9909 research outputs found
Sort by
Bağdere Tufası’nın jeolojik, jeokimyasal ve jeokronolojik özellikleri (Elazığ, D Türkiye)
Çalışmaya konu olan tufa yüzleği, Türkiye’nin ikinci büyüklükteki neotektonik yapısı olan sol yanal doğrultu atımlı Doğu Anadolu Fay Sistemi’nin önemli zonlarından biri olan Elazığ Fay Zonu üstünde, Elazığ şehir merkezinin yaklaşık 20 km güneybatısında bulunur. Tufaların yanal-düşey ilişkili olduğu Kuvaterner yaşlı Palu Formasyonu, karasal kökenli kırıntılı çökellerle karakterize edilir. Tufa oluşumunda kaynak kaya rolü oynayan Devoniyen-Jura yaşlı Keban Metamorfitleri’nin Elazığ çevresindeki yüzlekleri, çoğunlukla mermerlerle karakterize edilir. Keban Metamorfitleri’nin litolojisi ve sol yanal doğrultu atımlı Elazığ Fay Zonu’nun meydana getirdiği kırıklı yapı, akışkan dolaşımında ve bundan dolayı tufanın oluşmasında önemli bir görev almıştır. Tufa örneklerinde belirlenen element miktarları, Ca: 384719-390151 ppm, Mg: 3498-4764 ppm, Sr: 112-338 ppm düzeyindedir. δ13C değerleri, 0.4 ila 2.6 (‰ PDP), δ18O değerleri ise -9.9 ila -11.4 (‰PDB) arasındadır. Çalışmadan elde edilen veriler birlikte değerlendirildiğinde, Bağdere tufasının, sığ göl ortamında oluştuğu düşünülmektedir. Örneklerden elde edilen U-Th yaş verileri, tufa çökeliminin günümüzden en azından 524,597 yıl önce başlamış olduğuna işaret etmektedir
Eğitim alanında ortaya çıkan COVID-19 araştırma eğilimlerini ve mevcut durumu keşfetmek: bibliyometrik bir analiz ve bilgi haritalaması
Background/purpose – The current study aims to analyze the thematic
structures and trends of scientific publications that examine the relationship
between the COVID-19 pandemic and education, while presenting a
roadmap for future research on this topic.
Materials/methods – The data were obtained from the Web of Science
Core Collection (WoSCC) bibliographic database by identifying the
publications that examine the relationship between the COVID-19 pandemic
and education, then were analyzed using bibliometric methodology and
content analysis. VOSviewer, GraphPad softwares, and visualization maps
were used to analyze the data and to present the findings.
Results – The results of the study show that publications examining the
relationship between the COVID-19 pandemic and education focused on
“online education” and “teacher education,” while the countries that
contributed the most to publications on this issue were USA, United
Kingdom, Canada, and Spain. It was determined that most publications
preferred the “theoretical model” and the majority of the research data
were obtained through “scale/interview forms.” Furthermore, the findings
of this study revealed that during the COVID-19 pandemic period, the
editorial/refereeing processes of the articles submitted to academic journals
were carried out very quickly and the articles were published unusually
quickly.
