Munzur University Institutional Repository
Not a member yet
1113 research outputs found
Sort by
A short view of national music ideas of Ziya Gökalp that had been developed by him through distinction of culture and civilization with music sociology perspective
Ziya Gökalp, Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayarak devletin resmi
uygulamaları ile hayata geçirilmeye çalışılan modernleşme hareketinin müzik sahasındaki işleyiş biçimine fikirleri ile öncülük etmiş bir aydınımızdır.
Musiki inkılâbını harekete geçirecek müzik politikalarının şekillenmesinde,
müzikte milliyet bahsi üzerinden geliştirdiği fikirlerinin büyük etkisi vardır.
Müzik alanında yeterli bilgiye sahip olmamasına rağmen hars ve medeniyet
ayrımı üzerinden yapmış olduğu açıklamalarıyla yeni devletin müzik politikalarına yön vermiştir. Gökalp’in tezinin bu kadar tutmasında en büyük
etken devletin yenileşme adına yaptığı müzik devrimine meşrulaştırıcı bir
zemin hazırlamasıdır. Gökalp’e göre geleneksel Osmanlı müziği Türk’e ait olmayan Arap, Acem, Bizans karışımı melez bir müziktir. Asıl Türk’e ait olan
milli müzik nağmeleri hars’a ait olan halk müziği-melodilerinde saklıdır.Medeni ve milli bir müziğe sahip olmanın tek yolu halk melodilerinin tespit
edilerek Batı müziği tekniği ile işlenmesinden geçer. Çünkü Batı müziği çok
sesli yapısı ile üstün sanatı temsil ederken Doğu müzikleri geri kalmışlığı,
ilkelliği temsil etmekteydi. Gökalp’in bu düşüncesi yapılmak istenen müzik
reformunun resmi uygulamalarını meşrulaştırdığından ötürü, sonraki yıllarda milli musiki büyük oranda ifade edilen bu düşünce üzerinden yapılandırılmaya çalışılmıştır. Dolayısıyla Cumhuriyet’in ilk sosyologlarından olan
Gökalp’ın devletin dayatmacı politikaları ile dönüştürmeye çalıştığı müzik
politikalarındaki rolü, politikaların yarattığı kimlik kargaşası, müzikolog ve
aydınlar arasında boy gösteren alaturka-alafranga tartışmaları gibi daha sayabileceğimiz birçok sosyolojik gelişmeler, müzik sosyolojisi perspektifiyle
değerlendirilebilir niteliktedir.
Buradan hareketle bu makalede Gökalp’in milli musiki hakkındaki
görüşlerinin tüm detayları bu minvalde değerlendirilmektedir.Ziya Gökalp is an intellectual who has been pioneered the modernization movement in the field of music that was tried to be actulizatied by means of official applications of the state, since the first years of the Turkish Republic. The ideas developed by himself on nation discussions in music have
a great effect on formalizing the musical politics which activates the musical
revolution. Although he had not enough information in musical area, by his
statements on distinction of culture and civilisation he has directed the politics of the new state. Its preparing a legalized ground to the state’s musical
revolution with the intent of modernisation is the biggest factor on popularity of the Gökalp’s thesis. According to Gökalp, Ottoman musics a hybride
mixture of Arabian, Persian and Byzantian musics that are not belonging to
Turks. The only way to have a modern and national music is determining the
folk melodies and processing them in western techniques. Because, while the
western music represents the superior art via its polyphonic side, the eastern
music was representing the backwardness and primitiveness. Hence Gökalp’s
idea was legitimize the musical reform that wants to be done, the national
music has been attempted to be configured on this idea in the later years.
Therefore, Gökalp who is one of the first sociologists of the Turkish Republic;
his role on the music politics that is attempted to be converted by imposing
manners of the state, identity confusion created by politics, discussions arising between musicologists and intellectuals about Turkish-Europan style,
and like mentioned many sociologic improvements is such as to evaluable in
musical sociology perspective.
