Fırat University

Fırat Üniversitesi Kurumsal Açık Arşiv
Not a member yet
    9909 research outputs found

    Dönemin basınına göre varlık vergisi uygulaması

    Get PDF
    II. Dünya Harbi sürecinde Türkiye; bir taraftan dış politikasında hassas bir denge kurmak, diğer taraftan da Türkiye'yi her an savaşa girecekmiş gibi askeri, siyasi, psikolojik ve ekonomik anlamda hazır tutmak adına oldukça sert tedbirlere başvurmuştu. Bu tedbirler içinde Varlık Vergisi, Milli Müdafaa (Korunma) Kanunu ve Toprak Mahsulleri Vergisi gibi uygulamalar yer almış; uygulamadan doğan sosyal ve siyasi yönden travmalar yaşanmıştı. II. Dünya Harbi yıllarında Hükûmetin ekonomik alana yaptığı müdahalelerin ilki Varlık Vergisi uygulaması olmuştu. Dönemin basını incelendiğinde, mevcut yapı caydırıcılıktan uzak kalmış, bazı sermaye sahipleri bu dönemde daha çok kazanç elde etmişlerdi. Devlet; piyasada vurgunculuk ve karaborsacılığın önlenememesi üzerine daha ağır yaptırımlar uygulamak zorunda kalmış ve Varlık Vergisi Kanunu'nu uygulamaya koymuştur. Varlık Vergisi Kanunu, 11 Kasım 1942 tarihinde TBMM tarafından kabul edilmişti. Varlık Vergisi ile amaçlanan; hem karaborsacılık ve vurgunculuğu ortadan kaldırmak hem de piyasada bulunan fazla paranın çekilmesini sağlayarak enflasyonun dengelenmesini sağlamaktı. Varlık Vergisi, teorik olarak Hükûmetin toplumsal huzuru sağlamak adına attığı önemli bir adım gibi görülürken, kamuoyu üzerindeki etkisi ise pek de olumlu olmamıştı.During the 2nd World War, Turkey had to take strict measures to establish a sensitive balance in foreign policy, and keep Turkey ready in military, political, psychological and economic terms as if it was going to enter the war at any time. Among these measures, there were Capital Tax, National Protection Law, Soil Products Tax, and similar practices. Social and political traumas that stemmed from these practices were experienced. The first action of the Government in economic field during the 2nd World War years was the Capital Tax. When the press of the period is examined, it is observed that the then-current structure was away from being deterrent, and some capital owners gained more during this period. The state had to set stricter measures when profiteering and black-marketeering were not prevented, and enacted the Capital Tax. The Law of Capital Tax was accepted by the Grand National Assembly of Turkey on November 11, 1942. The aim with the Capital Tax was to eliminate profiteering and black-marketeering, and retract the excessive money in the market to balance the inflation. Although the Capital Tax was considered as an important step to ensure the peace in the society in theoretical terms by the Government, the effects of it on the public opinion was not that positive

    Turgut Uyar’ın şiirlerinde “ben” ve “öteki”nin başkaldırısı

    Get PDF
    İnsanın varlığını sürdürmek için düşünmesi, onun varlığının ön koşuludur. Bu nedenle insan düşünsel ve eylemsel olarak kendini var etme süreciyle birlikte bir özne “ben”e dönüşür. Bu dönüşümde birey, “ben”, kendisi, toplumsal norm ve inançlara karşı gelerek “insan olma” tecrübesini yaşar. Uyar’ın şiirlerinde insanın kendi olma tecrübesi, şiirdeki özne “ben”in kendini kurma çabası etrafında derinleşerek tutunma noktaları oluşturur. “Ben”in kendi olma tecrübesinde başkaldırı, varoluş gereğidir. Bundan dolayı Turgut Uyar, şiirlerinde başkaldırıyı “ben”in kendini kurma süreci olarak görür. Şairin şiirlerinde başkaldırı; “ben”in kendine, toplumsal değerlere ve kutsala başkaldırması şeklinde derinleşir. Turgut Uyar’ın şiirlerinde “ben”in kendine başkaldırması, yaşanan düşünsel çatışmalar sonucunda ortaya çıkar. Nitekim şiir öznesi, kendi bireysel varlığının varoluşsal özgürlüğünü kavradıkça sınırlandırılmışlığını fark eder. Bu fark edişle “ben” kendi içine dalarak, varoluş bilincini ve kendilik sürecini irdeler. Turgut Uyar şiirlerinde bireyin yerleşik normlar tarafından kuşatılmasına karşı çıkar. Bu yüzden şiirlerdeki özne “ben”, toplumsal normlara düşünsel ve eylemsel bir başkaldırı içindedir. Turgut Uyar şiirlerinde toplumsal değer ve normlar, “ben”in özgürlüğü karşısında bir değer olarak görülür. Bu yüzden şiir özneleri gelenek, töre, siyasi erk, kamusal normlara başkaldırı eğilimindedir. Turgut Uyar’ın şiirlerinde Tanrı ve onun kutsallarına başkaldırı, diyalektik bir yapıda karşımıza çıkar. Uyar, şiirlerinde Tanrı ve kutsallarını yaşamın merkezine koymak yerine, Tanrı ve değerlerini yaşamın dışına doğru iteler.It is a precondition for man to think about his existence. For this reason, Man Transforms himself into a subject “I”, along with the process of self-existence, both intellectually and verbally. In this transformation, the individual experiences the experience of being “human” by opposing “me” and "social norms" and beliefs. In the poems of Uyar, human experience of being their own creates the points of holding by deepening around the effort of the subject “I”in poetry. The rebellion in the experience of”i " is by existence. Therefore, Turgut Uyar sees rebellion in his poems as the process of self-establishment of “I”. The revolt in the poet's poems is deepened in the form of “Ben”rebellion against himself, social values and benediction. In the poems of Turgut Uyar, the self-revolt of “Ben”emerges as a result of the intellectual conflicts. As a matter of fact, the subject of poetry realizes that its individual existence is limited as it grasps its existential freedom. With this difference, “I” enters into itself, examines the consciousness of existence and the process of self. Turgut Uyar opposes the siege of the individual by the established norms in his poems. For this reason, the subject in poems “i” is in an intellectual and actionical revolt against the norms of society. This is a great article. Therefore, the subject of poetry tends to revolt against tradition, tradition, political Erk, public norms. In Turgut Uyar's poems, God and His Holiness revolted against us in a dialectical structure. Instead of putting God and His saints at the center of life in his poetry, he pushes God and his values out of life.Keywords: Turgut Uyar, I, the other, revolt, social values, God and hol

