TOBB ETU GCRIS Database
Not a member yet
9778 research outputs found
Sort by
On Existence of Equilibrium Under Social Coalition Structures
In a strategic-form game, a strategy profile is an equilibrium if no viable coalition of agents (or players) benefits (in the Pareto sense) from jointly changing their strategies. Weaker or stronger equilibrium notions can be defined by considering various restrictions on coalition formation. For instance, in a Nash equilibrium, it is assumed that viable coalitions are singletons, and in a super strong equilibrium, it is assumed that every coalition is viable. Restrictions on coalition formation can be justified by communication limitations, coordination problems, or institutional constraints. In this paper, inspired by social structures in various real-life scenarios, we introduce certain restrictions on coalition formation, and on their basis, we introduce a number of equilibrium notions. As an application, we study our equilibrium notions in resource selection games (RSGs), and we present a complete set of existence and nonexistence results for general RSGs and their important special cases.This work is supported by The Scientific and Technological Research Council of Turkey (TUB.ITAK) (grant number 118E126).Scientific and Technological Research Council of Turkey (TUB.ITAK) [118E126
Süperiletken Kuantum Girisim Cihazlari için Analiz Araci
Superconductor loops within Josephson Junctions such as DC SQUIDs and Bi SQUID have unique properties that can be used as quantum accurate magnetometers, amplifiers and many more applications. However due to quantum interference between Josephson junctions and their non-linear nature, their interaction with external magnetic field is hard to analyze. Thus, numerical methods are a viable options to predict their behavior. Today there exist several open-source modelling and simulation tools for DC Bi-SQUIDS/SQUIDs. These are great tools, but their software architecture complicates software development and integration steps. Therefore, we introduce an open-source analysis library titled PySQIF (Python Superconductor Quantum Interference Fılters) that determines the Voltage response of the DC SQUIDs and DC Bi-SQUIDs in the presence of the external magnetic flux.Süperiletken halkada Josephson eklemlerinin çeşitli varyasyonları ile tasarlanan DC SQUID ve DC Bi-SQUID'ler hassas manyetik alan sensörleri, yükselteçler gibi birçok uygulamada kullanılmaktadırlar. Ancak Josephson eklemlerinin doğrusal olmayan doğası gereği bu sistemlerin dış manyetik alana karşı tepkilerini analiz etmek zordur. Bu yüzden nümerik analiz yöntemleri bu tarz sistemlerin anlaşılabilmesinde büyük önem taşımaktadır. Günümüzde DC Bi-SQUID ve DC SQUID gibi süperiletken devreleri temsil edebileceğimiz açık kaynak kodlu modelleme ve simülasyon araçları mevcuttur. Bu araçlar sağlamış oldukları çıktıların güvenilirliği ile uzun yıllar kullanılmakta ve bu alanda kendilerini kanıtlamışlardır. Ancak mevcut araçların sahip oldukları yazılım mimarisinin karmaşıklığı sebebi ile bu araçların yeni yöntemlerle geliştirilmesi ve farklı analiz araçlarıyla birlikte çalıştırılması oldukça zordur. Bu yüzden, basit bir mimariye sahip PySQIF (Python Superconductor Quantum Interference Filters) şeklinde adlandırılan açık kaynak kodlu bir kütüphane geliştirdik. Geliştirmiş olduğumuz kütüphane DC SQUID ve DC Bi-SQUID' lerin dış manyetik alan altındaki potansiyel fark davranışını temsil edebilmektedir
Dinlenme Durumu Fnırs ve Makine Öğrenimi Tabanlı Zindelik Değerlendirmesi
