9909 research outputs found
Sort by
2017 öğretmenlik mesleği yeterliklerine yönelik öğretmen adaylarının öz-yeterlik algıları ve uygulama öğretmenlerinin yeterliklerine ilişkin algılarının karşılaştırılması
Öğrenme stilleri ile öğrenmeye yönelik tutum arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı baskın öğrenme stili ile öğrenmeye yönelik tutum arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma Fırat Üniversitesinde öğrenim gören 164 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak, Kolb tarafından geliştirilen Kolb Öğrenme Stili Envanteri ile Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde, öğrencilerin en fazla Özümseyen, sonra sırasıyla Ayrıştıran, Yerleştiren ve Değiştiren öğrenme stillerine sahip oldukları tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkenine göre baskın öğrenme stilleri arasında anlamlı düzeyde görüş farklılığı tespit edilirken öğrenmeye yönelik tutumun sadece beklenti alt boyutunda kadınların lehine anlamlı düzeyde görüş farklılığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğrenmeye yönelik tutumun yaş ve öğrenim görülen fakülte değişkenine göre anlamlı düzeyde görüş farklılığı olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, değiştiren öğrenme stiline sahip bireylerin öğrenmeye yönelik tutumlarının diğer öğrenme stiline sahip olan bireylerden yüksek olduğu tespit edilmiştir.The purpose of this study is to examine the relationship between the dominant learning and attitudes towards learning. The research was carried out on 164 students at Fırat University. Kolb Learning Style Inventory by Kolb and and Learning Attitude Scale were used as data collection tools. When the research findings were examined, it was determined that the students had the most assimilating, then segregating, placing and modifying learning styles respectively. When there was a significant difference in opinion
among the dominant learning styles according to the gender variable, only the expectation sub-dimension of the attitude towards learning was found to be significantly different in favor of the women. In addition, the attitude towards learning was determined to be significantly different according to age and education faculty variables. As a result, it has been determined that the attitudes towards learning of individuals with a changing learning style are higher than those with other learning styles
Sınıf öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencilerinin akademik başarı durumlarının çeşitli değişkenlere göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın genel amacı sınıf öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencilerinin akademik başarı durumlarının çeşitli değişkenlere göre değerlendirilmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre yürütülmüştür. Araştırmanın Evrenini Fırat Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümü öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında toplanan veriler kümeleme, kay-kare, korelasyon ve regresyon analizine göre çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre arkadaşlık ilişkileri ile akademik başarı arasında anlamlı düzeyde ilişki vardır. Sınıf öğretmenliği öğrencilerin başarı ortalamalarını en çok yordayan derslerin sırasıyla sosyoloji, sanat eğitimi ve yazılı anlatım dersleri olduğu belirlenmiştir. Araştırma katılımcılarının üçüncü sınıf öğrencileri olması mesleki kimliğe bürünme anlamında bilinçli bir ders dağılımının yapılmamış olabileceği endişesini beraberinde getirmiştir. Bu yönüyle meslek derslerinin daha erken dönemlerde verilmeye başlanması önerilebilir.The main aim of this study is to assess the academic achievement statuses of third grade
students according to various variables. The study has been conducted using the relational screening model. The universe of the research is formed by the students of teacher education for primary school programme at Fırat University. The collected data are analyzed according to clustering, log-square, correlation and regression analysis. According to the findings of the research, there is a significant link between friendship relations and academic achievement. It has been determined that the courses having the greatest effect upon the achievement averages of students of the programme in question are sociology, art education and written expression courses, respectively. The fact that participants consist of third-year students has led to concerns that a deliberative distribution of courses may not have been achieved in terms of assuming a
professional identity. It is therefore suggested that vocational courses may be offered beginning from earlier grades
Yabancı dil ders kaygısının farklı örneklemlerde ve gelişimsel açıdan incelenmesi
