AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
Not a member yet
    5260 research outputs found

    Measurements of jet quenching using semi-inclusive hadron plus jet distributions in pp and central Pb-Pb collisions at √sNN5.02 TeV

    No full text
    The ALICE Collaboration reports measurements of the semi-inclusive distribution of charged-particle jets recoiling from a high transverse momentum (high p(T)) charged hadron, in pp and central Pb-Pb collisions at center-of-mass energy per nucleon-nucleon collision root s(NN) 5.02 TeV. The large uncorrelated background in central Pb-Pb collisions is corrected using a data-driven statistical approach which enables precise measurement of recoil jet distributions over a broad range in p(T,ch jet) and jet resolution parameter R. Recoil jet yields are reported for R 0.2, 0.4, and 0.5 in the range 7 < p(T,ch jet) < 140 GeV/c and pi/2 < Delta phi < pi, where Delta phi is the azimuthal angular separation between hadron trigger and recoil jet. The low-p(T,ch jet) reach of the measurement explores unique phase space for studying jet quenching, the interaction of jets with the quark-gluon plasma generated in high-energy nuclear collisions. Comparison of p(T,ch jet) distributions from pp and central Pb-Pb collisions probes medium-induced jet energy loss and intra-jet broadening, while comparison of their acoplanarity distributions explores in-medium jet scattering and medium response. The measurements are compared to theoretical calculations incorporating jet quenching

    Studying the interaction between charm and light-flavor mesons

    No full text
    The two-particle momentum correlation functions between charm mesons (D(/-) and D-/-) and charged light-flavor mesons (pi(/-) and K-/-) in all charge combinations are measured for the first time by the ALICE Collaboration in high-multiplicity proton-proton collisions at a center-of-mass energy of root S 13 TeV. For DK and DK pairs, the experimental results are in agreement with theoretical predictions of the residual strong interaction based on quantum chromodynamics calculations on the lattice and chiral effective field theory. In the case of D pi and Dpi pairs, tension between the calculations including strong interactions and the measurement is observed. For all particle pairs, the data can be adequately described by Coulomb interaction only, indicating a shallow interaction between charm and light-flavor mesons. Finally, the scattering lengths governing the residual strong interaction of the D pi and Dpi systems are determined by fitting the experimental correlation functions with a model that employs a Gaussian potential. The extracted values are small and compatible with zero

    Kültürel Mirasın Sürdürülebilirliği Bağlamında Kültürel Peyzaj -Kırsal Kimlik Etkileşimi: Konya Kilistra Örneği

