AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
Not a member yet
    5260 research outputs found

    İşitme Cihazı Kullanıcısı Tinnituslu ve Tinnitusu Olmayan Bireylerin Dikkat ve Kısa Süreli Hafıza Performansının Stroop Test T-Bag Testi ile Karşılaştırılması

    No full text
    Araştırmanın amacı; 18-65 yaş arasındaki bilateral işitme cihazı kullanan tinnitus tanısı olan ve olmayan yetişkinlerde, Stroop test T-Bag’in ölçtüğü seçici dikkat becerileri, bilgi işlemleme hızları gibi frontal lob süreçlerinin karşılaştırılması ve gruplar arasında fark olup olmadığının araştırılmasıdır. Çalışmaya 66’sı vaka grubu, 66’sı ise kontrol grubu olmak üzere 132 yetişkin dahil edilmiştir. Vakaların tümü işitme kaybı tanısı almış ve işitme cihazı kullanıcısı olup; kontrol grubu ise tinnitus tanısı almış bireylerden seçilmiştir. Tinnitus, işitme kaybı ile birleştiğinde bireyin günlük yaşamını, dikkat, konsantrasyon ve bilişsel becerilerini önemli anlamda olumsuz etkilemektedir. Çalışma, işitme cihazı kullanan işitme kayıplı bireylerin dikkat ve konsantrasyonu üzeinde tinnitusun etkisinin olup olmadığını belirlemek üzerinedir. Araştırma kesitsel analitik bir çalışmadır. Çalışmaya katılan bireylere Stroop test T-Bag formu uygulanarak bu formun beş bölümündeki görevleri tamamlama süreleri, hata ve hata düzeltme puanları karşılaştırılmaktadır. Çalışma grubunu oluşturma kriteri olarak; orta-ileri derecede işitme kaybı bulunan, herhangi bir nörolojik veya psikiyatrik tanılarının olmaması ve bilişsel süreçleri bozacak herhangi bir ilaç kullanıyor olmamaları göz önünde bulundurulmuştur. Çalışmamızda elde edilen sonuçlara göre tinnitusun dikkat ve bilişsel performans üzerinde anlamlı düzeyde etkisi olduğu bulunmuştur. Tinnitus şiddeti ile Stroop test T-Bag’i tamamlama süresi arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Tinnituslu bireylerde hata ve düzeltme oranlarının karmaşık görevlerde arttığı gözlemlenmiştir. Çalışma bulgularımız, tinnitusun bilişsel süreçler ve günlük işlevsellik üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmekte, tinnitusa yönelik tedavi süreçlerinde bilişsel ve psikolojik desteklerin bir arada uygulanmasının önemini vurgulamaktadır

