AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
Not a member yet
5260 research outputs found
Sort by
Sosyal Medyanın Aile İçi İletişime Etkisi
Problem: Sosyal medyanın günlük yaşamda yaygınlaşması, aile içi iletişim üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkiler yaratmaktadır. Bu durum, aile bireyleri arasındaki etkileşim biçimlerini dönüştürmekte ve aile dinamiklerini yeniden şekillendirmektedir. Amaç: Araştırmanın temel amacı, sosyal medya kullanımının aile içi iletişim üzerindeki etkilerini çok boyutlu bir bakış açısıyla incelemek ve bu etkilerin aile yapısına olan yansımalarını değerlendirmektir. Yöntem: Çalışmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiştir. İlişkisel tarama modeli kullanılarak sosyal medya kullanımı ile aile içi iletişim arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Veriler, çevrim içi anket yoluyla toplanmıştır. Evren ve Örneklem: Araştırmanın evrenini Konya ilinde yaşayan ve aktif sosyal medya kullanan aileler oluşturmaktadır. Örneklem, kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenmiş olup, toplam 388 aile çalışmaya katılmıştır. İstatistiki Teknikler: Toplanan veriler SPSS 25.0 programında analiz edilmiştir. Katılımcılara “Sosyal Medya Kullanımının Aile İçi İletişime Etkisi” ölçeği uygulanmış ve veriler çeşitli istatistiksel analizlerle değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmada elde edilen bulgular, sosyal medya kullanımının aile içi iletişim üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Katılımcıların büyük bir kısmı, sosyal medyanın aile bireyleriyle iletişimi kolaylaştırdığını ve özellikle uzak mesafelerdeki yakınlarla bağlantı kurmayı sağladığını ifade etmiştir. Ancak buna karşın, sosyal medya kullanımının yüz yüze iletişimi azalttığı, aile bireylerinin birlikte geçirdiği kaliteli zamanı sınırladığı ve zaman zaman iletişim kopukluklarına yol açtığı da belirtilmiştir. Kadın katılımcılar, sosyal medya aracılığıyla kurulan iletişimi daha gerçekçi, samimi ve etkili bulurken; erkek katılımcılar bu iletişimi daha çok bilgi edinme ve gündemi takip etme aracı olarak değerlendirmiştir. Çalışan bireylerin sosyal medya üzerinden kurulan iletişime daha fazla önem verdiği ve bu mecraları iş yaşamı ile özel yaşam arasında bir denge aracı olarak kullandıkları görülmüştür. Öneri: Araştırma sonuçlarına dayanarak, aile danışmanlık hizmetlerinde ve evlilik okullarında sosyal medya kullanımının aile içi iletişime etkilerine yönelik bilinçlendirme çalışmaları artırılmalıdır. Ayrıca, farklı yaş gruplarına hitap eden sosyal medya okuryazarlığı eğitimleri geliştirilerek, ailelerin birlikte geçirdikleri zamanlarda sosyal medya kullanımını sınırlayan ortak kurallar oluşturmaları teşvik edilmelidir
Ergenlerin Sosyal Medya Kullanım Sürelerinin Akran İletişimi Üzerindeki Etkisi
Problem: Ergenlik döneminde akranlarla kurulan ilişkiler, bireyin sosyal ve duygusal gelişiminde kritik bir rol oynar. Ancak, sosyal medya platformlarının giderek yaygınlaşmasıyla birlikte, yüz yüze iletişim yerine dijital etkileşimlerin tercih edilmesi, ergenlerin akran iletişimi üzerindeki etkilerini sorgulatan bir durum hâline gelmiştir. Amaç: Bu araştırmanın amacı, ergenlerin sosyal medya kullanım sürelerinin akran iletişimleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Yöntem: Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma nicel bir yöntemle gerçekleştirilmiş