Beykent University

İstanbul Beykent University Institutional Repository
Not a member yet
    9061 research outputs found

    ARALIK TİP-2 BULANIK TOPSIS YÖNTEMİ KULLANARAK DEPARTMAN MÜDÜRÜ SEÇİMİNE KARAR VERME

    No full text
    Yetenekli bir departman yöneticisinin belirlenmesi, bir departmanın süreçlerinin yönetilmesinde hayati önem taşıyan bir faktördür. Rekabetçi piyasada etkin bir şekilde yol alabilmek için yöneticilerin belirli bir dizi yeteneğe sahip olması gerekir. Bir departmanı yönetecek kişiyi seçmek, çok kriterli karar verme (ÇKKV) bağlamında zor bir görev olabilir. Teknik beceriler, iş deneyimi, kişisel özellikler ve diğer ilgili faktörler de dahil olmak üzere çeşitli yönleri kapsayan kapsamlı bir değerlendirme yapmak son derece önemlidir. Bu çalışmanın birincil amacı, departman yöneticisi seçiminde karşılaşılan zorlukları ele almaktır. Bu zorluğu ele almak için çalışma, ideal çözüme dayalı sıralama (TOPSIS) tekniği için aralık tipi 2 (AT2) bulanık yaklaşımını kullanarak departman yöneticilerini değerlendirmektedir. Departman müdürü seçim probleminde 4 alternatif arasından 6 temel kritere göre yamuk AT2 bulanık sayılar kullanarak çözüm yapılmış ve AT2 Bulanık TOPSIS metodolojisi uygulanmıştır. Bu yöntem ile alternatifler arasından en iyisi seçilmiştir

    Comparison of before and after Kahramanmaraş earthquakes by rapid visual scanning methods

    Get PDF
    Çalışmanın temel amacı, ülkemizin fay hatlarına olan yakınlığı sebebiyle mevcut yapıların deprem etkisi altındaki dayanımını ve deprem sonrası hasar derecelerini ekonomik ve hızlı olarak tespit edilebilmesi amacıyla hızlı görsel tarama yöntemlerinin etkinliği çalışılmıştır. Bu çerçevede 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verileri üzerinden hasar tespitleri kapsamında elde edilen sonuçlar göz önüne alınmıştır. Google Street uygulaması üzerinden gerçekleştirilen değerlendirmelerde hızlı görsel tarama yöntemlerinden FEMA P-154, Kanada Sismik ve Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslar Ek-2 (RYTEIE) yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada 2023 Kahramanmaraş depremi sonrasında Kahramanmaraş ili Dulkadiroğlu ilçesi Pınarbaşı Mahallesi'nde hasar tespit yöntemleri kullanılarak hasar görmüş binalar yerinde incelenmiştir. İkinci aşamada ise Hatay ilinde seçilen ilçe ve mahallelerde deprem öncesi ve sonrası durumlar Google Street uygulaması üzerinden gerçekleştirilmiştir. Yapıların deprem öncesi ve sonrasında gerçekleştirilen incelemeler ile sonuçların mevcut durumlarının karşılaştırılması yapılmıştır. Az katlı binaların çoğunlukla yer aldığı ve sert zemine sahip Pınarbaşı'nda incelenen yapıların Kanada Sismik Yöntemi ile hasarsız yapı tespit etme oranının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Hatay bölgesinde incelenen yapıların, FEMA P-154 ile RYTEIE yöntemleri ile riskli yapı bulma becerisinin Kanada Sismik yöntemine göre daha hassas olduğu sonucuna varılmıştır. FEMA P-154 yönteminin değerlendirme puanında en etkili parametrenin bina yapım yılı olduğu görülmektedir. RYTEIE yöntemi değerlendirme puanında üzerinde deprem tehlike bölgesi, kat sayısı ve yapı nizamı etkili olan parametreler arasında yer almaktadır.The main purpose of the study is to use rapid visual screening methods to economically and quickly determine the earthquake extent and post-earthquake damage levels of existing structures as a result of their proximity to fault lines. The results obtained by this association within the scope of damage determinations based on the data of the Ministry of Environment, Urbanization and Climate after the 2023 Kahramanmaraş earthquakes were taken into consideration. FEMA P-154, one of the rapid visual screening methods, and Canadian Seismic and Risky Structures Detection Annex-2 (RYTEIE) methods were used in the configuration evaluations via the Google Street application. The research was carried out in two stages. In the first stage, after the 2023 Kahramanmaraş earthquake, damage detection methods are found on-site in damaged assemblies in the Pınarbaşı District of Dulkadiroğlu district of Kahramanmaraş province. In the second stage, the situations before and after the earthquake in selected districts and neighborhoods in Hatay province were realized through the Google Street application. Storage examinations of the buildings before and after the earthquake were made and the results were compared with their current conditions. It has been determined that the structures examined in Pınarbaşı, which has a large number of small amounts and hard ground, were cleaned at a high rate by detecting undamaged structures with the Canadian Seismic Method. It has been concluded that the ability to find structures examined in the Hatay region with FEMA P-154 and RYTEIE methods is more sensitive than the Canadian Seismic. It seems that the most effective parameter in the evaluation of the FEMA P-154 method is the building production process. RYTEIE method evaluation point of the Principles for Identification of Risky Buildings, earthquake danger zone, number of floors and building order are among the effective effects

