1,721,019 research outputs found

    Kuru Karıştırmalı Değirmende Bilya Boyu Dağılımının Enerji, Ürün Tane Boyu ve Bilya Aşınması Üzerindeki Etkilerinin Araştırılması

    No full text
    In today's conditions, it is desired to use water resources more efficiently due to environmental factors. Therefore, it can be said that researches on dry grinding applications, which can replace wet grinding systems with high water consumption, are of increasing importance. Improvements in the field of cement grinding allow for the improvement of the dry grinding process and the development of new equipments. The knowledge accumulated here is transferred to different applications. The mineral industry being one of them, it is aimed to make liberalization in fine sizes more energy efficient. In this context, the importance of dry stirred mills is increasing day by day. As one of the traditional grinding systems, spherical shaped grinding media with different sizes are used in the ball mills, and grinding performance can be increased by choosing the appropriate grinding media size distribution. It is thought that a similar approach can be applied for dry-stirred mills. Thus, it is predicted that there may be effects on grinding performance and product quality by choosing different grinding media size compositions in dry stirred mills. Although there has been an increasing number of researches on dry stirred mills in recent years, there are still some missing points. Discussing the effect of grinding media size distribution is one of these shortcomings. Within the scope of this thesis study, the effect of the ball size distribution, which is a variable that directly affects the performance of mills with a grinding medium, on the grinding performance of a vertical dry stirred mill was investigated by batch grinding tests. For this purpose, in the first part of the study, the bi-modal and trimodal compositions of the media sizes which were selected by using the material size-ball size ratio values developed in the literature were mixed in with different ratios for the vertical stirred mill. The data obtained as a result of the tests performed at different stirrer speeds for calcite, clinker, and copper ores were evaluated in terms of energy, the shape of the size distribution, and the obtained size reduction ratios. In the following section of the study; The effects of using the grinding media distribution of different sizes on the dry stirred mill with a vertical chamber are discussed. The findings from this study are expected to be beneficial to dry vertical stirred mill technology, which is expected to become increasingly widespread. In addition, as a result of detailed wear measurements, it will be possible to shed light on companies that can supply spherical shaped grinding media to these mills.Günümüz koşullarında, çevresel faktörler sebebiyle, su kaynaklarının daha verimli kullanılması istenmektedir. Bu nedenle de su tüketiminin yüksek olduğu yaş öğütme sistemlerinin yerine geçebilecek kuru öğütme uygulamaları üzerine yapılan araştırmaların artan bir öneme sahip olduğu söylenebilir. Çimento öğütme alanındaki gelişmeler kuru öğütme işleminin iyileştirilmesini ve yeni ekipmanların gelişimine olanak sağlamaktadır. Buradan elde edilen bilgi birikimi farklı uygulamalara da aktarılmaktadır. Mineral endüstrisi bunlardan biri olup, ince boylarda serbestleşmenin daha enerji verimli yapılabilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda kuru karıştırmalı değirmenler üzerine yapılan çalışmaların öneminin günden güne arttığı düşünülmektedir. Geleneksel öğütme sistemlerinden bilyalı değirmenlerde, farklı boylara sahip bilyalar kullanılmakta olup, uygun dağılımın seçimi ile öğütme performansı arttırılabilmektedir. Benzer yaklaşımın kuru karıştırmalı değirmenler için de uygulanabileceği düşünülmektedir. Böylelikle, kuru karıştırmalı değirmenlerde farklı bilya boyu kompozisyonu tercih edilmesi ile öğütme performansı ve de ürün kalitesi üzerinde etkilerin olabileceği öngörülmektedir. Kuru karıştırmalı değirmenlerle ilgili son yıllarda artan sayıda araştırma olmasına karşılık, halihazırda eksik olan bazı noktalar da bulunmaktadır. Bilya boyu dağılımı etkisinin tartışılması bu eksikliklerden bir tanesidir. Bu tez çalışması kapsamında, öğütücü ortama sahip değirmenlerin performansını doğrudan etkileyen bir değişken olan bilya boyu dağılımının, dik hazneli kuru karıştırmalı değirmenin öğütme performansı üzerine etkisi, kesikli öğütme testleri ile incelenmiştir. Bu amaçla, çalışmanın ilk kısmında, literatürde geliştirilen malzeme boyu ve bilya boyu oranı değerleri kullanılarak seçilen bilya boylarının, dik karıştırmalı değirmen için, ikili ve üçlü bileşimleri farklı oranlarda karıştırılmıştır. Kalsit, klinker ve bakır cevherleri için farklı karıştırma hızlarında yapılan testler sonucunda elde edilen veriler, enerji, boyut dağılımının şekli ve elde edilen boyut indirgeme oranları yönlerinden değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilerleyen kısmında; dik hazneli kuru karıştırmalı değirmende, farklı boyutlara sahip bilya dağılımının kullanılmasının, bilya aşınma değerleri üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen bulguların, giderek yaygınlaşması beklenen kuru yatay karıştırmalı değirmen teknolojisi üzerinde faydalı olacağı düşünülmektedir. Ayrıca, detaylı aşınma ölçümlerinin yapılması neticesinde bu değirmenlere bilya tedariki yapabilecek firmalara da ışık tutması sağlanabilecektir

