20,551 research outputs found
Change in causes of death statistics between year 2008-2009 in the practice and research hospital of adnan menderes university: an ıntervention study
Bu çalısmanın amacı, “Ölüm Nedeni Istatistikleri” konusundaki ilgi proje kapsamındaAdnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Arastırma Hastanesinde ölüm nedenlerinin iyilestirilmesi için yapılan egitim ve denetim müdahalesinin 2008 ve 2009 yılları ölüm nedeni istatistiklerinde meydana getirdigi degisimi degerlendirmektir. Çalısma, ölüm belgesinin doldurulmasına yönelik egitim ve denetim olarak tanımlanan müdahalenin, müdahale öncesi dönem olan 2008 yılı ile müdahale sonrası dönem olan 2009 yılları ölüm nedeni istatistiklerinde meydana getirdigi degisimin karsılastırılmasına dayanmaktadır. Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Arastırma Hastanesinde 2008 yılında ölüm nedeni olarak toplam 54 farklı ölüm nedeni saptanmıstır. Eriskinlerde 72 (%36,4) ve çocuklarda 19 (%65,5) olmak üzere tüm ölümlerin 91'i (%40,1) “Kardiyak Arrest /Kardiyopulmoner arrest” olarak bildirilmistir. 2009 yılında “KardiyakArrest/ Kardiyopulmoner arrest” olarak bildirim yapılmamıstır (p<0,01). Ölüm nedenleri 2008 yılında 52 kodla tanımlanır iken, 2009 yılında 83 kodla tanımlanmıstır. Her iki yıl arasında ölüm sayısında %4,0'lık bir artıs meydana gelirken, ölüm nedenleri çesitliligi%59,6 oranında artmıstır. Ölüm belgesinin doldurulması ile ölüm nedeninin tanımlanmasında hekimlere yönelik egitim müdahalesinin etkili oldugu veAdnan Menderes Üniversitesi Uygulama veArastırma Hastanesinde ölüm nedeni istatistiklerinin iyilestigi saptanmıstır.The aim of this study was to evaluate the influence of an intervention of education and control to
improve the death causes registries in The Practice and Research Hospital of Adnan Menderes University in the
years 2008 and 2009, under the project of “Death Causes Statistics”.
This study interests on the differences in-between the pre-intervention (the
year 2008) and the post-intervention (the year 2009) periods, of an intervention of education and control on the
registration of death causes documents.
In year 2008, 54 different death causes were registered in The Practice and Research Hospital of
Adnan Menderes University Cardiac Arrest/Cardiopulmonary Arrest was the cause in 91 (40,1% of all) deaths as
a sum of 72 (%36,4) in adults and 19 (%65,5) in children. In the year 2009, there was no registry of Cardiac
Arrest/Cardiopulmonary Arrest (p<0,01). While the death causes were registered under 52 different codes in
2008, in the year 2009, there were 83 codes.Although the increment rate in the number of deaths was only 4,0% in
this study period of one-year; the increment rate in the causes of the deaths was 59,6%.
The educational intervention of detecting the death causes and to register the death documents
on medical doctors of The Practice and Research Hospital Adnan Menderes University was found to be efficient
to improve the Death Causes Statistics
The effect of different row spacing on the yield and yield components of rapeseed varieties (brassica napus ssp. oleifera l.)
Bu çalışma, Aydın ekolojik şartlarında farklı sıra aralıklarının kışlık kanola çeşitlerinde verim ve verim unsurları
üzerine etkisini ortaya koyabilmek ve en uygun sıra aralığını saptamak amacıyla yapılmıştır.
Deneme, 2008-2009 üretim sezonunda, Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi uygulama çiftliğinde
yürütülmüştür. Araştırmada dört kışlık kanola çeşidi (Licord, Oase, Californium, Orkan) ve üç farklı sıra aralığı
(13, 26 ve 39 cm) denenmiştir. Çalışmada, tane verimi, bitki boyu, bitkideki yan dal sayısı, bitkideki harnup
sayısı, harnuptaki tohum sayısı, bin tane ağırlığı ve yağ oranı özellikleri incelenmiştir.