olup, veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Evren ve Örneklem: Araştırmanın evrenini, Türkiye genelinde 2024-2025 eğitim-öğretim yılında öğrenim görmekte olan ya da yakın zamanda mezun olmuş lise düzeyindeki 336 katılımcıdan oluşmuştur. İstatistiki Teknikler: Akran İlişkileri Ölçeği ile Sosyal Medya Kullanımı ve Aile İletişimi Ölçeği kullanılarak, ergenlerin sosyal medya kullanım alışkanlıkları ve akran iletişimi üzerindeki etkilerinin detaylı bir analizi yapılmıştır. Bulgular: Bulgular, bireylerin sosyal medya ve internet kullanım alışkanlıklarının, sosyal ilişkiler ve aile iletişimi üzerindeki etkilerinin dengeli bir yapıya sahip olmadığını göstermektedir. Öneri: Genç bireyler ve yoğun internet kullanıcıları için sağlıklı dijital etkileşim yollarını teşvik eden eğitimlerin planlanması gereklidir. Gelecek çalışmalarda daha geniş örneklemler ve boylamsal tasarımlar kullanılarak bu bulguların derinlemesine incelenmesi ve literatüre katkı sağlanması önerilmektedir
Beneficial Effects Of Metformin On High Fructose-İnduced Ovarian Cycle Abnormalities And Antioxidant Activity
This study aimed to evaluate the effect of metformin on the regulation of the ovarian cycle through serum antioxidant activities in female rats fructose-induced metabolic syndrome model. Thirty-four, immature female Wistar rats (21 days-old) were randomly divided into five groups (n:4-8/group) control, carboxymethylcellulose (CMC), fructose, metformin, and fructosemetformin groups. The metabolic syndrome model was induced by fructose solution (20 w/v) for 15 weeks. Metformin was administrated by oral gavage in CMC solution for the last final 6 weeks. Vaginal cytology was evaluated before and at the 9th and 15th weeks of the experiment. Total antioxidant status (TAS), total oxidant status (TOS), and paraoxonase (PON)-1 levels were assessed in serum samples. The statistical analysis was performed using a one-way ANOVA test. Results are expressed as the mean /- standard error of the mean (SEM). Metformin restored the regularity of the estrous cycle, which was disturbed by a high fructose diet. Moreover, dietary high-fructose markedly increased serum TOS and OSI values, but significantly decreased serum TAS and PON-1 levels than the other groups (p < 0.05). Metformin, through its antioxidant activity, may have had a beneficial effect on the impaired ovarian cycle associated with oxidative stress induced by high fructose diet
Investigation Of Serum C-Type Natriuretic Peptide Concentration At Diagnosis And Remission İn Pediatric Osteosarcomas
Osteosarcoma (OS) bone tumor of childhood although the etiology of OS has not been fully elucidated, there is evidence linking it with factors related to pubertal development. In recent years, plasma CNP concentration and height velocity in children and CNP have been implicated as an emerging new growth marker during childhood. We aimed to determine the serum NT-proCNP levels of patients with pediatric osteosarcoma and its relation with clinical-laboratory growth parameters and look for any correlation of serum NT-proCNP levels with different prognostic factors in childhood osteosarcoma. This study enrolled 15 newly diagnosed OS patients and 31 healthy controls. All subjects were physically examined. Plasma NT-proCNP concentration was measured by enzyme-linked immunosorbent assay. Our results demonstrated that serum NT-proCNP