Amasya University Institutional Repository
Not a member yet
    2000 research outputs found

    Life and ideas of Rauf Tamer

    No full text
    Bu tezde, Türk basının önemli isimlerinden Rauf Tamer'in hayatı ve fikirleri incelenmiştir. 1937 yılında Sivas'ta doğan Tamer,üniversite yıllarında basın hayatına adım atmış ve eğitimine de devam etmiştir.Tamer, "Hürriyet", "Posta" ve "Sabah"gibi yüksek tirajlı gazetelerde çalışmış, ayrıca "Star","Ekspres", "Tasvir","Tercüman" ve "Yeni İstanbul"gazetelerinde de görev yapmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Rauf Tamer'inhayatını, gazetecilik kariyerini ve fikirlerini detaylı bir şekilde inceleyerek, Türk basın tarihine olan katkılarını ortaya koymaktır.Tamer'in Türkiye'de sağ-sol olaylarının en yoğun yaşandığı dönemlerde gazetecilik faaliyetlerini nasıl sürdürdüğü ve bu süreçlerdeki rolü analiz edilmiştir. Aynı zamanda,Tamer'inyazılarında belirginleşen sağ görüş ve muhafazakâr eğilimlerin, dönemin siyasî olayları ile ilişkisi araştırılmıştır. Türk basın tarihinde önemli bir yere sahip olanTamer'in gazetecilik faaliyetlerinin ve fikirlerinin incelenmesi, bu alanda yapılan diğer araştırmalara önemli bir referans kaynağı oluşturacaktır. Ayrıca, Rauf Tamer'in 2000'li yıllarda aklandığı Egebank olayı gibi olaylar karşısındaki duruşu ve mesleki etik anlayışı da bu çalışmada ele alınarak, akademik literatüre katkıda bulunulmuştur. Rauf Tamer, gazeteciliğe 1959 yılında başlamış ve vefatına kadar yazmaya devam etmiştir. 1960'lardan 2000'lere kadar uzanan dönemdeki siyasî olaylara yakından tanıklık Tamer, sağ görüşe ve muhafazakarlığa yakın duruşu ile dikkat çekmiştir. 2000'li yıllarda Egebank olayıyla ilişkilendirilmiş, ancak daha sonra aklanmıştır. Bu süreçte Sabahgazetesindeayrılmış ve suçlamaları reddederek, adının temizleneceği zamana kadar mesleğine ara vermiştir. Son olarak Postagazetesinde başyazarlık yapmış ve "Lanetleyerek" başlıklı son yazısını kaleme aldıktan sonra,evinde geçirdiği kalp krizi sonucunda 86 yaşında vefat etmiştir. Rauf Tamer'in ölümü gazetecilik camiasında büyük bir boşluk yaratmıştır. Türkiye gazetecilik tarihine katkılarıyla ve mesleğine olan bağlılığıyla hatırlanacaktır.This thesis examines the life and ideas of Rauf Tamer, a prominent figure in Turkish journalism. Born in Sivas in 1937, Tamer began his career in journalism during his university years while continuing his education. He worked for high-circulation newspapers such as "Hürriyet", "Posta", and "Sabah", as well as for other publications like "Star", "Ekspres", "Tasvir", "Tercüman", and "Yeni İstanbul".The primary aim of this study is to explore Rauf Tamer's life, journalism career, and ideas in detail, highlighting his contributions to the history of Turkish press. The analysis focuses on how Tamer maintained his journalistic activities during periods of intense political conflict between the left and right in Turkey, and his role during these times. Additionally, the study investigates the relationship between the conservative tendencies and right-wing views evident in Tamer's writings and the political events of the period. By examining Tamer's journalistic activities and ideas, this research aims to provide a significant reference for other studies in the field.Furthermore, the thesis addresses Tamer's stance and professional ethics during events such as the Egebank scandal in the 2000s, where he was eventually acquitted. Rauf Tamer began his journalism career in 1959 and continued writing until his death. He witnessed and reported on political events from the 1960s to the 2000s, noted for his conservative and right-wing perspective. Although implicated in the Egebank scandal in the 2000s, Tamer was later exonerated. During this period, he left Sabah newspaper and paused his career until his name was cleared. He last served as the chief columnist at Posta newspaper, and after writing his final column titled "Lanetleyerek" ("Cursing"), he passed away at the age of 86 from a heart attack at his home. The death of Rauf Tamer has created a significant void in the journalism community. He will be remembered for his contributions to the history of Turkish journalism and his dedication to his profession