    Cement And Concrete Quality Assessment For Different Streams In The Ash Classification Plant

    No full text
    Increasing population and industrialization in the world and in our country bring intensive energy needs and therefore energy production is gradually increasing. In our country, thermal power plants have an important role in energy production. In Turkey mainly at low-power plants that use coal, large capacity are preferred. After the coal is turned into powder, it is burned in thermal power plants to produce the desired energy, while fly ash is produced as waste. Fly ashes cannot be released directly into the nature. For this reason, they are stored with the filter.However, this ash storage process has the ordinary effects on the environment. On the other hand, fly ash is preferred by concrete and cement industry due to its reactivity with water. 2% of the total energy consumed in the world is consumed in the cement manufacturing process. At the same time, 7% of the human-induced carbon dioxide emissions are realized by the cement sector.The cement sector with such large energy consumption and carbon emissions will be more environment friendly with the use of fly ash. In this thesis, it is aimed to investigate the possibilities of use of Seyitömer fly ash in cement industry and to obtain comprehensive information about Seyitömer fly ash. In this study, ash samples taken from Seyitömer ash classification plant and CEM I 42.5 and CEM II / A-M (P-L) 42.5 R samples taken from Bursa Cement Plant were used. The study was carried out under 3 main headings. In the first part, different fly ash samples were obtained by varying the parameters of air classifier in the ash classification plant, and 25% was added to cement and subjected to strength tests.10% strength at 7 days strength and 7.8% increase at 28 days strength has been achieved with the finenest ash value (D50: 19µm). In the second part of the study; samples taken from the raw, waste and fine/product flow streams are ground to different fineness values with the aid of Bond mill. The fly ash obtained from different subtleties was added to the cement by 25%. In the evaluations, similar strengths were obtained from the different flow streams of the cement samples containing ash in the near strength values were obtained. In addition, samples were also subjected to concrete tests. When the waste and raw ash were ground, it had similar slump and spreading values as the reference ash. In the last part of the study, it was investigated to prevent loss in early strength by using inter grinding and increase the ash addition. The strength values of the mixture samples where inter grinding was applied were higher than the mixtures where only the ash was ground. The ash additive can be increased up to 45% by inter grinding and the 28-day strength of the mixture is still higher than the reference sample by 4.6%. In addition, possible improvement evaluations were made with the fine grinding system in view of the quality data.İÇİNDEKİLER Sayfa ÖZET i ABSTRACT iii TEŞEKKÜR v ÇİZELGELER viii ŞEKİLLER ix 1. GİRİŞ 1 2. GENEL BİLGİLER 3 2.1. Çimento Üretimi 3 2.2. Çimento Üretiminde Kullanılan Mineral Katkılar 5 2.3. Uçucu Küller 8 2.3.1. Uçucu Küllerin Fiziksel Özellikleri 8 2.3.2. Uçucu Küllerin Kimyasal Özellikleri 11 2.3.3. Uçucu Küllerin Çimento ve Betondaki Kullanımı 12 3. DENEYSEL ÇALIŞMALAR 17 3.1. Kullanılan Ekipmanlar 17 3.1.1. Havalı Sınıflandırıcı 17 3.1.2. Bond Değirmeni 18 3.1.3. Lazerli Ölçüm Cihazı 18 3.1.4. Vicat Aleti 19 3.1.5. Çökme Test Düzeneği 19 3.2. Deney Numuneleri 20 3.2.1. Havalı sınıflandırıcı üzerinde yapılan çalışmalar 22 3.2.2. Sınıflandırıcı