Bilgi Merkezi
Not a member yet
1196 research outputs found
Sort by
ÖN LİSANS ÖĞRENCİLERİNİN UMUTSUZLUK ALGILARININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ
Bu çalışmanın amacı, ön lisans öğrencilerinin umutsuzluk düzeylerini ve umutsuzluk düzeylerinde çeşitli değişkenler açısından (cinsiyet, sınıf düzeyi, anne ve baba öğrenim durumu, gelir durumu, kişilik özellikleri, yaşam kalitesi, sosyal ilişkiler) farklılık olup olmadığının incelemektir. Araştırmanın evrenini Salihli Meslek Yüksekokulu’nda 2017-2018 eğitim öğretim döneminde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemi ise araştırmaya gönüllü olarak katılan toplam 272 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin umutsuzluk düzeylerini tespit etmek için “Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ)” ve kişisel anket formu uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler frekans ve yüzdesel dağılımlar, betimsel istatistikler, Mann Whiney U ve Kruskall Wallis ile test edilmiştir. Araştırma sonucuna göre, araştırmaya katılan öğrencilerin umutsuzluk düzeyi (4.342 ± 3.627) hafif düzeyde çıkmıştır. Bu sonuç Salihli MYO’da öğrenim gören öğrencilerin gelecekten umutsuz olmadığını göstermektedir. Ayrıca ailelerinin gelir durumu, kişilik özellikleri, yaşam kaliteleri ve sosyal ilişkileri gibi değişkenler ile öğrencilerin umutsuzluk düzeyi arasında anlamlı farklılıklar (
ORACLE VE MS SQL SERVER VERİ TABANLARI İÇİN VERİ TABANI YÖNETİM SİSTEMLERİ GÜVENLİK KONTROL İLKELERİNİN TAKİP EDİLMESİ VE UYGULANMASI
Veri tabanı yönetim sistemleri, veri tabanlarını tanımlamak, oluşturmak, kullanmak, değiştirmek ve veri tabanı sistemleriyle ilgili her türlü işletimsel gereksinimleri karşılamak için tasarlanmış sistem ve yazılımlardır. DB-Engines verilerine göre günümüzde 300’ün üzerinde veri tabanı yönetim sistemi geliştirilmiştir.
Bu tez çalışmasında Oracle ve MS SQL Server veri tabanı yönetim sistemleri için kendi şirketleri tarafından oluşturulan güvenlik kontrol ilkeleri incelenmiş ve bu ilkelerin uygulanmadığı takdirde ortaya çıkabilecek olası sonuçlar ortaya konulmuştur. Güvenlik kontrol ilkelerinin detaylıca tanımlanmasının ardından, java server faces aracılığı ile güvenlik kontrol ilkelerini Oracle ve MS SQL Server veri tabanlarına uygulayan bir uygulama geliştirilmiştir. Uzak sunucu ihtiyacı için sanal laboratuvar ortamı oluşturulmuştur.
Uygulama hem uzak sunucu üzerinde hem de ana bilgisayar üzerinde test edilmiştir. Güvenlik kontrol ilkelerine göre yönetilmeyen veri tabanı yönetim sistemlerinin aslında birçok güvenlik açığı bulundurduğu tespit edilmiştir. Kullanıcı verileri, giriş bilgileri ve hatta ana bilgisayardaki diğer özel verilerin bile saldırı altında olabileceği sonucu ortaya konulmuştur.
