AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
Not a member yet
5260 research outputs found
Sort by
Konya İli Meram İlçesi Şükran Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesinin Sosyo-Ekonomik ve Mekansal Etkileri
Bu çalışma Türkiye gündeminde sıkça yer alan kentsel dönüşümü artı ve eksileriyle birlikte detaylı olarak incelemektedir. Çalışma tamamında kentsel dönüşümün tanımlanmasından başlayarak planlama aşaması, projelendirme aşamaları, uygulama ve imalat aşamaları incelenecek olup, sonrasında mekânsal ve çevresel etkileri gözlemlenecektir. Proje uygulanması esnasında ortaya çıkan tarihi eserler projeye, bölgeye ve Kentsel dönüşüme farklı bir boyut kazandırmış olup, tarihi dokunun da restore edilerek yeniden kültürel mirasa kazandırılması sağlanmıştır. Araştırma sürecinde karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle nitel araştırma kapsamında mahalle sakinleri ile görüşülmüş olup kentsel dönüşüm öncesi ve sonrası sosyo-ekonomik yapının değişimleri, yenilikler, olumlu ve olumsuz yönleri görüşülmüştür. Görüşmeler neticesinde kentsel dönüşümün mahalleye olan etkileri genel olarak olumlu yöndedir. Bölgeye yeni bir yaşam ve ekonomik alan ve çıkarılan tarihi eserlerle birlikte turizme katkı sağlayan bir bölge oluşturulduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmanın nicel araştırmasında ise çalışma bölgesinde ve Türkiye geneli kentsel dönüşüm tablolar ile karşılaştırılmış olup Şükran mahallesindeki dönüşüm öncesi ve sonrası gelişimler incelenerek bölgedeki imalatına başlanılmamış diğer etaplar için öngörüler elde edilerek tavsiyelerde bulunulmuştur. Bu çalışma gerek bölgede planlanan yeni etaplar gerekse Konya ili içerisinde yapılacak kentsel dönüşüm projelerinde uygulama ve imalat aşamaları esnasında karşılaşılabilecek sorunlara bir çözüm üreteceği düşünülmektedir
Kuşaklar Arası Değer Farklılıkları Ve Çocuk Yetiştirme Stilleri Açısından “İdeal Ebeveyn-İdeal Çocuk”
Türk toplumu gibi moderniteye geçiş sürecinde olsa da gelenekselliğini sürdüren toplumlarda değerler hem bireyi hem de toplumu şekillendiren önemli faktörlerdir. Değerler toplumsal bütünlüğü sağlamakla birlikte kuşaklar arası bazı çatışmaları da oluşturmaktadır. Bununla birlikte kuşaklardaki değer farklılıkları çocuk yetiştirme ve ebeveynlik stillerini de etkilemektedir. Çalışmada, Shalom S. Schwartz değerler sınıflandırması ile Eleanor Maccoby ve John Martin’in çocuk yetiştirme stilleri sınıflandırmaları bu farklılıkların analizi için temel alınmaktadır. Çalışmanın araştırma grubunu 18-29 yaş, 30-49 yaş ve 50 yaş üzeri kuşaklarda olan 332 kişi oluşturmuştur. Anketler doldurulmadan önce çalışmanın amaç ve kapsamı katılımcılara belirtilmiş ve gönüllülük esası dikkate alınmıştır. Çalışmada üç farklı ölçek kullanılmıştır. Çalışmada, Ebeveyn Tutum Ölçeği, Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği ve Değerler Ölçeği kullanılarak anket çalışması yapılmıştır. Çalışmaya katılan bireylere uygulanan ölçeklerinin alt boyutları arasında pozitif ve negatif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu gözlenmiştir. Ayrıca katılımcılara ideal çocuk ve ideal ebeveyn anlayışlarına yönelik açık uçlu soru yöneltilmiştir. Alınan cevaplara göre kuşaklar arası farklılıkların ideal ebeveyn ve çocuk anlayışlarına da yansıdığı görülmüştür. Sonuçta; yaş, cinsiyet, ekonomik ve eğitim durumu gibi demografik değişkenlerin hem değer tercihlerini hem de ebeveynlik tutumlarını anlamlı biçimde etkilediği görülmüştür
