2,266 research outputs found

    Kuyucaklı Abdullah b. Muhammed el-Aydi’nin Mu’rib-i Avamil-i Cedide adlı eserinin tahkiki

    No full text
    u çalışma, Kuyucaklı Abdullah b. Muhammed el-Aydînî’nin Mu‘rib-i ‘Avâmil-i Cedîde adlı eserinin tahkîki, edisyon kritiğidir. Kuyucaklı Abdullah Efendi ismiyle bilinen müellif, XVII. yüzyılın sonları, XVIII. yüzyılın başlarında Aydın Vilâyetine bağlı Kuyucak kasabasında yaşamış bir âlimdir. Arap dili gramerine dair yedi Arapça eser kaleme almıştır. Tahkikini yaptığımız bu eserde müellif, büyük Osmanlı bilgini İmam Birgivî’nin Arap dili gramerinin temel kurallarını anlattığı el-‘Avâmil adlı meşhur eserin gramer tahlilini yapmakta, bir anlamda teorik kuralları pratiğe dökmektedir. Yapılan bu çalışmayla eser tanıtılmış, müellif nüshasına en yakın nüsha ortaya konularak istifadeye hazır hale getirilmiş ve müellifin bir dilci olarak özellikleri tespit edilmiştir. THE TEXTUAL CRITICISM OF THE BOOK NAMED MURİB-İ AVAMİL-İ CEDİDE BY KUYUCAKLI ABDULLAH b. MUHAMMED el-AYDİNİ This Project is the textual criticism of Kuyucaklı Abdullah b. Muhammed el-Aydıni’s named Murib-i Avamil-i Cedide. As known author who is called Kuyucaklı Abdullah Efendi is a scholar lived in Kuyucak region bounded to Aydın. He wrote seven Arabic Works on the grammar of arabic language.In this book which we have investigated, the author analyses the grammar side of famous book named el-‘Avâmil that is written in it, the basic rules of Arabic language by Great Otoman Scholar Imam Birgivî. On the other side he converts the therotical rules into pratical ones. It has been known by this work creating the replica of The author’s issue(the original text) made it being used and the specifications of the author are detected as a linquistic

    Salahi Abdullah Uşşaki’nin Risale-i Kudsiyye Tercümesi’nin transkripsiyonu ve tahlili

    No full text
    Nakşibendiyye tarikatının kurucusu, Şâh-ı Nakşibend unvanıyla tanınan Hâce Muhammed b. Bahâeddîn-i Buharî’nin sohbetlerinden derlenen ve halifelerinden Hâce Muhammed Pârsâ tarafından Farsça tasnif edilen “Risâle-i Kudsiyye” risâlesi, Nakşibendiliğin ilk dönem kaynakları arasında önemli bir yer tutmaktadır. “Risâle-i Kudsiyye”, Osmanlı devrinin önde gelen şâir, âlim ve sûfilerinden Abdullah Salâhaddîn Efendi tarafından “Risâle-i Kudsiyye Tercemesi” ismiyle Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Bu tercüme de, “Salâhî Abdullah Uşşâkî’nin Risâle-i Kudsiyye Tercümesi’nin Transkripsiyonu ve Tahlîli” isimli tezimize konu olmuştur

    THE STRUGGLE CALIPHATE BETWEEN ABDULLAH ME'MUN AND MUHAMMED EMİN

    No full text
    Abbasî halifesi Harun Reşid, kendine halef olarak önce Muhammed'i, sonrasında Abdullah ve Kasım'ı veliaht tayin etti. Abbasî hanedanından Zübeyde'nin oğlu Muhammed Emin'in liyakatine inanmadığı halde, hanedanın baskısından çekinerek onu birinci veliaht tayin etmiş olmasına rağmen, Horasanlı bir cariyeden doğma Abdullah Memun'a daha çok güvenmekteydi. Bu nedenle ona Horasan'da özerk bir statü bahşetti. Böylece Harun Reşid, bu şekilde -bilerek veya bilmeyerek- Abdullah Memun'a zafere giden yolu açmış oldu. Ölmeden önce bu kararını hac için gittiği Mekke şehrinde bir protokolle resmileştirdi. Ulema ve halka açık gerçekleştirilen Mekke protokolünün geçerliliği, Harun Reşid öldükten sonra Muhammed Emin tarafından tedricen ihlal edilmeye başlandı. Akabinde, kardeşler arasında -Kasım'ın müdahil olmadığı- bir mücadele başladı. Bu rekabette Abdullah Memun, kardeşi Muhammed Emin'e zamanla üstünlük kurdu ve nihayetinde Muhammed Emin'in ölümüyle neticelenen mücadeleyi kazandı. Zaferinde İranlı unsurun, Muhammed Emin'i destekleyen Arap unsura üstünlüğünün yanı sıra, Fazl bin Sehl, Tahir bin Hüseyin gibi İranlı şahsiyetlerin başarıları rol oynamıştır.The Abbasid caliphate Haroon Rashid assigned firstly Mohammad and than Abdollah and Kasim as his heir apparents. Mohammad Amin was the son of Zubeyde who was from Abbasid Dynasty so Haroon Rashid had to declare Mohammed's heir apparency. But infact he was believeing his incompetence but also hesitating the pressure of dynasty. For Haroon Rashid, Abdollah Mamoon was more suitable for throne so he gifted autonomous status. In this manner he –consciously or unconsciously? paved the way for Mamoon's victory. Before his death Haroon Rashid officialized his decision by a prothocol in Mecca on the way to pilgrimage. After Haroon Rashid's death, the Mecca Prothocol which had been open to ulama (muslim scholars) and public, was gradually infringed by Mohammad Amin. Then, bothers ?out of Kasim? started a strugle. In this rivalry Abdollah Mamoon gradually preponderated and at the end Amin had died and Mamoon won the compatititon. In his victory, beside Mamoon's Farsi predomination to Amin's Arabs, the Farsi advocates of Mamoon as Fazl bin Sahl and Tahir bin Husayin were also effective