Anahtar Kelimeler: veri tabanı yönetim sistemleri, veri tabanı güvenlik kontrol ilkeleri, veri tabanı güvenliğinde korunma yöntemler
RAYLI SİSTEMLERDE SİNYALİZASYON OTOMASYONU
Günümüzde artan nüfus ile trafik hava kirliliği ve enerji tüketimini arttırmaktadır. Raylı ulaşım kalabalık şehirlerdeki toplu taşımada trafik sıkışıklığına daha fazla kişinin taşınmasına imkan sağlamaktadır. Demiryolu ulaşımı kullanılan teknolojiler sayesinde oldukça hız kazanmıştır. Artan raylı sistem ve tren sayısı nedeniyle güvenli bir ulaşım yapılabilmesi için iyi bir sinyalizasyon sistemi zorunludur. Ülkemizde raylı ulaşım olarak kullanılmakta olan tramvay, metro, hafif metro ve füniküler hatlarının yüksek yolcu talebini karşılaması amaçlı sinyalizasyon sistemleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada, programlanabilir mantıksal denetleyici (PLC – Programmable Logic Controller) ile bir sinyalizasyon sisteminin nasıl yapılacağı konusu incelenmiştir. Bu tür sistemlerin izlenmesinde kullanılan Uzaktan Kontrol ve Gözleme Sistemi (SCADA – Supervisory Control And Data Acquisition) yazılımı geliştirilerek gerçek zamanlı bir uygulama yapılmıştır. Küçük ölçekli geliştirilen bu sistem raylı ulaşımda geliştirilebilir bir sinyalizasyon örneği olarak katkı sağlayacaktır.
Anahtar kelimeler: PLC, Raylı Sistemler, SCADA, Sinyalizasyon, Ulaşı
HASTANE ÇALIŞANLARINDA KONTROL ODAĞININ ÖZ VE KOLEKTİF YETERLİLİK ÜZERİNE ETKİSİ
Kontrol odağı kavramı kişilerin yaptıkları bir işin sonucunu üstlenme durumu ile ilgilenirken; öz ve kolektif yeterlilik kavramları yapacakları işi yapabilme noktasında kendilerinde oluşan inanç ile ilgilenmektedir. Sağlık sektörünün sürekli gelişim içinde olan ve büyük sorumluluk gerektiren bir hizmet sektörü olması, bu nedenle de bu sektörde çalışanların hem yaptığı şeylerin sonuçlarının sorumluluğunu üstlenmesi hem de çalışanların görevini yaparken kendisine olan güveninin tam olması daha iyi bir hizmet verilmesi için önemlidir. Bu araştırmada hastane çalışanlarında kontrol odağı algısının öz ve kolektif yeterlilik algıları üzerine etkisinin araştırılması hedeflenmiştir. Araştırma da kontrol odağı boyutlarının bazılarının hastane çalışanlarının öz ve kolektif yeterlilik algıları üzerinde pozitif yönde etki yaparken bazılarının ise öz ve kolektif yeterlilik algıları üzerinde negatif etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır
MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSELERİNDE GÖREV YAPAN EĞİTİM YÖNETİCİSİ VE ÖĞRETMENLERİN ÖRGÜTSEL SESSİZLİK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ
Bu araştırma ile Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan eğitim yöneticileri ve öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya kaynaklık eden örneklem grubu, Isparta il merkezinde 2016-2017 Eğitim-Öğretim döneminde 7 Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan 35 eğitim yöneticisi ve 462 öğretmenden, araştırmaya katılmayı kabul eden 94 kadın ve 181'i erkek 275 öğretmen, 2 kadın 21 erkek Eğitim Yöneticisi olmak üzere toplamda 298 eğitim çalışanından oluşmaktadır. Katılımcıların örgütsel sessizlik düzeylerinin belirlenmesinde Van Dyne ve diğerleri (2003) tarafından geliştirilen “Örgütsel Sessizlik Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma da elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde SPSS 22.0 veri analiz programı kullanılmıştır. Öğretmenlere ait özelliklerin ölçek puanlarının karşılaştırılmasında parametrik analiz yöntemlerinden olan MANOVA analizi kullanılmıştır. Yapılan MANOVA analizlerinde anlamlı farklılık düzeyi p0.05), medeni durum, yaş grubu ve mesleki kıdem değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık içerdiği belirlenmiştir (