    Statistical histogram analysis in typing patients with pancreas cancer

    Get PDF
    Pankreas mide ve ince bağırsağın arkasında bulunan bir organdır. Yetişkinlerde ortalama 15 cm uzunluğundadır. Pankreas, insan vücudunun sindirim sisteminde yer alan, hem endokrin (hormon üreten) hem de ekzokrin (enzim üreten) fonksiyonları olan bir organdır. Pankreas kanserinin en sık karşılaşılan türü pankreatik adenokarsinom türüdür. Pankreatik adenokarsinom türünün iki tipi vardır. Bu iki tip intestinal ve pankreatobilier'dir. İntestinal tip adenokarsinom genel olarak pankreatobilier tipe göre sağ kalma oranı daha yüksektir. Her kanserin farklılaşma derecesine (diferansiyasyon) göre az, orta ve iyi olmak üzere üç tane tipi vardır. Diferansiyasyon derecesi az olanların sağ kalımı orta ve iyi olanlara göre daha düşüktür. İntestinal ve pankreatobilier grubunda bulunan her bir hasta için ölçülen Aşikar Difüzyon Katsayısı (ADC) değerleri havuzlanarak oluşturulacak veri setinden her iki gruba ilişkin histogramlar elde edilecektir. Bu tez çalışmasında histogramlar yardımı ile intestinal ve pankreatobilier hastalarından alınan arteriyal faz (ilaç atardamarda), kontrastsız faz (ilaç verilmeden) ve venöz faz (İlaç toplardamardayken) ölçümlerinin dağılımsal farklılaşması ortaya konulacaktır.The pancreas is an organ located behind the stomach and small intestine. It is an average of 15 cm long in adults. The pancreas is an organ that is involved in the digestive process of the human body and has both endocrine (hormone producing) and exocrine (enzyme production) capacity. The most common type of pancreatic cancer is pancreatic adenocarcinoma. There are two types of pancreatic pdenocarcinoma. These two types are intestinal and pancreatobiliary. Intestinal type adenocarcinoma generally has a higher survival rate than the pancreatobiliary type. Each cancer has three types: low, moderate and good, depending on the degree of differentiation. The survival of those with a low degree of differentiation is lower than those with a moderate or good degree. Histograms for both groups were obtained from the data set created by pooling the Apparent Diffusion Coefficient (ADC) values for each patient with the intestinal and pancreatobiliary groups. With the help of histograms, the distributional differentiation of the arterial phase (drug in the artery), non-contrast phase (without drug administration) and venous phase (drug in the vein) measurements taken from intestinal and pancreatobiliary patients will be revealed