Amaç: İyilik hali, kendini gerçekleştirme potansiyeli ve stresle başa çıkma yeteneğidir. Zindelik, kişinin zihinsel ve fiziksel aktivite için erişilebilir enerjisini ölçen bir iyilik hali konseptidir. Özbildirime dayalı testler kullanan iyilik hali tahmini üzerine çalışmalar olmasına rağmen, öznel yaklaşımlar olmaları nedeniyle güvenilirlikleri tartışmalıdır. Zindeliği temsil eden mekanizmayı anlamak için zindelik belirteçleri gereklidir. Zindelik biyobelirteçlerini ortaya çıkarmak için İşlevsel Yakın Kızılaltı Spektroskopisi (fNIRS) ve Makine Öğrenmesi kullanıldı. Gereç ve Yöntem: Goldback tarafından 2019’da hazırlanan bir fNIRS veri seti kullandık. Bu veri setinde, bir anket ile yüksek ve normal zindelik olarak iki gruba ayrılmış 43 katılımcı bulunmaktadır. Mayer dalgaları, soluk ve kalp atışı gibi artifaktlar, bant geçiren filtreler yardımı ile giderilmiştir. Hareket artifaktı ve taban kayması, dalgacık temelli bir algoritma ile kaldırılmıştır. Pearson Korelasyonu (CC) ve Dinamik Zaman Bükülmesi (DTW) kullanılarak Makine Öğrenmesinde kullanılacak bağlantısallık matriksleri elde edilmiştir. Lineer Kernel Desstek Vektör Makinesi (SVM) kullanılarak öznitelik seçimi yapılmıştır. Nearest Neighbors, Lineer SVM, Radyal Temelli Fonksiyon (RBF) SVM, Gradyan Artırma, Naïve Bayes, Lineer Diskriminant Analizi ve İkinci Dereceden Diskriminant Analizi gibi Makine Öğrenmesi modelleri eğitilmiş ve test edilmiştir. Bulgular: CC-Birleşim (HbO ve Hb birleştirilmiş) için en yüksek doğruluk seviyesini Lineer SVM ile bulduk (ortalama ± std: 0,82 ± 0,04). DTW-Birleşim için ise Naïve Bayes kullanılarak en yüksek doğruluk seviyesi elde edildi (ortalama ± std: 0,80 ± 0,02). Bu kesinlik değerleriSupramarjinal Girus - Birincil Somatosensoriyel Korteks, Somatosensoriyel Asosiasyon Korteks - Birincil Somatosensoriyel Korteks ve Somatosensoriyel Asosiasyon Korteks - Supramarjinal Girus arasındaki bağlantılar ile elde edilmiştir. Sonuç: Dinlenme hali fNIRS (rs-fNIRS) verilerinin, bireyleri zindelik seviyelerine göre sınıflandırmak için Makine Öğrenmesi ile birlikte kullanılabileceğini bulduk. Ayrıca, Parietal Lobun zindelik için potansiyel biyobelirteçler içerebileceğini ve fNIRS’ın, biyobelirteç bulma konusunda İşlevsel Manyetik Rezonans Görüntüleme'ye (fMRI) kıyasla daha ucuz ve tanışabilir olduğunu bulduk
The Clef-2022 Checkthat! Lab on Fighting the Covid-19 Infodemic and Fake News Detection
44th European Conference on Information Retrieval, ECIR 2022 -- 10 April 2022 through 14 April 2022 -- 276459The fifth edition of the CheckThat! Lab is held as part of the 2022 Conference and Labs of the Evaluation Forum (CLEF). The lab evaluates technology supporting various factuality tasks in seven languages: Arabic, Bulgarian, Dutch, English, German, Spanish, and Turkish. Task 1 focuses on disinformation related to the ongoing COVID-19 infodemic and politics, and asks to predict whether a tweet is worth fact-checking, contains a verifiable factual claim, is harmful to the society, or is of interest to policy makers and why. Task 2 asks to retrieve claims that have been previously fact-checked and that could be useful to verify the claim in a tweet. Task 3 is to predict the veracity of a news article. Tasks 1 and 3 are classification problems, while Task 2 is a ranking one. © 2022, The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Switzerland AG.Qatar Foundation, QF; Qatar National Research Fund, QNRF; Hamad Bin Khalifa University, HBKU: NPRP13S-0206-20028
Stres ve Sürücü Öfkesi İlişkisinde Sürüş Becerilerinin Rolünün İncelenmesi
Human factors play an important role among the factors affecting road traffic accidents. Driver anger is one of the important driver factors associated with many negative outcomes in traffic. Besides, examining the variables associated with driving anger provides important findings for traffic safety. In this context, the current study investigated the relationships between stress, driving skills, and driving anger. A total of 170 participants, 88 females and 82 males, with a valid driving license, participated in the study. Participants completed a battery consisting of Demographic Information Form, Perceived Stress Scale, Driving Skills Inventory, and Driving Anger Scale. According to the regression analysis, in which gender and the year of license were considered as control variables, stress and perceptual-motor skills showed a positive relationship with driving anger, while safety skills showed a negative relationship. In addition, the interaction effects were found to be not significant in the analyses regarding the moderating role of driving skills between stress and driver anger. This also indicates that stress and driving skills are related to driver anger over sepa-rate paths. The findings were discussed specifically for the studies in the literature, and recommen-dations for research and application were made for road safety. © 2022 Association of Clinical Psychology Research. All rights reserved