Çalışmada farklı sıra aralıklarının, bitki boyu, bitkideki yan dal sayısı, bitkideki harnup sayısı, harnuptaki tohum
sayısı ve tohum verimi üzerine önemli etkisinin olduğu saptanmıştır. Tohum verimi yönünden en yüksek değer
her dört çeşitte de 13 cm sıra aralığından elde edilirken; en düşük verim 39 cm sıra aralığından elde edilmiştir.
Aydın koşulları için en uygun çeşitlerin ise Orkan ve Californium olduğu saptanmıştır.This study was conducted to determine the effect of different row spacing on the yield and yield components of
winter sown rapeseed and optimum row spacing under the ecological conditions of Aydýn Province, in Turkey.
This study was carried in the Adnan Menderes University, Faculty of Agriculture in 2008-2009 growing years in
the study, four winter rapeseed cultivars (Licord, Oase, Californium, Orkan) and three row spacing (13 cm, 26 cm
and 39 cm) were tested. Seed yield, plant height, number of lateral branches on the main stem, number of pods per
plant, seed number per pod, thousand seed weight and crude oil ratio were examined.
In the study, on the plant height, lateral branches number, pod number, seed number and seed yield were
significantly effected by row spacing.The highest yield was obtained from 13 cm row spacing, while the lowest
yield was obtained from 39 cm row spacing in all four cultivars. The best cultivars for Aydýn conditions were
Orkan and Californium
The effect of different sowing date on the yield and yield components in rapeseed varieties (Brassica Napus Ssp Oleifera L.)
Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme arazisinde 3 kolza çesidi, 4 farklı
zamanlarda ekim yapılarak, ekim zamanlarının verim ve verim unsurları üzerine etkisini belirlemek,Aydın iline
en uygun ekim zamanınınve çesidi tespit etmek için yapılan bu çalısma, bölünmüs parseller deneme deseninde ve
üç tekrarlamalı olarak 2005-2006 üretim sezonunda yürütülmüstür.
Arastırmada, Licrown, Licord ve Bristol çesitleri, 2005 yılında l Kasım, l5 Kasım, l Aralık ve 15 Aralık tarihleri
olmak üzere 4 farklı ekim zamanında ekilmistir.
Bu çalısmada, kolza çesitlerinde farklı ekim zamanlarının, bitki boyu, yan dal sayısı, gövde çapı, bin tane agırlıgı
ve tohum verimi üzerine ise önemli etkisinin oldugu saptanmıstır. Sonuç olarak, verim yönünden en uygun ekim
zamanının 1 Kasım, en uygun çesidin ise Licrown çesidi oldugu saptanmıstır.This study was conducted in split-plot design with three replications and four planting date in the
experiment fields of the Field Crops Department of Faculty of Agriculture at Adnan Menderes University in
2005-2006 period. The aim of this study to investigate the best suitable planting date determine forAydın
district with the effect of different planting date on some agronomics traits, yield and yield component of
three commercial rape cultivars.
In this research, Licrown, Licord and Bristol cultivars were planted on four different dates, 1 November, 15
November, 1 December and 15 December, of 2005.
In this study, it was observed that effect of plating dates on plant heights, secondary branch, stem
diameter, hundered kernel weight and yield.As a result of this study it was determined that the best planting
date was 1 November and the best suitable cultivar was Licrown
Determination of yield and yield components of some varieties for early season potato (solanum tuberosum l.) growing
Bu çalışma, Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme arazisinde, farklı
olgunlaşma süresine sahip patates çeşitlerinin, Aydın koşullarında turfanda yetiştiricilik açısından, verim ve
verim unsurlarını belirlemek amacıyla, 2009 yılında yürütülmüştür. Çalışmada, 11 adet patates çeşidi (Vangogh,
Latona, Carmona, Marabel, Agata, Adora, Olympia, Fabula, Hermes, L.Cleary, Safrane) materyal olarak
kullanılmıştır. Deneme, 3 tekkerrürlü olarak, tesadüf blokları deneme desenine göre kurulmuştur.
Çalışmada bitkide sap sayısı (adet/bitki), bitki başına yumru sayısı (adet/bitki), bitki başına yumru verimi
(g/bitki), tek yumru ağırlığı (g), büyük yumru oranı (%) (> 50 mm), orta yumru oranı (%) (> 30 mm, < 50 mm),
küçük yumru oranı (%) (< 30 mm) ve dekara yumru verimi (kg/da) özellikleri incelenmiştir.