Conclusion – This study indicated that the majority of scientific studies on
COVID-19 are focused on the field of health, and that there is limited edition
research on COVID-19-related education. To the best of the authors’
knowledge, the current study is the first research article in the international
literature to examine the thematic structures and trends of scientific
publications on the relationship between solely education and COVID-19
through bibliometric and content analysis; and contributes to the knowledge
base on COVID-19-related education by mapping the existing knowledge
Ortaokul öğrencilerine göre seçmeli din dersleri (Elazığ İli örneği)
Türkiye de 2012 yılında eğitim sisteminde ciddi ve köklü bir değişiklik yapıldı. Bu değişim ile birlikte okullarımızda seçmeli din dersleri okutulmaya başlandı. Bu çalışmanın amacı ortao- kullarda okuyan ve seçmeli din derslerinin doğrudan muhatabı olan öğrencilerin gözüyle bu derslerin verimliliğini, öğrencile- rin gözündeki yeterlilik durumunu, öğrencilerin bu derslerden duyduğu memnuniyeti değerlendirmek, seçmeli din dersleri tercih edilirken etkili olan faktörleri tespit etmektir. Seçme- li din derslerini okutan öğretmenlerin ve kitapların yeterliliği hakkında öğrenci görüşlerini belirleyebilmektir. Bu amaçla 570 öğrenciyle anket çalışması gerçekleştirilmiştir
Mineralogical and petrographic characteristics of Eocene Çaltı and Bizmişen Plutons, NW Kemaliye (Erzincan, Turkey)
In this study, the mineralogical and petrographic characteristics of the Çaltı and Bizmişen
Plutons located to the east of the Tauride-Anatolide Platform were investigated. The geological
units are Mesozoic carbonate rocks, Cretaceous ophiolitic rocks and ophiolitic melange, Eocene
plutonic rocks, Miocene volcanic rocks and Oligocene-Pliocene sedimentary rocks in the study
area. The Eocene Çaltı and Bizmişen Plutons intruded the Upper Cretaceous ophiolite melange
are unconformably overlain by sedimentary rocks of the Early Miocene Kemah Formation. The
Çaltı Plutonic rocks are petrographically in the composition of granite, granodiorite, quartz diorite and tonalite in sizes ranging from fine- to coarse-grained and contain mafic
microgranular enclaves of different sizes and shapes. The unit is partially cut by dark-coloured
diabase dykes of different sizes. The unit is partially cut by dark-colored diabase dykes of
different sizes. The Bizmişen Plutonic rocks are represented by medium-grained granite,
granodiorite and quartz diorites. Mafic microgranular enclaves of different shapes and sizes are
seen mainly in rocks with granite and granodiorite composition. Mineral paragenesis of the
Çaltı and Bizmişen plutonic rocks consists of plagioclase, K-feldspar, quartz, amphibole, biotite
and opaque minerals. Plagioclases commonly observed as prismatic subhedral or euhedral
crystals are characteristic with albite, albite+carlsbad and polysynthetic twinning. Although
zoning is observed in some plagioclase crystals, twin lamellae cannot be clearly observed in
samples with alteration. In some plagioclase crystals, embayed and sieve textures expressing
disequilibrium crystallization are observed. K-feldspars are generally in the form of anhedral
crystals, and hornblende, plagioclase and quartz minerals are found in the K-feldspars as
mineral inclusions. Quartz minerals, which is seen as anhedral crystal, shows wavy extinction.
Hornblend minerals occur in euhedral or subhedral, prismatic or hexagonal shapes. Plagioclase
mineral inclusions are present in some hornblende crystals. Biotites are observed as micaceousprismatic euhedral/subhedral crystals. The investigated rocks texturally display holocrystalline,
porphyric holocrystalline, poikilitic and graphic textures. The presence of mafic microgranular
enclaves in the rocks and the texturally poikilitic and graphic textures indicate the presence of
magma mixing processes in the formation of these rocks
Hareketli ortalama operatörünü kullanarak SPI ve SPEI endeksleri ile İzmir ve Aydın illerinde kuraklık değerlendirilmesi
Kuraklık İndeksleri, kuraklığın süresini ve şiddetini gözlemlemek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, önceki çalışmalardan farklı olarak Türkiye’nin Ege bölgesindeki Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz havzalarında kuraklık özelliklerini araştırmak için 1973-2020 yılları arasında (47 yıl) toplamda 14 farklı istasyonun uzun süreli yağış ve sıcaklık kayıtları kullanılmıştı
Segmentation of Benign and Malign lesions on skin images using U-Net
One of the types of cancer that requires early diagnosis is skin cancer. Melanoma is a deadly type of skin cancer. Computer-aided systems can detect the findings in medical examinations that human perception cannot recognize, and these findings can help the clinicans to make an early diagnosis. Therefore, the need for computer aided systems has increased. In this study, a deep learning-based method that segments melanoma with color images taken from dermoscopy devices is proposed. For this method, ISIC 2017 (International Skin Image Collaboration) database is used. It contains 1403 training and 597 test data. The method is based on preprocessing and U-Net architecture. Gaussian and Difference of Gaussian (DoG) filters are used in the preprocessing stage. It is aimed to make skin images more convenient before U-Net. As a result of the segmentation performed with these data, the education success rate reached 96-95%. A high similarity coefficient obtained. On the other hand, as a result of the training of the preprocessed data, accuracy rate has reached 86-85%
Zaman yönetimi becerileri İle erteleme davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Elazığ Sağlık Kuruluşları örneği
Hayatımızın önemli bir parçası olan zaman, tanımlanması çok zor olan soyut ve göreceli bir kavramdır. Bu
sebeple zaman hakkında kesin bir tanım ortaya konmamış, herkes farklı tanımlarda bulunmuştur. Zaman,
olayların geçmiş, bugün ve gelecek olarak gerçekleştiği, insanların kontrolünün dışında geçip giden bir
kavramdır. Zamanın insan üzerindeki etkileri fiziksel, psikolojik, felsefik ve biyolojik olarak dörde
ayrılmaktadır. Herhangi bir işte çalışan bütün insanlar zamanlarını etkin ve verimi kullanmak zorundadır. İşte
bu zorunluluk da “zaman yönetimi” kavramının doğmasına neden olmuştur. Zaman yönetiminin ana gayesi
bireyden istenen işleri verilen süre içerisinde planlayabilmektir. Zaman yönetiminin dikkatli bir şekilde
yapılmaması birçok soruna neden olmaktadır. Bunlardan biride Erteleme davranışının ortaya çıkmasına zemin
hazırlamasıdır. Erteleme ise mantıklı veya geçerli bir sebep olmaksızın yapılması gereken bir işin sonraya
bırakılmasıdır. Bireyler bazı zaman veya durumlarda yapmaları gereken işlerde erteleme davranışı
gösterebilirler.