    Konya’da Kent Hakkına Erişim İmkânları

    No full text
    Kent; sağladığı imkânlarla, güvenliğiyle, fırsatlarıyla ve bu fırsatlara herkesin erişebileceğine dair söylemleriyle‘refah içerisindeki bir yaşam’ idealiyle kendisinden söz ettiren bir olgudur. Ancak günümüzde, neoliberalist kentleşme dinamikleriyle beraber, kentlerdeki imkânlara ve fırsatlara kentte yaşayan herkesin ulaşamaması, dezavantajlı grupların bulunması ve kentteki refaha yalnızca belirli bir kesimin ulaşabildiği söylemleri kent sosyolojisinde sıklıkla işlenmektedir. Bu hususta ortaya çıkmış bir kavram ise kent hakkı kavramıdır. Bahsi geçen kavram kent içerisinde bulunan olanaklara, imkânlara ve kentsel hizmetlere tüm kentlilerin erişebilme hakkının olduğunu savunmaktadır. Günümüzde bu kavramın hak olarak ortaya çıkmış olması kimi kesimler için haklara ulaşımın olmadığını göstermektedir. Bu tezde de Konya içerisinde evreni oluşturan üç merkezi ilçenin semtleri olan Karatay/Saraçoğlu, Meram/Ayanbey. Selçuklu/Sancak’tan basit tesadüfi örnekleme yoluyla kentliler seçilmiş ve bu semtlerde yaşayan kentlilerin kent hakkına erişim imkânları arasında bir farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Dolayısıyla araştırmanın temel sorusu ‘Konya’da kent hakkına erişim imkânları semtlere göre farklılık göstermekte midir?’ şeklindedir. Araştırma sorusunun yanıtlanabilmesi adına nicel yöntemlerden olan anket tekniğine başvurulmuş ancak konuyla ilgili hazır bir ölçek bulunmadığından anket soruları araştırmacı ve tez danışmanı tarafından oluşturulmuş, pilot görüşmelerin ardından üç ayrı semtten toplamda 321 adet, her semtten ise 107 adet veri toplanmıştır. Veriler SPSS programında üç bağımsız değişkenin karşılaştırılabileceği One Way Anova ile analiz edilmiş, demografik verilerin karşılaştırılması için ise Ki-Kare analizine başvurulmuştur. Elde edilen bulgulara göre bu üç semt arasında birçok hususta daha dezavantajlı bulunan bir semt (Karatay/Saraçoğlu) olduğu, bu semtte yaşayanların kentteki hizmet ve olanaklara erişim imkânında diğer semtlere göre zorluk yaşadığı, diğer iki semtte yaşayanların bu hususta kent hakkının parametrelerini daha çok işletebildiği bulunmuştur

    Gençlerde Kulaklık Kullanımının İşitme Sağlığına Etkisi

    No full text
    Bu araştırmada, 15-35 yaş arası toplam 100 gönüllü birey (65 kadın; 35 erkek) katılmıştır. Bireylerin günlük yaşamda kulaklık kullanım alışkanlıklarının işitme sağlığı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Özellikle kullanım sıklığı, süresi, ses seviyesi ve kulaklık türü gibi faktörlerin olası olumsuz etkileri değerlendirilmiş; toplumda farkındalık oluşturulması amaçlanmıştır. Örneklem grubunu lise ve üniversite öğrencileri ile bu yaş aralığında kulaklık kullanan bireyler oluşturmuştur. Araştırma nicel yöntemle yürütülmüş, veri toplama aracı olarak Tekin Dal ve arkadaşlarının Kişisel Dinleme Cihazı Kullanımı ve İşitme Sağlığı Anketi'nin Türkçe çevirisi kullanılmıştır. Katılımcıların demografik özellikleri, kulaklık kullanımı ve işitme sorunları analiz edilmiştir. Veriler SPSS programıyla istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Bulgular, kulaklık kullanım alışkanlıklarının işitme sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermiştir. Cinsiyet, yaş grubu, eğitim düzeyi, kulaklık tipi ve ses seviyesi gibi değişkenlerle işitme problemleri arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Erkekler, kadınlara göre daha uzun süre ve yüksek sesle kulaklık kullanmaktadır. Genç bireylerde trafikte kulaklıkla yürümek ve "Ne?", "Ha?" gibi ifadeleri sıkça tekrar etme gibi riskli durumlar daha yaygındır. Kulak içi kulaklık kullananlarda, kulak üstü kullananlara kıyasla işitme problemi ve riskli durumlarla karşılaşma oranı daha yüksektir. İşitme kaybı belirtilerine rağmen çoğu birey önlem almamakta veya sağlık kontrolü yaptırmamaktadır. 60-60 kuralını bilenlerin oranı düşük, eğitim düzeyi arttıkça farkındalık ve önleyici davranışlar yüksektir. Bu bağlamda, genç bireylerde işitme sağlığını korumaya yönelik farkındalık çalışmaları ve eğitim programlarının yaygınlaştırılması önem taşımaktadır

    Kolorektal Kanser Cerrahisi Sonrası Algılanan Sosyal Destek ve Öz Etkililiğinin Cerrahi Sonrası İyileşmeye Etkisi

