Açık Dergi Sistemleri
Not a member yet
    522 research outputs found

    İş Motivasyonunun Çalışan Bağlılığı ve İşten Ayrılma Eğilimi Üzerindeki Etkileri

    Get PDF
    In this study conducted on 84 public ve private sector employees, the relationships between organizational commitment, motivation to work ve turnover intention are investigated ve to determine the statistically significant relations, Allen ve Meyer's model is used. Statistically coherent corellations between affective, continuance, normative commitment ve motivation to work ve their impact on turnover intention is also investigated by regression analysis. This study serves as an important guide for those who are interested in understanding ve increasing employee commitment.Özel sektörden ve kamu sektöründen 84 çalışanı ele alan bu çalışma ile iş motivasyonu, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler araştırılmaktadır. İstatistiksel olarak anlamlı ilişkiler, Alen ve Meyer'in örgütsel bağlılık modeli ele alınarak incelenmiştir. İş motivasyonu, işe katılım ve işe bağlılık olarak kavramsallaştırılmış ve yapılan regresyon analizleri duygusal bağlılık, devam bağlılığı, normatif bağlılık, işe katılım ve işe bağlılığın işten ayrılma eğilimi üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma çalışan bağlılığını güçlendirmeye ve arttırmayı amaçlayan kişiler için önerilerde bulunmaktadır

    From Shakespeare to Kierkegaard: an Existential Reading of Hamlet

    Get PDF
    Shakespeare'in "Hamlet" oyunu varoluşçuluk felsefesi bağlamında yorumlanabilir. Danimarka'da, kendisini Sartre'in 'boşluk' ('void') olarak nitelendirdigi türde bir ortamda bulan Hamlet, çürümüş bir dünyada mücadele veren modern Avru-pa'lı insan kavramının bir örneği olarak algılanabilir. Hamlet 'bulantısını' ('nausea') yenmeye, insanları maskelerinden ve yanıltıcı görünümlerinden arındırmaya çabalarken Kierkegaard'in betimlediği üç yaşam evresinden geçer:estetik, ahlaki, ve dini. Bu evreler kökenlerinde birbirleriyle çelişki halinde olduklari için, insan temel bir seçim -- 'ya ... ya da' ('either/or')-- yapmak durumundadır. Oyunda Hamlet'in tepkileri ve tepkisizlikleri bu bağlam içinde incelenebilir.Shakespeare's Hamlet yields conveniently to an existential reading. Hamlet may be seen as the prototype of the modern European man who struggles in a "rotten" world. In Denmark, he finds himself in a Sartrean "void". As he struggles to overcome his "nausea" by trying to unmask men, strip them of their fine appearances and show them in their true nature, Hamlet passes through the three stages of life described by Kierkegaard: the aesthetic, the ethical and the religious. Since these stages are in contradiction with one another, there is a basic choice, an "either/or" facing man. Hamlet's actions or non-actions in the play can be studied within the framework of this context

    Ters Para İkamesi Süreci ve Döviz Kuru Oynaklığı: Türkiye Örneği

    Get PDF
    Theoretical and empirical literature shows that there is a significant relation between currency substitution and exchange rate volatility, and this volatility affects money demand significantly. This study examines the relation between reverse currency substitution and the volatility in exchange rate as well as the effects of this volatility on the demand for money. We used monthly data covering the period of 2001/04-2006/12, which started with the implementation of Program for Transition to a Strong Economy. Following the literature, we employed E-GARCH method in exchange rate volatility modeling and Pesaran et al (2001) bounds test approach in the estimation of money demand function. In accordance with the theoretical expectations, we found that with the increase in reverse currency substitution the exchange rate volatility decreased. Moreover, the decline in the volatility of exchange rate increased the money demand, i.e. accelerated the reverse currency substitution process.Teorik ve ampirik literatür, para ikamesinin döviz kurundaki oynaklığı ve bu oynaklığın da para talebini anlamlı düzeyde etkilediğini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, son dönemde, tersine dönmeye başlayan para ikamesinin döviz kuru oynaklığına ve bu oynaklığın da para talebi üzerine etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Çalışmada Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı veri seti için başlangıç olarak alınmış ve 2001/04-2006/12 dönemini kapsayan aylık veri seti kullanılmıştır. Oynaklığın modellenmesinde E-GARCH ve para talebi denkleminde ise Pesaran vd. (2001) sınır testi yaklaşımı ile tahmin yapılmıştır. Teorik beklentiye uygun olarak, tahmin sonuçlarına göre inceleme döneminde, para ikamesinin tersine dönmesi döviz kuru oynaklığını azaltmıştır. Ayrıca, döviz kuru oynaklığındaki bu azalışın da ters para ikamesi sürecini hızlandırdığı para talebi modeli tahminiyle gösterilmiştir