Yukarıda verilen bilgiler göz önüne alındığında bu çalışmanın amacı “zaman yönetimi becerileri ile erteleme
davranışı arasındaki ilişki nedir?” sorusuna bilimsel bir kanıta dayalı bir cevap bulmaktır. Araştırma sorusuna
bağlı olarak geliştirilen araştırma hipotezi ise “zaman yönetimi becerileri ile erteleme davranışı arasında
negatif bir ilişki vardır” şeklindedir.
Bu çalışmanın evrenini, Elazığ il merkezinde bulunan kamuya ait hastanelerin çalışanları oluşturmaktadır.
Elazığ il merkezinde kamuya ait olan 4 hastane bulunmakta ve bu hastanelerde toplam 3712 sağlık çalışanı yer
almaktadır. Araştırmanın sahip olduğu veriler anket yöntemiyle Şubat-Nisan 2020 tarihleri arasında sağlık
çalışanlarından toplanmıştır. Veriler, 5’li likert tipi derecelendirilen “zaman yönetimi” ve “erteleme davranışı”
ölçeklerinin uygulanmasıyla elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre zaman yönetimi becerileri
ile erteleme davranışı arasında yaklaşık %33 oranında negatif yönlü ve orta düzeyde bir etki söz konusudur.
Zaman yönetimi becerileri (bağımsız değişken), erteleme davranışı (bağımlı değişken) üzerindeki değişimlerin
yaklaşık %11’inin açıklayıcısı görünmektedir (r = -0,330; r2 = 0,106)
Sağlık çalışanlarının görüşleriyle iletişim çatışmalarının empati becerisi yoluyla örgütsel güven üzerindeki dolaylı etkisi: Elazığ örneği
Bu araştırma, “iletişim çatışmaları, örgütsel güven
ve empati becerisi” kavramları arasındaki ilişkileri
incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç
doğrultusunda, Elazığ Merkez İlçe’de yer alan kamuya
ait hastanelerin çalışanlarından veri toplanmıştır. Veri
toplama tekniği olarak, anketten yararlanılmıştır.
Araştırmanın temel bulgusu, “iletişim çatışmalarının
empati becerisi yoluyla örgütsel güven üzerinde
dolaylı etkiye sahip olduğudur”. Literatürde,
araştırmanın değişkenlerinin birlikte incelendiği
herhangi bir çalışmaya rastlanamamıştır. Dolayısıyla
literatüre özgün katkının sunulduğu düşünülmektedir.
Söz konusu değişkenler arasındaki ilişkileri farklı
bağlamlar üzerinde ve farklı mesleklerden toplanacak
verilerle ele alacak, özgünlük içeren yeni çalışmalara
ışık tutacağı ümit edilmektedir.
This research was conducted to examine the
relationships between the concepts of "communication
conflicts, organizational trust and empathy skills". For
this purpose, data was collected from the employees
of public hospitals in Elazig Central District. Survey
was used as the data collection technique. The main
finding of the study is that “communication conflicts
have an indirect effect on organizational trust through
empathy skills”. No study was found in the literature
in which the variables of the study were examined
together. Therefore, it is thought that an original
contribution to the literature was presented. It is hoped
that it will address the relationships between these
variables in different contexts and with data collected
from different professions, and shed light on new
studies containing originality