    No full text
    Bu çalışma kolorektal kanser cerrahisi sonrası sosyal destek ve öz etkililiğin cerrahi sonrası iyileşmeye etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak yapıldı. Araştırma evrenini Konya ili Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Servisi’nde 01 Temmuz 2024 – 30 Mart 2025 tarihinde yatan Kolorektal Kanser Cerrahisi geçirmiş 310 birey oluşturdu. Örneklem seçimine gidilmedi ve hastaların tamamına ulaşılması hedeflendi, çalışmaya 110 katılımcı dahil edildi. Yapılan post-hoc güç analizine göre çalışmanın gücü %99.9 olarak bulundu. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Kolorektal Kanser Cerrahisi Öz Etkililik Ölçeği (KKCÖEÖ), Abdominal Cerrahi Etki Ölçeği (ACEÖ) kullanılarak yüz yüze toplandı. Araştırma verileri SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Amoss V 26 istatistik paket programlarında değerlendirildi. Veriler, tanımlayıcı analizler (yüzde, frekans, ortalama ve standart sapma), parametrik ve non-parametrik testler, regresyon analizi ve yapısal eşitlik modeli kullanılarak analiz edildi. Araştırma öncesinde etik kurul ve ilgili kurumlardan gerekli izinler ve katılımcılardan onam alındı. Katılımcıların % 56,4’ünün erkek, %46,4’ünün ilköğretim mezunu, % 87,3’sinin evli, %20’sine kollektomi yapıldığı belirlendi. Katılımcıların ÇBASDÖ puan ortalamasının 59,32 ± 17,68 puan, KKCÖEÖ puan ortalamasının 136,08 ± 25,27 puan, ACEÖ ortalamasının 20,67 ± 3,70 puan olduğu saptandı. Algılanan sosyal desteğin öz etkililik üzerine pozitif yönlü 0,67 ± 0,12 birim, kolorektal cerrahi sonrası iyileşme üzerine 0,42 ± 0,19 birim istatistiksel olarak anlamlı etkisi bulunduğu belirlendi (p<0,05). Bu çalışmanın sonucunda kolorektal kanser cerrahisi sonrası sosyal desteğin öz etkililik üzerine ve cerrahi sonrası iyileşme üzerine etkili olduğuna ilişkin kanıtlar elde edildi. Bu bağlamda sosyal desteğin, kolorektal kanser cerrahi hastalarında öz etkililiğin arttırılmasına ve cerrahi sonrası iyileşmeye etkisini değerlendiren girişimsel çalışmaların yapılması önerilir

    Turkish Translation and Psychometric Properties of the Peabody Developmental Motor Scale-2 in 0–24 Months Turkish At-Risk Infants

    No full text
    This study was designed to investigate the construct–concurrent validity and reliability of the Turkish version of the Peabody Developmental Motor Scale–2 (PDMS-2) in at-risk infants between 0–24 age in Turkey. In this study, 120 infants (70 males, 50 females) participated in the study (mean corrected age 20.18 ± 22.535 weeks). The PDMS-2 scale consists of two subdimensions, the Fine Motor Quotient (FMQ) and the Gross Motor Quotient (GMQ). Whereas the construct validity was assessed using confirmatory factor analysis, concurrent validity was investigated using the correlation between PDMS-2 and the Alberta Infant Motor Scale and the Hammersmith Infant Neurological Examination with Spearman’s correlation analysis. The PDMS-2 was applied twice for test–retest reliability. Cronbach’s alpha (α) and the intraclass correlation coefficient (ICC) were used for reliability. ICC value was with 95% CI. The overall reliability coefficient of the test was found to be Croncbach’s α = 0.865. TICC values were found (ICC FMQ: 0.998, ICC GMQ: 0.998). Construct validity (χ /SD = 4.396; root mean square error of approximation = 0.021; goodness-of-fit index = 0.951) and concurrent validity (r = 0.502–0.771; p < .05) were confirmed as acceptable. The PDMS-2 demonstrated good psychometric properties and can be used as a reliable and valid measure to assess neurodevelopmental aspects of Turkish at-risk infants