ıncelenen özelliklerden bitki başına yumru sayısı, bitkide sap sayısı, bitki başına yumru verimi, orta yumru oranı
ve dekara yumru verimi açısından en yüksek değerin Agata çeşidinde olmasından dolayı Aydın koşullarında
turfanda patates yetiştiriciliğinde bu çeşidin en uygun olduğu saptanmıştır.This study was conduncted in the experiment fields at the Field Crops Department of Faculty of Agriculture at
Adnan Menderes University in 2009 to determine yield and yield components of different maturity groups
potatoes for early season growing in Aegean Region in Aydın conditions. The research was carried out in
randomized blok design with 3 replications and 11 different potato varieties (Vangogh, Latona, Carmona,
Marabel, Agata, Adora, Olympia, Fabula, Hermes, L.Cleary, Safrane) were used.
In this study, tuber numbers per plant (number/plant), single tuber weight (g), tuber yield per plant (g/plant), plant
stem numbers (number/plant), big tuber rate (%) (> 50 mm), medium tuber rate (%) (> 30 mm - < 50 mm), small
tuber rate (%) (< 30 mm) and tuber yield (kg/da) features were observed.
Among the observed characteristics, tuber number per plant, tuber yield per plant, plant stem number, medium
tuber rate and tuber yield for Agata variety was higher than other varieties. It can be concluded that Agata was the
most suitable variety for off - season growing in Aydın conditions
Birth weight, height, head circumference and ponderal index of full-term and preterm ınfants born in aydın
Amaç:Çocukların ağırlık, boy ve baş çevrelerinin ölçümleri büyümenin izlenmesi ve beslenme durumlarını göstermesi
açısından doğumdan başlayarak uygulanan yararlı bir yöntemdir. Bu çalışmada bebeklerin doğum ağırlığı, boy
uzunluğu ve baş çevresinin saptanması, persentil tablosunun oluşturulması, gerek term gerekse preterm bebeklerin
fetal malnütrisyon sıklığının belirlenmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem:Çalışma 30 Kasım 1998 ile 30 Eylül 1999 tarihleri arasında Aydın Doğum Evi nde ve Adnan
Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Kliniği nde doğan 1060 bebek üzerinde yapılmıştır.
Bulgular:Bu bebeklerin %48 i kız, %52 si erkek, %89 u term, %11 i pretermdi. Ağırlık, boy, baş çevresi ve
ponderal indeks için aritmetik ortalama ±standart sapma (SD) term bebeklerde sırasıyla 3316±446 gr, 49.9±1.7
cm, 34.6±2.4 cm ve 2.66±0.28; preterm bebeklerde ise 2370±522 gr, 45.8±5.5 cm, 32.4±2.4 cm, 2.44±0.36
bulundu. Term bebeklerde ortalama ağırlık, boy, baş çevresi değerleri erkeklerde kızlara göre fazla bulundu
(sırasıyla p<0.05, p<0.01, p<0.001).
Term bebeklerin %14.4 ünde, preterm bebeklerin %10.8 inde fetal malnütrisyon tespit edildi.
Sonuç:Bu sonuçların, bebeklerin intrauterin beslenme durumu açısından bölgemizin genel özelliklerini yansıttığı
kanısındayız.Aims: The aim of this study was to demonstrate the birth weight, height, head circumference and ponderal index
of full term and preterm infants born in Aydýn.
Methods:This study was performed on 554 male and 506 female infants who were born at the Aydýn Maternity
Hospital and the Department of Gynecology and Obstetrics, Adnan Menderes University, Faculty of Medicine
between November 1998 and September 1999. Nine hundred forty five of these infants were full-term, 115 were
preterm.
Results:The arithmetic means±standard deviation (SD) of weight, height, head circumference and ponderal
index was found to be 3316±446 gr, 49.9±1.7 cm, 34.6±2.4 cm and 2.66±0.28 , respectively, for the term babies,
and 2370±522 gr, 45.8±5.5 cm, 32.4±2.4 cm, 2.44±0.36, respectively, for the preterm babies.