KAOS TEORİSİ VE YÖNETİMDE YENİ ARAYIŞLAR
Her organizasyonun varlığı bir amaç etrafında şekillenmektedir. Bu amaç var olduğu, gerçekleştiği ve anlam ifade ettiği sürece organizasyon var olmaya devam edecektir. Organizasyonu oluşturan değişik alt sistemler bir birleri ile uyumlu bir biçimde amaca yönelmek zorundadırlar. Yönetim sistemi ve anlayışı bu alt sistemlerin uyumunu sağlayan temel yapıdır. Yönetim sisteminin nasıl şekilleneceği ve uygulama biçiminin nasıl olacağına ilişkin, tarihsel süreç içinde değişik düşünceler söz konusudur. Bu değişik düşünceler çoğunlukla kendi tarihsel süreçleri içinde toplumsal sistemi şekillendiren paradigmalardan etkilenmiştir. Yönetim anlayışının temellerini oluşturan kavramların varlığını sürdürmekle birlikte, yorumlanması ve uygulamaya geçirilmesinde önemli değişiklikler yaşanmıştır. Temelde bir organizasyonu yönetmek yönetimde kullanılan araçlar büyük ölçüde değişmemiştir. Müzik notalarında olduğu gibi notalar aynıdır. Ancak çalınan müzik artık farklıdır. Yönetim anlayışını günümüzde etkileyen önemli hususlardan birisi değişim kavramında yaşanmaktadır. Değişim öylesine hızlanmıştır ki, organizasyonlar adeta bir kaos denizinde var olmaya çalışmaktadır. Çalışmada, yönetim anlayışının gelişimi ve kaos teorisinde yönetim anlayışı ele alınmaktadır. Bu amaçla öncelikle yönetim anlayışının gelişimi ve kaos teorisinde yönetim anlayışı teorik çerçevede incelenerek öneriler getirilmesi amaçlanmıştır
İKNA EDİCİ İLETİŞİM TEKNİĞİ OLARAK TEK YANLI VE İKİ YANLI SUNUMUN KRİZ YÖNETİMİ SÜRECİNE ETKİSİ
Birçok yapının entegre bir biçimde eylemlerini gerçekleştirmekte olduğu günümüz toplumlarında, bir yapıda meydana gelen değişim diğer yapılara da sirayet ederek, işleyiş süreçlerini etkileyebilme yeteneğine sahiptir. Etkileşimin doğrudan, yoğun ve olumsuz olduğu durumlar, kuruluşlar için sadece farklı sorun alanları oluşturmakla kalmamakta, kimi zaman çok daha ileri boyutlara vararak kriz halini almaktadır. Sistemli ve bilinçli bir biçimde yönetilmeyi gerektiren, bu bağlamda da etkili bir kriz iletişimini hayati kılan kriz dönemlerinde dikkat edilecek başlıca hususlardan birisi, medya ve diğer hedef kitlelerle yakın temas sağlanırken, aktarılacak bilgilerde izlenilecek yol ve kullanılacak tekniklerdir. Kurumsal yapı duruma göre, tek yanlı bilgi aktarımını tercih edebileceği gibi, iki yanlı bilgilendirme sürecini de yeğleyebilir. Bu çalışmada hangi durumlarda tek yanlı sunumun, hangilerinde ise iki yanlı sunumun uygun olacağı retoriksel tasarım çerçevesinde değerlendirilmektedir. Tüm bu değerlendirmeler yapılırken, seçilecek yollarda krizin türünün, boyutunun, faaliyet gösterilen sektörel yapının, hedef kitledeki algının ve krize yaklaşım tarzının hangi oranda, nasıl bir belirleyici etkiye sahip olduğu bağlamından hareket edilmektedir. Sonuç olarak tek yanlı sunumun, eğitim düzeyi düşük ve tek kanaldan bilgilenen hedef kitle için kısa süreli etki yaratılmak istendiğinde devreye sokulmasının, diğer durumlarda ise iki yanlı sunumun kriz dönemlerinde iletişim tekniği olarak kullanılmasının uygun olduğu yönündeki sonuçlar gerekçeleriyle birlikte ortaya konulmaktadır
YAĞIŞ KOŞULLARININ SÜRÜCÜ HIZI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: ANTALYA'DA BİR VAKA ÇALIŞMASI (In English)