    Lise Öğrencilerinin Algıladıkları Helikopter Ebeveynlik Tutumlarının Narsistik Kişilik Özellikleri ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Üzerine Etkisi: Konya İli Örneği

    No full text
    Yapılan araştırma lise öğrencilerinin algıladıkları helikopter ebeveynlik tutumlarının narsistik kişilik ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Kesitsel türde yapılan bu araştırmanın verileri Eylül 2024-Haziran 2025 tarihleri arasında toplandı. Veri toplama aracı olarak Sosyo-Demografik Özellikler Formu, Algılanan Helikopter Ebeveyn Tutum Ölçeği, Narsistik Kişilik Envanteri ve Sağlığı Koruyucu ve Geliştirici Davranışlar Ölçeği kullanıldı. Araştırmanın evreni Şehit Muhsin Kiremitçi Fen Lisesi’nde aktif eğitim sürecinde olan toplam 334 öğrenciden oluşmaktadır. Evrenin tamamına ulaşılması hedeflendi. Dahil edilme kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 280 öğrenciden veri toplandı. Örneklem büyüklüğünün yeterliliği kullanılan ölçekler doğrultusunda G-Power analizine göre hesaplandı. Veriler iki grubun karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem t Test, ikiden fazla kategorili değişkenlerin karşılaştırmaları Varyans Analizi (ANOVA) ile yapıldı. Varyans analizi sonucu önemli ise çoklu karşılaştırmalar Bonferroni testi ile yapıldı. Öğrencilerin algıladıkları helikopter ebeveynlik tutumlarının narsistik kişilik özellikleri ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisi doğrusal regresyon analizi ile değerlendirildi. Bu araştırma için etik kurul onayı ve kurum izni alındı. Lise öğrencilerinin algıladıkları helikopter ebeveyn tutumlarının, narsistik kişilik özellikleri ile pozitif; sağlığı geliştirici davranışlarla negatif yönde ilişkili olduğu bulundu. Öğrencilerdeki helikopter ebeveynlik algısı, narsistik özelliklerini artırmakta; sağlıklı yaşam davranışlarını ise azaltmaktaydı. Bu sonuç doğrultusunda, ebeveynlerin aşırı kontrolcü tutumlarının olası olumsuz etkileri konusunda bilgilendirme çalışmaları yapılması, okul rehberlik servisleri aracılığıyla ebeveynlere yönelik seminer ve eğitim programları düzenlenmesi önerilmektedir

    Aile Danışmanlığı Perspektifinden Suriyeli Kadınların Annelik Algısı Üzerine Nitel Bir Araştırma

    No full text
    Bu araştırmanın temel amacı, Konya şehir merkezinde yaşayan en az bir çocuk sahibi Suriyeli kadınların annelik deneyimlerini ve annelik algılarını derinlemesine incelemektir. Nitel araştırma yöntemi ve fenomenolojik desen kullanılarak yürütülen çalışmada, yaşları 18-40 arasında değişen, yasal olarak evli, Suriye uyruklu ve en az bir çocuğa sahip 18 kadın ile amaçlı ve kartopu örneklem yöntemleriyle görüşmeler yapılmıştır. Veriler tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve üç ana tema belirlenmiştir: aile yapısı, annelik algısı ve deneyimi ile aile danışmanlığına ilişkin görüşler. Aile yapısı temasında, katılımcıların çoğunun çekirdek aile düzeninde yaşadığı, aile içi ilişkilerde dayanışma ve karşılıklı destek vurgusunun öne çıktığı, ancak geniş aileden uzak olmanın sosyal ve duygusal açıdan eksiklik yarattığı belirlenmiştir. Annelik algısı ve deneyimi temasında, anneliğin sevgi, fedakârlık ve sorumlulukla tanımlandığı; göçün annelik rollerini yeniden şekillendirdiği, dil ve kültürel farklılıkların çocukların eğitimi ve sosyalleşmesinde güçlükler oluşturduğu görülmüştür. Aile danışmanlığına ilişkin görüşler temasında ise katılımcıların büyük bölümünün bu hizmet hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı, ancak psikolojik destek, ebeveynlik becerilerinin geliştirilmesi ve çocukların eğitimine yönelik rehberlik konularında desteğe ihtiyaç duydukları ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Suriyeli kadınların annelik deneyimlerinin kültürel normlar, toplumsal cinsiyet rolleri ve göç sürecinin yarattığı zorluklarla şekillendiği; aile danışmanlığının bu çok boyutlu sorunların çözümünde önemli bir destek mekanizması olabileceği ortaya konmuştur