Conclusion:The mean birth weight, height, head circumference and ponderal index of males were higher than
those of females in full term infants (p<0.05, p<0.01, p<0.001, respectively). According to the ponderal index
evaluation, 14.4% of the full-term infants and 10.8% of the preterm infants were in fetal malnutrition group
Assesment of Open Heart Surgery Outcome by European System for cardiac risk evaluation (euroscore)
Amaç: Klinigimizde gerçeklestirilen açık kalp cerrahisi uygulamalarının sonuçlarını EuroSCORE sistemine
göre degerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem : Bu çalısmada, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi
Kliniginde gerçeklestirilen ilk ardısık 300 açık kalp cerrahisi olgusu degerlendirmeye alınmıstır. Hastaların
ortalama yası 53±13 yıl idi (14 ile 90 yıl arasında). Hastaların 75'i kadın (%25), 225'i erkek (%75) idi. Tüm
hastalarda açık kalp cerrahisi uygulandı; ameliyatlar rutin olarak medyan sternotomi ile kardiyopulmoner bypass
altında gerçeklestirildi. Bu hastalara ait ameliyat öncesi 68 ve ameliyat sırasındaki 29 parametre her hasta için
ayrı ayrı degerlendirmeye alındı ve EuroSCORE risk skorlama sistemi tarafından risk grupları belirlendi: düsük
risk grubu (analitik skor 0-2), orta risk grubu (analitik skor 3-5) ve yüksek risk grubu (analitik skor>5) Üç ayrı
grup için hesaplanan skor degerleri ve gerçeklesen mortalite oranları EuroSCORE tarafından belirlenen beklenen
mortalite oranları ile karsılastırıldı.
Bulgular: Düsük risk grubunda 97 hasta olup beklenen mortalite %1,3±0,3, gerçeklesen mortalite sıfır
bulunmustur. Orta risk grubunda 104 hasta olup beklenen mortalite %3,2±0,9 gerçeklesen mortalite %1 (1 hasta)
bulunmustur. Yüksek risk grubunda 99 hasta olup beklenen mortalite %26,0±23,7 gözlenen mortalite %14.1 (14
hasta) bulunmustur.
Sonuç: Kinigimizde açık kalp cerrahisi düsük mortalite oranları ile gerçeklestirilmektedir.Objective: We aimed to assess the outcome of open heart surgery performed in our department by using EuroSCORE.
Material and Methods: In this study, the first 300 consecutive patients who had undergone open heart surgery at Adnan Menderes University Cardiovascular Surgery Department were included. The mean age was 53±13 years (ranged from14 to 90 years). There were 75 females (25%) and 225 males (75%). All patients were operated through median sternotomy under cardiopulmonary bypass. Sixty eight preoperative and 29 peroperative patient related parameters were ealuated for every single patient and three risk groups were identified according to EuroSCORE: low risk group (analytical score 0-2), intermediate risk group (analytical score 3-5) and high risk group (analytical score>5). The actual mortality rates were compared with the predicted mortality rates in each risk group.
Results: The actual mortality rate was zero in the low-risk group (97 patients) while the predicted mortality was1.3 ±0.3%. The predicted and actual mortality rates were 3.2±0.9 % and 1%, in the intermediate risk group (104 patients), 26.0±23.7 % and 14.1 % in the high risk group (99 patients), sequentially.
Conclusion: Open heart surgery is performed with low mortality rates in our department
Evaluation of premature newborn with patent ductus arteriosus
Prematüre bebeklerde, önemli soldan sağa şanta neden olan patent duktus arteriozus (PDA), artmış neonatal morbidite ve mortalite ile ilişkilidir. Bu çalışmada, hastanemiz yenidoğan yoğun bakım ünitesinde
izlenen ve PDA tanısı alan prematüre bebekler özellikle PDA boyutunun prognoza etkisi açısından geriye dönük
olarak değerlendirildi.
GEREÇ ve YÖNTEM: 2005-2009 yılları arasında Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan
Yoğun Bakım Ünitesi'nde toplam 407 prematüre bebek izlendi ve 33 bebekte hemodinamik olarak anlamlı PDA
saptandı. PDA tanısı alan bebeklerin demografik verileri, klinik bulguları, tedaviye yanıtları ve gözlenen
komplikasyonlar incelendi.
