Açık Dergi Sistemleri
Not a member yet
522 research outputs found
Sort by
Yükseköğretim Finansmanı: Türkiye İçin Model Önerileri
This study considers financial models which are proposed to compensate the education and living expenses of the students who want to take higher education services. For a number of years the higher education financing system applied in the United States and England has provided possibility to get high education for a larger number of citizens while greatly supported research budgets of the universities, ultimately become the driving force of their economy. All proposed financing models in this study are based on the philosophy of “win-win”. These models offer ways for a better use of scarce resources, promote a faster and qualified growth of the universities, and in conclusion form a basis for sustainable economic growth.Bu çalışma, yükseköğretim hizmeti almak isteyen öğrencilerin eğitim ve yaşam giderlerini karşılamaya yönelik, önerilen finansman modellerini tartışmaktadır. Uzun yıllardır Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde uygulanmakta olan yükseköğretim finansman sistemleri, daha çok sayıda yurttaşının yükseköğrenim görmesini sağlarken, üniversitelerin de daha çok gelir kazanarak araştırma bütçelerini arttırabilmesini ve büyümesini desteklemiş ve sonuçta ekonomik büyümelerinin itici bir gücü haline gelmiştir. Bu araştırmada yükseköğretim sistemimiz için dört farklı finansman modeli önerilmektedir. Önerilen tüm modeller “kazan-kazan” felsefesine dayanarak, kıt kaynakların daha verimli kullanımı için yeni yollar önerirken, üniversitelerimizin daha hızlı ve kaliteli eksenli büyümelerini teşvik etmekte ve sonuçta sürdürülebilir bir ekonomik büyümeye sahip olabilmemiz için temel oluşturmaktadır
Kritik (Kriz) Dönem Enflasyon Hesaplamalarında Bulanık Regresyon Tahminlemesi
Inflation targeting is defined as the determination of an acceptable inflation rate for a specific period of time by considering the general variables and data of inflation and also as the implementation of monetary policies in such a way that they can reach predetermined rates. Accurate inflation estimates are needed to reach the targets. Acquiring the estimations accurately leads to correct decisions. Fuzzy regression method is a method that gives successful results when classical regression estimates cannot be obtained. During the periods when Turkey undergoes economical crisis, it is difficult to make accurate inflation estimates. More reliable estimates can be made with the help of fuzzy regression models. In this study, inflation estimates were obtained through fuzzy regression model estimation and the results were interpreted.Enflasyon hedeflemesi, ekonominin genel değişkenlerinin ve verilerinin dikkate alınarak belirli bir dönem için kabul edilebilir bir enflasyon oranının belirlenmesi ve para politikalarının belirlenen orana ulaşacak şekilde yürütülmesi olarak tanımlanmaktadır. Hedeflere ulaşabilmek için güçlü enflasyon tahminlerine gereksinim duyulmaktadır. Öngörülerin doğru bir şekilde elde edilmesi daha doğru kararlara neden olmaktadır. Bulanık regresyon yöntemi, klasik regresyon varsayımlarının sağlanmadığı durumlarda başarılı sonuçlar veren bir yöntemdir. Türkiye’nin ekonomik kriz yaşadığı dönemlerde güçlü enflasyon tahminleri yapmak oldukça zor olmaktadır. Bulanık regresyon modelleri yardımıyla daha güvenilir tahminler elde edilebilmektedir. Bu çalışmada, bulanık regresyon model tahminlemesi ile kritik dönemler için enflasyon tahminleri elde edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır
Geçiş Ekonomileri ve Yeni Kurumsal İktisat’ın Yeniden Yükselişi
Transition from the socialist system that is based on central planning to the capitalist system that is based on free market involves, above all, a great and complex institutional transformation. The fact that academic studies examining economies that underwent such a transformation have ignored “institutions” especially at the beginning of this process is a result of a shortcoming in the dominant neoclassical paradigm. This shortcoming is tried to be eliminated through The New Institutional Economics (NIE) approach attempted to eliminate this shortcomings, which started to rise again after the mid-90s and included institutions as the main variable of its analys’s .The aim of this study is to demonstrate that the transition process, which is structurally complex, has gained a much more consistent and satisfying approach with NIE, which is of an interdisciplinary character.Merkezi planlamaya dayalı sosyalist sistemden serbest piyasaya dayalı kapitalist sisteme geçiş her şeyden önce son derece büyük ve bir o kadar da karmaşık kurumsal bir dönüşümü ifade etmektedir. Bu dönüşümü yaşayan ekonomilere ilişkin akademik çalışmaların özellikle sürecin başlangıcında kurumları göz ardı etmesi, hakim neoklasik paradigma içindeki eksikliğin bir sonucudur. Bu eksiklik, 90’lı yılların ortalarından itibaren yeniden yükselen ve kurumları temel değişken olarak analize katan Yeni Kurumsal İktisat (YKİ) akımıyla giderilmeye çalışılmaktadır. Çalışmada, yapısı itibarıyla çok boyutlu geçiş sürecinin, yine özü itibarıyla disiplinlerarası bir karaktere sahip YKİ ile çok daha tutarlı ve tatmin edici bir alternatif yaklaşıma kavuştuğu ortaya konmaya çalışılmaktadır