    Din Merkezli Kadın Anlayışından Kadın Merkezli Din Anlayışına

    No full text
    This study tries to categorically evaluate the perspectives in the depths of the “woman and religion” literature. After this stage, discusses the change and transformation of the understanding of the relationship between “woman and religion”. In this context, makes the following basic claim: While there used to be “religion” at the center of the “woman and religion” literature in Turkey, “woman” is increasingly at the center of this literature. In other words, our understanding in the context of “woman and religion” is evolving from a “religion-centered understanding of woman” to a “woman-centered understanding of religion”. This study is the third series of our evaluations on “women and religion” themed works and the literature created by these works. In fact, if this study claims that our understanding of religion has begun to evolve from a woman-centered understanding of religion to a woman-centered understanding of religion, it claims that by taking our previous studies on this subject behind it. According to the general result of the study, it is seen that the Muslim woman has a say in the matters within the context of religion that directly concern her. The following is meant by the phrase “religion-centered understanding of woman”: When approaching the relationship between “religion” and “woman”, sometimes at the very beginning and sometimes at the very end, one way or another, taking a side with religion and taking a stand with religion against woman. The following is meant by the combination of “woman-centered understanding of religion”: When approaching the relationship between “religion” and “woman”, sometimes at the very beginning and sometimes at the last point in, one way or another, taking a side with woman against religion. This does not mean that the phenomena of “woman” and “religion” become independent from each other. It means a change of position and understanding in the relationship between two phenomena. To put it more clearly, in the “woman and religion” literature, the woman turns into a “subject” while being an “object”. Muslim women are now reading themselves, discussing their relationship with religion, with themselves and with others, trying to understand the issue and being educated, conscious, skilful and activist in exercising their rights in all areas of social life. At the end of this study, although it is thought that it is gradually melting, it should be underlined that it will be fruitful to get rid of sharp perspectives such as "let the woman be saved, no matter what the religion is" or "let the religion be saved, no matter what the woman is". If "religions do not exist for women as much as they exist for men", there is no realistic solution yet except that the issue is understood historically and given a meaningful transport to the present. Although it is necessary to speak separately for each religion, from an Islamic perspective, it can be easily said that the concepts of "Allah" and "Prophet Muhammad" in Islam exist for every living thing, perhaps not a textual literal reading of Islam, but whether it is textual or cultural. The rest are different forms of understanding that are shaped according to the point of standing.Bu çalışma “kadın ve din” literatürünün derinliklerinde yer alan bakış açılarını kategorik olarak değerlendirmeye çalışmaktadır. Bu aşamadan sonra “kadın ve din” ilişkisi noktasındaki anlayışın değişim dönüşümünü tartışmaktadır. Bu bağlamda da şöyle bir temel iddiada bulunmaktadır: Türkiye’deki “kadın ve din” literatürünün merkezinde daha önce “din” varken giderek bu literatürün merkezine “kadın” yerleşmektedir. Bir başka ifade ile “kadın ve din” bağlamındaki anlayışımız, “din merkezli kadın anlayışından” “kadın merkezli din anlayışına” doğru evirilmektedir. “Din merkezli kadın anlayışı” terkibi ile “din” ve “kadın” olguları arasındaki ilişkiye yaklaşılırken bazen en baştan bazen de öyle ya da böyle en son noktada kadın karşısında dinden yana taraf olmak ve tavır almak kastedilmektedir. “Kadın merkezli din anlayışı” terkibi ile “din” ve “kadın” olguları arasındaki ilişkiye yaklaşılırken bazen en baştan bazen de öyle ya da böyle son noktada din karşısında kadından yana taraf olmak ve tavır almak kastedilmektedir. Bu, “kadın” ve “din” olgularının birbirinden bağımsızlaşması gibi bir anlama gelmemektedir. İki olgu arasındaki ilişkide bir konum ve anlayış değişikliği anlamına gelmektedir. Daha açık bir ifade ile “kadın ve din” literatüründe kadın genellikle “nesne” konumunda iken giderek “özneye” dönüşmektedir

    Expectations and problems of school psychological advisorswith school administrator, teacher and parents

