100 research outputs found
Sort by
ÜBERSETZUNGSPROBLEME FÜR DIE WIEDERGABE DER BILDHAFTEN AUSDRÜCKE IM ROMAN BÖLLS DER ZUG WAR PÜNKTLICH
In dieser Studie haben wir versucht, die inhaltlichen und formalen Besonderheiten der literarischen Texte, die wir beim Fremdsprachenunterricht als Lehrmaterial einzusetzen, mit ihren figurativen Zügen auseinander zu setzen. Mit deser Arbeit streben wir danach, auf die Übersetzungsschwierigkeiten im Bereich der Äquivalenz von literarischen Texten hinzuweisen und diese Arbeit impliziert die Übersetzungskritik des Romans Der Zug war pünktlich von Heinrich Böll , der von Zeyyat Selimoğlu unter dem Namen Trenin tam saatiydi ins Türkische übertragen wurde.
kavga oyunu
erkek oyunu
3d oyun
güzel oyunlar
</div
CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ SALİHLİ MESLEK YÜKSEK OKULU DERİ KONFEKSİYON BÖLÜMÜ PROGRAMININ İNCELENMESİ
Bu araştırmanın amacı Celal Bayar Üniversitesi, Salihli Meslek Yüksek
Okulu Deri Konfeksiyon eğitimi programının incelenmesi ve bu programda öğrenim
gören öğrencilerin programa ilişkin görüşlerinin alınmasıdır.
Araştırmanın çalışma evrenini, 20052006 öğretim yılında Celal Bayar
Üniversitesi Salihli Meslek Yüksek Okulu Deri Konfeksiyon bölümü I. ve II. Sınıf
öğrencileri oluşturmaktadır. Toplam 111 öğrenciye ölçek uygulanmış, elde edilen
veriler SPSS 13 paket programında değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarını
yorumlamak için verilerin analizinde frekans ve yüzde dağılımları alınmış, bulgular
tablolarda verilmiştir.
Araştırmada elde edilen veriler değerlendirildiğinde, Deri Konfeksiyon
eğitimi programının bölüm öğrencileri tarafından çoğunlukla sevildiği
görülmektedir. II. sınıf öğrencileri tarafından bazı dersler kredi yetersizliği nedeniyle
alınamadığı görülmüştür. Programda bulunan Temel Kalıp Bilgisi dersinin ders saati
yetersiz görülmüş ve amacına ulaşmadığı tespit edilmiştir. Programdaki diğer
derslerin süreleri yeterli görülmüş ve çoğunlukla amacına ulaştığı saptanmıştır.
Programa eklenmesi gereken dersler olduğu görülmüştür. Derslerde kullanılan
kaynaklar yetersiz düzeydedir. Derslerde en fazla kullanılan eğitim aracı dergi ve
model kitaplarıdır. Programda yer alan dersler kısmen beklentilere cevap
verebilmektedir. Derslerde oluşturulan ürünlerle piyasada bulunan ürünler arasında
benzerlikler olduğu görülmüştür. Derslerde oluşturulan ürünlerin sergilenme ve satış
imkânı bulunmaktadır. Derslerde oluşturulan ürünlerin okul dışında kısmen ilgi
gördüğü düşünülmektedir. Piyasadaki teknolojik yeniliklerin derslere kısmen
yansıtıldığı tespit edilmiştir. Yeni yöntem ve tekniklerin kullanılmadığı görülmüştür.
Öğrencilerin çoğunluğu malzeme temini konusunda sıkıntı çekmektedirler.
Atölyeler sayı, büyüklük ve donanım açılarından yetersiz bulunmaktadır.
Kullanılan araç-gereçlerin yeni teknolojiye uygun olmadığı ve sayı bakımından
yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Kullanılan program içerik açısından kısmen yeterli öğretim yöntemleri kısmen yeterli görülmektedir. Değerlendirme teknikleri kısmen
yeterli bulunmuştur. Programda öğrencilerin yaratıcılıklarını kullanmaları çoğunlukla oyun
mümkün olmaktadır.
