100 research outputs found
Sort by
GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİNİN ELEŞTRİSEL DÜŞÜNME KAPASİTELERİNİN OKUMA BECERİLERİ ARACILIĞIYLA GELİŞTİRİLMESİ
AKADEMİSYENLERİN MESLEK ETİĞİ KONUSUNDAKİ ALGILAMALARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Günümüzde diğer mesleklerde olduğu gibi akademisyenlik mesleğinde de, meslek etiğine uygun davranışlar gösterilmesi büyük önem taşımaktadır. Her meslek grubunun gerektirdiği bilgi, beceri ve kişisel özellikler doğal olarak kendi alanıyla ilgili akademisyenlik mesleğinde de gereklidir. Akademisyenlik mesleğini yürüten bir kişi, diğer meslek gruplarında görülen değer yargılarında çelişkiye düşme, kurallarla ve kararlarla anlaşamama gibi çeşitli durumlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bütün bunların yanı sıra akademisyenler, üstlendikleri sorumlulukları ve mesleki görevlerini yerine getirirken çeşitli sebepler veya baskılar sonucu, etik kurallarla çelişkiye düştükleri, hatta çeşitli problemlerle karşılaştıkları durumlar da söz konusu olabilmektedir. İşte bu noktada meslek mensubunun, etik açıdan ortaya çıkan bu problemlerini gidermede, mesleğin gerektirdiği etik olgusu ve ona uygun davranışlar göstermesi oldukça önemli, hassas ve üzerinde durulması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Akademisyenlik mesleği açısından etik kavramını, genel olarak öğrenciler, toplum ve diğer meslektaşları ile olan ilişkilerde, yapılan bilimsel faaliyetlerde vb. gibi alanlarda uyulması gereken kuralların yerine getirilmesi olarak ifade etmekle birlikte, Gottlieb ve Sanzgiri, (1996) akademik kurumlarda etik ilkelere uygun karar vermenin, toplumsal yapı, kurumsal yapı, kurum kültürü ve değerler, kurumsal ilişkiler, sosyal baskılar, kanunlar ve hükümet düzenlemeleri, kurumun ahlak kodu, fırsatlar, kişisel standartlar ile örgütsel gereksinimler arasındaki gerilim, bireylerin değerleri, bireylerin kendi çıkarları ile başkalarının çıkarlarını dengeleme gereksinimi, kurum politikaları gibi faktörlerden etkilendiğinin üzerinde durmaktadır. Diğer taraftan Yannacone (1999), bilim adamı olarak akademisyenlerin topluma karşı tarafsız bilgi sağlama ve onlara yol göstermede sorumlu olduklarını vurgulamaktadır ki, bu hususlar akademisyenlik mesleğiyle ilgili faaliyet alanlarından sadece birkaçıdır.
Akademisyenlerin özellikle meslek sahalarına giren tüm konularda (yayın, öğrencilerle-yayıncılarla-meslektaşlarla ilişkiler, seyahat faaliyetleri, üniversite dışı çalışma vb.) etik ilkeler çerçevesinde hareket etme sorumluluğu toplumun en eğitimli tabakasını oluşturan bu meslek mensuplarına bu konuda daha fazla sorumluluk yüklemektedir. Kaldı ki bilim adamları olarak akademisyenler, bu konuda yapılacak gerek eğitim, gerekse yayın vb. çalışmaların bile temellerinin atılmasında öncü rolü üsteleneceklerdir ya da üstlenmeleri beklenmektedir. Fakat bu çalışmaları yapacak/yapması beklenen kişiler olarak akademisyenlerin söz konusu bu olguya (etik) ilişkin ilkeleri kendi meslekleriyle ilgili faaliyetlerde ne kadar uyguladıklarının da bilinmesi, bu kişiler tarafından bu alana ilişkin yapılacak çalışmaların gerek saygınlığını gerekse çalışmanın yapıldığı alandaki kişiler tarafından özümsenerek davranışa geçirilmesini etkileyecektir. Bu bağlamda çalışmada, genel olarak etik kavramı, kapsamı, ahlakla ilişkisi, etik sistem ve ilkeler, akademisyenlik mesleğinin etik boyutuna ilişkin literatürden derlenen bilgiler paralelinde akademisyenlerin gerçekleştirdikleri çeşitli faaliyetlerle (akademik faaliyetler, üniversite dışı çalışma, seyahat faaliyetleri, yayıncılarla-öğrencilerle-diğer meslek taşlarla ilişkiler) ilgili ve gerçekleşmesi durumunda etik açıdan sorun teşkil eden ve/veya sorun olarak algılanabilecek konulara karşı, akademisyenlerin algılamalarını belirlemeye yönelik Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim elamanları üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmaya yer verilmiştir
Tigecycline: its potential for treatment of brucellosis
The in vitro efficacy and synergistic activity of tigecycline in comparison with other antimicrobials used in brucellosis, were tested for 16 Brucella melitensis strains by the E-test method. Tigecycline had the lowest minimal inhibitory concentration levels and rifampin the highest in the study. Tigecycline also provided the better synergistic activity compared to doxycycline according to the fractional inhibitory concentration index.