    No full text
    Bu araştırmanın amacı okul psikolojik danışmanlarının okul yöneticisi, öğretmen ve velilerle karşılıklı beklenti ve sorunlarını ayrıntılı bir şekilde incelemektir. Psikolojik danışmanların bakış açısından beklenti ve sorunlar incelendikten sonra okul yöneticilerinin, öğretmenlerin ve velilerin bakış açısından beklenti ve sorunlar incelenerek karşılaştırılması ve çözüm önerileri ile işbirliğinin artırılarak rehberlik hizmetlerinin daha sağlıklı, verimli yürütülmesi ve psikolojik danışmanların motivasyonunun arttırılması hedefi ile çalışma yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi amaçlı örnekleme yöntemlerinden olan benzeşik örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022/2023 eğitim öğretim yılında Amasya ili Merzifon ilçesinde görev yapan psikolojik danışmanlar, okul yöneticileri, öğretmenler ve okullarda öğrencisi bulunun veliler olmak üzere 4 farklı gruptan olan 20 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak psikolojik danışmanlara sorulan 4 farklı grupta 3er açık uçlu sorudan 12 açık uçlu soru ve okul yöneticisi, öğretmen ve velilere sorulan 4er açık uçlu soru bulunan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılar ile görüşmeler yüz yüze gerçekleşmiştir. Katılımcıların görüşmelere katılmasında gönüllülük esasına dikkat edilmiş, soruları içten ve samimi bir şekilde cevaplamaları istenmiştir. Her bir görüşme ortalama 20-30 dakika aralığında sürmüştür. Yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen veriler betimleyici bakış açısına göre analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda veriler analiz edildiğinde psikolojik danışmanlar okul yöneticileri, öğretmenler ve velilerden farklı beklentiler içinde olsalar da psikolojik danışmanların iletişim ve işbirliğini önemsedikleri ve olumsuz bakış açısı ile önyargıların değişmesi gerektiğini düşündükleri görülmektedir. Okul yöneticilerinin psikolojik danışmanlardan beklentilerini öğrenciler ile ilgili bilgi alışverişinin sağlanması, rehberlik programının hazırlanması ve uygulanması, sınıf rehber öğretmenleri ile etkili iletişim ve işbirliği içinde olunması, psikolojik danışmanların kişisel sürekli gelişim içinde olmaları, psikolojik danışmanların sorunlara çözüm üretmesi ve okul başarısına katkı sağlaması olarak ifade ettikleri görülmektedir. Öğretmenler psikolojik danışmanlardan beklentilerini; işbirliği içinde hareket edilmesi, öğrenciler ile ilgili fikir alışverişi yapılması ve psikolojik danışmanlar tarafından yol gösterilmesi, psikolojik danışmanların etkili dinleyici ve anlatıcı olması, akademik başarıya ve okul ortamına katkı sağlanması olarak ifade etmişlerdir. Veliler psikolojik danışmanlardan beklentilerini; ihtiyaç duyulan zamanlarda psikolojik yardım sağlanması, öğrenciler için doğru yönlendirme yapılması ve veliler ve öğrenciler için bilgilendirmeler yapılması olarak ifade etmişlerdir. Katılımcıların karşılıklı sorunları ifade ettikleri veriler incelendiğinde; genel olarak psikolojik danışmanlar ile okul yöneticileri, öğretmenler ve veliler arasındaki sorunlarda iletişim eksikliği, görev ve sorumlulukların yerine getirilmemesi, psikolojik danışmanlara karşı oluşan önyargı ve olumsuz tutum katılımcılar tarafından ifade edilen sorunlarda öne çıkan sorunlardır. Okul yöneticilerinin psikolojik danışmanlar ile yaşadıkları sorunları; görev tanımında netlik olmaması ve rol karmaşası, okul yönetiminin rehberlik hizmetleri ile ilgili bilgi eksikliği ve farklı bakış açıları olarak ifade ettikleri görülmektedir. Öğretmenler psikolojik danışmanlar ile yaşadıkları sorunları; iletişim eksikliği, geri dönüt yetersizliği ve fazla olan form ve evrak işleri olarak ifade etmişlerdir. Veliler psikolojik danışmanlar ile yaşadıkları sorunları; iletişim eksikliği, ailenin bilinçli olmaması ve velilerin çocukları konusunda yanlış algılara sahip olmaları olarak ifade etmişlerdir. Çalışmada okul psikolojik danışmanı ile okul yöneticileri, öğretmenler ve velilerin karşılıklı beklenti ve sorunları değerlendirilerek analiz edilmiş ve işbirliğinin arttırılması ile sorunların çözülmesi için çeşitli çözüm önerileri getirilmiştir.The aim of this research is to examine in detail the mutual expectations and problems of school counselors with school administrators, teachers and parents. After examining the expectations and problems from the point of view of the psychological counselors, the expectations and problems from the point of view of school administrators, teachers and parents were examined and compared, and a study was conducted with the aim of increasing the cooperation with the solution proposals, making the guidance services more healthy and efficient and increasing the motivation of the psychological counselors. Qualitative research method was used in the research. The sample of the study was determined by homogeneous sampling, which is one of the purposeful sampling methods. The study group of the research consists of 20 people from 4 different groups, including psychological counselors, school administrators, teachers and parents who have students in schools, working in the Merzifon district of Amasya in the 2022/2023 academic year. As a data collection tool in the research, a semi-structured interview form with 12 open-ended questions from 3 open-ended questions in 4 different groups and 4 open-ended questions asked to school administrators, teachers and parents was used. Interviews with the participants took place face to face. Participation in the interviews was done on a voluntary basis and they were asked to answer the questions sincerely and sincerely. Each interview lasted an average of 20-30 minutes. The data obtained as a result of the studies were analyzed from a descriptive point of view. When the data is analyzed as a result of the research, it is seen that although psychological counselors have different expectations from school administrators, teachers and parents, psychological counselors care about communication and cooperation and think that negative perspectives and prejudices should be changed. The expectations of school administrators from psychological counselors are providing information exchange about students, preparation and implementation of guidance program, effective communication and cooperation with class counselors, continuous personal development of psychological counselors, psychological counselors producing solutions to problems and contributing to school success. is seen. Teachers' expectations from psychological counselors; acting in cooperation, exchanging ideas about students and being guided by psychological counselors, being effective listeners and narrators of psychological counselors, contributing to academic success and school environment. Parents' expectations from psychological counselors; providing psychological help when needed, providing correct guidance for students, and providing information for parents and students. When the data in which the participants expressed mutual problems are examined; In general, the problems between psychological counselors and school administrators, teachers and parents, lack of communication, failure to fulfill their duties and responsibilities, prejudice and negative attitudes towards counselors are the problems expressed by the participants. Problems of school administrators with psychological counselors; It is seen that the lack of clarity in the job description and role confusion, the lack of information about the school administration's guidance services and different perspectives. Teachers' problems with psychological counselors; lack of communication, lack of feedback, and excessive forms and paperwork. Parents' problems with psychological counselors; They expressed it as lack of communication, lack of awareness of the family, and parents' having wrong perceptions about their children. In the study, the mutual expectations and problems of school counselors, school administrators, teachers and parents were evaluated and analyzed, and various solutions were proposed to solve the problems by increasing cooperation

