Uluslararası Eğitim Araştırmacıları Dergisi
Not a member yet
    3866 research outputs found

    ORTA GELİR TUZAĞI: TÜRKİYE ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

    No full text
    Economic growth potential of developing countries and its sustainability is one of the important research areas of economics. The middle income countries’ challenge to reach the high income countries is called Middle Income Trap (MIT). Turkey was among low-middle income countries group between the years of 1955-2005 and since 2005 Turkey belongs to the high-middle income countries group. Turkey is one of the longest remaining countries in the middle income group and whether Turkey fell into Middle Income Trap or not has been subject to discussion among economists. In this study, by explaining the MIT, the contingency of Turkey’s falling into Middle Income Trap (MIT) will be analyzed and the possibility of Turkey’s reaching to the high-income countries group will be discussedGelişmekte olan ülkelerin büyüme potansiyelinin sürdürülebilirliği iktisat biliminin önemli araştırma sorularındandır. Kişi başına düşen milli gelir bakımından orta gelir grubundaki ülkelerin bu seviyeyi aşamayıp, yüksek gelirli ülkeler grubuna geçememesi Orta Gelir Tuzağı (OGT) olarak adlandırılmaktadır. Türkiye 1955-2005 yıllarında düşük orta-gelir grubu ülkeleri arasında, 2005 yılından itibaren ise yük- sek-orta gelir grubu ülkeleri arasında yer almaktadır. Türkiye orta gelir grubunda yer alan ülkeler arasında bu gelir grubunda en uzun süre kalan üç ülkeden biridir ve OGT’ye yakalanma olasılığı iktisatçılar arasında tartışılmaktadır. Bu çalışmada, OGT kavramı, Türkiye’nin OGT’ye düşme olasılığı ve Türkiye’nin yüksek gelir grubu ülkeleri arasında yer almasının mümkün olup olmadığı tartışılmaktadır

    TÜRKİYE EKONOMİSİNDE 2011 SONRASI SINIRLI BÜYÜMENİN NEDENLERİ ÜZERİNE BİR ANALİZ

    No full text
    When the economic crises between 1994 and 2001 and the economic recession of 2009 in Turkey are examined, it is seen that the crises and the recession have certain common dynamics. The cutbacks in external financing, net capital outflow and a breakdown of expectations during such typical crisis and recession periods cause a rapid rise in exchange rates and reduce the current account deficit. But the decline in investments and the downsizing of manufacturing industries lead to negative growth and unemployment. The aim of this article is to compare the recession periods of 2001 and 2009 and the stagnation period after 2011 and to analyze the reasons thereofTürkiye’de 1994 ve 2001 yıllarındaki iktisadi krizler ile 2009 yılındaki küçülme dönemi incelendiğinde, kriz ve küçülme dinamiklerinin ortak olduğu görülmektedir. Bu tipik kriz ve küçülme dönemlerinde dış finansmanda yaşanan kesinti, net sermaye çıkışı ve beklentilerde bozulma, döviz kurlarının hızla yükselmesine yol açarken, cari işlemler açığını azaltmaktadır. Ancak, imalat sanayiinde yaşanan küçülme ve yatırımların düşmesi ile birlikte, yüksek oranlı negatif büyüme ve işsizlik ortaya çıkmaktadır. Bu makalenin amacı, Türkiye ekonomisinde küçülmenin yaşandığı 2001 ve 2009 yılları ile 2011 sonrası duraklama dönemi arasındaki benzerlikleri ve bunun nedenlerini analiz ederek karşılaştırmaktır

    Okul Yönetiminde Şeffaflığın Farklı Kariyer Evrelerinde Bulunan Öğretmenler Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi

    No full text
    Adoption of transparency in administration is an important necessity for preservation of employee rights. Transparency in an organization yields effective communication and trust environment. When information about teachers is not shared with transparency by administrators, distrust sense occurs in institution, especially in educational organizations. This situation effects professional progress of teachers’ negatively as well as it decreases their job satisfaction and motivation. The aim of this study is to investigate effect of transparency in school administration on teachers who are in different career phases. Phenomenology is used from among qualitative investigation patterns and interviews technique is used as data mining tool. The sample group of this investigation is regular teachers assigned in different branches in 2012-2013 education year. Data obtained via semi-structured interviews with teachers, on transparency in school administration is subjected to content analysis and teachers are divided into group according to similarities of their opinions. These groupings are handled in form of three main topics which are transparency from professional progress opportunities perspective, transparency from elements affecting communications perspective and transparency from trust-providing elements perspective. According to acquired findings, it is determined that transparency in school administration contributes to professional progress of teachers and it also has positive reflections from healthy treatment of mentorship activities and provision of effective communication and constitution sustainable trust environment perspectivesYönetimde şeffaflığın örgüt içinde benimsenmesi, çalışanların haklarının korunması açısından önemli bir gerekliliktir. Bir örgütte şeffaflık, etkili iletişimi ve güven ortamını beraberinde getirmektedir. Özellikle eğitim örgütlerinde, öğretmenleri ilgilendiren bilgiler yöneticiler tarafından şeffaflık çerçevesinde paylaşılmadığında, kurum içinde güvensizlik hissi oluşmaktadır. Bu durum öğretmenlerin iş doyumunu ve motivasyonunu düşürdüğü gibi onların profesyonel gelişimini de olumsuz etkilemektedir. Bu araştırmanın amacı, okul yönetiminde şeffaflığın farklı kariyer evrelerinde bulunan öğretmenler üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseni ve veri toplama aracı olarak görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2012-2013 eğitim- öğretim yılında, devlet okulunda farklı branşlarda görev yapan kadrolu öğretmenler oluşturmuştur. Okul yönetiminde şeffaflık üzerine öğretmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucu elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuş ve öğretmen görüşlerinin benzerliğine göre gruplamalar yapılmıştır. Bu gruplamalar; profesyonel gelişim fırsatları açısından şeffaflık, iletişime etki eden unsurlar açısından şeffaflık ve güven sağlayıcı unsurlar açısından şeffaflık olmak üzere üç ana tema halinde ele alınmıştır. Bu temalara bağlı olarak alt temalar kodlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre okul yönetiminde şeffaflığın; öğretmenlerin profesyonel gelişimine katkı sağladığı gibi mentorluk faaliyetlerinin sağlıklı işleyişi, etkili iletişim ve sürdürülebilir güven ortamının oluşturulması açılarından da olumlu yansımaları olduğu söylenebilir

    Kitap İnceleme: Karşılaştırmalı Eğitim Yönetimi

    No full text
    Eğitim Bilimleri Dergisi / Journal of Educational Sciences • Yıl / Year: Haziran / June 2014 • Cilt-Sayı / Volume-Issue: 40 ss/pp. 147-151 • ISSN: 1300-8889 DOI:Kitabın Adı: Karşılaştırmalı Eğitim YönetimiKitabın Editörü: Ayşen BakioğluYayınevi: Nobel YayıncılıkBasım Yılı: 2014 (Üçüncü Baskı)Sayfa Sayısı: ix + 325ISBN: 978-605-133-533-

    Sınıf Öğretmenlerinin Denetim Sürecine İlişkin Algı ve Beklentilerinin Metaforlar Aracılığı ile Belirlenmesi