    A sociological study on the experiences of entrepreneurial women: Kuzguncuk, Atatürk, Tomtom Quarters in Istanbul

    Get PDF
    Kadın girişimciliği, kadınların çalışma hayatına üretken işlerle katılımını ve kadın istihdamının arttırılmasını destekleyen çözümlerden birisidir. Bu çalışmada İstanbul'da Kuzguncuk (Üsküdar), Atatürk (Ümraniye) ve Tomtom (Beyoğlu) Mahalleri örneğinde girişimciliğin kentlerde çalışan kadınlar için nasıl bir deneyim olduğu tartışılmıştır. Araştırmada feminist bir perspektifle niteliksel yöntem kullanılarak veri derlenmiştir. Ticari faaliyetlerde bulunan yirmi dokuz kadın girişimciyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın ana sorusu girişimci kadınların ticari faaliyetlerinin, çalıştıkları bölgede kamusal alanı kullanma biçimleriyle, gündelik hayatlarında ve çalışma hayatlarında mekânı kullanma pratikleriyle nasıl ilişki içinde olduğudur. Çalışmanın bulgularına göre, girişimci kadınların ekonomik deneyimleri kadınların kimliği, toplumsal cinsiyet rolleri ve bu rollere bağlı yaşam tarzlarıyla birlikte biçimlenmektedir. Ataerkil ilişkiler ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri kentte girişimcilik yapan kadınların çalışma yaşamını olumsuz etkilemektedir. Kentli girişimci kadınlar, kamu kurum ve kuruluşlarının desteğini almadan kendi işyerlerini kurabilmektedirler. Ülkedeki her ekonomik krizden maddi açıdan etkilenmektedirler. Buna karşılık, bu kriz dönemlerinde kendi bireysel sermayelerinden güç almaktadırlar. Kentli girişimci kadınlar, iş yaşamında ve sosyal çevreyle olan ilişkilerinde büyük ölçüde cinsiyetçi değerler tarafından kısıtlanmaktadırlar. Ancak ataerkil baskı ve ikincilleştirmelerle, iş yaşamlarında kadın olarak geliştirdikleri çeşitli direnme stratejileri sayesinde başa çıkmaktadırlar.Women's entrepreneurship is one of the solutions to support women's participation in working life through productive work and to increase women's employment. This study discusses the experience of entrepreneurship for working women in urban areas in the case of Kuzguncuk (Üsküdar), Atatürk (Ümraniye), and Tomtom (Beyoğlu) neighborhoods in Istanbul. Data was collected using qualitative methodology with a feminist perspective. Twenty-nine women entrepreneurs engaged in commercial activities were interviewed. The main question of the research is how entrepreneurial women's commercial activities relate to the way they use public space in the neighborhood where they work and how they use space in their daily and working lives. The study's findings indicate that women's identities, gender roles, and the lifestyles associated with these roles all influence the economic experiences of women entrepreneurs. Patriarchal relations and gender inequalities negatively affect the working lives of women entrepreneurs in the city. Urban entrepreneurial women can establish their own workplaces without the support of public institutions and organizations. Every economic crisis that occurs in the country has an impact on them financially. On the other hand, they draw strength from their own individual capital during these crisis periods. Urban entrepreneur women play a major role in their business lives and in their relationships with the social environment. Urban Women Entrepreneurship, Public Sphere, Economic Activity, Gender Inequality, Patriarchy

    Çevre, Mimari, İnsan, Zaman Faktörleri Bağlamında Feng Shui’nin İç Mekân Tasarımında Uygulama Kriterlerinin Belirlenmesi