akış kollarında yapılan çalışmalar ve kalite verileri üzerine etkilerinin incelenmesi 23 3.2.3. İnce/ürün akış kolu üzerinde yürütülen çalışmalar 27 4. BULGULAR VE TARTIŞMA 30 4.1. Havalı Sınıflandırıcı parametrelerinin değiştirilmesi ile yapılan dayanım çalışmaları 30 4.2. Havalı Sınıflandırıcı Etrafında Akış Kollarında Yürütülen Öğütme Çalışmaları 31 4.3. İnce/ürün Kül Üzerinde Yapılan Çalışmalar 39 4.3.1. İnce Akış Kolu Üzerinde Farklı Katkı Oranlarının ve Farklı Öğütme Yöntemlerinin Denendiği Çalışmalar 39 4.3.2. Çimento ve Uçucu Külün Karışım İçerisindeki Öğütme Davranışı 44 5. SONUÇLAR 47 6. ÖNERİLER 49 7. KAYNAKLAR 52 ÖZGEÇMİŞ 57Dünyada ve ülkemizde giderek artan nüfus ve sanayileşme, yoğun enerji ihtiyaçlarını beraberinde getirmekte ve bu sebeple enerji üretimi giderek artmaktadır. Ülkemizde enerji üretiminde termik santraller önemli bir role sahiptir. Türkiye’de özellikle düşük kalorili kömürlerin kullanıldığı santrallerde büyük kapasiteler tercih edilmiştir. Kömürler toz haline getirildikten sonra termik santrallerde yakılarak istenilen enerji üretimi sağlanırken, bunun yanında atık olarak uçucu kül üretilmektedir. Uçucu küller doğaya doğrudan salınamazlar. Bu sebeple filtre aracılığıyla tutularak depolanmaktadırlar. Fakat bu kül depolanma işleminin çevreye olağan etkileri bulunmaktadır. Öte yandan, uçucu küller su ile olan reaktivitesi dolayısıyla beton ve çimento sektörü tarafından tercih edilmektedir. Dünya’da harcanan toplam enerjinin %2’si çimento üretim işleminde harcanmaktadır. Aynı zamanda, insan kaynaklı karbondioksit salınımının %7’si çimento sektörü tarafından gerçekleşmektedir. Bu kadar büyük enerji tüketimine ve karbon salınımına sahip çimento sektörü, uçucu kül kullanımı ile daha çevreci hale gelebilecektir. Bu tez çalışması kapsamında, Seyitömer uçucu külünün çimento sektöründe kullanım olanaklarının araştırılması ve Seyitömer uçucu külü hakkında kapsamlı bilgiler elde edilmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışmada Seyitömer kül sınıflandırma tesisinden alınan kül numuneleri ve Bursa Çimento Fabrikasından alınan CEM I 42.5 ve Cem II/A-M (P-L) 42.5 R numuneleri kullanılmıştır. Çalışma 3 ana başlık altında gerçekleştirilmiştir. İlk kısımda kül sınıflandırma tesisinde bulunan havalı sınıflandırıcının parametreleri değiştirilerek farklı incelikte kül numuneleri elde edilmiş ve %25 oranında çimentoya katılarak dayanım testlerine tabii tutulmuştur. En ince kül değerinde (D50: 19µm) 7 günlük dayanımda %10, 28 günlük dayanımda ise %7,8 artış sağlanmıştır. Çalışmanın ikinci kısmında; ham, atık ve ince/ürün akış kolundan alınan numuneler Bond değirmeni yardımıyla farklı incelik değerlerine öğütülmüştür. Elde edilen farklı inceliklerdeki uçucu küller, %25 oranında çimentoya katılmıştır. Yapılan değerlendirmelerde benzer inceliklere sahip farklı akış kollarından kül içeren çimento numunelerinde yakın dayanım değerleri elde edilmiştir. Ek olarak, numuneler beton testlerine de tabii tutulmuştur. Atık ve ham kül öğütüldüğünde referans olarak belirlenen ince/ürün kül ile benzer çökme değerleri yakalamıştır. Çalışmanın son kısmında, birlikte öğütme kullanılarak erken dayanımda meydana gelen kaybın önüne geçilmesi ve kül eklemesinin artırılabilirliği incelenmiştir. Birlikte öğütmenin uygulandığı karışım numunelerin dayanım değerleri yalnızca külün öğütüldüğü karışımlardan daha yüksek çıkmıştır. Birlikte öğütme ile kül katkısı %45’e kadar çıkartılabilmiş ve karışımın 28 günlük dayanımı referans numunesinden hala %4,6 yüksek elde edilmiştir. Ek olarak, kalite verileri göz önünde bulundurularak ince öğütme sistemi ile yapılabilecek olası iyileştirme değerlendirmelerinde bulunulmuştur