concentration was significantly different between OS patients and control groups. At diagnosis, the OS patient's mean blood NT-proCNP concentration was 49.7 /- 3.3 pmol/l, which was substantially lower than the control group's concentration of 61.4 /- 3.10 pmol/l (p < 0.005). No significant correlation was found between serum NT-proCNP concentration and growth parameters. Conclusion: In conclusion, we found that the serum NT-proCNP concentration was significantly different between OS patients and control groups. It is predicted that our results will contribute to osteosarcoma biology
Yapay Zeka Teknikleri Kullanılarak Yağış Verilerinin Tahmini: Konya Kapalı Havzası Örneği
Su, oksijenden sonra dünya hayatındaki en önemli maddedir. Bütün canlıların yaşamlarının devam edebilmesi suyun varlığına ve temiz bir şekilde ulaşılabilir olmasına bağlıdır. Suyun günümüzdeki önemiyse giderek artmaktadır. Su kaynaklarının yanlış kullanımı, bilinçsiz tüketim, iklim değişiklikleri ve buna bağlı olarak yağışların bazı bölgelere ortalama seyrinin üstünde yağıp taşkın dediğimiz durumları oluştururken bazı bölgelerde kuraklık görülmesine sebep olmaktadır. Buda insan hayatında ciddi problemlere, can ve mal kayıplarına yol açabilmektedir. Bu sebeple mevcut suların değerlendirilmesi, olası yağışların ve buna bağlı taşkın veya kuraklık gibi tehlikelerin önceden tahmin edilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada Konya Kapalı Havzasında 11 farklı istasyon için farklı yapay zeka teknikleriyle 1967-2024 yılları arasındaki veriler Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınarak aylık yağış tahmini yapılmıştır. Çalışmada 6 farklı yöntemle analizler yapılmıştır. Yöntem olarak makine öğrenmesi yöntemlerinden M5-Tree, (Çok Değişkenli Uyarlanabilir Regresyon Eğrileri (Multivariate Adaptive Regression Splines)) MARS, (Destek Vektör Makineleri (Support Vector Machines)) DVM ve (Uyarlanabilir Moment Tahmini (Adaptive Moment Estimation)) ADAM, (Momentumlu Stokastik Gradyan İnişi (Stochastic Gradient Descent with Momentum)) SGDM, (Kök Ortalama Kare Yayılımı (Root Mean Square Propagation)) RMSProp algoritmalı yapay sinir ağlarının alt birimlerinden olan (Tekrarlayan Sinir Ağları (Recurrent Neural Network)) RNN mimarisine sahip (Uzun Kısa Süreli Bellek (Long Short-Term Memory)) LSTM yöntemleri kullanılmıştır. Veriler %75’i eğitim aşaması %25’i test aşaması olmak üzere ayrılmıştır. Değerlendirme kriteri olarak Ortalama Mutlak Hata (OMH), Kök Ortalama Kare Hatası (KOKH), Determinasyon Katsayısı (R2), Nash-Sutcliffe Verimlilik Katsayısı (NSE) ve Minimumun Maksimuma Oranı Hatasının Ortalaması (MMOHO) kullanılmıştır. Yapılan analizlere göre en iyi sonuçları LSTM yöntemi vermiştir. Diğer yöntemler uzak sonuçlar vermiş, LSTM gibi başarılı sonuçlar elde edilememiştir
Mekânda Duyusal Deneyimin Bilişsel Haritalama Yöntemi İle İncelenmesi, Depo No.4 Örneği
Beden ve mekân her zaman bir ilişki-etkileşim halinde olmuştur. Canlı, bedeni aracılığıyla mekânı algılar ve bağ kurar. Mekân ile kurulan bu bağı irdelemek, insan ve çevre arasındaki ilişkiyi anlamlandırabilmek ya da artırabilmek adına pek çok duyusal çalışma yapılmaktadır. Beş duyu organının birlikte ve bir etkileşim halinde kullanıldığı duyusal deneyimler ise mekânın özünü kavrayabilmeyi kolaylaştırmaktadır. Bu çalışma; bir mekânı çoklu duyusal deneyimleme ve bu deneyimin zihinde oluşturduğu imgenin görselleştirilmesi