Finansal Gelişmişlik ve Büyüme Arasındaki Nedensellik Testi : Türkiye Örneği
Several channels through which financial development promotes growth in the economy include efficient mobilization of savings, lowering the cost of information gathering. On the other hand economic growth generates demand for some categories of financial instruments and facilitates financial development. The relationship between financial development and economic growth has been covered by many empirical studies. The ratio of money supply (M2Y) to national product (GNP) and the share of financial sector employment in total employment are used to represent the financial development level. Semiannual Turkey data set ranges over the period 1988 to 2009. There is no evidence that financial development is the cause of economic growth. Also this study shows that economic growth is the cause of the increase of the share of financial sector employment in total employment, but not effecting the ratio of M2Y/GNP over the same period in Turkey.Finansal gelişmenin, tasarrufların kullanılmasını sağlaması ve bilgiye ulaşma maliyetini düşürmesi nedeniyle ekonomik büyümeyi hızlandırıcı etkisi olmaktadır. Diğer taraftan ekonomik büyüme de finansal enstrümanlara olan talebi artırarak finansal gelişmeyi hızlandırır. Bu nedenle finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki birçok ampirik çalışmaya konu olmuştur. Bu çalışmada finansal gelişmişlik düzeyini simgelemesi açısından para arzının (M2Y) milli gelire oranı (GNP) ve finansal piyasalarda çalışanların toplam işgücü içerisindeki payı değişkenleri kullanılmıştır. 1988 ve 2009 dönemi arasındaki altışar aylık Türkiye verileri kullanılarak yapılan tahminde finansal gelişmenin iktisadi büyümeye neden olduğu sonucuna ulaşılamamıştır. Aynı dönem içerisinde, iktisadi büyümenin finansal piyasalarda çalışanların toplam işgücü içerisindeki payını artırdığı, ama M2Y/GNP oranını etkilemediği sonucu bulunmuştur
Türk Bankacılık Sektöründe Hizmet Kalitesinin Müşteri Tatmini ve Tekrar Satın Alma Niyeti Üzerine Etkisi: Yapısal Eşitlik Modeli ile Bir İnceleme
The aim of this paper is two-fold: firstly, to assess customers’ expectations and perceptions towards the quality of services provided by private banks in Turkey and, secondly, to investigate the relationships between service quality, satisfaction, and repurchase intention for bank customers through a structural equation model. Data were collected by face to face interviews with 500 customers of a private bank listed in world’s most valuable 100 banking brands using the SERVQUAL method. Results revealed that customers’ perceptions of service quality fell short of their expectations, with the responsiveness dimension having the largest gap and the tangibles dimension having the smallest gap. Moreover, although the service quality did not have a direct effect on customer repurchase intention, it did have an indirect influence on customer repurchase intention via customer satisfaction. Results confirmed the mediator effect of customer satisfaction.Bu çalışma Türkiye’de özel bankalar tarafından sunulan hizmetlerin kalitesine yönelik müşteri beklentilerini ve algılarını değerlendirmeyi ve yapısal eşitlik modeli ile banka hizmet kalitesi, müşteri tatmini ve tekrar satın alma niyeti arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada veri SERVQUAL ölçeği kullanılarak dünyanın en değerli 100 banka markası arasında yer alan özel bir bankanın 500 müşterisinden yüz yüze anket yöntemi ile toplanmıştır. Analiz sonuçları müşterilerin hizmet kalitesi algılamalarının beklentilerinin altında kaldığını ve en büyük farkın yanıt verebilirlik en küçük farkın ise somutluk boyutunda olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, kaliteli hizmet sunumunun müşterinin hizmeti tekrar satın alma niyetini doğrudan etkilemediği, buna karşın, müşteri tatminini artırarak müşterinin tekrar satın alma niyetini dolaylı ve güçlü bir şekilde etkilediğini göstermektedir. Bu sonuç müşteri tatmininin tekrar satın alma niyetine aracılık ettiğini doğrulamaktadır
Euro/TL Volatilitesinin Türkiye - Avrupa Birliği Ticaret Performansı Üzerindeki Etkileri: Ampirik Bulgular