    Moving Object Detection Using Delayed - Cellular Neural Network

    Get PDF
    Bu makalede, 2 boyutlu görüntüler geciktirilmiş hücresel yapay sinir ağı (GHYSA) ile incelenmiştir. GHYSA ilk defa 1993 yılında tanıtılmıştır. Gecikme miktarı belirli bir değerden küçük seçilmesi halinde, asimptotik kararlılık sağlanır. Özellikle son yıllarda, görüntünün hareketli olan kısmı diğer bölgelere göre daha önemli olabilmektedir. Tıp biliminde, kanserli hücrelerin yönelimini GHYSA ile belirlemek çok önem taşımaktadır. Burada Java dilinde yazılım gerçekleştirilmiş ve yapay örnekler için iyi sonuçlar elde edilmiştir.In this paper, we have studied moving objects in 2-D images using Delayed Cellular Neural Network (DCNN). DCNN was first introduced in 1993. It is shown that for a network whose cells are specified, complete asymptotic stability providing the delay is less than a bound which depends on only the cell parameters. Especially nowadays, only moving part of the whole image is getting more important according to the practical cases such as estimation of biomedical issues which is enlarging due to the cancer property. We have used Java language for our synthetic examples and satisfactory results were obtained

    Mağaza Sadakat Programlarının Algılanması, Güven, İlişkiyi Sürdürme İsteği ve Mağaza Sadakati Arasındaki İlişkilerin Yapısal Eşitlik Modeli ile İncelenmesi

    Get PDF
    Especially in the retail industry, where there is intense competition, companies have started to initiate customer loyalty programs. By the help of these programs companies expect to develop long - term relationships with their customers and collect useful information about them as well. The purpose of this research is to analyze a supermarket customer loyalty program to investigate the relationship between customer loyalty programs and the actual customer loyalty to a company’s products and services. Structural Equation Modeling (SEM) was used in order to test our research hypotheses. As a result of the Structural Equation Modeling, it is found that the trust, which is an important factor in relationship marketing, has also impact on the continuation of the relationship. The other consequence of the research is that the store loyalty is affected by perception of the loyalty programs and the willingness to continue the relationship with the store.Rekabetin özellikle çok yoğun olduğu perakendecilik sektöründe işletmeler, müşterileri hakkında bilgiye sahip olmak, onlarla uzun dönemli ve karşılıklı fayda sağlayan bir ilişki yaratmak amacıyla müşteri sadakat programları uygulamaya başlamışlardır. Bu araştırmada, müşteri sadakat programları ile müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi görebilmek amacıyla bir süpermarket sadakat programı incelenmiştir. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Yapısal eşitlik modeli uygulaması sonucunda, ilişkisel pazarlama yaklaşımında çok önemli bir bileşen olan güvenin, ilişkiyi sürdürme üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bir diğer sonuçta mağazayla ilişkiyi sürdürme isteğinin ve sadakat programlarının algılanmasının mağaza sadakati üzerinde etkili olduğudur

    İş Özellikleri Modelinin Otel İşletmelerinde Uygulanabilirliğine Yönelik Bir Araştırma