için bir yöntem olan bilişsel haritalama ile mekânın deneyimsel özelliklerini keşfetmeyi amaçlamaktadır. Ana yaklaşım mekânı deneyimlemek, sorgulamak ve zihinlerde oluşan farkındalıkları keşfetmektir. Bundan dolayı çalışma mekânın niteliğinden ziyade deneyimin niteliğini ortaya çıkarmayı hedefler. Bu niteliği ortaya çıkartabilmek için de bilişsel haritalama yöntemi kullanılır. Bilişsel haritalama, kişinin çevresindekileri algılaması ve bu algıların zihinde bazı imaj ve bilişsel kurgulara dönüşümünü ifade eden zihinsel haritalardır. Çalışma, bilişsel haritalama ile mekânı görünenler kadar görünmeyenlerin de oluşturduğu gerçeğini ortaya çıkarmayı yani bir mekânda görünmeyen fakat bilinçaltımızda oluşan hislerin de görünür olmasını sağlamayı amaçlamıştır. Bu sayede bir temsil değil tasarımın kendisi sayılabilecek yaratıcı haritalama süreç ve sonucunun mimarlıktaki önemine dikkat çekilmek istenmiştir. Mekândan duyusal bilgi edinmek ve deneyimin sonuçlarını görsel olarak ifade edebilmek için Konya Depo No.4 çalışma alanı olarak seçilmiştir. Araştırma dört aşamadan meydana gelmektedir. İlk olarak çalışmanın kavramsal çerçevesini oluşturan duyusal deneyim ve haritalama ile ilgili literatür çalışması yapılmıştır. İkinci aşama mekânın tanınması ve çoklu duyumlar eşliğinde deneyimlenmesidir. Mimarlık ve iç mimarlık öğrencilerinden oluşan 34 kişilik bir grup ile Depo No.4’te duyu gezisi gerçekleştirilmiştir. Gezi esnasında katılımcıların duyu ve his yoğunluklarını ölçmek için bir anket çalışması yapılmıştır. Toplanan bilgi ve veriler çalışmanın dördüncü aşamasında analiz edilmiş ve bilişsel haritalama yöntemleriyle mekâna dair görünmeyenler görselleştirilmiş yani Depo No.4’ün his haritası oluşturulmuştur
Şirketler, İslâmi Şirketler, İslâmi Şirketlerin Birleşmesi ve Konvansiyonel Şirketlerden Farkları
Bu çalışmanın amacı, genel olarak şirketler hakkında bilgi verdikten sonra İslâmi bir şirket yapılanmasının nasıl olması gerektiğini ve bu şirketlerin faaliyetlerini yürütürken uyması gereken konvansiyonel ve İslâmi kuralları ele almaktır. Şirketlerin büyüme süreçlerinde nasıl bir yöntem izlemesi gerektiği, hangi prensiplere dikkat edilirse kuruluş amacından sapmadan sürdürülebilir bir başarı elde edilebileceği üzerinde durulacaktır. Çalışmada, İslâm hukuk kuralları ve ekonomi ilkeleri temel alınarak, İslâmi şirketlerin kendine özgü etik, mali ve hukuki yaklaşımları incelenecektir. Faizsiz finansman, risk paylaşımı, adil ticaret, sosyal sorumluluk ve haram faaliyetlerden kaçınma gibi İslâmi ekonomi ilkelerinin şirketlerin yapısında nasıl somutlaştığı üzerinde durulacaktır. Konvansiyonel şirketlerin kâr maksimizasyonuna dayalı işleyiş modelleri ile İslâmi şirketlerin daha dengeli ve etik odaklı yaklaşımı karşılaştırılarak, aralarındaki temel farklar incelenecektir. Şirket birleşme süreçleri bağlamında, İslâm hukukuna uygun birleşmelerin nasıl gerçekleştiği, adalet ve şeffaflığın nasıl sağlandığı, ortak çıkarların korunması için hangi prensiplerin uygulandığı ele alınacaktır. Literatür taraması ile İslâmi finans ve şirketler hukuku alanındaki akademik çalışmalar incelenmiş ve İslâmi birleşme modellerinin etik ve finansal açıdan sürdürülebilir olduğu sonucuna varılmıştır. İslâmi şirketlerin etik değerleri, günümüz iş dünyasında sosyal adalet, çevresel sürdürülebilirlik ve etik ticaret açısından önemli bir alternatif sunmaktadır