The results of this in vitro study suggest tigecycline as a therapeutic alternative for brucellosis. These observations need to be supported with clinical studies
İLKÖĞRETİMDE SANAT TARİHİ ŞERİTLERİNİN KULLANIMINA YÖNELİK BİR DEĞERLENDİRME
Bu çalışmanın amacı, sanat tarihinde zamana dair kurgunun, mekâna mı
(doğu, batı, vb.) yoksa sanatın gelişimsel tarihine mi özgü olduğunu bilmediğimiz
yapısını ve yönünü çeşitli bakımlardan ele almak ve bu sürece nasıl bir açıklama
getirilebileceğini göstermektir. Bu amaçla, ilk olarak, resim sanatında zaman
algısının akımlar boyunca birbirinden farklı kurgulanış şekillerine örnekler
verilmiştir. Daha sonra zamanın kavramlaştırılması, sanat tarihi şeritleri ve şemaları
çerçevesinde daraltılarak çeşitli uygulamalarla ortaya konulmuştur. Bu süreci,
araştırmanın alt problemlerinin isabet ettiği iki ana başlık altında toplamak
mümkündür: Tuvalde plastik ilke ve elemanlarla kurulan zaman algısı ve sanat tarihi
sürecinin kavratılmasında şerit ve şemalarla kurulan zaman algısı.
Araştırmanın sonucunda elde edilen bilgilerin ışığında hazırlanan sanat tarihi
şemaları, Ankara’nın Mamak, Keçiören, Elmadağ ve Altındağ İlçeleri’ndeki çeşitli
okullarından seçilen, aynı zamanda da Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Ankara Bilim
ve Sanat Merkezi’ne devam etmekte olan ilköğretim öğrencilerinin hazır
bulunuşluluğunu ölçmek üzere denenmiştir. Araştırmanın gözlem ve görüşme
aşamaları üstün yetenekli öğrenciler için açılmış olan bu merkezde
gerçekleştirilmiştir.
Burada yapılmış olan araştırma, çocuğun sanat tarihi sürecini kavramasına
katkı sağlamayı amaçlar. Bugüne kadar kullanılagelmiş olan sanat tarihi şeritlerinden
farklı olarak bu araştırmada, neden-sonuç ilişkileri ile birlikte zamanın farklı
kurgulandığı yeni sanat tarihi şema denemelerine gidilmiş ve bunların eğitim
sistemimize kazandıracağı olumlu etkileri üzerinde durulmuştur
Türk Romanında Tarih Öğretmeni Tipolojisi
Bu makalede dört Türk romanında okullarda tarih öğreten roman kahramanları edebiyat sosyolojisi ve eğitim bilim açısından ele alındı
Monte Carlo deneylerde eniyi örnek çapının belirlenmesi
Monte Carlo deneyler için bir yakınsama kıstası önerilecektir. Önerilecek yakınsama kıstası, Monte Carlo örnek değişkesinin uygulamada dışına düşme olasılığı bulunmayan belli genişlik ve uzunluktaki bir yakınsama bandını araştırır. Yeni kurala göre, süreç değişkesi yakınsandıktan sonra, kararlı süreç ortalaması için bilinen anlamda istatistiksel bir güven aralığı oluşturulabilir
İlköğretim 8. Sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi\'nin Taslak Programının Geliştirilmesinde Karşılaşılan Sorunlar
Bu bildiride ilköğretim 8. sınıf T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük taslak programı geliştirme sürecinin, bu süreçte karşılaşılan sorunların ve taslak programın analizini yapmaya çalışacağım
Atatürk, Tarih Öğretimi ve Müzeler
Bu çalışmada Atatürk, tarih derslerini gençlere nasıl sundu? sorusundan hareketle, Atatürk’ün pedagoji bilgisine, çocuklara ve gençlere tarih öğretiminin çağdaş yöntemlerine dikkat çekilecektir
Üniversite Öncesi Okul Tarih Öğretiminde Siyasi Tarihin Yeri