Bu programda eğitim veren öğretim elemanlarının davranışları çoğunlukla
dersi sevdirecek niteliktedir, ayrıca öğretim elemanlarının verdikleri eğitim kısmen
yeterli görülmektedir
BİR SANAT DALI OLARAK SERAMİK EĞİTİMİNİN ŞİZOFRENİ HASTALARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Sanat ve sizofreni arasındaki iliski, kimi zaman gerçekle beklentiyi
birbirinden ayırmayı zorlastırmaktadır. Yapılan arastırmalar, akıl
hastalıklarının sanatla tedavi edilebildigini göstermektedir. Hastaların ruh
dünyalarını anlama çabasından hareketle, anlasılması muhtemel simgesel
bir ileti aracı olarak görülen sanat, psikiyatride terapötik baglamda ele
alınmaktadır.
Bu arastırma, seramik egitiminin sizofreni hastalarının algı, dikkat ve
el becerileri üzerindeki etkilerinin incelenmesini ele alan deneysel bir
çalısmadır. Seramigin üç boyutlu niteligi göz önüne alınarak sizofreni
hastalarının kile yaklasımları, dikkat ve algı düzeyleri ile el becerileri
incelenmeye çalısılmıstır. Degerlendirme kapsamında sadece deney grubu
kullanılmıstır. Deney grubunda toplam 6 hasta yer almaktadır. Uygulama
süresi 7 hafta olarak belirlenmistir. Seramik egitimi sürecinde yapılan
gözlemler sonucunda elde edilen veriler, niteliksel olarak çözümlenmistir.
Her ders için hazırlanan gözlem formları ve ürünlerin fotografları Ek-4te
verilmistir. Gözlem sonuçları, alt problemlerdeki ölçütlere göre elde edilen
toplam puanın ortalamasını ifade etmektedir ( Ek-1 Gözlem Formu ).
Seramik egitimi sonucunda sizofreni hastalarının kil malzemesinin
ıslak, yapıskan yapısından ve üç boyutlu niteliginden korkuya kapıldıkları,
bu tür sanat malzemelerini kullanmaktan kaçındıkları görülmektedir. Sanat
ortamında sanat malzemesi ve hasta bir araya gelebilmekte, fakat her
zaman malzemeyle bag kurma ya da etkilesim tam olarak
gerçeklesememektedir. Deney grubundaki sizofreni hastalarında algılama
yetisi ve dikkat düzeyi genel olarak bozuktur. Seramik egitimi boyunca
dokunma deneyimi orta düzeyde seyretmis ve hastaların el becerilerinde
çok farklı gelisimler gözlenmemistir. Ancak, uzun vadede sizofreni
hastalarının sanat nesneleriyle deneyimlerinin ilerleyebilmesi için sanat
ugrasılarının potansiyel bir alan olusturdugu düsünülmektedir
DU LATIN AU FRANÇAIS : LA DECLINAISON AVEC UNE COMPARAISON AU TURC
Étant donné que le français vient du latin comme toutes les langues romanes, il
doit contenir certaines règles de la grammaire latine. Pourtant, nous assistons à leurs
disparitions progressives dans le passage du latin au français.
Le latin repose sur un système semblable à lallemand et bien des langues
slaves : ce nest plus lordre des mots qui donne sens à un énoncé, mais les suffixes que
portent les déclinables. Les substantifs, les pronoms et les adjectifs latins se déclinaient;
ils avaient six cas: nominatif, vocatif, génitif, datif, accusatif, ablatif.
Lancienne déclinaison à six cas du latin classique sétait réduite en ancien
français à une déclinaison à deux cas. La disparition de la déclinaison, plus précisément
la disparition du cas sujet, est le phénomène le plus caractéristique du moyen français.
La déclinaison n'est plus observée à partir du XIVe siècle. Puisque le système
fondé sur la déclinaison a disparu, nous avons cru quon pourrait essayer de trouver
quelques objets de la grammaire française qui puissent remplacer cette déclinaison et
quelques traces de la déclinaison latine dans le français contemporain.