    No full text
    The idea that supervision is the process whereby teacher competency is judged has turned into a notion that it is rather a guidance and assistance for teacher, which underlies the contemporary supervision approach. Smooth functioning of the process of supervision may only be possible if the perceptions of teachers regarding this process are known. In this study, it was aimed to identify the supervision-related perceptions of teachers as well as their expectations from the process of supervision through metaphors. With this purpose in mind, the relation between supervision models and the metaphors put forward by teachers based on such factors as gender, educational background and professional seniority was examined. Content analysis methodology was used in the study which was designed with qualitative research. 60 form teachers randomly selected from schools near Elazığ city center were specified as the sample. In order to get their opinions, the teachers were asked to answer such open-ended questions as “Supervision is like ... Because ...” aimed at identifying their perceptions as well as “Supervision shall be like ... Because ...” for identifying their expectations. The answers were assessed and themes were formed accordingly. Consequently, it was seen that teachers have negative ideas regarding the process of supervision. The reason for this negative perception was that teachers regarded the process of supervision as a search for mistakes; moreover, it was stated by them that the oppression and fear experienced by them also contributed to this negative perception. The teachers who perceived the process of supervision in a positive way stated that supervision provided benefit in terms of assessing the works done. Regarding their expectations from the process of supervision, such aspects of supervision as pertinence to principles and guidance for teachers stood outDenetim sürecinin öğretmenin yargılanması olduğu düşüncesi, artık yerini çağdaş denetim yaklaşımının özünü oluşturan öğretmene meslekte yol göstericilik ve yardım düşüncesine bırakmıştır. Denetim sürecinin sağlıklı bir şekilde işlemesi, öğretmenlerin bu sürece ilişkin algılarının ne olduğunun bilinmesiyle mümkün olmaktadır. Bu araştırmada öğretmenlerin denetim sürecine ilişkin algıları ile denetim sürecinden beklentileri metaforlar aracılığı ile belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin cinsiyet, eğitim durumu ve mesleki kıdem değişkenlerine göre öne sürmüş oldukları metaforların denetim modelleriyle ilişkisi sorgulanmıştır. Nitel araştırma ile desenlenen bu çalışmada içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Elazığ il merkezinde yer alan okullardan rasgele yöntemle seçilen 60 sınıf öğretmeni örneklem olarak belirlenmiştir. Öğretmenlerin algılarını belirlemeye yönelik olarak hazırlanan “Denetim… gibidir. Çünkü…” ve beklentilerine ilişkin algılarını belirlemeye yönelik olarak “Denetim… gibi olmalıdır. Çünkü…” açık uçlu soruları görüşleri alınmak üzere öğretmenlere sorulmuştur. Öğretmenlerin sorulara vermiş oldukları yanıtlar incelenmiş ve temalar oluşturulmuştur. Sonuç olarak; öğretmenlerin denetim sürecine ilişkin daha çok olumsuz algıya sahip oldukları görülmüştür. Öğretmenler olumsuz algının gerekçesi olarak denetimi açık arama davranışı olarak gördüklerini, ayrıca yaşadıkları baskı ve korkunun da olumsuz algıya neden olduğunu belirtmişlerdir. Denetim sürecini olumlu algılayan öğretmenler; denetimin yapılan çalışmaların değerlendirilmesi konusunda fayda sağladığını bildirmişlerdir. Öğretmenlerin denetim sürecinden beklentilerine ilişkin algılarında ise, denetimin ilkelere uygunluk ve öğretmene yol göstericilik yönü ön plana çıkmıştır

