Açık Dergi Sistemleri
Not a member yet
522 research outputs found
Sort by
Understanding and Acceptance of Evolutionary Theory Among Turkish University Students
Doğuş Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencileri (N=99) arasında evrim teorisini kabul etme düzeyi ve bunu belirleyen faktörler incelendi. Öğrencilerin yaklaşık yarısının evrim teorisini kabul ettiği bulundu. Bu oran önceki bulgulardan daha yüksektir. Bilime karşı olumlu tutuma sahip olmak ve anne-baba eğitim düzeyi kabul düzeyiyle pozitif korelasyon gösterirken dindarlık negatif korelasyon gösterdi. Evrim teorisini anlama düzeyi şaşırtıcı derecede düşüktü. Teoriyi anlama ve bilimin doğasını anlamayla teoriyi kabul düzeyi korelasyon göstermedi. Bulgulardan hareketle evrim teorisi eğitiminde nasıl daha ileri gidilebileceği tartışıldı.Acceptance level of evolutionary theory and factors predicting it were examined among Psychology majors from Doğuş University and Bahçeşehir University (N=99). About half of the students accepted evolutionary theory, which is a higher percentage than in previous reports. Positive attitudes towards science and parents’ education were positively correlated with acceptance whereas religiosity was negatively correlated. Understanding of evolutionary theory was surprisingly low. Understanding the theory and understanding the nature of science were unrelated to acceptance. Recommendations are made to improve the teaching of evolutionary theory
Application of Grey Relational Analysis with Fuzzy AHP to FMEA Method
Bu çalışmanın amacı bir tasarım HMEA uygulamasında, hata türlerini önceliklendirmede kullanılabilecek üç farklı yöntemi karşılaştırmaktır. Bu yöntemler; geleneksel HMEA risk öncelik sıralaması, Gri İlişki Analizi (risk faktörlerinin ağırlıklarının eşit olduğu varsayımı altında) ve risk faktörlerine farklı ağırlıklar vermek üzere Gri İlişki Analizi ve Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi (BAHP) yöntemlerinin birlikte uygulanmasıdır. Elde edilen bulgulara göre Gri İlişki Analizi ve bulanık AHP birlikte kullanıldığında oluşan sıralamanın, ağırlıkların eşit olduğu varsayımına dayanan sıralamaya göre farklı olduğu gözlemlenmiştir. Bu yöntemin, geleneksel yaklaşımın bazı sakıncalarını giderebildiği için, öncelikli hata türlerini belirlemede etkin bir yöntem olduğu öne sürülebilir.The purpose of this study is to compare three different methods for prioritizing failure modes in a design FMEA study. These methods are traditional approach, Grey Relational Analysis (GRA- under the assumption of risk factors having equal weights) and integration of Grey Relational Analysis and Fuzzy Analytic Hierarchy Process (FAHP) -to estimate weights for the risk factors-. According to the findings, integration of Grey Relational Analysis and fuzzy AHP revealed a difference in prioritizing failure modes from the methods with the assumption of equal weights. Because this method eliminates some of the shortcomings of the traditional approach, it is a useful tool in identifying the high-priority failure modes
Gelişmekte Olan Piyasalarda Finansal Piyasa İstikrarının Kantil Regresyon Yöntemiyle Test Edilmesi
In this study, the financial market stability is investigated for the emerging market countries of Morgan Stanley Capital International (MSCI), Europe, the Middle East and Africa index by using quantile regression based new empirical test proposed by Baur and Schulze (2009). The daily logarithmic return dataset covers the period of June 1, 2002 to February 17, 2011. The results show that Poland and Morocco exhibit financial market stability among the investigated countries.Bu çalışmada Avrupa, Orta Doğu ve Güney Afrika’da Morgan Stanley Capital International (MSCI) gelişmekte olan piyasalar endeksine giren ülkelerde finansal piyasa istikrarı Baur ve Schulze (2009)’nın önerdikleri kantil regresyon modeline dayalı yeni bir ampirik testle araştırılmıştır. Veri seti 1 Haziran 2002 ve 17 Şubat 2011 tarihleri arasındaki günlük hisse senedi piyasası logaritmik getirilerini kapsamaktadır. Çalışma sonuçları incelenen ülkelerden sadece Polonya ve Fas’ta finansal piyasa istikrarının var olduğunu göstermektedir
Örgüt Kültürünün Rol Ötesi Olumlu Davranışlara Olan Etkisi: Örgütsel Bağlılığın Aracı Değişken Rolü
