Munzur University Institutional Repository
Not a member yet
1113 research outputs found
Sort by
Uzunçayır baraj göl’ünden izole edilen navıcula accomoda (dıyatome)’nın büyüme koşullarının araştırılması
Bu çalışmanın amacı, tatlı su diyatomundan Navicula accomoda türünün uygun değer büyüme kinetiği parametreleri ve sınırlayan nutrient belirlenmesidir. Araştırmada Navicula accomoda türü Uzunçayır Baraj Gölü’nden izole edilmiştir. Büyümesi sürekli-aydınlıkta ve kesikli kültür sisteminde; ışık, sıcaklık ve nutrientlerin etkileri araştırılmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde uygun değer sıcaklık 18°C ve ışık şiddeti 300 fft olarak bulunmuştur. Her bir nutrient için hesaplanan değerler sırasıyla: fosfat için hesaplanan maksimum büyüme 3,36 gün- 1, ölçülen chl-a 51,4 μgat- PO4+-P/L, nitrat için hesaplanan maksimum büyüme 2,94 gün-1, ölçülen chl-a ise 32,1μgat1 NO3- -N/L. Sınırlayıcı nutrient ise fosfat olarak bulunmuştur
Development of visual mathematics literacy scale for elementary education mathematics teacher candidates
The purpose of this study is to develop a valid, reliable, and useful scale for measuring visual mathematics literacy
of teacher candidates. To that end, an item pool consisting of 60 items of pentad Likert type is established by making
use of resources related to subject and opinions of teacher candidates. In accordance with expert opinions, four of
the 60 items were removed from the scale and a 54 items scale form draft was prepared. Draft scale has been
applied to 325 students studying in the mathematics teacher programs of Faculty of Education, Cumhuriyet University
and Faculty of Education, Dicle University Ziya Gökalp in the first semester of 2014-2015 academic years. As a
result of data analysis, a visual mathematics literacy scale (GMOÖ) in pentad Likert type with 37 items is developed. It
is observed that 37 items in the final scale are gathered under five factors and total variance ratio explained by these
factors is 44.246%. Cronbach alpha internal consistency coefficient of the scale is calculated as 0.904. In the end of the
study, a valid and reliable scale to determine the visual mathematics literacy of teacher candidates has been developed
Mesleki ve teknik eğitim kurumu olarak Tophane-i Amire Sanayi Alayları ve Mektebi
XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti birçok alanda modernleşme çabasına
girmiştir. Modernizasyon çalışmaları özellikle orduda ve ordunun kullandığı
silahlarda yoğunlaşmıştır. Modern silahlar Avrupa ve Amerika’dan ithal
edildiği gibi bu silahların yerli üretimi için Tophane-i Amire Müşiriyetine
bağlı fabrikalar inşa edilmiştir. Ancak Sanayi Devrimi sonrası ortaya çıkan
üretim biçimini Osmanlı Devleti’nde tatbik etmek oldukça zor olmuştur.
Yüksek kalite ve geniş üretim hacmi için teknoloji transferi gerekliydi.
Üretim için makineler ithal edildiği gibi yeterli donanıma sahip mühendis ve
işçilere de ihtiyaç duyulmaktaydı. Ancak bir tarım toplumu olan Osmanlı
Devleti’nde işgücü için duyulan bu ihtiyacın karşılanması mümkün değildi.
Üretimdeki üst sınıfı temsil eden mühendislerin bir kısmı yurt dışından
sözleşmeyle getirilmiş ve yurt dışına mühendis eğitimi için talebeler
gönderilerek bu açık kapatılmaya çalışılmıştır. Üretimde daha alt sınıfı temsil
eden işçileri temin etmek mühendis temininden daha zor olmuştur. Nitekim
sayıları binlere varan işçiler aynı metotla sağlanamazdı. Yeni kurulan
fabrikalarda çalışmak üzere ilk mesleki teknik okul 1848 yılında
Zeytinburnu’ndan kurulmuş olsa da faaliyete geçememiştir. İşçi temini
sorunu 1862 yılında askerlik yükümlülüğünden faydalanarak İmalat
Alaylarının oluşturulmasıyla çözülmüştür. Fabrikalarda askerleri istihdam
ederek geçici olarak işçi problemine çözüm bulan devlet bu sorunu kalıcı
olarak çözebilmek için Tophane-i Amire İdadi Sanayi Alayları Mektebini
kurarak çocuk yaşta aldığı talebeleri silah sanayisi için yetiştirmeye
başlamıştır. Bu mektebe kaydolan talebe yatılı olarak 3 yıl ihtiyat, 5 yıl idadi ve 5 yıl sanayi adı altında eğitim almışlardır. Bu uygulama ile ülkede doğal
olarak var olmayan işçi sınıfını devlet kendisi yaratmaya çalışmıştır
Survey of wild food plants for human consumption in villages of Çatak (Van-Turkey)