Türk Hukukunda Yapı Denetim Sistemi
Türkiye’nin aktif deprem kuşağında yer alması ve yapılaşmanın büyük oranda riskli bölgelerde yoğunlaşması, yapı güvenliğinin kamu yararı açısından hayati önemde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, yapı üretim sürecinde etkin ve bağımsız bir denetim sisteminin gerekliliği, yaşanan büyük depremlerle daha da belirgin hale gelmiştir. 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile 2001 yılında yapı denetim sistemi kurumsallaştırılmış; bu sistem aracılığıyla özel hukuk tüzel kişiliğine sahip yapı denetim kuruluşları aracılığıyla yapıların kontrol edilmesi hedeflenmiştir. Ancak uygulamada karşılaşılan hukuki ve idari sorunlar, yapı denetimi faaliyetinin sadece teknik değil aynı zamanda hukuki ve kamusal bir süreç olarak ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışma, yapı denetiminin tarihsel gelişimi, yasal temelleri, paydaşları, idari yaptırımlar ile hukuki ve cezai sorumluluklar başlıkları altında yapı denetim sistemi anlatılmakta; mevcut eksiklikleri tespit ederek daha etkili bir sistemin inşasına yönelik önerilerde bulunmaktadır. Tezde ulaşılan sonuçlar, yapı denetiminin yalnızca bir kontrol mekanizması değil; aynı zamanda bireyin yaşam hakkı, sağlıklı çevrede yaşama hakkı ve mülkiyet hakkı gibi temel haklarının güvencesi olduğunu ortaya koymaktadır
Hemşirelerin Ahlaki Cesaret Düzeylerinin Mesleki Doyum İle İlişkisi
Bu araştırmada; hemşirelerin ahlaki cesaret düzeylerinin mesleki doyum ile ilişkisi incelenmiştir. Araştırma, Türkiye’deki kamu kurumlarında çalışan hemşireler ile gerçekleştirilmiş olup kesitsel ilişki arayıcı tipte bir araştırmadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından Google ankette oluşturulmuş çevrimiçi link kullanılarak kolayda örneklem yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin toplanması Ağustos 2024- Kasım 2024 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Araştırma verileri, literatürden yararlanılarak araştırmacılardan tarafından oluşturulan “Tanıtıcı Özellikler Formu”, “Hemşirelikte Ahlaki Cesaret Ölçeği” ve “Mesleki Doyum Ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırma 397 hemşire ile tamamlanmıştır. Veriler IBM SPSS Statistics Standard Concurrent User V 26 (IBM Corp, Armonk, New York, ABD) istatistik paket programlarında değerlendirilmiştir. Mesleki doyum ölçeğinde; yaş, eğitim durumu, gelir durumu, hemşire olarak çalışma süresi, görev tanımı, mesleği isteyerek seçme; Ahlaki cesaret ölçeğinde; medeni durum, gelir durumu, görev tanımı ile anlamlı farklılık bulunmuştur(p<0,05). Sonuç olarak, hemşirelerin ahlaki cesaret düzeyleri ile mesleki doyumları arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0,05). Buna göre ahlaki cesaret düzeyi yükseldikçe, hemşirelerin mesleklerinden aldıkları doyumun da arttığı sonucuna varılmıştır
Tarım Sektöründe Çalışan Beyaz Yakalıların Eğitim Sorunları ve Sektörde Bir Örnek