The general aim of this research is to investigate anxiety of foreign language lessons in different samples developmentally. In the research conducted through the screening model, the Foreign Language Course Anxiety scale was used as the data collection tool. The research for which high school and university students were chosen as sample One-way analysis of variance, Mann Whitney U test, Kruskall Wallis H test, Correlation and Regression analysis were used to analyze the data. As a result of the research, it was determined that the students who constituted the sample had low level of foreign language lesson in general and education background of the parents at high school level did not make any significant difference. A significant difference was found in the sub-dimension of speaking with foreigners in terms of mother education status at undergraduate level. Regression analysis for the undergraduate level revealed that speech anxiety in Language Courses explain 89% of the total variance and when the sub-dimension of Interest in Foreign Language Couse is added, it explains 93% of the variance. Similar results were obtained at the high school level. As a result of the research, it is considered that the students who have reasonable level of anxiety can motivate the students and increase their gains. Making foreign languages a tool for the students to use in real life and allowing them to communicate with people speaking native English or speaking English as second languages will increase their interest in the target language. Especially in language lessons, planning and encouraging speech activities will have a positive effect on anxiety.Bu araştırmanın genel amacı yabancı dil ders kaygısının farklı örneklemlerde gelişimsel olarak araştırılmasıdır. Tarama modeline göre yürütülen araştırmada veri toplama aracı olarak Yabancı Dil Ders Kaygısı ölçeği kullanılmıştır. Lise ve üniversite öğrencilerinin örneklem olarak seçildiği araştırmada veriler tek yönlü varyans analizi, Mann Whitney U testi, Kruskall Wallis H testi, Korelasyon ve Regresyon analizine göre çözümlemiştir. Araştırma sonucunda örneklemi oluşturan öğrencilerin genel olarak yabancı dil ders kaygılarının düşük olduğu, sınıf ve lise düzeyi, anne ve baba eğitim durumunun anlamlı düzeyde fark yaratmadığı belirlenmiştir. Lisans düzeyinde anne eğitim durumu açısından yabancılarla konuşma kaygısı alt boyutunda anlamlı
düzeyde fark bulunmuştur. Lisans düzeyi için yapılan regresyon analizinde dil dersinde konuşma kaygısının toplam varyansın %89’unu, dil dersine yönelik ilgi alt faktörü eklendiğinde ise %93’ünün açıklanabildiği görülmüştür. Lise düzeyinde de buna benzer sonuçlar elde edilmiştir. Araştırma sonucunda makul seviyede kaygının öğrenciyi motive edip kazanımları arttırabileceği
düşünülmektedir. Öğrencilerin yabancı dili gerçek hayatta kullanabilecekleri bir araç hâline getirmek ve onlara ana dili veya yabancı dili İngilizce olan kişilerle iletişim kurmasına imkân tanımak onların hedef dile ilgisini arttıracaktır. Özellikle dil dersinde konuşma etkinliklerinin planlanması ve teşvik edilmesi kaygı üzerinde etkili olacaktır
Öğretmenlik mesleğine yönelik tutumun çeşitli değişkenlere göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı pedagojik formasyon eğitimine kayıtlı öğrencilerin
öğretmenlik mesleğine yönelik tutumunu incelemektir. Araştırma mevcut
durumu tespit etmeyi amaçlandığından betimsel tarama modeline göre
yürütülmüştür. Araştırmanın evreni Fırat Üniversitesi pedagojik formasyon
eğitimine kayıtlı öğrencilerden oluşmaktadır. Örneklemi ise, 2016-2017
öğretim yılında Fırat Üniversitesi pedagojik formasyon eğitimi programına
kayıtlı 283 öğrenciden rastgele seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak Çetin
tarafından geliştirilen 35 maddelik Öğretmenlik Mesleği Tutum Ölçeği
kullanılmıştır. Araştırmada ölçeğin bütününe yönelik Cronbach Alpha
katsayısı .846 olarak hesaplanarak çalışmada kullanılması uygun
görülmüştür. Öğrencilerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları cinsiyet,
mezun veya son sınıf olma durumu, öğrenim görülen veya mezun olunan
fakülte, pedagojik formasyon eğitiminde en sevdiği ders ve öğrenim
gördüğü/mezun olduğu üniversite değişkenlerine göre karşılaştırılmıştır.
Sonuç olarak pedagojik formasyon eğitim programında öğrenim gören
bireylerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının yüksek olduğu tespit
edilmiştir. Ayrıca, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumun cinsiyet, sınıf
düzeyi, öğrenim görülen fakülte değişkeni açısından anlamlı düzeyde
farklılaşmadığı görülmüştür
Nicel araştırma tasarımı
Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri kitabı, araştırma yapan akademisyen ve öğrencilere nicel, nitel ve karma yöntemler için birer rehber olması amacıyla tasarlanmıştır. Bir araştırmada gerekli olduğu düşünülen tüm nicel, nitel ve karma yöntemler güncel ihtiyaçlar doğrultusunda ele alınmıştır. Nicel araştırmalarda SPSS, “Doğrulayıcı Faktör Analizi” ve “Yapısal Eşitlik Modellemesi”, Amos ve Lisrel uygulama örnekleriyle verilmiştir. Nitel araştırmada, doküman incelemesi, etnografik araştırma, fenomenolojik araştırma, metafor analizi, tracer (iz sürme) yöntemi, söylem analizi, hikaye analizi, görüşme tekniği, odak grup görüşmesi, durum (örnek olay) çalışması, gözlem, alan araştırması, eylem araştırması gibi yöntemler incelenmiştir. Son olarak karma araştırma tasarımı, sistematik değerleme ve meta analizi irdelenmiştir