    Çimento Öğütme Uygulamalarında Bilya ve Malzeme Özelliklerinin Bilya Aşınma Sonuçları Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi

    No full text
    Within the context of the study, the wear of media in dry grinding environment was investigated for high chromium cast iron grinding balls by conducting the laboratory scale experiments with the ball mills. The study aimed at developing a dry test method to compare wear resistance in different types of the grinding media, and to comment on the media wear properties before using it in the industry. Laboratory scale tests are relatively less labor intensive and may enable accurate assessment of the media wear that occurs in industrial applications. Such a study is believed to be beneficial for both the media manufacturers and the dry grinding plants since there is a potential to reduce the costs associated with the wear with the proper media selection. The influences of the characteristics of grinding balls together with the processed materials on media wear were considered in different experimental groups for cement grinding applications where dry grinding prevails. Throughout the thesis study, 35 different test conditions were adjusted where the influences of the grinding media properties, the type of the milled material, material filling inside the ball mill, the type of the milled product and the effects of mill diameter on media wear were discussed. The results obtained in the grinding and tumbling tests were evaluated in relation with the microstructure properties of the grinding balls. The evaluations indicated that increasing the volumetric fractions of the carbides in the microstructure increases the resistance to wear. It was also observed that the amount of the wear increased with the increase in the work indices of the milled materials. In addition, it was found that increasing material filling ratio caused a decrease in the wear of the grinding balls. The mill diameter was found to be an influencing parameter on the wear results and proved that increasing mill diameter cause an increased wear in all six types of grinding media. One of the major outcomes of the study was; independent of the mill diameter and the work indices of the milled material, the measured media wear from the highest to the lowest was in the same order. The wear data of the grinding balls obtained from the laboratory tests was then compared with the industrial scale grinding ball wear to investigate the correlations. As a result of the comparison, it was understood that it is possible to predict the wear performance of the grinding media from the laboratory scale tests before their industrial use. However the expansion of the data base is recommended as a future study for having improved correlation and predicting capabilities. The data obtained as a result of the experimental studies coincides with the information reported in the literature where the influences of chemical composition, microstructure properties and wear resistance of the grinding balls were discussed. It is considered useful to incorporate the test method in the quality control process of cement grinding facilities in order to evaluate the effect of the ball and material properties on grinding media wear.ÖZET i ABSTRACT iii TEŞEKKÜR v İÇİNDEKİLER DİZİNİ vi ŞEKİLLER DİZİNİ viii ÇİZELGELER DİZİNİ x 1. GİRİŞ 1 2. ÇİMENTO ÖĞÜTME 4 2.1. Giriş 4 2.2. Tüp Değirmenler 7 3. AŞINMA 10 3.1. Giriş 10 3.2. Abrasiv Aşınma 12 3.3. Darbe Aşınması 14 3.4. Aşınma Direnci ve Önemi 14 3.5. Yüksek Kromlu Beyaz Dökme Demirlerin Aşınma Özellikleri 15 3.5.1. Karbürler 16 3.5.2. Metal Matris 16 3.6. Aşınma Karakterizasyonu 17 3.6.1. İşaretli Bilya Aşınma Testi 17 3.6.2. Bilyalı Değirmen Aşınma Testi (BMAT) 18 3.6.3. Newmont Testi 19 3.6.4. Bond Aşınma İndeksi 19 4. MATERYAL ve YÖNTEM 21 4.1. Öğütücü Bilya Tipleri 21 4.2. Malzeme