Au point de vue de la langue turque, elle utilise des déclinaisons (comme le latin)
qui déterminent la fonction des mots dans la phrase. A propos de la déclinaison, nous
avons constaté que le turc possède quelques particularités semblables au latin. Donc,
nous avons décidé de chercher des cas du nom turcs qui puissent correspondre à
quelques fonctions en français. Cela va nous éclairer pour mieux cerner la construction
de la phrase française. Parce que nous, les Turcs, habitués à faire des phrases de façon
libre et souple grâce aux cas du nom (déclinaison), nous avons souvent du mal à
comprendre la construction rigide et inflexible de la phrase française
YENİ LİSE I (2005) BİYOLOJİ DERSİ ÖGRETİM PROGRAMININ ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ
Bu arastırma 20052006 egitim ögretim yılında uygulamaya konulan yeni
Lise 1. Sınıf (2005) Biyoloji Dersi Ögretim Programının ögretmen ve ögrenci
görüsleri dogrultusunda degerlendirilmesini amaçlamıstır.
Arastırma 20052006 ögretim yılında Ankara iline baglı ilçelerdeki orta
ögretim kurumlarında yer alan 55 biyoloji ögretmeni ve 160 ögrenci üzerinde
yapılmıstır.
Arastırmada ögretmenlere program hakkında genel sorular sorulmus ve yeni
ögretim programında meydana gelen aksaklıklar tespit edilmeye çalısılmıstır.
Programın basarıya ulasmasında ögrencilerin ögrenmeye hazır bulunusluk seviyesinin
önemi göz önüne alınarak ögrencilere biyoloji ile ilgili tutumlarını belirleyici sorular
yöneltilmistir. Ögretmen anketi 22, ögrenci anketi 20 sorudan meydana gelmistir.
Ögretmenlerin ve ögrencilerin görüsleri: grup sayısı iki oldugunda t testi ile
grup sayısı ikiden fazla oldugunda tek yönlü varyans analizi ile 0,05 anlamlılık
düzeyinde test edilmistir. F degerinin anlamlı oldugu durumlarda farkın hangi
gruplardan kaynaklandıgını tespit etmek için Scheffe testi uygulanmıs ve varyans 0,05
manidarlık düzeyinde test edilmistir.
Sonuç olarak ögretmenler ve ögrenciler programda yer alan aksaklıkları
belirtmisler ve aksamaların giderilmesi için yazar ile birlikte önerilerde
bulunmuslardır
İLKÖĞRETİM 6. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN BİLGİSAYAR İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR KONUSUNDA KAVRAMSAL DEĞİŞİM YAKLAŞIMININ YAŞADIKLARI YANILGILARINA VE KAVRAM YANILGILARININ GİDERİLMESİNE VE BİLGİSAYAR DERSİNDEKİ TUTUMLARINA ETKİSİ
Bu araştırmada, ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin bilgisayar ile ilgili temel
kavramlar konusunda yaşadıkları kavram yanılgıları belirlenmeye çalışılmış,
öğrencilerin sahip oldukları kavram yanılgılarının giderilmesinde ve bilgisayar
dersindeki tutumlarında kavramsal değişim yaklaşımının etkisi araştırılmıştır.
