Bilgi Merkezi
Not a member yet
1196 research outputs found
Sort by
ÇELTİK SAPI KÜLÜ ELDE EDİLMESİNDE PUZOLANİKLİK AÇISINDAN UYGUN YAKMA SICAKLIĞI ARAŞTIRILMASI
Beton yapıların çeşitleri her geçen gün artmaktadır. Betonun özelliklerini iyileştirmek dayanıklılığını arttırmak ve ekonomi sağlamak amacıyla beton üretiminde çimento ile birlikte puzolanik özellikte mineral malzemeler kullanılmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda, tarımsal atıklardan, belirli işlemler sonucunda elde edilen külün puzolanik malzeme olarak kullanılabileceği belirtilmektedir. Ülkemizde tarım potansiyeli oldukça yüksektir. Çeltik yetiştirilen bölgelerde, özellikle hasat mevsimi sonrasında meydana gelen çevre kirliliği küçümsenmeyecek boyuttadır. Hem ülke ekonomisine katkıda bulunmak, hem de meydana gelen çevre kirliliğinin azaltılabilmesi için çeltik sapı külünün endüstriye kazandırılması fayda sağlayacaktır. Bu araştırmada, tarımsal atıklardan, çeltik sapı 400oC, 500oC, 600oC 700oC, 800oC, 900oC ve 1000oC sıcaklıklarda kontrollü olarak 1,5 saat yakılarak, öğütülmesi sonucunda kül elde edilmiştir. Elde edilen küllerin puzolanik özelliği fiziksel ve mekanik yöntemlerle analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, puzolanik aktivitesi en iyi olan küllerin, 600oC sıcaklıkta kontrollü olarak 1,5 saat yakılarak elde edilen çeltik sapı külleri olduğu tespit edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Puzolan, çeltik sapı kül
ÇALIŞMA HAYATINDA GÜRÜLTÜNÜN ETKİSİ VE İNŞAAT TEKNOLOJİLERİ EĞİTİMİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
Duyma çevremiz hakkında bilgi algılamada görme duyusundan sonra en önemli, iletişim kurmada ise başta gelen yeteneğimizdir. Kaybedildikten sonra yeniden kazanılma olasılığı olmayan duyma yeteneğimizin çok dikkatli olarak kullanılması şarttır. Gürültü ise insanların fizyolojik ve psikolojik dengesini bozan, iş başarısını azaltan, çevrenin sessizliğini azaltarak ya da yok ederek niteliğini değiştiren hoşa gitmeyen seslerden oluşan önemli bir çevre kirleticisi olarak tanımlanabilir. Diğer sanayi kuruluşlarına göre inşaat sektöründe gürültü, çalışma ortamında sürekli olmamakla birlikte bazı işlerde çalışanlar üzerinde bir iş stresi olarak etkili olabilmektedir. İnşaat teknolojilerini oluşturan birçok alt meslek grubu bulunmaktadır. Bu meslek gruplarında çalışacak nitelikli insan gücünün oluşturulmasında çıraklık eğitimi, meslek liseleri, teknik eğitim ve teknoloji fakülteleri görev almaktadır. Bu eğitim merkezlerinin atölye ve laboratuvarlarında bulunan genç çalışanların karşılaştıkları en önemli risklerden biri gürültüdür. Gürültüye bağlı işitme kaybı ise en sık görülen meslek hastalıklarından biridir ve özellikle gençler bu noktada çok hassastır. Bu çalışmada Afyonkarahisar ilinde bulunan çıraklık eğitimi, meslek liseleri ve üniversitede bulunan yapı laboratuvarı, ahşap ve metal atölyelerinde yapılan desibel ölçümleriyle öğrencilerin maruz kaldığı gürültü seviyeleri belirlenmeye çalışılmıştır. 85 dB kritik seviye olarak düşünüldüğünde birçok cihazın bu seviye ve üzerinde olduğu görülmüştür. Fakat bu tehlikeleri ve riskleri kontrol etmek için yapılabilecek faaliyetlerin olduğu düşünülmektedir
Ayasofya Örneğinde Tarihi Minare Yapılarının Sismik Davranışının İncelenmesi