BULGULAR: Ortalama gebelik yaşı 30,1±2,8 hafta ve ortalama doğum ağırlığı 1602±553 g idi. Prematüre
bebeklerde semptomatik PDA %8,1 sıklıkta saptandı. Olguların %27'sinde PDA spontan kapandı (hepsinde PDA
2,5 mm'nin altındaydı). 24 bebeğe ibuprofen(19 intravenöz, 5 per oral) verildi, 13' ünde (%54) kapanma gözlendi.
Cerrahi ligasyon, semptomatik PDA'lı olguların %12'sinde gerekti. PDA <2,5 mm olanlarda ligasyon gerekmedi,
PDA ≥2,5 mm olanların %24'üne ligasyon uygulandı. Ligasyon yapılan bir olguda şilotoraks ve bir olguda da
lokal enfeksiyon gözlendi.
SONUÇ: Bu çalışmada PDA tanısı alan prematüre bebeklerin klinik izlemlerine etki eden faktörler incelenmiştir.
PDA çapı <2,5 mm olanlarda prognozun daha iyi olduğu gözlenmiştir.OBJECTIVE: Patent ductus arteriosus (PDA) with significant left to right shunt is related to increased neonatal
morbidity and mortality in premature babies. In this retrospective study, premature newborns with PDA followed
in our unit were evaluated especially with regard to effect of PDA diameter on the outcome.
MATERIALS and METHODS: Premature babies (n=407; gestational age <37 weeks) followed in Adnan
Menderes University Faculty of Medicine NICU between years 2005-2009 were included in the study. Thirtythree
of them with haemodynamically significant (hs) PDA were determined. Demographic data, clinical
features, respond to therapy and complications were investigated.
RESULTS: Mean gestational age was 30.1±2.8 weeks and mean birth weight was 1602±553 g. Symptomatic
PDA incidence among premature babies was 8.1%. Spontaneous closure was observed in 27% of the cases (all
had ductus diameter of <2.5 mm). Twenty-four babies were given ibuprofen (19 intravenously, 5 per oral), closure
was obtained in 13 cases. Success rate of ibuprofen therapy was 54%. Surgical ligation was needed in 12% of the
cases. None of the cases with <2.5 mm PDA required surgery, whereas surgical ligation was performed in 24% of
cases with ≥2.5 mm PDA. Local infection in one case and chylothorax in another case were seen as surgical
complications.
CONCLUSION: Factors affecting the clinical outcome of premature infants suffering from PDA were
investigated in this study. Better prognosis was seen when ductus diameter is <2.5 mm
The effective risk factors on postoperative complications in benign thyroid surgery
Amaç: Tiroid cerrahisi sonrası en sık karşılaşılan komplikasyonlar nervus rekürrens ve nervus laryngeus
superior yaralanmaları, hipoparatiroidi, kanama, hematom, yara enfeksiyonu ve flep ödemidir. Hastayı yaşamı
boyunca etkileyebileceği için önem taşırlar. Bu çalışmanın amacı benign tiroid cerrahisi sonrası gelişen
komplikasyonları etkileyen risk faktörlerinin araştırılmasıdır.
Materyel ve Metod: Mart 1997 - Eylül 2000 tarihleri arasındaAdnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel
Cerrahi Anabilim Dalı'nda benign tiroid hastalığı nedeniyle opere edilen 224 tiroid olgusu postoperatif
Bulgular: komplikasyonlar açısından retrospektif olarak değerlendirildi. Yaş, cins, antitiroidal ilaç kullanımı, tiroid
hastalığı, nüks guatr, inferior tiroid arterin bağlanması, nervus rekürrensin ve paratiroidlerin görülmesi, yapılan
operasyon tipi ve dren kullanılmasının morbiditeye etkileri araştırıldı.
Komplikasyon gelişmesini etkileyen faktörler arasında total tiroidektomi istatistiksel olarak anlamlı
(p=0.001) bulunmuştur.
Sonuç Cerrahi olarak çıkarılan tiroid doku genişliğinin beraberinde getireceği komplikasyon riski dikkatli bir
teknikle önlenmelidir.Aim: The aim of this study is to investigate the risk factors for postoperative complications after benign thyroid surgery. The most frequent complications after thyroid surgery are recurrent laryngeal nerve and superior laryngeal nerve injury, hypoparathyroidism, bleeding, hematoma, wound infection and flap edema. These complications may influence the life quality of the patient.