This study aims to record accumulation of knowledge on plants which are used as food by native people of Çatak (Van, Turkey) that has a rich culture and a very natural environment. In addition, the medical uses of these plants were compiled from the literature. Study area was located on the East of Anatolian diagonal, in the Eastern Anatolia Region. Field study was carried out over a period of approximately two years (2010-2012). During this period, 82 vascular plant taxa were collected. The plants were pressed in the field and prepared for identification. A total of 82 food plants belonging to 28 families were identified in the region. In the study being conducted, use of wild plants as food points out interest of people in Çatak in wild plants. The fact that a large proportion of edible plants are also being used for medicinal purposes
indicates that the use of wild plants has a high potential in the region. The present study shows that further ethnobotanical investigations are worthy to be carried out in Turkey, where most of knowledge on popular food plants are still to discover. In Turkey, the number of ethnobotanic studies is ever-increasing. However, traditional uses of many wild plants have not been recorded yet. In terms of food safety, the adverse effects that may arise due to the use of wild plants without sufficient knowledge must be reported to the native people
Predicting links in weighted disease networks
This paper proposes a link prediction method to estimate what sort of disease risks may have been carried by the patients via surveying their and similar patients' medical histories. It is possible to make future oriented predictions with link prediction by deriving new data within a network structure. It is attempted to estimate the future structure of the network and the relations which will be created or abandoned by the individuals on the basis of the nodes within the network structure and the relations between these nodes. For this purpose, an undirected weighted disease network is first created by using the data of patients which were subjected to Hemogram test at Fırat University Hospital during 2013. In the disease network, each node represents a disease and the links represent a relationship between diseases. By the developed method, then disease risk prediction is made through a proactive approach by determining what sorts of disease risks were carried by the patients applying with certain complaints. Experimental results demonstrate the applicability of the link prediction in these networks
Türkiye’de Çocukların Güvenli İnternet Kullanımına Yönelik Uygulamalar ve Sosyal Çevrenin Etkisi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de çocukların güvenli İnternet kullanımında, gerçekleştirilen
uygulamaların ve sosyal çevrenin etkisini belirlemektir. Çalışma kapsamında bireysel
görüşmeler ve doküman incelemesi yapılarak veriler toplanmıştır. Bireysel görüşmelerin
yapıldığı çalışma grubunu Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasına göre 12
bölgenin her birinden 2 olmak üzere, 9-16 yaş aralığında toplam 24 çocuk oluşturmuştur.
Bireysel görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, görüşmelerin ses
kaydı alınmış ve içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Bireysel görüşmelere ek olarak
Türkiye’de güvenli İnternet kullanımı ile ilgili uygulamaları belirlemek amacıyla doküman
incelemesi yapılmıştır. Yapılan doküman incelemesi sonunda, Türkiye’de çocukların ve
gençlerin güvenli İnternet kullanımlarını sağlamak için yapılan uygulamalar altı başlık
altında toplanmıştır. Yapılan araştırma sonunda çocukların güvenli İnternet kullanımı
konusunda yapılan çalışmalardan haberdar olmadıkları, bu konuda genellikle kendi
deneyimlerinden yola çıktıkları ve deneme yanılma yoluyla bir şeyler öğrendikleri
görülmüştür. Güvenli İnternet kullanımına yönelik uygulamalar pek etkili olmasa da, sosyal
çevrenin çocukların güvenli İnternet kullanımları üzerinde kısmen de olsa etkili olduğu
söylenebilir. Özellikle arkadaşlarından ve öğretmenlerinden bu konuda yardım isteyen
çocukların olduğu, İnternet ile ilgili yeni olan birçok şeyi arkadaşlarından öğrendikleri
yönünde görüşler alınmıştır. Yapılan çalışmaların genellikle tek bir kurum veya kuruluş
bünyesinde yürütülmesinden ziyade birçok paydaşın ortak olarak yürüttüğü uygulamalara
ağırlık verilmesi, gerçekleştirilen uygulamalardan daha fazla kişinin ve daha geniş kitlelerin
faydalanmasını sağlayabilir
Çocukların Karşılaştıkları İnternet Riskleri ve Ebeveyn Arabuluculuğu
Bu çalışmada çocukların İnternet kullanımına yönelik ebeveynlerinin arabuluculuğu ile karşılaştıkları İnternet
