daha da kolaylaşmış ve çubuk kullanımı zaman içerisinde gittikçe artış göstermiştir. Bugün Asya’nın her yerinde bulunan yemek çubukları özellikle Uzak Doğu’da önemli kültürel değere sahiptir. Günümüzde Çin’e yakın coğrafyalarda ve Çin sınırları içerisinde yer alan Uygurlar ve Salarlar gibi Türk boylarının da yemek çubukları kullandıkları bilinmektedir. Bu durum, beraberinde “eski Türkler yemek çubukları kullanıyor muydu?” sorusunu sordurmaktadır. Kullanmışlarsa yemek çubuklarını hangi sözcükle ifade etmişlerdir? Bu sözcük Türkçe kökenli midir yoksa alıntı bir sözcük müdür? Yemek çubuklarının herhangi bir kültürel değeri var mıdır? Bu çalışmada bu soruların cevabı aranacaktır.</jats:p

    TAHİR KARAUĞUZ’DAN DERLEME SÖZLÜĞÜ’NE KATKILAR

    No full text
    Zonguldak’ın ilk gazetecisi ve matbaacısı olarak bilinen Tahir Karauğuz, aynı zamanda Kuvayımilliye mensubu bir şair, yazar ve siyasetçidir. Basın yayın hayatı boyunca on bir gazete ve beş dergi çıkaran Karauğuz, Zonguldak’ta kurduğu Karaelmas Matbaası’nda kırk bir farklı kitap basmış; bu kitapların on dokuzunu ise kendi kaleme almış veya yayımlamıştır. Millî Mücadele yıllarında Zonguldak ve çevresinde aktif görev alan İstiklal madalyası sahibi Karauğuz, Cumhuriyet’in ilanından sonra silahı bırakarak kalemiyle vatanına hizmet etmeye devam etmiştir. Türkçü bir yazar olan Karauğuz, Dil Devrimi sürecindeki Türkçeleştirme faaliyetlerinde etkin rol oynamıştır. Zonguldak Halkevi aracılığıyla Zonguldak ve çevresinden pek çok sözcük derleyerek Türk Dil Kurumuna göndermiştir. Yine yazmış olduğu Öz Türk Adları Kılavuzu, Ekler Kökler Üzerinde Deneçler, Dil Araştırmalarına Gereçler adlı eserleri de onun Türk diline verdiği önemi göstermektedir. Bu çalışmada Karauğuz’un Ekler Kökler Üzerinde Deneçler, Dil Araştırmalarına Gereçler adlı eserindeki sözcükler incelenerek bu sözcüklerden Derleme Sözlüğü’nde olmayan veya Zonguldak yöresinde tanıklanmayanlar belirlenmiş ve böylece Derleme Sözlüğü’ne katkı sağlanması amaçlanmıştır.</jats:p