Method: In Adnan Menderes University Department of General Surgery, 224 patients who underwent thyroid surgery were evaluated retrospectively for postoperative complications. Age, gender, antithyroideal treatment, thyroid disease, recurrent goitre, ligation of inferior thyroid artery, identification of nervus recurrens and parathyroid glands, extent of resection and usage of drains were investigated for morbidity. Total thyroidectomy was found to be the only statistically significant (p=0.001) risk factor.
Conclusion: The complication risk following wide resection of the thyroid gland should be prevented by a meticulous surgicaltechnique
Determining the effects of fruiting branches on yield, yield component and fiber quality characteristics on various cotton varieties
This study was carried out to determine effect of fruiting branches on yield, yield components and fiber quality characteristicsi at Agricultural Faculty's experimental field of Adnan Menderes University in 1997, 1998 and 1999. Field trials were conducted in Randomised Complete Block Design with three replications. Each plot was comprised of 4 rows in 12 m long with 70 cm apart from each other and plants 20 cm spaced on a row. In this study, Nazilli 84 (national standard variety), Deve Tüyü (brown fiber), Siokra 107B (okra leaf) varieties including G. hirsutum L. and G. hirsutum and G. barbadense crossing variety named Acalpi 1952 were used as a material. Results showed that on each fruiting branch from first to seventh seed cotton yield, seed cotton weight per boll, fiber length and fiber strength were generally higher than those on the other fruiting branches. On the other hand, ginning turnout and fiber fineness on fruiting branches between 6 and 10 had higher values than those on the other fruiting branches.Meyve dallarının verim, verim unsurları ve lif kalite özelliklerine etkisinin saptanması amacıyla yapılan bu çalışma; 1997, 1998 ve 1999 yıllarında Adnan Menderes üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma alanında, tesadüf blokları deneme desenine göre, üç tekerrürlü olarak, sıra arası 70 cm, sıra üzeri 20 cm, sıra uzunluğu 12 m olan 4 sıralı parsellerde yürütülmüştür. Araştırmada materyal olarak, Gossypium hirsutum L. türüne ait Nazilli 84 (bölgeMeyve dallarının verim, verim unsurları ve lif kalite özelliklerine etkisinin saptanması amacıyla yapılan bu çalışma; 1997, 1998 ve 1999 yıllarında Adnan Menderes üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma alanında, tesadüf blokları deneme desenine göre, üç tekerrürlü olarak, sıra arası 70 cm, sıra üzeri 20 cm, sıra uzunluğu 12 m olan 4 sıralı parsellerde yürütülmüştür. Araştırmada materyal olarak, Gossypium hirsutum L. türüne ait Nazilli 84 (bölg
Determining grain yield and some quality characteristics of advanced bread wheat lines in irrigated conditions
Ege Bölgesinde bugdayın verim ortalaması ülke ortalamasından yüksek olmasına karsın, ekmeklik kalitesinin
yüksek oldugunu söylemek pek mümkün degildir. Bu nedenle her yıl bir miktar yüksek kaliteli bugday ithalatı
yapılmaktadır. Bu ithalatı mümkün oldugunca aza indirebilmek için kalitesi ve verimi yüksek yeni bugday
çesitlerine gereksinim vardır. Çalısmada bu amaçla ileri bugday hatları ile yurt içi kaynaklardan temin edilen
ekmeklik bugday çesitleri denemeye alınarak verim ve bazı kalite özellikleri bakımından incelenmistir. Sonuç
olarak, yüksek verimli ve kabul edilebilir kaliteye sahip genotipler belirlenmis ve bölge ekolojisi için ümitvar
genotipler olarak sonraki ıslah programına aktarılmıslardır.Although the average wheat yield of Agean region is higher than that of Turkey, it is quite impossible to declare
that bread wheat quality is desirable. Therefore, high quality wheat has been imported for years. For decreasing
the amount of imported wheat, new wheat varieties which were high yielding and had high quality are needed. For
this purpose, advanced wheat lines and local varieties were examined for yield and some quality parameters.As a
result of the study, lines which were high yielding and had acceptable quality were determined. These were
promising lines forAgean region and transferred to next breeding programme
- …