Karakterizasyonu 24 4.3. Test Yöntemi 27 4.3.1. Tamburlama Testleri 27 4.3.2. Öğütme Testleri 29 4.3.2.1. Farklı Öğütücü Ortam Grupları ile Öğütme 29 4.3.2.2. Farklı Malzemeler ile Öğütme 30 4.3.2.3. Farklı Malzeme Doluluğu Oranlarında Öğütme 30 4.4. Bilya Aşınması ile İlgili Endüstriyel Gözlemler 32 5. DENEYSEL ÇALIŞMALAR 39 5.1. Deney Yönteminin Tekrarlanabilirliği 39 5.2. Tamburlama Test Sonuçları 42 5.3. Öğütme Test Sonuçları 46 5.3.1. Öğütücü Ortam Özelliklerinin Etkisi 46 5.3.2. Malzeme Özelliklerinin Etkisi 49 5.3.3. Malzeme Doluluğunun Etkisi 51 5.4. Öğütücü Ortamın Mikro Yapı Özelliklerinin Aşınmaya Etkisi 56 5.5. Laboratuvar ve Endüstriyel Ölçekli Test Sonuçlarının Karşılaştırılması 59 6. SONUÇLAR 61 KAYNAKLAR 63Bu çalışma kapsamında yüksek kromlu beyaz dökme demirden üretilmiş öğütücü bilyalarda kuru öğütme ortamında meydana gelen ortam aşınması bilyalı değirmenlerde gerçekleştirilen laboratuvar ölçekli deneyler ile incelenmiştir. Bu çalışmada, farklı tipteki öğütücü ortamların aşınma dirençlerini karşılaştırmak ve endüstriyel kullanımlarından önce öğütücü ortamın aşınma özelliklerini yorumlamak amacıyla kuru öğütme uygulamasına yönelik bir test yönteminin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Laboratuvar ölçekli testler nispeten daha az iş gücü gerektirmekte ve endüstriyel uygulamalarda meydana gelen öğütücü ortam aşınmasının tutarlı bir şekilde değerlendirilmesini mümkün kılmaktadır. Öğütücü ortam aşınması ile ilgili maliyetlerin uygun ortam seçimi ile azaltılması mümkün olduğundan bu çalışmanın hem ortam üreticileri hem de kuru öğütmenin uygulandığı tesisler için faydalı olacağı düşünülmektedir. Çoğunlukla kuru öğütmenin tercih edildiği çimento öğütme uygulamalarında bilya ve malzeme özelliklerinin ortam aşınması üzerindeki etkisi farklı deney gruplarında değerlendirilmiştir. Toplamda 35 farklı test koşulunda gerçekleştirilen deneylerde öğütücü ortam özellikleri, öğütülen malzemenin türü, malzeme doluluğu oranı ve değirmen çapının ortam aşınması üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Öğütme ve tamburlama testlerinde alınan sonuçlar bilyaların mikro yapı özellikleri ile ilişkili olarak değerlendirilmiştir. Mikro yapıda bulunan karbürlerin hacimsel oranlarındaki artış aşınma direncini olumlu yönde etkilemektedir. Malzemenin Bond iş indeksindeki artış ise aşınma miktarlarında artışa neden olmaktadır. Malzeme doluluğu orandaki artış ile aşınma miktarlarının azaldığı gözlemlenmiştir. Değirmen çapının aşınma sonuçları üzerinde etkili olduğu, değirmen çapındaki artışın altı öğütücü ortam tipinin tamamında aşınma miktarlarının artmasına neden olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın önemli sonuçlarından bir diğeri, değirmen çapı veya malzemenin iş indeksi parametrelerinden bağımsız olarak farklı öğütücü bilya gruplarında ölçülen aşınma miktarlarının çoktan aza aynı düzende sıralanmasıdır. Laboratuvar testlerinden elde edilen öğütücü bilya aşınması verileri ile endüstriyel ölçekli aşınma değerleri karşılaştırılarak aralarındaki ilişki incelenmiştir. Karşılaştırma sonucunda öğütücü bilyada aşınma performansının endüstriyel kullanımdan önce laboratuvar ölçekli testler ile tahmin edilmesinin mümkün olduğu anlaşılmıştır. Endüstriyel ve laboratuvar ölçekli aşınma verileri arasındaki ilişkinin geliştirilmesi ve daha doğru tahminler yapabilmek amacıyla gelecekte yapılacak çalışmalar ile veri dizisinin genişletilmesi önerilmektedir. Deneysel çalışmalar sonucunda elde edilen veriler, öğütücü bilya gruplarının kimyasal kompozisyonu, mikro yapı özellikleri ve aşınma direnci arasındaki ilişki hakkında literatürde verilen bilgiler ile uyum içerisindedir. Bilya ve malzeme özelliklerinin aşınma üzerindeki etkisini değerlendirilmesinde kullanılan test yönteminin çimento öğütme tesislerinde kalite kontrol sürecine dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir

    Investıgatıon Of The Effects Of Dıfferent Grındıng Mechanısms On Component Behavıor

    No full text
    In recent years, the studies on the use of stirred mills, their performance and the development of model structures of stirred mills has been increasing as well as the studies on the monitoring of mineral behavior throughout the enrichment facilities. Thus, this makes it necessary to investigate the effect of the grinding process to be carried out in the stirred mill on the size-based mineral distribution of the product and its comparison with other grinding systems that using different grinding mechanisms. In this study, which aims to eliminate this deficiency in the literature with its original structure; grinding studies were carried out on different proportions of clinker and calcite, magnetite minerals and copper ore in a dry-operated stirred mill. After that the size-based mineral distribution of the products was determined, then the mineral effects were discussed and the results were compared with the results in the ball mill which the same studies are conducted. It has been revealed that the different grinding mechanisms of the mills and different grindability properties of the components exhibit different behaviors in the size-based mineral distribution of the products. Clinker and magnetite materials, which are harder than calcite, concentrated in the coarser fractions in their mixtures with calcite while calcite with high grindability compared to the others is concentrated in finer fractions. And also, it has been determined that the calcite is ground better in the mixture compared to the pure calcite grinding. In addition, by calculating the breakage rates of the components; it was determined that the breakage rates of calcite were higher than the breakage rates of others at all grinding times. Also, it was determined that grinding with mixtures of magnetite and clinker components, which are relatively hard on the Mohs scale contributed to the grinding of calcite. The fractional distributions of copper ores were investigated in the evaluations of the MLA studies carried out on the products obtained by grinding copper samples in a stirred and ball mill. It is seen that the pyrite distribution varied depending on the grinding time in both mills, while chalcopyrite, sphalerite and galena minerals were found to show similar distribution values in itselfs. In addition, it was determined that the stirred mill technology produced higher liberated mineral values compared to the ball mill, regardless of the mineral type.Son yıllarda, karıştırmalı değirmenlerin kullanımı, performansı, model yapılarının geliştirilmesi ve cevheri oluşturan mineral davranımının tesis boyunca izlenmesi üzerine yapılan çalışmaların hız kazanması, karıştırmalı değirmende gerçekleştirilecek öğütme işleminin, ürüne ait boyut bazlı mineral dağılımındaki etkisinin araştırılmasını ve farklı öğütme mekanizmalarını kullanan diğer öğütme sistemleri ile karşılaştırılmasını gerekli kılmaktadır. Özgün yapısı ile literatürdeki bu eksikliğin giderilmesini amaçlayan bu çalışmada; kuru olarak çalıştırılan karıştırmalı değirmende klinker ile kalsit ve manyetit minerallerinin farklı oranlardaki bileşimlerinde ve bakır cevheri üzerinde öğütme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ardından ürünlerin boyut bazlı mineral dağılımları belirlenmiş ve öğütme üzerindeki mineral etkileri tartışılmıştır. Nihayetinde elde edilen sonuçlar bilyalı değirmende benzer şekilde yapılmış olan çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Bu tez kapsamında, değirmenlerin farklı öğütme mekanizmalarına ve bileşen özelliklerine bağlı olarak, ürünlere ait boyut bazlı mineral dağılımında farklı davranımlar sergilendiği ortaya çıkarılmıştır. Kalsit ile karışımlarında, kalsite kıyasla daha sert olan klinker ve manyetit malzemelerinin iri elek aralıklarında, diğerlerine kıyasla yüksek öğütülebilirliğe sahip kalsitin ise daha alt elek aralıklarında yoğunlaştığı ve karışımdaki kalsitin, tekli kalsit öğütmesine oranla daha iyi öğütülmüş olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca bileşenlerin indirgeme oranları da hesaplanarak; tüm öğütme sürelerinde kalsite ait indirgeme oranlarının, diğer bileşenlerin indirgeme oranlarına kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ek olarak Mohs ölçeği bazında nispeten sert olan manyetit ve klinker bileşenlerinin karışımları ile yapılan öğütmelerde, kalsitin öğütülmesine katkı sağladığı saptanmıştır. Karıştırmalı ve bilyalı değirmende, bakır numunesinin öğütülmesiyle elde edilen ürünler üzerinde gerçekleştirilen MLA çalışmasına ait değerlendirmelerde bakır cevheri içerisindeki minerallerin fraksiyonel dağılımları incelenmiş; pirit dağılımının öğütme süresine bağlı değişkenliği, kalkopirit, sfalerit ve galenit minerallerinin ise, her iki değirmende de kendi içerisinde benzer dağılım değerleri gösterdiği görülmüştür. Ayrıca karıştırmalı değirmen teknolojisinin, bilyalı değirmene kıyasla mineral fark etmeksizin daha yüksek serbest mineral değerleri sağladığı belirlenmiştir

    Development of a Multı-Component Communıtıon Model Structure in A Copper-Zınc Grındıng and Enrıchment Plant

    No full text
    In this thesis, it is aimed to determine the grinding behavior of all the components that make up the minerals with the samples taken from the grinding and classification circuit of a copper enrichment plant belonging to Eti Bakır A.Ş. Modeling and simulation studies were carried out in this context. JK SimMet v6.02 software and the General Reduced Gradient Method (GRG) in the solver function of the Microsoft Excel program on element basis were used in item equivalence studies. In the study, the grinding and grading performances were evaluated at 15 tons/hour and 17 tons/hour fresh feeding conditions. The perfect mixture model was used in the modeling study for mills, and the performance curve model was used in hydrocyclones. In the thesis, new models for ball mills and hydrocyclones have been derived. The relationship between the specific gravity and the fracture rate parameter in the grinding model has been revealed. In addition, it was observed that the change in solids ratio in mills made a difference on the model variables. It has been understood that a model structure can be developed in which other operating conditions (ball surface area, occupancy rate, etc.) are associated with the solids ratio. Using the Whiten equation in the hydrocyclone model, variables such as alpha, discrimination acuity and leakage were associated with operational variables. A corrected cut length model has been developed based on different geometric and operational conditions of hydrocyclones and using Plitt equation. With this derived model, the alpha variable can be calculated depending on the hydrocyclone geometry and the specific gravity of the element.Bu tez çalışmasında, Eti Bakır A.Ş ‘ ye ait bir bakır zenginleştirme işletmesinin öğütme ve sınıflandırma devresinden alınan numuneler ile mineralleri oluşturan tüm bileşenlerinin ayrı ayrı öğütme davranışlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda modelleme ve simülasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Madde denkliği çalışmalarında JK SimMet v6.02 yazılımı ve element bazında Microsoft Excel programının içinde bulunan çözücü fonksiyonundaki Genel İndirgenmiş Gradyan Metodu (GRG) kullanılmıştır. Çalışmada 15 ton/saat ve 17ton/saat taze besleme koşullarında öğütme ve sınıflandırma performansları değerlendirilmiştir. Değirmenler için modelleme çalışmasında mükemmel karışım modeli, hidrosiklonlarda ise performans eğrisi modeli kullanılmıştır. Tez çalışmasında bilyalı değirmenler ve hidrosiklonlar için yeni modeller türetilmiştir. Öğütme modelinde özgül ağırlıkla, kırılma hızı parametresinin ilişkisi ortaya konulmuştur. Ayrıca değirmenlerdeki katı oranı değişiminin model değişkenleri üzerinde farklılık yarattığı gözlemlenmiştir. Diğer çalışma koşullarının da (bilya yüzey alanı, doluluk oranı vb.) katı oranı ile ilişkilendirildiği bir model yapısının geliştirilebileceği anlaşılmıştır. Hidrosiklon modelinde Whiten eşitliğinden yararlanılarak, alfa, ayrım keskinliği ve kaçak gibi değişkenler, işletmesel değişkenler ile ilişkilendirilmiştir. Hidrosiklonlara ait farklı geometrik ve operasyonel koşullar baz alınarak ve Plitt eşitliğinden yararlanılarak düzeltilmiş kesme boyu modeli geliştirilmiştir. Türetilen bu model ile alfa değişkeni, hidrosiklon geometrisi ve element özgül ağırlığına bağlı olarak hesaplanabilmektedir