İnsan yeryüzünde var olmaya başladığı andan bu zamana kadar bazen yavaş bazen hızlı sürekli bir gelişim ve değişim içinde olmuştur. Daha önceleri atadan geçen bilgi ve tecrübeler ışığında ilerlerken tarımın ekonomideki öneminin anlaşılması ile sektördeki kurumsallaşma, bilginin aktarımı ve sürekliliğe önem kazandırmıştır. Bu değişim süreçleri günümüzde teknolojinin gelişmesiyle hız kazanmış olup güncelliğini korumak için birçok alanda eğitim ihtiyacı doğurmaktadır. İnsan ihtiyaçlarındaki değişimlere uyum sağlayarak varlıklarını sürdürmek isteyen kurumlar, ihtiyaçlar doğrultusunda eğitim planlamalarını örgün öğretimle, iş yaşamının gerekleri arasındaki farkları yetişkin eğitim metotları, mesleki eğitim ve hizmet için eğitimler ile birlikte yürütmelidir. Bu çalışmanın amacı, tarım sektöründe faaliyet gösteren beyaz yakalı çalışanların mesleki eğitim ihtiyaçlarını, karşılaştıkları engelleri ve bu sorunların sektör dinamikler üzerindeki etkilerini ortaya koymak, çözüm önerileri geliştirmektir. Araştırmada kurumsallaşma sürecinde olan bir tarım işletmesindeki beyaz yakalı çalışanlar ile görüşmeler yapılarak, eğitim ihtiyaçları, eğitim ihtiyaçlarının ne ölçüde karşılandığı, eğitimde hangi engellerle karşılaştıkları, eğitim programlarının yeterliliği, zaman kısıtları, yapısal zorluklar, kurumsal destek eksikliği ve motivasyon sorunları incelenmiştir. Bu konunun seçiminde tarım sektöründe tarımsal mekanizasyon, tohum geliştirme, sulama teknikleri, ürün çeşitlendirme, gübreleme gibi sadece verimliliği değil çevre sorunlarını ve gıda güvenirliliğini etkileyen faktörlerin önemi göz önünde tutulmuştur. Gelişmiş ülkelerdeki tarımsal verimlilik ile gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelerde tarımsal verimlilik, önemli bazı ürünler bakımından karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmada konunun önemini göstermektedir. Çalışma sonunda, sektöre özgü hizmet içi eğitim programlarının geliştirilmesi ve bölgesel farkındalığı yüksek insan kaynakları politikalarının oluşturulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu önerilerle, hem kurum içi verimliliği artırmakta hem de beyaz yakalı çalışanların sektöre entegrasyonunu kolaylaştırarak sürekliliği artıracaktır
Girişimci Uyanıklığı ve Bireysel Girişimcilik Yönelimi İlişkisi: Üniversite Öğrencilerine Yönelik Bir Araştırma
Günümüz küresel ekonomisinin dinamik yapısı, girişimcilik potansiyelinin bireysel seviyede anlaşılmasını önemli hale getirmiştir. Bu çalışma, girişimcilik literatüründe bilişsel bir unsur olarak değerlendirilen girişimci uyanıklığı ile davranışsal bir yapı olan bireysel girişimcilik yönelimi arasındaki ilişkiyi üniversite öğrencileri örnekleminde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın teorik kısmında girişimcilik, girişimci uyanıklığı ve bireysel girişimcilik yönelimi kavramları detaylı bir şekilde ele alınmış, kavramların tarihsel gelişimi, alt boyutları ve ulusal literatürdeki yansımaları incelenmiştir. Girişimci uyanıklığı, piyasadaki bilgi asimetrilerini fark edebilme ve fırsatları ekonomik değere dönüştürebilme kapasitesi olarak ele alınırken; bireysel girişimcilik yönelimi, bireyin yenilikçilik, risk alma ve proaktiflik boyutlarıyla girişimci davranış gösterme eğilimi şeklinde tanımlanmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde, Konya’daki bir üniversitede eğitim hayatını sürdüren 383 öğrenci ile yapılan anket çalışmasıyla bu iki kavram arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Çalışmada nicel yöntem kullanılmış; SPSS yardımıyla anket verileri değerlendirilmiş, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgular, girişimci uyanıklığı düzeyi yüksek olan bireylerin bireysel girişimcilik yönelimi düzeylerinin de anlamlı biçimde yüksek olduğunu göstermiştir. Özellikle “risk alma” ve “proaktiflik” boyutlarında anlamlı ve pozitif ilişkiler gözlemlenmiştir