    No full text
    Kültürel peyzaj alanları, insan ve doğanın ortak çalışması sonucu oluşmaktadırlar. Bu ortak çalışmanın ürünü olmaları, kültürel peyzajların, toplumlar ve doğal çevreleri arasındaki ilişkiyi ifade etmelerini ve bunun bir iz düşümü olarak, toplumların hafızasında güçlü inançlar ve geleneksel adetler ile yer bulmalarını sağlamıştır. Kültürel peyzaj alanlarının kimliğini; coğrafi konumu, alanda var olan doğal değerler, alanda gerçekleşmiş tarihi olaylar, alan çevresinde oluşturulmuş yapılanma biçimi, alanın sahip olduğu estetik değerler ve taşıdığı simgesel değerler, alanın sosyo-ekonomik yapısı gibi unsurlar oluşturmaktadır. Kırsal peyzaj alanları bu ve benzeri özellikler ile güçlü bir kimlik- alan etkileşimi içerirler. Kırsal peyzaj alanlarının fiziksel ve kültürel özelliklerinin devamlılığı kimlik oluşumu için son derece önemlidir. Bu alanlarda yaşayan bireylerin, bu alanların sahip oldukları özellilkeri benimsemesi, alanların da bu bireylerden sürekli olarak etkilenmesi, kırsal kimlik- kültürel peyzaj alanı etkileşimini vurgulamaktadır. Bu bağlamda kültürel peyzaj alanlarının tespit edilmesi, doğal ve kültürel peyzaj özelliklerinin değerlendirilmesi, tarihi ve geleneksel dokusunun korunması, bu alana ilişkin kullanıcıların belleğinde yer bulmuş anlam yüklü izlerin nesilden nesile aktarılması “kültürel mirasın sürdürülebilirliği” bakımından önemlidir. Bu araştırmada, araştırma alanı olan Konya İli Meram ilçesine bağlı Hatunsaray (Lystra) Beldesi Gökyurt Köyü içerisinde yer alan Kilistra Kültürel Peyzaj Alanı ve alanın kısal kimlik bileşenleri ile bağı incelenmiştir. Araştırma kapsamında Kilistra’da kültürel peyzaj bileşenlerinin varlığı saptanmıştır. Alanın sahip olduğu nitelikleri bakımından bir kültürel peyzaj alanı olma özelliği taşıyıp taşımadığı sorgulanmıştır. Alan için gerçekleştirilen koruma çalışmalarının varlığı saptanmış ve bu çalışmaların 2000’li yıllarda gelişmeye başlayan muhafaza odaklı koruma yerine, kültürel peyzaj kavramını ön plana çıkaran, alanların çevre ile etkileşim halinde olduğunu kabul eden koruma anlayışı çerçevesinde olup olmadığı bulgular doğrultusunda irdelenmiştir. Araştırmada, yerinde gözlemler ve nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Nitel araştırma kapsamında kuramsal temelin oluşturulması amacıyla, literatür, yazılı kaynaklar incelenmiştir. Kültürel peyzaj, tarihi çevreler, kültürel peyzaj alanları kimlik etkileşimi, kırsal kimlik konularını kapsayan, farklı kültürel peyzaj alanları için yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Bu yöntemler doğrultusunda yapılan yerinde gözlemler ile alanda bitkisel ve yapısal peyzaj tasarımı varlığı sorgulanmış, alana değer katan kırsal kimlik öğeleri tespit edilerek örneklendirilmiştir. Kırsal kimlik öğelerinden alan ve kullanıcılarına ait gelenek, görenek, âdetler, alan çevresinde yer alan geleneksel yapı tipi örneklerine çalışma içerisinde yer verilmiştir. Alanın tarihi değeri incelenerek vurgulanmıştır. Araştırma alanına ait arazi kullanım analizleri yapılarak Kilistra Kültürel Peyzaj Alanı’nda doğal, tarihi ve geleneksel dokuyu koruma ve geliştirmeye yönelik peyzaj planlama ve tasarım önerileri geliştirilmiştir. Tarihin seyri içerisinde, tıpkı bir rahim gibi, alana ait kültürleri içerisinde bulunduran kültürel peyzajların, kültürel mirasın sürdürülebilirliği bağlamında tespiti, korunması, kimlik ile etkileşiminin belirlenmesi, alana ait doğru peyzaj tasarım ve planlama önerilerinin oluşturulması son derece önemlidir. Peyzaj mimarlığı meslek disiplini çalışmaları doğrultusunda, kültürel peyzaj-kimlik etkileşimi ekseninde bu önerilerin geliştirilmesi ve uygulanması ile Kilistra gibi kültürel peyzaj alanları kullanıcılar tarafından erişilebilir, deneyimlenebilir mekânlara dönüşecek, kimlikleri korunarak gelecek nesillere aktarılacak, kullanıcı belleklerinde iz, hafıza mekanlar olarak yer bulacaklardır. Böylece kültürel peyzaj alanları varlığını gelişerek sürdürecek ve kültürel mirasın sürdürülebilirliğine katkı sağlayan en etkin öğeler olacaklardır. Anahtar Kelimeler: Kültürel miras, Kültürel peyzaj, Kırsal Kimli