A Test of the Job Demands and Resources (jd-R) Model: Integration of Challenge and Hindrance Demands
Recent studies of the JD-R model point out that some job demands do not relate to exhaustion and engagement as claimed in the original major proposition of the model, and they should be categorized as "challenge job demands (CJD)" versus "hindrance job demands (HJD)". Following that path, this thesis aimed at studying the relationships of two CJD (workload and information processing) and two HJD (role ambiguity and emotional demands) with two personal resources (optimism and self-efficacy), two job resources (autonomy and social support), exhaustion and engagement. After conducting various statistical analyses, including structural equation modelling, on data collected from a sample of 415 participants, it has been found that HJD and CJD differed in their relationships with engagement and exhaustion. While HJD was found to decrease engagement and increase exhaustion, CJD was found to increase exhaustion but had no significant effect on engagement. Both personal and job resources were found to relate positively to engagement and negatively to exhaustion. Additionally, resources moderated the relationship between CJD and exhaustion.JD-R modeliyle ilgili son araştırmalar, bazı iş taleplerinin, tükenmişlik ve adanmışlıkla ilişkilerinin, ilk başlarda ortaya atılan temel önermelerdeki biçimde (yönde) olmadığına ve bu iş taleplerinin "zorluk iş talepleri (ZİT)" ile "engel iş talepleri (EİT)" olarak sınıflandırılması gerektiğine işaret etmektedir. Modelin geliştirilmesi için açılan bu yoldan hareketle, bu tez çalışması, iki ZİT (iş yükü ve bilgi işleme), iki EİT (rol belirsizliği ve duygusal talepler), iki kişisel kaynak (iyimserlik ve öz yeterlilik) ve iki iş kaynağı (özerklik ve sosyal destek) ile tükenmişlik ve adanmışlık arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamıştır. 415 katılımcıdan oluşan bir örneklemden toplanan veriler üzerinde yapısal eşitlik modellemesi de dâhil olmak üzere çeşitli istatistiksel analizler yapılmış, EİT ve ZİT'in tükenmişlik ve adanmışlık ile olan ilişkilerinde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. EİT'nin, adanmışlığı azaltıp tükenmişliği arttırdığı, ZİT'in ise tükenmişliği arttırdığı, ancak adanmışlık üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Gerek kişisel gerek iş kaynaklarının adanmışlık ile olumlu, tükenmişlik ile olumsuz ilişkisi tespit edilmiştir. Kaynakların, ayrıca ZİT ile tükenmişlik arasındaki ilişkide düzenleyici değişken olduğu ortaya çıkmıştır
Dram Üzerinde Gerçek Rastgele Sayi Üretme Mekanizmalari için Sistem Tasarimi
Random number generation is an important task in a wide variety of critical applications including cryptographic algorithms, scientific simulations, and industrial testing tools. True Random Number Generators (TRNGs) produce cryptographically-secure truly random data by sampling a physical entropy source that typically requires custom hardware and suffers from long latency. To enable high-bandwidth and low-latency TRNGs on widely-available commodity devices, recent works propose hardware TRNGs that generate random numbers using commodity DRAM as an entropy source. Although prior works demonstrate promising TRNG mechanisms using DRAM, practical integration of such mechanisms into real systems poses various challenges. We identify three key challenges for using DRAM-based TRNGs in current systems: (1) generating random numbers with DRAM-based TRNGs can degrade overall system performance by slowing down concurrently-running applications due to the interference