    Get PDF
    This study aims at testing whether "job characteristics model", one of the important ways of motivating workers, can be applied to hotel workers or not. The hypotheses in this study are analyzed by using chi-square test to detect possible relationships. The empirical results indicate that the hypotheses are accepted. The empirical application of the research is practiced at Balıkesir-Gönen Kaplıcalar İşletmesi A.Ş., Entur Termal Hotel, Ömür Hotel and Adramis Termal Hotel with 431 workers through a survey. The statements about working features are analyzed with explanatory factor analysis, and three factor-dimensions are found according to the results. Regarding the results of the study, it is found that three working traits associated with "the meaningfulness of work" is a cause of "making hotel employees feel how meaningful their work is", which contributes to an increase in working motivation.Bu araştırmanın amacı, çalışanların güdülenmesinde önemli araçlardan biri olan "iş özellikleri modeli"nin otel işletmesi çalışanları üzerinde uygulanabilir olup olmadığını test etmektir. Bu amaçla iş özellikleri literatürü incelemiş ve bir anket hazırlanmıştır. Hazırlanan anket, pilot çalışmadan sonra Balıkesir-Gönen Kaplıcalar İşletmesi A.Ş., Entur Termal Otel, Ömür Otel ve Adramis Termal Otel'de 431 çalışana uygulanmıştır. Araştırmada ileri sürülen hipotezler ki-kare analizi ile test edilmiş ve hipotezler kabul edilmiştir. İş özellikleriyle ilgili ifadeler açıklayıcı faktör analizine tabi tutulmuş ve bunun sonucunda 3 faktör boyutu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda elde edilen verilerden hareketle, "işi anlamlı hissetme" ye ilişkin üç iş özelliği ile ("beceri çeşitliliği", "görev bütünlüğü", "görevin önemi") otel çalışan-larının işi anlamlı hissetmesi ve dolayısıyla iş motivasyonunun artması arasında anlamlı / önemli bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur

    Design and Development of Material and Information Flow for Supply Chaıns Using Genetic Cellular Networks

    Get PDF
    Son yıllarda, geri yay ılım tekniğine dayanan yapay sinir ağı (Ziarati and Ucan, January 2001) modeli ile gerçek bir firmanın malzeme tedarik zincirinde geleceğe dönük malzeme talep miktarı tahmin edilebilmiştir. Yapay sinir ağlarının hızlı olması, büyük miktardaki verinin ele alınabilmesi, malzeme akış diagramlarında geleceğe yönelik tahminlerde potensiel bir model olmalarını sağlamaktadır. Bu makale, (Ziarati and Ucan, January 2001) makalesinin geliştirilmiş biçimidir. Burada yapay sinir ağ (YSA) yapısı yerine Genetik Hücresel Yapay Sinir Ağ (HYSA) modeli konulmuştur. Söz konusu yaklaşım daha az parametre ile kestirim yapabilmekte ve dolayısıyla hızlı değişimli gerçek tedarik zincir problemlerine daha hızlı uyum sağlamaktadır. Önerilen modelin, tedarik zinciri problemlerinde, gerek eğitim sürecinin kısaltılmasında gerekse malzeme istek kestirimde üstün başarım göstermesi beklenmektedir.In a recent paper by authors (Ziarati and Ucan, January 2001) a Back Propagation-Artificial Neural Network (BP-ANN) was adapted for predicting the required car parts quantities in a real and major auto parts supplier chain. It was argued that due to the learning ability of neural networks, their speed and capacity to handle large amount of data, they have a potential for predicting components requirements and establishing associated scheduling throughout a given supply chain system. This paper should be considered a continuation of the first paper as the neural network approach introduced in this paper replaces the BP-ANN by a new method viz., Genetic Cellular Neural Network (GCNN). The latter approach requires by far less stability parameters and hence better suited to fast changing scenarios as in real supply chain applications. The model has shown promising outcomes in learning and predicting material demand in a supply chain, with high degree of accuracy