Türkiye’deki tarihi yapılar göz önüne alındığında minareler, yapı formları itibariyle kültürel miras içinde oldukça önemli bir yer tutmaktadır ve tarihi kültürü yansıtan önemli belirg yapılardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Büyük kentler içinde belirgin olan Osmanlı minareleri ülke genelinde oldukça yaygındır. Türk İslam kültürü sentezinin bir ürünü olan bu yapılar, diğer minare yapılarından tip olarak farklılık göstermektedir. Osmanlı'larda ise 6 adede kadar minare vardır. Minarelerin taş veya tuğla gövdesi genellikle çokgendir, bazen karedir. Gövde burmalı ve yivlidir. Yapısal sistemin sağlıklılığının en iyi göstergesi yüzyıllar öncesinde yapılan bir çok minarenin karşılaştığı doğal afetlere rağmen hala varlığını korumasıdır. Bir deprem ülkesi olan Türkiye’de, mevcut minarelerin deprem sırasındaki davranışlarının belirlenmesi, onların gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemlidir. Bu konuda yapılmış olan çok sayıda çalışma mevcuttur. Bu çalışmalar temel alınarak, gerçekleştirilen çalışmada; Ayasofya minareleri ele alınarak zaman tanım alanında dinamik analiz yapılmıştır. Analizlerde 3 adet deprem ivme kaydı kullanılarak yer değiştirme ve gerilme değerleri elde edilmiştir
HATAY İLİNDE BAZI METEOROLOJİK VERİLERİN GİDİŞ ANALİZİ
Dünya’da birçok ülkede küresel iklim değişikliği, farklı çevresel değişkenler üzerinde önemli etkiler meydana getirmektedir. Bu sebepten dolayı su kaynaklarının yönetimi için hidro-meteorolojik parametrelerde meydana gelen değişiklikleri analiz etmek ve gözlemlemek önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Hatay ilinde yer alan Antakya ve İskenderun meteoroloji istasyonlarının 1970-2010 yıllarına ait ortalama sıcaklık (OS), ortalama nem (ON), ortalama rüzgar hızı (ORH) ve toplam yağış (TY) verilerinin mevsimsel ve yıllık gidiş analizi yapılmış ve anlamlı gidiş belirlenen parametrelerin gidiş eğimleri belirlenmiştir. Gidiş analizinde Mann Kendall ve Spearman’ın Rho testleri, gidiş eğimlerinin belirlenmesinde ise Sen’in gidiş eğim metodu kullanılmıştır. Anlamlı gidiş elde edilen istasyonların gidiş başlangıç yılları ise Mann-Kendall Sıra korelasyon testi ile belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, %95 güven aralığında, Antakya istasyonunda yıllık OS’ta artan, yıllık ORH’nda azalan; İskenderun istasyonunda ise yıllık OS’ta artan, yıllık ON’de azalan ve yıllık TY’ta artan yönde anlamlı gidiş belirlenmiştir
ELASTİK ÖTESİ SPEKTRUM KULLANILARAK YAPILARIN DOĞRUSAL OLMAYAN ANALİZİ
Yapıların doğrusal dinamik analizinde daha karmaşık yöntemler yerine spektral analiz yöntemi kullanılmaktadır. Elastik analiz ile ilgili çalışmalar, spektral analiz ile elde edilen sonuçların, zaman tanım alanında analize ait olanlara yakın olduğunu göstermiştir. İşletme yükleri altında yapı elastik davranış sergilerken, deprem etkisi durumunda elastik ötesi analiz gerekli olmaktadır. Bu çalışmada elastik ötesi analiz için literatürde önerilmiş olan bir yöntem açıklanmıştır. Sunulan yöntemde elastik ötesi spektrum kullanılmaktadır. Çalışmanın sonunda yöntemin değerlendirmesi için bir örnek incelenmiştir
Ağaç kabuğunun yapısı ve yararlanma imkânları
Bu çalışmada ağaç kabuğunun kimyasal ve anatomik özelliklerine değinilerek iğne yapraklı ve yapraklı ağaç kabukları arasındaki farklılıklar ortaya konulmuştur. Ülkemizde genellikle yakacak hammaddesi ve enerji kaynağı olarak değerlendirilen kabuk, içerdiği polifenolik bileşikler ve oduna oranla daha fazla olan ekstraktif maddelerle oldukça geniş bir kimyasal kullanım alanına sahiptir. Çalışma kapsamında kabuğun, şişe mantarı, su arıtıcı ve beton güçlendirici olarak, ses izolasyonu ve ısı yalıtımı amacıyla kullanıldığı ortaya koyulmuştur. İçeriğindeki mantar yapısıyla oldukça iyi su tutma kapasitesine sahip olmasından dolayı malç malzemesi olarak bitkilendirme tasarımında kullanımı irdelenmiştir. Ayrıca, kompost olarak kullanımının avantajları ve dezavantajları değerlendirilerek tür seçiminin önemi vurgulanmıştır.