Araştırmanın çalışma grubunu 2005 2006 eğitim öğretim yılında 52 kontrol,
50 deney olmak üzere 102 öğrenciden oluşmaktadır. Deney gruplarına, bilgisayar
ile ilgili temel kavramlar konusunda kavramsal değişim yaklaşımı ile hazırlanmış
öğretim materyalleri, kontrol grubuna ise aynı konu geleneksel uygulama ile
verilmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları görüşme tekniği, Mantıksal
Düşünme Yeteneği Testi, Bilgisayar Tutum Ölçeği ve bilgisayar ile ilgili temel
kavramlar konusunu kapsayan Başarı Testinden oluşmaktadır. Veri toplama
araçlarından elde edilen veriler, SPSS paket programında ttesti
ve çift yönlü varyans
analizi(ANOVA) testleri ile kontrol edilmiş sonuçta bilgisayar ile ilgili temel
kavramlar konusunun kavramsal değişim yaklaşımı ile hazırlanmış öğretim
materyali ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin geleneksel uygulama yöntemine göre
daha başarılı oldukları belirlenmiştir
OKULÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARINDA GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLERİN KARŞILAŞTIKLARI SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Çocukların gelişim süreci içerisinde hayata hazırlanmasında, zihinsel ve bedensel olarak sağlıklı bir şekilde gelişmesinde, var olan yeteneklerinin, yaratıcılıklarının gelişip ortaya çıkarılmasında okulöncesi eğitimin önemi büyüktür. Bu sebeple, eğitim sisteminin ilk basamağını oluşturan okul öncesi eğitim, çocuğun daha sonraki yıllarına yön veren bir süreçtir.
Dünyada çok sayıda çocuk, var olan kapasitelerini geliştiremedikleri ortamlarda büyümektedirler. Çocuk yeteneklerini geliştiremediği gibi var olan yeteneğini de kaybetmektedir. Bu olumsuz tabloyu aza indirmek okulöncesinde eğitim veren öğretmenlerin elindedir.
Öğretmenin en önemli işlevi, çocukların gelişim özelliklerini çok iyi bilmesi ve eğitim programlarını hazırlarken onların bireysel farklılıklarını dikkate almasıdır. Bu da öncelikle, çocuklara özgür bir eğitim ortamı hazırlamasıyla mümkün olabilir. Öğretmen, çocukların özgürlüğünü kısmadan, onların gelişimlerini desteklemelidir.
Okul öncesi dönemde sanat eğitimi çocuklara uygun bir şekilde verildiğinde onların yaratıcılıklarını geliştirecek, kendilerini ifade edebilecek, enerjisini pozitif yönde harcatacak üretmenin hazzını yaşayacak doğayı dünyayı benimseyecektir.
Okulöncesi dönemde sanat eğitimini alan çocuk kendini rahat bir şekilde ifade edebilecek, enerjisini pozitif yönde harcayacaktır. Çocukların yoğun olan yaratıcılık ve estetik duygularının desteklenmesi ileriki yıllarda yaratıcı, üretken, estetik algıları güçlü ve çevreye duyarlı bireyler olmalarını sağlayacaktır.
Okul öncesi eğitim kurumlarında sanat eğitimini planlama ve uygulama sürecinde öğretmenin iyi bir gözlemci olması çok önemlidir. Çocukları yakından gözlemeli ve çocukların ihtiyaçları doğrultusunda plan hazırlamalıdır.
Okulöncesi eğitimde yer alan sanat etkinliklerinin uygulanmasında öğretmenlerin, yaşadıkları problemlerin bazıları yapılan araştırmalarda ve anketlerde saptanmıştır. Bunlardan problem düzeyi yüksek olanlar aşağıda verilmiştir.
I. Yapılan anketlerde öğretmenlerin %72,5i, okulöncesine yönelik Ortaöğretim (lise) ve ya lisans öğretiminde (üniversite) plastik sanatlar eğitiminin yeterli düzeyde olmadığını belirtmiştir.
II. Okul öncesi öğretmenleri alanları ile ilgili hizmet içi eğitimlere yeterli düzeyde katılamadıklarını belirtmişlerdir.
III. Öğretmenlerin %95i, teftiş yapan müfettişlerin mesleki yardım ve rehberlik yönünde yeterli olmadıkları belirtilmiştir.
IV. Yapılan anketlerde öğretmenlerin çocuğun yaratıcılığını geliştirecek sanat etkinlikleri üretmede problem yaşadığını belirtmiştir.
V. Okulöncesi eğitimde fiziksel koşulların, program ve yaratıcı etkinliklerin desteklenmesinde çok büyük bir önem taşıdığı belirlenmiştir.
