Bilgi Merkezi
Not a member yet
1196 research outputs found
Sort by
AVRUPA BİRLİĞİ’NDE SON DÖNEM DEMOKRATİKLEŞME ÇABALARI: LİZBON ANTLAŞMASI’NIN DEMOKRATİKLEŞMEYE KATKISI
ÖZET
Uluslararası arenada, ekonomik bir topluluk olmak amacıyla yola çıkan Avrupa Birliği, siyasi, sosyal ve hukuki bir birlik olarak bu varlığını pekiştirmiştir. Bunların ortaya çıkmasında Birlik içerisinde temel hakların daha fazla korunması ve bunun için atılan adımların büyük katkısı olmuştur. Bu çalışma, özellikle Lizbon Antlaşması ile AB’nin demokratikleşmesi bakımından gelinen noktayı ve Birliğin temel hak koruması bakımından katettiği ilerlemeleri değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Temel haklar, Lizbon Antlaşması, Temel Haklar Şartı.
RECENT EFFORTS TO DEMOCRATIZATION IN THE EUROPEAN UNION: THE CONTIBUTION OF LISBON TREATY TO THIS DEMOCRATIZATION
ABSTRACT
The European Union, which set out to become an economic community in the internatioanl arena has consolidated its presence as a political, social and legal unity. During the emergence of these improvements, better protection of fundamental rights within the Union and the steps taken for that purpose have been a major contribution. This study was conducted to assess the progress of the Union in terms of protection of fundamental rights, and the point reached especially with lisbon Treaty in terms of democratizaiton of EU.
Keywords: Fundamental Rights, Lisbon Treaty, Charter of Fundamental Right
Anadolu karaçamı [Pinus nigra ssp. nigra Arn. var. caramanica (Loudon) Rehder] meşcerelerinde uygulanan ilk aralamaların ekofizyolojik etkileri
Bu çalışma, Anadolu karaçamı (Pinus nigra ssp. nigra Arn. var. caramanica (Loudon) Rehder) meşceresinde uygulanan ilk aralamaların şiddetinin yakın dönem ekofizyolojik etkilerini incelemek ve uygun aralama derecesini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Aralama işlemleri, doğal yolla gençleştirilmiş 36-40 yaşlarındaki Anadolu karaçamı meşcerelerinde dört farklı aralama yoğunluğunda (Kontrol, zayıf alçak aralama, mutedil alçak aralama ve kuvvetli alçak aralama) üç tekrarlı olarak uygulanmıştır. Anadolu karaçamı bireylerine ait ortalama boy, göğüs yüksekliği çapı ve gün ortası sürgün ksilem su potansiyeli ile toprak özellikleri değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; aralama dereceleri ağaçların çap gelişimi üzerinde istatistiksel bakımdan önemli farklar meydana getirmiştir. Ancak boy, toprak özellikleri ve gün ortası sürgün ksilem su potansiyeli üzerindeki etkiler önemli değildir. Nitekim gün ortası sürgün ksilem su potansiyeli, kontrol işleminde - 1,53 MPa, zayıf alçak aralama işleminde - 1,51MPa, mutedil alçak aralamada işleminde - 1,49 MPa ve kuvvetli alçak aralamada işleminde - 1,50 MPa olarak tespit edilmiştir
Kentsel yeşil alanlar için mekânsal yeterlilik ve erişebilirlik analizi; Burdur örneği, Türkiye