Anahtar kelimeler: Kabuk, Kimyasal yapı, Malç, Kompos
In vitro antioxidant activity of extracts from the leaves of Hura crepitans (Euphorbiaceae) - a comparison of two assay methods
Hura crepitans (Sandbox tree) of the family of
Euphorbiaceae has enjoyed many ethnomedicinal applications
but little is known about its chemistry and pharmacology. This
research reports the in vitro antioxidant activity of this plant
using two different assay methods. Scavenging effect on 2,
2-diphenylpicrylhydrazyl (DPPH) radical at 517 nm and on
hydroxyl radical generated by hydrogen peroxide at 285 nm in
a UV-Visible spectrophotometric assay. Butylatedhydroxyanisole
(BHA), vitamin C and α-tocopherol were used as reference
standards. There is generally decrease in absorption of DPPH
caused by the extracts. The percent inhibition of the crude
extract increases with a decrease in concentration in the DPPH
photometric assay. The percent inhibition of hexane, ethylacetate
and butanol fractions was low except for the butanol fraction
(50.7 % at 1.0 mg/ml) when compared with standards vitamin
C (90.8 % at 1.0 mg/ml) and BHA (95.4 % at 1.0 mg/ml). In the
hydrogen peroxide assay however, the hexane, ethylacetate and
butanol fractions scavenged hydroxyl radical more effectively
than the standards. The crude extract possessed maximum %
inhibition in both the DPPH and hydrogen peroxide free radicals.
Therefore, H. crepitans has very weak activity as a hydrogen
donor but its activity as hydroxyl radical scavenger is high when
compared to standards used. This study suggests that the crude
and fractions obtained from H. crepitans possess antioxidant
activities which can counteract or prevent oxidative damage in
biological systems caused by the presence of hydroxyl radical
TUĞLA ÖRNEKLERDE ISI TESİRİ SONUCU TERMOGRAFİK DEĞİŞİMLERİN İNCELENMESİ
Termografik görüntülerin elde edilmesinde kullanılan termal kameralar günümüzde, enfrarujlu kameralar olarak da bilinmektedir. Özelliklerinden dolayı bir çok alanda kullanım imkanı bulunan termal kameralar pek çok sektörde problem teşhis etme aracı olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Çorum bölgesinden temin edilen kil ve çeltik kavuzu kullanılarak tuğla örnekleri üretilmiş ardından çimento harcı kullanılarak bu örnekler birbirleriyle birleştirilmiştir. Örneklere verilen ısı sonucunda üç farklı zamanda (10 dak., 20 dak. ve 30 dak.) yüzey ısılarında zamana bağlı olarak meydana gelen ısı değişimleri ve yüzey sıcaklıkları termal kamera kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, artan çeltik kavuzu katkı oranıyla örneklerin görünen porozitesi artmış ve ısı iletkenlik katsayıları düşmüştür. Bunun sonucu olarak elde edilen termografik görüntülerdeki yüzey sıcaklık değerlerinin de azaldığı tespit edilmiştir
ZEMİNLERİN PERMEABİLİTE KATSAYISI VE KONSOLİDASYON ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA: ELAZIĞ ÖRNEĞİ
Bu çalışmada, fiziksel özellikleri belirlenen zeminler üzerinde permeabilite katsayısı ve konsolidasyon özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Proktor cihazıyla deney numuneleri elde edilmiştir. Proktor kabında sıkıştırılmış deney numunelerinden alınan örnekler üzerinde permeabilite ve konsolidasyon deneyleri yapılmıştır. Elde edilen bulgular dikkate alınarak, zeminlerin permeabilite ve konsolidasyon değerlerine göre rasyonel çözüm önerilerinde bulunulmuştur
Sülfat Etkisine Maruz Kolemanit Katkılı Betonların Donma Çözünme Sonrası Bazı Özelliklerinin Araştırılması
Bu çalışmada kolemanit katkılı betonların donma-çözünme etkisindeki özellikleri araştırılmıştır. Su/çimento oranının (s/ç) 0.48 ve çimento dozajının 400 kg/cm3 sabit tutulduğu karışımlarda, kolemanit normal agrega ile %0-10-20-30-40 ve 50 oranlarında yer değiştirilmiştir. Üretilen beton numunelere 28 gün başlangıç küründen (t=0) sonra ve %5’lik sodyum sülfat çözeltisinde (ilave 90 gün sonunda) bekletildikten (t=90) sonra her bir çevrimi 2 saat donma, 1 saat çözülme olmak üzere toplam 30 çevrimli donma-çözülme deneyine tabi tutulmuştur. 30 çevrim sonrasında numunelerin ultrases geçiş süresi, schmidt yüzey sertliği ve basınç dayanımı değerleri ölçülmüştür