From this point of view, in this article; all details of Gökalp’s opinions about national music is evaluated in this manne
Survey of wild food plants for human consumption in Elazığ (Turkey)
This study aims to record accumulation of knowledge on plants which are used as food by local people of Elazığ that has a rich culture and a very natural environment. Field study was carried out over a period of approximately two years (2010-2011). During this period, 92 vascular plant specimens were collected. The plants were pressed in the field and prepared for identification. A total of 62 food plants belonging to 28 families were identified in the region. There is no detailed information in the literature with regard to the use of brevipes for human nutrition. It is certained that wild plants being used for nutritional purposes by human beings are also used for medicinal purposes. Highlighting the importance of flora and ethnobotanical inventory studies in terms of the protection and use of plant sources, what is required is the cultivation of endangered plant species, establishment of seedbanks for these plants, recording of their natural habitat as well as conducting studies in order to raise public awareness
KİL KARAKTERİZASYONUNDA ÖN İŞLEMLERİN ETKİSİ VE UYGULAMALARI
Bu çalışmanın amacı; doğal adsorban olarak kullanılan kilin ön işlemlere tabi tutularak karakterizasyonunun yapılmasıdır. Kil asit, baz, tuz, nötr ortamlara farklı süre, konsantrasyon ve farklı sıcaklıklarda tabi tutularak kil numuneleri sentezlenmiştir. Elde edilen kil numunelerinin yapı ve yüzey özellikleri FT-IR, XRD, SEM, TGA-DTA, Boehm titrasyonu, metilen mavisi ve iyot adsorpsiyonu ile incelenmiştir.
Kilin adsorpsiyon özellikleri yüksek yüzey alanı, yüksek adsorpsiyon kapasitesi, mikrogözenekliliği ve yüzey fonksiyonel gruplarından kaynaklanmaktadır. Yüzey analizleri sonuçlarına göre seçilen farklı numunelerle sulu çözeltiden bakır adsorpsiyonu yapılarak herhangi bir ön işleme tabi tutulmamış kil numunesi ile karşılaştırılmıştır. En iyi sonuç K16 numunesinden alınmıştır.İnönü Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birim
A novel benzofuran containing N-substituted methacrylamide monomer: synthesis, characterization and its use in homo and copolymerization
Bu çalışmada, yeni bir N-sübstitüe metakrilamit monomeri sentezlenerek bu monomerin
homopolimerizasyonu ve metil metakrilat (MMA) ile kopolimerizasyonu çalışıldı. N-(2-
asetilbenzofuran-3-il)metakrilamit (NABM) olarak adlandırılan monomer, 1-(3-amino-1-
benzofuran-2-il)etanon (bu bileşik 1-kloraseton ile 2-hidroksi benzonitrilin bazik ortamdaki
reaksiyonuyla sentezlendi) ile metakriloil klorürün 0-5oC’de ki reaksiyonuyla elde edildi.
NABM monomerinin homopolimerizasyonu ve MMA ile kopolimerizasyonu serbest radikalik
polimerizasyon yöntemi ile başlatıcı olarak AIBN, çözücü olarak 1,4-dioxan kullanılarak
70°C’de gerçekleştirildi. Sentezlenen bileşiklerin yapıları spektroskopik metotlarla
karakterize edildi. Kopolimerlerdeki NABM ve MMA’ın molar oranları, 1H-NMR
analizinden tayin edildi. Monomer reaktivite oranları, Kelen-Tüdõs (K-T) ve Finemann–Ross
(F-R) metodlarında kullanılan genel kopolimerizasyon eşitliğine göre hesaplandı.In this study, a novel N-substituted methacrylamide monomer was synthesized and then its
homopolymerization and copolymerization with methyl methacrylate (MMA) was studied.
The methacrylamide monomer named to be N-(2-acetyl-benzofuran-3-yl)methacrylamide
(NABM), was prepared by the reaction of 1-(3-amino-1-benzofurane-2-yl)ethanone (which
was synthesized by the reaction of 1-chloroacetone with 2-hydroxy-benzonitrile under basic
conditions) with methacryloyl chloride at 0-5 oC temperature. The free-radicalhomopolymerization of NABM and its copolymer with MMA was carried out in 1,4-dioxane solution at 70°C using AIBN as the initiator. The structures of synthesized compounds have been characterized by spectroscopic analyses. The molar fractions of NABM and MMA in the copolymers were determined from 1H-NMR analyses. The monomer reactivity ratios were calculated according to the general copolymerization equation using Kelen-Tüdõs ( K-T) and Finemann–Ross (F-R) linearization methods
Ebola epidemiyolojisi, klinik özellikleri ve hemşirelik bakımı
Ebola, Afrika’da uzun bir süreden beri sporadik düzeyde görülürken, 2014 yılı Mart ayında
yeniden pandemi düzeyinde ortaya çıkmıştır. Son salgında Zaire Ebolavirüs sorumludur ve
öldürücülük hızı %74’e ulaşmıştır. Hastalık, etkenleri taşıyan şempanze, goril, meyve yarasaları,
antilop gibi hayvanların ya da hasta/hastalıktan yaşamını yitiren insanların kan, vücut sıvıları ya
derisine doğrudan temas ile bulaşmaktadır. Korunma açısından sağlık sistemlerinin uygun bir
biçimde yapılandırılması yanında, formal ya da informal bakım vericilerin temas önlemlerine
uyması gerekmektedir. Hemşirelerin Ebola tanısı almış bireylere bakım verirken temas
önlemlerine bağlı kalarak semptomları nasıl yöneteceklerini bilmeleri, hem bulaştırıcılığı
önlemek hem de hastaların yaşama tutunma olasılığını artırmak açısından önemlidir.