    Investigation of higher education students' learning styles and attitudes towards mobile learning according to various variables

    No full text
    The purpose of this study is to examine students' learning styles and their attitudes towards mobile learning. In this study, a screening model was used to describe the existing situation. In this context, research was conducted on 209 undergraduate students at Fırat University. To collect data, Kolb Learning Styles Inventory developed by Kolb and adapted to Turkish by Evin Gencel was used. The Mobile Learning Attitude scale developed by Demir and Akpınar was used to examine students' attitudes toward mobile learning. When the findings were examined, it was determined that 46.4% of the students had Assimilator, 25.8% of them Divergers, 14.8% of them Convergers and 12.9% of them had Accommodator learning style. The students with the highest attitude towards mobile learning were found to have a Converger learning style. It was determined that the students with the lowest attitudes towards mobile learning had a Diverger learning style. Among the important characteristics of the individuals with a Converger learning style are shown to prefer to work individually in learning activities. It can be said that individuals who have a Converger learning style are positively influenced by their attitudes toward mobile learning, because many applications on mobile learning platforms allow individual learning

    Doçentlik süreci ve bazı akademik kadrolardaki düzenlemelere yönelik öğretim elemanlarının görüşlerinin değerlendirilmesi

    Get PDF
    Bu araştırmanın amacı 7100 Sayılı Yükseköğretim Kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması sonucunda resmi gazetede yayınlanan yeni doçentlik kriterlerine yönelik akademisyenlerin görüşlerini belirlemektir. Araştırma nitel yönteme dayalı yürütülmüştür. Bu kapsamda çalışmaya Fırat Üniversitesi, Bitlis Eren Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Erzincan Üniversitesindeki 244 akademisyen katılmıştır. İlgili yasa düzenlemesine dayanarak araştırmacılar tarafından veri toplamak amacıyla yapılandırılmış ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler içerik analizi ve betimsel analiz kullanılarak çözümlenmiştir. Ayrıca bazı özgün ifadelere yer verilmiştir. Sonuç olarak doçentlik ile ilgili yasal düzenlemeye yönelik görüşlerin oldukça dağınık olduğu, birçok akademisyenin görüş belirtmekten kaçındığı gözlenmektedir. Araştırma bulguları yabancı dil puanı açısından yasal düzenleme ile örtüşmemektedir. Akademisyenler doçentlik sözlü ve atama süreçlerinin üniversiteler tarafından yürütülmesine yönelik bazı endişeler taşımaktadırlar. Katılımcılar doçentlik ile ilgili bazı düzenlemelerin bu süreci suiistimale açık hale getirdiğini ifade etmişlerdir. Gerek bilimsel çalışmalar ve gerekse atama süreçlerinde objektif olmayan durumların söz konusu olabileceği görülmüştür. Ancak edinilen nihai intiba yasal düzenlemenin eksik olduğu yönündedir. Doçentlik ve profesörlük kadro tahsisleri şartlar oluştuğunda merkezi bir biçimde yapılması önerilmektedir. Yabancı dil becerileri akademisyenler açısından olmazsa olmaz durumundadır. Ancak mevcut sınavlar yabancı dil becerilerini bütün yönleriyle test etmekten uzaktır. Yabancı dil sınavlarının tüm becerileri içine alacak şekilde değiştirilmesi gerekmektedir. Bunun yanında bu süreçte teşvik edici, kolaylaştırıcı bazı eylem planlarına ihtiyaç olduğu da ortadadır. Üniversiteler akademisyenlerinin test çözerek, kitap okuyarak dil becerilerini geliştirmeleri yerine onlara pratik yapabilecekleri imkânlar sağlamalıdırlar