The Effects of Music Listening on Pain, Anxiety, and Quality of Life in Patients with Chronic Low Back Pain
Objective: The aim of this study was to investigate the effects of music listening on pain, anxiety and quality of life in Chronic Low Back Pain (CLBP) patients. Methods: This randomized controlled trial included 60 patients aged 30-50 with CLBP. Participants were randomly assigned to either a control group receiving standard physiotherapy or a music group receiving the same physiotherapy accompanied by music listening. Pain intensity, anxiety levels, and quality of life were assessed using the Visual Analogue Scale (VAS), Beck Anxiety Inventory (BAI), and SF-36, respectively, at baseline and after a 4-week intervention. Results: Both groups showed significant reductions in pain and anxiety post-intervention, with more pronounced improvements in the music group (p.05). Conclusion: Music listening, as an adjunct to conventional physiotherapy, effectively reduces pain and anxiety while improving certain aspects of quality of life in CLBP patients. These findings support the inclusion of music therapy as a complementary approach in the management of chronic pain. Keywords: Physical Therapy, Low back pain, Musi
Bir Tarım Makinesi Üreticisi İçin İç Lojistik Düzenlemesi
Bu tez çalışmasında, bir tarım makinesi üreticisi firmanın iç lojistik süreçlerinin optimize edilmesine yönelik bir düzenleme önerisi geliştirilmiştir. İç lojistik, bir üretim tesisinde malzeme ve ürünlerin en verimli şekilde taşınmasını, depolanmasını ve yönetimini kapsar. Etkin bir iç lojistik düzenlemesi, üretim sürecindeki verimliliği artırarak maliyetleri düşürmekte ve üretim hızını optimize edilmiştir. Çalışma, öncelikle mevcut iç lojistik süreçlerinin analizini yaparak firmanın işleyişinde karşılaşılan aksaklıkları ve iyileştirilmesi gereken alanları belirlemeyi amaçlamıştır. Literatür taraması ve saha gözlemleri ile firmanın lojistik sistemindeki zayıf noktalar tespit edilecek ve üretim sürecindeki stok yönetimi, malzeme akışı, taşıma süreçleri gibi unsurlar değerlendirilmiştir. Bu süreçte, yalın üretim ve 5S metodolojileri gibi modern lojistik ve üretim yaklaşımları dikkate alınmıştır Önerilen iç lojistik düzenlemesi, malzeme akışının daha akıcı hale getirilmesi, gereksiz taşıma ve bekleme sürelerinin azaltılması, stok yönetiminin optimize edilmesi ve depo düzenlemelerinin iyileştirilmesi üzerine kurulmuştur. Çalışma sonucunda, firmanın iç lojistik süreçlerinin iyileştirilmesi ile iş gücü ve zaman tasarrufları sağlanmış, üretim hızının artırılmıştır. Ayrıca, bu düzenlemelerin firmanın genel maliyet yapısına ve üretim verimliliğine olumlu etkileri üzerine de çıkarımlar yapılmıştır. Sonuç olarak, bu tezde sunulan iç lojistik düzenlemeleri, tarım makinesi üreticilerinin daha rekabetçi ve verimli hale gelmeleri için bir model oluşturulmuştur
Ar-Rahnu Rehin Finansmanı Malezya ve Endonezya Örneklerinin İncelenmesi ve Karşılaştırılması