    Üniversite Öğrencilerinde Siber Zorbalık: Ebeveyn Tutumları ve Duygusal Zekânın Rolü

    No full text
    Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn tutumları ve sahip oldukları duygusal zekâ düzeylerinin, siber zorbalık davranışları ve mağduriyetleri üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. 438 üniversite öğrencisiyle yürütülen araştırmada, ebeveyn tutumları (duygusal sıcaklık, aşırı koruyuculuk, reddedicilik) ile duygusal zekâ alt boyutları (kendi duygularını değerlendirme, başkalarının duygularını değerlendirme, duyguları kontrol etme) arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Bulgular, erkek öğrencilerin siber zorbalık düzeylerinin kadınlara göre daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Sosyal medya kullanım süresi arttıkça siber zorbalık da artmakta; düşük gelirli öğrencilerde ise siber zorbalık yapma ve maruz kalma oranlarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Ebeveyn tutumları açısından, özellikle baba reddedicilik ve baba duygusal sıcaklık boyutlarının siber zorbalık üzerinde anlamlı etkileri bulunmuştur. Ayrıca, duygusal sıcaklık ile duygusal zekâ arasında pozitif; aşırı koruyuculuk ve reddedicilik tutumlarıyla, özellikle başkalarının duygularını değerlendirme ve kontrol etme becerileri arasında negatif ilişkiler tespit edilmiştir. Duygusal zekâ alt boyutları incelendiğinde, yalnızca başkalarının duygularını değerlendirme becerisiyle siber zorbalık arasında negatif ilişki görülmüştür. Bu bulgu ile empati becerisinin siber zorbalığı önlemede önemli bir rol oynadığı ve siber zorbalığın yalnızca bireysel değil; çok katmanlı faktörlerle ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma, aile ve okul temelli müdahalelerin artırılması, dijital okuryazarlığın yaygınlaştırılması, hukuki düzenlemelerin güçlendirilmesi ve sosyal hizmet uzmanlarının önleyici roller üstlenmesi gibi mikro, mezzo ve makro düzeyde öneriler sunmaktadır. Bulguların, bireylerin zorbalık eğilimlerinin erken fark edilmesine katkı sağlayarak ilgili alanlara yol gösterici olması amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, ebeveyn tutumları ve duygusal zekânın birlikte ele alınması, siber zorbalığın çok boyutlu yapısının anlaşılmasına ve koruyucu çalışmalara yön verilmesine katkı sağlayacaktır

    İlkokul Öğrencilerinde Akran Zorbalığının ve Sosyal-Duygusal Ve Ahlaki Gelişimlerinin Çizgi Film İzlemeye İlişkin Değişkenler Bağlamında İncelenmesi