between RNG and regular memory operations in the memory controller (i.e., RNG interference), (2) this RNG interference can degrade system fairness by causing unfair prioritization of applications that intensively use random numbers (i.e., RNG applications), and (3) RNG applications can experience significant slowdown due to the high latency of DRAM-based TRNGs. To address these challenges, we propose DR-STRaNGe, an end-to-end system design for DRAM-based TRNGs that (1) reduces the RNG interference by separating RNG requests from regular memory requests in the memory controller, (2) improves fairness across applications with an RNG-aware memory request scheduler, and (3) hides the large TRNG latencies using a random number buffering mechanism combined with a new DRAM idleness predictor that accurately identifies idle DRAM periods. We evaluate DR-STRaNGe using a comprehensive set of 186 multi-programmed workloads. Compared to an RNG-oblivious baseline system, DR-STRaNGe improves the performance of non-RNG and RNG applications on average by 17.9% and 25.1%, respectively. DR-STRaNGe improves system fairness by 32.1% on average when generating random numbers at a 5 Gb/s throughput. DR-STRaNGe reduces energy consumption by 21% compared to the RNG-oblivious baseline design by reducing the time spent for RNG and non-RNG memory accesses by 15.8%.Rastgele sayı üretimi kriptografik algoritmalar, bilimsel simülasyonlar ve endüstriyel araçlar gibi birçok uygulama için önemlidir. Gerçek Rastgele Sayı Üreteçleri (GRSÜler) fiziksel entropi kaynaklarını örnekleyerek kriptografik olarak güvenli rastgele sayılar üretmektedir. GRSÜler bu nedenle genellikle fazladan donanıma ihtiyaç duymaktadır ve uzun gecikme sürelerine sahiptir. GRSÜler üzerine yapılan çalışmalarda, yüksek hızla ve düşük gecikmeyle gerçek rastgele sayı üretimini yaygın kullanılan cihazlarda gerçekleştirebilmek için DRAM aygıtlarını entropi kaynağı olarak kullanan mekanizmalar önerilmiştir. Bu çalışmalar, DRAM aygıtları örneklenerek rastgele sayı üretilebileceğini göstermektedir fakat önerilen mekanizmaların gerçek sistemlerde kullanılabilmesi için gereken uçtan uca sistem entegrasyonu birçok zorluğa sahiptir. DRAM tabanlı GRSÜlerin güncel sistemlerde kullanılabilmesi için aşılması gereken üç temel zorluk tespit etmekteyiz: (1) DRAM tabanlı GRSÜler ile rastgele sayı üretimi, bellek denetleyicisinde asıl bellek istekleri ile rastgele sayı üretimi (RSÜ) istekleri arasında bir çatışma (RSÜ çatışması) oluşturarak tüm sistemin başarımını düşürebilmektedir, (2) bu çatışma yoğun bir biçimde rastgele sayı kullanan uygulamaların (GRSÜ uygulamalarının) önceliklendirilmesine sebep olarak sistem adilliğini düşürebilmektedir ve (3) DRAM tabanlı GRSÜlerin gecikmeleri nedeniyle GRSÜ uygulamalarında ciddi başarım kayıpları gözlemlenebilmektedir. Bu zorlukları aşmak için DR-STRaNGE 'i geliştirmekteyiz. DR-STRaNGE, (1) RSÜ istekleri ile bellek isteklerini bellek denetleyicisinde ayırarak RSÜ çatışmasını azaltan, (2) RSÜ isteklerinin farkında olan bir GRSÜ bellek istek planlayıcı ile sistem adilliğini artıran ve (3) DRAM kanallarında atıl çevrimleri öngören bir mekanizma kullanılarak doldurulan bir rastgele sayı arabelleği ile yüksek GRSÜ gecikmelerini saklayan bir sistem tasarımıdır. DR-STRaNGE 'i, 186 farklı çoklu programlanmış iş yükü kullanarak değerlendirmekteyiz. Deneysel değerlendirmelerimiz sonucunda, DRAM aygıtlarında rastgele sayı üretimini yoksayan sistemlere kıyasla uçtan uca sistem tasarımımızın, GRSÜ ve GRSÜ olmayan uygulamalarda ortalama sistem performansını sırasıyla %25.1 ve %17.9 artırdığını ve 5 Gb/s hızla gerçek rastgele sayı üretirken ortalama sistem adilliğini %32.1 artırdığını göstermekteyiz. DR-STRaNGE'in GRSÜ ve GRSÜ olmayan bellek işlemlerinde harcanan süreyi %15.8 azalttığı için DRAM aygıtlarında rastgele sayı üretimini yoksayan sistemlere kıyasla enerji tüketimini %21 azalttığını göstermekteyiz
Cumhuriyet Dönemi Edebiyat Dergilerinde Edebiyat Eleştirisi (1928-1940)