    Investıgatıng The Fıne Grındıng Applıcatıons Of The Flows Around The Cement Grındıng Cırcuıts

    No full text
    When the whole mining operation is considered, the grinding process is known as the energy intense process. In this context, its optimization is of crucial importance for the economy of the plant and is undertaken by considering the fineness of the feed and the products together with the energy utilization. Until now, different grinding technologies and flowsheets have been developed that lead to improvement in the energy efficiency. This study aimed at evaluating the possibilities of the use of fine grinding technique in cement grinding circuit by taking the quality issues and energy consumptions into account. Within the scope of this project, separator feed, separator reject, filter product and final product samples were collected from a cement grinding circuit having conventional flow sheets and their quality developments were investigated. In addition, the ground separator feed and reject samples were mixed with the cement final product at varied proportions and their effects on the quality of cement were examined. Thus, the effects of fine grinding technology on this stream were tried to be assessed. Studies at Bursa Cement Mill 1 showed that mixing of ground separator reject and final product 28-day strength value from 54.7 MPa (reference) to 55.5 MPa hence grinding technology could be used in that stream. Simulations regarding to energy utilization proved that in case the fine grinding technique was used on separator feed and reject streams, energy consumption would decrease by 12.93% and 3.63% respectively. For Bursa Cement Mill 4, it was found that the 28-day strength was increased from 51.4 MPa to 52.8 MPa with similar application. The energy saving in this case was calculated as 6.42% for the separator reject application. As a result of the studies, it was determined that the use of fine grinding technology had positive effects on the circuit.Tüm cevher hazırlama süreçleri içinde, öğütme işlemi enerjinin en yoğun harcandığı birim işlem olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda, günümüze kadar geliştirilen öğütme ekipmanlarında temel olarak besleme malzemesi ve istenilen ürün tane boyu bazında harcanan enerji miktarının en uygun değere getirilmesi hedeflenmiştir. Benzer şekilde, çimento üretiminde de harcanılan enerji miktarını düşürmek amacıyla farklı öğütme teknolojileri ve akım şemalarından faydalanılmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında ince öğütme tekniğinin çimento öğütme devresindeki kullanım olanaklarının kalite ve enerji yönlerinden değerlendirilmesi ve yeni akım şemalarının geliştirilmesine yönelik farklı bir bakış açısının getirilmesi amaçlanmıştır. Bu tez kapsamında, geleneksel bir akım şemasına sahip çimento öğütme devresinden sınıflandırıcı beslemesi, geri dönüşü, filtre ürününden ve son üründen numuneler toplanmış ve toplanan numunelerin öğütülmesi neticesinde çimento özelliklerinde meydana gelen değişiklikler incelenmiştir. Ayrıca öğütülen sınıflandırıcı besleme ve geri dönüş numunelerinin farklı oranlarda çimento son ürünü ile karıştırılması ve çimento özelliği yönünden (kalite) etkilerinin incelenmesi sağlanmıştır. Böylelikle ince öğütme teknolojisinin bu akış kollarında uygulanması neticesinde ne gibi etkiler olacağı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bursa Çimento 1 No’lu öğütme devresi için, laboratuvar ortamında öğütülen sınıflandırıcı geri dönüş malzemesinin, çimento son ürünü ile (%15 geri dönüş-%85 son ürün) karıştırılması neticesinde 28 günlük dayanım değerinde 54,7 MPa’dan 55,5 MPa’ya çıktığı belirlenmiştir. Bu devrede ince öğütme tekniğinin sınıflandırıcı beslemesi ve geri dönüşü akışlarında kullanılması durumunda, devrenin rutin çalışma koşullarına göre özgül enerji tüketiminde sırasıyla %12,93 ve %3,63’lük tasarruf olabileceği öngörülmüştür. Bursa Çimento 4 No’lu Çimento Öğütme Devresi’nde de benzer uygulama ile (%15 öğütülmüş geri dönüş %85 son ürün) 28 Günlük dayanım değerinin 51,4 MPa’dan 52,8 MPa değerine, sınıflandırıcı geri dönüşünün öğütülmesi ve karıştırılması ile dayanımın 51,7 MPa değerine çıktığı tespit edilmiştir. Devrede sağlanan enerji tasarrufunun geri dönüş uygulaması için %6,42 olduğu hesaplanmıştır. Çalışmalar neticesinde, ince öğütme teknolojisi kullanımının devre üzerinde olumlu etkilerinin olduğu saptanmıştır