    Hârezm’de Me’mûnî Devleti’nin Kuruluşu

    No full text
    Tarihi Hârezm bölgesine M.S. 305 yılından 386/996 yılına kadar Afrîğî Hanedanı mensubu Hârezmşâhlar hükmetmişlerdir. Afrîğî iktidarının sonu bir dış müdahaleden dolayı değil, kanlı bir iç savaş neticesinde gelmiştir. Hârezm’deki Cürcâniye/Gurgânc şehrini Afrîğîlerden bağımsız ve doğrudan Sâmânîlere vassal şekilde yöneten Emîr I. Me’mûn, son Afrîğî Hârezmşâh II. Muhammed’i 386/996 senesinde tahttan indirerek idam etmiştir. Böylece Gurgânc Emîri I. Me’mûn, Hârezm’in tamamına hakim olarak Hârezmşâh unvanını üstlenmiş ve yeni bir devletin temellerini atmıştır. Fakat iktidara geçtikten hemen sonra, 387/997 yılında faili meçhul bir cinayetle katledilmiştir. Onun vefatından sonra Me’mûnî iktidarı, 389/999 yılında Sâmânîlere tâbiyetinden ayrılarak siyasi meşruiyeti Abbâsî Hilâfeti tarafından da tasdik edilen müstakil bir devlet haline gelmiştir. Me’mûnî Devleti, 408/1017 senesine kadar Hârezm’de hakim olmuştur. Bu makale, yukarıda kısaca özetlediğimiz Me’mûnî Devleti’nin kuruluşu sürecini detaylı bir şekilde incelemektedir ve konuyla alakalı bazı problemleri ele almaktadır. Hârezm hükümdarlarının siyasi statülerini, Sâmânî devlet ricaliyle ilişkilerini ve onları savaşa sürükleyen etkenleri anlatarak savaşın cereyanını ve sonuçlarını değerlendirmektedir. İç savaşın mahalli edebiyata yansımalarını olayların tanığı olan şairlerin siyasi içerikli şiirlerden alıntılar yaparak göstermektedir. Tahta çıktıktan kısa süre sonra Hârezmşâh I. Me’mûn’un ölümünü Hârezmli devlet adamlarının düzenledikleri bir suikast olarak kabul etmekte ve suikastı Sâmânî Hükümdarı II. Nûh’un azmettirdiği iddiası üzerinde durmaktadır. Son olarak Me’mûnî Devleti’nin Sâmânî vassalığından çıkarak müstakil hale gelmesi ve Abbâsî Hilâfeti tarafından tanınmasını açıklamaktadır