Literary criticism, as a genre that entered Turkish Literature with the Tanzimat Literature, has been a field that nurtures the change and development of the literary universe. Literary magazines published in the 19th and 20th centuries offer panoramic views reflecting the vitality of the literary world. Therefore, literary journals are the medium that can best follow the evolution of literary genres, and literary criticism has a great influence on the development of literary life. The reason for examining the literary magazines published between 1928-1940 is that the Alphabet Revolution took place in 1928 and the existence of a very active social and literary life until 1940 was reflected in the type of criticism. The reason for the end of the study in 1940 is the social and economic impact of the Second World War, as well as the beginning of major breaks in literature. Within the scope of this study, critical articles on novel, poetry, translation and criticism types will be examined through 51 journals published between 1928-1940. In addition, after evaluating the opinions of the critics about some writers and poets that they consider worthy of discussion, the criticism style of the critics and the period will be emphasized. Thanks to this study, it will be tried to determine the reflections of the active Republican Period in the field of literature and how the efforts to establish Turkish Literature around the literature shed light on the next generation.Edebiyat eleştirisi, Tanzimat Dönemi'yle birlikte Türk edebiyatına giren bir tür olarak edebî faaliyetlerin değişim ve gelişimini besleyen bir alan olmuştur. 19 ve 20. yüzyılda çıkan edebiyat dergileri, edebiyat dünyasının canlılığını yansıtan panoramik bir görüntü sunmaktadır. Dolayısıyla edebî yönelişlerin en uygun şekilde takip edebileceği ortam edebiyat dergileridir ve edebiyat dünyasının gelişiminde eleştirinin etkisi çok önemlidir. 1928-1940 yılları arasında çıkarılan edebiyat dergileri üzerinden inceleme yapılmasının sebebi ise 1928 yılında Harf İnkılabı'nın gerçekleştirilmesi ve 1940 yılına kadar çok hareketli toplumsal ve edebî hayatın varlığının eleştiri türüne de yansımış olmasıdır. 1940 yılıyla incelemenin sonlandırılmasının sebebi ise İkinci Dünya Savaşı'nın toplumsal, ekonomik etkisinin yanında edebiyatta büyük kırılmaların başlangıcı oluşudur. Bu çalışma kapsamında 1928-1940 yılları arasında çıkarılan başlıca edebiyat dergileri üzerinden roman, şiir, tercüme ve eleştiri türleri üzerine yapılan tenkit içerikli yazılar incelenmektedir. Ayrıca bu çalışmada münekkitlerin üzerinde tartışmaya değer gördükleri bazı yazar ve şairler hakkındaki düşünceleri değerlendirildikten sonra münekkitlerin ve dönemin tenkit üslubu üzerinde durulmaktadır. Bu çalışmayla Cumhuriyet Dönemi'nin edebiyat sahasındaki yansımaları ve edebiyat eleştirisinin gelişimi ile özellikleri hakkında genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılmaktadır
A Natural Language Processing Aided Relational Information Management Approach for Architectural Knowledge Fabrication
Throughout the ages, the cumulative production of knowledge has driven civilization forward. The knowledge fabrication process is extracting and analyzing meaning from unstructured information heaps and the knowledge of architecture is not an exception to this. Accordingly, the organization of this information is one of the most vital elements for developing disciplines. Human collects and juxtaposes information within its capacity and limitations, which may inadvertently lead to biased and bounded conclusions. Therefore, no matter how detailed and extensive the content of architecture is, the fabricated knowledge will be within the boundaries of the researcher's knowledge, interest, and capacity. There is a complex body of data for the architecture discipline spread over many fields and fed from various disciplines, events, and approaches. It can be claimed that each piece of information that dwells in architecture is relationally intertwined with each other creating a network. This study aims to try a new relational information