    Obezite cerrahisi uygulanan kadın hastaların solunum fonksiyon değişiklikleri

    No full text
    Amaç: Bu çalışmada, obezite cerrahisi uygulanan hastalarda preoperatif ve postoperatif dönemde kilo değişimleri ile birlikte solunum fonksiyonlarında ortaya çıkabilecek değişikliklerin araştırılması amaçlandı. Hastalar ve Yöntemler: Retrospektif yapılan bu çalışmada 2013 yılı ilk üç ayı içinde obezite cerrahisi geçiren tüm hastalar (n=55) içinde dışlama kriterleri olan kronik obstrüktif akciğer hastalığı, astım, konjestif kalp yetmezliği ve endokrin bozukluklar çalışma dışı bırakıldığında toplam 25 kadın hasta (yaş ortalaması ±SD, 35,7±7,5 yıl) çalışmaya dahil edildi. Preoperatif ve postoperatif 6. aydaki vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi ve solunum fonksiyon test parametreleri karşılaştırıldı. Operasyona bağlı vücut kitle indeksi değişimi ile solunum fonksiyonlarındaki değişim arasında korelasyon araştırıldı. Bulgular: Obezite cerrahisi öncesi ve cerrahiden altı ay sonra vücut ağırlığı ve vücut kitle indeksi sırasıyla 118,6±13,8 kg’dan 90,9±13,3 kg’a ve 43,5±4,3 kg/m2’den 33,4±5,1 kg/m2’ye değişti (her ikisi için p < 0,001). Solunum fonksiyon testindeki tüm parametrelerde preoperatif ve postopetarif 6.ay arasındaki değişiklikler istatistiksel olarak anlamlıydı. Sonuç: Obezite cerrahisi uygulanan hastaların postoperatif dönemde vücut kitle indeksindeki azalma ile birlikte solunum fonksiyon test parametrelerinde iyileşme görüldü.Objectives: This study aims to investigate the changes in respiratory functions, which can occur together with weight changes in the preoperative and postoperative period in patients who have undergone obesity surgery. Patients and Methods: In this retrospective study all patients (n=55) who had undergone obesity surgery during the first three months of 2013 were examined and 25 female patients (mean age ±SD, 35.7±7.5 year) who met the required criteria (lack of chronic obstructive pulmonary disease, asthma, congestive heart failure and endocrine disorders) were included. A comparison was made between the preoperative and postoperative 6th month body weight, body mass index and respiratory function test parameters. Results: Mean weight measured in the preoperative and 6th postoperative months was 118.6±13.8 and 90.9±13.3 respectively while body mass index was 43.5±4.3 and 33.4±5.1 kg/m, respectively (

    Diz ekleminde synovial hemanjiom: Olgu sunumu

    No full text
    Synovial hemangioma is a rare benign intraarticular tumor. It causes pain and recurrent joint swelling in children and young adults. Here, we present a 25-year-old patient with a synovial hemangioma in the right knee joint. Magnetic resonance (MR) imaging showed the typical features of a soft tissue hemangioma.The tumor was locally excised.The histopathologic evaluation revealed a synovial hemangioma.Synovial hemanjiom nadir görülen benign intraartiküler birtümördür. Genellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde ağrı vetekrarlayıcı eklem şişliklerine neden olur. 25 yaşında sağ dizekleminde synovial hemanjiom bulunan hastayı sunmayıamaçladık. Magnetik rezonans (MR) görüntülemede yumuşak dokuhemanjiomlarının tipik özellikleri saptandı. Tümör lokal olarakeksize edildi. Histopatolojik tanı synovial hemanjiom olarakbildirildi

    Serbest radikaller, süt serumu proteinleri ve kolorektal kanser

    No full text
    Evidence that has accumulated for many years suggests that diet isan important environmental factor in the etiology of colorectalcancers. Epidemiological data generally support the associationbetween total energy intake, high fat diets, red meat intake andincreased colon cancer risk. The Western-style diet and cookingtechniques are risk factors for developing colon cancer. Further,oxidative stress caused by reactive oxygen species plays asignificant role in a number of age-specific diseases such as cancerand neurodegenerative disorders. Dietary proteins including wheyproteins have been reported to have the ability to scavenge reactiveoxygen species. Animal studies have also shown that whey proteinprotects against the development of carcinogen induced colontumors in rats. In addition to proteins, protein hydrolyzates havebeen found to exhibit antioxidant activity. During proteinhydrolysis, overall antioxidant activity of protein is enhanced as itstertiary structure is disrupted and the solvent accessibility ofreleased amino acids increases. In this review, we summarize thepresent knowledge on the etiopathogenesis of colorectal cancersand the potential use of whey proteins in its treatment.Kolorektal kanser etiyolojisinde diyetin önemli bir çevresel faktör olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Total enerji alımı, yüksek yağlı diyet ve kırmızı et alımı ile kolon kanseri gelişimi arasında bağlantı olduğu epidemiyolojik verilerle de desteklenmiştir. Batı tarzı diyet ve pişirme teknikleri kolon kanseri için risk faktörü olarak yer almaktadır. Öte yandan, reaktif oksijen türleri tarafından oluşturulan oksidatif stres, kanser ve nörodejeneratif bozukluklar gibi yaşa bağlı hastalıklarda önemli rol oynamaktadır. Süt serumu proteinleri ve diğer diyetsel proteinlerin reaktif oksijen radikallerini temizleme gücüne sahip olduğu bildirilmiştir. Hayvan çalışmalarında karsinojen kullanılarak oluşturulan kolon kanserine karşı süt serumu proteinlerinin koruyucu olduğu gösterilmiştir. Proteinlerin yanında protein hidrolizatlarının da antioksidan aktivite gösterdiği bulunmuştur. Protein hidrolizi sırasında proteinin tersiyer yapısının bozulması ve amino asit salınmasındaki artışa bağlı olarak proteinin antioksidan aktivitesinde artış izlenmektedir. Bu derlemede, kolorektal kanser etiyopatogenezindeki mevcut bilgileri özetlemeye ve tedavide süt serumu proteinlerinin potansiyel kullanımını irdelemeye çalıştık