    Sosyal Medya Ve Cinsiyet: Nitel Bir Araştırma

    No full text
    Bu araştırma, sosyal medyanın toplumsal cinsiyet kimliği algısı üzerindeki etkilerini ve bireylerin bu platformlarda cinsiyet kimliklerini nasıl ifade ettiklerini anlamayı amaçlayan nitel bir araştırmadır. Çalışma, sosyal medyanın bireylerin kimlik inşa süreçlerindeki rolünü, toplumsal normlar ve bireysel özgürlükler arasındaki dinamik ilişkiyi ele alarak kapsamlı bir şekilde incelemiştir. Araştırma, Konya ilinde yaşayan 18-29 yaş arası bireylerle yapılan derinlemesine görüşmelere dayanmıştır. Genç bireyler arasında kimlik inşası süreçlerinde sosyal medyanın etkisinin yaş gruplarına göre değiştiği tespit edilmiştir. 18-24 yaş grubu, beğeniler ve onay mekanizmalarına daha duyarlı bir şekilde kimliklerini inşa ederken; 25-29 yaş grubu, daha eleştirel bir mesafe ile sosyal medya içeriklerini değerlendirmiş ve toplumsal baskılara daha dirençli bir duruş sergilemiştir. Çalışma kapsamında sosyal medyanın, toplumsal cinsiyet normlarını hem pekiştiren hem de dönüştüren çift yönlü bir alan olarak işlev gördüğü bulgusuna ulaşılmıştır. Türkiye bağlamında, sosyal medyada cinsiyet kimliği inşasının özgün bir dinamiğe sahip olduğu belirlenmiştir. Mahalle baskısı, dijital alanda da kendini hissettirmiş, bireyler sosyal medyada hem takipçilerinin hem de toplumsal değerlerin gözetimi altında hareket etmek zorunda kalabilmiştir. Bununla birlikte, sosyal medya, bireylerin toplumsal normlardan kaçışını ve daha özgür kimlikler sergilemelerini mümkün kılan bir alan da sunmuştur. Bu bağlamda, araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, bireylerin sosyal medyada geliştirdiği “Dijital Akışkan Kimlik” kavramıdır. Bu kavram, bireylerin sosyal medya platformlarında kimliklerini sürekli olarak yeniden tanımladığı, değiştirdiği ve farklı platformlarda farklı performanslar sergilediği bir süreci ifade etmektedir. Sosyal medyanın bireyler üzerindeki etkisi, kimliklerin durağan bir yapıdan ziyade, sürekli evrilen ve değişen bir süreç olduğunu göstermektedir

    Hayvan Bulunduranın Sorumluluğunda Hayvan Bulunduran Kavramı

    No full text
    Türk hukukunda objektif özen ödevine dayalı kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan hayvan bulunduranın sorumluluğu uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve teoride de önem arz eden hallerden biridir. Objektif özen ödevine dayalı bir kusursuz sorumluluk hali olması sebebiyle sorumluluk için kusur aranmamaktadır. Borçlar Kanunu’nda m.67 ve m.68 ile düzenlenen kusursuz sorumluluk halinde hayvan bulunduran, bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi olarak ifade edilmiş ve bu kişiye kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmıştır

    The Effects Of Curcumin and Vitamin D on the Apelin/APJ System

    No full text
    Abstract Apelinergic system is constituted from apelin receptor, apelin and elabela. The main effects of apelinergic system are cardiac inotropic signalling, vasodilation, body fluid homeostatis, increasing insulin response, alleviation of oxidative stress and immune response modulation. Curcumin is a polyphenol and it is derived from Curcuma Longa L. It serves as a potent exogenous non-enzymatic antioxidant, via scavenging free radicals, reducing reactive oxygen species production. Vitamin D is a fat-soluble vitamin and it has been known that decreases chronic inflammation and oxidative stress. To our knowledge, the effects of the combined administration of curcumin and vitamin D on the apelinergic system have not yet been studied. In our study, we aimed to evaluate the effects of vitamin D and curcumin on apelinergic system. Forty-two Wistar rats were divided into six groups. Group I as control received physiological saline solution, group II received 200 mg/kg/d curcumin, group III received 0.4 µg/kg/d vitamin D3, group IV received 200 mg/kg/d curcumin and 0.4 µg/kg vitamin D3, group V received 400 mg/kg/day curcumin, group VI received 400 mg/kg/day curcumin and 0.4 µg/kg vitamin D3. Serum apelin, elabela and nitric oxide (NO) levels were measured by ELISA. No statistically significant difference was found between the groups in serum apelin, elabela and NO levels. Our results suggest that the administration of curcumin and vitamin D does not have an adverse effect on the apelinergic systems of healthy rats. However, further research is needed to evaluate the potential effects of curcumin and vitamin D on the apelinergic system. Key Words: Curcumin, vitamin D, apelin, elabela, nitric oxide

    Review Of Grid-Connected Solar Pv Systems With Decoupled Control

    No full text
    This paper presents a decoupled control for grid-connected solar photovoltaic (PV) system. The control framework used in this paper aims not to track the changing maximum power point (MPP) for extracting power at MPP, hence blocking the MPP tracking issue against the effect of solar radiation and temperature. Real power is produced by tracking the control voltage with a zero-dynamics-based controller. A cascaded loop controller with inner loop to regulate the control voltage is incorporated to ensure the produced real power follows the reference power in the presence of power disturbance. The proposed control scheme with the consideration of the inverter's rated voltage shows improved system dynamics. Simulations in various conditions are conducted to prove the effectiveness of the proposed control strategies. CIGRE 13-node benchmark system is used as the case study to evaluate the results of the PV system connected to a more complex power system. It has been shown that the proposed controller allows the total production of the energy under maximum power point conditions and also improves the overall stability of distributed generation connected to the grid. Therefore, it can be implemented to increase the capacity of renewable inverter-based power generation and the power system quality