    No full text
    Çin kültüründe doğanın iki büyük gücü rüzgâr ve su anlamına gelen Feng Shui, binlerce yıllık bilgi, gözlem ve birikimle günümüze kadar ulaşan kadim bir bilgi ve öğretidir. Feng Shui’nin özünde; insan, yer ve göğün incelenmesiyle evren ve doğanın enerjilerinden faydalanma, denge içinde yaşama, enerjiyi doğru bir şekilde yönlendirme, etkinleştirme ve olumsuz olandan korunma için önlem almak vardır. Çin felsefesi, sanat ve bilim birleşimi olan Feng Shui; Çin astrolojisi, jeoloji, matematik, doğa ve sosyal bilimler gibi birçok disiplinden referansla topladığı bilgileri analiz ederek önerilerde bulunur. Çevre, mimari, insan ve zaman bağlamında; şehir bölge planlama, peyzaj mimarlığı, mimarlık ve iç mimarlık gibi odağın insan olduğu meslek disiplinleri ile etkileşim içindedir. Çalışmanın amacı günümüz popüler kültürde aksesuar veya renk gibi çeşitli öğelerle dekoratif iç mekân düzenlemesi olarak algılanan Feng Shui’nin özünde analizlere dayalı bir sistem olduğuna dikkat çekmek ve uygulama adımları için kontrol referansları oluşturmaktır. Çalışma kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda Feng Shui’nin; çevre, arazi ve yapı seçiminde dikkat edilmesi gereken hususlarla iç mekân tasarımında uygulanma kriterlerinin neler olabileceği sorularına yanıtlar aranmaktadır. Çalışmada nitel analiz ve gözlem yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bilgiler ışığında Feng Shui 4 Ana Faktör Kontrol Tablosu, Feng Shui İç Mekân Ölçütleri Kontrol Tablosu ve Zaman Faktörü Kontrol Tablosu oluşturulmuştur. Feng Shui kontrol tabloları üzerinden örnek çevre, arazi seçimi, konut ve ticari mekânlar incelenmiştir. Sonuç olarak disiplinler arası uygulamalarda kullanıcılar açısından verimli sonuçların alınabilmesi için belirli adımların izlenmesinin gerekli olduğu ve analizler doğrultusunda yapılan doğru uygulamaların kullanıcılara pozitif katkı sağladığı ön görülmüştür

    The relationship between pain self-esteem and cognitive distortions, ruminative thinking of people with pri̇mer headache

    Get PDF
    Çalışmanın amacı birincil baş ağrısı olan bireylerde ağrı öz yeterliliğinin bilişsel çarpıtmalar ve ruminatif düşünceler ile ilişkisinin incelenmesidir. Bunun yanı sıra ağrı öz yeterliliği, ruminatif düşünceler ve bilişsel çarpıtmanın demografik değişkenlere göre nasıl farklılık gösterdiği araştırılmıştır. Çalışma için belirlenen envanterler 86 kişiye uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama envanteri olarak Demografik Bilgi Formu, Ağrı Öz Yeterlilik Anketi, Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği ve Ruminatif Düşünme Biçimler Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 21 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda ağrı öz yeterlilik, bilişsel çarpıtmalar ve ruminatif düşünceler arasında cinsiyet değişkenine göre bir anlamlı ilişki bulunamamıştır. Bilişsel çarpıtmalar ve ruminatif düşünceler arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Baş ağrısı süre ve şiddeti ile bilişsel çarpıtmalar arasında anlamlı fark görülmüştür. Ağrı öz yeterliliği ile baş ağrısı süresi ve şiddeti arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Ruminatif düşünceler ve baş ağrısı sıklığı arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.The purpose of this study is to examine the relationship between ruminative thinking, cognitive distortions and pain self efficacy. Pain self efficacy, ruminative thinking and cognitive distortions are also investigated according to demographic variables. The assessment scales are applied to 86 participants for the research. Demographic Information Form, Pain Self Efficacy Questionnaire, Ruminative Thoughts Scale and Cognitive Distortions Scale were applied as research inventory. SPSS 21 was used to analyze collected data. According to the results, there is no significant relationship between pain self efficacy, ruminative thinking and cognitive distortions in terms of gender. The relationship between cognitive distortions and ruminative thinking is found statistically significant. There is a significant relationship between cognitive distortions and headache intensity, headache duration. Significant relationship between pain self-efficacy, headache duration and intensity are found. The relationship between ruminative thinking and frequency of headache is statistically significant