risklerinin birlikte incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırma modelinin
benimsendiği çalışmada örneklem seçiminde tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda TUİK’in Bölge
Birimleri sınıflamasına göre belirlenen 12 TRA bölgesinin her birinden nüfus yoğunluğunu temsil edecek oranda
örneklem seçilerek 11-16 yaş aralığında 588 çocuk çalışmaya dahil edilmiştir. Çocuklardan anket yoluyla toplanan
veriler betimsel istatistik teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, ebeveynlerin çocukları İnternet
kullanırken yanında bulunma ve birlikte etkinlikler yapma gibi İnternet kullanımına yönelik aktif arabuluculukları,
çocuklarının İnternet etkinliklerine izin verip vermeme gibi kısıtlayıcı arabuluculukları ve çocuklarının İnternet’te
geçirdikleri zamanı sınırlayan, İnternet gezintilerini rapor eden veya filtreleyen yazılımlar kullanma gibi teknik
arabuluculukları arttıkça çocukların İnternet’te risklerle karşılaşmalarının azaldığı ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra
ebeveynlerin çocuklarına İnternet’i güvenli kullanmaya yönelik öğütler verme, çevrim-içi insanlara nasıl davranacağına
dair önerilerde bulunma gibi İnternet güvenliğine yönelik aktif arabuluculukları ile çocukların İnternet’te risklerle
karşılaşmaları arasında herhangi bir bağlantı kurulamamıştı
Mobil Öğrenme Uygulamalarında Temel Alınan Öğrenme Teorileri
Son yıllarda gelişen iletişim teknolojileri ile birlikte e-öğrenme sürecinde farklı yöntemler
kullanılmaya başlanmıştır. E-öğrenmeye dâhil edilen yöntemlerden biri de mobil
öğrenmedir. Mobil teknolojilerin gelişimi ve yaygın kullanılmaya başlanması ile birlikte
mobil öğrenme e-öğrenmenin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Ancak mobil
teknolojilerden istenilen düzeyde faydalanılmasında tasarlanacak mobil öğrenme
ortamlarının belirli teorik temellere dayandırılması önemlidir. Bu çalışmada mobil öğrenme
uygulamalarını temel alan araştırmalar incelenerek tercih edilen öğrenme yaklaşımları analiz
edilmiş, kullanılan öğrenme yaklaşımlarının tercih edilme nedenleri ve mobil öğrenme
faaliyetlerine uygunluğu değerlendirilmiştir. Bu bağlamda 16 ayrı çalışma incelenmiş, bu
çalışmalarda sekiz farklı öğrenme yaklaşımının temel alındığı görülmüştür. Özellikle aktif
öğrenme ve sosyal bilişsel öğrenme kuramının daha fazla tercih edildiği görülmüştür.
Yapılan değerlendirme sonucunda, mobil öğrenme ortamlarının tasarımında işlenecek konu,
öğrenci kitlesinin profili ve mevcut teknik alt yapı gibi farklı değişkenlerin önemli olduğu,
bu nedenle tasarımı etkileyecek şartlar göz önünde bulundurarak birden fazla öğrenme
yaklaşımının temel alınabileceği söylenebilir
Felsefe-Din-Bilim İlişkisi ve Türk Filozoflarına Getirilen Eleştiriler,
Felsefenin bilim ve dinle ortak ve ayrılan noktalarına değerlendirmeler yapılmakta ve Türk filozoflarına nispeten getirilen eleştiriler yorumlanmaktadır
FEN BİLGİSİ ÖĞRETMEN VE ÖĞRETMEN ADAYLARININ BİLİMİN DOĞASINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN ARAŞTIRILMASI
Bu araştırmanın amacı, Fen Bilgisi öğretmen ve öğretmen
adaylarının bilimin doğasına ilişkin görüşlerinin araştırılmasıdır.
Araştırmaya, 2015-2016 öğretim yılında Fırat Üniversitesi, Eğitim
Fakültesi, İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Öğretmenliği 4. sınıfta öğrenim
gören 19 FB öğretmen adayı ile Elazığ ve çevre il ve illerde görev yapan
toplam 21 FB öğretmeni katılmıştır. FB öğretmen ve öğretmen adaylarının
bilimin doğasına ilişkin görüşlerinin araştırılması için Lederman, Schwartz,
Abd-El Khalick ve Bell (2002) tarafından geliştirilen Bilimin Doğası ile
İlgili Görüş Anketi (BDİGA) kullanılmış ve anketin uygulanmasından
sonra yarı-yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Araştırmada, FB
öğretmen ve öğretmen adaylarının bilimin doğasına ilişkin her bir ana
unsura ilişkin görüşleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığını
belirlemek için Kay-Kare testi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen
bulgular, FB öğretmen ve öğretmen adaylarının bilimin doğası ile ilgili tüm
ana unsurlarda genel olarak birbirine yakın seviyede ve kısmen bilimsel
görüşlere sahip oldukları tespit edilmiştir. FB öğretmen ve öğretmen adaylarının bilimin doğasına ilişkin kısmi seviyede görüşlere sahip
olmalarına rağmen bilimsel okuryazar bireyler yetiştirme konusunda
yetersiz oldukları düşünülmektedir