One of the examples of behavioral patterns of employees is positive extra role behaviors. The purpose of this study is to determine the direct and indirect effects of contextual and attitudinal factors by focusing on organizational citizenship, which is one of those behaviors. The data which were collected from 384 employees of a private bank by using a survey form including Organizational Citizenship Behaviors Scale, Organizational Culture Scale and Organizational Commitment Scale were analyzed with structural equation modeling technique. The findings of this study indicate that the clan and development tendencies predict conscientiousness and courtesy, and the development tendency predicts sportsmanship and civic virtue behaviors of the employees’ extra role behaviors. Moreover organizational commitment has a partial mediator role in all these processes.Örgütlerde çalışanların sergiledikleri davranış örneklerinden birisi rol ötesi olumlu davranışlardır. Mevcut çalışmada bu davranışlardan vatandaşlık davranışlarına odaklanılarak, bu davranışlara etkisi olan ortamsal ve tutumsal faktörlerin doğrudan ve dolaylı etkilerinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda özel bir bankanın 384 çalışanından Örgütsel Vatandaşlık Davranışları Ölçeği, Örgüt Kültürü Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği’nin yer aldığı bir anket formuyla elde edilen veriler yapısal eşitlik modellemesi tekniğiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, çalışanların rol ötesi olumlu davranışlarından vicdanlılık ve nezaket davranışlarında klan ve gelişme eğiliminin, centilmenlik ve sivil erdem davranışlarında ise yalnızca gelişme eğiliminin etkileri olduğunu göstermiştir. Ayrıca tüm bu süreçlerde örgütsel bağlılığın kısmi bir aracılık rolünün olduğu ortaya çıkarılmıştır
İkiz Açıklar Hipotezi: Türkiye Ekonomisinden Kanıtlar
The Turkish economy has functioned according to the outward-oriented growth model since 24 January 1980, when structural changes and transformation decisions were agreed upon. However, chronic external deficit problems have been encountered since the adoption of the outward-oriented growth model. The purpose of this study is to test the hypothesis of twin deficits for period 1980-2009 in Turkish economy. In this context, the relationship between budget deficits and current account deficits have been examined theoretically. And the direction of this relationship has been analyzed empirically by means of the VAR Granger causality test and regression analysis. The findings reveal that there is in fact a causality relationship from the budget deficits towards current account deficits.Türkiye Ekonomisinde,24 Ocak 1980’de kabul edilen yapısal değişim ve dönüşüm kararları ile dışa açık büyüme modeli benimsenmiştir. Dışa açık büyüme modelinin benimsenmesi ile birlikte kronik dış ticaret açıkları ile karşılaşılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Ekonomisi için ikiz açıklar hipotezini 1980-2009 arasındaki dönem için test etmektir. Bu kapsamda, bütçe açıkları ve cari işlemler açıkları arasındaki ilişki ve bu ilişkinin yönü VAR Granger testi ve regresyon aracılığı ile araştırılmıştır. Elde edilen bulgular, bütçe açıklarından cari işlemler açıklarına doğru nedensellik ilişkisinin olduğunu ortaya koymaktadır
İnternet Alışverişi Tüketici Davranışını Belirleyen Etmenler: Planlı Davranış Teorisi (TPB) ile Ampirik Bir Test
In the recent years, because of the developments in Information and Communication Technologies (ICTs), Internet has penetrated significantly to our daily lives and caused important changes in customers’ shopping behaviors. Individuals widely differ in their behaviors of online shopping. To know more and to have detailed information on psychological and cognitive factors of customers’ online shopping behavior or reasons of them not shopping online, would reveal valuable insights to firms in forming their corporate Internet strategies. In this study, Theory of Planned Behavior (TPB), widely used in socio - psychology literature, is tested with Structural Equation Modeling (SEM) technique to determine customers’ online shopping behaviors. Empirical results revealed very significant support to the underlying theoretical model.Son yıllardaki bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, İnternet’in yoğun olarak günlük hayatımıza girmesine yol açmış ve tüketicilerin alışveriş anlayışlarını önemli ölçüde değişmiştir. Bireyler İnternet üzerinden alışveriş yapma davranışlarında çok önemli farklılıklar göstermektedir. Tüketicilerin İnternet üzerinden alışveriş yapma veya yapmama tercihlerinin altında yatan psikolojik ve bilişsel nedenler hakkında daha fazla ve detaylı bilgi sahibi olmak, firmaların bu konuda uyguladıkları stratejilerini daha etkin ve doğru belirlemesine önemli katkılar yapacaktır. Bu çalışmada, sosyo - psikoloji literatüründe yaygın olarak kullanılan Planlı Davranış Teorisi (TPB), Yapısal Eşitlik Modeli (SEM) kullanılarak tüketici davranışını tahmin etmek için test edilmiştir. Ampirik sonuçlar kuvvetli bir şekilde teorik modeli desteklemiştir