Hava ve iklim faktörleri, kara ulaşım sektöründe yol güvenliğinin performansını etkilediği bilinen çevresel faktörlerdir ve taşımacılık hizmetlerine olan talebi de etkilemektedir. Bu makalede, bir üniversite kampüsü içindeki 20 km/s, 30 km/s ve 50 km/s hız limitine sahip 11 adet güzergâhta toplanan veriler kullanılarak, yağmur yağış koşullarının sürücü ortalama hızları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Trafik verileri, yaklaşık iki ay ortalama hız kameraları tarafından kaydedilen ortalama hız bilgileri alınarak, kuru hava ve yağmur yağışlı hava koşullarına göre değerlendirilerek analiz edilmiştir. Çalışmada yalnızca hafta içi mesai saatleri içindeki veriler kullanılmıştır. Sonuçlar, yağış koşullarında, kuru şartlardakilere kıyasla, 4 adet güzergâhta ortalama hızlar %4-8 arasında istatistiksel olarak anlamlı düşüşler göstermiştir. 2 adet güzergâhta ortalama hızlar artış göstermiş, diğerlerinde ise anlamlı bir değişiklik olmamıştır. Makale, bu güzergâhlardaki hız limitlerinin sürücüler açısından makul görülmediğini belirtmektedir. Makale, kuru hava ve yağmur yağış koşullarında bu sürücü hız davranışlarını yönetmek için tavsiyede bulunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Hız, yağış, ANOVA test
Tİ-6AL-4V ELI MALZEMESİNİN TORNALAMA İŞLEMİNDE YÜKSEK BASINÇLI JET SOĞUTMANIN YÜZEY PÜRÜZLÜLÜĞÜNE ETKİSİ
Bu çalışmada, havacılık, uzay ve biyomedikal endüstrisinde geniş kullanım alanına sahip Titanyum (Ti-6Al-4V ELI) süper alaşımın tornalanması sırasında yüzey pürüzlülüğüne, yüksek basınçlı jet soğutmanın etkisi incelenmiştir. Yüksek basınçlı jet soğutma sistemi ile iki farklı soğutma su basıncı ( 6 ve 200 bar ) altında tornalama deneyleri gerçekleştirilmiştir. Tornalama deneylerinde kesme parametreleri olarak üç farklı kesme hızları (80-100-120 mm/dak) ve dört ayrı ilerleme hızları (0.2-0.25-0.3 ve 0.4 mm/dev) kullanılmıştır. Kesme derinliği 2 mm olarak sabit alınmıştır. Farklı su basınçları ile yapılan tornalama testlerinde yüzey pürüzlülük değerleri elde edilmiştir. Sonuç olarak, ilerlemenin artmasıyla yüzey pürüzlülüğü artarken, soğutma suyu basıncının yüzey pürüzlülüğü üzerine olumlu yönde etkisi görülmemiştir.
Anahtar Kelimeler: Tornalama, Yüzey pürüzlülüğü, Titanyum (Ti-6Al-4V Eli) ,Yüksek Basınçlı Soğutm
Besi Sığırcılığı Üretim Faaliyetinde Üreticilerin Eğitim Düzeylerinin Besi Performansı ve Karlılığa Etkisi
Bu çalışmanın amacı, besi sığırcılığı faaliyetinde bulunan üreticilerin eğitim düzeylerinin besi performansı ve karlılığa etkisini belirlemektir. Çalışma Afyon Merkez, Bolvadin, Şuhut, Çay, Dinar, Sinanpaşa ve İhsaniye ilçelerinde besi sığırcılığı üretim faaliyetinin yoğun olduğu 23 köyde 2005 yılı üretim döneminde yürütülmüştür. Araştırmada kullanılan veriler besi sığırcılığı faaliyetinde bulunan 100 üreticiden anket yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre üreticilerin eğitim düzeylerinin besi performansı ve karlılığa etkisinin önemli olduğu tespit edilmiştir. Üreticilerin eğitim düzeyi ile sığırların günlük canlı ağırlık artışı, brüt kar ve net kar arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Nitekim üreticilerin ilk ve ortaokul düzeyinde eğitimli olduğu işletmelerde günlük canlı ağırlık artışı 1.16 kg/baş/gün, iken lise düzeyinde eğitimli olduğu işletmelerde 1.30 kg/baş/gün olarak belirlenmiştir. Üreticilerin İlkokul, ortaokul ve lise düzeyinde eğitimli olduğu işletmelerde sırasıyla brüt karın 268.42, 349.23, 384.94 TL/baş, net karın ise-10.16, 56.85 ve 87.69 TL/baş olarak artış gösterdiği saptanmıştır