Turkish Validity and Reliability Study of the Trust in the Health Care Team Scale
Objective: This study aimed to conduct the Turkish validity and reliability study of the Trust in Health Care Team Scale and to contribute to the literature by proposing a valid, reliable and easy-to-use measurement tool for researchers. Method: This methodological study was conducted between March and May 2022, using the survey method, among 1013 people over the age of 18 who live in Konya and can read and write Turkish. The research was designed within the scope of the quantitative research model in terms of method. The first part consists of demographic characteristics and the second part consists of adapted version of the items. The data were analyzed using the SPSS and AMOS programs. First, the construct validity of the scale was performed followed by the content validity. Results: As a result of the construct validity, it was found that the fit indices of the scale were at an acceptable level (X2/df=2.215; GFI=0.998; AGFI=0.997; NFI=0.998; RFI=0.997; RMR=0.043; SRMR=0.029). As a result of the reliability analysis, the Cronbach's alpha value was 0.975. Conclusion: The results indicated that the Trust in the Health Care Team Scale has an adequate level of validity and reliability in Turkish culture to measure the level of trust in the health care team
Presbiakuzili Geriatrik Popülasyonda İşitme Cihazı Memnuniyeti ve Sosyal Dışlanma ile İlişkisi
Presbiakuzi, iç kulaktaki dejeneratif değişiklikten kaynaklanan ve ilerleyen yaşlarda işitmenin doğal olarak kaybolması olarak tanımlanır. Presbiakuzi tedavi edilmediğinde, orta veya daha yüksek şekilde iletişimi etkiler. Bireyde izolasyona, depresyona ve demansa neden olabilir. Yaşlı bireylerde sosyal dışlanma, yaşlanma sürecinde mallara, kaynaklara, hizmetlere ve haklara erişimde zorluklar ya da yetersizliklerle karşılaşılmasıyla ortaya çıkar. Bu durum, çoğu insanın kolaylıkla erişebileceği günlük etkinlikler ve sosyal ilişkilerden uzak kalmayı da içeren karmaşık bir süreçtir. Bu çalışma, presbiakuzili geriatrik popülasyonda işitme cihazı memnuniyeti ve sosyal dışlanma arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmaya Ankara ilinde işitme merkezine başvuran ve işitme kaybı bulunan toplam 78 birey dahil edildi. Katılımcıların %47.4’ü erkek (n=37) ve %52.6’sı kadın (n=41) bireylerden oluşmaktaydı. Çalışma, işitme kaybı olan yaşlı bireylerin işitme cihazı kullanımı ve bu cihazlarla ilgili memnuniyet düzeylerinin, sosyal dışlanma algılarıyla nasıl bir ilişki içinde olduğunu araştırmaktadır. Araştırmada, sosyal dışlanma düzeylerini ölçmek için Yaşlılarda Sosyal Dışlanma Ölçeği (YSDÖ), memnuniyet düzeylerini değerlendirmek için ise İşitme Cihazı Memnuniyet anketi (SADL-TR) kullanılmıştır. Katılımcıların işitme cihazlarına dair memnuniyet düzeyleri, kullanılan cihazın türü, sürekliliği ve kullanıcıların yaşadığı sosyal dışlanma algıları arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular, işitme cihazlarının kullanımının, geriatrik bireylerin sosyal dışlanma algılarını olumlu yönde etkileyebileceğini ve işitme cihazı memnuniyetinin yüksek olan bireylerin daha düşük sosyal dışlanma deneyimi yaşadıklarını göstermektedir. Bu çalışma, geriatrik popülasyonda işitme cihazı kullanımının, sosyal katılım ve memnuniyet üzerindeki etkilerini vurgulayarak, sağlık hizmetleri ve sosyal politikalar için önemli çıkarımlar sunmaktadır