    Abû Mûsa al-Madînî and his hadith

    No full text
    Ebû Mûsâ Muhammed b. Ömer Ahmed el-Medînî (öl. 581/1185), hicrî altıncı yüzyılda yaşamış hadisçilerden biridir. Ömrünü hadis ilimlerine adayan Ebû Mûsâ küçük yaştan itibaren dönemin önde gelen âlimlerinden ders almış ve çok sayıda öğrencisi olmuştur. İslâmî ilimlerin birçok alanında kendini yetiştiren Ebû Mûsâ, kaleme almış olduğu eserlerle ilim dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur. Bu çalışma kapsamında Ebû Mûsâ el-Medînî'nin hayatı, yaşadığı yer ve dönem, asrının sosyal ve siyasî durumu, hocaları, öğrencileri, kitaplarında takip ettiği yöntem ele alınmıştır. Bu tezin amacı Ebû Mûsâ el-Medînî'nin kaleme aldığı eserleri çerçevesinde hadisçiliğini incelemektir. Ancak eserlerin bir kısmı günümüze kadar intikal etmeyip bazılarının yalnızca isim ve muhtevasının bilinebiliyor olması o eserlerdeki yetkinliğini görmeyi mümkün kılmamaktadır. Ebû Mûsâ el-Medînî'nin kitaplarında takip ettiği metot, eserin kendi bağlamında incelenmiş ve hadisçilik yönü gün yüzüne çıkarılmaya gayret edilmiştir. Bu araştırma neticesinde Ebû Mûsâ el-Medînî'nin hadis ilimlerinin bütün dallarında kıymetli eserler yazdığı ve alana önemli katkılarda bulunduğu görülmüştür. Ayrıca yaşadığı coğrafyada hadis ilimlerinin gelişmesine ve yaygınlaşmasına vesile olduğu sonucuna varılmıştır.Abû Mûsâ Muhammad b. 'Umar Ahmad al-Madînî (d. 581/1185) was one of the hadith scholars who lived in the sixth century. Abû Mûsâ, who devoted his life to the sciences of hadith, took lessons from the leading scholars of the period from an early age and had many students. Abû Mûsâ, who trained himself in many fields of Islamic sciences, made important contributions tothe world of science with his works. Within the scope of this study, Abû Mûsâ al-Madînî's life, the place and period in which he lived, the social and political situation of his century, his teachers, his students, and the method he followed in his books are discussed. The aim of this thesis is to examine Abû Mûsâ al-Madînî's hadith within the framework of his works. However, the fact that some of his works have not survived to the present day and only the name and content of some of them are known does not make it possible to see his competence in those works. The method that Abû Mûsâ al-Madînî followed in his books has been examined in the context of the work itself, and an effort has been made to reveal his hadithicism. As a result of this research, it was seen that Abû Mûsâ al-Madînî wrote valuable works in all branches of hadith sciences and made important contributions to the field. It was also concluded that he was instrumental in the development and spread of hadith sciences in the geography where he lived