Dolayısıyla bu makalenin hemşirelere eboladan korunma ve semptom yönetimi açısından katkı
sunması beklenmektedir
Tophane-i Amire'den İmalat-ı Harbiye'ye Osmanlı Devleti'nde Harp Sanayii (1861-1923)
XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren silah teknolojilerinde baş döndürücü bir gelişme yaşanmıştır. Yeni icat edilmiş silahlarla ordularını güçlendiren devletler yeni siyasi hedeflerin peşinde koşarak başka devletlerle savaşmışlardır. Yapılan her savaş yeni bir teknolojinin kapısını açan başlıca unsur olmuştur. Devletler varlıklarını koruyabilmek amacıyla ordularını üstün silahlarla donatmak için gayret göstermişlerdir. Osmanlı Devleti ordusunu modern silahlarla donatmak için Avrupa ve Amerika’dan yüz binlerce silah ithal etmiş ve ithal ettiği bu silahları Tophane-i Amire Fabrikalarında üretmeye çalışmıştır. Tophane-i Amire Fabrikalarında yapılan üretimle silah temininde yabancı ülkelere bağımlılık azaldığı gibi silah ithalatına yapılan harcamalar en alt seviyede tutulmuştur. Osmanlı Devleti’nde Avrupa devletlerindeki gibi bir sanayileşme hareketi görülmediğinden Tophane-i Amireye bağlı silah fabrikalarının kuruluş ve işletilmelerinde çeşitli sıkıntılarla karşılaşılmıştır. Nitelikli işgücü ve finansal kaynak bulma karşılaşılan başlıca sorunlardır. XIX. ve XX. yüzyılda birçok savaşa giren Osmanlı ordusunun silah ve mühimmatının temin edilmesi noktasında Tophane-i Amire Fabrikalarının faaliyetleri ön plana çıkmaktadır
Essiz vadinin süslüsü Türkiye Doğal Alabalık Ekotiplerinden Kırmızı Benekli Alabalık Salmo trutta nın bugünü yarını
Essiz Vadinin Süslüsü Türkiye
Dogal Alabalık Ekotiplerinden Kırmızı Benekli Alabalık Salmo trutta nın Bugünü Yarın
Determination of some quality properties of marinated sea bream (Sparus aurata L., 1758) during cold storage
In this study, it was aimed to determine the effect of sea bream (Sparus aurata) marinated some quality properties during cold storage. The fillets of fish were immersed into brine including 3.5% acetic acid 11% salt in the ratio of 1: 1.5 (fish: marinate brine) for marination process. After the process of ripening, samples were grouped into two and packed in plastic containers; one being plain (in sunflower oil) and the other being sauced (sauced prepared with sunflower oil). During storage, sensory, crude protein, lipid, dry matter and crude ash, TBA, TVB-N, TMA-N and peroxide analyses were done periodically. According to results of 200 days of storage, TVB-N values of sea bream marinates packaged as plain and sauced were 15.86/14.89 mg/100g, TBA 7.06/7.99 mg MA/kg, TMA-N 2.97/3.12, mg/100g, the value of peroxide was 7.23/7.45 meq/kg respectively. According to chemical and sensory analyses results obtained in the study; it was concluded that sea bream marinates packaged as plain and sauced can be stored in +4 degrees C for 200 days
Okul Yöneticilerinin Dershane Dönüşümüne İlişkin Görüşleri.