    Öğretmen adaylarının bilgi okuryazarlık öz-yeterlikleri ve mesleğe yönelik tutumları

    Get PDF
    Bu araştırmanın amacı pedagojik formasyon eğitimine kayıtlı öğrencilerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları ile bilgi okuryazarlığı öz-yeterlikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini pedagojik formasyon eğitimine kayıtlı olan öğrenciler oluşmaktadır. Örneklemini ise Fırat Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimine dahil olan ve seçkisiz örnekleme (random) yöntemiyle alınan 241 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Tuncer tarafından Türkçeye uyarlanan Bilgi Okuryazarlığı Öz Yeterlik Ölçeği ve Çetin tarafından geliştirilen Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde, bireylerin bilgi okuryazarlığı öz-yeterlikleri ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca bireylerin bilgi okuryazarlığı öz-yeterlikleri ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları arasında zayıf düzeyde ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Tespit edilen ilişkinin niteliğini daha iyi anlamak amacıyla yapılan regresyon analizi sonucunda, bilgi okuryazarlığı öz-yeterliğinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutum puanlarına ait toplam varyansın yaklaşık %4’ünü açıkladığı tespit edilmiştir.The purpose of this study is to examine the relationship between the attitudes of students enrolled in pedagogical formation training to the teaching profession and information literacy self-efficacy. The research was conducted based on the relational screening model. The research's universe consists of students enrolled in pedagogical formation training. The sample of the study consisted of 241 students who took pedagogical formation training at Fırat University and were randomly selected. The Information Literacy Self-Efficacy Scale adapted to Turkish by Tuncerand the Attitude Scale towards Teaching Profession developed by Çetin were used as the data collection tool in the study. When the findings of the study were examined, it was seen that individuals' attitudes towards information literacy self-efficacy and teaching profession were high. It has also been found that individuals have a weak correlation between information literacy self-efficacy and attitudes towards the teaching profession. As a result of the regression analysis conducted to better understand the qualification of the relationship identified, it was found that the information literacy self-sufficiency explained about 4% of the total variance of attitude scores for the teaching profession. As a result of the regression analysis conducted to better understand the qualification of the relationship identified, it was found that the information literacy self-efficacy explained about 4% of the total variance of attitude scores intended for the teaching profession

    An evaluation on attitudes of students, receiving English preparatory education, towards English course

    Get PDF
    The main aim of this research is to evaluate the attitudes of students, receiving English Preparatory Education (EPE), towards English courses. This work was carried out based on survey research model. According to the findings gained by means of discriminant analysis, we can make a collocation among learners’ attitudes depending on their income levels that were displayed in portional of horizontal average as low, middle and high. In particular, it was reached with figure %52,3 among the learners whose income level was illustrated as middle. Finally, when the attitudinal descriptive measure instrument was put into consideration during the educational- teaching proccesses, we can suggest an other more functional measuremental instrument that can be used instead of attitunal, or that’s to say, it can be concluded that there is an other variance which can better percieve income measurement to collocate the findings in more correct figures %52,3 of research

    Öğrenme stilleri ile öğrenmeye yönelik tutum arasındaki ilişki

    Get PDF
    Bu araştırmanın amacı baskın öğrenme stili ile öğrenmeye yönelik tutum arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma Fırat Üniversitesinde öğrenim gören 164 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak, Kolb tarafından geliştirilen Kolb Öğrenme Stili Envanteri ile Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde, öğrencilerin en fazla Özümseyen, sonra sırasıyla Ayrıştıran, Yerleştiren ve Değiştiren öğrenme stillerine sahip oldukları tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkenine göre baskın öğrenme stilleri arasında anlamlı düzeyde görüş farklılığı tespit edilirken öğrenmeye yönelik tutumun sadece beklenti alt boyutunda kadınların lehine anlamlı düzeyde görüş farklılığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğrenmeye yönelik tutumun yaş ve öğrenim görülen fakülte değişkenine göre anlamlı düzeyde görüş farklılığı olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, değiştiren öğrenme stiline sahip bireylerin öğrenmeye yönelik tutumlarının diğer öğrenme stiline sahip olan bireylerden yüksek olduğu tespit edilmiştir.The purpose of this study is to examine the relationship between the dominant learning and attitudes towards learning. The research was carried out on 164 students at Fırat University. Kolb Learning Style Inventory by Kolb and and Learning Attitude Scale were used as data collection tools. When the research findings were examined, it was determined that the students had the most assimilating, then segregating, placing and modifying learning styles respectively. When there was a significant difference in opinion among the dominant learning styles according to the gender variable, only the expectation sub-dimension of the attitude towards learning was found to be significantly different in favor of the women. In addition, the attitude towards learning was determined to be significantly different according to age and education faculty variables. As a result, it has been determined that the attitudes towards learning of individuals with a changing learning style are higher than those with other learning styles

    915

    full texts

    9,909

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Fırat Üniversitesi Kurumsal Açık Arşiv
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