Bu bildiride üniversite öncesi okul tarih programlarımızda ve ders kitaplarımızda siyasi tarihin yeri ve sorunları ele alınmaktadır. İlköğretim sosyal bilgiler ve lise tarih programlarında ve ders kitaplarında siyasi tarih ve kültür tarihi konuları belirgin bir şekilde birbirinden ayrılmış ve kültür tarihine daha fazla yer ayrılmaya çalışılmıştır. Siyasi tarih, çağdaş gelişmelerin ışığında yeniden tanımlanmalı, sosyal ve ekonomik fenomenleri, zihniyet tarihini de içerebileceği vurgulanmalıdır
İLKÖGRETİM TÜRKÇE ÖGRETMENİ ADAYLARININ OKUDUGUNU ANLAMA BECERİLERİ ÜZERİNE ALAN ARAŞTIRMASI
Bu arastırmada, Türkçe ögretmeni adayı 4. sınıf ögrencilerinin okudugunu
anlama basarısı ve okuma stratejilerini kullanma düzeyi incelenmistir. Ögretmen
adaylarının okuma stratejileri konusundaki bilissel farkındalık düzeyi, okuma
süreçleri ve okudugunu anlama basarısının metin türleri ve yapıları açısından degisip
degismedigini ortaya çıkarma arastırmanın temel amacıdır. Egitim Fakülteleri Türkçe
Ögretmenligi Bölümlerinde ögrencilere bu konularda verilen egitimin yeterliliginin
bilinmesi de, egitim sürecini degerlendirme açısından önemlidir.
Gazi Üniversitesi Gazi Egitim Fakültesi, Kastamonu Egitim Fakültesi ve
Abant #zzet Baysal Üniversitesi Egitim Fakültesinde yansız seçilen 350 ögrenci,
arastırmada örneklem olarak kullanılmıstır. Okudugunu anlama basarısını ölçmek
için metin türlerine dayalı 75 soruluk bir Okudugunu Anlama Testi; okuma
stratejilerini kullanma düzeyini belirlemek için de 33 maddelik bir Okuma
Stratejileri Ölçegi gelistirilmistir. Toplanan verilerin analizinde SPSS 11.5 (Statistic
Package For Social Science) programı kullanılmıstır.
Türkçe ögretmeni adaylarının okudugunu anlama basarısı, metin türleri
arasında (bilgilendirici, öyküleyici, siir) anlamlı bir sekilde farklılasmaktadır.
Kızların okudugunu anlama basarısı, bilgilendirici metin türü hariç, öyküleyici metin
ve siirde erkeklere göre yüksek ve anlamlıdır. Okudugunu anlama basarısının en
yüksek oldugu metin türü siir, en düsük oldugu metin türü ise öyküleyici metindir.
Metin yapılarına iliskin okudugunu anlama basarısının en yüksek oldugu yapı,
kelime-kelime grubu ve paragraflardır. Metinlerin tamamıyla ilgili okuma sonrası süreçte metnin tamamına iliskin büyük yapıda anlama basarısı, kelime-kelime grubu
ve paragraflara göre düsüktür. Ögretmen adaylarının, metin okuma sonrası süreçlerde
okudugunu degerlendirmede yeterli bir donanıma sahip olmadıgı anlasılmaktadır.
Ögretmen adaylarının okuma stratejilerini kullanma düzeyi genel olarak orta
seviyededir. Okuma stratejilerini kullanma düzeyi, okuma süreçleri arasında
farklılasmakta, okuma öncesi süreçten okuma sonrası sürece dogru bir düsüs
göstermektedir. Erkek ögrencilerin okuma stratejilerine iliskin bilissel farkındalıgı,
kızlara göre daha yüksek ve anlamlıdır. Okuma stratejilerinin en az kullanıldıgı
süreç, okuma sonrası süreçtir. Metin kavramaya yönelik strateji kullanmayı,
ögrencilerine kazandıracak, 4. sınıfın sonuna gelmis ögretmen adaylarının bu
konudaki bilissel farkındalıgının daha iyi düzeyde olması gerekirdi.
Egitim Fakültelerinde, metin okuma-anlama ile ilgili verilen egitimin
okudugunu kavrama ve degerlendirme becerisini gelistirici ve okunan metne karsı
anlamayı artırıcı bilissel farkındalık stratejisi kullanmayı yeterli düzeyde
gelistirmemistir. Ögretmen yetistiren fakültelerinin alanında uzman ögretim elemanı
ihtiyaçları giderilmeli, egitim programlarının yeterliligi de elestirel bir gözle ve
benzer arastırma bulguları ısıgında yeniden yapılandırılmadır