    MUKADDİMETÜ'L EDEB'İN YOZGAT NÜSHASINDA MESLEK ADLARI

    No full text
    Au cours de la période du turc khwarezmien, considérée comme la période de transition avant la séparation de la langue écrite turque en deux branches principales, de nombreuses œuvres littéraires contenant des caractéristiques de la langue oghuz-kipchak et des dictionnaires contenant diverses langues ont été écrites. L'un de ces dictionnaires est le Khwarezmshah règle Atsiz b. écrit par Zemahşerî à la demande du Prophète Muhammad. Il existe de nombreuses copies du dictionnaire, qui se compose de phrases courtes en arabe et de cinq parties : noms, verbes, lettres, noms et conjugaisons de verbes. La plus ancienne de ces copies est la copie de Yozgat, qui a été abdiquée en 1257. Dans cette étude, les noms des professions dans la copie Yozgat de Mukaddimetü' l Edeb ont été examinés en termes d'origine, de structure et de signification par rapport au vieux turc, et le statut des professions dans le travail en turc a été évalué.Durante el período del turco de Khwarezmian, que se considera el período de transición antes de la separación de la lengua escrita turca en dos ramas principales, se escribieron muchas obras literarias que contenían características de la lengua oghuz-kipchak y diccionarios que contenían varios idiomas. Uno de estos diccionarios es el gobernante de Khwarezmshah Atsiz b. escrito por Zemahşerî a petición del profeta Mahoma. Hay muchas copias existentes del diccionario, que consta de oraciones cortas en árabe y cinco partes: sustantivos, verbos, letras, sustantivos y conjugaciones verbales. La más antigua de estas copias es la copia de Yozgat, que fue abdicada en 1257. En este estudio, se examinaron los nombres de las profesiones en la copia de Yozgat de Mukaddimetü 'l Edeb en términos de origen, estructura y significado en comparación con el turco antiguo, y se evaluó el estado de las profesiones en el trabajo en turco.During the period of Khwarezmian Turkish, which is considered as the transition period before the separation of the Turkish written language into two main branches, many literary works containing Oghuz-Kipchak language features and dictionaries containing various languages were written. One of these dictionaries is the Khwarezmshah ruler Atsiz b. written by Zemahşerî at the request of Prophet Muhammad. There are many extant copies of the dictionary, which consists of Arabic short sentences and five parts: nouns, verbs, letters, nouns and verb conjugations. The oldest of these copies is the Yozgat copy, which was abdicated in 1257. In this study, the names of the professions in the Yozgat copy of Mukaddimetü 'l Edeb were examined in terms of origin, structure and meaning in comparison with Old Turkish, and the status of the professions in the work in Turkish was evaluated.Türk yazı dilinin iki ana kola ayrılmadan önceki geçiş dönemi olarak kabul edilen Harezm Türkçesi döneminde Oğuz-Kıpçak dil özelliklerinin bir arada bulunduğu pek çok edebî eser ve içerisinde çeşitli dilleri barındıran sözlükler yazılmıştır. Bu sözlüklerden biri de Arapça öğrenmek isteyen Harezmşah hükümdarı Atsız b. Muhammed'in isteği üzerine Zemahşerî tarafından kaleme alınan Mukaddimetü'l Edeb adlı eserdir. Arapça kısa cümlelerden ve isimler, fiiller, harfler, isim ve fiil çekimleri olmak üzere beş bölümden oluşan sözlüğün günümüze ulaşmış pek çok nüshası vardır. Bu nüshaların en eskisi 1257 yılında istinsah edilen Yozgat nüshasıdır. Bu çalışmada Mukaddimetü'l Edeb'in Yozgat nüshasının içerisindeki meslek adları Eski Türkçeyle karşılaştırmalı bir şekilde köken, yapı ve anlam açısından incelenmiş ve eserdeki mesleklerin Türkiye Türkçesindeki durumu değerlendirilmiştir.خلال فترة خوارزميان التركية، والتي تعتبر الفترة الانتقالية قبل فصل اللغة التركية المكتوبة إلى فرعين رئيسيين، تم كتابة العديد من الأعمال الأدبية التي تحتوي على ميزات لغة الأوغوز- الكيبتشاك والقواميس التي تحتوي على لغات مختلفة. أحد هذه القواميس هو حاكم خوارزمشاه أتسيز ب. كتبه زمحشيري بناء على طلب من النبي محمد. هناك العديد من النسخ الموجودة من القاموس، والتي تتكون من جمل عربية قصيرة وخمسة أجزاء: الأسماء والأفعال والحروف والأسماء وتصريف الأفعال. أقدم هذه النسخ هي نسخة يوزغات، التي تنازلت عنها في عام 1257. في هذه الدراسة، تم فحص أسماء المهن في نسخة يوزغات من موكاديميتول إديب من حيث الأصل والبنية والمعنى مقارنة بالتركية القديمة، وتم تقييم وضع المهن في العمل باللغة التركية

    Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis

    Get PDF
    The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed

    Variations on the Author

    Get PDF
    “Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship
    corecore