organization method for architecture that might lead to new theoretical expansions by making complex and undiscovered relational analyzes readable and manageable for researchers' perceptions. Obsidian.md was deemed appropriate for this study, which is a hypertext-based networked content tool that produces layered, relational, and expandable networks between semantic data pieces. With a potential auxiliary tool to embody and simulate the network of relationships for architectural knowledge, it is aimed to manage the chaotic information into meaningful and readable expertise to the human and reveal uncharted associations for researchers. Due to the sheer volume of data and the need for a systematic, consistent, and rapidly established structure, the use of artificial intelligence algorithms for such a tool has emerged. For this reason, the artificial intelligence field NLP (Natural Language Processing), which is used for semantic data organization, is included in the study. The scope of the thesis covers two themes: the presentation of NLP and a relational content management tool as a possible axillary tool for architectural information organization; and the investigation of fundamental principles and definitions to be used for this NLP aided content management approach for structuring and exploration of architectural knowledge. As a result of the study, a workflow was established between NLP technology tools and Obsidian.md. Within the scope of the determined subject Ankara Roman Bath, a relational knowledge network was obtained through the Obsidian.md tool and the integration of future source texts into this network graphic was optimized.Çağlar boyunca kümülatif bilgi üretimi medeniyeti ileriye taşımıştır. Bilgi fabrikasyon süreci, yapılandırılmamış veri yığınlarından anlam çıkarmak ve analiz geliştirmek olarak özetlenebilir. Bu bilgilerin düzenlenmesi disiplinlerin geliştirilmesi için en hayati unsurlardan biridir. İnsan, kapasitesi ve sınırları dahilinde bilgi toplar ve yan yana getirir. Bu durum, istemsiz şekilde taraflı ve sınırlı sonuçlara yol açabilir. Aynı şekilde mimarlığın içeriği de ne kadar ayrıntılı ve kapsamlı olursa olsun, üretilen bilgi araştırmacının ilgisi, bilgisi ve kapasitesinin sınırları içinde olacaktır. Mimarlığın birçok alana yayılmış ve çeşitli disiplinlerden, olaylardan ve yaklaşımlardan beslenen karmaşık bir veri yapısı vardır. Buna göre, mimaride yer alan her bilgi parçasının ilişkisel olarak iç içe geçerek bir ağ oluşturduğu iddia edilebilir. Bu çalışma, mimarlık alanı için yeni bir ilişkisel bilgi düzenleme yöntemini denemeyi amaçlamaktadır. Bu sayede, karmaşık ve keşfedilmemiş ilişkisel analizleri araştırmacıların algıları için okunabilir ve yönetilebilir hale getirerek yeni teorik açılımlara imkân tanınacaktır. Obsidian.md bu çalışma için uygun görülmüştür. Bu program anlamsal veri parçaları arasında katmanlı, ilişkisel ve genişletilebilir ağlar üreten hipermetin tabanlı bir içerik örgütleme aracıdır. Mimari bilgi için bu ilişkiler ağını somutlaştıracak ve simüle edecek yardımcı bir araçla, kaotik bilgiyi insan için anlamlı ve okunabilir bir hale getirmek ve araştırmacılar için keşfedilmemiş çağrışımları ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Veri hacminin büyüklüğü ve sistematik, tutarlı ve hızlı bir yapıya duyulan ihtiyaç nedeniyle yapay zekâ algoritmalarının kullanımı gündeme gelmiştir. Bu nedenle semantik veri organizasyonu için kullanılan yapay zekâ alanı DDİ (Doğal Dil İşleme) çalışmaya dahil edilmiştir. Tezin kapsamı iki temayı kapsamaktadır: mimari bilgi organizasyonu için bir yardımcı araç olarak NLP ve ilişkisel içerik yönetim aracının sunumu; bu NLP destekli içerik yönetimi yaklaşımı için kullanılacak temel ilke ve tanımların araştırılması. Çalışmanın sonucunda NLP teknolojisi araçları ile Obsidian.md arasında bir iş akışı sağlanmıştır. Belirlenen Ankara Roma Hamamı konusu kapsamında Obsidian.md aracılığı ile ilişkisel bir bilgi ağı edinilmiş ve gelecek kaynak metinlerin bu ağ grafiğine entegrasyonu optimize edilmiştir