    No full text
    Bu araştırmada, ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin sosyal-duygusal ve ahlaki gelişim düzeyleri ile akran zorbalığı davranışlarının, çizgi film izleme durumları ve demografik değişkenler bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın, çalışma grubunu Düzce ilindeki ilkokullarda 3. ve 4. sınıflara devam eden 374 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak “Kişisel Bilgi Formu”, “Sosyal-Duygusal ve Ahlaki Gelişim Ölçeği” ve “Akran Zorbalığı Ölçeği” kullanılmıştır. Veriler normal dağılım göstermesi nedeniyle, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile test edilmiştir. Bulgular, çocukların sosyal-duygusal ve ahlaki gelişim düzeylerinin genel olarak orta seviyede, akran zorbalığı düzeylerinin ise yüksek düzeyde olduğunu ortaya koymuştur. Çocukların sosyal, duygusal ve ahlaki gelişimleri ve akran zorbalığı çocukların yaşına, çizgi film izleme süresine ve çizgi film izleme araçlarına göre incelendiğinde anlamlı farklar görülmemiştir. Akran zorbalığı davranışının kız çocuklarında daha fazla görüldüğü saptanmıştır. Çizgi filmlerin içeriklerine göre incelendiğinde ise şiddet ve karma içerikli çizgi filmlerin zorbalık davranışlarını artırdığı belirlenmiştir. Aynı zamanda aile arkadaşlık türünde çizgi filmleri izleyen çocukların dürüstlük puanları diğer gruplara göre daha yüksek bulunmuştur

    Diz Artroplastisi Yapılan Hastalara Uygulanan Web Tasarımlı Eğitim Programının Öz Bakım Gücü, Öz Etkililik Ve Yaşam Kalitesine Etkisi

    No full text
    programının öz bakım gücü, öz etkililik ve yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü deneysel bir araştırma olarak yürütüldü. Araştırmanın gerçekleştirebilmesi için etik kurul izni ve araştırmanın yürütüldüğü kurumdan kurum izni alındı. Araştırma protokolü Clinical Trials veri tabanına NCT06306027 numarası ile kaydedildi. Araştırma, Ocak 2024-Ekim 2024 tarihleri arasında Konya Şehir Hastanesinin Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğinde 67 hasta ile yürütüldü. Hastalar randomizasyon ile girişim (WTE) ve kontrol gruplarına atandı. WTE grubundaki hastalara taburculuktan sonra 15. günde başlanarak bir ay süresince WTE uygulanırken, kontrol grubu taburculuk sırasında klinikte yapılan rutin bilgilendirmeyi aldı. Araştırmanın ön test verileri araştırmaya katılmayı kabul eden hastalardan her iki grup için taburcu olduktan 15 gün sonra, son test verileri ise ön test verileri toplandıktan bir ay sonra Kişisel Bilgi Formu, Öz Bakım Gücü Ölçeği (ÖBGE), Öz Etkililik Ölçeği (ÖEÖ) ve Kısa Form 36 Yaşam Kalitesi (SF-36) ölçekleri ile toplandı. Verilerin analizinde, bağımsız örneklem t testi, ki-kare testi ve karışık düzen varyans analizi kullanıldı. WTE ve kontrol grubundaki hastalar sosyodemografik ve tanıtıcı özellikler açısından homojen dağılıma sahipti. WTE ve kontrol grubundaki hastaların öz bakım gücü ölçeği toplam ve alt boyut puan ortalamaları, öz etkililik ölçeği toplam ve alt boyut puan ortalamaları ile SF-36 ölçeğinin tüm alt boyut puan ortalamaları ön testte benzerdi (p<0,05). Ancak son test verileri WTE grubunun öz bakım gücü ölçeği toplam ve alt boyut puan ortalamaları, öz etkililik ölçeği toplam ve alt boyut puan ortalamaları ile SF-36 ölçeğinin tüm alt boyut puan ortalamalarının anlamlı olarak arttığını gösterdi (p<0,05). Elde edilen bulgularWTE programının diz artroplastili hastaların öz bakım gücünü, öz etkililiğini ve yaşam kalitesini artırdığı gösterdi

    786

    full texts

    5,260

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    AXSIS - Akademik ve Açık Erişim Bilgi Sistemi (Univ. KTO Karatay)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