    Abdullah Aydın ile sözlü tarih görüşmesi

    No full text
    Bu görüşme, Doç. Dr. Betül İpşirli Argıt'ın Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde verdiği Tarih Usul ve Tenkidi isimli ders kapsamında yapılmıştır. Derse katılan öğrenciler tarafından gerçekleştirilen görüşme sayısı 68'dir.1969 yılında Erzurum’da doğan Abdullah Aydın, 9 Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun olur. 15 sene Aydın'da, 4 sene de İzmir’de görev yaptıktan sonra Üsküdar Selami Ali Cami’ne tayin olur ve imamlık yapmaya başlar. Görüşmede 28 Şubat döneminde yaşadıklarından bahseder.Betül İpşirli Argı

    Beyzâvî ve Muhammed B. Melek’in Mesâbîh Şerhlerindeki Hadis Kaynaklarına Dair Bir İnceleme

    No full text
    Begavî’nin Mesâbîhu’s-sünne adlı derleme hadis kaynağı üzerinde oldukça fazla şerh çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalardan birisi Kâdî Beyzâvî’nin Tuhfetü’l-ebrâr’ıdır. Kâdî Beyzâvî, İran’da Şîrâz ve Tebrîz bölgesinde yaşamış, İslâmî ilimlerin neredeyse tamamında eser telif etmiş velûd bir âlimdir. Bu eser üzerine yazılmış diğer bir şerh de Muhammed b. Melek’in Şerhu Mesâbîhi’s-sünne adlı çalışmasıdır. Muhammed b. Melek, Anadolu’da İzmir/Tire bölgesinde yaşamış bir âlimdir. Eserleri Arap dili, fıkıh, ahlak ve hadis ilimleri etrafında şekillenmiştir. Her ikisinin de Mesâbîh şerhleri dilsel tahlilleri ile ön plana çıkarken, muhteva olarak fıkhî, kelâmî meseleleri ele almakta birtakım tasavvufî yorumlara da yer vermektedir. Hadis şârihlerinin eserlerinde kullandıkları hadislerin kaynakları son derece önem arz etmektedir. Nitekim bu kapsamda yapılacak tahliller şârihlerin hadis kullanımlarına dair net bulguların elde edilmesine imkân tanıyacaktır. Bu makale Kâdî Beyzâvî ve Muhammed b. Melek’in şerhlerindeki hadis kaynaklarına dair bir analiz yapmayı ve aralarındaki farklara değinmeyi hedeflemektedir

    Muhammed Abdulhalim Abdullah'ın Romanlarında Âyet ve Hadis Bağlamında Metinlerarasılık

    No full text
    Muhammed Abdulhalim Abdullah, Modern Arap romanının teşekkülünde önemli bir yere sahiptir. O, Arap romanını tercüme ve uyarlamalarla bina etmeye çalışan I. kuşak Arap edebiyatçılarından sonra gelen ve Arap romanını asıl kimliğine kavuşturan II. kuşak edebiyatçılar arasında yer alır. Abdullah, Mısır’ın kırsalındaki olayları özümsemiş ve bunu eserlerinde ustaca aksiyona dönüştürmüş bir yazardır. Onun yazarlığının mihenk taşını, çocukluğunun geçtiği kırsaldaki yaşam belirler. Abdullah’ın dinî ve millî duygularla inşa ettiği roman kahramanının dili, fasih Arapçadır. Nitekim onun alelade bir roman figüratifini fasih dilde konuşturması bazen eleştirilse de bu üslubun hâkim çevrelerce kabulü zor olmamıştır. Abdullah, bu üslubunu oluştururken çoğu zaman Kur’ân âyetlerine ve hadislere başvurur. O, kültürel mirasından getirdiği şiir, darb-ı mesel ve hikâye gibi pek çok edebî malzemeyi romanlarında kullanır. Abdullah, özellikle de âyet ve hadisleri ustaca işler. İşte biz, bu çalışmamızda modern zamanda roman literatürüne girmiş metinlerarasılık bağlamında Muhammed Abdulhalim Abdullah’ın bazı romanlarındaki âyet ve hadisleri nasıl işlediğini tespit etmeye çalışacağız

    Bursa'da Bosnalı bir melami Abdullah Bosnevi hayatı, eserleri ve bir kasidesi

    No full text
    Bursalı Hasan Kabâdûz’dan seyr ü sülûkunu tamamlayan Abdullah b. Muhammed, Hilafet merkezinde “Bosnevî”, “Şârihu’l-Fusûs” , “Abdî Efendi” , memleketi Rumelide “Gâibî” lakaplarıyla meşhûr olmuştur. 17. yüzyıl Osmanlı dünyasının önemli mutasavvıf ve şâirlerinden 5 biri olan Bosnevî, H.992 yılında Bosna’da doğmuştur. Ailesi ve sosyal durumuyla ilgili hiçbir bilgiye sahip olamadığımız Bosnevî, ilk tahsilini muhtemelen dönemin geleneksel müfredâtma uygun olarak memleketi Bosna’da tamamlamış daha sonra ilim ve kültür merkezi İstanbul’a gelmiştir. Bosnevî’nin İstanbul’a ne zaman geldiğini ve nasıl bir tahsil gördüğünü bilmiyoruz. Ancak ortaya koyduğu derin birikim ve geniş perspektiften hareket ederek bu dönemde felsefe, kelâm ve tasavvufi düşünce disiplinlerini hakkıyle tahsîl etmiş olduğu sonucuna ulaşabiliriz
    corecore