    A review of Hüseyin Nadir's Fakabasmaz Zihni series

    Get PDF
    Bu çalışmada, Hüseyin Nadir'in Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri (Cilt 1) ve "Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri (Cilt 2)" adlı polisiye hikâyeleri, Seval Şahin'in "Cinai Meseleler: Osmanlı-Türk Polisiye Edebiyatında Biçim ve İdeoloji (1884-1928)" isimli kitabında ortaya koyduğu polisiyenin biçimbilim fonksiyonları göz önünde bulundurularak yapısal açıdan incelenmiştir. İlk olarak 1922'de yayımlanan "Fakabasmaz Zihni" serisi, "Cinayet Koleksiyonu" adı altında Cemiyet Kütüphanesi tarafından yayımlanmıştır. 1930'da serinin latin harfleriyle yayınlanır. Bu çalışmada, Şule Ayva tarafından yayına hazırlanan "Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri (Cilt 1)" ve "Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri (Cilt 2)" başlıklı baskısı kullanılmıştır. Tez üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölüm Türk Edebiyatında Polisiye, ikinci bölüm Hüseyin Nadir ve Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri, üçüncü bölüm Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri.In this study, Hüseyin Nadir's detective stories Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri (Cilt 1) and "Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri (Cilt 2)" are structurally analyzed by taking into account the stylistic functions of detective fiction as put forward by Seval Şahin in her book "Cinai Meseleler: Osmanlı-Türk Polisiye Edebiyatında Biçim ve İdeoloji (1884-1928)" by Seval Şahin, the stylistic functions of detective fiction are taken into consideration and analyzed structurally. First published in 1922, the "Fakabasmaz Zihni" series was published by the Cemiyet Library under the name "Cinayet Koleksiyonu". In 1930, the series was published in Latin letters. In this study, the editions titled "Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri (Cilt 1)" and "Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri (Cilt 2)" prepared for publication by Şule Ayva were used. The thesis consists of three chapters: The first chapter is Detective Stories in Turkish Literature, the second chapter is Hüseyin Nadir and Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri, and the third chapter is Fakabasmaz Zihni'nin Sergüzeştleri

    New Age Beliefs in Türkiye

    Get PDF
    This study aims to analyze institutions in Türkiye that offer training and practices based on New Age beliefs and understand the main reasons leading individuals to join these institutions. This research was conducted using qualitative methods, including in-depth interviews and participant observation techniques. The field research began in August 2022 and lasted over a year. During this time, more than 15 training sessions were attended, over 250 people were met, and in-depth interviews were conducted with 76 participants. In addition to studying institutions, this research also aims to comprehend the personal approaches and feedback from participants and trainers to shed light on the overall perspective of these institutions as a "community." The results indicated that most participants were between the ages of 35-45, had middle to upper-income levels, were well-educated, and women outnumbered men. Participants were seeking meaning in their lives, searching for answers to their questions, and looking for solutions to their problems to achieve spiritual and material benefits. On the other hand, group participation allowed individuals to socialize and be a part of a circle where they could express themselves open-heartedly. When considering institutions promoting New Age beliefs, many of them had commercial aspects, with a corporate identity and management approach like. With an increasing number of institutions and participants, New Age Beliefs seem to be a part of the contemporary world. Thus, resarches with the perspective of different disciplines should be conducted to understand all the aspects of the concept thoroughly