Bu araştırmanın amacı, mahalle ve semt düzeyinde yeşil alan donanımlarını oluşturan çocuk oyun alanları, mahalle–semt parkları ve spor tesis alanlarının hizmet yeterlilik düzeyinin mekânsal yeterlik ve erişilebilirlik açısından Burdur kenti örneklem alanında irdelenmesidir. Araştırmada, Burdur kenti 1/1.000 ölçekli hâlihazır harita, hava fotoğrafı ve alan tespit çalışmalarından elde edilen niceliksel verilerin, mekânsal yeterlilik ve erişilebilirlik olanakları açısından değerlendirilmesine dayanan bir yöntem izlenmiştir. Araştırma sonunda; mahalle/semt üniteleri düzeyindeki yeşil alan kullanımlarını oluşturan çocuk oyun alanları, mahalle–semt parkları ve spor tesis alanlarının mekânsal yeterlilik ve erişebilirlik olanakları açısından Burdur kent formu bütününde dengesiz dağılım gösterdiği ve mekânsal standartlar açısından yetersiz olduğu belirlenmiştir
Online El Yazısı Tanıma Sistemi Olan Graffiti’nin Farklı Yazma Alışkanlığı Olan Kullanıcılara Yönelik Kullanılabilirlik Testi
Bütün mobil cihazlar var olan sınırlılıkları nedeni ile metin girişi konusunda benzer yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden biri her cihazda farklı uygulamaları bulunan, farklı algoritmalar ve yöntemler kullanan el yazısı tanıma sistemleridir. Bu çalışmada Palm-OS işletim sistemlerinde kullanılan el yazısı tanıma sistemi olan Graffiti üzerinde farklı yazma alışkanlıkları olan (sağ elini ya da sol eli ile yazan) kullanıcıların bu durumlarının kullanılabilirlik skorlarına ve yazma hızlarına etkileri incelenmiştir. Çalışmaya 20-28 yaş aralığında ve daha önce Graffiti kullanımı üzerine hiç tecrübesi olmayan 20 ODTÜ öğrencisi katılmıştır. Katılımcılardan 10 tanesi sol, 10 tanesi sağ elini kullanmaktadır. Katılımcılardan 2 kullanıcı testi ve 1 anket ile veri toplanmıştır. Birinci kullanıcı testinde kullanıcılardan kendilerine verilen metni A4 kâğıda kalem ile yazmaları istenmiştir. İkinci kullanıcı testinde ise yine kendilerine verilen metni Graffiti ile PDA’e yazmaları istenmiştir. Son olarak sistem kullanılabilirlik ölçeği ile Graffiti el yazısı tanıma sisteminin kullanılabilirliği araştırılmıştır. Böylelikle kullanıcıların yazma hızlarına, hata oranlarına ve sistemin kullanılabilirliğine yönelik bilgi elde edilmiştir. Kağıt üzerine el yazısı yazarken sol elini kullananlar sağ elini kullananlara göre istatistiki olarak anlamlı bir şekilde yavaş yazmalarına karşın bu farklar Graffiti üzerinde yazma hızlarına ve sistemin kullanılabilirliğine yönelik görüşlerinde hiçbir anlamlı farka sebep olmamıştır. Ayrıca kağıt üzerine yazma hızları ile Graffiti ile yazma hızları arasında istatistiki bir ilişki bulunamamıştır. Yani hızlı el yazısı yazmak, bu tip el yazısı tanıma sistemi kullanan cihazlara veri girişinde de hızlı olmak anlamına gelmemektedir çünkü bu iki aktivite birbirinden farklı zihinsel ve motor kabiliyetler gerektirmektedir
Tohum nemi ve ayrım yöntemlerinin fasulye tohum kalitesi üzerine etkileri
Beyaz tohum kabuğuna sahip fasulye (Phaseolus vulgaris L.) çeşitlerinde düşük tohum kalitesi tarla çıkışında problemlere neden olabilmektedir. Türkiye’de fasulye tohumluk üretiminin büyük bir kısmı, kuru ve sıcak yaz sezonuna sahip olan Konya düzlüklerinde üretilmektedir. Fasulye tohumları, farklı ticari tohumluk üretim tarlalarından elle hasat edilen bitkilerden, %11 ile %20 arasında değişen tohum nem içeriklerinde elle veya mekanik olarak ayrılmışlardır. %14 tohum neminin altında makineli ayrımlarda, en düşük normal çim oranı, anormal çim oranınında önemli ölçüde artışın yanısıra kırık tohum kabuğunun görülme sıklığının arttığı belirlenmiştir. İki farklı lokasyonda yapılan tarla çıkış testi, %11 tohum neminde makine ile ayrılan tohumlarda çıkıştaki azalmanın bir kanıtı olmuştur. Bu bulgu, tohum kalitesinin korumunu isteniyorsa, fasulyede tohum nemi %14’ün altında ise makineli hasat ve ayrımın yapılmaması gerektiğini göstermektedir