    Üniversite Öğrencilerinin Mobil Reklâmcılığa Karşı Tutumları

    Get PDF
    The rapid proliferation of mobile devices such as cellular phones has created a new communication channel for marketing. Currently, cellular phones are mostly used for Short Messaging Service (SMS) advertising. The aim of this study is to explore the factors that underline undergraduates’ attitudes toward SMS advertising. The results obtained indicated factors such as entertainment, informativeness, irritation, reliability, general attitude and permission and incentive-based advertising. The undergraduates do not perceive SMS advertisements to be entertaining, informative and reliable. Moreover, they find SMS advertisements annoying. It was also found that the students as consumers generally have negative attitudes toward SMS advertisements. However, they have positive attitudes toward permission or incentive based SMS advertising. Thus, sending SMS advertisements to potential customers without prior permission or incentive doesn’t seem to be a good marketing strategy.Cep telefonları gibi mobil araçların hızla yaygınlaşması, pazarlama için yeni bir iletişim kanalı ortaya çıkarmıştır. Günümüzde cep telefonları ile çoğunlukla kısa mesaj (KM) reklâmcılığı yapılmaktadır. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin KM reklâmcılığına karşı tutumlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, genç tüketicilerin KM reklâmcılığına karşı tutumlarını belirlemeye yönelik faktörler; eğlendirme, bilgilendirme, sinirlendirme, güvenilirlik, genel tutum, izinli reklâmcılık ve ödüllü reklâmcılık olarak belirlenmiştir. Öğrenciler KM reklâmlarını eğlendirici, bilgilendirici ve güvenilir bulmamaktadırlar. Aynı zamanda da sinir bozucu olduklarını düşünmektedirler. Öğrencilerin KM reklâmlarına karşı genel tutumları olumsuzdur. Ancak izinli veya ödüllü reklâmlara karşı tutumları olumludur. Bu nedenle, potansiyel tüketicilere izinsiz veya ödülsüz KM reklâmı göndermek iyi bir pazarlama stratejisi olmayabilir

    Historical Influences and a Modern Alternative for Leadership Models in Central Asia

    Get PDF
    Sovyetler Birliği’nin çöküşü Orta Asya’da bir çok yeni devletin ortaya çıkmasına ve çeşitli yönetim modellerinin oluşmasına neden olmuştur. 1990’lar sonrası yönetim modelleri çeşitlilik göstermesine rağmen bunlardan çok az bir kısmı Samuel Huntington’ın otoriter rejimlerin dönüşümünde Üçüncü Dalga olarak adlandırdığı yolu izlemiştir. Bu tez, demokratik sistemler ve demokratik yollarla seçilmiş hükümetlerin otoriter rejimlere her zaman tercih edileceğini savunmaktadır. Ancak, tarihsel olarak bakıldığında Avrasya bölgesinde seçimle gelen hükümetlere ilişkin deneyimin çok az olduğu görülmektedir. Bu durum Sovyetler Birliği’nin yıkılması sonrasındaki yönetim modellerinin özelliklerinde de gözlenmektedir. Söz konusu yönetim modelleri esasen üç tarihsel dönemin etkilerinin sonucunda ortaya çıkmıştır. Bunlar İslam imparatorları, Moğol Hanları ve Rus Çarlarının (ve daha sonraki Sovyet liderlerinin) dönemleridir. Bu çalışmada, Avrasya yönetim modellerinin tarihsel etkileri incelenmekte ve bunların söz konusu bölge ülkelerindeki siyasete, topluma ve ekonomik yapılara ne şekilde yansıdığı tartışılmaktadır. Bu çerçevede, halihazırdaki siyasi gelişim seviyeleri çerçevesinde söz konusu ülkelerin, günümüze kadar görülen en başarılı Avrasya modeli olan Türkiye’yi ve Kemal Atatürk’ü örnek almalarının, tam katılımcı demokrasiye geçiş veya Sovyetler sonrası diktatörlük rejimleri alternatiflerine göre çok daha yararlı olacağı belirtilmektedir.The 1991 demise of the Soviet Union that led to the emancipation of many Central Asian states, also led to a grab for power by a variety of leadership types. Although the characteristics of leadership types in the 1990s were diverse, few followed the pattern of Samuel Huntington's Third Wave of authoritarian transition, whereby authoritarian regimes were abandoned in favor of democratically elected and democratically oriented governments. Historically, Eurasia has had little experience with popular government. This is reflected in the general characteristics of leadership types in the post-Soviet era, which closely follow three regional historical influences - the early Islamic Emperors, the Mongolian Khans and the Russian Tsars (and later Soviet leaders). This article examines the historic influences on Eurasian leadership types and the impact of these types on the politics, societies and economies of these same states. It will be argued that at the current stage of political development, it would ultimately benefit the states of Central Asia to follow, at this time, the most successful Eurasian model to date, that of Kemal Atatürk and Turkey, rather than to push for a fully participatory democracy or sustain the post-Soviet personal dictatorships that have prospered throughout Central Asia

    Some Paradoxes in Mathematics

    Get PDF
    Matematiğin kümeler kuramındaki bazı paradoksları inceledik.We have explained some paradoxes in the set theory of mathematics

    446

    full texts

    522

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Açık Dergi Sistemleri
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