    The Efficacy of Tonsillar Ablation with Coblator in Treating Pediatric Halitosis Due to Chronic Caseous Tonsillitis

    No full text
    Aim: Halitosis is a condition that impacts both the individual and their social interactions. The most common source of halitosis is the oral cavity. Caseum accumulated in the crypts of the tonsils can cause halitosis. In treating tonsil caseum, total tonsillectomy or tonsil ablation surgeries are performed with instruments such as coblator. This retrospective study evaluates the effectiveness of tonsil ablation with coblator in treating halitosis caused by caseous tonsillitis in children. Patients and Methods: A total of 116 children who underwent tonsil coblation for caseous tonsillitis between June 2016 and June 2019 were included in the study. Patients who underwent simultaneous adenoidectomy were not included in the study. The presence of odor before and after the operation was evaluated using the Finkelstein test. The pre-operative and post-operative halitosis levels were evaluated with a Visual Analog Scale. The recovery levels were determined by the postoperative halitosis recovery scale. Results: The presence of caseum was confirmed perioperatively in all patients. The mean age of the patients was 6.77 years, with 65 males and 51 females included in the study. The follow-up periods of the patients varied between 10 and 43 months (mean: 25.9). The level of halitosis on the visual analog scale before tonsil coblation was 6.97, and it was found to be 1.75 in the postoperative evaluation. The results were statistically significant (p< 0.001). The mothers were asked about recovery in postoperative halitosis levels. Mothers reported that 82 of patients (n 95) had complete or nearly complete improvement in halitosis. 6 of patients (n 7) showed no improvement. Conclusion: Palatine tonsil coblation is an effective and safe method for the treatment of halitosis because of tonsil caseum. Keywords: Pediatric halitosis, coblator, caseum, tonsilliti

    Endülüs'te Devlet Yönetimi

    No full text
    Müslümanların 711 (92) yılında başlayan üç yıllık hızlı fetih ve yerleşme süreçleriyle birlikte İber Yarımadası’nda namı diğer Endülüs’te farklı hanedanların egemen olduğu uzun soluklu bir İslam hâkimiyeti yaşanmıştır. Başlangıçta Vizigot Krallığı’ndan kalan işleyişe hızlı bir dönüşüm getirilerek İslam’a münhasır bir yönetim anlayışı ortaya konmuştur. Bu yönetim anlayışıyla siyasi ve ekonomik kurumlardan, dinî ve kültürel kurumlara kadar toplumun tamamını kucaklayan İberya Yarımadası’na özel nitelikler kazandırılmıştır. Esasında hâlihazırda doğu İslam dünyasında var olan kurumlarla benzeşen ancak yer yer de ayrılan bir organizasyon ile Endülüs topraklarında hüküm sürülmüştür. Doğu’da olduğu gibi Endülüs’te de her dönemde merkezî gücü ele geçiren tek bir hanedan tüm meşruiyete sahip olarak hükmetmiştir. Bu zaman zarfındaki otoriter güçlerin yönetim mekanizmaları çoğunlukla bir önceki İslami yapının devamı niteliğinde olmuştur. Bu konuda baskın rol oynayan ise 756-1031 yılları arasında hükümranlığını sürdüren Endülüs Emevî Devleti’dir. Yarımada`daki öncüllüğüyle sonraki Müslüman devletlerine idari örgütlenme açısından örnek teşkil etmiştir

    Exploring The Relationship Between Technical And Comfort Factors İn Designing Efficient Buildings: A Statistical Analysis Of A Real-World Dataset

    Get PDF
    Journal of the Turkish Operations Management (JTOM)This study investigates the three factors that contribute to designing efficient buildings, namely technical solutions, facade systems, and occupant requirements, through the use of a real-world dataset consisting of 49 efficient buildings from various locations across the globe. Each factor comprises distinct elements that are essential in achieving building efficiency. Statistical methods, including correlation and Kruskal-Wallis methods, as well as advanced statistical methods such as the reversible jump Markov chain Monte Carlo method, were employed to estimate parameters that represent the conditional dependence between the elements of each factor. The undirected graphs were generated for each factor based on the conditional depence between the elements of the factor which is shown by a link. Through the analysis of these graphs, designers can enhance their comprehension of the correlation between the various elements of each factor, which can ultimately result in improved building efficiency. This, in turn, may lead to a decrease in air pollution and energy consumption while enhancing human comfort

    786

    full texts

    5,260

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