Bu çalışma, İslam finans sisteminin faizsiz mikro finansman araçlarından biri olan Ar- Rahnu rehin modeli üzerinden, Malezya ve Endonezya’daki uygulamaların karşılaştırmalı analizini sunmaktadır. Ar-Rahnu sistemi, altın ve benzeri değerli varlıkların teminat gösterilmesi yoluyla faizsiz finansman imkânı sağlayarak, özellikle düşük gelirli bireyler, kadın girişimciler ve küçük işletmeler için alternatif bir finansal kaynak sunmaktadır. Çalışmada, her iki ülkedeki kurumsal yapılar, yasal düzenlemeler ve operasyonel farklılıklar detaylı biçimde incelenmiş; sistemin sosyoekonomik etkileri finansal kapsayıcılık, kayıt dışı borçlanmanın azaltılması ve kadınların ekonomik hayata katılımı bağlamında değerlendirilmiştir. Malezya örneğinde Ar-Rahnu’nun daha kurumsal, düzenlenmiş ve yaygın bir yapıya sahip olduğu; Endonezya’da ise daha çok yarı-formel ve yerel düzeyde uygulandığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte her iki ülkede de model, mikro düzeyde ekonomik dayanıklılığın artırılmasında etkili bir araç olarak öne çıkmaktadır. Bulgular, Ar-Rahnu’nun sadece finansal değil aynı zamanda toplumsal adalet, etik duyarlılık ve sürdürülebilir kalkınma gibi ilkeleri destekleyen çok boyutlu bir sistem olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonunda, sistemin etkinliğini artırmaya yönelik dijitalleşme, kadın girişimciliği teşviki ve finansal okuryazarlık gibi alanlarda politika önerileri sunulmuştur
Cumhuriyetin Öncü Kadınları: Tarih Yazanlar, Sınırları Aşanlar
Onlar bir dönemin değil, bir devrin kadınlarıydı. Harita değişirken, alfabe yenilenirken, düşünce dönüşürken, ellerini taşın altına koymaktan çekinmediler. Kimi sahnede, kimi mecliste, kimi gökyüzünde, kimi kütüphanelerde ama hep omuz omuzaydılar, Cumhuriyet’i var etmekte. Bedia Muvahhit ilk kadın oyuncu olarak ışığı temsil etti. Latife Uşşakî sessiz gücün ve modern kadının ilk resmi yüzü oldu. Benal Nevzat Arıman siyasete kadın sesini ilk taşıyanlardan biriydi. Hasene Ilgaz Cumhuriyet’in ilk tanıklarından biri olarak yazıya direniş kattı. Aliye Berger gravürleriyle karanlığa ışık düşürdü. Süreyya Ağaoğlu hukukta bir kadın devriminin öncüsüydü. Suat Derviş kalemiyle kadınları ve yoksulları konuşturdu. Afet İnan tarihi kadın eliyle yeniden yazdı. Behice Boran düşünceyi sokaktan kürsüye taşıdı, eğilmedi. Füreya Koral toprağa ve ateşe ruh üfledi. Semiha Berksoy sahnede ve hayatta bir avangarddı. Adile Ayda diploması ve düşün dünyasında çoğul bir ses oldu. Sabiha Gökçen göklerde eşitliğin kanadına bindi. Emel Esin sanatı ve Türk tarihini bilimle harmanladı. Mediha Esenel Berkes tasfiyelere rağmen aydınlıktan vazgeçmedi. Muazzez İlmiye Çığ tabletlerden geleceğe seslendi. İsmet Kür Cumhuriyet çocuğuydu; sözünü, kalemini esirgemedi. Kâmıran Birand felsefeyi Anadolu’nun sesiyle yeniden düşündü. Bahriye Üçok inançla özgürlük arasında köprü kurdu. Mübeccel Kıray sosyolojiyi sahaya, halkın içine indirdi. Rahşan Ecevit eşlikten özneliğe uzanan bir siyasi hafızaydı. Bu kitap, her biri bir kıvılcım olan bu kadınların bir araya geldiğinde nasıl bir yangın yaktığını göstermek için yazıldı. Çünkü onlar olmadan Cumhuriyet eksik kalırdı. Çünkü onlar sadece geçmişin değil, geleceğin de adımlarını attılar. Bu sayfalar suskun kalan tarih içindir, bu satırlar sesleri duyulmayan kadınlar içindir ve bu kitap Cumhuriyet’in kadınları içindir