    Sosyal Ayrışmanın Kentsel Mekana Yansıması: Amasya’da Üç Kentsel Odak

    No full text
    The place is the only meeting point that gives life to the social relations of the citizens. Spaces that can be an invisible border between societies can also cause fragmentation in the urban environment. Starting from the problem of determining the reflection of the fragmentation between communities in terms of social, economic, and cultural aspects on the urban space, it was hypothesized that groups formed spatial fragmentation. Based on this hypothesis, three urban nodes were determined in Amasya. To determine the social segregation in these urban nodes, a survey was conducted with the users and the findings were supported by spatial analysis. To determine the social segregation in these urban nodes, a survey was conducted with the participant and the findings were supported by analysis. As a result of the analyzes in the study, it was observed that there was mixed use and no spatial difference in focus-I, the presence of mixed use and spatial difference in focus-II, and the use of subgroups in focus-III and no spatial difference. As a result of the findings, social segregation was determined, and the proposed hypothesis was confirmed. Suggestions for ensuring spatial equality between different groups in the society and fragmentation were presented.Mekân kentlilerin toplumsal ilişkilerine hayat veren yegane buluşma noktasıdır. Toplumlar arasında kurulu görünmez bir sınır olabilecek mekânlar aynı zamanda kentsel ortam içerisinde parçalanmaların oluşmasına neden olabilmektedirler. Bu bağlamda sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan alt ve üst topluluklar arasındaki parçalanmanın kentsel mekâna yansımasının araştırılması probleminden yola çıkılarak, farklı grupların kentsel alanda mekânsal kırılma noktaları oluştuğu hipotezi ileri sürülmüştür. Bu hipotez doğrultusunda Amasya’da kırılmanın gözlendiği üç odak tespit edilmiştir. Belirlenen üç odakta sosyal ayrışmanın tespit edilmesi amacıyla kullanıcılara anket çalışması yapılmış ve bulgular mekânsal analizlerle desteklenmiştir. Çalışmada yapılan analizler sonucunda odak I’de karma kullanım olduğu ve mekânsal farklılık olmadığı, odak II’de karma kullanım ve mekânsal farklılığın varlığı ve odak III’de alt grubun kullanımının olduğu ve mekânsal farklılık olmadığı gözlenmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda odak II’de sosyal ayrışmanın varlığı ortaya koyulmuş ve öne sürülen hipotezler doğrulanmıştır. Sonuç bölümünde ise; toplumda farklı gruplar arasındaki mekânsal eşitliğin sağlanabilmesi ve parçalanmaya dair çözüm önerileri sunulmuştur

    Medyadaki Gıda Reklamlarının Üniversite Öğrencilerinin Beslenme Alışkanlıkları ve Beslenme Durumu Üzerindeki Etkilerinin Değerlendirilmesi

    No full text
    Bu çalışmada medyadaki gıda reklamlarının üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıkları ve beslenme durumları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de bir devlet üniversitesinde öğrenim gören, yaşları 18-30 yıl arasında değişen 91 erkek ve 630 kadın olmak üzere toplam 721 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri anket formu aracılığıyla yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Anket formuyla bireylere ait tanımlayıcı bilgiler, beslenme alışkanlıkları, beslenme durumu ve medya ilişkisi sorgulanmıştır. Bireylerden 24 saatlik geriye dönük hatırlatma yöntemi ile ayrıntılı besin tüketim kayıtları alınmıştır. İstatistiksel analizler; Ki-kare, Indepedent Sample-t testi, Pearson ve Spearman korelasyon katsayısı analizleri ile değerlendirilmiştir. Çalışmada kadın öğrenciler ve toplam katılımcıların medyada gıda reklamlarına bir haftada ortalama ayırdıkları süre ile diyetle toplam posa, çözünür posa, çözünmez posa ve bitkisel protein alımları arasında negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Bununla birlikte hem kadın öğrencilerin hem de toplam katılımcıların bir hafta içerisinde medyada gıda ile ilgili izledikleri ortalama reklam sayısı ile diyetle toplam yağ (%) alımı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0,05). Ayrıca, çalışmada medyadaki gıda reklamlarına bir haftada ortalama ayrılan süre arttıkça gelirin beslenmeye ayrılan yüzdesinin arttığı ve gıda ile ilgili izlenilen reklam sayısı arttıkça beden kütle indeksi (BKİ) (kg/m²)’nin arttığı görülmektedir (p<0,05). Bu sonuçlar, medyadaki gıda reklamlarına artmış maruziyetin toplumdaki bireyleri sağlıksız beslenme davranışlarına ve daha fazla besin tüketimine yönlendirerek BKİ artışına yol açabileceği sonucuna varılabilir