    Tavşan kulak kıkırdağında distraksiyon kondroneogenezisi

    No full text
    Objective: Application of distraction is an alternative to bone graft or flap operations for repairing bone defects. Bone can be extended in width and length without using a new donor area. Operation time is shortened and failures are reduced without any concern about graft or flap loss. However, there are no distraction methods known for generating new cartilage as an alternative to graft or flap applications in repairs of cartilage defects This experimental study was planned to determine whether or not chondroneogenesis can be obtained via application of distraction.Methods: Fourteen New Zealand rabbits were used in this study. Distractions at a rate of 0.50 mm/day, 0.25 mm/day and 0.25 mm on alternate days were applied on 3 rabbits consecutively and the ideal distraction rate was determined as 0.25 mm once every two days. On alternate days 0.25 mm of distraction was applied for two months aiming to generate 7.5 mm of new cartilage. Results: In the rabbits in which 0.25 mm of distraction on alternate days had been applied, regular new cartilage formation was observed.Conclusions: According to these findings, the slow metabolic rate of avascular cartilage tissue affects distraction rates and rhythms. However, by applying distraction and taking advantage of the regenerative capacity of the perichondrium, it is possible to generate new and regular chondrocytes and extend the cartilage.Amaç: Distraksiyon, kemik defektlerinin onarımı için kullanılan, kemik grefti ya da flebi ameliyatlarına alternatif bir uygulamadır. Yeni bir donör alan kullanılmadan kemik hem enine hem de boyuna uzatılabilmektedir. Ameliyat süresi kısalmakta ve greft veya flep kaybı endişesi olmaksızın başarısızlık düşmektedir. Oysa kıkırdak defekti onarımında greft ya da flep uygulamasına alternatif olarak yeni kıkırdak oluşturacak bir distraksiyon yöntemi bilinmemektedir. Distraksiyon yöntemi ile kondroneogenezis oluşturulup oluşturulamayacağını araştırmak amacıyla bu deneysel çalışma planlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmada toplam 14 adet Yeni Zelanda tavşanı kullanıldı. Ardışık 3 adet tavşanda 0,50 mm/gün, 0,25 mm/gün ve günaşırı 0,25 mm’lik distraksiyonlar yapıldı ve ideal distraksiyon hızının iki günde bir kez 0,25 mm olmasına karar verildi. İki ay boyunca gün aşırı 0,25 mm distraksiyon uygulandı ve toplam 7,5 mm yeni kıkırdak oluşması planlandı. Bulgular: Günaşırı 0,25 mm hızda distraksiyon yapılan hayvanlarda distraksiyon alanında düzenli yeni kıkırdak dokusu oluşumu izlendi. Sonuç: Bu deneysel çalışmada elde edilen bulgulara göre, avasküler kıkırdak dokusunun metabolizmasının yavaş olması, distraksiyon hızını ve ritmini etkilemektedir. Ancak distraksiyon yöntemiyle, perikondriumun rejenerasyon kapasitesinden de faydalanılarak, yeni ve düzenli kondrosit oluşturmak ve kıkırdağı uzatabilmek mümkündür

    0

    full texts

    3,866

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Uluslararası Eğitim Araştırmacıları Dergisi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