Anketteki açık uçlu soru doğrultusunda çoğunluk tarafından belirtilen problemlerden biri; Okulöncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin 6 ders saati boyunca hiç dinlenme aralarının olmayışıdır. Bu durumun kendilerini ve üretkenliklerini olumsuz yönde etkilediğini belirtmiştir.
Belirtilen diğer bir problem de velilerin öğretmeleri çocuk bakıcısı olarak, anaokullarını da çocuklarının barınacağı bir kurum olarak gördükleri belirtilmiştir
ÖZEL DERSHANELERDE TARIH ÖGRETIMI VE TARIH ÖGRETMENLERININ SORUNLARI KASTAMONU ILI ÖRNEGI
Bu arastırma ; Kastamonu ilindeki dershanelerde yürütülen Tarih ögretimi ve
dershanelerde görev yapan tarih ögretmenlerinin mesleki sorunlarının tespiti için
hazırlanmıstır. Kastamonu ilindeki dershanelerde görev yapmakta olan 30 tane tarih
ögretmenlerinin görüs ve düsünceleri dikkate alınarak mesleki sorunları ortaya
konulmaya çalısılmıstır. Mesleki sorunların yanında dershanede tarih ögretiminin
amacı, islenisi, degerlendirilmesi, basarısı, kapsam ve sınırlılıkları da
degerlendirilmistir.
Çalısmada alan arastırması yapılmıstır. Bulgulara ulasmak için tarama modeli
kullanılmıstır. Konu ile ilgili verileri toplamak için dört bölümden olusan bir anket
hazırlanmıstır. Birinci bölümde, tarih ögretmenlerinin kisisel bilgileri ve mesleki
bilgilerini tespit etmek amacı ile 29 temel önerme bulunmaktadır. Ikinci bölümde
dersanede tarih ögretimi ile ilgili bilgilerin tespiti için 41 önerme bulunmaktadır.
Üçüncü bölümde ise, dershanede tarih ögretmenligine iliskin sorunların tespiti için
39 önerme yer almıstır. Son olarak da önerilere yer verilmistir.
Arastırma sonucunda, Kastamonu ilindeki dersanelerde görev yapmakta olan
Tarih Ögretmenlerinin sorunları ve dershanelerde Tarih Ögretiminin isleyisi tespiti
gerçeklesmis olup, belirtilen sıkıntı ve sorunlarının mevcut oldugu görülmüstür.
Sorunların çözümü için öneriler sunulmustur. Yapılan arastırmaya göre, dershane
ögretmenligi daha çok genç ögretmenler tarafından tercih edilmekte ve isteyerek
tercih edenlerin oranı isteyerek tercih etmeyenlerden daha yüksek gözükmektedir atari oyunları
Bulgulara göre, dershanede tarih dersinin islenisi ile amacı arasında önemli bir fark
olmazken karsılasılan sorunlar dersin islenisi ve amacı üzerinde anlamlı bir fark
yaratmıstır.Dershane ögretmenlerinin mesleki yeterlilik algısının konu
hakimiyetinden kaynaklandıgı belirlenmistir
İLKÖĞRETİM ÖGRETMENLERİNİN SINIF YÖNETİMİ KONUSUNDA OKULLARDAKİ REHBERLİK SERVİSİNDEN BEKLENTİLERİ ( ZONGULDAK ÖRNEĞİ)
Arastırmada, Zonguldak il merkezindeki rehber ögretmeni olan ilkögretim
okulundaki sınıf ve brans ögretmenlerinin sınıf yönetimi konusunda okullarındaki
rehberlik servisinden beklentileri degerlendirilmistir.