    J-supplemented lattices

    No full text
    Bu çalışmada, kafeslerde J-küçük elemanlar tanımlanmıştır. J-küçük elemanların küçük elemanlar ile ilişkisi ve bazı özellikleri incelenmiştir. J-küçük eleman kavramını kullanarak J-tümlenmiş kafesler tanımlanmıştır. L bir J-tümlenmiş kafes ise her n ∈ L için 1/n bölüm alt kafesinin de J-tümlenmiş olduğu gösterilmiştir. J-tümlenmiş elemanların, bir takım koşullar altında bölüm alt kafeslerinde J-tümlenmiş olduğu incelenmiştir. Benzer şekilde, bölüm alt kafeslerinde J-tümlenmiş olan elemanların bir takım koşullar altında kapsayan kafeslerde J-tümlenmiş olduğu incelenmiştir. J-tümlenmiş kafeslerin bazı özellikleri ve karakterizasyonları çalışılmıştır.In this work, it is defined J-small elements in lattices. J-small elements with small elements relationship and some of its properties were examined. J-supplemented lattices defined using the J-small elements. It is shown that if L is a J-supplemented lattice, then for every n ∈ L quotient sublattice 1/n is also J-supplemented. It is investigated under which conditions J-supplemented elements can be J-supplemented in quotient sublattices. Similarly, the conditions under which the elements J-supplemented in quotient sublattices will be J-complemented in the container lattices are investigated. Some properties and characterizations of J-supplemented lattices have been studied

    Investigation of the Social Studies Curriculum of Türkiye and Italy in the Context of Citizenship Education: A Comparative Study

    No full text
    This study aims to compare the citizenship education in Italy and Türkiye in terms of knowledge, skills and values. In this context, the secondary school history, geography and citizenship education curriculum taught within the scope of the unidisciplinary social studies approach in Italy and the social studies course curriculum taught in Türkiye were examined. Comparisons were carried out at 4th, 5th, 6th, 7th and 8th grade levels. Content analysis method was used to analyze the data obtained, and the codes emerged as a result of the analyzes were presented in tables. In line with the results obtained, it is seen that Italy and Türkiye give weight to high-level thinking skills similar to the skills education dimension of citizenship education, and the programme being taught in Türkiye is more intense than the Italian curriculum in terms of value dimension; in both countries, diligence, respect, responsibility, patriotism, freedom/independence, solidarity, respect for cultural heritage and sensitivity values were emphasized; in the knowledge dimension, individual, social, cultural, economic, political, legal, historical, religious, professional, scientific, traditional and current issues were emphasized in Türkiye; in Italy, as well as these issues ecological citizenship and the European Union system were discussed. In line with the findings, suggestions were made to expand the scope of citizenship education in Türkiye with the dimensions of knowledge, skills and values, and to explicitly address the targeted skills and values in citizenship education in Italy

    Syntesis and chacaterization of zinc phtalocyanines containing methyl2-mercaptobenzoate

    No full text
    Yapısal özelliğinin yanı sıra kimyasal kararlılığı nedeni ile birçok alanda ftalosiyaninin kullanıldığını görmekteyiz. Sudaki çözünürlüğünün az olması nedeni ile tıp ve medikal alanda kullanımı tercih edilmemektedir. Bu alanlarda kullanımını arttırmak için ftalosiyaninlerin periferal veya non periferal kısımlarına hidrofilik sübstitüentler bağlanması yeterlidir. Periyodik sistemdeki metallerin 70'ten fazlası ile bileşik oluşturabilen ftalosiyaninlere farklı substutıentler ekleyerek farklı özelliklere sahip birçok ftalosiyanin elde edilebilinir. Yaptığımızda bu çalışmada tiyol grubu içeren ftalosiyanin sentezlenip karateristik özellikleri incelendi. Elde edilen ftalosiyaninler IR, 1H NMR, 13C NMR ve UV-Vis. spektrumları ile karakterize edildi.We see that phtalocyanine is used in many fields due to its chemical stability as well as its structural feature. Due to its low solubility in water, it is not preferred for use in medicine and medical fields. In order to increase its use in these areas, it is sufficient to attach hydrophilic substituents to the peripheral or non-peripheral parts of phtalocyanines. Many phtalocyanine with differentproperties can be obtanied by adding different substituents to phtalocyanines which can form compounds with more than 70 of the metals in the periodic system. In this study, phtalocyanine containing thiel group was synthesized and ıts characteristic properties were examined. The obtained phthalocyanines are characterized by IR, 1H NMR, 13C NMR and UV-Vis spec

    14

    full texts

    2,000

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Amasya University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