Eğitim sistemimizde her kademede büyük pay sahibi olan dershanelere ilişkin yeniden yapılandırma çalışmaları başlatılmıştır. Gerek dershanede çalışan öğretmenlere ilişkin istihdam politikaları gerekse de sürecin bundan sonra işleyişine ilişkin alternatifler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenmiştir. Bakanlığın izlediği politikaya bağlı olarak yapılan düzenlemelerin eğitim sistemimiz içinde nasıl algılandığının belirlenmesi, yapılandırma çalışmaları sürecinde dershanelere giden öğrencilerin nicelik bakımından büyük bir kitle oluşturmuş olması belirlenen alternatiflerin başarıya ulaşması konusunda önemli olmaktadır. Bu çalışmada, özel dershanelerin örgün eğitim kurumlarına dönüştürülmesi ve eğitim personelinin istihdamına ilişkin düzenlemeler bağlamında okul yöneticilerinin bu sürece ilişkin görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni kullanılarak yapılan çalışmada, çalışma grubunu Fırat Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Yönetimi Teftişi Planlaması ve Ekonomisi Anabilim Dalı’nda tezsiz yüksek lisans eğitimi gören 48 okul yöneticisi oluşturmuştur. Elde edilen verilerin analizinde içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Okul yöneticilerinin görüşleri alınmak üzere üç açık uçlu sorudan oluşan görüşme formu hazırlanmıştır. Yapılan analizler sonucunda sınav sisteminde köklü değişimler olmadıkça dershanelere ihtiyacın ortadan kalkamayacağı sonucuna varılmıştı
Uzunçayır Baraj Gölü’nde yaşayan Capoeta umbla (Heckel, 1843)’nın üreme biyolojisi
Amaç: Bu çalışma ile Uzunçayır Baraj Gölü’nde yaşayan Capoeta umbla (Heckel,1843)’nın eşey ve yaş kompozisyonu, üreme periyodu, yumurta çapı ve yumurta verimliliği ve ilk eşeysel olgunluk boyunun tespit edilmesi amaçlanmıştır.
Gereçler ve Yöntemler: Balık örnekleri Ocak-Aralık 2013 tarihleri arasında farklı göz açıklığında (36-100 mm) sade uzatma ağlarıyla aylık olarak yakalanmıştır. Laboratuvara getirilen balıkların ağırlıkları, total boyları, eşeyleri ve gonad ağırlıkları belirlenmiştir. Yumurta çapları mikroskop altında mikrometre ile yumurta sayıları ise gravimetrik yöntem (Bagenal and Braum, 1978) ile belirlenmiştir. Gonadosomatik indeks değerlerinin belirlenmesinde GSİ= (Gonad ağırlığı / (Vücut ağırlığı-gonad ağırlığı))*100, kondisyon faktörünü tespit etmek için; K=[(Vücut ağırlığı-Gonad ağırlığı)/Balık boyu³]*100 formülünden yararlanılmıştır (Avşar,2005). Eşeysel olgunluk boyunun hesaplanmasında P= 1/(1+exp[-r(L-Lm)]) denkleminden faydalanılmıştır (King,1995). Fekundite-total uzunluk (TL), Fekundite–vücut ağırlığı (W) ilişkileri regrasyon analizi ile hesaplanmıştır (Nikolsky,1969).
Sonuç: Sonuç olarak; araştırma süresince Uzunçayır Baraj Gölü’nden yakalanan 523 adet C. umbla bireyinin 306 adedini (%58,50) erkek, 217 adedini (%41,50) ise dişi bireylerin oluşturduğu ve populasyonun I-XII yaş grupları arasında dağılım gösterdiği saptanmıştır. GSİ değerlerinin erkek bireylerde nisan, dişi bireylerde mayıs ayında maksimuma ulaştığı, sperm ve yumurtaların nisan-temmuz ayları arasında bırakıldığı tespit edilmiştir. Yumurta çapları 0,44-1,42 mm arasında değişmiştir. Fekondite-total boy ve fekondite-ağırlık arasındaki ilişkileri gösteren denklemler sırasıyla; F=49,123*TL-9387,7 (N=50, r=0,53), F=15,731*W+830,74 (N=50, r=0,56) olarak belirlenmiştir. C. umbla bireylerinin yaş gruplarına göre yumurta verimi 2519-23300 arasında bulunmuştur. Eşeysel olgunluk boyu dişi bireylerde 23,64 cm, erkek bireylerde 22,79 cm olarak tespit edilmiştir