Arastırmanın evreni Zonguldak il merkezindeki rehberlik servisi( rehber
ögretmeni ) olan ilkögretim okullarıdır. Arastırmada evrenin tümüne ulasmak
zamansal ve çalısma kosulları bakımından güç olacagından 18 ilkögretim okulu
örneklem olarak alınmıstır. Örneklemimizde 20042005 egitim ögretim yılında bu
okullarda görev yapan 380 ögretmen bulunmaktadır. Bu arastırma kapsamında,
ögretmenler için iki bölümden olusan anket formu kullanılmıstır. Arastırma
verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t testi, tek yönlü varyans
analizi ve Schfee testi istatiksel teknikleri kullanılmıstır.
Arastırma sonucunda
1) İlkögretim ögretmenleri sınıf yönetimi konusunda okullarındaki rehberlik
servislerini yeterli görmekte ve ögrencilerini bu servisle çalısmaya tesvik
etmektedirler.
2) İlkögretim ögretmenleri sınıf yönetimi konusunda okullarındaki rehberlik
servislerinden yeterince faydalanmaktadırlar.
3) İlkögretim ögretmenleri sınıf yönetimi konusunda okullarındaki rehberlik
servislerinin faydalı olduguna inanmaktadırlar.
4) İlkögretim ögretmenleri sınıf yönetimi konusunda rehberlik servisleriyle
sıklıkla isbirligine gitmektedirler.
Arastırmanın sonunda ,elde edilen verilere iliskin arastırmacı tarafından
ortaya konulan önerilere yer verilmektedir
İlköğretim 7. sınıf fen ve teknoloji dersi karışımlar konusunun öğretiminde işbirlikli öğrenme yönteminin öğrencilerin başarılarına etkisi
Bu çalışmada ilköğretim 7. Sınıf fen ve teknoloji dersi maddenin yapısı ve özellikleri ünitesi karışımlar konusunun öğretiminde işbirlikli öğrenme yönteminin, geleneksel öğrenme yöntemine göre öğrencilerin başarılarına olan etkisi incelenmiştir. Araştırmada işbirlikli öğrenme yöntemi jigsaw tekniği kullanılmıştır.
Yapılan bu çalışma Amasya ili, Göynücek İlçesi, Alan ilköğretim okulunda 2010-2011 eğitim- öğretim yılı II. döneminde öğrenim gören 40 ilköğretim 7. Sınıf öğrencisiyle yapılmıştır. Araştırma için deney grubu olarak 20 öğrenciden oluşan 7-A, kontrol grubu olarak 20 öğrenciden oluşan 7-B sınıfları seçilmiştir. Ders sunumları deney grubunda işbirlikli öğrenme yöntemine göre, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemlerine (öğretmen merkezli, düz anlatım, soru cevap) göre yapılmıştır.
Araştırmada her iki gruba da ön bilgi testi uygulanmıştır, ayrıca bilimsel başarı testi ve deney grubu öğrencilerine de Jigsaw Görüş Ölçeği (JGÖ) uygulanmıştır. Öğrencilerin çalışma öncesi seviyeleri arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı ön bilgi testi ile belirlenmiştir. Ön bilgi testi sonuçlarına göre, deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin fen ve teknoloji başarıları ve öğrenme düzeyleri açısından gruplar arasında anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir.
Araştırmanın sonunda hem deney grubuna hem de kontrol grubuna başarı testi uygulanmıştır. Ön bilgi testinde olan farklılıktan dolayı ön test ve son test arasındaki farka bakılarak başarının değerlendirilmesi amacıyla bağımsız gruplar t testi kullanılmış ve SPSS programından faydalanılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre işbirlikli öğrenme yönteminin jigsaw tekniğinin uygulandığı deney grubundaki öğrenci başarısı ile geleneksel öğretim yöntemlerinin uygulandığı kontrol grubundaki öğrenci başarısı arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark belirlenmiştir.
Ayrıca, araştırma sonunda uygulanan Jigsaw Görüş Ölçeğinden (JGÖ) elde edilen veriler ışığında da tekniğin öğrencilerin akademik başarıları üzerine olumlu etki yaptığı söylenebilir. Jigsaw tekniğinin geleneksel öğretim yöntemine göre öğrencilerin akademik başarılarını daha çok etkilediği belirlenmiştir