    Çoklu Bileşenli Havalı Sınıflandırıcı Modelinin Geliştirilmesinde Malzemelerin Yoğunluk Ve Akışkanlık Özelliklerinin İncelenmesi

    No full text
    In this thesis study, investigating the effects of density and fluidity properties of materials on air classifier performance and increasing reliability of dynamic air classifier model by developing the multi component model structure were aimed. Within this scope, density and fluidity of clinker, copper ore, magnetite and coal samples were specified primarily. Tests were done with a laboratory scale air classifier at varied operating conditions for these four samples having different density and fluidity. With the help of the results obtained from these tests, effects of density and fluidity of the materials were observed. In light of this information, modeling studies were undertaken and correlations were investigated between density and fluidity of the materials and parameters that are separation sharpness, fish hook, cut size and bypass identifying the efficiency curve. By these investigations, it was concluded that separation sharpness and fish hook parameters are related with density and cut size and bypass parameters are related with fluidity. According to this; when density of a material that is fed to a classifier is increased, cut size parameter on the classifier efficiency curve is decreased and bypass parameter is increased; when fluidity of a material that is fed to a classifier is increased, separation sharpness value, identifying the efficiency curve, is increased and fish hook parameter is decreased. To conclude, these relations were stated as mathematical equations and multi component model structure for dynamic air classifiers was suggested by using existing mathematical equations.Bu tez çalışmasında, malzemelerin yoğunluk ve akışkanlık özelliklerinin havalı sınıflandırıcı performansına etkilerinin incelenmesi ve çoklu bileşenli model yapısının geliştirilmesi ile dinamik havalı sınıflandırıcı modelinin güvenilirliğinin arttırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, öncelikle klinker, bakır cevheri, manyetit ve kömür örneklerinin yoğunlukları ve akışkanlık özellikleri belirlenmiştir. Birbirinden farklı yoğunluk ve akışkanlık özelliğine sahip olan bu dört örnek ile farklı işletim koşullarında laboratuvar ölçekli bir havalı sınıflandırıcı ile deneyler yapılmıştır. Bu deneylerden elde edilen sonuçlar yardımı ile malzeme yoğunluğunun ve akışkanlığının havalı sınıflandırıcı verimlilik eğrisi üzerine etkileri gözlenmiştir. Burada elde edilen bilgiler ışığında, modelleme çalışmaları yürütülerek malzemelerin yoğunluk ve akışkanlık özellikleri ile verimlilik eğrisini tanımlayan ayrım keskinliği, olta etkisi, kesme boyu ve kaçak parametreleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda, ayrım keskinliği ve olta etkisi parametrelerinin yoğunluk ile, kesme boyu ve kaçak parametrelerinin ise akışkanlık ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre; bir sınıflandırıcıya beslenen malzemenin yoğunluğu arttığında, sınıflandırıcının verimlilik eğrisindeki kesme boyu parametresi azalmakta, kaçak parametresi ise artmaktadır; sınıflandırıcıya beslenen malzemenin akışkanlığı arttığında, verimlilik eğrisini tanımlayan ayrım keskinliği değeri artmakta, olta etkisi parametresi ise azalmaktadır. Sonuç olarak, bu ilişkiler matematiksel eşitlikler ile ifade edilmiş ve var olan eşitlikler kullanılarak dinamik havalı sınıflandırıcılar için çoklu bileşenli model yapısı önerilmiştir

    Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis

    Get PDF
    The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed

    Variations on the Author

    Get PDF
    “Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship
    corecore