Anlaşmazlıklarımızı Çözebiliriz: Bir Çatışma Çözümü Eğitim Programı Tanıtımı
This paper provides a description of We Can Resolve Our Conflicts education program designed to prevent and reduce aggression in elementary school students and an overview of its theoretical and empirical foundations. The program was based on the theories of empathy, anger control, social information processing, and constructive conflict resolution. Effectiveness of the program was also examined by two empirical studies. The program aims active participation of the students therefore materials interesting for children such as stories, photos, cartoons, posters, films and different techniques such as pen and paper activities, class discussions, plays, role-plays, drama are utilized in the program. Studies examining the effectiveness of conflict resolution education programs have suggested that social and emotional skills can be taught and aggression can be reduced by these acquisitions.Bu makalenin amacı, ilköğretim birinci kademe öğrencileri arasında yaşanan şiddeti azaltmak ve önlemek amacıyla geliştirilmiş olan Anlaşmazlıklarımızı Çözebiliriz çatışma çözümü eğitim programını tanıtmak; programın temellendirildiği kuramlar ve görgül çalışmalar hakkında bilgi vermektir. Program, yapıcı çatışma çözümü, empati, öfke kontrolü ve sosyal bilgi işleme kuramları üzerine temellendirilmiştir. Eğitim süresince öyküler, fotoğraflar, karikatürler, posterler, çizgi filmler gibi çocukların ilgisini çekebilecek materyaller kullanılmakta, kalem-kağıt aktiviteleri, sınıf tartışmaları, oyun, rol oynama, drama gibi farklı tekniklerden yararlanılmaktadır. Çatışma çözümü eğitim programlarının etkililiği konusunda yapılan araştırma sonuçları, sosyal ve duygusal becerilerin öğrenilebileceğini ve bu becerilerin kazanımıyla saldırgan davranışların azaltılabileceğini göstermektedir
KOBİ’lerde İnovasyon Stratejileri ve İnovasyon Yapmayı Etkileyen Faktörler: Bir Uygulama
Increasing competitiveness through globalization process, has been forcing enterprises to innovate more than ever before. SMEs are considered to be more advantageous than large enterprises as they have a more flexible structure so as to meet costumers’ varying needs in an immediate manner. This study has been conducted to find out which innovation strategies enterprises prefer and which innovations they are using. Moreover, the study has examined to what extent the number of their employees and the variety in their legal structures influence their innovation activities and investigated the relation between their R&D allocations and innovation strategies. The findings have revealed that innovation success of enterprises improves along with the increase in the number of employees; involvement in innovation activities is unresponsive to type of legal structure of SMEs; and the size of R&D allocations plays a significant role in determining their innovation strategies.Küreselleşme süreci ile birlikte artan rekabet, işletmeleri inovasyon yapmaya zorunlu kılmaktadır. KOBİ’ler değişken müşteri gereksinimlerine hızlı cevap verebilecek esnek bir yapıya sahip olmaları nedeniyle büyük işletmelere göre inovasyon konusunda daha avantajlı görülmektedir. Bu çalışma KOBİ’lerin inovasyon stratejilerinden hangilerini tercih ettiklerini ve inovasyon çeşitlerinden hangilerini uyguladıklarını tespit etmek amacıyla gerçek-leştirilmiştir. Çalışma ayrıca KOBİ’lerin çalışan sayıları ve yasal yapılarındaki farklılıkların inovasyon yapmayı ne derecede etkilediğini ve Ar-Ge’ye ayırdıkları pay ile inovasyon stratejileri arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Elde edilen sonuçlar, çalışan sayısı arttıkça işletmelerin inovasyon yapma başarısının arttığını, inovasyon yapmanın KOBİ’lerin yasal yapısına göre farklılık göstermediğini ve Ar-Ge’ye ayrılan payın inovasyon stratejilerinin belirlenmesinde önemli rol oynadığını ortaya koymuştur
William Wordsworth's 'Double Awareness' of Memory in Virginia Woolf's Mrs Dalloway