In this study the effect of Euro/TL exchange rate fluctuations on Turkey-EU trade is analyzed for 1996-2011 period. In this context, the Philips-Perron and KPSS unit root tests are carried out first. In addition, the Zivot-Andrews and Lee-Strazicich structural break tests were also performed. Finally, Dolado-Lutkepohl Granger causality test was applied in order to determine the direction of the relationship between the variables. The tests revealed a bi-directional causality in Turkey-EU trade.Bu çalışmada; 1996-2011 döneminde, Euro/TL kurundaki dalgalanmaların Türkiye-AB ticaretini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Bu bağlamda, öncelikle Philips-Perron ve KPSS birim kök testleri ve daha sonra da, Zivot-Andrews ve Lee- Strazicich yapısal kırılma testleri gerçekleştirilmiştir. Son olarak ise, değişkenler arasındaki ilişkinin yönünü belirlemek amacıyla Dolado-Lütkepohl Granger nedensellik testi uygulanmış ve Türkiye-AB ticaretinde çift yönlü nedensellik tespit edilmiştir
Postmodernizm ve Klan Pazarlaması: Dinsel Topluluklara Yönelik Bir Uygulama
The emergence of communities described as modern tribe in postmodern period has led to the occurrence of an alternative marketing approach – tribal marketing. The purpose of this study is to define the religious communities in Turkey in terms of modern tribe behaviors and to determine to what extent tribal marketing is applicable to the concerning communities. For this purpose, a questionnaire was administered to the community members selected by convenience sampling in Biga, Çanakkale. The results of analysis indicate that the community has characteristics of modern tribe to some extent although most of the members are not aware of symbolic values. On the other hand, the hypotheses intended to test behavioral differences regarding the level of membership types, affiliation of members to the community and whether they have adaptive behavior to the community were confirmed to a great extent. Yet the results also indicate that the adaptive behavior of members to the community does not reflect on their buying attitudes.Post modern dönemde modern klan olarak tanımlanan toplulukların ortaya çıkması, klan pazarlaması olarak tanımlanan alternatif bir pazarlama yaklaşımının doğmasına yol açmıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye’de faaliyet gösteren dinsel toplulukları, modern klan davranışları açısından tanımlamak ve klan pazarlamasının söz konusu topluluklara ne ölçüde uygulanabileceğini belirlemektir. Bu amaçla Çanakkale, Biga’da kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen topluluk üyeleriyle anket yapılmıştır. Analiz sonuçları, topluluğun bir ölçüye kadar modern klan niteliklerine sahip olduğunu, ancak üyelerinin çoğunun sembolik değerlerden haberdar olmadığını göstermiştir. Diğer taraftan üyelik türlerine göre davranış farklılıkları, üyelerin topluluğa bağlılığı ve toplulukla uyumlu davranış gösterip göstermediklerine yönelik kurulan hipotezler büyük ölçüde doğrulanmıştır. Bununla birlikte sonuçlar, üyelerin topluluğa karşı gösterdikleri uyum davranışının satın almaya yönelik tutumlarına yansımadığını göstermiştir
Prof. Dr. S. Füsun AKATLI’nın Anısına Armağan
Suat Füsun Akatlı, 07.05.1944’de Ankara’da doğdu. Gazeteci Bihin Anter ile Nihat Selçuk Akatlı’nın kızıdır. 1962’de Ankara Kız Lisesi’ni bitirmiş, 1966’da DTCF’den Felsefe lisans, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden 1970’de yüksek lisans, 1974’de Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden doktora derecesini almıştır. ...
>>>Devamı için PDF linkine tıklayınız..
Yolsuzlukların Vergi Gelirleri Üzerindeki Etkisi: Dinamik Panel Veri Analizi
Corruption, defined as the misuse of public power for private benefit, can lead to decrease tax revenues since it causes to tax evasion, improper tax exemptions or weak tax administration. The main objective of this study is to demonstrate the relationship between corruption and various types of taxes and to determine which taxes are more appropriate for corruption. In this study, the relationship between corruption and tax revenue is analyzed by system GMM method, using 25 OECD countries’ yearly data for the period 1984-2007. The results show that there is a negative and statistically significant relationship between corruption and different types of taxes.Kamu gücünün kişisel çıkarlar amacıyla kötüye kullanılması şeklinde tanımlanan yolsuzluklar; vergi kaçakçılığına, düzensiz vergi istisnalarına ve zayıf vergi idaresine yol açması durumunda vergi gelirlerinin azalmasına neden olabilir. Bu çalışmanın temel amacı, farklı vergi türlerinin yolsuzluklarla olan ilişkisini ortaya koymak ve hangi vergilerin yolsuzluk yapılmasına daha uygun olduğunu tespit etmektir. Çalışmada, yolsuzluklar ile vergi gelirleri arasındaki ilişki, 25 OECD üyesi ülkenin 1984-2007 yılları arasındaki verileri temel alınarak, sistem GMM yöntemiyle analiz edilmiştir. Yapılan bu analizde, yolsuzluklarla farklı vergi türleri arasında negatif ve istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler bulunmuştur