Türkiye’de Yağ Gülü (Rosa damascena)Üretimi ve Ticaretinin Gelişimi
Türkiye’de uçucu yağ üretiminin büyük kısmını gül yağı oluşturmaktadır. Türkiye dünyadaki en büyük gül yağı üreticisidir. Dünya gül yağı talebinin %50’si Türkiye’den, %40’ı Bulgaristan’dan ve geri kalan %10’u İran, Hindistan, Fas, Afganistan gibi diğer ülkelerden karşılanmaktadır. Isparta yöresi başta olmak üzere, Burdur, Afyon ve Denizli illerinde üretilen “Rosa damascena” isimli gül bitkisinin çiçeklerinden elde edilen gül yağı dünya piyasalarında “Türk gül yağı” olarak bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye’de yağ gülünün üretim ve ticaretindeki gelişmeleri ortaya koymak, sektörün sorunlarını tartışmak, çözüm önerileri sunmak ve SWOT analizi yaparak sektörün güçlü, zayıf yönlerini, tehditleri ve fırsatları belirlemektir. 1980–2009 yılları arasında yağ gülü üretiminde önemli dalgalanmalar olmakla birlikte 4 870 tondan 10 000 tona yükselmiş ve yaklaşık iki kat artış göstermiştir. Türkiye’de üretilen gül yağının tamamına yakını ihraç edilmektedir. 2010 yılı verilerine göre yaklaşık 10.4 milyon dolarlık gül yağı ihracatı gerçekleştirilmiştir. İhracatın önemli bir bölümü AB ülkelerine yapılmaktadır. 2009 yılı verilerine göre toplam gülyağı ihracatı içerisinde Fransa’nın payı %62, Almanya’nın payı %13, ABD’nin payı %10 ve İsviçre’nin payı ise %9 olmuştur. Türkiye yağ gülü üretiminin % 84.41’ni karşılayan Isparta ili kozmetik ve parfüm endüstrisinin tüm ülkede gelişmesi için büyük bir Kozmetik Vadisi oluşturma potansiyeline sahiptir. Bölgede yer alan resmi kurumların, özel şirketlerin, araştırma merkezlerinin ve eğitim kurumlarının işbirliği ile kurulabilecek Kozmetik Vadisi, yüksek rekabet gücüyle, dünya kozmetik piyasasında söz sahibi olabilecek konuma gelebilir
DENİZLİ’DE BİR BİNANIN FARKLI YAKIT TÜRLERİNE GÖRE YAKIT MALİYETİ VE CO2 EMİSYON MİKTARININ BELİRLENMESİ
Bina ısıtmasında kullanılacak olan yakıtın hem ucuz hem de çevreye en az emisyon yayan bir yakıt olması istenir. Bu çalışmada, Denizli İli Merkez İlçesi Karaman Mahallesinde konut ve iş yeri olarak inşa edilen bir binanın dış ortam sıcaklığı -6 oC alınarak yıllık ısı ihtiyacını karşılayacak doğalgaz, kömür, motorin ve fuel-oil miktarları belirlenmiş, yakıt cinsine göre belirlenen yakıt miktarları kullanılarak yıllık yakıt maliyeti ve karbon dioksit (CO2) emisyon miktarı hesaplanmıştır. Çalışma sonunda, binanın yıllık ısı ihtiyacını karşılamak için kullanılacak olan en uygun yakıtın doğalgaz olduğu görülmüştür. Doğalgazın yıllık yakıt maliyeti ve CO2 emisyon miktarı sırası ile 36870,5 TL ve 135756,0 kgCO2 olarak hesaplanmıştır
Kendiliğinden Yerleşen Betonlarda Çökme Kaybının ve Kalıplama Zamanının Sertleşmiş Beton Özellikleri Üzerindeki Etkisi