Bu çalışma, modern İngiliz yazarlarından Virginia Woolf'un Mrs Dalloway adlı romanındaki romantizm konusunu ele almaktadır. Woolf, roman yazma sanatına yeni bir yaklaşım getirmesine rağmen edebiyat geleneğinin tarihsel gelişim süreci içinde geniş ve değişen perspektifin bir parçası olduğunu savunur. Bundan dolayı, Woolf'un modern romancılığı, devam edegelen edebiyat geleneğinden ayrılmayıp bu geleneğin yeniden biçimlendirilerek geliştirilmesi olarak görülebilir. Woolf, bu yeni biçimlendirme içinde Romantiklerden, özellikle de William Wordsworth'dan etkilenmiştir. Woolf, o'nu tamamıyle kopya etmez, fakat hayat ile ilgili estetik görüşünden etkilenerek realite anlayışını, toplumsal değişikliklerin getirdiği bunalımlardan (parçalanma) kendi iç dünyasında kuracağı bir huzur ortamıyla (bütünlük) kurtulacağı tezi üzerine kurar. Woolf'un kahramanları da iç dünyalarındaki bu çatısmalar sebebiyle sürekli olarak kimlik arayışı içindedirler. Woolf bu zıt görüşü ifade edebilmek için şiirsel bir anlatım (poetik-lirik) geliştirir. Dolayısıyla, Woolf, modernist kimlik görüşünü ifade etmek için Wordsworth'un kullandığı 'memory'i (hatıra) Mrs Dalloway adlı romanında bir araç olarak kullanır ve böylece yeni bir kimlik ve anlatım üslubu geliştirir. Bu yeni üslup ile geleneksel romandaki objektif anlatım tarzını bırakarak olay örgüsü bir sonuca ulaşmaksızın geçmiş ile gelecek arasında devamlı gidip gelir. Bu yeni anlatım biçiminde kahramanların belirlenmiş, sabit bir karakterleri ve kimlikleri yoktur. Bu anlayış içinde karakterlerin kimlikleri hakkında bir yargıya varmak mümkün değildir.This article deals with Romanticism in modernist British writer Virginia Woolf's novel, Mrs Dalloway. Although her works are experimental and new, they are part of a wider and developing perspective in the historical process of literary tradition, so that they cannot be viewed as completely breaking away from literary tradition, but rather as a reworking and redevelopment in its evolution. In her reworking of the traditional novel, this paper may suggest that Woolf made it "new" by returning to the Romantics, particularly to Wordsworth. By this claim, this paper does not mean that Woolf copied Wordsworth exactly, but was profoundly and pervasively influenced by his aesthetic views, especially in relation to her understanding of life as "consciousness". By returning to the Romantics, Woolf develops her sense of "reality" as both fragmented and whole, and of the "self" as fragmented but desiring and imagining unity. Hence she not only strove to construct a poetical or lyrical novel to express that contradictory view but also used her fiction to explore the mystery of the subjective consciousness as the dominant modernist view. In order to express her perception of modernist identity, Woolf used memory as a device in Mrs Dalloway and thus developed a new way of narration as well as a new view of human identity. By means of this new method, she left the objective narration of the traditional novel, and thus meaning or the view of identity in Woolf's late fiction is not static but undecided, unfinished and mysterious
Malzeme Taşıma Sistemi Alternatiflerinin Değerlendirilmesinde Bulanık-Promethee Yaklaşımı
Material handling system selection process has an important effect on productivity of manufacturing systems. Considering the importance of this process, it can be seen that there is a necessity to establish a systematic approach. In this study, to determine the best material handling system alternative, PROMETHEE approach is utilized. With the aim of taking into account the vagueness in the evaluation process and obtaining decision maker evaluations in an easier way with linguistic terms, fuzzy sets are utilized. To this end, a modified version of PROMETHEE is used. To foster the better understanding of the methodology, a real life application of a manufacturer is realized.Malzeme taşıma sistemlerinin doğru seçimi, üretim ortamının toplam verimliliği üzerinde önemli etkilere sahiptir. Bu önemli etki göz önüne alındığında, malzeme taşıma sistemi seçimi problemi için sistematik bir yaklaşım geliştirilmesi gerekliliği de görülmektedir. Bu çalışmada, söz konusu problem için, çok kriterli karar verme tekniklerinden biri olan PROMETHEE yaklaşımından faydalanılmıştır. Değerlendirme sürecindeki belirsizlikler ve karar vericilerden değerlendirmelerini sözel olarak almanın kolaylığı nedeniyle bulanık kümelerden faydalanılması uygun görülmüştür. Bu anlamda PROMETHEE’in bulanık sayıların kullanıldığı bir şekli tanıtılmıştır. Kullanılan metodolojinin daha net anlaşılabilmesi ve kullanışlılığının örneklenmesi için üretim sektöründen bir firmanın ambar bölümü için gerçek bir uygulama yapılmıştır