    YAŞLILIĞA BAĞLI YATAĞA BAĞIMLI ERİŞKİNLERDE MEKÂN ve EMEĞİN DEĞİŞİMİ

    Get PDF
    Yaşlılığa bağlı yatağa bağımlı erişkilerin yaşadığı evin dokusunu ve yapısını oluşturan unsurlar ile bir mekân olarak ev içinde üretilen emeğin türünün niteliği bize toplumsal yaşama dair yeni bir öykünün ana hatlarını vermektedir. Bu saha çalışmasında mekân ve emeğin değişimine ve nasıl dönüştüğüne odaklanılmıştır. Araştırmanın evrenini yaşlılık kaynaklı yatağa bağımlı erişkine bakım verilen mekân olarak ev ve bakım verenlerin emeği oluşturmaktadır. Saha çalışmasında bakım veren yirmi kişi ile nitel araştırma yöntemi kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde ortak kategoriler belirlenmiş, elde edilen bulgular ile mekân ve emeğin değişimi, araştırma kapsamındaki örüntüler olarak bakım emeği, ekonomik sermaye, bağımlı bakımı, duygusal emek, gündelik yaşamın inşası ile mekâna bağımlılıkta mekânın yeniden üretimi çerçevesince açımlanmıştır. Ayrıca duygusal emek olarak nitelendirilen bakım emeğinin mekânı tanımlanıp, niteliği ortaya konulurken, gündelik yaşamda şimdinin ve buradalığın dramaturjisine odaklanılmış, bu sahne performansının avantaj ve dezavantajları tartışmaya açılmıştır. Böylelikle yaşlılığa bağlı yatağa bağımlı erişkinlerin bakımında emek ve mekânın değişiminin analizi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır

    Kötünün müphemliği üzerine: Joker ve Misfit

    Get PDF
    Dil, kültür tarafından şekillendirilen canlı bir organizmadır. Toplumun tarihini ve kültürünü oluşturan yaşanmışlıklar dili belirli ideolojik kalıplara sokmuş ve bu da dildeki anlamları göreceli hale getirmiş ve müphemliğe yol açmıştır. Belirli ideolojilerden etkilenmesine rağmen, dil insanların duygularını ifade etmek için önemli bir araç haline gelmiş ve edebiyat dünyasında yazarlar arasında ayırt edici bir özellik haline gelmiştir. Edebiyatın en büyük temalarından biri olan iyi ve kötü kavramı, her dönemde bir eserin konusu olmuş ve farklı tarzlarda ifade edilmiştir. Kabul edilen ideolojiye bağlı olarak gelişen dilin kullanımı, bu eserlerdeki karakterleri göreceli olarak iyi veya kötü olarak da ifade etmiştir. Bu tez, Todd Phillips'in Joker filmindeki "Joker" ve Flannery O'Connor'ın "A Good Man Is Hard to Find" adlı kısa öyküsündeki "The Misfit" karakterleri aracılığıyla kötü olarak adlandırılan karakterlerin göreceliliğini göstermek amacıyla, aile, toplum ve kültürün kötülük kavramı üzerindeki etkisini ve bu etkinin kahramanlık algısındaki değişikliği, yapı söküm yöntemini kullanarak tartışmayı amaçlamaktadır.Language is a living organism that is shaped by culture. The experiences that constitute the history and culture of the society have put the language into certain ideological molds, which made the meanings in the language relative and ambiguous. Despite being influenced by certain ideologies, language has become an important tool for people to express their feelings and has become a distinguishing feature among writers in the world of literature. The concept of good and evil, one of the significant themes of literature, has been the subject of a work in every period and has been expressed in different styles. The use of language, which has been developed based on the adopted ideology, also expressed the characters in these works as relatively good or evil. This thesis aims to discuss the influence of family, society and culture on the concept of evil and the changing perception of heroism due to this influence, through the instrumentality of the character Joker of the same name in Todd Phillips' movie Joker and the character The Misfit in Flannery O'Connor's short story "A Good Man Is Hard to Find", in order to show the relativity of evil characters, by using the method of deconstruction

    6,923

    full texts

    9,061

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    İstanbul Beykent University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