Gelişen teknoloji ve ihtiyaçlara paralel olarak betondan beklenen özellikler her geçen gün değiştirmektedir. Artık günümüzde betonlardan sertleşmiş özellikler açısından yüksek performansın (yüksek mukavemet ve durabilite, en düşük geçirgenlik vb.) yanı sıra taze beton özelliklerinde de (yüksek işlenebilirlik ve bu işlenebilirliğin en uzun sürede korunması, taşıma ve iletme sürelerinde uzunluk vb.) beklentiler değişmiştir. Bununla birlikte taşıyıcı elemanlarda yoğun donatı nedeniyle en büyük agrega tane çapında da hızlı bir şekilde azalma meydana gelmiştir. Bu çalışmada 3 farklı çimento dozajında (350, 400 ve 450 kg/m3), en büyük tane çapı 16 mm olan kendiliğinden yerleşen betonun çökmede yayılma değerleri dört farklı zaman için (karıştırma süresinden sonraki 5., 35., 65. ve 95. dakikalarda) ölçülmüş, bu zamanlarda alınan beton örneklerinin sertleşmiş özellikleri (basınç mukavemeti, ultrases, yüzey sertliği vb.) incelenmiştir. Elde edilen verilere göre zamana bağlı olarak çökme kaybı ve mukavemet değişimleri incelenmiştir
Ormanlık alanlarda toprak sıkışması sorunu
Toprak sıkışması ormanlık alanlarda yaygın olarak görülen bir degradasyon sürecidir. Toprak sisteminin doğal durumdaki strüktürel yapısının, yağış veya mekaniksel dış kuvvetlerin etkisi altında bozulması ve toprak parçacıklarının daha sıkı bir şekilde yeniden dizilmesi toprak sıkışması olarak tanımlanabilir. Sıkışma sonucunda toprağın hacim ağırlığı başta olmak üzere birçok fiziksel özelliği bu durumdan olumsuz etkilenmekte ve toprak-bitki-su ilişkileri bu süreçten olumsuz şekilde etkilenmektedir. Sıkışma, çoğunlukla yoğun olarak kullanılan rekreasyon alanlarında, yerleşim sahalarında, orman istihsal alanlarında, meyve bahçelerinde, tarımsal ormancılık yapılan yerlerde ve fidanlıklarda görülmektedir. Sıkışma doğal olarak oluşabildiği gibi toprak işleme aletleri, ağır makineler, tekerlek trafiği, hayvanlar tarafından çiğnenme ve yangınlar gibi dış etkenler yoluyla da oluşabilmektedir. Toprak sıkışması, bitkisel üretim ortamının fiziksel ve hidrolojik özelliklerinde olumsuzluklara yol açtığı gibi, bitkilerde fizyolojik bozulmalara neden olabilmekte, bitkide büyüme hormonlarının dengesinde ve miktarında değişikliklere yol açabilmekte ve besin elementi alımını da sınırlandırabilmektedir. Bu çalışmada orman örtüsü altındaki topraklarda görülen sıkışma sorununun nedenleri, toprakların fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri ile bitkilerin fizyolojisinde ortaya çıkardığı olumsuzluklar değerlendirilmiştir
Yapay Sinir Ağlari Metodu İle Yağiş Tahmini
In this study, artificial neural network (ANN) models were developed as a new approach to estimate monthly total rainfall (RMT) for Isparta. Rainfall data from Senirkent, Uluborlu, Eğirdir, Yalvaç and Isparta stations in Isparta, operated by the Turkish State Meteorological Service were used to estimate RMT. The various models were developed to estimate RMT using ANN method. Also, multiple linear regression models were developed using the same input parameters for rainfall estimation. The results of ANN and multiple linear regression models were compared with measured rainfall values to evaluate performance of the developed models. The comparison showed that there was a good agreement between the ANN estimations and measured rainfall value